Arabide Fusus Okumaları

20. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


Bu programı izleyen. Misafirlerimiz 0535 627 71 45 numaralı telefonun. WhatsApp hattını sorularını yönetebilir ler yöneltebilir ler isim ve şehir belirterek burada sorularını. Üstadımız. Sayın. Mustafa. Özbağ. Efendi cevaplandırılır cevaplandırılacaktır tekrar ediyorum 0535 627 71 45 iyi dinle. Değerli misafirler füsusul hikem okumaları bu mekanda gerçekleştirilmektedir ve her ayın belli günlerinde burada gerçekleştiğinden sorularınızı. Sadece bu gün içerisinde sorumuz internetten izleyen. Misafirlerimiz de programı takip eden izleyicilerimiz de sorunlarını program saati içerisinde atsınlar daha sonra üstadımıza bu konuda mail atılması sorularını sadece telefon hattımızdan sorulsun o cevaplandırma lar bu program içerisinde gerçekleştirilecektir ve. Selamünaleyküm. Allah. Geceniz hayırlı etsin inşallah. Cenâb-ı. Hak gündüzünü hayırlı eylesin ayınız yılınız ömrünüzü bu özellikle soruları bu internetten de soracak olanlar iletişim araçlarıyla burada sorsunlar buraya.

sorsunlar diye özellikle not aldatır dın buradaki sohbete sonra böyle işte. Temel’le bana sormaya çalışıyorlar yok işte orada soramadım da o gün soramadım da bu kendilerine özellik tahsis etmeye çalışıyorlar. Allah bizi affetsin. O yüzden özellikle dedim ki o. Herkes buraya sorsun inşallah abone ol ama. Ben kendimce belli bir abone ol bir yere kadar hazırlık yaptım ama inşallah biraz kazır lan fazla olmuş herhalde ama bunu tahmin ettiğim yere kadar götüreceğiz sonradan. Kendi kendime düşündüm o kadar lazım ama inşallah iyi olur geçen aydan kalan son prafo kim. Ondan sonra devam edelim. İnşallah gelir ve. Cemil zâhir ve bâtın evvel ve. Ahir gibi. Halbuki o kendi nefsinin aynıdır kendi nefsinin aynıdır kendisinden başka değildir fakat o. Hem bilir hem.

bilmez hem anlar. Hem anlama sen görür hem görmez. Ama bu. Normalde bu evliyanın sonuncusu ile alakalı bir teşbihde benzetmeyin o evliyanın sonuncusunda sıfatlar onun üzerinden yürürken o neydi kendisinin aynıydı başka bir değildi bu. Yukarıda sözü geçen bu buluşlar bilgisi. Dolayısıyla. Şit peygamber. Ebu at verildi. Çünkü shity manası ibrani dilinde. Allah vergisidir sınıf ve nispetleri çeşitli olan. Allah vergilerin anahtarı. O’nun elindedir. Allah’ın. Adem’e ilk bağışladığı. Nimet sheet tir. Bu ihsanını. Adem’e yine kendisinden vardı çünkü çocuk babasının sırrıdır ondan çıktı ve yine ona ait oldu. Allah’ın hikmetlerini akıllı erdirenler bu insan. Adem’e hariç o gelmiş bir garip değildir âlemdeki her. İhsan bu yolda cereyan etmektedir her ne kadar suretle değişik hissede hiçbir kimse de. Allah’tan bir yoktur.

ve kendi nefsinden başka da bir yoktur bu hakikati. Allah ellerinden ancak pekas sayıda verirler bilirler şüphe yok ki iş böyledir bunu anlayan kimseyi gördüğüm vakit ona inan o. Allah velisi bütün. Erenler arasında sayılarında sayısı olan ariflerin en seçkin nedir bu ev buraya kadar bitirebilir dirsek bundan sonrasında. İnşallah devam ederiz. Ben yine buradan paragraf alıp gitmeye gayret edeceğim inşallah abone ol bu. Yukarıda sözü geçen bu buluşlar bilgisi. Dolayısıyla. Şit peygamber. Ebu at verildi. Çünkü. Şit’in manası ibrani dilinde. Allah vergisidir sınıf ve nispetleri çeşitli olan. Allah vergilerinin anahtarı. O’nun elindedir. Allah’ın. Adem’e ilk bağışladı. Nimet sheet tir. Bu ihsanını. Adem’e yine kendisinden verdi. Çünkü. Çocuk babasının sırrıdır ondan çıktı ve yine ona ait oldu. Allah’ın hikmetleri ne.

akıl erdirenler bu. İhsan. Adem’e hariçten gelmiş bir garip değildir âlemdeki her. İhsan bu yolda cerrahın etmektedir bir. Şit. Aleyhisselam malum. Hz. âdem aleyhisselâmdan sonra gönderilmiş bir peygamberdir ama şitâ de. Sağ ol oğlum dur ve. Havva’dan olmadı bu ne zaman. Kabil habil’i. Şehit edince. Adem. Aleyhisselam çok üzüldüm bu. Havva annemizi beraber ağladılar üzüldüler. Çünkü iyiliğin temsilcisi iyiliği devam ettirecek olan. Halil. Şehit edilmiş eti katledilmişti onlar böyle çok ağlayıp. Efkan edip. Allah’tan yardım dileyin. J yaklaşık habil’in ölümünden bazı rivayetler. Bunlar. Çünkü beş yıl sonra o. Cenâb-ı. Hak shity verdi bu. Havva annemiz şifre. Hamile kalınca anında bir peygamber. Nurun. Nübüvvet nuru belirdi böyle olunca. Adem. Aleyhisselam anladı ki bu doğacak olan çocuk kendisinden gelecek olan peygamber bu.

ve buna çok sevindiler çok hamd ettiler. Ve şid bu manada ki ve tullah. Ah. Allah’tan hibe ve. Allah’tan bir ikram. Allah’tan bir. İhsan. Allah’tan bir lütuf bu manada isimlendirildi ve. Havva’ya sana habil’in yerine hibetullah. Allah birşey hibe etti diye. Havva annemize ne yaptı müjdeledi diş itin. Arapçada şes. Süryanice dağ şahıs ibr anca da şiş. Sener. Şit. Aleyhisselam dolunca. Adem aleyhisselam da bu. Allah’ın şubesi bu diyerekten habilden dolayı yemin ederek tam bunu söyledi. Vallahi de bu. Allah’ın bize bir hibesi dedi diwe o. Onur şiddete belirdikten sonra ta. Hz. Muhammed’i. Mustafa’ya kadar. Onur devam etti şiddetten sonra sırasıyla bütün peygamberler. Onur’u taşıdılar aynı zamanda peygamberlerin. Anneleri ve babaları da. Onur’u taşıdığı. Hani. Henüz daha. Hz. Peygamber sallallahü.

ve sellem adetten babası evlenmemiştir de bir kadın vardı. Her sene. Mekke gelir. Hz. Abdullah ha. Kendisi de evlenmesi istediğini. O’na evlilik teklif ederdi. Allah. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretlerinin mübarek babaları öyle edepli öyle terbiyeli i öyle ahlaklı ydı ki. Kafasını kaldırıp ona dair bakmazdı vakte ki. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretlerinin babası evlendi. O sene yine kadın geldi yine. Abdullah’a baktı. Abdullah’a baktığında onun anında konur görmedi. Ondan sonra onu o sene evlilik teklif etmedi dediler ki niçin evlilik teklif etmedin onun alnındaki peygamberlik. Ne oldu gitti artık dedi. Onun anında göremiyorum kime gitmişti annesi. Amine gitmişti ve amineden kime geçti azreti. Muhammed’i. Mustafa’ya geçti sallallahü ve. Sellem’e ve o peygamberlik nuru bir var bunun başlangıcı.

neredeydi şiddet dedi. Hz. Adem ilk defa bir peygamberlik nurunu hanımı. Havva’nın üzerinde gördü mü. Havva’nın anında. Onur görünce. İnandık 21 Peygamber’e hamile ve onu o yüzden. Yeminle dedi ki. Allah bize bir şeyi hediye etti hibe etti. Dedi ve ondan sonra da zaten şiddetten sonra da o peygamberlik nuru onun. Şit’in hanımına geçti ondan mı oğlu enişte geçti. Ondan sonra en işin alnından da oğlu kayık. Aynanın altına geçti ve böyle dağ bu. Nur devam etti ve o yüzden normal değil bu. Şit. Aleyhisselam. Allah’ım bir hibesi. Allah’ın bir hediyesi olarak alındı tabi. Hz bir diyor ya. Çocuk’u noktada hani ve babasının sırrıdır diye de hani bizim o tarafı meşhur sözüdür ya. Ben dedim ya daha çıkan adamın acil.

çıkan oğlu olur ve hatta annesine bak kızını alır al derler ya. Her baba ve anne. Sonuçta çocukları onların genlerine taşır onları. Onları taşır ve sonuçta çocuklar bir şekilde babanın. Sırlar vardır baba da ne var ise çocukların üzerinde tecelli eder. Hani. Sevgi babadan çocuğa dır ya büyükten küçüğe dir ya bütün her büyükten küçüğe direkt tabi meşhurdur ya. Bakara ayeti 223 kadınlarınız sizin tarlanızdır. İyi o zaman kadınlar tarladır tarlaya ne ekerseniz onu biçersiniz siz iyisiniz tarlaya iyi bir buğday. Tom attıysa nızar. Pub içmezsiniz o zaman çıkıp bu olay ilk yazılı. Emir insandan insana bu ve. Adem. Şita yazılı bir vesika ver kendisinden sonra ailenin başına geçeceğini. Devletin başına geçeceğini ve peygamber olacağını ve tabii şiddete de yaklaşık.

28 sayfa kitap indirilir sheet. Adem’den sonra. Normalde kendisine indirilmiş olan o kitapla hükmeder. Tabii. Şit. Aleyhisselam ve. Adem. Aleyhisselam dağların tepelerini yurt edilmişlerdi kendilerine dağın tepesinde dururlardı dağların böyle otlak. Yaylak yerlerinde yaşarlardı tavuk. Kabil’de ve. Kabil ve çocukları ve avaneleri de ovada yaşarlardı o. Mesken tutmuşlardı ve enteresan bir ve mesaj. Şit’in. Emir. Adem. Aleyhisselam’ın emirlerinden birisidir asla ovaya yemeyeceksiniz ve. Kabil ve bu suyla ilişki kurmayacaksın ız kabilden kız alıp vermek yok. Asla. Kabil nedir. Çünkü. Kabil kötülüğün simgesidir ve kötülüğün simgesi ovada yaşıyor. Aze. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretleri. Adem’den. Binlerce yıl sonra bize bir nasihatte bulunuyor öğüt de bulunuyor diyor ki ovaları kendinize yurt edinmiş. Ben oraları. Depremzede felaketiyle karşı karşıya kalır. Deniz kenarlarını da.

kendinize yurt edinmeyin orada. Selvi baskınları su baskınları olur der başka biraz işlerde de şeytan her sabah otağını denize kurar ve askerlerini. Haydin yavruların. Haydin askerlerin şimdi insanları sattın insanları yoldan çıkarın diyerekten denizden onları karaya doğru gönderirler. O yüzden. Deniz kenarları biraz ne yazık ki dini yaşama da dini. İhlas ve samimiyet de diğer yerlere göre gevşektir acı tarafı da bu. Ama bu bakın ovalara yurt edilmeme ta. Adem. Aleyhisselam’a dayanmaktadır. Çünkü. Adem. Aleyhisselam asla her şeye no kendi oğlu olan kabille görüşmez. Kalbimin yanına gitmez. Onunla irtibata geçmez tabil tövbe etmediği için ve. Adem. Aleyhisselam yaklaşık 900 yıl yaşar az değil. Ve. Kabil mesela oğullara şehirler kurar her şehrin kapısına kendi ismini yazdırır sonra. Şit peygamber olduktan sonra.

bir müddet son şiddet yaklaşık 800 kusur yıl yaşa bu şiddete bir müddet sonra tabi kabile. Savaş açan. Kabil’in şehirlerini i fetheden. Kabil’in şehirlerinin fethettikten sonra her şehrin kapısına. Ondan sonra la ilahe illallah. Adem safiyullah diye o ismini yazdık şehirlerin kapısına ve böylece. Kamil ve avanesi tekrar o kurdukları şehirden çıkmak zorunda kalırlar ve bir kısmı iman eder bir kısmı imal etmez. Tabi bu. Normalde. Hepsi de. Doğrudur doğru değildir. Bunlar biraz menkıbe dir işte ya yok. Bunlar beni. İsrail’e tandır falan diyenler olacaktır. Ama genel olarak hikaye budur ve. Adem. Aleyhisselam ölmezde ve. Şit aleyhisselamın kendisinin halifesi olduğunu kendisinden sonra bütün işleri. Dizayn etmekte onun vazifeli olduğunu yazılı bir belge ile. Verir öğütlerine verir. Ondan sonra işte o.

güne kadar kendisinin 3 yaşa beş yukarı sahip olmuş olduğu ilimleri de ona aktarır işte. Normalde gece ve gündüzün saatlerini mahlukattan ısırığına mahlukatlar. Allah’ın ne zaman zikrederler nasıl ibadet ederler onları hem manevi gaybi ilimleri hem de maddi ilimler ne yapar şüphe aktarır nakleder ona öğretir ve böylece ondan sonra da 2000’li. White edilir ki. Adem. Aleyhisselam kıyamete kadar ne kadar. Tufan olacaksa şiddete bunu öğrettiği söylenir bu ve. Adem. Aleyhisselam bu noktada. Şit aleyhisselama. Maddi manevi hemen bütün ilimleri öğrettiği söylenir bütün ilimler. O yüzden. Çocuk babasının sırrıdır ve bu. Hadis biraz da sheet için söylenmiş gibidir. Çünkü babasının sıra olunca babasındaki bütün. Sırlar çocukta söz konusu artık bu manada. Şit. Aleyhisselam. Aynı zamanda da babasının sırrı olmuş. Oldu.

tabi. Şit aleyhisselam da vefat etmeden önce de oğlu en iyi şu. Vasiyet eder. Belki benden sonra da işte en. Rusya’daki olma. Sensin bütün her şeyin halifesi ve her idare edecek olan ve böylece de en içten sonra da. Normalde ne yapar devam eder gider. Hatta. Şit. Aleyhisselam öyleki. Adem. Aleyhisselam’ın cesedini her daim yanında taşırdı 18 yüzyıl boyunca. Adem. Aleyhisselam’ın cesedini yanında taşıdığı. Şit o ademe. Aleyhisselam. Çünkü çürümüştü bozulmamış tıbbı onu böyle kefen dediler. Tabiri caizse bağladılar. Şit. Aleyhisselam onu bir. Vasiyet onu bir böyle bir hediye gibi her daim yanında taşıdığı gece gündüz onu görürdü babasına bu. Şit. Aleyhisselam oğluna bıraktı miraslardan birisi dedesi. Adem. Aleyhisselam’ın cesedi dir bunlar aynı zamanda. Adem’in. Has çocuklarının olduğunu demeliydi bir.

delil de adam. Aleyhisselam ilk insan ilk peygamber. Cennetten çıkarılmış ilk. Kimse o yüzden. Şit aleyhisselam da uzun müddet. Eta. Hadi dedi maalesef biraz daha. A ama baban ne yaptı. CS kadar seviyordum ben seni. Allah’ın ipine sımsıkı sarıl mallarını ibadetlerde zikirlerde eksiklik noksanlık yapmamasını. Ondan sonra. Normalde. İşte bu bütün bu noktada verilmesi gelen gereken bütün o günleri ona vermişti beş dahi noktada bütün bilgiyi almıştı. Adem’den o öğretime olarak yazın ve ardından. Normalde. Cayenne bu. Bilgi alırken ve ilgi dururken bu uad. İyi ettin gayri. Hani yabancı bir değildi çünkü ad çıktığında. Gıda bu. Muhittin ip numara. A baba. Hazretlerinin e gönü abone ol çok iddalı bu çünkü bu üzerinde her ne var ise o kendi. Aynı. Sabit.

ellerinden kendi idrak verince ve istidatları çalıyordu. Onu her ne kadar bu suretle değişik ise d& k hiçbir kimse de. Allah’tan bir yoktur ve kendi nefsinden başka da bir yoktur bu hakikati. Allah’a ellerinden ancak pek az sayıda verirler bilirler şüphe yok ki iş böyledir bunu anlayan kimseyi gördüğüm vakit ona inan bu. Allah’ın velisi bütün arenler arasında sayıların sayısı olan ariflerin en seçkin nedir. Evet şimdi bütün herkes bütün bu varid atlarında üzerindeki tecelli atların. Hepsi de kendi nefsinden başka bir değildir bu bu şu manaya geliyor sizin üzerinizde her ne var ise. Ama her ne var ise bu. Allah’tan bir parça değil. Siz. Üzerinizde ya bu kendi nefsimizden kendi ayağını sabit. Elimizden gelen bir. Eğer siz kendi ayağını.

sabit denizde iyisiniz. Sizin nefsinize sizin üzerinizde iyilik tezahür edecek yok. Siz kendi ayağını sabit elinizde kötü iseniz sizin kendi. Üzerinizde kendi nefsiniz kendi ayağını sabit tenis tedavi edecek. O sizin bir başkasına şikayet etmeye bir başkasını kötü görmeye bir başkasına bahane bulmaya hakkınız yok ve bu konuda da. Allah’ı suçlamaya hakkınız yok. Ama bu sizin kendi ayağını sabit tenis. Bu size biraz tabi muhitini da araba zaten bu sözü biraz böyle size yapabilir. Ne o tuhaf gelebilir. Tabi bunu. Normalde kendince bunu idrak edecek olan kimse. O biraz mürekkep yalamış olması lazım herhalde. Ama bu biraz. Muhyiddin. İbn. Arabi. Hazretlerinin söylemine göre insanlara enteresan bir hani biz bir zaman söylerim ya. Kendi üzerinde bulunan olumsuzluklardan dolayı. Allah’a suçlama. Allah.

bunu böyle istedi deme bu sana ait bu senin bu bir başkasını değil. Senin hayatının sana ait bir başkasına ait değil bir. Eğer sen bunu bir başkasına ait ve hatta. Allah’a attı dersen ondan sonra burada sıkıntı olacak ve bu şöyle düşünün abone ol o dolapta yine var mıydı. Az önce burada dolaptan ne var mıydı bir aynaya baktın mı kendine bir aynaya baktı aynaya bakanlar var mı elini kaldırsın ben. Ahmet aynaya baktığınızda. Kendinizden başka bir görüyor musunuz o herkes aynada kendisini görüyor. Ben ona müdahale eden var mı abone ol. O bizim fiili hatlarımız ayna var ya biz aynıyız. Bu neyin aynasız ayağını sabit evimizin aynısı düşüncemizin aynasız. Fikri hayatımızın aynası yız. Biz baktık aynı de. Kendimizden başka.

bir gördün mü hayır bu hz. Pir de diyor ki. Allah. Hz prison buradaki söylemi de şu ne diyor her ne kadar suretle değişik hissede hiçbir kimse de. Allah’tan bir yoktur ve kendi nefsinden başka da bir yoktur o kendi mevsimden başka da bir yoktur. Biz kendi üzerimizde. Allah’ın cebriye. Tini veya. Allah’ın kaderi. Yeti’nin var olduğunu söylemeyelim. Allah bunu böyle istedi demeyelim. O bizim nefsimizin. İzdüşümü bu bir iyilik yaptın bu senin nefsinin. İzdüşümü bu senin nefsin. Bu sensin abone ol o kötülük yaptın bu sensin. En azından iyi bir söz çıktı bu sensin. En azından kötü bir söz çıktı bu sensin. Ben bunu senin yanın yerine bir başkası icra etmedi bunu senin yerine bir başkası düşünmedi ki iyilikler.

rabbinizdendir bize iyilikleri öğreten bize iyilikleri nasihat eden tavsiye eden. Allah’tır bu. Ama bunlar bizim iyi veya kötü olmamız. Allah’ın cebri değildir. Bu bizim nefsimiz dir ama biz üzerimizde sudur eden bir kötülüğü. Allah’a da atla etmemiz lazım bu hakikate. Allah ellerinden ancak pek az sayıda verirler bilir bir şimdi çok az sayıda verirler bilir bu noktada abone ol ama biz veliler 3 Ayrılalım mı ma hepside veliler topluluğudur ama o veliler topluluğunun bir abone ol bu avamı diyelim biz onları. Onların da kendi akinola nahas diyelim hakkel yakin olanı daha sulh. As diyelim hasların hası bu email yakın olan. Ya normalde. Oo en yakın ilk olarak bak. Yakala o oh müşahade ederken de tevhidin birlemek olarak müsaade eder. Onun.

için bunlar böyle. Arabi konuşurken farklı alanlara da kaymak zorunda kalıyoruz meseleye anlatabilmek için ama bunların da bilinmesi lazım bir. Veli vardır. Bu. Veli’nin ava mıdır o. Veli’nin avamın da ve o her şeyde. Tevhid etmeyi her şeyde bir limiti. Tefekkür eder ve onun bum adlı bu noktada. Gecesi gündüzü abone ol bu. Tevhid etmekle her şeyi bir yemekle geçirir bu. Veli midir elcevap aparat. Normalde. Bir de. Aynel yakin noktada olan hastalar vardır. Normalde o hastalar ise çoklukta o. Ah dedi görürler o böyle yere teknikte. Vahdet görmez artık onun bir çıta yukarıdadır o kesrette. Vahdeti. Ben normalde hakkalyakin noktası olan var o da. Normalde ben de a. Bu arada da teşvikte tenzih de bitmiştir. Hani bir kısmı teslim.

He ben bir kısmı hep tenzih. Eda e. Fiat. Ducato ol veliler transitten de teşvikten de kurtulmuş kimselerdir hat teyze eden. Veli. Veli değil midir velidir teşvik eden belli değil midir veridir. Ama tenzih tende tespitten de yukarıda. Duran kurtulan da. Allah’ın. Has verilerdir işte de hz. Pir diyor ki bunu ancak mu. Hali onlar verirler bu anlattığımız şeytan bu anlattığımız ı anlayacak olan onlardır diyor. Kim bunlar onlar o gerçekten bir bu. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretlerinin mânen onun. Benim var isimdir dediği kimselerdir ve onlar bu velilerin içerisinde en saygını ve en sayılarıdır en. Saygın ları ve en sayılıdır diyor ki. Hz. Pire herhangi bir keşif sahibi ilahi bilgi ile ilgili olup da kendisinde bulunmayan. Kendisine ilham eden.

ve bundan önce mevcut olmayan insanları veren bir sureti görürse bu suret onun aynıdır başka değildir. Eğer. Kendisine ilham eden kendisine doğruyu söyle ve kendisini dini bildiren o kimsenin kendi aynıdır. Evet şimdi. Cebrail. Aleyhisselam daha iyi anlayacaksınız abone ol. Bu bir kimse bilmediğini düşünüyorsa ve bilmediği bir meseleyi bu keşfen o öreniyor sana ona öğreten. Ben ona bilmediğini anlatan yine kendisinin aynıdır bir aynadaki suret ona öğretti bunu da o kimsenin kendi ayağını sabit esine bağla belki. Oo kendi suretinden kendi ayağını salçasından alır bu deprem olmuyor değil mi abone ol. Evet bence de yokmuş. Yok. Yok. Yok bir sıkıntı yok. Bu sesle. Alışırız biz. Bu hz. Pir diyor ki o kimse o ilmini yine kendi ayağını sabit esinden.

alır ama ona bir öğretici ekmiş gibi yine kendi nefsinin aynıdır diyor daha doğrusu nefsinin aynıdır. O yüzden o ihsanları o ihsanları veren kendi suretinden gelir kendisinden gelirim ama o kendisi de o elimin nereden alır kendi ayağını sabit esinden alır diyor. O yüzden. Bir kimseden bu manada türlü haller türlü. Suretler. Zuhur. Eda iyi bakın türlü haller türlü. Suretler türlü tecelliyat lar türlü üzerinde harikulade haller tecelli edebilir bu üzerinde ilmin ev ince noktaları dahi tecelli edebilir diyor ki bunların hepsinde o kimse kendi ayağını sabit sesinden kendi nefsinin aynından alır dedi o kendi nefsinden alır ayağını sabit esinde mevcut olmayan bir şeyi o kimsenin üzerinde bulmak mümkün değildir istidad olarak kin ve istidadın da olmayan birisi şeyi o.

kimsenin üzerinde istidad olarak aramak bulmak da mümkün değildir o zaman bütün hepimiz kendi ayağını sabit elimizden ne alıyorsak ne kadar alıyorsa kendi ayağını sabit. Evimizde ne var onu yaşıyoruz onun üzerimizde tecelliyatı var bilmiyorduk öğrendik ve manevi yollara o öğrendi mi kendi ayağına sabit. Temiz’den. O bizim üzerimizde zuhur eden bizim üzerimizde çıkan her bu her bu o ilahi lütuflar o üzerimize gelecek olan nimetler bütün her aklımıza gelen ne var ise ve hepsi de bizim ayağını sabit temizle gizli. Hepsi de bizim ayağının ayağını sabit temiz de ayağını sabit temizle bizimde istidadı mız kadar istidadı mızın dışında değil o yüzden abone ol. Merhaba. Biz bir hakikat seksek bizim asıl hakikat imiz ayağını sabit temiz hakikatin hakikati kendi ayağını.

sabit temiz. Onun da hakikat ile. He mahfuzda onun da hakikatin nerede de cenab-ı. Hakk’ın ilmi ilahisinde benim. Bazen zaman hakikatin de hakikati var onun dakikası var onun da hakikati var dememin sebeplerinden birisi bu. Biz bir hakikat et. Bizim de bir hakikat imiz var bizim hakikat imizde kendi ayağını sabit temiz. Biz bunu kendi kendimize insanlar kaderi anlamadıklarında. Kaderimiz böyleymiş diyorlar ya aslında o bizim kendi ayağını sabit temiz kendi ayağını sabit etimizin de bir hakikat-i var o levh-i. Mahfuz. Onun da bir hakikat var ilm-i ilahi benim öyle nitelendirdi mi. Elif. Mahfuz ilminin de kopuk geldi. Biz zati midir diyebileceğimiz. Allah’ın zatından sudur etmiş olan. İlim. Allah’ın zatında ilmi ilahisinde ne olduğumuzu bilmiyoruz. Allah’ın zatında ilmi ilahisinde bilmiyoruz.

ve ataallah oradan birilerine bir şeyler gösteriyorsa gösterdikleri kadardır ama o da gösterdiği de o kimsenin iyi ayağını sabit esinde suhur etmiştir o gösterilen şeyi de. İbni. Arabi’nin mantıyla kendi ayağını sabit esinden almaktadır o ayağını sabit yerde coşkunluk laf mahfuzdan gelmedir ve ruhlar aleminde dir hani var ya hadisi şerif. Ruhlar aleminde birbirleriyle tanışıp sevişenler bu dünyada birbirlerini tanırlar ve sevişirler oh ruhlar alemi dediniz ayağını sabit i aleminde birbirlerimizi tanıyıp sevdiysek. Burada da birbirimizi tanışacağız ve seveceğiz ve. Ooo tabi bütün ayağını sabit elleri de bir ayağını sabit ile bağladığında böyle enteresan bir. Metafor çıkarıyorum lan bütün insanların ayağını sabit ellerini. Ben ayağını kocaman ayağını sabit. Eye bağlıyorum. Bütün herkesin ayağını sabitesi ayağını sabit eden gelme ben şimdi.

abone ol ve o taraflara dal mıyım. Tabii bu ayağını sabit e. Vakıf olma ama insanın kendi ayağını sabitesi hem de otellerdeki ayağını sabit e. Vakıf olma. Tabi bir sır bir keşif. İşte bu keşif ehli bu keşfetmeleri kendince bu hassül. Has ise. Ancak bunu o zevk edebilir. Ancak bunu o tadabilir ve. Buradan da bir söyleyemez buradan bir söylemeye kalkarsa buradan bir söylemeye kalkarsa sanki. Kadir yiyecekmiş gibi algılanır sanki buradan bir söylerse cebriyeci imiş gibi algılanır. Çünkü bu biraz böyle ayağını sabit eninde ayağını sabit esini vukufiyet gibi anı. Biz bir hakikat et hakikat imizin hakikati var ayağını sabit temiz var bunun da hakikati vardır moda neresidir levh-i. Mahfuz lu bu aslında biraz böyle. Allah affetsin şatahat gibi.

olacak ama kadar sırrına. Vakıf olmak gibi oluyor böyle olunca o kimse. Eğer ki bunu halinde veya rüyasında bir meselenin sonunu görürse bir meselenin nereye gideceğini görürse ona teslim oluyor ona bu teslim ye onu tanımayanlar tarafından yanlış anlaşılıyor. Hani buna müdahale etmedi. Bunlar seslenmedim buna bir demedi. Ben gittim konuştum. Konuştum hiçbir söylemedi orada. O esnada. Onun bir söylemesi ve onun bir söylememesi bir hareket etmesi veya bir hareket etmemesi kendi cüz iradesinin dışında ayağını sabit esine bağlı. Hatta o ayağını sabit ve o bulmak bu noktada biraz daha iyileri doğru gittiğimizde. NEF muhafızdan gelen ilme hikmete bağlı ama biz ona baktığımızda neden buna müdahale etmedi. Neden bunu hareket etmedi. Neden bunu böyle etti neden şunu şöyle yapması gerekirken.

böyle yapması gerekiyor. Bu derken biz neden böyle yapmadı diye onu sorgulama noktasında oluyoruz oysa. O bu halde olan bir kimse. Eğer ilmi. İlaydam ve hatta onun keşfiyle ama kendi ayağını sabit esinden bu iş daha bu aynı sabiti meselesi gelince işte oluyor biraz. Hakkınızı helal edin ama böyle. Yarın bırakırsam da bu. Anlaşılmayacak bu ayağını sabit eden ayağını sabit ye geçişte ya normalde bir kimsenin bir. Veli’nin kendi ayağını sabitesi var ama. Veli kendi ayağını sabit esinde. Hz. Muhammed. Mustafa’nın hayatı ayağını sabit esinden alma gibi ve atılir bu. Havuzun. Life. Mahsustan alma gibi bu. Normalde gelirken o. Veli’nin de yine kendi nefsinden gelir kendi nefsiyle görür ona. Kendisi aktarı. Bence mesela burada. Hz. Muhammed’in. Mustafa’nın. Hani ayağını sabit.

Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi Hakkında

esinden ona getiren. Cebrail. Aleyhisselâm da. Cebrail. Aleyhisselam bu noktada. Hz. Muhammed’in. Mustafa’nın. Bence aynı gibiydi kardeşim diyordu ya onunla alakalı. Heyecanlandım şimdi. Normalde mesela. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretleri. Cebrail. Kardeşim geldi diyordu hani meşhur ya hadi. Şerif bir gün. Cebrail. Aleyhisselam’ı dedi ki ey. Cebrail kardeşim sen bu vahiy bana nereden getiriyorsun. O da dedi ki ben bir. Perdenin arkasından sana bu vahiy getiriyorum dedi ki yine böyle vahiy getireceğiz zaman o perdeyi arala bir bak bakalım. Orada kim var dedi a b c brylee. Selam yine vahiy getireceğiz zaman yine o perde gördü o perdeyi kaldırdı bir baktı ki. Hz. Muhammed. Mustafa bu sallallahü ve sellem. Hazretleri. Nurdan bir şekilde orada oturuyor ve vahiy alıp getirdin.

dedi ki ev. Muhammed bu nasıl bir şeydir ki ben senden alırım sana getiririm. Evet şimdi bu ayağını sabit eve biçimde nefsinin aynı ve. Cebrail aleyhisselamın konumu aylardan beri soruyordu vakti var zamanı var bekleyin dedim mesela. Demek ki bugün tezahür edecekmiş. Oha he de bu sefer. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem zaten. Allah alemburası tartışma götürür kendi ayağını sabit esinden alıp getiriyordu ve kendi ayağını sabit esinden getiren kardeşim dedi kendi nefsinin aynı. Cebrail. Aleyhisselam da kendin hepsini aynı. Cebrail. Aleyhisselam lar. Şu hale göre kendi nefsinin ağacından kendi yemişini topla. Evet şimdi o kimse kendi nefsinin ağacından kendi yemişini topladı kendi ayağını sabit esinden. Kendisi aldı. Aslında. Oo. Bilgin o ilim o. Keşo. Keramet ve hatta o bilinmeyen.

kendi ayağını sabit esinde var olan şeydir. Ama o kendisinde bu açığa çıkmamıştı henüz. Ne oldu. Kendi ayağını sabit esinde var olan kendi vücudunda açığa çıktı kendisinde açığa çıktı bu kendisini açığa çıkarken. Kendisi bu manada bir aynı oldu değişik suretlerde ve değişik noktalarda sudur etti. Akın değişik noktalarda değişik hallerde değişik bir şekilde sudur etti değişik bir şekilde tecelli etti o ve onda. Park hızlı fiil yatlar farklı şekiller farklı şemalar farklı haller tecelli etti düşünebiliyor musunuz. Biz gün 24 saat üzerimizde o kadar çok farklı şeyler tecelli ediyor üzerimize o kadar enteresan şeyler tecelli ediyor ki onlara bizim yetişmemiz onları. Bizim idrak etmemiz onları. Bizim anlamaz anlamamız onları bir bütünlük içerisinde yorumlama mız mümkün değil gibi neredeyse. Ama.

bu ayağını sabit elimizden gelen şeyler bizim üzerimizde farklı kokularda farklı renklerde farklı şekillerde farklı fiil yaparsa ne yaptı tecelli etti ve biz kendi acımızdan kendi incir imizi kendime yuvamızı yiyoruz o bizim ayağını sabit. Temiz’den. Çünkü bu parlak bir levha karşısında insanın kendisinden beliren zahiri sure. Bu nedir ki o sure bakan kimseden başka bir değildir parlak bir. Aynaya. Baktım aynaya baktığında kendini gördün başka bir görmedin bak aynı kendini gör aynada bir başkası var mı hayır aynada sen varsın abone ol ve bu varlığı tamam niyetle. Ayna görürsek bu varlığı da. Cenâb-ı. Hak baktı bi ve o da kendi suretini gördüm bu varlığı tamamıyla aynı görün abone ol ve bütün sıfatlarının tecelli adını gördüğünde kendini görmüş oğlum başka.

bir değil bu. Ancak şu varki o aynada kendi nefsinin suretini aksettirir bakan kimsenin sureti gördüğüm ahali veya hazretin hakikat ve hususiyetleri ne göre değişir. O bakan kimse tamamı etle kendisini gördü ama bu kendisini görürken ama biz onu yok aynanın sureti zannederiz bu. Oysa bu gördüğümüz aynanın sureti değildir. Ben bunu biraz açmak istiyorum şimdi biz bakarız baktığımız her şeyi aynı ise de aslında kendi suretimiz i görüyoruz bu harita baktık. Sufi mantalite sedir bu. Halit de gördüğümüz kendi suretimiz bizim ama biz neye bakarsak bakalım idrak ettiğimiz idrak ettiğimiz kendi suretimiz. Hani. Sufi öğretisinde vardır. Yaaa. Yusuf hoca bak ya bu eksiklikleri var. Sufi öğretirsin bize. Nadir. O senin aynıdır da sen eksiksin iyi bakın. Sen. Eksiksin sen.

kendi ayağını sabit enden eksiklik aldın. Evet şimdi bu alemde. Madem ki bu alemde. Madem ki varlık tamamı etle. Ayna varlık. Tamam et layna varlık. Tamam etle aynı ise her baktığın yerde kendini görürsün bir varlık. Tamam etli aynı. Biz. Tabii parlak bir arkası karanlık parlak bir bakınca onu aynı olarak nitelendirdi keer gördüğümüz her şeyin arkası baktığımız her şeyin arkası karanlık bir perde olmuş olsaydı hiçbir görmeyecek tik. Kendimizden başka ve bütün her şeyi ayna gibi önü parlak arkası siyah olarak düşünün. Tefekkür edin bu. Halit’in. Halit suret olarak gördük haletin arkasına siyah bir perde koyduk önü şeffaf aynı yaptık parlat tık. Biz baktığımızda ona haleti mi gördük kendimizi mi gördük abone ol o haleti görüyorsan. Henüz daha. Tevhide.

ulaşmadı mvıp kendini gördün o evde ulaştım bu. Hem ne. Tarafa bakarsan baktın kendini gördün o an veli oldu. Ben bunu birlemeye çalıştı abone ol la ilahe illallah. A bu mana yükledi abone ol ah abone ol bu insanlar gerçekten. Bu haliyle halen diplerinde de etraflarında uğraşacak hiçbir gelmezler ve etraflarını vuracak hiç uğraşacak. Hiçbir görmedim ah abone ol. Bu nasıl ki büyük bir cisim küçük bir aynada küçük bu mustatil aynada müstatil hareket eden aynada hareket halinde bilir ya hani bir kimse aynaya bakar küçücük bir aynı öyle değilmi yüzünü kombi görür mü. Onu da görür ama yüzü küçülmüştür en büyük bir aynanın karşısına geçince kendisini kocaman görür mü görür ama çocukluğumuzda çok gülerdik biz bunu anlatırım aynı metaforunu.

anlatırken hep bunu anlatırım ben mı böyle küçükken. Baba dediğimiz müziği. İzmir fuarına götürdü mü orada gündüz. Dedem al alırdı kuru fasulye dir pirinçtir işte bulgur da bilmem nedir bu kestane pazarına girerdi oradan işte yıllık ve. Belli bir zaman yetecek kadar mal olurdu böyle paralarda deri bir kuşağın içerisinde. Peşin para herkes. Dedemi tanır. Ahmet. Ağa. Bak işte yollarda. Dedemi çevirilen. Adamın elinde böyle bir küçücük bir pirinç. Hani önceden böyle plastikte değildi şeyler vardı no pirinç fasulye katmak için bu demirden bir kürek gibi kürek kürek gibi belli bir maşrapa değil o böyle pirinç falan yaparlardı adam böyle eline al onu alır. Amerika. Bak bu pirinç şöyle işte şöyle para baksana bu parayı yaparız. Ama de bak şöyle.

bir fasulye var. Dedem çarşıya girdim. Herkes. Dedemi böyle oradan buradan çekerden. Peşin para o mu. O gün malı komple alır. Dedem o gün kamyona. Sana o gün gönderir kalmıyor 13 saat içinde bitir işini mı böyle dolaşıp bakar işte kim hesapla veriyor. Kim güzel mal veriyor onlardan alırdı yaklaşık 10 şimdi gençler bilmezler onu bulmak. Ruslar vardı uzun burunlu. Güldür. Güldür. Sen bilir misin sen de bilmiyorsun. Biliyor musun. Onlar en uzun burunlu böyle adam bir gün sonra gelir. Gül. Gül. Gül. Gül. Gül. Gül. Ahmet. Hakan’ın. Türk kanallarda. Ahmet aganın dükkanlarda bütün mahalle tarif eder mal gelir. Biz o gün öyle işimiz bittikten sonra. Dedemi meşhur bir lokantası var oraya gider yemek yeriz oradan yemek yedikten sonra dediğimiz.

bizi fuara götür fuarda enteresan. Dedem bütün teknolojik standları. Gezer gezebildiğin yere kadar sonra. Biz de oynayalım diye bir iki yere götürür. Aynalar çok aşamayı da böyle bir aynalı bir yer var herkese güler ha orada. Bu bir bakarsın giriyor kadın yamuk görmüyor erkek yamuk görünüyor ona gülüyor ona gülüyor kimisine ince uzun gösterir kimlik alın göster ekimini yamuk göster kiminse gösterin kimin böyle ortası şişman. Yukarısı küçük gösteriyor. Ne. Güler de insanlar ona işte. Ama bu cache ehli zatlar. Veli zatların üzerinde de böyle şeyler. Zuhur eder abone ol. Ama her ne kadar aynada görünen senin nefsini. SD yok aynanın konumuna durumuna göre de senin görüntün değişebilir bu kimler için geçerlidir bu dediğim o. Has veriler için geçerlidir. O.

yüzden o aynada büyük cisim vaz en küçük. Bazen küçük cisimde büyük görünebilir. Bu ancak o veliler içindir bazen hususi bir yakınlık. Dolayısıyla suretin aksini bazen de ondan beliren şeyin aynı verir. Şu hale göre aynada beliren suretin sağına bakanın sağına bazen da sağı soluna karşı gelir bu da çok kere aynalarda böyle görülmesi adet hükmünde olduğu içindir o yüzden. Normalde o kes sahibinin o. Veli’nin. Oha sulh asın. Ondan sonra gördüğü suretlerin mahaline. Görem bu besine göre derecesine göre değişkenlik söz konusu olur bu aynanın üzen ayna ile alakalı bir meseledir akseden alakalı bir değildir ve o aynanın üzerinde o ayna ile alakalıdır. Eğer. Hani hz. Pir diyor ya bu. Sen neden doğruya ulaşamazsın neden hakikate bilemezsin bundan haber.

vereyim mi. Ondan sonra da senin. Aynan tozu kirli de ondan da senin. Aynen tozlu kirli sen. Senin. Aynan tozlu kirli olunca sana hakikati göstermiyor ama bu keşfet ehlinin tecelli adlarında ise böyle şeyler görünmesi. Mümkün. O yüzden. Normalde bu abone ol o k şehrinden zuhur eden şeyler o aynanın durumuna göre farklılık tecelli edebilir bazen de. Adet dışı olarak. Sağa sola karşı gelir ve o zaman hayal tersine görünür ve bu çeşitli görünüşlerin hepsi hayali gösteren aynanın değişik. Suretler vermesinden dirbis bu hakikatı bir ayna menzile sini indirdik ne demek ki bazen de. Adet dışı oluyor her zaman öyle bir tecelli etmiyor adet dışında da tecelli eder söylemiş. Ee o zaman bu onun üzerindeki tecelli yap çok farklı olmuş.

oluyor abone ol. Ama bu meseleyi. Aslında daha da genişletmek lazım abone ol o kimdi sufilikte bir vardır ya bizim vardı mesela. Bu bir kimse rüyasında. Allah’ı görse hem de. SGK Allah sana şunu yap bunu yap bunu yap dedim rüyasında sufilikte disiplindir o kimse gider şeyhine sorar şeyhine danışmadan onu yapmaz abone ol bu sufilikte alakası olmayan bir kimse ve o rüyasında görmüş olduğu rüyada. Allah bana hususi emretti hususi olarak bir söyledi. Ya ben. Peygamberim. Ya da ben vereyim ya da ben mehdim yok olmadı. Ne bileyim de var. Diyemez şimdi bu adam. Birgün. Veli ertesi. Mehdi kartı gününe bi oluyor değişiyor. Ondan sonra tabi böyle. Nebi olanlar. Mehdi olanlar ya ondan sonra. Türkiye’nin dışında olursa rahat ediyorlar.

Türkiye’nin için dolarsa bir müddet sonra o ne bileyim mehdim diyenler. Han hamam. Ondan sonra ne o villalar katlar yatlar kediciklere dinliyorlar kirli işler bulaşıyorlar. Ondan sonra devlet onları operasyon yapıyor öyle mehdim. Ne bileyim diyen devletin operasyonu mu burnunun ucunu göremiyor. Allah göstermiyor. Böylece çuval ayıp gidiyorlar ortalıkta şimdi işte bu hani bir değil olması bu olay ha. Ben. Emir âlemindeki tecelliyat dünyadaki tecelliyat işte. Normalde bu noktada alemi ervahta âlem-i berzahta ki tecelli atlar aynı değildir hem mânâ olarak aynı değildir hem de tecelliyat olarak aynı değildir bir kimse farklı perdelerde farklı tecelli yatlara masal olabilir. Bunların hepsi de aynı değildir o yüzden bunların hepsinde de tecelliyat farklılık arz eder. O öyle işte hani geniş aynada geniş küçük.

aynada küçük büyük aynada büyük. Hz perinin dediğini manası. Allah’a lamboo olması lazım. Çünkü de cennetteki tecelli hatırla cehennemdeki tecelliye da aynı değildir mahşerin başlangıcı ile son tecelli yatağını değildir. Ruhlar aleminde ki tecelliyat ile. Ruhlar. Ruhlar âleminden sonra sökülüp gelen tecelliyat hem mekan olarak hem perde olarak hem de. TC Derece olarak aynı dereceler değildir o yüzden o rüya dediğimiz misal aleminde ki tecelliyat ile b& u. Ruhlar aleminde dediğimiz tecelliyat taki hal farklıdır ya bu kadar anlatabildim. Hakkını helal et demek oluyor ki istidadını bilen kimse onu kabul ettiğini de bilir ve kabul etti beni bilen kimse de ne kadar onu topluca bilirse de istidadını bilmez ancak kabulden sorabilir ya bir kimse kendi istidadını biliyorsa ve bu istidadını.

Kabul ettiğinde bilir o kendi istidadın da velilik olduğunu bildi kabul etti. Bunu. Ben bunu kabul ettiyse bunu ya bu topluca bilir velilik ile alakalı bütün hali velilik da hali bütün hali bilemezse de istidad. Inca bilir bir mümin kimse istidadı mümin istidadı mümin olunca mümini tamamı et de kabul etti ama mümini tamam et de kabul ettiğini bilen kimse topluca mümini biliyorsa eyvallah. Ama topluca mümini bilmese dahi istidad. Inca. Ne yapacak o. Mümin ayağını sabit eden istidadın dan almaya başlayacak ister bütün olarak alsın ister parça alsın. Mümin ihsid adıyla kafir istidadı aynı. İstidat değil bu ve. Mümin müminin kabul etti. Siri iman etti iman ettiği zaman mümini kabul etti mümini. Kabul etti eski da adını bildi de.

kabul etti ya da. Mümin oldu. Onu istidadını o zaman öğrendi bakın ya istidadını bildi onu kabul etti var ama benim size adım minişli daha da böyle sen dert abi de ya benim istidadım geliyor. Ben iman ettim kardeşim böyle. Ender genel olarak ne yaparız a. Biz la ilahe illallah. Muhammeden oldu mu biz deriz ki istidadı mız müslümanmış ama. Biz istidad ımızı bildiğimiz için. Müslüman olmadık. Evet burası en son nokta bu istidadını mızı bildiğimiz için. Müslüman olmadık abone ol o istidad ımızı bildiğimiz için. Muhammedi olmadık ama biz. Muhammedi olduğumuzda istidadı mızın. Muhammedi olduğunu öğrendik abone ol şu an buraya kadar diyeceğim ve bu akşamlık şöyle bir not use abone ol bu sorularınızı alacağım. Selam. Bugün sizi geç.

bırakmayacağım. Ben. Yusuf burayı bana unutturma bir daha buraya bana bu kaldığımız yerde hatırlat birkaç gün sonra tamam mı ve karıştırıyorum ben çünkü o abone ol mi. Evet. Şu su şu kadar var ki bazı zayıf akıllılar nazar ve fikir ehli kimseler buradan devam edeceğiz. Tamam mı bu. Aferim ay yanıyor ne zaman aklına gelirse tamam mı ama inşallah var aslında bunda hazırladım da a101’den tecelliyat böyleymiş. Nasıl olsa konumuz bak. Evet bu. Buyrun. Efendim. Selamün aleyküm şimdi bir hakikat var anladığım kadarıyla bu beş duyuyla anlaşılamayan bir aklımda yok şeyleriyle organlarıyla. Bunu herkes kendi idrak seviyesine göre kendi ayağını sabit sesine göre farklı mı algılıyor mesela. Erzurumlu. İbrahim. Hakkı. Hazretlerinin marifet namesinde rastlamıştım cennetin krokisini gösteriyor da. Hakikatte başka.

bir. Müslüman nın. Cennet algısıyla. Erzurumlu. İbrahim. Hakkı’nın ki farklı mı oluyor farklı oldu bu peki ölüm ötesinde hepsi aynı elimi gidecek. Herkes kendi hakikatine görüyor ama kendi ayağını sabit esindeki cennete tarif etti bu hakikatleri. Cennet nasıl peki ki hakikatin de hakikati hakikatin dakikası var hakikatin cennete dediğinde. Herkes kendi hakikatinin cennetini söyleyecek sana var herkes kendi hakikatin de mi yaşayacak. Her herkes kendi hakikat ince yaşıyor her şeyi ki zaten bu aynı. Meta forumda olduğu gibi mi eyvallah. Ama sen şimdi hakiki. Cennet nasıldır dediğinde benim kalbime gelen başka bir oldu ya ben de dedim ki içimde nasıl. Cennet orası dedim başı bir içimden geçeni söyleyeyim içimden geçen. Başka bir şeydi abone ol. Evet şimdi herkes kendi hakikatini.

yaşıyor. Herkes kendi hakikatini yaşıyor. Mesut herkesin hakikatin de kişiler kendisine. Ayna kendi hakikatinde hakikaten mesela. Yusuf. Hocam bana aynıysa. Bendeki. Yusuf hocayla hakikat. Lig. Yusuf hoca arasındaki fark ne. Yusuf hoca bana ayna değil bende. Yusuf hocayla değilim abone ol ve. Teks bu. Peki canım. Neden sustun hallettim. Ahmet bir söyledim. Öyle değil mi. Halbuki dediğim bu manada değildi susturmak abone ol. Evet şimdi. Bendeki ki siz ile hakikat etkisiz arasındaki farklı da aynı kişiler değil mi aynı kişiler görüyorsan aynı kişilerdir. Ya ben burayı anlayamadım. Normalde o zaman her şeyi herkes aynı anda anlayacaktır bir kaydı yok bu çünkü bu hala alakalı. Yok ya. Normalde. Sen bana dersen ki senin bu hakikatin. L hakikatinin hakikatin de aynı şahıs.

mı dedin de demek ki. Benim hakikatim in hakikatini hiç görmedim ben aynı. Desemde yalan değil. Desemde yalan. Bu doğru mu. Bunu evet ya o yüzden. Normalde bir kimsenin hakikatinin hakikati de vardır. O benim şimdi hakikatin ne görünüyor. Müslüman görmüyor. Öyle değil mi buna din cephesinden baktığımızda son nefeste ne olacağımızı biliyor muyuz de. Yusuf’u gördüğünde. Mümin görüyorsun. Öyle değil mi nasıl görüyorsun. Mümin. Yusuf’un son nefesini kim biliyor ve o hakikatin hakikat-ı oldu bu son nefes. Onun da hakikati. Vallahi. Mahşer efc mi. Evet abone ol. Ya hayır. Selamünaleyküm. Efendim şimdi o zaman ayağını sabit isinde iyi olan bir insan iyi bir kimse dediniz daha önceden kötülük yapıp da sonradan iyi olan bir insanın ayağı sahtesi nasıl oluyor.

Öyleymiş ayağını sabit etsin. Evet benim o zaman. Burada algıladığım şu ayağını sahtesi. Aslında ayağın sahtesi ayağın saatte dediğimiz. Biz kendimiz mi tercih ettik kendi tercihlerimiz den oluşan bir mi. Evet. Tabiri caizse bir sıfatların tecelliyatı oldu. Biz orada toplaya bileceğiniz şeyleri topladık iyilik veya. Hani sıfat demeyeyim de iyilik ve kötülük olarak topladık bunları mesela önceden kötülüğü seçmişti kötü olarak yaşadık burada sonra daha sonra iyiliği tercih ettik iyi olarak yaşadık burada. Allah’ın bir. Dahili yok bu peki. Peygamber. Efendimiz sallahu sellemin ayağı sabitesi. Bu da onu. AET ben o seçilmiş onlar. Normalde konuşmak bizim haddimize değil ama şöyle bir hayal kuralım ya. Ruhlar aleminde. Cenâb-ı. Hak ruhları yarattı bu. Ruhlar aleminde. Ruhlara sordu. Ben sizin rabbiniz değil miyim.

Evet secde edin ettik bir daha sevdin ettik bir daha sevdin ettik o sebzelerde. Normalde 1 2 3. Secdeler var. Eyvallah bir secde. Bütün herkes gitti ikiye gittikçe üçe gittik bilmiyoruz ve ruhlar aleminde kendimizce. Belki de bu. Belki de değilim dünya hayatı dediğimiz bu seksen yıllık ömrü. Belki de 0000000 virgül 0.8 birim içerisinde 80 Yıl ömrü öyle söyledim bir anda biz hayal bu aradık ve. Yatağan olarak yaşadık o yaşadığımızın sonunda cana. O bizi cennetlik ve cehennemlik ayırsaydı ayeti kerimede diyor ki. İsyan ederdiniz biz bunları işlemcilerden oluruz. Demez ve bizi yeryüzüne şahadete gönderdi. O zaman şahadete gönderdiyse. Ruhlar aleminde ayağını sabit edebi yaşıyorsam yaşadıysam. Şimdi de burada bunu şehadet ediyorum demektir. O zaman ruhlar alemindeki. Aynı. Sabit.

Emin dışında burada çıkma mümkün mü bu değil. Peygamber misafirin bunu idrak ederse bir kimse bu burada çaba gösteriyor. Sonuçta bir çabanın içersiniz isim bir koşuşturmanın içerisindesin oradaki ayağını sabit dediğini ve istidadını bilmediğinden dolayı burada belli bir noktada kendince kendini zorluyorsun eğer orada oradaki ayağını sabit. Esin o kimse biliyorsa o zaman zorlanmıyor kabullenmekte zaten. Evet şimdi başkasına baktığımızda bizim. Örneğin. Yusuf. Hoca’nın hayatı çok zor gelebilir bize ama. Yusuf hoca çok kolaydır. Eğer. Yusuf hoca kendi ayağını sabit. Esin’in farkında ise biliyorsa ve kendisinin üç aşağı beş yukarı ne yaşayacağını biliyorsa. Yusuf hoca rahat olur ve onları yaşarken de tadını çıkarır. Eğer tatlar. Ama bu böyle. Biraz heyecan vermiyor insana var bunun heyecanlı daha heyecanlı olması. O bildiğin.

atacaksın unutacağım böyle geçen. Ondan sonra her şeyi anında taptaze yaşıyormuş gibi yaşayacağım iki tane. Örneğin işte bu ara selam. Halit. Hoca ve işte örnek o akşam yemeği yedirecek bize yemeği biliyor sanıyorum şunu yedirecek tadı olur mu oha alet. Hoca enteresan bir yemek yapmış ya onun heyecanını yaşamak bana daha büyük zevk veriyor. Çok teşekkürler. O hep. Herkes yarın merak eder. Efendim çocuk babasını. Sırrı ise öyle bir hadis-i. Şeriften bahsettik ya. Adem aleyhisselamdan hem haber hem. Kabil nasıl gelebiliyor ötekisi de var sırrında abone ol bu adam dediğimiz o zaman zıplarım birlikteliği mi olmuş oluyor öyle de denilebilir öyle olmasında bir sıkıntı sakınca yok. Peki velilerin üç tane sınıfından bahsettiniz veliler. Sonuçta. Allahü. Teala’nın. Veli isminin tecellisi velim.

diyene taşıyacaklar. Ben de böyle giderse. İyi o zaman şöyle diyebilir miyiz. Her işte esnasında farklı tecellileri olabiliyor bir. Esma’nın tek bir tecellisi yok demektir yok. En son kim ise bahsettiğiniz. Oha. Still has olan veliler her ne teşviğine tenzihi yapar denize. Peki biz baktığımız zaman mesaj şehirde geçmiştir. Tenzile de geçmişti. Evet ama bir tanımlarken mesela biz ya teşbih ediyoruz ya tenzih ediyoruz ya da ikisini birden kullanıyoruz o şekilde üniversite bir günde bitmiyor. Ben anlamadım zaten anlayamadım üniversite bir günde bitmiyor bir kimse tenzih ve teşbih ve yetişiyor çünkü onun haricinde bir tanımaya mayacak. Mışko kimsen olmadı tenzihi de geçecek teşviği de geçecek bir yolla. Halit hocam. Profesör olmadı önce doktor unvanını aldı tebrik ediyoruz kendisini ama önce.

öğretim üyesi soru. Doktor sonra. Doçent oluyorsunuz. Doktor üretimi. Ondan sonra. Doçent oluyor. Ondan sonra. Doçent oluyor. Normalde bir günde. Profesör olmuyor kimse muhakkak. Dünya üzerinde zaman belli devletlerde belli ülkelerde belli şahıslara böyle bir pay verilir ama bu emeğin karşılığı değildir o. Nasıl o zaman o yüzden bitki bir sufi de yetişirken önce tenzih ten yetişecek. Ben ona diyecek ki la yok o ne diyor zor ilahe illallah. Allah’tan başka ilah. Yok la yok inkar ediyoruz var ama ondan sonra da ilave ediyorum. Allah diyor. Ay. Tevhid en son ne var. Allah oturuyor. Allah. Allah. Allah. Allah ve ondan sonra da ne diyor o bu ne yaptı. Tevhid de. ATT teklifte çoklukta teknik yaşadı. Allah. Allah esnasında. Bu teknikte.

çok çoklukta teknik yaşadı ya ondan sonra hu esnasında geldi o attı tenzihi de teşviği de o dedi çıktı bıo. Ondan sonra hak esnasında gelince dedi ki her hak ve hakikate uygun ve bu alemde her hakkın üzerine kurulu dedi attı kendini. İyi o zaman kötülük denen bir de yok ya varlık. Allahü teâlânın ayrıldığı mısın. Neden var yok görelim lazım ama şeriattan hani bahsettiniz ya varlık onun aynasıdır baktığında kendini görünüşünü zevki abone ol bu. Kimisi karnını doyuracak zevkle iş yok de karnını doyurmak duyuracak olan zevkten bahsetme bu peki. Peygamber. Efendimiz sallallahu sellemin ayağını. Savcı sesinden peygamberliği alması ve. Sakık sene sonrasında mı olmuş oluyor. Cebrail. Aleyhisselam da. Sonuçta 47 de geldim sallallahü ve sellem. Hazretlerinin bu manevi.

meselelerde konuşacağız diye uğraşıyoruz abone ol. Çok teşekkür ederim. Bizden uzak şeyler çünkü ve dinleyicilerin üzerinde. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretlerinin peygamberlik algısı ve vahiy algısı karıştırabiliriz çok. Konuşmakta fayda var hadisi şerifler mucibinde kalmakta fayda var tamam. Allah razı olsun abone ol. Evet efendim. WhatsApp hattına gelen bir soru var. Behiye koca. Polatlı’dan sormuş bizim üzerimizde her ne var ise kendi ayağını sabit elimizden kendi nefsimizden gelir ayağını sabit de ile nefis arasındaki ilişki nedir nefsimiz dedi birey bütün o yüzden bizim üzerimizde her ne var ise bizim kendi ayağını sabit temizlenir. Bu benim sorum var. Sen şimdi insanlar bilmediği şeyleri düşünürken yine o bilmediği şeyleri kendisini öğreten aynaya baktığında yine kendisidir diye bir metin geçti şimdi bu kendisi.

kimdir ayağını sabit testidir bu öğreti. Peki cenab-ı. Hakk’ın ilmi ilahisin den mi gelir. Eyvallah bütün adetlerin sahibi olur belki ilmi ilahiden gelirse bu kişi. Hilmi ilahi orada coşmuş nehirden akıyor sende. Nehri yanına geldin o nehirden akıyor. Alabildiğin kadar. Doldur. Doldur. Bildiğin kadar içiçe. Bildiğin kadar ye yiyebildiğin kadar. Ya sen geldin bir kova a oradan nehirden aldın o bana yeterdi. Bu benim götürebileceğim kadar dedin ona yeterli. Bu dedi ki ilmi ilahiden ayağını sabit. E ne aldın bu. Bu istidadın da bu kadar sen aldın bir başkası sana bu kadar vereceğiz demedi de bunu sen aldın öbürüde oraya kova yok yattı ırmağın kenarına iç yol boyunca. Oradan da sen bir kova aldın çekildin kenara da öbürüde attı kendisini.

ilm-i ilahi ırmağına içiyor ne kadar doldurursa ağzına alıyor boyuna örgüde attığı ilm-i ilahi ırmağın içerisine bende de yok dışarılarda yaşayamam ben bu karada duramam. O havada yüze memnun içerisinde dedi yaşayacağım attı kendini ilmi ilahinin içinde bir müddet sonra kendisini görmez hale geldi yine hepsi de aynı mı istidatları bu. Çok teşekkür ederim. Bunu o. Kimse kendisi yaptı anlatabilir mi. Kendisi aldı. Ondan sonra oturacak eline bir tane. Das azacak. Kendim. Ettim. Kendim. Buldum. Gül. Gibi. Sarardım soldum başlayacak şarkı söyleme şükür. Bu benim var ya da diyecek. Sevme dediler sevdim. Kül oldum yana içme dediler istiyorum. Budaklar azdır bana bu konferansın başında şöyle metinde geçiyor. Allah’ın adını ilk bahşettiği mi. Allah’ın. Adem’e ilk bahşettiği. Nimet eşittir. Oysa bir.

Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi Sohbeti

nefes bile. Allah’tan. Nimet değil midir burada ifademi çevirme hatası. Nasıl. Nasıl o reji bir sohbetin başkasına gelebilir miyiz abone ol mi. Evet. Allah’ım. Adem’e dördüncü satır ilk bağışladığı. Nimet çittir. Evet o zaman bir nefes bile biz. Nimet olarak tanımladık. Adem. Aleyhisselam’ın. Şit. Aleyhisselam doğana kadar. Allah’ın. Lütfi. İhsan ikram onun üzerindeki bir nimet değil midir bu. Normalde. Adem’e selam. City istedi. Allah’tan. Çünkü üye kendi istidadına göre verdiği ilk kıymetli bize veya. Normalde bunu. Cenâb-ı. Hak’tan istedi ha 7 yemek. Nimet değil miydi o ayrı mesele bu farklı bir bu noktada o zaman ya. Çeviri hatası var olabilir ama bu ev. Ben öyle algılayamadım onu işte ben de uyguladığım algıladığım şu. Kabil habil’i bu öldü ürün. Jack adedince.

iyi değilsin temsilcisi iyiliğin devam et’i için. Cenâb-ı. Hak’tan bir hayırlı erkek evlat istedi bu o zaman abi bir o. Nimet değil miydim abone ol. Ama bu hususi isteme hususi isteyene bir cevap olarak biz bunu tanımlarsak daha doğru olur bu sisteme o zaman. Çeviride bir hata olmuş oluyor. Yoksa bilirsin ama bu. Nuri. Genç. Osman’ın çevirisi tevhidi birlemek. Olarak düşünürken. Tevhid birlemek manasında. Özünde de tevhidi çekerken. Tevhid ederken bile örnek işte su bize geldi suyu işte. Mehmet getirdi. Biz suyu getirene dahi teşekkür eden fakat suyun hakikat sahibinin. Allah olduğunu biliriz ve bunu ikrar ederiz bunu yaparken de tevhidi yaparken de mehmeti yine bu hususta ayırırız nimetlerini aslında kendi içimizde çoğalttığı mız bütün nimetleri ayırırız zaten tevhidin başında.

la ile yoklukla başlıyor. Ken önce bir rap gelir bütün aleme rap o zaman. Tevhid. Evet. Amerikan. Aynı zamanda da. Allah’tan başka her şeyi kendinden ayırmak anlamına gelmiyor mu eyvallah. İyi o zaman o tevhidin özüne oluyor ayırmak mı oluyor birlemek mi oluyor kah ayırmak alıyor kah birlemek oluyor abone ol. İyi o zaman üçüncü soruyu sorayım bir kimse kesrette teki çoğaltırken. Her çoğalttı özü. Tekten ayırır mi çoklukta bir çoğaltıyoruz ve çoğalttı mızı ondan ayırıyoruz düşündüğümüzde zihnimizde varlık âlemine inenler de bu ama o çoğaltılan. Özün aynı olmuyor o. Özün. Kendisi de olmuyor ama sonuçta. Her. Birlik dairesinden geldiği için o birden oluyor ama bir in kendisi olmuyor. Boro zaman kesret olarak gördüklerimiz bu çoğalanlar bizim zihnimizin ve nefsimizin.

ürettikleri mi biz o. Birlik kazanını nefsimizle mi küfür döküyoruz örnek. Ben çok güzel bir kuş görmek istediğimden mi. O çok güzel kuş zuhurata ve tecelliyat a geliyor. Eyvallah veya ben bir. Üstadım. Bana pis usulü kimi anlatmasını istediğimden mi bu halimi ve bu anları yaşıyorum aynı zamanda. Siz kendi kesin ettiğinizde bunu anlatmak istediğinizden mi. Bunu yaşıyorsunuz ve sufiler. Bunları normalde aydaydı ayrıştırıp konuşabilirler. Bunların hepsi de. Tevhid düşüncesinin içinde olabilir abone ol var bunu. Oo yok ve hayır diyemiyoruz. Yok hayır şehri dairenin dışında değil mi. Evet bir kimse bir kimse sıradan bir kimse dışarıdan bir soruyu bilmese. O konu hakkında bilgisi olmasa bir soru ona sorulsa. O da bir yerden başlasa konuştukça o sorunun bilgileri dilinden ki.

şu dökülse hatta kendisi dahil kendisi dahi bilmediği sorunun cevabını konuştuklarından öğrense. Bu durumun anlattığınız ayağın sabit eden almak gibi bir durumla. Evet ortak paralel bir balonun diyanet ve bu durum neden gözükür mesela. İnsan hiç bilmiyorsa bir kimse hiç bilmiyorsan o kendi ayağını sabit senin farkında değil kendi işte istidadını da farkında değil ona birşey sorulduğunda. Bu bir sorulduğunda kendi istidadını ve aynı sabretsin o bu olarak ta ki o kimseler kendi ayağını sabit ellerin ve istidatları nın üzerinde olan bir şeyi ben buna inanıyorum mesela ya. Kendi ayağına sabiteleri ve kendi istidatları buna müsait olmasa daha iyi o çok sevdikleri muhabbet ettikleri olur şahsın ve o kimsenin ayağını sabit esinden de onu alabilir. O zaman biz. Peygamber sallallahü.

ve sellem. Hazretleri ayağını sabit esinden bilgi alabiliyor sen ona inanıyorum. Bu. Benim inancım bu. Ben diyorum ki meyhane kendimce bu fay. Merkez inanmak zorunda değil. Ben diyorum ki bütün gün herşeyimizde bir ceviz oturmuşuz onun ayağını sabit esine uğurlu mu kaçacağım o zaman ayağım sabit esinden alamayacağını da inanmamak ayağını sabit. Esin istidadını kesildiğinde delil olur o kimse. Evet kendince o kendi. Ayrancı ile alakalı kendi inanıyorsun. Ben inanıyorum. Oh güzel hakikaten hakikat-ı var dedik hakikat-ı nakî katının hakikatı derinleşme bildiği kadar hatta bu hakikatın derinliği gördüğümüz yere kadar mı bir noktadaki hakikatın en derini gördük. Bizim sorumluluğumuz gördüğümüz derinliğe kadar mı yoksa daima hakikatin hakikatını arayarak varlığımızı bu şekilde mi sürdürmemiz güvenimi mi düşünce sistemi mi ikinci şık.

o zaman daima bir arayış benim nazarımda her hakikate ulaştığı yerde onun da hakikati vardır inancına sahip. Ulaştığınız hakikat hakikatın kendisi olmuyor bu ve arayış hakikatin arayışı oluyor. Ya ben her hakikatin arkasında ayrı bir hakikat perdesi olduğunu hakikatin da hakikati olduğuna inanıyor. O zaman bu bizim hakikatı bulamadığımız anlamına mı geliyor bu hakikatin de hakikatinin var olduğu anlamına geliyor. Ne var ki arıyoruz. Evet. Ya ben bulamadığımız anlamı olarak gelmiyorum. Çünkü. Normalde bir kimse onadım önceki. Hakikatte ise onadım sonra da ki kimse de. Hakikatte. Ama o seni orada görüyorsa hakikatin de hakikatine koşan bir kimse o zaman. Kendi bulunduğu yere hakikat olarak görmemesi gerekiyor benim önümde hakikatin de hakikatine koşan bir peygamber varken dedim. Kendi bulunduğu yere hakikat.

görmem benim tembelliğim almazdım aşksızdım dır. Dakikasını sorabilir miyim o zaman. O çok diyor ki. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretleri bu arz la ilahe illallah diyene kadar savaşmakla mücadele etmekle. Emre olunur bunun hakikatı nedir bunun hakikati o sözü söyleyen o anladı mı söyleyebilirim. Ancak bütün arz la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum o zaman. Arzu kombet. Tevhid ile. Allah’ın bilinmesi. Allah’ın bilinmesi. Tevhide yoruluncaya kadar uğraşacağım demektir. Allah’ım bilinmesinin hakikatı ne oluyor. Allah’ın bilinmesinin tek perdede hakikati olmaz. Allah’ım bilinmek li bütün her. O’nun bilinmekteydi. Aslında bugün yaptığımız ya. Sohbet onun bilinmektedir bizim hakikat ımızı da buraya bağlı oluyor bizim hakikat imizde oraya bağlıdır ve o yüzden. Allah’ın bilinmekteydi hakikati değişken ve hakikattır mutlak bir hakikat değildir.

Çünkü onu bile. Ne bitmez. İyi o zaman hakikat anlayışımız oradan fazla derinleş emiyor bunun bakın bir hakikatin ya. Allah’ı bilmekten ötürü bir hakikat erişemiyoruz şunu diyemiyoruz. Allah neden bilinmek istedi bilinmek li istemesi onun zenginlerindendir keyfiyet o. Çünkü. Normalde. Eğer ki bilinmektedir sonu gelmiş olsaydı o. Allah olmazdı zaten o zaman zenginlik ve keyfiyet dediğimiz kavram da. Allah’ın dili manikurle ile alakalı bilim metre ile alakalı onunla çıktın ana teması da sıfatlara çıkıyor. Eyvallah. Normalde hakikat de zaten sıfattır. Normalde zat değildir ki sıfatların derinliğinde bir hakikaten vallahi bütün her şeyin derinliğinde hakikat adı hakikatin dakika. TD örnek verebilir misin. Onu. Normalde haldir bunlar ya. Normalde sıfatlar bugün. Feza ürünün farklı bir şekilde artık üstü farklı bir şekilde ve.

bu sıfatların olgunlaşması değildir senin olgunlaşmanın da herhangi bir sıfatın hakikat-ı noktasındaki söyleyebilir miyiz. Şu anda ve. Şehzade anlatabilir misiniz. Biz normalde bir sıfatın hakikatini tekrar söylüyor cenab-ı. Hakk’ın sıfatları tezahür ettikçe sıfatların tezahürü hep değişkendir hep değişken olduğu için sıfatların tezahürün da hakikat-ı ulaşmaya çalışan kimse her daim perdeden perde geçip. Hep hayret noktasında kalacaktır. Onun için mıdır değildir öyle olması gerek doğru sence. Onun da ertesi gün ayrı bir doğrusu vardır bir kimse şu çizgide durduğu müddetçe tembelleşir ve aynı neşir o zaman. Normalde bu çizgide durması onu. Normalde tembelleşmiş ve aynı eleştirdiğinde ve yakinlik noktasında uzaklaştır dın dan dolayı. O hep. Allah’a koşacaktır o zaman. O çizgide dururken bu çizgide. Durmaz hiçbir. Durmaz. İyi o zaman durmak.

gaflet olur. Koşun. Demiş zaten bak yüreğinde deme zaman hakikat koşmakmı koş sıfatların hakikatı. Koşmak mı. Ben hareket etme koşmak hakikaten ulaşmaya çalıştığımız ın hakikatin dahaki ketine erişmeye çalışmamızın göstergesidir sıfatların hakikatı koşmak diyebiliriz eyvallah bu sorun birkaç sorum daha var bu ayağını sabit. Eye coşkunluk ve akış levh-i mahfuzdan gelir. Bunu siz akış olarak geliş olarak söylediğiniz çoşkunluk ve akış ayağını sabit diye gelişle mahfuzdan diye. Demin konuştuk bu coşkunluk ve akışı leften zatın şahsiyetin ayağın sahtesine gelen coşkunluğu akışı tetikleyen bir var mıdır bri irade insanın iradesi bir tetikliyor sa burada düşünürsek bir insanın iradesi kendi ayağını sabit senin tetikler. Yoksa ayağını sabit teleften olan akışımı tetikler bu. Normalde bütün ayağını sabiteleri akış levh-i mahfuzdan gelir buraya irade.

var mıdır buradaki tetikler buradaki akışa arttırma eksiltme çoğaltma burada. İnsan iradesi buraya girebilir mi yoksa irade sadece. Lavigne içindekileri kendini almaya mı bu dedikleri benim kendi inanışın. Ben her yerde iradeyi koyarım o iki noktada irade vardı rosenta. Ruhlar aleminde. Kün dediğinden itibaren beni rağmen irade levh-i görür. Allah o zaman ayağını sabit. O bir kimsenin kendi ayağını sabit. Esin’in her an değişken olur o zaman ayağının sabre ayağını sabit. Annie sabitliği kalmaz bu. Muhittin. İbn arabi’ye göre değişmiyor var ama o zaman. Siz iki yerde irade kullanıyorsanız. Ben her yerde kullanıyorum dedim ya o zaman ayağını sabit. Muhyiddin. İbn arabi’ye göre bir kimsenin hayatını sabitesi ve istidadı neresi neyse odur bir kimsenin ayağını sabit esini ve istidadını değişmesi.

mümkün değildir der. Muhyiddin. İbn. Arabi. Hazretleri. Ya ben. Allah affetsin istidadı ikiye ayırırım bir küllî emirdir asla değişmez bunu anlatırdım erkeğin erkekle kadının kadınıdır. O bir kimsenin gözlerinin önünde olmasıdır arkada göz olmaz bu işte zatın değişeceğine inanma bu adı. Şerif dağların yerinden oynayacağı. İnan’ın fotoğrafını değişeceğini inanmayayım bu istidadını değişeceğini inanmam. Ha bir de. İstidat vardır değişkendir insanın çalışması gayreti koşuşturması bıo kimsenin istidadını değiştirir. Örneğin işte ben lise çağlarında maraton koşucusu. Yudum 20 kilometre koşardım ben buna 20 kilometre çıkmak için işte bir iki kilometre üç kilometre beş kilometre ondan sonra on kilometre sonra bir müddet 15 kilometre sonra 20 kilometre çıkmıştım koşarak. Tan hafif ve bu istidad. Bu istidad neyle çalışmakla koşturmaktan eğitimle antrenmanla oluştu bu.

normal nasıl. Zahire bu. İstidat değiştiyse. Ben 20 kilometre koşa bilecek hale geldiysem. Ben mânen da bu istidadı değişeceğine inananlardanım o istidadın değişmesi ayağının sabitinin sağ bittiğinde değil ama ben normalde bu burası ayağını sabit de sabit midir değil midir buraya da çok ilgilendirmez beni ben koş ben dedim ki hani ben konuşayım. Ben koşmak için yola çıkayım ben koşayım. Ben koşarken çatlayacak sağ ayağım çatlasın ayağım utansın sıfatların hakikatin hareket olarak gören bir için normal. O andan. O yüzden istidadım bu noktada cebri olup hani ya senin manevi istidadım bu kadarmış sen bunu göremez misin. Ben bunu kabullenen lerden değilim veya işte ya onun manevi silahı bu kadarmış bu kadar olabilecek miş bir insan. Allah’a inanmasa hareket etsin. Bu.

hangisi daim hareket halinde hareket elindedir sanki. Var. Mı. Vardır muhakkak ne olmasın şeyhim öyle derdi gezen tilki. Yatan aslandan ayrılır evladım derdi iyi bakın gezen tilki. Yatan aslandan hayırlıdır derdi. Yok ya normalde bir kimseyi hadis-i şeriflerde var ya bir. Kimse. Allah için bir yerden bir yere gidince. Cenâb-ı. Hak bir hadis-i şeriflerde bir sürü bu konuda yutuplar ikramlar insanlar hücreler var demek ki oturana vermiyorlar koştur ana veriyorlar ben o yüzden bu istidatlı alakalı meselede ya. Muhyiddin. İbn. Arabi. Ben öyle anlıyorum. O da olabilir ama. Ooo. Mesela bir kimsenin istidadını ve aynı sabitesi değişmeyeceğini söyle. Mustafa ağabey konuşurken onu şerh ederken onun dilinden konuşuyoruz onun min halinde konuşuyoruz illaki katılacağız diye bir kaide yok ama örnek. Ben.

öyle anlıyor olmuş olabilirim. Muhyiddin. İbn. Arabi’nin bu konudaki duruşunu. Oysa ben daha farklı düşünüyorum. Ben diyorum ki. Yok hayır. Kim. Allah dedi de. Allah önüne açmadı kim. Allah’ı zikrettiği de. Allah’ın zikretmeli. O kim tövbe then. Allah’ını affetmedi kim istedi de. Allah’tan. Allah ona vermedi yok. Eğer bir. Darlık bir eksiklik bir noksanlık var ise bir ulaşamıyorsan bu bizim kendi tembelliğimizden dir kendi aymazlığı mızdan kendi açmazdım hızlandır kendi negatif davranışlarımızdan dır. Ya benim seninle aram neden bozulsun ama benim ben sana karşılığını davranışında sözlerinde sana karşı olan dilimde. Hatta aşarsam sen dersin ki hadsiz insanmışsın bunu. Normalde kabahat sen değilsin ki ben olurum. O zaman ben. Hani az önce iradeden af açıldı ya ben o yüzden. Cüzi irade.

önem verir. Ben cüz irademle sana yanlışlık yapar eksiklik noksanlık yaparsam sen dersin ki ya. Bu nasıl bir arkadaşmış böyle konuşulur mu böyle edilirdi dersin. Böylece ne olmuş oldu. Seninle alakalı olan ilişkinde ben sorumlu oldu. Ben hatayı yaptı. O benim. Allah’a karşı olan sorumluluğunda. Ben eksik yanlış yapmaya gayret eksik. Yanlış yapıyorsam. Cenâb-ı. Hak muhakkak ki normalde koşan o koy bilenlerle bilmeyenler bir olur mu zikredenler. L zikr etmenler bir olur mu. Allah yolunda harcayanlar la harcamayanlar bir olur mu namaz kılanlarla kılmayanlar bir olur mu. Allah’ı sevenlerle sevmeyenler bir olur mu. Allah’a. Aşık olanlarla olmayanlar bir olur mu. Allah’a yakınlık. Peyda etmek için gecesini gündüzüne katan larla gecesini gündüzünü. Eva ve hevesine esir edenlerle bir olur mu olmaz.

ona diyeceğiz ki sen iste adım bu kadarmış. Ben bunu o yüzden kabul edemiyorum. Yok hayır öbürü ciğerini yırtarcasına. Allah’a yakınlık yapacağım dostluk kazanacağım. Ben onun bilinmekte ne arttıracağı mum ben onu bilinmekle. Ne anlatacağım ben ona bütün alemi cihana onun bilinmekte ne yazacağım diye koştu öbürüde yatacak diyecekler ki bunun üst adı bunun istidad bu ve altta. Biz ona diyeceğiz ki bu istidadın gereğini yaptı koştu. Bu da istidadını geleni yaptı oturdu ben bunları böyle biraz cebriye olarak görüyorum. Ben onu kabullenemiyorum o yüzden ben cenab-ı eğer böyle bir olmuş olsaydı şunu söylemezdi. Ey insanlar. Allah’a. Koşun. Tamam o zaman şöyle derdi. Hey insanlar bari listede adınız neyse onu yaparsınız yok biz koşmakla emrolunduk bazı. Hanime acılar meal ederken.

onu. Allah’a kaçın diyor ve. Allah’a. Koşun diyor. Kaçmak da olsa kaçar ya. Bir insan bir şeyden kaçar neden. Allah’a kaçınıyor. Allah’tan uzaklaşın. Allah’tan kaçın demiyor. Allah’a kaçındı. Allah’a. Koşun diyor. Kimisi. Koşun diye ona değiştiriyor o zaman. Evet ya bizim. Benim işim ne o zaman bir kul olarak benim her daim ona. Koşman lazım ya ne yapayım istidadım darsa da genişlesin amin. Ben bir soru daha sorayım varlığın tamamı. Allah’ın bütünlüğünü izafe eder mi burada. Bu soruda şuradan geliyor. Allah varlık aynasında kendisini gördü. Allah varlığın üzerine bütün sıfat sal. TC tecelli yapmanı her daim tezahür etmede bu zat noktasında değildi. Peki örnek. Ayna. Şimdi ben aile buradan bakıyorum aynaya bakıyorum ama aynaya baktığımda şu anda sırtımı görmüyor bu.

veya işte ensemi görmüyorum saçlarımın arkasını görmüyorum baktığımda gördüğüm yüzeysel tek bir alan. Allahü teâlânın varlığı üzerinde de kendisini görmesi sıfatların tecelliyatı da böyle tek yüzlümün yok o zaman o tarif olarak biz böyle tarif ediyorsunuz vücut o zaman bütün. Alem. Allah’ın bütünüz affediyor yok bütün. Alem. Allah’ın sıfatlarının tecelli atının sergilendiği tezahür ettiği ya o zaman. Allah’ın bütünü değil saat olarak değil. O zaman sadece bütününü ifade etmiyor alarak düğünü seyrettim yok yüzünü seyrediyor. Evet zat olarak değil teşekkür bu efemine. WhatsApp’tan gelen sorular var. Behiye koca. Polatlı. Hz. Adem. Şit aleyhisselama istidad. Inca ilim öğretmek şöyle buraya sorular buraya gelecektin nice ve ondan sonra şimdi. Yolculuk esnasında da rahat edeceğim şimdi sohbette şunu anlayamadık buradan. Bursa’ya kadar bir.

daha abi anlatıyoruz iyi oldu sorar. Hz. Adem. Şit aleyhisselama istidad. Inca ilim öğretmiştir bu durumda istidad kavramı her peygamberde artıyordu olabilir bu ama biz orada var ya sonuçta peygamberlerle kendi zamanlarındaki kendi zamanlarındaki ümmetlerin yetebilecek de miyim üstünde bir hikmete sahip kimseler. Çünkü peygamberler. Hikmet ehli kendi zamanlarındaki bütün insanlığa ve insanlığa insanlığın fevkinde bir hikmete sahip olan kimseler ki insanlar onları peygamber olarak kabul edip peşlerine düştüler ama. Şit. Aleyhisselâm zamanında ki insanların ihtiyaçları insanların. Hikmet’e bakış açıları ve bilgileri ile. Ey bundan sonra gelen. Nuh. Aleyhisselam’ın zamanındaki insanlarla aynı dairede ve noktada değildi ve bu zamanındaki insanların durduğu nokta ile. Musa’nın zamanındaki insanların durduğu noktayı ve. İsa. Aleyhisselam’ın zamanındaki insanların durduğu ile. Muhammed. Mustafa sallallahü ve sellem.

Hazretlerinin insanların durduğu nokta aynı değil ben biraz daha ileri söyleyeyim şu anki insanların durduğu nokta ile sahabelerin durduğu nokta da aynı değil bu operasyon önce huzurlu mutlu etti ama aynı değil. Bilal aynıysa zarardayız zaten hadisle sabit aynanın alanı eşittir. İstidat. Ayna eşittir ayağını sabit e aynanın karşısında ki ruhların ilk secdede üzerindeki tecelliyat kabul edebilir miyiz ah cancağızım. Bu. Matematik değil bu burada eşittir artıyla kareköklü yürümüyor. Orada işte. Eğer öyleyse her. Ruhlar aleminde ki isteyerek elde ettiğimiz tecelliyat mıdır bu cebriye giriyor işte ve hatta kendi oradaki idrakine giriyor bizi. Drake bağlayalım. Ruhlar aleminde ne kadar aldıysa o kadar değilim. Arabi. Konuşursak ama yok. Benim kendi düşünceme göre ben öyle düşünmüyorum böyleyse ilk istemek fiilini nasıl elde.

ettik ruhlar alemi. Ruhlar âleminden haberim var ki istemek fiili nasıl elde ettiğinden haberin olsun bu nuhlar alemine yolculuk yapacak. Bu bir kimse. Koleji ile ilgilenenler çocukluğuna iniyorlar ya o da. Ruhlar aleminde kime inecek matematiksel olarak inmesi mümkün. Bu bir kimse kendi istidadını biliyorsa bunu kabul ettiğini de bilir bir durum ile kendini bilen. Rabbini bildi hadisi aynı kapıya çıkar hemen. Çok teşekkür ederiz abone ol var ya istidadını bildi kabul etti demek istidadını bildi. Evet benim istidadım buymuş dedi. Kabul etti işte bu noktada. Arabi’nin söylediği. Evet hocam hoş geldiniz şimdi ayağını sabit eden şeytan ve meleklerin yeri neresidir şeytanlar şeytanlık yaparken melekler onlara. Neden engel olmaz ayağını sabit melekler de böyle engel olup ve olmamak aklı mevcut.

değil meleklere bir vazife veriliyor bir melek iste yaratılış vazifesine zor ve yaratılış vazifesine falanca zamanda falan ciğerde. Konferansı esnasında falanca kimse de alacak eline mikrofonu konuşacak. O esnada da unutma. Sana biz. Melek olarak. Allah’ın fiyatı yaratmasına. Biz orada vazife lies dedi. O bütün. Melek yaratıldığından beri bu vazife ile alakalı bekliyorduk vazifesini yaptı gitti. Onun bunu akletme bunu. Fikret. M bunu değiştirme bunun tarzını tavrını onun içeriğini değiştirme ve geliştirme gibi meleklerde yok mu. Ben sadece kendi vazifelerini belirler vazifelerinin dışındaki her kör ve sağır dım o zaman çekme onlara da insanları yoldan çıkartma vazifesi verilmiştir tabi. Şeytan da diyor ya ayeti kelimede. Ben de diyor onları sana diyor fotoğraflarını bozmayı ve diyor sana isyan etmeye öğreteceğim. Bir.

de. Hocam bu işi de. Aleyhisselam adam. Aleyhisselam’ın cesedini sekiz yıl taşıdığı dediğini abi kabul öldürdü gömdü. O niye babasının yanında taşıdı o. Habil. Normalde. Kabil habil’i öldürdü yayın hizmeti ilahi nedir. Kabil. Habil öldürünce o da uzun müddet taşıdığı onun yanında. Öyle ne yapacağım diye şaşırdı bir türlü onu görmedik gömleği bilmiyor çünkü en sonda. Kargo onu görmeye öğretti. Kargo ona gömme şeytan karganın üzerinden ona vesvese verdi kargoya baktı mesela karga 11 o mağazada rivayetlerde yavrusunu ondan sonra bazı rivayetlerde başka bir şeyi. Normalde gömüyordu onu görünce tabil habil’i yok etmek istedi. Onu. Görmek istemedi onun. Çünkü gördükçe kendi kendine pişmanlık duygusu duyuyordu. Çünkü ilk öldürdüğünde ben ne yaptım ve oturdu başında ağladı günlerce bu pişman oldu ben.

neden böyle bir yaptım diye. Ondan sonra insanlar. İnsanoğlu enteresandır pişman olduğu birşey görür o hep devamlı gözünün de durursa onu dönerdi yere. Onu unutmak ister onu gözünün de görmek istemez ve onu döner mesela. Ama bu bazı değişik cemaatlerde de görülür mezhebi kimse ve partilerde cemaatlerde bir kimse böyle partinin veya cemaatin çizdiği çizginin dışına çıkarsa atarlar onu oradan. Onu terbiye etmezler orada da neden o kimseyi görmek istemez orada onu. Normalde bir hatasını bir eksiğini bir kusurunu ona söylemiştir söylediği için onu gözünün önünde görmek istemez vicdanı rahatsız olacak’ için rahatsız olacak atarlar. Bu. Kabil bu. Kabil’in ahlakıdır şu an ekliyorum şimdi. Yusuf hoca bende bir gördü ya. Bunu böyle yapmazsak daha iyi olmaz mı dedi. O an.

Yusuf acı gözüm görmesin bir daha attım. Dergah’tan o neden o benim bir işte nasihat etti bana benim. Nefsime ağır geldi ama ben onu görmek istemiyorum onu görüyorum onu uzaklaştırıyorum ondan utanıyorum çünkü hani 3 liklerin kız çocuklarından utandıkları için gömdükleri gibi bunun gibi. Kabil’de haberlik gömdük çünkü ondan utandı çünkü ondan pişmanlık duydu onu tekrar. Görmek istemedi onun yanında taşımak istemedi çünkü onu yanında taşıdığımı keçe. Hep hüzünlendi onun yanında taşıdığı müddetçe. Hep. Kahır lan da onun yanında taşıdığı müddetçe hep pişmanlık duygusu yaşadı ne zaman ki onu gömdü bitti. Hz. Mevlânâ diyor ya bu ön diyor ki onu geçici aşklar gömdüklerini de aşklar bitter diyor. Şimdi mi. Habil ile. Kabil’in de hamile olan muhabbeti ve sevgisi abi kıskançlık.

yapıp. Galebe gelip onu öldürdü ama gördükten sonra ona karşı olan muhabbeti kesildi bitti oysa o gömdü sheet ise. Hz. Adem olan sevgisinden dolayı onu yanında taşıdığı her daim dedi ki onu seviyor. Ona muhabbet besliyor. Bir de ona değer veriyor onu görmeye kıyamadı o zaten bu noktada peygamberlerde farklı farklıdır kimisinin cesedi çürür kimisinin çürümez. Hani dışarıya şehri olarak öyle söyle sufilerde peygamberlerin cesetlerinin süremeyen çürümeye. C inanırlar. O yüzden. Şit. Aleyhisselam. Adem’in yanında taşıdı. Adem ama. Tabiri caizse böyle sanki canlı gibi duruyordu ölü ama canlı gibi duruyordu ne eti korktuğu ne herhangi gözü attığı ne cesedinde herhangi bir değişik oldu bir bozukluk oldu ve. İşte bu bizim. Cennetten gelen atamız bu bizim babamız ve ilk. Peygamberimiz bütün.

insanlara da bir. Şehadet. Bir delil olmuş oldu çünkü. Adem’in yanında tutan şid hakkın hakikatin savunucusu oldu. Teşekkür uzattım özür diler sabırla teşekkürler. Ama sen. Adem. Aleyhisselam’ı tüm isimleri öğrettim. C Allahü. Teala ama gitgide peygamberler. Peygamber. Efendimiz sallallahu sellemin de ya da ondan. Sonrasında da lan bilmek diye artıyor. O zaman o öğretilen isimler unutuldu tekrar hatırlanıyor mu yoksa zemin hükmünden âdem aleyhisselâmı meleklerine karşı övünmek için öyle bir. Adem henüz da hiç kimse hiçbir yok. Cenâb-ı. Hak topraktan bira insan yarattı ve topraktan o insanı melekler gördüler hep geldiler baktılar. Allah tın bir insan cini tarifesi geldi gördü şeytan geldi gördü ortada bir tane upuzun. Ondan sonra topraktan yapılmış pişirilmiş tabiri dair. Cerrah ise testi gibi birşey tın.

başvuruyorlar ses çıkıyor testi gibi böyle bir ve diyorlar ki. Ama bunu bizden. Üstün olacak ne diyorlar ki sen yeryüzünde fitne çıkaracak bir yaratıyorsun. Allah tonları. Sen bilmezsiniz. Siz bilmezsiniz. Allah bilir diyor ve cenabı kokunu. Tabiri caizse testi doldurunca onun ruhundan ruh üfleyince ona da ilmiye dünü verince dedi ki kendi topladım bakalım hadi sorun soracağınız bana dedi o aleme ya o yüzden bir peygambere sorun soracağınız. Is ama. Onlar ölü değildir. Hayırdır. Benim istidatlı alakalı. Hayal hesabı tel alakalı bağlı olduğu. Onlar hayır o zaman senin istidadın da olmayan bir onun istidadını almak veya senin ayağını sabit etme olmayan bir onun ayağını sabit testinden almak mümkündür ben ha. Son. Peygamber. Hz. Muhammed. Mustafa’nın konuyu ümmetim ya o zaman.

ben onum ettiysem o da. Normalde sağsa ümmetinin başında ise o zaman o istidad ve. Eğil milletin olarak muhakkak ki genişleyecek ve gelişecek. Çok teşekkürler. Hakkınızı helal edin geceniz hayır olsun sürçü lisan ettiysek affola 14ağustos. Salı günü. Bir dahaki programımız akşam 9’da burada gerçekleştirilecektir tüm. Misafirlerimiz davetlidir bu 11 ağustos 14-1803 ha bu olay ha abone ol.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.