Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2024 ·

2024 Sohbeti #31 — Çorumlu Mustafâ Efendi Dergâhı, Horasânî-Hüseynî Yol ve Esmâ Zikir Tatbîkı

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2024 Sohbeti #31 — Çorumlu Mustafâ Efendi Dergâhı,…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Çorumlu Mustafâ Efendi Dergâhı ve Horasânî-Hüseynî Silsile Bağı — Tarîkat-ı Nakşî Geleneği

Çünkü Horasânî yol Hüseyinli yolu Hazreti Hüseyin Efendimizden gelen silsileti. Bu yüzden o Horasânî ve Hüseyinli. Şimdi tabii bundan normalde bazı arkadaşlarımdan o affedip ama bizim yolumuzda var bir şey. Bu yapacağımı söylediğimde ben yaklaşık benーン burada Bayağı buluştu. Bayağı gayret yaptı. Bunlar da hayatın güçlü. Bunlar da hayatın hükmü, hükmü, karalar, devam ettiren gençlerden bir şey. Bunlar da yetiştiren bir şey. Bayağı uzun bir köşe çözdüğünü söyledi. Bunlar tabi cahitse yerinden yabranmış, yerinden bu arkadaşlar var. Eee tabii onun güzellik içinde güzel bir anında güzel bir şey. Eee konuda eee söylemeyeceklerim bir çok şey değil. bir sabahtır şimdi. Ben bir bağlamadan inşâallâh birbirinize huzurlu olsun, ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Allah Hakkında

Tabii İran’dan gelen bütün Zahürt ve bacılarımıza da ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Gelen kardeşler, İran’da değişik bölgelerde zahir bir yolluk kardeşler. O yüzden orada derslere devam edeceğim kardeşler. Eee azın bir maşallah orada Allâh razıyım vermiş. Bayağı gayret ettim, bayağı çalışıyorum. Inşallah ben çok nasip etsek ben de bunlara tüm gerce inşâallâh cihametlenmiş olayım. Inşallah eee en yakın zamanda ben de inşâallâh böyle bir yana geçelim. Inşallah Allâh razı olsun inşâallâh. Biz şimdi eee içeride küçük bir ülkeme hazırlıkla bu içeride hazırlıkla sonra geri kalan ülkeler de orada devam edecek. Inşallah zaten atinin kısmını size fark etmemiş. Inşallah geri kalan ülkelerle devam edeceğiz.

Bir şey daha ilare. normalde böyle eskiler bir şeyler şey았던eterul compression ee. Ama bunu açık açık bir şey söylemek istiyorum. Bu normalde o yeni sahip derste de bu. bu yeni sahip ders alanı kimse yolundan, gözünden asla geri görmez. Tabi vermez. O kimse her yolundan, gözünden tabi verir. Geri dönecek olursa, dozulacak olursa Allâh affesin bu böyle sukulliğin olmazsa olmazdır. Gideceğin yer cehennemdir. Kalbi gürleriz. Yolun ankara bir kaplık yeri, yolun gönderilen ankara bir kaplık yeri diye, onu kalp olmayıp kalbi gürlenen yerler olur. O yüzden biz tabi genel olarak arkadaşlarımız, bütün arkadaşlarımızdan ayrı oluruz. Mahkemeye geldik. Ve genel olarak arkadaşlarımız, yolun gözünden yolun mağazalarına rağmen realiyet edeceklerine inanamadım.

Gönül kamutada hiç gönlünden kalbinden böyle bir şey geçmez, defans geçmez. işte şu adamı gür gür, niye yapar diye düşünürsen çünkü onun bağını kesilir. O bağını kesilmemesi için ben hiç bir zaman kardeşlerin üzerinde tüm insan beslemem. Aynı şey karınlar için beklesem. Normalde bayan kardeşler için. Bunun en tehlikeli noktası burasıdır. o kimse artık ölüm pahasına doksan, ne olur sop olsun, artık o yoldan gelinir, kapısı kapalıdır. Ben Şeyh Efendi Hazretleri’nin zamanında dediğim bir sözüm var. Bu dergahlar herkes gidebilir ama benim içinde kapı kapalı der. Bu dergahlar herkes gidebilir ama benim içinde kapalı der. Ben böyle oldum 18 yıl boyunca. Ne zaman ki o bana derse, senin işin biter, bitmiyor, ben senin dersini de aldım, her şeyin var, Allâh yolundan çilesin dedi, benim işim o zaman yeter, demiştiğimi.

Benim yüzümden karşı hiç bir zaman böyle bir işim söylemedi. Bana bir daha böyle bir ders aldım, tamam dedi. Çıkıyorduk ve gittik, uskislerimiz. Buraya kadar mı? Bitirdik, ne alaka sorun? Yalan söyledim. Yalan söyledim. Bir şey değil, dervişin yüzüne karşı söylemeyi unutaberdiniz. Onun reyanı unutaberdiniz. Yüzüne karşı söyle. Ben dört gün geldim. O yüzden benim düşman karşısında bir şey söylemedim. Benim yolum öyle devam etti. Bir kimsenin yolu öyle devam etmedi. Demedi ki, ben bu şeytimden kameramdan koyduğuncaya kadar ben bu yolda devam oldum. Ne zaman küreli kameramdan koydum, o zaman yapacak bir şeyim yoktu, dedim. Değil, öyle değil. O yüzden bugün ki veya bundan sonra, bu tip ahir tecrübeler, özel ahir tecrübeler, katılacak olanların başka bir yolu yoktur.

Aslında ki Seyyid Efendimiz, bu üç fiyat alır. Belirleyimden evveleden çıkarken bir yaklaşım olur, kervi alır. İlk önce bir fiyat alır, yolun başında. Belki kimeye buradan geri dönsün, ben buradan geri dönmezler. Bu yolun başında. Yanına inen bir kısım döner, bir kısım kalır. Yolun ortasında kötü haberler geliyor. Ben kısadan kesiyorum. O kötü haberler gelince onlar yine yanına iner. Çünkü kendi kendini, hakkımızda lazım. Tecrübeler, onlardan gelip belki dileyen buradan dönsün bitsin. Yolumuz çünkü bir ehli beyim sonunu görmeden yürümez. Tekrar okumuş. Ehli beyim sonunu görmeden yürümez. O sonunu görür, Allâh o alemde bilir. Ortada bir ahiret taşımak, farklı bir yer bulmak olsun ismi yok. O 5. bir yaklaşmadan, bazı rivayetlerde dönülenlerin olduğunu bazı rivayetlerde hiç düşüncenin önüne söylemem. 5. bir yaklaşma, kef ve laf ötesidir.

Son bir yaklaşmadır. Son bir yaklaşmada herkesi toplar. Hakk’ın, çiftliğindir, haktır, ölüm, haktır. Bunun şurada nasıl inanıyorsanız, orada böyle toplar yürür, inanmıştır. Üzüldü bir yaklaşma yeteneği. Der ki, dileyen bir gece dönsün bitsin. Dileyen yoksa da yarın kıyamet korkacaktır çünkü. Ve o gece dönen olmaz hiç. Ve ertesi gün kıyamet toplar ve müseyyidiler için bir taraftan baktığımızda acı, bir taraftan baktığımızda şerefli. Ve herkes ertesi gün birkaç kişinin müstesna olarak hastadır. O da hastalığı olduğu için, derisi der ki, tam ucağımızdan, hastalığı çocuğu ölmekten de, öyle olduğunu geri kanalım. Hepsi de şehir olarak. 3 yoluna, 3 bir yaklaşmadır. Ben bunu şimdi herkesi söylerim.

Ben bunu ortasında da söylerim. Her ay bunu derim. Arkadaşlar, canını, malını, nefsini, rahatlığını, uykusunu ve karısını, eşini, çocuğunu, onun üstünde görüyorsa, dersini dersini, hiyercesini, aksini işine. Ondan kızmayız, gücermeyiz, bir şeyler yaparsın. Bunu ben defalarca söylerim. Çünkü, kimse bütün her şeyini okuyarak, o böyle bir yol. Mesela buradasınız, evinizde bir kişi var, iki kişi var, üç kişi var, kaçtılar, böyle değil mi? Bu yolda öyle. Yenilendiğinde gelin miyiyor, veya durun dediğinde durun muyuyor. bunun bir sinir bahanettir, bu olmuyor. O yüzden ben bunu Hazreti Hüseyin Efendimiz gibi 3 sefer söylemiyorum. Daha aynı bir şey yapıyorum. Bundan, bu kılnından, veya bundan, yorulduğundan dolayı değil.

Ama o da ki, bir kimsenin kendi kendine dersini, niyareyi yürürmesin, onun için daha selamet edersin. Ama öbür türlü, ben yok değil miyim derim, ona ihanet ettim. Bu daha haince, işte, Allâh’ım affuz eylesin, Allâh’ım eylesin. Zaten, bir sürü takipçilerin, hainin yolunu seçsin, olmasın, isterim. O yüzden birazdan, inşaAllah, tekrar başlatıyoruz. Kutu öğretmenimiz başta, eğer bu kadar normal bir isimlerini yaparız veya yazmıyoruz. Söylediğimiz arkadaşlarla, bu ağır bir şey. Benim neslimimde de bu ağır geldi. Ben bundan, bu düce için, derim, gerçekten sözümden güzel değiliz. Kendi adamın da, bu konuda da en müşkede edemeyiz. Ama belki, yok, burada duyuyor, gidiyorsa, o namussuz nefret etsinler.

Çünkü kendi Arap dertlerinden, o kimsenin bir rağ, bir rağ yol açtığı, üstad dağıt alakalı, hayır demen yüzü veya nefes demen yüzü veya atlatılır atlatılır yüzü yoktur. Bunun kenara yok söylüyorum. Benim kendi adım benim.


Anadolu Beş Dergâh Mücâhedesi ve İcâzet Tatbîki — Sünnî Tasavvuf Eğitimi

Onun adım, yarpalama yüzü, yarpalama yüzü veya bu konuda, bunu böyle bir şey değilken, ya ne yapayım, bu seferde böyle oluruz, deme yüzü almasın. Bunu tekrar etmeme gerek yok. O yüzden, alınan tüm ümrümüzün kolaylaştırsın. Âmîn. O kendi, o kolay bir yol değil. Burada töreni katılsın, katılmasın. Ben bütün her yetişim buna aynı şeyi söylüyorum. Bu da böyle, takiller, çalıştılar, baktılar. ben yabancı değilim, ben çocuk değilim, bu tören benim bağımım, ne düşündüğüm. Bu, teriz bağım. Bakın, bu teriz var. Teriz hiç, o uçurdu, rütbesiz, artık bu. Bir sürü bundan çok eğlenmeyip yok. biliyorsun, görüşüyor muyum, ben de soru söylüyorum. Görüşüyor muyum, ben de azabı söylüyorum. Ne ki, göz gürlüğümden bağlı.

Hatta şey efendi, bu da demişti bana, oğlum dersin bundan da herkesi, herkesi soruslu. Öyle kaldım şey efendi. Efendim, o mucize, herkesi soruslu mu? Herkes yapsın, eğer makam, bak, kesinliyorsa, herkes soruslu. O yüzden bizimler, bak, tak, gelin, yap, ulan, bak. Yok, çalış, yaptırılır, yok, zaten ölüşüyor. Büyük kardeşim ortalık yağmur yeri. Bir kişi kurtardığı, kurtardığı, ortalık yağmur yeri. Bir kişi yapmak, dövdüğü, posta, hitap. Selâmünaleyküm. Aleykümselam. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillah, Bismillah. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm, illa hu. Ooooo. Efendim, Destûr var mıdır? Eyvallâh, illallah. Muhammedun Resûlullâh. Destûr ya hazreti Allâh. Ooooo. Eyvallâh, seccau dey-i şerif.

İnşaallah nurdan, aşkıdan, rahmetten, bereketten, efendimiz’e seccau dey-i şerif mübarek olsun inşaallah. Âmîn. Allahü teâlâ, peyas-ı etan, peyas-ı etan, cahidun, ahedun, samed. Allahü teâlâ, peyas-ı etan, peyas-ı etan, cahidun, ahedun, samed. İllallahü. Eyvallâh, kemerbendi himmet ve sangek-i naat-i şerif. Bu, hizmet. bundan sonra bu bizim yolumuza geldin, bu hizmet yolu. Tüm mahlukata hizmet yapacaksan, kemerbendi himmet. Bunu yapandan sonra bu kemer sana himmet olacak. Himmetin ne üzerinde olacak? Hizmet. Kimlere? Seven insanlara, ya sevmeyen insanlara. İyi bir insanlara, ya kötü bir insanlara. Tüm mahlukata, cüzüden külle her kimseye hizmet yapacaksan. Allâh subhanü teâlâ sıfeti olan kimin, Allâh güneş gibidir rahmeti kerimliğe.

Herkese lütfeder. Derviş de o sıfette. Bu sanki ginaat çok önemli. Peygamber-i Zişan sallallâhu aleyhi ve sellem, Zat-ı mübarekiniz efendim biliyor, Efendimiz sohbetlerde de söylemiştiler. O zamanki çok 12 sene Mekke-i Muazzamede çok sıkıntı oldu. Onu dışarıya Şeyh Ebeb-i Talib’e, oraya sürgün ettiler Efendimiz’e. O sıkıntıda çok açlıklar, çok sıkıntılar. Hadice-i Köbrü anamı sallallâhu aleyhi ve sellem, Abdülmü Talib ve çok büyük zatlar orada dünyasında yaşlı vefat etti. Onu söylerdiler ki, efendim, bu gömeklerin üstüne bir şey var, taş bağlardı. Bu Gani sifetinin isminin Allâh’ın temsilcisi, Allâh’tan sonra hiçbir kimseye ihtiyacı duymayan, bu niyazı var, ihtiyacı var, diler ama tek ki Allâh’tan diler.

Ondan sonra her mağazı var Allâh’tan, her min dunerlerden o Gani ismidir. Ondan hatire bu kuşak çok önemli. Ya Ganiyya Ya Hamid… Siz mutlu karşınızda. Allâh. Oooo. Ben de bunu alarım. Ondan sonra Rişmi’ye şerif gelecek. Eyvallâh. Bunu alarsınız. Eyvallâh. Rişmi Şerif. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bu Rişmi Şerif Sultanım, ustadım. Çok önemli. Bu bağıllık Allâh’ı Subhan’ın, Subhan’ı ve Teala’nın nuraniyetine ve ruhaniyetine hakikati Muhammediye temsilçisi. Bir müşirde kamil ve mükemmilin rışması, veriştesi yüz on tardan, yüz on bağ vardı. Olmuş. Yüz on tere. Şöyle bula birbirine bağlanmış. Ama hiçbir kesilmek olmayacak. yedi metir boyunca yüz on kere dervişan zikrinen bunu yapmış. Hiçbir gırık olmamazlık bunda.

Ondan sonra on sekiz bağ var. On sekiz bağ bunun üstünde var. İsmi Hayy. Hayy ismi Şerif’i var. bu dirildi. Hayy ismi bunun vücudunda var. İsrafil hazretleri kimi. Sifati ismi mühiy ve mümit. Hem dirilde bilir, hem öldüre bilir. Ilki nefeste bir mürşid-i kâmil, mumit ölüm nefesini verer müride. Neden? Özlüğünden, varlığından, tüm teallukatlarından, tüm kötü hoylarından ölmek lazım. Kurbanı etmek lazım. Ondan sonra ikinci israfil nefesini veren de ona hay nefesini üfleyenden sonra dirilecek. Neler dirilecek? Ölüler. O ne var? Süreyim şeyde Hazreti Kur’ân’da söylüyor. Tüm kalp, ruh, sır, hafi, ikvah, nefs ve tamam o Allâh’ın letaif-i aşre ve cevahirat Rabbını onda dirilecek. O bu yola şey olacak.

Fani vücudi ölecek. Baki vücudi. O azali ve ebedi vücudu da dirilecek. Onun sırrıdır. Yüz on Hazreti Ali Efendimiz’in temsilçisi, Abcad’de, Abcad Havvaz. Bir de tuz, vefa bunun yoluna gelen vefalar gelsin. Vefasızlar buraya gelmesin. Her zaman buna şey. Özle Rabite-i Şerif bu. Buna sen sığıldın. Eline bunu verdin. ııı bir şey var Ay-ı Şerif vardı. Iıı Hablillah’ı matin, orvetu’l vuska Allâh’ın ve atesimu bir Hablillah’ı cemiyen ve la teferruku. Ve atesimu bir Hablillah’ı cemiyen ve la teferruku. Allâh’ın o mükmayen ipine ondan sıkı yapışın. Doğru. Ha? Ama hiç ayrılmayın birbirinden. dervişan ilk fena efil ikvan. Ondan sonra fena efil şeyh. Fena efil rasul ve fena efil Allâh. Zekir. La ilâhe illallah.

La ilâhe. La ilâhe illallah. La ilâhe. La ilâhe illallah. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. La ilâhe. Eyvallâh. Allâh razı olsun. Eyvallâh. Canlar, yerler. Ya lünge iskullah. Çok önemli zırhı şerif. Tüm zikrullâh. Kutsal adat, kutsal kelemeler, kutsal zikirler hepsi bunun üstünde yazılmış. Bu çok eskiden, kadimden kalmış bir sünnet. Adil Kadir-i Geylânî, Kadısallahısır Ruhu Şerif, Mevlânâ Celaleddin Belki Rumi, Şemsuddin-i Tevrizî, Şah-i Naqshibenezeder ve tüm 41 piranı tariqatin elametlerinden bir müjrik amel. Allâh pirimize izletti ömürler versin. Bu fakirin değersiz ömründen alsın. Pirimizin ömrüne inşâallâh ilave etsin.

Ama bir zaman emri hakkı vahı olanından sonra bir kutsallar var pir ile beraber o kefenine koyular. Bu onun elametlerinden çok önemli bir şeyler. Zikr Çok önemli. Bakın ya kadir-u ya muqadir-u ya muqtadir. Mürşid-i Kamil mükemmelin zikri. Ya kadir-u ya muqadir-u ya muqtadir. Ya kadir-u ya muqadir-u ya muqtadir. Ya gaderu ya muqaddiru ya muhtadir Ya gaderu ya muqaddiru ya muh İllahu Ooooo Eyvallâh, tasbih-i şerif Sultanım, min bir dana tasbih O tasbihat 4’e var Sübhânallâh vel hamdülillah vela ilâhe illallahu vallahu ekber. Onun anlamına geliyor. Evet Sübhânallâh vel hamdülillah vela ilâhe illallahu vallahu ekber vela ilâhe illallah Allahu ekber, Allahu ekber Sübhânallâh vel hamdülillah vela ilâhe illallahu vallahu ekber vela ilâhe illallah Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber Sübhânallâh vel hamdülillah vela ilâhe illallahu vallahu ekber Allahu ekber vela ilâhe illallah Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber Sübhânallâh, subhanallah Elhamdülillah, elhamdülillah Allahu ekber, Allahu ekber, illallah Eyvallâh Lütfen rica ederim, lütfen rica ederim Bu işin bir parçası Sultan’ım Biz seni hizmetçiyiz, bizi Zekr Eyvallâh, kancarı yamaniye şerif Euzubillahimineşşeytanirracim, bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm Hançarı şerif, önemli kutsalların biri Hz.

Pîr’in huzurunda kuşanar Her kimsenin söyse mumit, şehit eder Her kimseye söyse kurban eder Kurban olmaya hazırsen bu meydan burada çok başlar gidip hiç sorulmaz Pirimiz Sultanımız Hacbaktasüvelli ha Eyvallâh Bunu bir rica ederim Çok önemli, bunu anlatmasını çok bilmem Sultanımız Bunu anlatsın rica ederim Bu meydan aşıklar meydanı Bu meydanda nice başlar kesilir Başın diyetinden bırak Bir de kolumuzu yordun diye Kolun diyetini ödersin, başını vermekle kalmazdı. O yüzden kolumuzu yormayın Eyvallâh Zik çok bir, ağır bir zik Allâh’ın en güçlü Ya Zelbet-i Şerif Ya Zelbet-i Şerif Ya Gahir, Ya Zelbet-i Şerif Ya Gahir, Ya Zelbet-i Şerif Ya Zelbet-i Şerif Ya Gahir, Ya Zelbet-i Şerif Ya Gahir, Ya Zelbet-i Şerif İllallah Hu İyi değil efendim İyi değil ya iyi değil Beğendiniz mi?

Haa, eyvallâh Eyvallâh Oh Eyvallâh Ya taber-i cem olsa bir mikrofon Bura bir, olur mu?


Mü’minin Hâl Mertebeleri — Kerîmli Hâl, Rahîmli Hâl, Rahmânlı Hâl, Kahharlı Hâl

Filimizin sohbetlerinde burada bir tane olsa bir tane burada ihtiyacı var zaten sonra Yakınlıklarda yaz İhtiyacı olan da yakınlaşsın. Tamam? Şimdi yok ama bir sohbet var Yok artık, tamam devam. Ama şey olana sonra çevirelim bir taraf Eyvallâh Heyder-i Şerif Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Heyder-i Şerif, nuraniyetini, ruhaniyetini İnşaallah Hz. Heyder-i Kerrar, Mazaherul Acayip Dabetul Arz, Sırrullahul Azam Aliyeb’in, Abi Talib ve Hasan ve Hüseyin Efendimizin nuraniyeti ve ruhaniyeti Pirimizin üzerinde olsun. Hakik Himmetleri daim ve gayem olsun inşaallah Bismillah Hey Allâh Tevfik Allâh Hey Allâh Nebi Allâh Hey Allâh Kalim Allâh Kalil Allâh Rahim Allâh Hey Allâh Yaruh Allâh Hey Allâh Nebi Allâh Hey Allâh Subhani Nurani Hakani Allâh Resûlullâh Nebi Allâh Abdülgadir Ghusul Azim Buzul Ashhab Ghusul Azim Ya Şamsuddin Ya Mevlânâ Ya Şamsuddin Ya Khargani Ya Bassami Allâh Hey Allâh Nebi Allâh Rasulullah Ya Subhani Ya Hakani Ya Nurani Hey Hakani Ya Rasulullah Hey Hakani Hey Allâh Hey Hey Head Ich Allâh Ey Vallah, Bize alば zeytani Ağzı ve Allâh’ı mın şeytan-ı rejim, Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.

İnşaAllah Taci-i şerif, Taci-i kerremna, Taci-i ahsen-ül khalifin, Taci-i Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ve mübarek cümle embiya ve mürselinin ve imamların ve gıkhbir tariqetin piran, pir-i piranın, nuraniyeti, ruhaniyeti ve tac-i şerifi pirimizin üzerinde olsun. Âmîn. La galiba illallah, la galiba illallah, la galiba illallah. La galiba illallah, la galiba illallah, la galiba illallah. La galiba illallah, la galiba illallah, la galiba illallah. Allâh. Eyvallâh. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Inşallah. Kutsal emanet pirimize mübarek olsun inşâallâh. Eyvallâh. Eyvallâh. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Eee Şemsi Tebrizî efendimizin, sultanımızın, pirimizin, Bülüsyus Mevlânâ Hazretleri’nin sırrı dokuz.

Edet dokuz. Dokuz ve başında bir dürr var. Bir mücevher var. Mücevher var. Bekle. Bekle. Bekleyin. Ben ona Türkü söylüyorum. O da Türkü bilmiyor. Abim onu bir dakika. Hesem abi. Pirimiz bunu alalım sizden. Müsaadenizle. Eee inşâallâh sultanım inşâallâh. Allâh’ın izniyle, simmetinizden efendim. Çok önemli. Eee bu çok eski bir yedi yüz elli yılından önce de siz risalelerde baksanız bu tacı görersiniz. Bunun başında bir mücevher var. Ilk hadisi kutsi var. Ben bir mücevher idim. Zat-ı mutlak. O zaman esma Allâh hu biz hu diyelim. Onunki adı yok. Onunki sıfat yok. Onun hiçbir şey yok. Hiçbir şey halk olunmamış. Sübhânallâh Hz. Pîr söylüyor Ançı İskender ve Ahmina yet. Anı Kudas. O ki hiçbir aklımıza gelmiyor.

Düşünceye hiçbir şeye gelmiyor. O Hz. Hakk’ın zatı mübarek onun anlamına geliyor. bir şey vardı Hz. Şahı Neqşbend. Bir mübarek bir sözü var. O Saba Saba Söylüyor kırk tane attım var. Kırk tane basamak var. Gidiyoruz. Ama otuz beşine kadar fena efillah ve begaibillah çeşmesinden ondan içme. Beş rütbe hiç peygamber efendilerimizden Ülül Azim Peygamberi’ne uğralmadı. Illa bir mübarek Hz. Hatimun Nebiyye Muhammed Mustafa Nuru Arşillah sallallâhu aleyhi ve sellem onun yüzünün hürmetine bir çok nadir bir insanlar bulunur. O mertebiye zat megamına oranın düşünceni ama her kimse oraya gitti. Hiçbir şey ne konuşulundu, ne değildi, ne soruldu, ne her kimse oranı gördü. Her kim ya o sırları öğrettiler onu ağzını kaşarladılar, öğretilendiler.

Hiçbir şey ondan sonra duyulmadı efendim bu konuda bir emriniz var mı? Adiyet doğru. Konuşmak yasaktır. Konuşan oradan sır veren kimse canından olur. Candan olmak önemli değil ama o mührü bozmuştur. Mührü bozduğu için de Allâh muhâfaza eylesin. Bu kimse ebediyen helak olabilir. Oraya gelenlerin hiçbirisi de helak olmamış. Hiçbirisi de sırrı bozmamış. Sırrı hiç bozan olmamış. O yüzden sırrı bozacak olanı da oraya getirmezler. Cenâb-ı Hak hepinize nasip etsin. Âmîn. Çok önemli bir zikir var. Allâh’ın bir şehri vardı. Söylüyor ki diyor. Diyor ki mübarek söylüyor. Kötü göz senden beri dursun, uzak olsun ama yok. Ama diyor hayır hayır yanlış yaptım. Yanlış göz, kötü göz kör olsun seni görmesin. Eyvallâh sultanım.

Yanlışı da eksiği de istediği gibi görsün kimse kar olmasın. Âmîn. Âmîn. Maşallah. Isteyen yanlış görsün, isteyen eksik görsün. Her gören kendisini görmüştür. Her gören kendi eksikliğini görmüştür. Her gören kendi yanlışlığını görmüştür. Âmîn. Kendini görmüştür. Kına vaktan korkmayanların yolu yok. Kına vaktan korkuyorsan hiç tekme bunu eyle. Sen de kına vaktında var. Ne de yaparsan nasıl bir yol görürsen. Kınayı cırak. Seni hep kınacak. Binafırlar binafırlılıklar ne yapacak? Karnın binafırlıktan ne yapacak? Bundan korkun çekilir. Bundan biraz bakarsa ah yerden yer bak. Allâh’ın yolu. Âmîn. Âmîn. Allâh’ın yolu. Inşallah kör olsun inşâallâh. Âmîn. Eyvallâh çantayı şerif. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.

Çantayı şerif çok önemli bir pir efendilerin Horasan pirlerinin bir o emanet kutsal emanetlerinden. Bu neyin anlamına geliyor? Efendim tabiçe odurunuzda. Hazreti Kur’ân’da bir çok önemli soru vardı. Bütün mezhebimizde var. Soracaklar Allâh’ın kim, peygamberin kim, imamın kim, büyüyen, bilmiyorum. Kitap her ne? Bunlardan soracaklar hepsinde. Senin anladıklarından ama bir şey soracaklar. Çok önemli. Hazreti Kur’ân’da bu var. Ikra kitap bak. Ikra kendi kitabını oku. Sen ne düşündün? Buraya geldin, bu dünyaya geldin. Iştin, köçtün ne anladın? Ne düşündün? Anladığın ne? Sen halifetullah filerz, eşrefe meklugat olmaya geldin. Sen geldin inna lillahi ve inna alihi raciunun sırrını bulmağa. Halifetullahın sırrını bulmağa.

Insanı kâmilin olmasın sırrını bulmağa. Allâh’ın esma ve sıfatını tecelli vermesinin sırrını bulmaya geldin. Şimdi aç. Çenteni aç. Söyle heybeni aç. Ne varın? Bunu bizden soracaklar. Ama maalesef Muhammed Azim ne söyleyecek o gün? O gün çok utanacak. Ben hiçbir şey bulmadım. Heybına baktım. Bunun sakalı, bunun saçı, bunun donu, bunun başı. Neye baktım? Hazreti Piyir Şeyh Ahmet yesavikata sallallâhu aleyhi ve sellemle zil güzel bir sözü söylüyor. Çok güzel mübarek. Ayb gören göz, gayb görmez. Ayb gören gözü biz söküp atmak. Gayb gören göze Allâh bize inşâallâh pirimizin himmetine nasip eylesin inşâallâh. Ya Ali. Ya Ali mu ya Hakim o ya Habib ya Ali mu ya Hakim o ya Hakim o ya Ya Ali mu ya Hakim o ya Ya Ali mu ya Hakim o ya Ya Ali mu ya Hakim o ya Allâh Bana ne getirdin diye sorarlarsa ben de çantayı açacağım dervişleri getirdim.

Oho alhamdülillah Sultanım maşallah. Eyvallâh eyvallâh say keyf Sultan. Ağzı ve Allâh’ım in es şeytanı recihim. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Sultanım pirim. Sultan zikkesi çok önemli bir müşrik amelin elametlerinden. Bunlar hepsi el yapımı. bir çilevi derviş girdi. Pirimizin adına oturdular. Tek bir tek bunu yaptılar. Yetti kat zikir. La ilâhe illallah Allâh hay hu hak kıyum ve khar ismi. Hepsi bunun üzerinde. hepsinin tecelliyatı bu mürşid-i kâmilde var. Bunu bir normal bir insan ya müptedi ya ortada duran derviş bunu musadeye yok bunun takmasına. Ya bir şeyhi kamil olacak. Ya halifi mutlak. Ondan sonra ayısına buna musade yok. Bular üzerinde, bunlardan istenecek bunlardan. Allâh Efendimize bir bardak su rica edin.

Sular var. Su. Su getiresiniz efendimize. Eyvallâh, mantaşar-ı şerif. E, o, zu, ve, Allâh’ım, in, es, şeytan,ı, re, cim, bismillah, er, rehman, er, rehim. Efendim, sultanım. Bu mantaşar-ı şerif çok önemli bir kutsal bir emanet. Bu zat mübarekiniz bilir. Bu bir dal değil. Bu kötü rica. Neyin bir müşri kâmilin? Aradan sıradan bir derviş, bir sofi değil bu. Bu kötü rica işin aslına çatmış birini temsil eder. Ikinci çok önemli bir şey bu değil. Bu insan tüm haller hal.


Hz. Hüseyin Misâli Fedâkârlık ve Mü’minin Hak Yolda Sebâtı — Can-Mal Esâreti Bırakma

Kerimli hal, rahimli hal, rahmanlı hal, kaharlık halini derk etmiş, bunu düşünmüş ama haltan mekama geçmiş. hem hal var mı, hem mekan var. Gaim ve daim ve baki suretinde aynı bir ayna gibi olmuş. Allâh subhanü ve teala’nın esma ve sipati, tecelliyatını arasan, bu insanda arayıp bunun aynasında görürsün. Hazreti Fir söylüyor, Biliyorsun Muhammed Azim, neden senin aynan çok kötü hiçbir şey, hakikati göstermiyor. Ondan hatıra çok topraklar, çok gönüllükler bir şeyler var. Bunu silmek lazım. Silenden sonra Allâh’ın cemali orada gösterilir. Allâh suretsiz bir surettir. Cemaline baksan bir insanı kamilde, bir nebide, bir velide onu arayacaksın. Allâh, daim baki Allâh, daim baki Allâh. Allâh, daim bavvi Allâh, daim bavvi Allâh, daim bavvi Allâh, illallah.

Bir kimse cemalde fâni olmadıkça meydana çıkmıcak. Ancak cemalde fâni olanlar mürşid-i kâmillerdir. Cenâb-ı Hak’ın cemal sıfatında fâni değil ise o tam bir mürşid-i kâmil değildir. Veli olabilir ama tam bir mürşid-i kâmil değildir. O yüzden bizden size miras bir söz olsun. Eğer cemalde fâni olmaz iseniz sakın oğlum diye yola çıkmayın. Çünkü eğer ki cemalde fâni olmayanlar kendilerini helak etmekle kalmazlar, arkasından gelen dervişanı da helak ederler. Asla ve asla bir kimse cemalde fâni olmadıkça kendi kendine oldumlaştım oldum kemale erdim süsüne görünmesin. Yoksa Cenâb-ı Hak onu kahhar ismi şerifiyle tahrı perişan eder. Rabbim cümlenizi cemal ismi şerifinde fena eylesin. Âmîn. Çünkü Peygamberin Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinde sıddık noktasında onun peşindesindir ya da sıddıkların peşindesindir.

Ya sıddıklısındır Hz. Muhammed Mustafa’nın Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin mübarek ruhaniyetinde ve nurluyla ve sınırlısı. Ya sıddıklısındır Hz. Muhammed Mustafa’nın Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin mübarek ruhaniyetinde ve nuraniyetinde cemalleşmiş fena olmuş ve Cenâb-ı Hak’ın cemalinde fena bulmuşundur. Ya da o fena olan bir kimseye derviş mürid olmuşundur. Baştaki ile sondakinin arasında bir fark yoktur. Bir kimse eğer ki Muhammed’i noktada bir mürşide bağlandıysa o neredeyse sen de oradasındır. Bizleri de onlardan eylesin. Âmîn. Musa değiliz ki asamız olsun. Musa değiliz ki Tûr-i Sinâ’mız olsun. Ey merhametlilerin en merhametlisi. Asamız da sensin. Tûr-i Sinâ’mız da sensin.

Ooo. Eyvallâh. Şeriden sınırlı. Bunu musa edeniz bebi. Hasan abi bir kaç? Bir elinden tutarsın. İkel yok. İkel yok. İkel müşri Kamil’in. Ondan kalan bir el. Kal var ne kam inşâallâh o dalı. Eyvallâh sofrayı sultan-ı keram. Sultanım sağ elimizi üstte koyup. Canlar dervişan buna bir bakarsınız. Sofrayış sultan-ı keram. Şöyle döner misin? Doğru bezen ince. Sofra var. Kutsal soframız var. Ekmek var. Su var. Tuz var. Yemin edeceğiz. Pirimizin sofrasında oturup. Onun nuraniyet ve ruhaniyetinden. Ders alıp. Ama sofranı pozmayacağız. Hiç bir zaman vefadan, sıdgıdan, sefadan ve sehadan. Dört is. Erenlerin, Horasan Pirlerinin burada başta yazmıştı. Pirimizin burada zirih-i şerifinde. Sıdgı. Sefa, vefa ve seha.

Bu dört şeyin, Erenlerin neydi sıfatlarıydı. Onlardan hiçbir zaman inşâallâh. Onlardan taviz vermeyeceğiz. Ve ona sadik kalacağız inşâallâh. Sağ eliniz, sol eliniz. Az evvel. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Âmîn. Allâh’ın ilmi hakikati Muhammedi, akıl-i kulli ilmi ilahının temsilcisi, ekmek, bereket. Maddi, nimetler, su, mağnevi nimetler, ve tuz. Abcette 111 nimetler, ve tuz. nimetleri ve tuz. Ebcette yüz onları vefa aman bu tuzu tattın ama bu tuzu tadından sonra bu kadar idi. Pirimizin tuzunu tattık. Bundan sonra bu sofranı hürmetin çok saklayacağız inşâallâh. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Eyvallâh şiriniye hak nur. Âmîn! her yerde söyledik. Huuu. Bu sünnettir şeker hazırlanmış herkese, bu zikrullâh da pirimizin önüne sofraya koyulur, zikrullâh olacak.

Ondan sonra törenimizin sonunda, aynimizin sonunda herkes pirin elinden öpüp, bundan bir şekerden alacak. Saatiniz, biliyorsunuz siz. Eee bunun ceden de yapmış sultanımız. Evde bir hasta, bir çok bir kötü bir haber bilmiyorum. Inşallah Allâh’a eskisi gelsin. Şöyle bir şey olan da bununla kullanarsınız inşâallâh. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Ya Allâh. Hayyul gayyum ya Allâh. Hayyul gayyum ya Allâh. Hayyul gayyum ya Allâh. Hayyul gayyum ya illallah. Fakar-ı Şerifi bir mürşid-i kâmilin elametlerinden esbabından biri Hakk’ı’nın batilin ayıran ayriyle doğrunu ayran ve nurunan zulmeti aydınlığıyla karanlıklara ayıran bir insanın elameti. Inşallah pirimiz nuraniyetini, ruhaniyetinden pirimize bereket olsun inşâallâh.

Âmîn. La sayfa illa zul fadad La fata illa ali La sayfa illa zul fadad Uskuru ala Muhammed Kullu leyley vennevah Allâh Uskuru ala Muhammed Kullu leyley vennevah Allâhu Seyyidi’ye bağıt-ul ism-i cür’an Seyyidi’ye bağıt-ul ism-i cür’an La fata illa li la sayfain la sura fi allaha Iskuru ala bu hal, kullu ala li wa ya’a Iskuru ala bu hal, kullu ala li wa ya’a Maşallah Sultanım, Pirim, Elhamdülillah, Zülfakar. Zikri de yap, Elhamdülillah. O da kadim sünnetlerden. Meydana çıkmak lazım. Ne söylerdi Pirimiz? Kılıç geldi. Bak efendim onu ben alarım, siz sohbet edersiniz. Dekordan hatire değir, efendim. Kılıç harbi. Aldatmaca değil yani. Herkes haddinin hududunu bilecek. Rabbim hadd-i hudud bilenlerden eylesin inşâallâh.

Cenâb-ı Hak muhafaza ettiği kullarından eylesin. Âmîn. Eylesin inşâallâh. Âmîn. Allâh razı olsun. Ümit etsin. Destûr efendim. Biraz su verin mi? Lütfen biraz efendimize su getirersiniz. O yok, o sofranın suyu efendim. O canlara ait, dervişana ait. Ondan biz içeceğiz inşâallâh. O bizim payımız. Dura bakma. Abiyaren berabey. Biraz da içtenin birbirimizi. Tamamdır. Düşenler kimse tutamaz. Efendim bundan sonrası çok zorak ediyoruz. Allâh, öze yar ve yardımcı olsun. Soruları kolaylaştıran Rabbim. Âmîn. İnşallah. Müsaadenizle sultanım. Eyvallâh kafur-i şerif ve torbati kerbala. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Vahis, vahis dek. Efendim zatın mübarekini bilir bu kafur ve İmam Hüseyin Efendimiz’in türbesinin toprağı.

Söylediniz en son gece beyati. Bundan sonra, söyledi Ne zaman bu olacak, buna zaman olacak dedi oğlum. Bu yol olmak yolu değil, ölmek yolu değil. Ölmekten katile gelirsen eyvallâh buyur. Bu kafur, kafuru mübarek biliyorsunuz. Cenaziye yakalılar. Burada ölü lazım. Birimiz söyledi. Bılar bir şey yapmıyor, tiyatr yapmıyoruz. Bundan sonrası çok tehlikeli. Burada duranlar çim bir işler olacak. İstemeyen bir elini göstersin. Eyvallâh ellerinden öperiz. Bunu şey etmiyoruz. Bunu başına nasıl sataka olur? Şöyle, Sırrı mutu kabile ente mutu. Kerbela toprağında, orada canını vermiş, malını vermiş, her bir şey vermiş anın anlamına geliyor. Ölmeye hazırsın. Var mısın? Hazır mısın? Olanlar, Allâh’ım Allâh’ım.

Geliyoruz. Kafur, ölüm sesi geliyor. Bundan sonrasına. Bu yolda ölmeye hazır mısın? Müsaadenizle efendim. Şahit. Şahit. Ya vadud, ya şehidun. Ya şehidun, ya vadud. Ya şehidun, ya vadud. Ya vadud, ya şehidun. Ya vadud, ya şehidun. Ya vadud, ya şehidun. Ya vadud, ya şehidun. İllallah. Bu o, şarab-ı tehur. On iki çeşit Hz. Kuran’da şarap var. Söylemiş, şarab-ı tehur, şarab-ı selsabili, şarab-ı zencebili, süt şarabi, su şarabi ve tamam, ayat-ı şerif var. Şimdi zamanı yok. Bunlar hazırlanmış. On iki pir, yirmi dört mekamın nişanelerinden hazırlık. Şimdilik, bundan türbetten ve kafurdamına ilave ettik. bunu içen, inşâallâh o mekame ersin. Buyurunuz. Körün ortasında kalırsın, yapayalnızsındır. Hiç kimse yoktur etrafında.

Sağa çırpınırsın, sola çırpınırsın. Medet istersin. O gece de atının üzerinde cengah versin. Vücudu karnı andır. Karnı andır. Karnı andır. Karnı andır. Karnı andır. Karnı andır. Karnı andır. Karnı andır. Karnı andır. Karnı andır. Sarı karnı andır. Yükmesi karnı andır. Atı karnı andır. Atı karnı andır. Ya onun terkisine binersin, o seni götürür ötelere doğru. Ya da sen, yezidi olur çıkarsın. İkisinden biridir. Üçüncü bir yol yoktur. Ya Hüseyin isindir. Yandan geçersin. Yandan geçersin. Yandan geçersin. Her şeyinden geçersin. Nesimi gibi derini de yüzerler. Her şeyini bırakırsın.


Esmâ-i Hüsnâ Zikri (Yâ Hû, Yâ Kayyûm, Yâ Hayy) ve Mürşid-i Kâmilin Tatbîki

Hüseyin isen eğer, ne kanını düşünürsün, ne canını, ne dünyanı düşünürsün, ne ahiretini, bakamazsın onun gözlerine. Gözleri karn revandır. Kutamazsın ellerini. Kutamazsın ellerini. Elleri karn revandır. Onun karn revandırını eğer ki, dışardan görür korkarsan, çıkma yola. Otur evinin içinde. Eşinle, çocuklarına zaman geçir. Malını say, mülkünü say, paranı say. Ama sonunda yezidi sindir. Yok. Onun terkisine binse, onun terkisine binse, onun terkisine binse, düşmanı denir. Bir bakarsın ki, karn revan gördüğün her şey, gül bahçesiymiş. Eli gül kokar, cübbesi gül kokar, atı gül kokar, nalı gül kokar. Nefesi gül kokar, dili güldür, yüzü güldür, sarığı güldür, başındaki zikkesi güldür, Kılıcı güldür, kılıc güldür, onun bakışı güldür, gülüşü güldür.

O zaman anlarsın ki Hüseyin güller içinde güldür, gül vahcesinde güldür. O zaman anlarsın ki o Muhammed Mustafa’nın gülü, o Cenâb-ı Hak’ın cemalinde kabul ettiği cemalıdır. Eyvallâh, eyvallâh. Ho, Sultanım, ho. İsa ağabeyim, teşrif edersiniz. Bunu götürelim, bunu kaldıralım, bunu kaldıralım. Tamam. Setene ziyareme gelin. Tamam, onu arka sınıfa koyun. Panazartü sofram. Boruk enel. Tekrardan getirin bizi. Efendim. Destûr efendim. Allâh’a emanet olun. Onu kimseye emanet ederim, kime emanet edeyim. Eyvallâh Sultanım. Sultanım. Efendim, buradan çıkalım, buradan, bunun üzerinden çıkalım. Kırmızı soru. Pusti, pusti. Tamam. Bu çantanı alırım efendim, bir saniye. Alırım. Tamam. Alırım. Arzu etseniz, hırkanı da alırım, bir yasafetlensin.

Eyvallâh, pusti, sarı, şerif. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Ağzı billahüm inşeytanirracim. Efendim, Destûr var mıdır? Destûr efendim. Arzu edesin, sen cere de açın, bir yasafetliyesiniz. Olur biz. Oturacağım, oturacaksınız, sıkıntı yok. Burada Sultanım, burada, burada bu tarafa, bu tarafa. Bak, hirat herif, yüzünüz bu tarafa Sultanım. İlk defa Destûr, müsaade var mı? Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Ya Allâh. Eyvallâh Sultanım. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Dizdize Sultanım. Burada bir çok önemli bir ayin var. Kütüvveti ve orasanpirlerinin ayini. İşin sonunda o şerbet, o şarabı rabbani ve hakkani onlar içilecekti. Bu makam çok önemli. Dervişan, bu normal ilk dervişlere verilmez. En yolunun sonuna gelmişlere çok önemli dervişlere verilir.

Makam sahiplerine verilir bu. Burada bir bade var, bir gadeh var. Şeriat, harikat, hakikat ve mağrifet. Pirimiz ve ustadımız ilk olarak fakir takdim ederim Sultanımızın huzurundan desturuna göre. Ondan sonra herkes Pirimizin elinden bu şarabı alıp, bu gadeh alıp, nazarunca, nazar, nazar olacak inşâallâh. Herkesin haddine göre, kapasitesine göre o şaraptan, o gadehten, o şarabı rabbaniden, o cennetin şerbetlerinden takdim olacak. Dört kişi burada olacak. İki kişi bu fakirin kanaatları, iki zakirimiz. İki kişi de ustadımızın arzu ettiği kişi ihtiyacı var ustadım. Kimler olsunlar Destûr. Siz biliyorsunuz. Buradaki herkes olursun. Siz desturun, siz emredersiniz. Cevafer, Çeş, Türk ve dört kişi. İki kişi yeter.

İki kişi yeter. Mumlardan birini alır mısınız? Mumlardan birini alın. Efendimizin sağına, soluna geçin. Burada durar mısınız? Tamam, tamam. Aynı asırı, ustad Ali Askar da da mumların birini alır mısınız? Şamur’u ekliyor. Begir, begir. Bir az… Arkamı geçersiniz. Bu dört mumu sahibi, dört pirin elameti, pir sohbet, pir delil, pir dua ve pir nezer anlamına gelir. Bir dervişin dört gololar, dört kişi yetirer. Pir irşad, pir mütlek burada oturmuş. Dört pirde yardımcı olacak. dört kanaatı vardı Mürşid-i Kamil mükemmilin. Pir-i sohbet, pir-i delil, pir-i dua ve pir-i nezer. Pir-i sohbet, sohbet eder. Tüm ayinleri, dersleri, tüm yolun nesi olmasını onu öğreder. Delil sorulara cevap verer. Dua daima bu fakire dua eder.

Nezer tüm münun letaifini her an nezer eder. Onu her güzellikleri münun kalbine ilham eder. O dört kişi anlamına geliyor. Befermeyin. On kesin ki müthiş bir yere şarap verir. Hı? Eyvallâh, cüze-i şerif. Euzu vellâhâ min ash-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm. Sultanım, pirim. Burada bir ceviz var. Herkes bakar mı? Biraz yakınlaşın siz birbiriniz. Biraz yakınlaşın. Burası iyi mi? اَنَلَا خُوَسْتِشْذَا وِيْدُرْبِنَةُونَ Siz iyisiniz görüntüler. Bakın bir ceviz var. Bu fakirin kafası, bahşiş düşüncelerim. Bir bunu alar, şimdi huzuruma geldin. O kadim horasan pirlerin. Bunu başın kesip, senin başını aldım, kafanı aldım. Kesenden sonra bunu bir ceviz kıranla şöyle bunu. Bak, ustadım rica ederim.

Siz bunu rica ederim. Siz yaparsınız bunu. Bismillahirrahmanirrahîm. Destûr. Benim kafamda ne var? Ben şöyle düşünüyorum, şöyle umut ediyorum. Şöyle olsa iyi, şöyle olsa iyi. Şöyle yapalım. Senin aldığın, senin olduğun, kafanda olduğun düşüncelerin hepsini aldım. Şöyle kırdım. Ondan sonra burada şeker var. Öz nuraniyet, ruhaniyet Peygamber-i Zişan Efendimiz’in sallallâhu aleyhi ve sellem ve cümle pir-i piranımızın ve enbiya ve mürselinin nuraniyeti, ruhaniyeti, hakikati Muhammed’iyle bunu kattım. Şimdi bucurt attım. Bak, şöyle yapardılar. Ha, ne düşünürsen çok düşünürsen, şöyle düşünürsen eyvallâh. Düşüncelerimin hepsini aldım. Bundan sonra sen düşünmeyeceksin. Efendin düşünecek. Ben istiyorum yok, istemek senden gitti.

Dervişlik emrede, gariziye değri. Emret abi olacaksın. Eyvallâh. Şöyle katli. Efendimiz, bunlardan birer tane herkese, bu dört kişiye lütfen rica ederim, verersiniz biraz. Eyvallâh. Bunlara da verersiniz rica ederim. Gayet. Nezarez Allâh bir derviş. Senin fâni, fâni düşüncelerimi, öz baki düşüncelerimizle Allâh’ın nuraniyetini, ruhaniyetini kattım. Aklı cüzvi ve akli kulliğine kattık. Onu bir güzel tatlı hale getirdik. Eyvallâh. Şimdi yola geldin. Mübarek olsun inşâallâh. Eferme et. Birer et. Eyvallâh. Şimdilik bir bade geliyor. Bunun adı Kudretullah. Allâh’ın kudretinin temsilcisi. Allâh’ın kudretinin temsilcisi. Tüm Hay ismiyle kaç saatten yarlarımız, canlarımız, şoma izin vermiş, izin vermiş.

Hazırlamış, keşkulün içerisinde zembilde getirmiş. Bu neyin anlamına gelir? Bunu kime verirler? O dervişe verirler ki halkın sırrını, bunu düşün. Halkın sırrını saklamayan hiçbir zaman Allâh’ın sırrını ona vermezler. Şimdi insanların sırrını sakla ki, sırrı Allâh’ı sana versinler. Şimdi bunun içinde o şarab-ı tehur, Allâh’ın o kudretullah, bunu içenler anlasınlar. Ya derviş uçar, ya uçar. Bir mikrofon verir misiniz? Ben çok bunu söyleyemiyorum. Ustadımız bunu daha da anlatar. Rica ederim. Derviş olur. Kemal-i Ere. Ya ortada kalır. Ya ortada kalır. Kemal-i Erenlerin yanında olur. Ya da geri dönenlerden olur ki. Allâh’a muhafaza eylesin. Allâh’a mütevazı olur. Allâh insanları çay ırmıştır. Ya önde gidenlerden olur.

Ki derviş önde gidenlerdendir. Sufiler önde gidenlerdendir. Ya da o kimse ortada kalanlardan olur. Ya da o kimse geri dönüp helakıp olanlardan olur. Rabbim bizi ileride olanlardan eylesin. Âmîn. Âmîn. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. İkinci mekama geldik. Bakın bunun neyin anlamını. Pirin önüne geçtiğin. Kâbi Kovseyn ve o Adnanın sırrını anlamak lazım. O kes burada otursun. Peygamber-i Zişen Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem Bir bir keman. Ondan çok az yakın. Çok yakınlaştım Hakka. İlm-ü l-yeğin yetmez. Eyin-ü l-yeğin. Hakk-ü l-yeğin o zatı bileceksen. Allâh’ın tecellisi. Ona kadir burada oturacaksan. İkinci mekâm. Ne mekâm? Tariqat. Gadeh. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Hayyum ya Kıyum.

Ben içtim sizin için. Ya hayyum ya Kıyum. Üçüncü mekâm. Hakiket mekâmı. Bu insan. Tamam. Kâbi Kovseyn o Adnan. Bir de çok önemli bir şey. Kâbi Kovseyn o Adnan. Bir de çok önemli. Kövsar havzunu görmek lazım. O mekâmların hepsini derketmek lazım. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Ya hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Hayyû ya Kıyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Hayyû ya Kıyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum. Yâ Kayyûm ya Hayyum.


Zâkirler, Çavuşlar ve Bayan Kardeşlerle Ahdleşme — Karabaş Halaka Tatbîkı

Yâ Hû ya Cevâd. mertebe pir ve ustad mürşid-i kâmil mükemmelin olduğu mertebe. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Ya Allâh. Ya hayyû. Ya hayyû. Tamam. Biz de olduğu emaneti verdik. Şimdilik iş çevirir, edebden hatiri. benim olduğum öz kendim düşüncem olsa ben taçım başımdan alıp belimi açıp şöyle huzurun efendimize ama aynen değil. benim arzum efendimizin huzurunda çok bile yutmak ihtiyacıdır. Edebden ben harici olup postumu bu tarafa saracağım. Sultanımız bu tarafta otursun. Buyur efendim sultanım. Sultanım Çiğet決 Yu’lu St Bir beyaz post rica ederim. Ben birer it inabet edince Ne ana? Şamhar ubezir it uçağır taraf. Dört tarafa bırakırsınız. Mumları dört taraf. Elinize sağlık. Çok teşekkür ederim.

Eyvallâh. Ne? Ruh yetişsin. Ruh üstüne koyarsınız lütfen. Sofranın üstüne. Çersin. Neyi rica edebilirim? Neyi? Bir beyaz post bir photon… Desturکese… Efendim, Sultanım, müsadeniz olsa o sekiz kişi siz intihap etmiştiniz. Şimdi onların gelip burada hainlerin yapması, onların en yakın halkanın adaptan sünnetten biliyorsunuz. Müsadeniz var mı acaba? Lütfen onları verirsiniz. Sultanım, buyurun. Çağrımı gelsinler sen ki. Canlar dervişen, yarlar erenler. Bunlar bir dervişin, bir zakirin ıştesi, bağlantısı pirine. Pirimizin sultanımızı 110 tane bu iplerden var. Bir dervişin zakirin 72 var. O Şohedayi Kerbelan’ın sırrı 72 nefer. Çok sımsıkı mevlasına, pirine bağlanmak lazım burada. Onun anlamı. O da 18. pirimiz o hay ismini söylemiş, onlar da canlanmış, onlar da yeniden dirilenmiş.

Hazırlanmışlar. Sekiz kişi hazır. Bunu halka, lütfen halka. Piyas, piyas. Saate var olsun. Eyvallâh. Eyvallâh. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Ve Lillahil hamd. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. La ilâhe illallah. Hu Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Ve Lillahil hamd. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. La ilâhe illallah. Hu Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Ve Lillahil hamd. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. La ilâhe illallah. Hu Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Ve Lillahil hamd. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. La ilâhe illallah. Hu Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Ve Lillahil hamd. As-salatu wa-salaamu alaike ya Rasulallah. As-salatu wa-salaamu alaike ya Nabi’Allâh. As-salatu wa-salaamu alaike ya Habiballah. As-salatu wa-salaamu alaike ya Sayyidil awwalina wa l-akhirin.

Wa-salaamun ala l-mursaleen. Wa-lhamdulillahi rabbil alameen. El Fâtihâ. Allâhumme salli ala Sayyidina Muhammedin wa ala ala Muhammedin. Âmîn. Şimdi bundan sonra hazır mı? Asaha hazır kocas. Şimdilik pirim şimdi yakın halkıya geldin. Yağmur mahremlere karıştın. Şimdi evliyanın sırrını erdin. Şimdi evliyanın sırrını erdin. Evliyanın sırrını erdin. Şimdilik seni de halktan halktan makama geçirder. O zâkir bir asa verilir. O da şöyle nasıl piri dimdik durmuş, o da bu yolda dimdik durmaya vazifeli farz ona. Ayeti Kur’ân’da ne olur? فَسْتَقِيمُ اَلَيْهِ فَسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتِ Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Saadetinizin efendisi burada. Şimdi tekrar dönün. Zekr. Zekr. Sakın. Ben. Ali. Zekr. Asayrı man.

Fakir. Fakir evel. Ben evelisiniz bunu. Fakir. Azaz. Hâk’ya heyyû, yâ gayyû, yâ hayyû, yâ gayyûm. Hû! Hâk’ya heyyû, yâ gayyûm, yâ hayyû, yâ gayyûm! Hâk’ya heyyû, yâ gayyûm, yâ hayyû, yâ gayyûm! Yaheyyö! El el, Dervişler el! Yaheyyö, el gönderi al. Yaheyyö! Mostางçons Allâh’ı illallah. Efendim dua buyurarsınız. Mikrofon. Efendim dua buyurarsınız. Mikrofon.퓌 Alalım. Ustadım bir dakika, bir dakika. Üzüldüler. Bunları nasıl bağladık? Musaitenizden açmamız lazım. Bunları. Buradan açıp… … Tamam. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Eyvallâh. Allâh rahatsız etsin. … Selin oru bas komboşları, hem onları seri. Vay ne istiyom dik gözük başım. Vah diyor. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Efendim, şimdi bunlara… …bunlara da teklim olunur.

Siz desturunuz olsa her bir tanesine… …bir işleden, rişmeden verilir. Ahdelerine… …sadik olmak. Onun her esine bir tanem. Dergahlarına götürsünler, bunlar kendilerine. Buradan. Rişt-i şerif yanıbıp size bağlantının ahdi. … Bakiyesi kocası. Rişt-i hasari. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bir, iki, üç. Sultanım. … Bunu da… …Cevher abi neden? Cevher abi, bunu arzu eder. Siz her kime arzu edersiniz, bunu ona verirsiniz siz. Ertan. Ertan. … Tamam, burası bir küçük bir hediye var. Efendim, İran’daki canların… …terefinden bir küçük bir hediye. Ali yapımı. Mina Kari. Umarım size layık değeri. Teşekkür ederim. Allâh razı olsun. Şimdiden bizden. Şimdi tamam, vereyim. Efendim, şimdi Bade-i Kudretullah, bunlar tekbete gelip o şaraptan içime arız ederler.

Buyurarsınız. Bismillah. Destûr var mıdır? Bismillah. Buyurarsınız. Bundan sonra şeyler vardı. Siz bu 8 kişiye, 9 kişiye verenden sonra o kaderler hazır. Onu siz nezareyleyenler siz paylaşsın. Ondan sonra şeyde, arzu edersiniz, elinizi öpsünler. Yok, siz nezareyleyersiniz paylaşsın. paylaşsınlar. O zaman, bu 8 kişinin aynısını yapar mısınız? Tamam, şimdi bu 8 kişinin aynısını yaparım. 8 kişi. 8 kişi. 8 kişi. 8 kişi. 8 kişi. İlk kişi kim gelsin, meydana çıksın? Onlara birine emanet eyleyi gel. Evladım. Onu da ver. Diz, dize Sultanımıza dizlerini tayyayacaksan. Dayan, neredeyim? Efendimizin iki karşının arasına bakıp, onu teklim edelim. Ohay ismi söyleyende onu sen aram, yavaş yavaş içeceksin.

Ezon ver, ezon ver, ezon ver. Ver. 11 yarı kadar harbiyat, bezeydin, boş sat, satar. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Destûr var mıdır? Biyav, biyav. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Ne rica edebilirim mi? Bezelim. Ne rica ederim Sultanım? Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bir an özersiniz, bir an özersiniz, bu hazırlıklar yapsınlar. Bir an öz. Kusura bakmıyorsunuz. Ya çekin, bir tarafa çekin, bir tarafa. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Efendim bizim iki karşının arasına bakın. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Ya Allâh’ım. Kuran ve sünnetten ayıp olacağını, ölünceye kadar Kuran ve sünnet çizgisinde kalıp yoluna adaf ve erkane uyuyacağını bana söz veriyor musun?

Bana söz veriyor musun? Allâh rahmet eylesin. Efendim, iki başkın arasın. Ölünceye kadar Kuran ve sünnetten ayrılmayasın. Yoluna adaf ve erkaneyi terk etmeyeceğine bana söz veriyor musun? Allâh sözünü verir. Ya hey! Ya hey! Bana söz veriyor musun? Bana söz veriyor musun? Ya hey! Ya hey! Efendim, iki başkın arasın. Ölünceye kadar Kuran ve sünnetten ayrılmayasın. Yoluna adaf ve erkaneyi terk etmeyeceğine bana söz veriyor musun? Bana söz veriyor musun? Bana söz veriyor musun? Ya hey! Yoluna adaf ve erkaneyi terk etmeyeceğine bana söz veriyor musun? Bana söz veriyor musun? Ya hey! Ya hey! Ölünceye kadar Kuran ve sünnet çizgisinde de bir şey yapmıyorsun. Yoluna adaf ve erkaneyi terk etmeyeceğine bana söz veriyor musun?

Bana söz veriyor musun? Bana söz veriyor musun? Allâh sözünü verir. Ya hey! Ya hey! Hepinize de kendi elimden içirmek isterdim. Bugün malum aşağıda da bir programımız var. Ben şimdi sıradan ayaktan arkadaşlarla, hepsiyle de zakirlerle ahidleşeyim.


«Yâ Hayy» Zikrinde Topluca Esmâ Tekrârı — Halaka-i Zikrin Doruk Mertebesi

Çavuşlarla ahidleşeyim. Bayan kardeşlerle de inşâallâh hemen hızla onlarla da ahidleşeyim. Ondan sonra işi biten hızla aşağıya insin programa. Bunları dağıtacağız. Şimdi ahitleşen oradan bir kana atayım. Eyvallâh, Destûr. Yettim seni bir ay dinle. Bismillah bir tanem, Bismillah. Ya hey! Henüz hiç kaynak alamıyorum. Ne? Ne mişne var? Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Ya hey! Ya hey! Ya hey! Ya hey! Kendim hizmet. Eyvallâh. Ya hey! Ya hey! Ya hey! Ya hey! Ya hey! Ya hey! Ya hey! Ya hey! Ya hey! Ya hey! Usta, usta, bir şey demem. Posta, kırmızı posta durarsın. Eyvallâh. Sen de ölünceye kadar kuramazsın. Daha da fayda edeceğine söz verdin mi? Evet. Kıramazsın. Ölünceye kadar kuralım, hizmete sabırla yanak.

Onun azap verdin, o yecaniye söz verdin mi? Allâh sözünü bırakmasın. Ya hey! Ölünceye kadar kuralım, hizmete sabırla yanak. Allâh’ın adatına erken namiyetlerine çözdürdün mü? Özledin mi? Allâh’ın adı kesinlikle. Yâ Hayy! Allâh’ın adı kesinlikle. Yâ Hayy! Allâh’ın adı kesinlikle. Bir şey olmayan arkadaşlar çıkabilirler. Fakir ve çok şahit herkese çıkarayım mı? Yâ Hayy! Yâ Hayy! Yâ Hayy! Yâ Hayy! Yâ Hayy! Yâ Hayy! Yâ Hayy! Yâ Hayy!


Kaynakça ve Referanslar

  • Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî Efendi (1862-1936) Dergâhı: Mustafa Özbağ Efendi silsilesinde Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî’nin yeri — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; İrşâd Dergisi, Çorumlu Mustafâ Efendi sayısı; Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabaşiyye kolu — Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ; Ahmed Cevdet Sungar, Çorum Mutasavvıfları; «Mağnûb Ahmed Teslîm Hazretleri» — Mustafa Özbağ Efendi’nin nakli, İrşâd Dergisi hâtırâtı.
  • Horasânî-Hüseynî Silsile Bağı: Horasânî tarîkatlar (Yesevî, Nakşî, Halvetiyye) — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Hz. Hüseyn Efendimiz silsilesi (Ehl-i Beyt-i Mustafâ) — Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 32 (2404); Hâkim, Müstedrek; «kerâm-ı silsile» Hz. Hasan-Hüseyn’den itibarî — İmâm Rabbânî, Mektûbât; Necmüddîn Kübrâ silsilesi — Fevâihü’l-Cemâl.
  • Anadolu Beş Dergâh Mücâhedesi (Erbain ve Halvet): Halvet süreci — Necmüddîn Kübrâ, el-Usûlü’l-Aşara; «erbain» (40 günlük halvet) — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, bâbu’l-halvet; «Mûsâ aleyhisselâm’ın 40 günlük zikri» (A’râf 7/142) tarîkati — İbn Atâullah, el-Hikem; modern halvet tatbîkı — Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî, Câmiu’l-Usûl; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
  • Mü’minin Hâl Mertebeleri (Esmâ Tecellîleri): «Allâh’ın 99 ismi» — Tirmizî, Daavât 82-83 (3506-3507); İbn Mâce, Duâ 10 (3860); Buhârî, Şurût 18; «Esmâ-i Hüsnâ» tasavvufî tasnîfi — İmâm Gazzâlî, el-Maksadü’l-Esnâ Şerhu Esmâillâhi’l-Hüsnâ; İbn Arabî, Fütûhât 2/468; Necmüddîn Dâye, Mirsâdü’l-İbâd; «Kerîm-Rahîm-Rahmân-Kahhâr» tecellîleri (cemâl-celâl) — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; sufî pratikte esmâ zikri — İbn Atâullah, Miftâhu’l-Felâh.
  • Hz. Hüseyn Efendimiz Misâli Fedâkârlık (Kerbelâ Vâkıası, 10 Muharrem 61H): Hz. Hüseyn b. Ali (4-61H/626-680M), Kerbelâ şehîdi — Taberî, Tarih 5/389-460; İbn Sa’d, Tabakât 6/420-455; Buhârî, Cenâiz 90, 105; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 60-61 (2422); «Hüseyn-i şehîd-i Kerbelâ» — Necmüddîn Kübrâ, Fevâihü’l-Cemâl; Ferîduddîn Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ; «Hak yolda can vermek» — Bakara 2/154 («lâ tekûlû limen yuktelu fî sebîlillâhi emvât»); Âl-i İmrân 3/169; tasavvufî tefsîr — İbn Acîbe, el-Bahru’l-Medîd.
  • Esmâ-i Hüsnâ Zikri (Yâ Hû, Yâ Kayyûm, Yâ Hayy): «Yâ Hayyu Yâ Kayyûm bi-rahmetike estaġîs» (Ey Hayy ve Kayyûm! Rahmetinle yardım dilerim) — Tirmizî, Daavât 91 (3524); Hâkim, Müstedrek 1/509; «Yâ Hû» Hû ism-i şerîfi — Haşr 59/22-24; Bakara 2/255 (Âyetü’l-Kürsî); İbn Atâullah, Miftâhu’l-Felâh, bâbu zikri’l-Hû; sûfîlerde Hû zikri — İmâm Gazzâlî, İhyâ, Kit-âbu’l-Mahabbe ve’ş-Şevk; Mevlânâ, Mesnevî, Hû mecâzı.
  • Halaka-i Zikir ve Karabaş Tatbîkı (Çavuş, Zâkir, Bayan Kardeşler): Halaka-i zikir tatbîkı — Buhârî, Daavât 66 (6408); Müslim, Zikr 8 (2689); Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/251; halaka tatbîki âdâbı — Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî, Câmiu’l-Usûl; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; Karabaş halaka geleneği (zâkir, çavuş, halîfe ve bayan kardeşler ayrımı) — İrşâd Dergisi hâtırâtı; Mustafâ Özbağ Efendi sohbetleri; «ahdleşmek» (mübâyaa) — Buhârî, Ahkâm 43 (7199); Müslim, İmâra 41-43.
  • Mustafa Özbağ Efendi Silsilesi ve Sünnî Tasavvuf İrşâdı: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar Efendi → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi — İrşâd Dergisi hâtırâtı; modern tasavvufî halîfe-zâkir-çavuş-bayan kardeş hiyerarşisi — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; sünnî tasavvuf — İmâm Rabbânî, Mektûbât; Şâtıbî, el-Muvâfakât.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Tarîkat, Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı