Aktüel: Türkiye Doğu-Güneydoğu Mes’elesi — Osmanlı Doğu Seferi Tedrîsi; PKK-Ermeni-Batı Bağlantısı
Osmanlı belli bir zamandan sonra boşuna doğu seferi yapmadı. Doğu seferi yaparaktan doğudaki kargaşey ve karışıklığı önledi. Doğudaki kargaşey ve karışıklığı önledikten sonra batıya daha güzel yöneldi. Çünkü oldum olası doğu bu manada Osmanlı için hep başına çorap örülen bir yer olmuştur. Şimdi Cumhuriyetle beraber Osmanlı yıkıldıktan sonra Doğu ve Güneydoğu’da İngilizlerin kurmuş olduğu tezgah sonradan Amerikalılar’ın ortaklığıyla ve sonradan İsrail’in orada kurulmasıyla iyice işin içinden çıkılmaz bir hal oldu. Çünkü o oradaki çok uluslu ve çok üniversiteye sahip bir yer. Çok uluslu terör örgütü, çok uluslu terör örgütü, o normalde Türkiye’nin başına çorap örüyor. Biraz böyle devlet siyaseti olsun.
Şimdi Hakkında
Bu Amerika Birleşik Devletleri’nin Dışişleri Bakanı geldi. Bakanı geldi, herhalde istediğini vermediler, istediğini alamadılar. Döndü, ardından 6-7 tane şehidimiz var. Kargaşa karışıklık devam ediyor. Bunun kurtuluşu, bunun kurtuluşu Türkiye’nin Irak, Suriye’yi komple Osmanlı’dan kalma yerlerimiz deyip alması. Başka türlü bu terör bitecek gibi değil çünkü. Aha diyeceksiniz ki Türkiye’yi Irak yedirirler mi? İster yedirsinler, ister yedirmesinler. Böyle 3 tane, 5 tane, 3 tane, 5 tane, iki de bir de teröre şehit vermektense bir sefer girilsin. Örnekliyorum, Musul, Kerkük zaten milli mücadele esnasında sınırların içerisinde komple alsınlar. Oradan Musul’u, Kerkük’ü aşağı doğru, Halep’e doğru, normal terörle alakalı mesele bu kadar.
Ciğerimizi yakmasın bize. Rabbim devleti yönetenlere ferahset versin. Âmîn. Adalet versin. Âmîn. İleri görmeyi nasip eylesin. Âmîn. Milletimize de ferahset versin. Âmîn. Milletimize de ileri görmeyi nasip eylesin. Âmîn. Metanet versin. Âmîn. Bütün milletimize metanet versin. Âmîn. Çünkü böyle bir mücadelenin içerisinde milletin metanetli olması da önemli. şehitler olacak, yaralananlar olacak muhakkak. Milletçe metanetli olmanın yolunu öğreneceğiz, metanetli olacağız, sabırlı olacağız. Böyle infail uyandıracak hareketlerden uzak duracağız. Devlet düşmanlarından, din düşmanlarından bu tip tavır ve davranışlarından uzak olacağız. Irkçılık yapmayacağız. Oradaki terör örgütü çünkü Kürtlerden oluşmuş bir terör örgütü değil.
Onun başlangıcı Ermeni bir terör örgütüdür. Başlangıcı. Ermenilerden kurulmuştur. Ve ondan sonra kandırılmış orada Kürt çocukları var. Kandırılmış ama parayla ama pulla ama şunla ama bunla. Bu iş böyle uluslararası bir orada terör örgütü var. Orada çocukları savaştırıyorlar. O parasının pulunu da Avrupa, Amerika, Batı destekliyor. Silahlarını Amerika’dan alıyorlar. Para desteklerini Avrupa’dan alıyorlar. Oradaki terör örgütü uluslararası bir terör örgütü. Uluslararası. Onu böyle Kürtlerden derseniz incitmiş olursunuz. Bilgisizlikten bu. Orada Kürt, Türk, Arap, Çerkez bir anlamı yok. Parayı basan orada savaştırıyor milleti. Yoksa Kürtler de, Lazlar da, Çerkezler de hepsi de bu toprakların insana.
Bu toprakların çocuğu. Ayrım yok, ırkçılık da yok. Arab’ın acem’e, acem’in araba üstünlük yoktur. Üstünlük takvadadır demiş. O yüzden ırkçılık, üstün ırk düşüncesi bu ülkeyi bir daha böler. Osmanlı’nın yıkılış sebeplerinden birisi milliyetçiliktir, ırkçılıktır. Osmanlı ne zaman ki milliyetçiliğe döndü, yıkıldı. Bunu da Batılılar döndürdü, Batı standlı olanlar döndürdü. Biz normalde o kimse kendince kendi ırkını ne görüyorsa görsün. Bu sıkıntı değil. Herkes kendi ırkını sevebilir, kendi ırkını bunu açıkça da söyleyebilir. Bunda bir beyesi yok, bunda bir sıkıntı yok. Bunu üstünlük vesilesi ederlerse sıkıntı var. Osmanlı’yı yıkan bu tip kör bir milliyetçilikti. O yüzden ülke tekrar kör bir milliyetçiliğe dönerse yine yıkılır.
Allâh muhâfaza eylesin. Âmîn. O yüzden oradaki terör örgütü öyle Kürtlerden oluşmuş bir terör örgütü değil. O yüzden Kürt kardeşlerimize karşı içinizde böyle buğuz beslemeyin. Biz terörün her türlüsüne karşıyız. Türkiye’ye olan bütün saldırılarının hepsine de biz karşıyız. Kimden gelirse gelsin, arkasında kim olursa olsun. Ki kaldı ki bunun arkasındakinden hepsi de Batılı. Bakın terör örgütlerinin arkasındaki kuvvetler Batılı ama bizde hala da böyle bizim canımızı yakan Batı’ya karşı hayranlığımız var da. Ya buradaki bu terör örgütlerini destekleyen, besleyen, maaşlarını veren Batı. Bizim çocuklarımızı, bizim gençlerimizi şehit eden orada Batı. Fransa, İngiltere, Belçika, Almanya, İngiltere, Amerika, İsrail.
Bizim çocuklarımızı şehit eden güç bunlar. NATO, bildiğiniz NATO. Bildiğiniz Amerika. Ama biz Müslümanlarda bilhassa Türkiye’de öyle bir anlayış oluşturdular ki biz katilimize hakaret ediyoruz. Öyle bir anlayış oluşturdular ki biz katilimize hayranız. Biz katilimize aşığız. Biz katilimizin emrindeyiz. Katilimizin emrindeyiz. Şehit veriyoruz hemen hemen her gün. Savaşıyoruz, savaştığımız kimseler onların askerleri. Ama dönüyoruz bu tarafa, biz Batılı olacağız diye uğraşıyoruz. Müslümanı da, gayr-i Müslim’i de. Batılı olacağım diye uğraşıyor. Batı’nın kültürünü, Batı’nın ne kadar ahlaksızlığı varsa, ne kadar kültür denilen ahlaksızlık varsa bizim içimizde kol geziyor. Ya bu aynı Batı bizim çocuklarımızı şehit ediyor.
Aynı Batı bizim, normalde bizim çocuklarımızı yetiştirip büyütüp 20 yaşına, 25 yaşına getirdiğimiz çocuklarımızı şehit ediyor. Sen nasıl bir Batılı gibi düşünür, nasıl sen Batılı’yı seversin, Batı’yı seversin? Böyle enteresan tezatlık var bizde. Enteresan tezatlık var. Bir de şu var bizde. böyle bir şehit haberi olduğunda içimizdeki namussuzlar, şerefsizler, hayseyesizler, sütü bozuklar, kanı bozuklar askere ve devlete salvo atmak için sanki sütrenin arkasında bekliyorlar. Bu insanların bu devletle alıp veremediklerine, askeriyeyle alıp veremediklerine, Türkiye Cumhuriyeti devleti milletinden alıp veremediklerine belli değil. Ak partiye kızabilirsin, ak partiye oy atmayabilirsin. Ya bu devlet meselesi, bu milletin meselesi, bu ak partinin meselesi değil ki.
Bana ne ak partiden, kara partiden, A partisinden, B partisinden. Sonuçta tazecik dal gibi fidanlar toprağa gömülüyor ya. Bunu fırsat bilip sen devlet düşmanlığı, millet düşmanlığı, asker düşmanlığı nasıl yapıyorsun? Bunlar ya Ermeni bozması öyle. Bunlar Müslüman demeye dilim varmıyor benim. Biz şehit olan çocuklarımızın partisini mi biliyoruz şimdi? Şehit olan çocuklarımız biz hangi hizbe mensup, hanefi mi, şafi mi, maliki mi, onu mu biliyoruz? Vatan görevi denilmiş, yola çıkılmış, vatan görevi denilmiş, sınırda bekliyor. Oradan bir grup besleme terörist saldırıyor. Biz şimdi şehitlerimizin hangi ırktan olduğunu, hangi dini mezhepten olduğuna mı bakıyoruz? Bu düşmanlığı nereden çıkardılar, nereden ürettiler bilmem.
Yok, gavura satılmış. Ruhu sarışın çok ne yazık ki. Allâh bizi affetsin. Rabbim ülkemize birlik beraberlik versin. Milletimize birlik beraberlik versin. Her türlü olumsuz koşullara karşı mücadele etme metaneti ve cesareti versin. Dünya güvenli değil. Dünya güvenli değil. Dünya güvenli değil. Az önce gelirken haberlerde dinliyorum, Birleşik Amerika Devleti, dikkat edin buraya, HUSİ’lere yardım ediyor diye, Suudlu bilmem kaç tane şirketin paralarını blok etmiş. Bakın şu anda Yemen’deki HUSİ’ler Şia. Sünni değil. Suudlular ne? Vahabi. Bir Vahabi’nin bir Şii’ye yardım etmesi düşünülemez. Ama bu Amerikan köpekleri, bu Amerikan itleri, İstedikleri anda, istedikleri bir Müslüman şirketin parasına çökebiliyorlar.
Terörle bağlantı kurdurup mahkeme kararın mı var? Yok. Uluslararası bir mahkeme kararı mı var? Yok. Adam diyor ki ben terörle bunu bağlantılı yapar, onun hesaplarına el koyarım diyor. Hesaplarına el koyuyor. Bakın dünya üzerinde artık herhangi bir güvenli bir bölge yok. Dünya kaosun üzerinde yürüyor. Sen bankada paran var diyorsun, adam hemen pat Amerikadan bir mail gönderiyor, senin paranı blok uyguluyor. Sen istediğin kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı ol veya nerenin vatandaşı olursan ol. Seni istediği anda terörle bağlantı kurdurup senin paranı blok edebilir. Zaten dolar alıp satıyorsan, dolarla bir iş yapıyorsan senin bankaya yatırdığın dolar Amerikan bankalarından geçiyor. Amerikan Merkez Bankası’ndan geçerekten mal aldığın yere gidiyor.
Amerikan Merkez Bankası’ndan geçmeden gitmiyor. Böyle bir emperyalist baskının altındayız. Böyle bir emperyalizmin altında yaşıyoruz. Biz de Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olarak aslında bizim de güvenliğimiz yok. ne kullanıyorsun? Facebook. Facebook’ta benim böyle bir kenarda duran bir hesabım vardı. Bir iki sohbet, bir iki İsrail ile alakalı bir şeyler paylaştım. Tak askı aldı. Bu İsrail meselesi çıktığından beri iki üç sefer bütün hesaplarıma saldırı oldu. Hiç bugüne kadar böyle bir şeyler olmazdı. Daha pazartesi sanımıydı neydi? Gene benim telefona saldırı oldu. Kitlendi yine telefon. Bu ikinci oluyor bu arada. Güvenlik diye bir şey yok, güven diye bir şey yok. İsrail ile alakalı böyle bir şeyler paylaşınca düşünebiliyor musunuz?
Telefonlarınız da güvenli değil. Hiçbir şey güvenli değil, güvenliymiş gibi gösteriyorlar. Güvenliymiş gibi gösteriyorlar. Allâh bizi affetsin. Bizim de o saldırılardan korkacağımız, çekineceğimiz yok. O yüzden ne kadar saldırılarsa saldırsınlar içerideki köpekleriyle, dışarıdaki köpekleriyle. Ben yine diyeceğimden vazgeçmeyeceğim. Allâh Siyonistri’li İsrail’i, Masonları batırsın. Hepsinin üzerine lanet yağdırsın. Allâh Amerika’yı, İngiltere’yi ve destekçilerini batırsın. Hepsinin üzerine lanetini eksik etmesin. Hepsini de dağıtsın. Âmîn. Onların saldırmaları bizim hamdolsun hem imanımızı kemale erdirir, hem de bizi daha da keskinleştirir. Evet, konu başlığında kaldıydık.
Mesnevî 1855. Beyt’in Tedrîsi — «Halkın Bir Kişiyi Ululamasının ve Parmakla Gösterilmenin Kötülüğü»
Halkın bir kişiyi ululamasının ve halk tarafından parmakla gösterilmenin kötülüğü. Konu başlığı bu. parmakla gösterilmek, insanların böyle met edilmesi, ululanması demek met edilmesi. Onların böyle fazla revaçta bulunması. Tabii burada bir şeyi ayırt etmek lazım. Meşhur olmak mı, yoksa meşhur olmayı istemek mi? birisi ululandı, büyük görüldü, birisi de büyük görülmeyi istedi. İkisinin arasında fark var. birisi takdir edilmeyi istedi, birisi takdir ediliyor. Arasında fark var. Arasında fark var. Birisi övülüyor, birisi övülmeyi istiyor. Arasında fark var. O yüzden bu böyle meşhur olmayı isteyenler, ululanmayı isteyenler, toplum içerisinde tribünlere oynarlar tabiri caizse. Onlar böyle herkesin kendisine rağbet etmesini, ondan sonra herkesin kendisine böyle ihtimam göstermesini isterler.
Aslında insanlardan rağbet beklemek, insanlardan met-ü sena edilmeyi beklemek, şöhret istemek insana afet getirir. Allâh muhâfaza eylesin. Bunlar insanı toplum içerisinde ve Allâh nezdinde insanları felakete götüren şeylerdir. O yüzden mesela bazı insanlar ama dini olarak ama dünyevi olarak veya mesleki olarak şöhret olmak isterler. O şöhret olmak isteyenler de sonuçta batarlar. Bu şimdi Ali burada, Ali’yi biz onlardan saymıyoruz. var ya sanat camiası dediğimiz ülkemizde şöhrete oynayanlar. Ne kadar daha fazla nereni açarsan daha fazla şöhret olursun. Ne kadar daha absürt bir şeyler yaparsan ne kadar fazla şöhret olursun. Bunlar gün geçtikçe ne yapıyorlar? Batıyorlar, bir sürü ahlaksızlığın içine giriyorlar, bir sürü pisliklerin içine giriyorlar, bir sürü necaset dehlizlerinde dolaşıyorlar.
Bir bakıyorsunuz her biri uyuşturucu müptelası olmuş, kadınlar huşa düşmüş, erkekler eşcinselliğe düşmüş. Ama o şöhret budalılığı onları yerle yeksan ediyor. Veya da bir kimse usta, sanatkar herhangi bir meselede o böyle ustayım ben sanatkarım diye olmadık bir şekilde övünüyor. Bu sefer o da ne oluyor? O da bir müddet sonra o da o şöhret ona kötülük getiriyor. Aynı şey dini meselelerde de var. o kimse kendince şöhret olmak istiyor. Çıkıyor televizyona hiç olmadık bir fetva söylüyor, hiç olmadık bir söz söylüyor. O güne kadar herkesin böyle Kur’ân ve Sünnet’e tabi olurken kadınlar hayız halindeyken de oruç tutabilir deyip çıkıyor işin içinden. Bu sefer o sanki çok ilerici çok çağdaş bir hoca olup çıkıyor başımıza.
Veya da kadınlar normalde ay halindeyken de namaz kılabilir, cinsel ilişkiyi de girebilir diyorlar. Haydi ortalık alabarı oluyor, o onunla meşhur oluyor. Şöhrete doğru koşuyor, şöhret olmak istiyor. Olmadık yerde olmadık şeyler söylüyor. Aynı şey sufilerin içerisinde de geçerlidir. Dergahlarda, tarikatlarda kimisi şöhrete oynar. O şöhrete oynayınca da o bizim tabi sufi terbiyesinin içerisinde çabuk fark edilir, çabuk önlem alınır. O kendi kendisine maneviyatın tabiri caizse bir çağının altına yatar kurbanlık koyun gibi. Ama farkına varın ama farkına varmaz. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden böyle şöhret olmaya oynayanların, meşhur olmaya oynayanların, ister dini olsun ister dünyamı olsun onlar bir afiyete kurban giderler.
Ve onlar böyle tabiri caizse fitne dolaştırırlar etraflarında. Ve aynı o fitne çukurunda kendileri de boğulurlar. Kendilerinin boğulmasıyla kalmaz. Onlar etraflarını da ne yaparlar? O fitne çukurunda kirletirler, boğarlar. Allâh muhâfaza eylesin.
Müslim Hadîsi — «Mal-Şöhret Hırsı İki Aç Kurtun Sürüye Saldırışı Gibi»
Müslim’den hadîs-i şerîf. Mal ve şöhret hırsının insana vereceği zarar iki aç kurdun bir koyun sürüsüne saldırdığı zaman vereceği zarardan daha çoktur. Bu mal hırsı, bu şöhret olma hırsı bütün insanlara zarar verir. Müslümanca, Mümince düşündüğümüzde Müslümanların içerisinde genelde bu mal ve şöhret hırsı siyasilerde de olur. Dini siyasete alet edenler, siyasete dini alet edenler bunlarda da olur. Bunlar şöhrete düşerler, mal hırsına düşerler. Şimdi bir kimse yöneticiliğin zorluğunu bilmiş olsa yönetici olmak için sıraya girer mi? Şimdi deseler ki belediye başkanı olacak olanlar, sokakta bir tane aç varsa bunun sorumluluğu sana ait deseler. Ve sokakta bir tane aç bulunduğunda ona deseler ki sana seksen değnek sopa vuracağız.
Kim belediye başkanlığı için sıraya girer? Çıkaracağız seni heykel meydanına, kış kıyamette birisi üşüdüyse sorumlusu sensin, birisi aç kaldıysa sorumlusu sensin. Birisi sokakta kaldıysa sorumlusu sensin. Sen bu sorumluluğu düzgün bir şekilde yerine getiremedin, evet. Her sorumluluğunu yerine getiremedin şahıs için 10 değnek vuracağız deseler. Kim belediye başkan olur? Kimse olmaz. Sorumluluğu yerine getiremedikleri halde getiremeyeceklerini bile bile neden bu kadar çok başkan olmak için millet sıraya giriyor? Düşündüğün zaman bir sürü şey çıkıyor değil mi? ben milletvekili tanıyorum, milletvekili olduğunda hiçbir şey yoktu. Milletvekili oldu, çok zengin oldu. Evet. O zaman demek ki mal hırsı var işin içerisinde, şöhret hırsı var.
Bu mal ve şöhret hırsından dolayı çünkü onlar Müslümanlara da zarar veriyor. İslam dininin gidişatına da dinin içerisindeki müntesiplerinin gidişatlarına da zarar veriyorlar. birisi bir cemaatin başındaki bir kimse bir şey yapıyor, bütün Müslümanlara mal oluyor, öyle değil mi? şimdi böyle çok açık da konuşamıyorum, konuşsam da bir çekintim yok. Adam Almanya’dan yazıyor bana, Şeyh Efendi ben Bursa’ya gelip senden şehlik icazeti alabilir miyim? Alabileceksem geleyim, sizlerle bir cemaat yapın. Bizi bir cemaat yapın. Ben bir cemaat yapıyorum, bir cemaat yapıyorum. Şehlik icazeti alabilir miyim? Alabileceksem geleğim, sizi ziyaret edeyim. Hayatımda ömrü hayatımda, dervişlik hayatım boyunca hiç duymadığım şeyler benim bunlar. bir kimse icâzet mi istermiş, şehlik mi istermiş, adam ama şöhret olacak. böyle bir şey istiyor adam.
Bu normalde neden sen Allâh rızası için orada hizmet ediyorsan, devam et hizmetine. Orada milleti zikrullâh yaptırıyorsan, devam et zikrullâh yaptırmana. İlaq şeyh mi olman lazım? Ama icazetsiz de olmayacağını düşünüyor kendince. Şöhret olacak, Allâh muhâfaza eylesin. Etrafa zarar veriyorlar. Tekrar bir hadîs-i şerîf daha.
«Bir Kimsenin Parmakla Gösterilmesi Zarar Olarak Kendisine Yetişir» Hadîsi — Hayırlı İşlerde Bile
Bir kimsenin parmakla gösterilmesi zarar olarak kendisine yetişir. Bir kimseye parmakla gösteriliyorsa ona zarar olarak yetişir. Bu gerçekten normalde yaşanılacak bir şey değil. o parmakla gösterilmek. bunu böyle konuşuyorum, hakkınızı helal edin. Ben hiç çarşıya çıkmak istemiyorum. Ben sokağa çıkmasam çok memnun olacağım. Dostu oraya gidip bir alışveriş edemiyorsun. asla bir pazarlık da yapamıyorsun. Oo, Mustafa hocam sensin. Hocam buyur hoş geldin. Tamam bitti. Ne pazarlığı yapacaksın ki? Ya tanıdık bir kimseden alacaksın? Ya da dolaşmayacaksın. Pazara çıkmışım bir maydanoz açacağım. Adam selfie yapacağım diyor yaşıyor benimle. Tamam bitti, o da bitti. Yok hiçbir yere çıkmıyorsun. Allâh muhâfaza eylesin.
O aslında insana zarar. Kendini bilen bir insan için zarar. Veya dervişlerin arasında vardır öyle. Kendisini büyük gösterir orada. Ululanmak ister. Orada methedilmek ister. O böyle her şeye maydanoz olur. Gürkan sen bilmezsin yavrum biz eskiyiz. Biz biliriz. Sen benim dediğimi yap. Biz ta Abdullah efendiden beri dervişiz. Sen benim dediğimi yap. Ya bu böyle ama sen boş ver sen. Sen benim dediğimi yap. Meşhur çünkü o. O biliyor çünkü. O eski derviş. Ululanmayı istiyor. Methedilmeyi istiyor. Allâh muhâfaza eylesin. Parmakla gösterilmeyi istiyor. Bilinmeyi istiyor. Allâh bilinmekli istedi. O da bilinmekli istiyor. Ben nasıl bir dervişim? Bilin bunu. Biz neler gördük kardeşim neler. Sen şey efendinin zamanında evinden dışarı çıkmıyordun.
Ne gördün? Hatta mektup yazdınız. Telefon açtınız. Bizim memuriyetimiz iptal olursa bizim paramızı Mustafa abim ödeyecek diye. Siz neden evden dışarı çıkmadınız? Sohbetlere bile gelmediniz. Basılacağız diye. Memuriyetimiz gitmesin diye. Allâh muhâfaza eylesin. Sahâbe diyor ya Resulallah hayırlı işlerde parmakla gösterilmek de böyle midir? Hayırlı işlerinde de parmakla gösterilmek böyle midir? Buyurdu ki evet hayırlı işlerde de olsa onun için şer olur. Ancak Allâh’ın merhamet ettiği, koruduğu müstesnadır. Şer işlerinde parmakla gösterilmek zaten zararlıdır. O zaman bazıları meşhur olur. Allâh onları korursa onlar kendilerini kurtarırlar. Ama Allâh onları korumazsa onlar kendilerini kurtarmazlar.
Bunu da sakın kendi nefsinize yormayın. Bu Allâh’ın dostları için velileri için bu. Onlar böyle bu konuda meşhur olmayı istemedikleri halde Allâh onları meşhur eder. Dinini ayakta tutacak. Onlar meşhur olmayı istemezler. Onlar tribünlere oynamak istemezler. Ama ona rağmen Allâh onları meşhur eder. Allâh birisini meşhur ediyorsa onun yanında korumasını da verir. Onlar Allâh’ın koruması altına girer. Ancak kendilerini böyle koruyabilirler. Allâh muhâfaza eylesin. Âmîn.
Beyhakî Hadîs-i Şerîfi — «Allâh’ın Korudukları Müstesnâ»; Velîlerin Şöhret İstememe Hâli
Allahu Teala’nın korudukları müstesna insana zarar olarak din ve dünya işlerinde parmakla gösterilmesi yetişir. Beyhakî. O zaman Allâh’ın korudukları müstesna geri kalan zararda. Allâh muhâfaza eylesin. kemale ermeyen, nefis terbiyesi görmeyen bir insanın din ve dünya işlerinde şöhret sahibi olması dinine de, dünyasına da zarar verir. Allâh muhâfaza eylesin. Âmîn.
Mesnevî «Vücut Kafestir» Mecâzı — Ruh-Can-Nefis Karışıklığı; Kötü Ahlâkın Kalbe Diken Batırması
Ten kafese benzer. Girenlerin, çıkanların, insanla dostluk edenlerin aldatmasıyla can bedende dikendir. Vücudumuz ruh için kafes gibidir. Can için kafes gibidir. Vücut kafestir. Ve ruh bu vücuda üflendiğinde aslında bir kafesten başka bir kafese gelmiştir. Bir kafeste neydi? Ruhlar aleminde ruhların yaratılmasıydı. Ruhlar aleminde ruhlar yaratıldı. Bu bir başkasında başka türlü tecelli edebilir. Ne o? Arı pete gibi hepsi de orada kafesin içerisinde. Kafeste bekletiliyor. Orada peteğin içinde bekletiliyor. Mühürlü. Ne zaman ki ana rahmine üflenecek, ana rahmine üflenecek zaman, tabiri caizse pete açıldı ve direkt o petekten o kimsenin üzerine manevi bir hortum gibi bir yol var. Manevi hortum gibi.
Bir manevi kana. Oradan petekten tak o vücuda geldi. Uyuduğunda uyuyor ya uyuduğunda yine o kanaldan dost doğru yine peteye gitti. Bu tekrar söylüyorum bir başkasında bu tecelliyat farklı görülebilir. Ama tecelliyat bu üç aşağı beş yukarı. Oradan ruhlar aleminde bekletildiği kafesten tabiri caizse beden kafesine üflendi. Ve beden kafesinde de nerede? Yine kafeste. Bu arada da o yolda yine kafeste. Kimler kafeste değil? Manen Emare Levveme Mülhüme mutmainliğe geçmiş olan kimselerde bu kafese girme bir çıt öyle değil. Mutmainliğe geçtiyse Radeye Mardiyeye geldiyse biraz daha özgür ruh dediğimiz özgür ruhlar sınıfına girdi. Ama o yine bir miktarda olsa az bir zaman da olsa o ruhlar alemindeki o kafese tekrar girecek o.
O kafese muhakkak iki günde uykusuz kalsa üç günde uykusuz kalsa bir anlık da olsa o kafese girecek yine. Ama o manevi yolla ben onu hortum gibi size tarif ediyorum ama böyle bildiğiniz su hortumu da değil öyle bir şey değil. Bir manevi kanal öyle söylelim. O manevi kanal ve hatta bu telefon kabloları var ya incecik incecik kabloların içi böyle incecik bir kanal düşünün ince değil de incecik bir kanal düşünün o kanaldan gidip geliyor. o ruh yine bu vücuda girdi kafeste. Orada da kafesteydi kafesten kafese geldi tekrar kafese geçti. Şimdi o ruh vücuda üflendi vücutta şimdi hepinizin ruhu vücudunuzda şimdi ruhla ruh vücuda üflendiğinde canla hemhal oldu karıştı can nefis ruh bakın hepsi de iç içe. bu suyun içerisinde şekerle zehri karıştırmak gibi.
Hidrojenle oksijenin karışmasından su meydana geldi ya bunun gibi ruh da var can da var nefis de var hepsi de karışık işin içerisinde. Ve nefis eğer terbiye olduysa o zaman berraklaştı tadı geldi onun terbiye olmazsa sıkıntı. Şimdi vücudumuza bir zarar geldiğinde bir tarafınıza biz iğneye batırsak bütün vücut acıyı hissetti mi hissetti. Hazret-i Pîr diyor ki girenlerin çıkanların insanla dostluk edenlerin aldatmasıyla can bedende dikendir. Şimdi o zaman bizim arkadaşlık kurduklarımız dostluklarımız düşmanlıklarımız sevdiklerimiz sevmediklerimiz yakın olduklarımız uzak olduklarımız. O zaman bizimle böyle bir ilişkisi var ise o zaman bedene diken oldu bunların hepsi de bu normalde ruh kendi halinde bu iki kafeste durması hep ona ızdırap verir.
Şimdi ruhlar aleminde yaratıldığı kafeste durduğunda orası ona ızdırap vermiyordu. IZDIRAP VÜCUDA ÜFLENİNCE BAŞLADI. Artık dünyada yaşarken o dünyadaki ama dost görünenlerden ama düşmanlardan etkilenmesiyle ruhu ızdırap duymaya başladı. Ve insanın bilhassa kötü ahlakı Kur’ân ve sünnetin dışındaki tavır ve davranışlarından normalde bedendeki ruha tabiri caizse diken batırılır gibi ruh rahatsız oldu. nefsimize nefsimize uydukça şeytana uydukça ruhu biz hançerledik tabiri caizse onu böyle dikenli teller gibi ona acı verdik ona sıkıntı verdik. Hazret-i Pîr diyor ki bedene diken gibidir ve ruh bundan rahatsız olur. Fıtratın dışına çıkmak Kur’ân ve sünnetin dışına çıkmak sadece bedene bedeni değildir.
Aynı zamanda da ruhi bir rahatsızlık söz konusu olur. Bakın sadece bedensiz bir rahatsızlık değildir bu bedeni bir rahatsızlık değildir. Bir kimse Kur’ân ve sünnetin dışına çıkıyorsa bir kimse fıtratının dışına çıkıyorsa o sadece bedeni bir rahatsızlık yaşamaz. O kimsenin ruhu da ne yapar ızdırap çeker. Ruhu da ızdırap çeker. Hazret-i Pîr Allahu Alem bunu söylüyor bize.
«Sırdaşlar-Akranlar-Cömerd» Methiye Listesi — Sufi-Şeyh-Halîfe Met-Sarhoşluğu; Bolu Yolunda Hâtırâsı
Bu ben senin sırdaşın olayım der. Öbürü hayır senin akranın emsalim benim der. Bu der ki varlık aleminde güzellik fazilet iyilik ve cömertlik bakımından senin gibi hiç bir kimse yok. Öbürü der ki iki cihan da senindir bütün canlarımız senin canına tabidir. Bunlar dostlarımızın bize söylediği sözlerdir. Hazret-i Pîr bunları anlatıyor bir insanın etrafındaki insanlar böyle metheder öyle değil mi? Derler ki ben senin sırdaşın olayım. Benden bir laf çıkmaz. Benden bir kötülük görmezsin. Öbürü der ki ya bırak herkesi. Sen sadece benimle konuş benimle sohbet. Senin akranın benim. Seni ancak ben anlarım. Seni ancak ben kıymet veririm. Ben senin değerini bilirim. Bir başkası bilmez. Öbürü der ki cömertlik bakımından, fazilet bakımından senden daha yücesi yok.
Senden daha yükseği yok. Dervişlik açısından senden daha iyi bir derviş yok. Senden daha iyi bir zakir yok. Senden daha iyi bir halife yok. Senden daha iyi bir şeyh yok. Bütün şeyhler gelip senin elini öpmeli. Sen zamanın kutbunun aktağısın. En büyük kutubsun. O yüzden bütün derviş şeyhler gelip senin elini öpmeli. sen varlık aleminin nadide bir çiçeğisin. Etraf dostlar söyler bunları. Öbürü der ki iki cihan da senindir. Bütün canlarımız senin canına tabidir. Öbürü de der ki diyor herkes seni övmeye, met etmeye yoluna girer. Ve herkes seni met etmek için, seni ululamak için sıraya girer. Bütün herkes. Ve bunların hepsini de sana söylerler. Eğer ki sen kemale erdiysen bunlardan rahatsızlık duyarsın.
Yok kemale ermediysen bunlar senin nefsine tatlı gelir. insanların etrafında kanatlanmadan uçuranlar vardır. Bu siyasilerde çok görülür. Bu sufilerde çok görülür. Bu dini meselelerle uğraşanlarda çok görülür. Çok görülen yerler. Siyasilerde çok görülür. O olmasa ülke batar. sen olmasaydın olmazdık. İyi ki varken vardın. Yoksa adımız soyadımız bile olmazdı. Nuh’un oğlundan beri şu millet var. Ya’sef’ten beri şu millet var. Ama o olmasaydı olmazdık. Sen olmasaydın Türkiye battıydı. Tabii. Kurtar bizi baba. Al şapkanı gel. Çık mezarlıktan şimdi. Memleket battı baba ya. Neredesin sen? Ulan öldü. Olur mu ya Fetür nalsın gelsin oradan. Kurtarsın memleketi tekrar. Ulu ulanmak. Sorma. Bizim Şeyh Efendi Allâh rahmet eylesin.
Yok onun gibi bir kimse şimdi. Eee? E biz ona bağlayız kaldık öyle. Ya bunlar Şeyh mi şimdikiler ya? Ben bunu Şeyh Efendi intisâb ettim de çok duyuyordum. Eski dervişlerden. Allâh Allâh. Geylânî Hazretleri vefat edince yol mu kapandı? Ondan daha büyük bir Şeyh mi geldi sonradan? Gelmedi. Yol kapandı mı? Değil. Siyisiyle kesildi mi? Kesilmedi. Hacı Ebu Bekir Baba muhteşem bir zat evet. E ne oldu? Hacı Hacı Haydar Efendi geldi sonra. Ondan sonra Çorumun Hacı Mustafa Efendi geldi. E sonra Abdullâh Efendi geldi. E demek ki gelmiş birileri. Onun kafasında şahıs perestik var. Onun kafasında o hatta bazen şimdi eski dervişler kızıyorlar bana. sen Abdullâh Efendi’yi çok aşırı derecede meth etmiyormuşsun.
Ben de yazdım Abdullâh Efendi’nin Şeyhliği ile alakalı laf söyleyenler varken neredeydiniz? Adam bilmem nereden Sivas’a kadar gitmiş. Sivas’taki dervişleri demiş ki Abdullâh Efendi Şeyh değildi, Mürşid değildi. E Sivaslılar ne yaptınız adama? Ne söylediniz? Hiçbir şey. Adam herkese bunu söylüyordu. Ne yaptınız? Hiçbir şey. Eee? Ama aşırı derecede ululacaklar. Aslında kendilerini ululuyorlar. Kendilerini ululuyorlar. Nasıl kendilerini ululuyorlar? Ölmüş bir şeyhin üzerinden prim yapmaya çalışıyorlar. Tribinlere oynuyorlar. Kendilerini ululuyorlar ki biz hala daha Abdullâh Efendi’nin yolundan gidiyoruz. sen kimsin ki? Biz onun yolundan gidiyoruz. Yavrum ben bu filmi daha önce izledim. Şimdi sizden izliyorum.
Aynı filmi, aynı senaryoyu daha önce izledim. Çorumda. Aynı filmi, aynı senaryoyu daha önce izledim. Çorum Bacı Mustafa Efendi’nin dervişlerinden dinledim. Biz Mustafa Efendi’nin bıraktığı yerdeyiz. Orada kaldınız zaten. O bıraktığı yerde kaldınız. Gidip başka bir mürşid bulamadınız. Kendinizi ululuyorsunuz. Kendinizi diğerlerden üstün gösteriyorsunuz. Ve etraf da sizi aldatıyor. Siz iyi dervişsin. Siz mükemmel dervişlersiniz. Ya sen mükemmel bir derviş olsan zamanın pirini rüyanda görürsün. Sen mükemmel bir derviş olsan zamanın mürşidini rüyanda görürsün. Sen mükemmel bir sufi olmuş olsan, peygamber sana yol çizer. sallallâhu aleyhi ve sellem. Ümmetini meydanda mı bırakır o? Ümmetini meydanda bırakmaz.
Sen iyi bir sufi olsan, öyle methedilen bir sufi olmuş olsan, Allâh yolumuza mücehede edenlere yolumuzu açarız demiş. Sana zamanın dostunu rüyasında gösterir. Göstermiyorsa sana, o zaman sen iyi bir sufi değilsin. O zaman kalkıp da birbirinizi ululamayın. O zaman başkasının seni ululamasına da müsaade etme. E siz toplanmışsınız on kişi, herkes birbirini ululuyor. Mübarek, hadi bakalım sen ders yaptır. Yok sen daha mübareksin sen yaptır. Yok sen daha mübareksin sen yaptır. O bütün mübarekler toplanmışlar orada. E dedim oranın çavuşu yok mu? Kaldı. Abdullah efendi oraya dedim bir zakir tayin etmediydi zaten. Kim orada zakir diyor? Yok çıktı bıçıktı. Bir kardeşimiz rüyasında görmüş. Ne olmuş Abdullah efendi sağlığında vermediği zakirli rüyasında.
Zakirle birbirini bulup, birbirini bulup, birbirini bulup, birbirini bulup, birbirini bulup, birbirini bulup, birbirini bulup, birbirini bulup, birbirini bulup, zakirli rüyasında mı vermiş şimdi? Tık yok. Kardeş, bizi ölülerin idare etmesinden siz daha bıkmadınız mı? Siyaseten ölüler idare ediyor, dinen de ölüler idare ediyor bizi. Ölmüş gitmiş idare ediyor da koca ülke idare olmuyor öyle. Koca ülke idare olmuyor öyle. Şimdi dergahları da ölürler idare ediyor. Ölmüş kardeş. Eğer mezardan idare edilecek olsaydı Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellemden sonra Hazret-i Ebû Bekir Efendimiz halife olmazdı. Eğer mezardan idare edilecek olsaydı Hazret-i Ebû Bekir’den sonra Hazret-i Ömer idarenin başına geçmezdi.
Mezardan idare oluyorsa idi, Osman’dan sonra Ali’nin ilmin şehri isem Ali kapısıdır. Hazret-i Ali Efendimiz o zaman öldükten sonra da idare etmeye devam ederdi. Nereden geldi bu anlayış İslam toplumuna? Ama İslam toplumunun içine girdi. Ya nasıl günün geylanisi varsa bugünün de geylanisi var. Nasıl günün rufaisi varsa bugünün de rufaisi var. Hadiste sabit kırklar mı eksildi? Hadiste sabit üçler beşler yediler mi eksildi? Hadiste sabit zamanın kutbu mu eksildi? Hadiste sabit ebdâllar mı eksildi? Hadiste sabit Mustafâ Özbağ’s sözü olsa kabul etmeyin cümle alemi hiç kimse kabul etmesin. Hadiste sabit her devirde yaşayan ebdâllar var veliler var. Üçler beşler yediler kırklar seksenler yüz yirmiler iki yüz kırklar üç yüz altmışlar beş yüzler.
Hadiste sabit. Sen hadîs mi inkar ediyorsun? Ama ululanmak hoşlarına gidiyor. Kendi kendilerini ululuyorlar kendi kendilerine yapıyorlar. Allâh muhâfaza eylesin. Şimdi bir kimsenin üzerinde bir özellik olmuş olsa o özelliği dile getirilse bu haktır. Bakın bu haktır. Ben böyle şimdi methediyormuş gibi olmayayım. Şimdi Cevdet ustanım ben bugüne kadar bu arabayı tamir edemedim geri gönderdim dediğini duymadım. Böyle bir şey olmadı. Cevdet oldu mu? Yalancı olmayayım bir daha. Ben bunu tamir edemedim buna bilgim yetmedi dediğim bir araba oldu mu bugüne kadar? Hamdolsun olmadı. Şimdi onu böyle nazara vermek için söylemiyorum. Şimdi bir kimse dese ki Cevdet usta bugüne kadar tamire gelmiş herhangi bir arabasını hiç geri çevirmemiş.
Hepsini bir izniyle Allâh’ın izniyle tamir etmiş. Bakın bu Cevdet kendi kendine bunu söylerse bu caiz değil. Bunu kendi kendisine böyle ilan ederse bu caiz değil. Ama bir kimse ben götürdüm Allâh razı olsun hiç kimse tamir edemedi. Cevdet ustaya götürdüm Cevdet usta bunu tamir etti derse bu haktır. Kapının önünde aldığım araba var adamlar tamir edememişler. Gitmedikleri tamirci kalmamış en sonunda kelepir fiyatına ben aldım. He açık açık konuşayım şimdi. Adama telefon açıyorum bir de diyor ki abi bunun motor arızası var alacaksan ona göre al. Cevdet’e dedim Cevdet sen ne iş yapıyorsun dedim ben motor ve mekanikçiyim dedim. Oğlum dedim tam alınacak araba işte. Git al dedim arabayı. Sonra Cevdet’e sordum ne yapmışlar dedi yazılımından uğraşmışlar altını üstünü getirmişler dedi ama bulamamışlar dedi.
Arızasını bulamamışlar yapamamışlar yani. Sende bende bir başkasında o arıza da meydana çıkmaz benim gibi çılgın bir adam da çıkar arıza. 225’e gelince gaz kesiyor. 225’te kesiyor gazı. 225’e kadar basmazsan arıza meydana çıkmıyor. Bende de Allâh ne verdiyse basacağım ben onu. Tabi 225’te gaz kesiyor Cevdet 225’te gaz kesiyor arızası belli çıktı meydana tamam. Ben tabi bu arada da dışarı gidip geliyorum ben dışarı gidip geliyorum. Onda bakacak fırsat olmuyor en sonunda buldu arızayı yaptı şu anda 240 falan basıyor. yanlış anlaşılma denemek için basıyorum 240, 245. Kesilecek mi kesilmeyecek mi gazı diye kesilmiyor. Şimdi burada anlatmak istediğim şey şu bir kimsenin üzerinde var olan bir özellik vardır.
O var olan o özelliği de onun üzerine söylemek de caiz değil. Onun arkasından onu böyle konuşmak caiz. Örnekleyeceğim şimdi X bir kimse hayır hasenat sahibidir. Caizdir bu arkasından konuşuluyor. Senin yüzüne birisi geldi şimdi Cevdet’in yüzüne araba yaptıracak ya o. Onun işi var Cevdet’le. Dedi ki duydum sen ne kadar meşhur bir sanatkarmışsın ne kadar meşhur bir ondan sonra araba tamircisiymişsin. Benim arabamda problem var 10 tane tamirciye gittim bir türlü yaptıramadım. Sen tamircilerin pirisin şıhısın bu çukurda marmara da senden başka tamirci yok. Yüzüne söylerse bu caiz değil. O adam yalakalık yapıyor işini görmek için işini göstermek için yapıyor bunu. Bu doğru değil. Bakın bu doğru değil.
Ve hatta geldi şimdi birisi Hüseyin’e dedik ya Hüseyin abi dedi ya Allâh razı olsun. Tam Bursa’da olmasan burada ne dervişlik kalır ne zakirlik kalır ne dersler olur. Hüseyin’i perişan ediyor adam. Bak Hüseyin’i perişan ediyor. Abi senin yaptırdığın ders farklı oluyor ya. Sen 3 tevhid bile çektirsen sanki biz 100 binlerce tevhid çekmiş gibi oluyoruz. Eyvah yaktı Hüseyin’i. Örnek. Neden? bu tip insanlar insanları böyle yüzlerine karşı ne yapar? Mete derler. Senin gibi bir mürşid yok senin gibi bir şey yok. Senin gibi bir veli yok. Yüzüne söylüyor. Sen yürü ailem yürüyor senin arkandan. Birisi ömrede başımda ağlıyor. Ulan biri ağlıyor. Riyamda mı ağlıyor? Gerçekte mi ağlıyor? Uykusuzum yorgunum.
Ulan belki 1 dakika uyuyayım dedim. Kendi içimden de öyle diyorum. Lan az bir şey uyuyacaktım diyorum. Kim ağlıyor başımda diyorum. Açtım gözümü bizim arkadaşlardan biri sağlıyor. Dedim hayırdır? Abi bu dünya seni nasıl çekiyor ya dedi. Şeyh Efendi yan odada yatıyor. O adam geliyor bana bunu söylüyor. Gözümü açtım. İlk düşmanlık yapacak olan sen olursun bana dedim. Abi Allâh benim belamı versin öyle bir şey olur mu? Verir oğlum böyle söyleme dedim. Verdi. Evet. İlk düşmanlık yapan o oldu. düşmanca davranışların içerisinde o oldu. Şimdi sebep yüzüne karşı vete dilmek çok uygun değil. Ama şimdi desen ki Ali’nin arkasından Ali güzel naat okur. Hakkıdır. Ama Ali’nin yüzüne desen ki şimdi Ali senin gibi naat okuyan yok ya.
Lan adamı uçurdun. Gitti adam. Adam şuradan içeri girerken lan benim gibi burada naat okuyan yok dedi. Öyle girdi içeri. Allâh muhâfaza eylesin. Veya filanca gibi zeybek oynayan yok. Ulan adam kendinde bir şey zannetti. Dur kardeş. Dağlar senin gibi zeybek oynayanlarla dolu. Meçhul. Mezarları meçhul. Yunan kurşununa şehit olmuş. Mezarı meçhul. Eee sen dur sakin ol. Senin gibi nice zeybek oynayanlar oldu. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden bir kimseyin yüzüne karşı met etmek yüzüne karşı böyle ona sen olmasaydın olmazdı demek. Veya sen senin gibi mükemmel bir kimse yok demek. Allâh muhâfaza eylesin. Bu uygun değil. O da halkı kendisinin sarhoşu görünce kibirlenir. herkes onu met ediyor. Met-ü Sena’yı diyor ya.
O da halkı kendisinin sarhoşu görünce kibirlenir. Elden avuçtan çıkmaya başlar. Şeytan onun gibi binlerce kişiyi ırmağa atmıştır. dostlar tarafından, düşmanlar tarafından, met olunan o kimse kendince kendisini bilmez hale gelir. Kendisini inandırır, öyle olduğuna inanır. Ve der ki komple hepsi de bana meftun. Herkes benim sarhoşum. vardır ya öyle de. Sanki ondan güzel bir kız yok. Bütün erkekler ona meftun. Sanki ondan daha yakışıklı bir adam yok. Bütün kadınlar ona meftun. O böyle bir yere girerken bütün kadınlar ona bakıyor. Bütün kadınlar onun meftunu gibi. Biriyle bir yere gidiyoruz. Biriyle bir yere gidiyoruz. Biriyle bir yere gidiyoruz. Biriyle bir yere gidiyoruz. Merdivenlerden çıkıyoruz.
Merdivenlerden çıkıyoruz. Bu Bolu yolunda İsmail’in yeri var. Bu Bolu yolunda İsmail’in yeri var. Oraya çıkıyoruz. Birinci kat çıktık bir sürü böyle İstanbul kadın kız oraya yıkılmış. Bir sürü böyle İstanbul kadın kız oraya yıkılmış. Bu hemen kravatını düzeltti. Saçını başını düzeltti. Uyuyordu arabada çünkü. İkinci kata çıktık böyle kendini daha da. Mustafa abi nereye geldik abi biz ya dedi. Mustafa abi nereye geldik abi biz ya dedi. Üçüncü merdivenlere çıktığımızda bu kraliçede bir şey oldu. Üçüncü merdivenlere çıktığımızda bu bütün kadınlar sanki buna meftun. Üçüncü merdivenlere çıktığımızda bu bütün kadınlar sanki buna meftun. Yanımda böyle eğildim. Yanımda böyle eğildim. Abi buradaki bütün kadınlar kızlar dedim.
Abi buradaki bütün kadınlar kızlar dedim. Senin değil sakin ol. Bu kaldı şimdi. Dedim böyle yapma. Sakin ol dedim ya. Herkes eşiyle çoluğuyla çocuğuyla kahvaltıya gelmiş. Senin değil dedim. Bakma hiçbir yere dedim. Bakma hiçbir yere dedim. Mustafa abi ya öyle değil dedim. Senle son yolculuğumuz olur böyle değil dedim. Senle son yolculuğumuz olur böyle değil dedim. Şimdi o tendini nasıl görüyor? Şimdi o tendini nasıl görüyor? Herkes onun sarhoşu. O yakışıklı takım elbise, kravatlı, jilet gibi giyindi ya. O yakışıklı takım elbise, kravatlı, jilet gibi giyindi ya. Ondan başka hiç kimse yok. Bunun bu dünyevi bir de urevvisi var. Bunun bu dünyevi bir de urevvisi var. O ne? O da dervişli sufilin içinde.
O ne? O da dervişli sufilin içinde. O normalde onu met ettiler ya, onu övdüler ya. Onu övdüler ya. O zannetti ki herkes benim sarhoşum. Herkes bana meftun. Öyle yürüyor yürürken. Dergahın içerisinde öyle hareket ediyor. Yavrum şunu şuradan kaldırıver bakayım. Yavrum şunu şuradan kaldırıver bakayım. Evladım şunu şöyle yap bakayım sen de. Ya sana ne kardeş? Onların başında semazen eğiticisi var. Sana mı düştü onun kolu kanadı? Sana mı düştü onun kolu kanadı? Sen ne oraya edebinle oturmuyorsun? Yavrum sen şunu şöyle yap bakayım. Ya sana ne kardeş? Onun eğiticisi var. Sen bu üfleyemedi bu neyi? Neden? sen nereden biliyorsun? Sen neyzenlik mi yaptın? Çalıştın mı? Yok. E onun başında bir neyi hocası var?
O bakacak ona. Sana ne? Ya Hüseyin abi ya bu derse öyle değil de böyle yaptırsan olmaz mı ya? Ya Hüseyin abi ya bu derse öyle değil de böyle yaptırsan olmaz mı ya? Bak bütün millet böyle bir ders bekliyor senden. Sana ne kardeş? Sen o hale geldiğinde sen de 25 yıl, 30 yıl Mustafâ Özbağ’ın yanında diz çök. Sen o hale gel. E gelemezsin de o zamanlar da geçti. E ne olacak? Sen kabarma. Sen kanatsız uçturmaya kalkma. Birisi Hazret-i Ebû Bekir’in yerine geçebilir mi şimdi? Hiçbir sahâbe geçemez. Sebep? Ya ilk. Hadi ilk ol. E şimdi oktenin yerine kim geçecek? Benim dervişlik hayatımda ilk ders verdiğim kimse. Kim geçecek yerine? Geçmez. Geriye mi saracaksın? Saramazsın. Bak saramazsın. Ben Şeyh Efendi’nin bir zakiriyim.
Şeyh olduktan sonra o. Hadi geriye sar. Saramazsın. Şeyh Efendi’nin yaptığı kendi şehlik zamanında ilk nakibiyim. İlk nakibi nükabbasıyım. Hadi geriye sar. E Şeyh Efendi’nin şehlik olarak ilan etti. İlkim ben. Ahmet Duran abi benden sonra telefon açtı. Bana dedi çünkü Ahmet Duran’ı da arayacağım şimdi dedi. Bana telefon açtı söyledi. Ahmet Duran’ı da arayacağım şimdi ona da söyleyeceğim dedi. Ahmet Duran’ı da arayacağım, ona da söyleyeceğim deyince onun da şeyhliğini bana tebliğ etti yani. Hadi sar geriye şimdi. Yok saramazsın. Olmaz. Sen Sıtkı’ya ne dersen de Sıtkı bizim için ilk dervişlerden. Hadi sar yerine birisini koy. Koyamazsın. Hadi Ali Karadağ’ın yerine birisini koy. Hadi İsmail’in yerine birisini koy Demirtaş’ta şimdi.
Koyamazsın. Kabarma. Bu tespih tanesi gibi nasıl tespih tanesin. İmamiyenin sağındaki sonundaki tespih tanesi kendisi seçebildi mi kendisini? Seçemedi. Tespih dizen getirdi İmamiyenin sağına koydu. Tespih getirdi onu 33’ün başına koydu. Tespih sıralayan getirdi. Şimdi tespih tanesini ben neden İmamiyenin yanında değilim ben neden 3.sıra değilim ben neden 4.sıra değilim Demelüksü var mı? Yok kardeş dervişlik böyle bir şey. Ne zaman ne nasip belli değil. Bulunduğun yerin kıymetini bil. Sen o tespih alakasından kopmamaya çalış. Kendi kendine uçmaya çalışma. Bir kaç kişi seni met etti bir kaç kişinin metine uyup da kendini bir şey zannetme. Şeytan senin gibi binlercesini tabiri caizse suya kadar, dereye kadar götürmüş, su içirmeden getirmiş.
Bu kadar da bir şey yapamaz. Su içirmeden getirmiş. Yeni değil bu. Adem’den itibaren şeytan aldatmış herkesi. Böyle olunca o met edilmek o övülmek o kimsenin içine işliyor. Nefsani bir şey bu. Nefis met edilmeyi istiyor. Övülmeyi istiyor. Ululanmayı istiyor. Alkışlanmayı istiyor. Oysa farkında değil. Nefsi terbiye olmayan bir kimse met edildikçe batar. Hem met eden batar hem met edilen batar. Bak hem met eden batar hem de met edilen batar. Bir kimsenin özelliğini söylersiniz. Bu farklı bir şeydir. Abdullah bizim iyi bir doktordur. Özelliğini söylüyoruz. Cevdet Usta iyi bir sanatçı, sanatkardır motor üzerine. Eyvallâh. İyi bir işidir. Eyvallâh. Bakın olmayan bir şeyi söylemiyoruz. Şaban iyi bir demircidir.
Parçaları marçaları kullanır bir işi meydana çıkarır. Ama Şaban’da büyük bir estetiklik bekleme. Sağlamlık bekle. Bir iş yapsın üzerinde tepinme. Bin kişiyi çıkar üstüne. Hiç sıkıntı yok. Değil mi Şaban? Eyvallâh. Şimdi burada o kimsenin sanatıyla alakalı özelliğini söyledik. Met etmedik. Olmayan bir şey söylemedik. Allâh muhâfaza eylesin. Ama hadîs-i şevk’te Allâh Resûlü buyurdu ki met olunmayı sevmek insanı kör eder ve sağır eder. Kabahatlerini kusurlarını görmez olur. Doğru sözleri kendisine yapılan nasihatleri işitmez olur. Değilemi de. Demek ki met edilen kimse kör ve sağır oluyor. Neden? O met-i senadan kafası dönüyor. O da ayrı bir sarhoşluk bakın. Bakın o da ayrı bir sarhoşluk. O devamlı met edilmeyi istiyor.
En güzel şarkıyı sen yazdın. En güzel gitarı sen çaldın. En güzel semayı sen yaptın. En güzel zehirli sen oynadın. En güzel dervişli sen yaptın. Senin yaptığın dervişlik gibi kimse yapmadı. Senin yaptığın zakirlik gibi de kimse zakirlik yapmadı. Sen muhteşem bir zakirsin. Sen muhteşem bir şeysin. Bütün alem senin peşine takılması lazım ama ne olduysa bunlar kör görmediler senin şeyh olduğunu filan. Sen öyle bir siyasetçisin ki şakşaklıyoruz seni alkışlıyoruz. Sen olmasan dünya batardı. Ona alıştı. Met edilmeye alışınca artık o kendi kabahatini, kendi kusurunu görmedi. Kendine nasihat edenleri de dinlemedi. Birisi o doğruyu iyi, güzelini nasihat etti. Nasihat ettiğin eden dedi ki sen benim halimden haberin yok.
Sen beni bilmiyorsun. Onu da dinlemedi. Allâh muhâfaza eylesin. E şimdi kör ve sağır olunca kendini yükseklerde gördü. Kör ve sağır olunca nasihatleri dinlemedi. Kör ve sağır olunca bunu yapma, bunu etme, böyle düşünme, böyle davranma dedikçe o tabiri caizse dudağının kenarından güldü. Sen nereden bileceksin filan. Ben ona nasihat ettikçe o nasihati anlamadı. Veya nasihat ediciler ona nasihat ettikçe etraftan kardeşi, abisi, eşi, dostu yapma, etme, böyle davranma. O kendini hala da arşa ala da gördü. Şunu demeliydi.
Yûsuf 12/76 — «Her Bilenin Üzerinde Bir Bilen Vardır»; Mûsâ-Hızır Aleyhisselâm Tedrîsi
Yusuf âyet 76. Biz dilediğimizi derece derece yükseltiriz. Her bilenin üstünde daha iyi bilen biri vardır. Sana seni birisi meth ettiğinde sen kendi içinde kendi nefsini hesaba çekmen gerekirdi. Benim iyice günahlarım var. Ben bu meti senaya layık değilim. Benden muhakkak daha üstünleri vardır. Demen gerekirdi. Çünkü normalde ne? Her bilenin üzerinde daha fazla bir bilen vardır. Bu ayeti kerimi okuyunca Musa aleyhisselamın kıssası aklıma geliyor. Musa aleyhisselama kavminden sordular. Dediler ki ya Musa, senden daha alim, senden daha fazla bilen bir insan var mı ki dünya üzerinde? Musa aleyhisselâm dedi ki yok. Hemen vahiy kesildi. Vahiy kesilince Musa aleyhisselâm anladı. Bir hatasının olduğunu.
Dervişlerde de rüya kesilir. Dervişlerde de hal kesilir. Dervişlerde kalbine gelen feyiz kesilir. Dervişlerde zikrullâh’a gitmek istemez. Derse gitmek istemez. Dersi çekmek istemez. Onda manevi bir düşüş var. Onda manevi bir hastalık var. Bir düşüşün içinde. Kabahatı orada burada arama. Kendi nefsinde ara. Kabahatı zakirde, kavuşta, halife de, şeyhte arama. Kendi nefsinde ara. Başka kimsede arama. Musa aleyhisselâm da böyle deyince vahiy kesildi. Vahiy kesilince koşa koşa gitti Tûr-i Sînâ’ya. Tûr-i Sînâ’da kaldı. Dedi ki Ya Rabbi bu hal nedir? Görüşme kesildi. Vahiy kesildi. Cenâb-ı Hak Musa’ya dedi ki Ya Musa filanca yerde dedi. Sordular senden daha ilim bir kimse var mı? Sende yok dedi. Allâh’ın bu tacibine gitti.
Nasıl yok dersin? Var mı ki Ya Rabbi dedi. Bana onu göster. Ben gideyim ondan ilim öğreneyim. Ben gideyim ondan öğrenceğimi öğreneyim. Git dedi denizin kenarında. Tabiri caizse Şeyh Efendi’nin tabiriyle tepeyneğinin altında yatan nice erler vardır dedi. Şeyh Efendi bunu böyle dedi. Şeyh Efendi bunu böyle söylendi. Kepenek ne biliyor musunuz? Çobanların üzerine attıkları keçeden yapılmış dış kıyafet. Soğuktan sıcaktan korur. Kepenek. Önceden dağda bayırda yaşayanlar böyle kepenekler olurdu. Çobanlık yapanlar kepenekler olurdu. Onu hala da yapılıyor Türkiye’de. Ondan sonra onu böyle keçeden yaparlar. Dövülme keçeden orijinal. O keçen bu sabunla bildiğiniz koyun yününün sabunla dövülmesinden döverler.
O koyun yünü farkında değilsinizdir. O yivli setlidir o. İncecik yün Allâh’ın harikası. O yiv set birbirinin içine girer. Dövüle dövüle. İçine ne kurşun girer dikkat edin. Ne yağmur girer ne kar girer. O kepeneğin altına hiçbir şey işlemez. Kurşun atsalar kurşun da işlemez. Kepenek öyle bir şeydir. Tabi kalmadı artık da insanlarda önceden insanlar yün girerlerdi. Yün böyle sağlıklıdır. En sağlıklı yünlü olan kıyafetlerdir. E tabi şimdi gösteriş yok ya bu emperyalistlerin emrine girdik her şey poliester şimdi. Bak her şey poliester. Şimdi yün almaya kalksan da zaten bir yün kazak Murat ne kadardır bir yünlü kazak erkekler için? 2-3 bin lira vardır. Düşünebiliyor musunuz? Bir kazak 3 bin lira.
Yün ama. Nereye alacak insanlar? Git poliestere devam. Poliester aldığımız. Gömlek alacaksan pamuğa pamuk olacak veya yünlü olacak. Nereye alacak bir kimse? Pamuğa pamuk bir gömlek ne kadardır Murat? En az 2 bin pamuğa pamuk. Yüzde yüz pamuk. Eyvah eyvah. Aldığımız poliester gömlekler. Sağlıksız. O yüzden hasta oluyorlar sağlıklarından kurtulamıyoruz kimse. Hepimiz. Sağlıklı giyinmiyoruz sağlıklı da yemiyoruz. Sağlıklı da yaşamıyoruz. Dünya emperyalistlerinin sağlık oyununun müşterileriyiz. Onlar hasta etmek için uğraşıyorlar. Allâh bizi affetsin. o esnada o kimse kendi günahlarını hatalarını düşünülüp de methedilerinin methine uymayıp âyet-i kerîme-i uysa dese ki Allâh dilediğini üstün eder yükseltir dilediğini aziz eder.
Bir bilenin üzerinde bilen vardır. Musa a.s. böyle demedi. Onu ne yaptı? Dedik ki kızıldenizin yanına git. Kızıldenizin yanında dolaşırken dedi ki yanına kurutulmuş balık al. Hikayeyi biliyorsunuz. Balık ne zaman dedi canlandı orada benim bir dostum var. Git ona tabi ol. Kime tabi oldu Musa a.s. Hızır a.s. Çünkü peygamberdi peygamberlik ilmi ayrı Hızır’ın ilmi ayrı. Hızır’ın ilmi ayrı. Onu ne yaptı? Hızır’a tabi etti. Dedik ki git onda ilm-i ledünn var. Ondan ilm-i ledünn öğren. E sende daha ilm-i ledünnün kırıntısı bile yok. Sende ilm-i ledünnün hayali bile yok. Sen kendi kendine şehlik yapmaya kalkıyorsun. Sende ilm-i ledünnün kırıntısı yok. Daha sen dost doğrultuyorsun. Rüya bile görmüyorsun.
Şehlik istiyorsun oradan buradan. Metediliyorsun ya. Metedilince sen kanatlanıyorsun kendi kendine. Kendi kendine uçacak yer arıyorsun. Ben bunu anlatıyorum ya. kumru yavrusu. Bir tanesi duruyor oradan öyle bakıyor bana. Birisi de uçacağım diye uğraşıyor. Attı kendini uçacağım diye düştü. Bereket nereye düştü? Benim tarasa düştü gene. Çırpınıyor orada burada. Ya mübarek daha uçamayacaksın işte. Sen ne yapma oradan attın kendini. Eğer sokağa düşmüş olsaydın kediye yem olacaktın. Kediye yem. E ben tuttum gene koydum onu yuvasına. Ama o yok illa ki kediye yem olacak ya o. Kediye yem olacak. Ben koydum o bir daha attı kendini. Bu sefer terastan dışarı gitti. Ben martıların o cihcihleri kuşun yavrusunu yediğini o zaman gördüm.
Martı bir dip daldı. Pat kaptı gitti onu. İçimden dedim ki olmayan bir derviş oldum havasına girerse yuvadan kendini dışarı atarsa dedim kurdun kuşun yemi oluyor. E kurda kuşa da yem lazım ya. Kuşa da yem lazım ya. Kuşa da yem lazım ya. Kurda kuşa da yem lazım. Sen istediğin kadar onu tutmaya çalışıyorsun nasihat ediyorsun. Yapma etme. Dost doğru yolunda yürü. O yok kanatsız uçacağım diye uğraşıyor. Kendi kendine şehlik edeceğim diye uğraşıyor. Ona buna kendine yok babanı dittiriyor yok dede de dittiriyor. E ben de sizin babanız sayılırım. Ha öyle oluyor hemen oluyor bu. Liman babasıydı ya. E ondan sonra? E ondan sonra yandı Tiyansın. Perişan oldu gitti. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden metedenin metine uymak.
Senden fazla bir bilen var. Kendini vazgeçilmez zannetme. Git bak Emir Sultan mezarlığına Emir Sultan hazretleri de zamanın vazgeçilmeziydi. Git bak Üftâde hazretlerine o da zamanın vazgeçilmeziydi. Git mezarlıklara mezarlıklarda zamanın vazgeçilmez insanları meftun orada yatıyor. Sen yerim dolmaz zannetme. Niceleri gelmiş geçmiş bu dünyadan hepsinin de yeri dolmuş. Hepsinin de yeri dolmuş. Hz. Muhammed Mustafa müstesna. Onun yeri dolmadı hiç dolmayacak zaten. Ama öbür türlü nicelerinin yerleri dolmuş kardeşim sen kimsin ki ya? Kendini bu kadar yukarıda görüyorsun kendini met-ü sena’ya kaptırmış sarhoş olmuşsun. Öbür kür bir şişe rakı içmiş rakının sarhoşu valla o rakının sarhoşluğu geçince biter onun işi.
O kendine gelir ve levvamı der ki ya ulan içmeseydim keşke ya ama içtim mereti der. Onun sarhoşluğunun tedavisi var. Bu metedilmenin sarhoşluğunun tedavisi yok. Sebep kör ve sağır oluyor çünkü. Metedilmek onu kör ve sağır ediyor. Metedilmek onu kör ve sağır edildiği için onun tedavisi yok. O Geylânâ Hazretleri’nin kılıcının önüne gidiyor. Koşa koşa oraya gidiyor. Mübarekte demiş ya biz demiş kılıcı kimseye vurmayız. Ahmaklar koşa koşa gelirler bizim kılıcımıza çarparlar demiş. Çarpma derviş ol, sufi ol, hiçliği yakala. Kendinde bir şey görme. Kendinde bir şey zannetme. Dervişlik adabına, erkânına tabi ol.
«Senin Yerine Birisi Geçemez» — Tespih Tânesi Mecâzı; Hz. Osmân Methiye-Taş Atma Hâdîsi
Senden öncekinden nasıl tabi olmuş? Bugüne kadar adam oturmuş oturduğu yerde hiç ip gibi yaşamış ya. Hacı Mehmet kaç yıllık dervişsin? 93’te evet. 93 2024 30 yıl olmuş bilmez mi adam şehlik yapmaya kendine baba dedirttirmeye? Örnek Hüseyin Ege kaç yıl? Kaç? 33 yıl olmuş daha dur bakalım sen daha dün geldin 33 yıl dizini kırmış oturmuş 10 gün içerisinde olmadan oldum diyecek uçacak herkes 3-5 tane derviş oluyor ya etrafında abi şöyle böyle şunu şöyle olsun bu uçtu adam otur kardeşim ya bu dergahtan niceleri gelmiş geçmiş 36 yılımız olmuş benim nice uçanlar gördük biz sonra baktık ki bir tane üzerlerinde tüy yok kanatlarını yoldurmuşlar tüylerini yoldurmuşlar nice hal görenler gördük nice çok sevenler gördük dedim ya başımda adam hüngür hüngür ağlıyor bu dünya seni nasıl tartıyor diye dedim ilk taşı sana tarsın bana ilk taşı o attı bana nice seni seviyorum diyenler vardı ilk zararı onlar verdi bize ilk zararı onlar verdi malını mülkünü getirenler oldu dedim kardeş kimsenin malından mülkünden işimiz yok bizim sonra ilk taşı o attı kanma methedenin methine birisi seni methediyorsa yüzüne karşı onu dost görme bakın onu dost görme yüzüne karşı seni methediyorsa bu dinle alakalıysa dikkatli ol hatta hadîs-i şerîfi diyor ya seni diyor birisi yüzüne karşı methedersen onu bir avuç toprak at başka bir hadîs-i şerîfin metninde ona diyor taş ona bir avuç taş at diyor hatta birisi hazreti osman efendimizi yüzüne karşı överken gidiyor başka bir sahâbe sahabeye bak sahabedeki ferasete bak hazreti osman efendimiz halife o halifeyken başka bir sahâbe hazreti osman efendimizi methediyor huzurda başka bir sahâbe gidiyor bir avuç taş alıyor o methederken o sahabenin başından aşağıya dökmeye başlıyor bir avuç taşı herkes şaşkın dönüyorlar hazreti osman efendimiz diyor ki ne yaptın kardeşinin başından aşağı taş attın sahâbe diyor ki hazreti peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden duydum ki birisi birisinin yüzüne methederse onun başından aşağı taş atın dedi diyor hadîs biri birisini methediyor kim methedilen hazreti osman efendimiz metheden kim sahâbe o sahabenin başından döken kim yine sahâbe o peygambere tabi sallallâhu aleyhi ve sellem o emîrü’l-müminin emîrü’l-müminin olabilir onu birisi yüzüne karşı methediyor peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetinin dışında sünnetinden saptı sünnetinden sapınca onun başından aşağı bir avuç taş başlıyor taşları avucundan aşağı onun başından aşağı atma,hasreti osman efendimizin huzurunda oluyor bu o zaman ne yapacağız bizi sufilik yolunda birisi methediyorsa yüzümüze karşı dikkatli ol senin elinden tuttu şeytanın ırmana götürüyor seni seni şeytanın ırmanı götürüyor su içilmeden geri getirecek seni su içilecek zannetme çünkü niceleri orada helak olmuş niceleri orada kaybolmuş senin gibi sema eden yok demişler adam da diyor ki etrafında demiş yıllar önce demiş ben olmasam kim sema edecek yoksun sema devam ediyor bak sen olmadan da devam etti sen senden başka neyzen yoktu,o yok bak neyzen de var,neyi de üfleniyor bak,devam ediyor demek ki bir şey doğruysa yol devam ediyor ha tekkü olmayınca bitecek batacak zannet,değil mi herkes yok bak devam ediyor demek ki mekana bağlı değilmiş hiçbir şey,mekana bağlı olmuş olsaydı dağılıp yürüp gidecektik değil mi bak mekan da hüzünlü kapandı orada duruyor altından nasıl kalkacaklar şimdi her gün Allâh denilen sema edilen,zikredilen,tövbe edilen dua edilen yeri kapattılar iyi nasıl bunun altından kalkacaksınız manevi olarak her yerde nasıl yüzüne bakacaksınız Allâh’ın kapalı e bu yol devam ediyor aha burada sema da olacak,zikir de olacak devam ediyor,ne oldu şimdi demek ki öyle değil onun da bir hesabı var onun da bir kitabı var muhakkak e o hesap kitapta görülecek muhakkak Allâh muhâfaza eylesin o yüzden bakın bir mekan da bir mekan olarak da vazgeçilmez değil önemli olan o mekanı mekan eden içindekiler aha burası bak daha önce hamamdı,sonra new portreler çizilen bir yerdi burası evet,biz burada tekke deyken buranın haberleri geliyordu bana efendim içeride bayanları çırılçıplak sövmüşler,portre çiziyorlar resim sanat gösteriyorlar hesapta,evet evet bakın bu mekan burası çıplak portre resimler dersi verilen çizilen bir yerdi burası vakıf malı burası evet bu particilik değil CHP zamanında satılmış ya vakıflar satmışlar o zaman burayı da satmışlar vakıfe satılır mı bizim ülkemizde satılır satılmış şahsa geçmiş şahıstan şahısa geçmiş e Cenâb-ı Hak’am du sena olsun e o zaman için burası burası böyle o ahlaksızlar çıkınca dedik tutalım orayı bize yakın böyle dedik ihtiyacımızı görürüz arkadaşlar soyunurlar,geyinirler sema talimler olur aha şimdi içinde zikrediliyor şimdi içinde sema ediliyor demek ki mekan mekana ehemmiyet içindekinlerle alakalı toparlıyorum o zaman met edilmenin sarhoşu olmayalım dervişlik adabı birisi senin yüzüne met ediyorsa dikkatli ol hatta ona de ki kardeş benim yüzüme böyle met etme ya ben senin üzerinde özellikleri söylüyorum yine üzerime söyleme bakın bir iyilik gördüğünüz bir kimseye teşekkür etmek farklı bir şeydir birisinden bir iyilik gördün kimseye teşekkür etmek Allâh’a teşekkürdir ona başka bir adı şevkta ona diyor misliyle ona hediye ver iyilik gördün bulamadın aynı ile yap onu da yapamadın dua et ve onun diyor arkasından iyiliğini söyle de ki ya Allâh razı olsun iyi bir arkadaştır iyi bir kimsedir biz onun iyiliğini gördük hayırını gördük bu diyor onun sana karşı yapmış olduğu iyiliğin veya hediyenin karşılığı olur diyor burada diyor onun yaptığı iyiliği örtme o iyiliği örtmekte hainlik iyiliği örtmek yok birisinin iyiliğini örtmek birisinin yapmış olduğu iyilikleri saklamak iyilikleri örtmek arkasından örtmek yok o hainlik oldu bir kimse iyi bir insan iyi bir insansa iyilik yapıyorsa arkasından iyi bir insan olduğunu iyilik yaptığını söyle neden? iyiler meth edilsin kötü meth ederseniz zulmetmiş olursunuz ve Allâh’a isyan etmiş olursunuz ve zalimlerden olursunuz kötüyi eğer meth ederseniz şerli bir kimseyi meth edersiniz kötü bir kimseyi meth ederseniz o zaman zalimlerden olursunuz iyi bir kimsenin iyiliklerini örter iyiliklerini böyle saklamaya çalışır halkın indinde sevilen bir insan olmasını istemeyip iyiliklerini örterseniz de zalim olursunuz Allâh muhâfaza eylesin 1855 saat 11 olmuş ama dünyanın lütfetmesi ve yaltaklanması hoş bir lokmadır ama az ye çünkü ateşten bir lokmadır ateş gizlidir zevki meydanda dumanın sonunda meydana çıkar önümüzdeki hafta Allâh izin verirse 1855. beyitten inşâallâh devam edeceğiz haklarınızı helal edin Allâh razı olsun biraz böyle cumartesi içeride hem istişare ediyoruz hem de böyle biraz yaşlılıktan artık neden derseniz anca biraz kafayı toplamaya çalışıyoruz o yüzden bazen genelde keçik alıyoruz bu ara o yüzden hakkınızı helal edin inşâallâh helal etmeyen varsa da söylesin bilelim El Fâtihâ Selametle Âmîn Yemene saldırılması için İngiltere ve Amerika’nın bütün uçaklarına hava sağlarına ve aynı zamanda da hava alanlarını açmışlar umman hariç ne enteresan bir zamanda yaşıyoruz Yemen’deki husiler kadar Müslümanlar cesareti değil düşünebiliyor musunuz?
Q&A: Yemen-HUSİ Cesâreti — Adnan Oktar/Cem Uzan/Prens Andrew CD’leri; 28 Şubat’ta «Korku Hastalığı» Hâtırâsı
yani oradaki Yemen’deki husiler Amerika ve İngiltere’yi kök söktürüyorlar şimdi kök söktürdüklerinden dolayı onlar ne yapacaklarını şaşırmışlar bütün körfez ülkelerini zapturapt altına alıyorlar hava alanlarını ve hava sağlarını kullandırıyorlar sebep çünkü o ülkelerin kurucu babaları İngiltere Osmanlı’dan sonra onları bölüp parçalayıp küçük devletçikler haline getiren İngiltere ve on ülkelerin başındaki o ülkelerin başındaki devlet reislerinin, bürokratlarının hepsinin de Mossad’ın elinde, İngiltere’nin elinde, CIA’nın elinde CD’leri var patladı ya bir bomba şimdi Amerika’da küçük çocukları tecavüz edip kanlarını içme bütün hepsinin de CD’leri Mossad’ın elinde var, CIA’nin elinde var, istediği anda istediği devlet başkanını rezil edebilirler bütün körfez ülkelerinin bütün İslam dünyasının bütün Avrupa’nın dünya liderlerinin hepsinde de bunların CD’leri var dünya liderlerinin büyük bürokratlarla alakalı CD’leri var örnek bir şey söyleyeceğim mevzuyu kapatacağım basına yansıyan bir şey Adnan Oktar’ın villası basıldı mı basıldı ne dediler? 5 bin tane video siidisi ellerine geçti değil mi? bu 5 bin tane CD açıklandı mı basına? kimlerin siidisi olduğu var mı? yok, ne siidisi olduğu belli mi? yok hangi siyasetçinin hangi bürokratın hangi din aliminin hangi şeyhin CD’leri vardı bilmiyor mu? yok iyi bir haber daha size genç partinin başkanı vardı neydi?
Cem Uzandı villası basıldı mı? basıldı villasında birçok CD ele geçirildi mi? nerede bu CD’ler? ne bilgisi vardı siidilerde? nelerin görüntüsü vardı? adamın villasında özel tuvalet tuvaletin altında daha doğrusu villasında özel laboratuvar orada kalan misafirin çok affedersiniz bevlinden ve dışkısından laboratuvara gidiyor direk misafirin neye hastalığı var? ne ilacı kullanıyor? ne hapı kullanıyor? ne hangi tedavi görüyor? sizde elinde nerede bu bilgiler belgeler? devletin elinde kimin acaba neleri vardı biliyor mıyız? bilmiyoruz neden suskun dünya devletleri İsrail’de sayılan 25.000 kişi var sayılan neden suskun devlet başkanları? bildiğiniz Filistinli çocukları alıp götürüyor askerler televizyondan canlı izliyoruz değil mi? küçücük çocukları nereye götürüyor bu namussuz şerefsizler? götürüyorlar satıyorlar çocukları bu aslında çocukların satılışı Irak Savaşı’nda çıktı meydana Irak Savaşı’nda Müslüman çocukları Müslüman kızların ırzına geçilip satılıyordu bu bomba o zaman patladı bastırdılar ondan önce Afganistan’da yaptılar ondan önce Afganistan’da yaptılar Afganistanlı Afganlı çocukları küçücük çocukları kaçırdılar tecavüz ettiler kanlarını içti bu şerefsizler İslam dünyası uyuyor o zaman da bangır bangır bağırdım kendi arkadaşlarım insanlar inanmadı dediler ki nereden çıkarıyor özbabutup sözleri dediler umurunda değil kınanmaktan korkacak değilim Afganistan’da da yaptılar evet Irak’ta daha fazla yaptılar Iraklı çocukları genç kızları hepsini götürdüler tecavüz ettiler kimisini öldürdüler çocuk çocuk 6 yaşında çocuk 5 yaşında çocuk kanlarını alıp kanlarını içip kanlarını kendi gençten içmeyi düşündüler küçücük çocukları seks gölesi yaptılar Iraklı çocuklar sonra götürdüler o kızları 17-18 yaşına gelince getirdiler Lübnan’daki pavyonlara sattılar Mısır’daki pavyonlara sattılar gidin Lübnan’da Mısır’daki pavyonlardaki kadınların büyük bir çoğunluğu şu anda Iraklı Suriyeli kadınlardan oluşuyor evet evet bunlar böyle zalim pislik bunlar böyle kafir pislik bunlar kafir pislik rüyanızda görseniz yemin ediyorum Wallahi de billahi de tillahi de bir hafta 10 gün yemekten içmekten ne yediniz ne içtiniz bilemezsiniz böyle bakarsınız saf saf onlar konuşur dinliyormuş gibi olursunuz dünya ile bağınız kalmaz dünya ile bağınız kalmaz o çocuğun çığlıklarından birden birden çığlığını duysanız dünyayı bırakırsınız eşinizi çolunuzu çocuğunuzu bırakırsınız kendi çocuklarınızın da bir gün öyle olacağını düşünürsünüz düşünürsünüz ama yaşanıyor şu anda canlı canlı yaşanıyor ve İslâm ülkeleri halkları İslâm olan Müslüman olan ülkelerin başındaki krallar devlet başkanları başkanları başbakan yarımcıları bakanlarının büyük bir çoğunluğu ne yazık ki bu bu enses fuuş şeyine oyunu tezgahına geçmiş insanlar şeyhler, alimler, profesörler bu tezgaha düşürmüş insanlar dilleri güdük çıkmasının sebebi bu sessiz kalmalarının sebebi bu sessiz kalmalarının sebebi bu dünyanın şu anda ayağa kalkması lazım kalkmazlar, kalkamazlar kaldıramazlar da sebep bakın basına yansıdı prens andre vare bak bu işin içerisinde değil mi basına yansıdı kim prens andre geleceğin İngiltere kralı şu anda İngiltere kralının da şu anki İngiltere kralında bu tip cd’leri var sapkın cd’leri var onun da o da hareket edemez hepsinin de sapkın cd’leri var hareket edemezler ne yaptı Fransa’da Macron geldi başbakan olarak eşcinsel bir kimseyi yapmak zorunda çünkü sebep onun da cd’si var onun da cd’si var diyorlar ki bak izlet hem telefonuna gönderiyorlar böyle video olarak geliyor senin telefonuna sen kendini görüyorsun evet 28 Şubat’ta beni aldılar bir minibüsün içine Şeyh Efendi ile olan fotoğraflarımı izliyorum ben bütün benim böyle özel aile fotoğrafları şunlar bunlar Şeyh Efendi ile girerken çıkarken böyle ben ona meftum meftum bakarken böyle bildiğiniz fotoğraflar izletiyorlar böyle slide gibi bana böyle tamamen ben de keyifle izliyorum tebessüm ettim dediler ne gülüyorsun ne gülmeyeceğim dedim ya ne güzel fotoğraflar çekmiştiniz dedim Allâh size hidayet eyle ve versin dedim ya güzel fotoğraflar çekmiştiniz bir tane dedim usb’ye yükleyin de bana da verin dedim ana olarak kalsın ben de dedim bende bu kadar fotoğrafı yok çünkü dedim böyle kaldılar dedim siz başka bir yol arayın başka bir şey arayın bunları gösterdiğiniz benim Şeyhim dedim Abdullâh Efendi benim Şeyhim dedim Şeyhim benim Üstad’ım dedim benim dedim Üstad’ım öyle demiyor ama dedi sen Üstatmışsın dedi öyle dediyse de haktır dedim bu sefer öyle dediyse de haktır dedim onun söylediği her şey haktır dedim şimdi onların elinde var benimle alakalı da olsaydı onu da koyarlardı önüme benim susturmak için evet şimdi burada konuşamazdım ben dergahı ben de kepenk kapatırdım onların elinde siydi olsaydı bende arkadaşlar baskı var o yüzden dersleri iptal ettik derdim arardım Şeyh Efendi selamun aleyküm efendim aleyküm selâm bende başındayım efendim burada baskı çok polisler çok geliyor da dersleri bir zaman bir müddet iptal etsek olur mu? olur tamam telefonu kapatıyor adam olur dedi ya aradığı zaten o ya ömredeyiz ben başındayım ben duyuyorum gelen telefonları kimlerini aradığını da biliyorum döndü böyle ben sahında oturuyorum döndü Mustafa Efendi sizin orada bir şey yok mu oğlum dedi hiçbir şey yok efendim dedim hiçbir şey yok dedim de biz haralarla basılıyoruz bende ağda araya yatıyorum arabanın içinde sonra bakın sonradan ne diye telefonu açmaya başladılar biliyor musunuz Şeyh Efendi’ye? efendim orada kalsanız bir müddet gelmeseniz burada bu durumlar çok vahim çünkü bakın böyledir bu işler sen o zehri yutarsan o hapı yutarsan zehri hapı yutarsan etrafı da zehirlersin şeyhini de zehirlemeye kalkarsın sonra Şeyh Efendi benim yanımda arıyorlar efendim burada durumu lan ömreye gitmişiz ömreye gideli zaten bir hafta olmuş 5-6 gün Medîne’ye Münevvere’de kaldık oradan Mekke’ye geçtik 6-7 gün olmuş 6-7 gün içerisinde ülke mi battı korku nefis heva vez Müslümanları durduran bu Şeyh Efendi’yi de korkutuyorlar diyorlar ki gelme bir müddet orada kal hacca kadar orada kal bana döndü böyle böyle diyorlar Mustafa Efendi dedi daha sustum oğlum insan hiç dervişlerini yalnız bırakır da başka bir yere gidermi dedi bunlar nasıl dervişi oğlum dedi arayanların listesi bende var kimler Şeyh Efendi’ye böyle söyledi listesi bende var benim yanımda konuşuyor çünkü hatta telefonu bende duruyor telefon çalıyor bakıyorum kim aramış diyor filanca efendim diyor aç ver diyor açıyorum veriyorum şeyh efendi kulakları az duyuyor ya telefon son seste duymak istemezse zaten kulaklığı kapatıveriyor gereksiz adam konuşacaksa kulaklık kapalı konuşuyor o ondan sonra şeyh efendi sessiz ben işaret ediyorum tamam itti bak işine sonra kulaklığı böyle Mustafa Efendi kapalı kalmış oğlum diyor kapalı kalmıştır efendim diyor ne dedi diyor bir şeyler söyledi efendim diyorum ben duymamız gerekmiyormuş demek ki diyor duymaması gerekmiyormuş onu ben biliyorum ilk defa söylüyorum şimdi bunu okta edebilir onu çünkü hastanede başında duruyor ya o da kulaklık açma kapa kulaklığı kulaklığa hayranız biz okta ile diyoruz kulaklık yine kapalı okta ile işaretleşiyoruz kulaklık kapalı sonradan açılıyor kulaklık böyle asıl kelam arıyorlar onu diyorlar ki efendim burada durumlar vahim şeyh efendi tespiti şu oğlum bir şey dervişlerini bırakır da dervişlerini başıboş bırakır da başka bir yere gider mi mücadeleye devam döndük beraber ömreden döndük o yüzden korku ümmeti muhammedin en büyük hastalığı bakın yemen emperyalizme karşı mücadele ediyor yemenin korkusuzluğunu görün adaleti kim bizim önümüze sağlıyor şimdi güney afrika israeli mahkemeye verdik güney afrika nerede islam ülkeleri hiç birisi de yok hiç birisi de yok seyrediyorum iki gündür güney afrika neresi israel neresi lahi adalet divanı neresi güney afrikadan adalet öğreniyor şu insanlar filistin’den mücadele öğreniyor şimdi müslümanlar yemen’den şimdi büyük devletlerin küçük olduğunu öğreniyor müslümanlar bakın yemen’den büyükmüş gibi görünen devletlerin küçüklüğünü gösteriyor ve yemen şu anda insanların önünde aynı oldu bütün körfez ülkeleri ülkelerini müslümanlara karşı gel geç yeri yapmışlar açmışlar hava alanlarını açmışlar hava yollarını namuslarını peşkeş çekmişler olmayan namuslarını amerikaya ve ingiltereye peşkeş çekmişler olmayan namusları çünkü onların namusları yok evet bir ülkenin namusu olur insanın namusu olduğu gibi ülkenin de namusu olur insanın şerefi olduğu gibi ülkenin de şerefi olur bunlar ne yazık ki namus ve şereflerini kaybetmişler h
Kaynakça ve Referanslar
- Mesnevî 1855. Beyit — «Halkın Ululaması ve Parmakla Gösterilmenin Kötülüğü»: Mevlânâ, Mesnevî, 1. Defter, 1855. beyit civarı; «şöhret-met edilme tehlikesi» — Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî; «iyilik fazileti gizlenmek» — sufî tâbiri — Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb; modern okuma — Mahmud Erol Kılıç, Sûfî ve Şiir; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
- «Mal ve Şöhret Hırsı İki Aç Kurt» Hadîsi: «mâ zi’bâni câi’âni urreselâ fî ğanemin, bi-efsede lehâ min hırsi’l-mer’i alâ’l-mâli ve’ş-şerefi li-dînihî» (Bir koyun sürüsüne salınmış iki aç kurt, kişinin mal ve şeref hırsının dînine yapacağı zarar kadar zarar veremez) — Müslim, Birr 7 (2376); Tirmizî, Zühd 43 (2376); Ahmed b. Hanbel, Müsned 3/456; Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân 5/305; modern uygulamalar — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
- «Parmakla Gösterilmek Zarar Olarak Yetişir» Hadîsi: «kefâ bi’l-mer’i şerran en yüşâra ileyhi bi’l-esâbi’» (Bir kimseye parmakla gösterilmesi şer olarak yetişir) — Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân 6/293; «hayırlı işlerde dahi şöhret zararı» — Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 2/107; «Allâh’ın korudukları müstesnâ» — A’râf 7/188; Yûnus 10/49; «velînin şöhret istememesi» — sufî tâbiri — İbn Atâullah, el-Hikem; modern uygulamalar — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
- «Vücut Kafestir, Ruh için Kafes» Mesnevî Mecâzı: Mevlânâ, Mesnevî; «ruhlar âlemi-ana rahmi-dünyâ kafesleri» — sufî kozmolojisi — Necmüddîn Kübrâ, el-Usûlü’l-Aşara; İbn Sînâ, el-Kasîdetü’l-Aynîye; «nefs mertebeleri (emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziyye, sâfiye)» — sufî terminoloji — Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü; «kalbe diken batırma» mecâzı — Mevlânâ, Mesnevî.
- Yûsuf 12/76 — «Her Bilenin Üzerinde Bir Bilen Vardır»: «nerfeu derecâtin men neşâ’, ve fevka külli zî ilmin alîm» (Dilediğimizi derece derece yükseltiriz; her bilenin üzerinde daha iyi bilen biri vardır) — Yûsuf 12/76; Taberî, Câmiu’l-Beyân 13/82; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb 18/189; «Mûsâ-Hızır Aleyhisselâm kıssası» — Kehf 18/65-82; Buhârî, İlim 16, 44 (74, 122); Müslim, Fedâil 170-174 (2380); modern okuma — Bediuzzamân, Sözler 19. Söz; «ilm-i ledünn» tâbiri — Necmüddîn Kübrâ, el-Usûlü’l-Aşara.
- «Yüze Karşı Met Edenin Başına Bir Avuç Toprak» Hadîsi: «ihsû fî vücûhi’l-meddâhîne’t-türâb» (Met edenlerin yüzlerine toprak atın) — Müslim, Zühd 69 (3002); Ebû Dâvûd, Edeb 9 (4804); Tirmizî, Zühd 55 (2393); İbn Mâce, Edeb 36 (3742); «Hz. Osmân-Mikdâd b. Esved hâdisesi» (Mikdâd’ın metheden bir adamın yüzüne taş savurması) — Müslim, Zühd 69 (3002); Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ 10/241; modern uygulamalar — Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe.
- «Mecâzî Tespih Tânesi Mecâzı»: Sufî silsilesinde nakîb-zâkir-halîfe-şeyh tâyîni — Necmüddîn Kübrâ, el-Usûlü’l-Aşara; Mevlânâ Hâlid el-Bağdâdî, Risâle-i Hâlidiyye; «her makam ilk işgal edenle özdeş, yerine başkası geçmez» — sufî hâtırât — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; «şöhret olmak istemeyen velînin Allâh tarafından yüceltilmesi» — Bediuzzamân, Mektûbât.
- İyilik Eden Sahibinin Adıyla Anılması — «Bi-Misli ev Şükr» Hadîsi: «men sana’a ileyküm ma’rûfen fe-kâfiûhu, fe-in lem tecidû mâ tükâfiûnehû fe-d’û lehû hattâ terev ennaküm kad kâfâtumûhu» (Size iyilik eden kimseye karşılığını verin; bulamazsanız ona dua edin tâ ki karşılığını verdiğinizi anlayasınız) — Ebû Dâvûd, Zekât 38 (1672); Nesâî, Zekât 72 (2567); Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/68, 99; «iyiliği gizlemek hiyânettir» — modern okuma — Hayrettin Karaman, İslâm Ahlâkı; «iyiyi met-zalimi met yasağı» — Bakara 2/258 (zâlimleri övenler zâlim olur).
- Aktüel: Doğu Seferi-PKK-Ermeni Bağlantısı: Osmanlı doğu seferleri tarîhi — Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ; «PKK-ASALA-Ermeni terör birleşmesi» — Mustafa Müftüoğlu, Yalan Söyleyen Tarih Utansın; Andrew Mango, Türkiye’nin Yeni Sahibi; «Mûsul-Kerkük millî sınırlar içinde» — Lozan Antlaşması’nın Türk-Irak sınırı tartışması — Cemal Kutay, Lozan’ın İçyüzü; modern uygulamalar — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri.
- Yemen-HUSÎ Direnişi ve İslâm Dünyâsı Lidersizliği: Yemen iç savaşı (2014-) — Husî hareketinin Şiî kökeni — modern Yemen tarîhi — Vincent Hugeux, Yemen the Forgotten War; «Filistin için Güney Afrika’nın Lâhey Adâlet Divânı’na başvurması» — 2024 Ocak — modern siyâsî söylem; «İslâm devletlerinin sessiz kalması» eleştirisi — Sezai Karakoç, İslâm’ın Dirilişi; Necip Fâzıl, İdeolocya Örgüsü; «kâfir devletlerin CD-şantajla yönetimi» iddiâsı — modern komplo söylemi.
- Karabaş Silsilesi ve Şeyh-Mürîd Tedrîsi: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi — İrşâd Dergisi hâtırâtı; «28 Şubat baskınları, Abdullâh Efendi’nin Mekke’den dönüş tedrîsi» — modern Karabaş hâtırâtı — Mustafâ Özbağ Efendi sohbetleri; modern Karabaş met-şöhret tedrîsi — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Mürîd, Zikir, Tevhîd, Nefs, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı