Dünya: Dünya Nimeti ile Ahiret Azığı, Takvanın Hakîkati ve Allah İyilik Yapanları Sever
Allah gecenizi hayır eylesin. Cenâb-ı Hakk’ın rızasını hayır eylesin. Hayrınızı, ömrünüzü hayır eylesin inşâallah.
Yalan ve İman
Yalan söyleyen önce kendine düşman, önce Allah’a düşman, dinine düşman. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine sahâbeler geliyorlar: ‘Mümin içki içer mi?’ ‘İçer.’ ‘Kumar oynar mı?’ ‘Oynar.’ ‘Yalan söyler mi?’ ‘Asla!’ Hadîs-i şerîfte buyurulmuştur: bir kimse îman üzerine yalan söyleyemez; yalan söylerken îman ondan gider.
Dünya Nimeti ile Ahiret Azığı
Dünya azığı ile ahiret azığı arasında çok fazla fark yoktur. Eğer dünyada sana verilen nimet ahirete yönelik bir basamak olduysa, ahirete tarla olduysa, o dünyalık cennet nimeti olur. Cenâb-ı Hak sana bir ev verdi ama misafir yoksa içinde; bir sofra kurdurdu ama sofranda misafir yoksa; bir iş yeri verdi ama fakire fukaraya hiçbir şey ayırmıyorsan — o zaman dünyalık olarak verilenler cehennem azığın olur.
Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz. Cennetlik bir hayat yaşıyorsanız cennetlik bir şekilde ölür, cennetlik bir şekilde dirilirsiniz. Cehennemlik bir hayat yaşıyorsanız cehennemlik bir şekilde ölür, cehennemlik bir şekilde dirilirsiniz.
Eğer Kur’ân ve Sünnet’e riâyet ediyorsanız, harama helâle dikkat ediyorsanız, o zaman yediğiniz lokma cennet lokması, giydiğiniz elbise cennet elbisesi, bindiğiniz araba cennet bineği, eviniz cennet köşesidir.
Takvanın Hakîkati: Gösteriş Değildir
Yollarda giderken boynunuzu bükerek gitmeyin; dervişliğinizi izhâr edecek şekilde ağzınızı kıpırdata kıpırdata, 99’luk tespihinizi çeke çeke gitmeyin. Bunlar ehl-i tasavvuf için doğru hareketler değildir; bunlar tevâzû değildir, takvâ değildir.
Hz. Ömer efendimiz yolda yavaş yavaş yürüyen bir gence sormuş: ‘Bir rahatsızlık mı var?’ ‘Hayır yâ Emîre’l-Müminîn, takvamdan dolayı.’ Hz. Ömer kırbaçla vurmuş. Takvâ gösteriş için yavaş yavaş yürümek değildir. Gösteriş için olmadığın bir hâlde kendini öyleymiş gibi göstermek takvâ değil, tasavvuf değildir.
Tevâzû Allah’a olan tevâzûdur: hiç haram işlememektir. Takvâ hiç haram işlememektir. Bu yeter size.
Havf ve Recâ: Korku ile Ümit Dengesi
Bir kısım insanlar takvâ adına, tevâzû adına îman edip iyi amel işlemesine rağmen kendisinin cehennemlik olacağını düşünüyorsa, Allah üzerinde sûizan beslemiştir; en büyük günah-ı kebâirdir, daha ilerisi şirk ve küfürdür. Sakın bunu takvâ adına yapmayın.
Ehli tasavvufun yolu havf ve recâdır: hem Allah’tan korkarız hem de ümit ederiz. Ne Allah’ın cezasını yok görürüz, ne de Allah’ı devamlı ceza edici görürüz. Ortadır: Allah îman edip iyi amel işlemeyen cezalandırır; îman edip iyi amel işleyip iyilikler peşinde koşanı mükâfatlandırır.
Mihenk Taşı: Şer’î ve Tasavvufî Mânâsı
Sarraflar altının ayarını ölçmek için mihenk taşı kullanır; altını taşa sürerler, kezapta kaç ayar olduğu görünür. Şer’î mânâda mihenk taşı: bir kimsenin haram-helâl noktasındaki duruşu. Tasavvufî mânâda mihenk taşı: belâ, musîbet, sıkıntı, dert, hastalık. Bunlarla kişinin hakîkî ayarı ortaya çıkar.
Allah İyilik Yapanları Sever
Allah’ın en büyük iyilik olarak gösterdiği birinci derecede îman etmektir. Bir kimse îman ederse kendine, etrafına, Allah’a, Resûlullah’a iyilik etmiş olur. İyilik kapıları sonsuz: namaz kılmak, zikretmek, yardım etmek, yetimi gözetmek, açı doyurmak, anne babaya hürmet etmek, çocuklara adâletle davranmak, arkadaşlarla hoş geçinmek.
Din komple bir iyilik kapısıdır. Dinin bizden istediği her ne fiil varsa hepsi iyilik kapısıdır. Bir sûfî her anına bir iyilik doldurursa, her an Allah’ın sevgisinin tecellîsindedir. Allah birini severse gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olur.
Zulüm: İyiliğin Zıddı
Birisine kötülük yaparsanız Allah sizden sevgisini alır. Birisine zulmederseniz Allah’a düşman olursunuz. Eşlerinize zulmetmeyin, çocuklarınıza zulmetmeyin, anne babanıza zulmetmeyin. Allah zâlimlerin duâsını kabul etmez.
Sûfîlik iyiliğin üzerine kurulur. Sûizan yok, fühtan yok, bilmediğin bir şeye kızmak yok. Gözünle görmediğin, kulağınla işitmediğin bir şeye hükmetme; sana yalan olarak, kıymet olarak, iftira olarak yeter. İyi insanlardan ol ve insanlara iyilik yapmaya çalış.
Soru-Cevap Bölümü
Ruhlar Âlemi ve Tanışma
‘Ruhlar grup grup askerlerdir; onlardan ruhlar âleminde tanışanlar dünyada da anlaşırlar, tanışmayanlar ise ihtilâfa düşerler’ hadîs-i şerîfi hakkında: ruhlar âleminde beraber olanlar, tanışanlar dünyada da beraber olurlar ve anlaşırlar. Ruhlar âleminde tanışmayanlar bu dünyada da tanışmazlar.
Hızır Aleyhisselâm
Hızır aleyhisselâm’ın kıyâmet zamanına kadar Ümmet-i Muhammed’e hizmet edeceği ve Mehdî aleyhisselâm ile beraber zuhûr edeceğine dâir rivâyetler vardır.
Kaynakça
- Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Îmân, 107 — ‘Bir kimse yalan söylerken mümin olarak yalan söylemez; îman yalan söylerken ondan ayrılır’ hadîs-i şerîfi
- Buhârî, Enbiyâ, 2; Müslim, Birr, 159 — ‘Ruhlar grup grup askerlerdir; tanışanlar anlaşır, tanışmayanlar ihtilâfa düşer’ hadîs-i şerîfi
- Buhârî, Rikâk, 38 — ‘Kulum bana nâfilelerle yaklaşır da sevdiğim kul olur; gören gözü, duyan kulağı, tutan eli olurum’ hadîs-i kudsîsi
- Bakara Sûresi, 2/195 — ‘İyilik yapın; şüphesiz Allah iyilik yapanları (muhsinleri) sever’ âyet-i kerîmesi
- Nisâ Sûresi, 4/79 — ‘Sana gelen iyilik Allah’tandır, sana gelen kötülük nefsindendir’ âyet-i kerîmesi
- Müslim, Kader, 9 — ‘Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz’ hadîs-i şerîfi
- Zümer Sûresi, 39/53 — ‘Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin’ âyet-i kerîmesi (havf ve recâ dengesi)
- Mâide Sûresi, 5/87 — ‘Allah’ın size helâl kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın’ âyet-i kerîmesi
- İmâm Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu’l-Havf ve’r-Recâ — Korku ile ümit arasında dengeli yaşamak
- Kuşeyrî, er-Risâle — Sûfîlerin iyilik anlayışı, zulmün hakîkati ve mihenk taşı kavramı
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi