Evlenme Çağına Gelen Çocukları Evlendirmek
Hadîs-i şerîfte “Acele ediniz evlenme çağına gelen çocuklarınızı evlendirmekte” buyurulmuştur. Anne-baba evlenme çağına gelen çocuğunu evlendirmiyorsa birinci derecede günah-ı kebâir işlemişlerdir.
Çocuk evlenme isteğini söylediyse ve anne-baba bu isteği yerine getirmiyorsa, günah anne-babanın üzerindedir. Anne-baba “Oğlum-kızım ne zaman istersen seni evlendiririz” dediyse ve çocuk yine de evlenmez, üstelik günah-ı kebâir işlerse, bu durumda günah çocuğun üzerindedir.
Şehvet duygusu fıtrîdir, herkeste vardır. Bazılarında yüksektir. Bunun birinci derecedeki tedâvîsi evliliktir. Şimdilerde “müsâit değilim” gibi yeni mâzeretler çıktı — bu insanın özelini araştırmak kimsenin hakkı değildir, ancak anne-baba bunu soruşturabilir.
Sohbette Yanındakiyle Konuşmak: En Büyük Edepsizlik
Tasavvuf âdâbının en önemlilerinden biri, bir sohbet esnâsında yanındakiyle konuşmamaktır. Gerçek derviş sohbet esnâsında sessizce durur; mecbûr kalırsa meselesini bir kelimeyle halleder. Bir kelime de yetmedi mi ikinci kelime edepsizliktir.
Hani bir şeyh efendi hacca gidiyordu, arkadaş bir şeyh efendi “Yanınıza şu çömezi vereyim, size hizmet etsin” demiş. Mekke-Medîne, tamâm ziyâret, dönüyorlar. Şeyh efendi sormuş: “Adın ne evlâdım?” “Bana berber Ahmed derler efendim.” Döndüklerinde ilk şeyh efendi diğerine sorduğunda: “Çok geveze” demiş.
Dilini Korumak Dinini Korumaktır
Bir şeyh efendinin halîfesi “Bana nasîhat et” dediğinde güldüm, “Ağır gelir nasîhatim” dedim. Israr edince: “Dilini koru, bu kadar.” Cevap: “Ben bekledim gece namazları kıl diyeceksin, oruç oruç ekle, tevhîd şu kadar çek…” diye on madde sıralamış. Ben “Bunları herkes yapıyor” dedim.
Bütün dervişler orucu tutuyor, namazı kılıyor, dersi çekiyor, zikre geliyor, itina ile yapıyor her şeyi. Ama bin derviş içinden biri dilini koruyamıyor. Bir kimse sâdece ibâdet edecekse tasavvuf yoluna girmesine gerek yok — her yerde ibâdetini edebilir. İbâdet için şeyhe intisâb etmeye gerek yok. Din belli, ibâdetleri belli. Ama sûfî yoluna geliyorsa kendisini özel terbiyeye tâbi tutacak — bunun yolu da belli: dilini koruyacak, sohbette yanındakiyle konuşmayacak, boş konuşmayacak.
“Dilini koru” — bu sözüm ağır gelir çünkü çoğu derviş bunu kendine çok basit buluyor. Hâlbuki “dilini korursan Allâh’a dost olursun.” Dervişi edepten yücelten, haramdan uzaklaştıran, gerçek tevâzu sâhibi kılan dilin muhafazasıdır.
Eski Dervişlerin Üstâd Huzurundaki Edebi
Biz üstâdımızın yanında nefes almaktan-vermekten bile çekinirdik. Esniyeceğim diye ödüm kopardı. Ayağımı yan yatıracağım diye ödüm kopardı. Gevşek bir hareketimi görürse diye ödüm kopardı.
Telefon sesi çalmazdı — onun yanında telefon sesi çalacak! Telefondan konuşmak mümkün değildi. Ben şeyh efendimin yanında zâkirlik yaparken, benim yanımda birisi telefonda “he he tamam” diye konuşsa… “Edep nûrdan tâcıymış.”
Sûfîlik edeplenmektir. Edeplenmenin en önemli noktası dilini muhâfaza etmektir. Ya hayır söyle, ya sus. Sohbet yerinde konuşacaksan arkadaşını al dışarı çık, sokağa kadar git. Bahçe sınırlarının içerisinde de konuşmayacaksın. Bu sınırın dışında konuş — ama sınır içinde konuşma.
Semâ Esnâsında Konuşmak
İçeride semâ var, dışarıda sohbet ediyor. Kimisi “canım onlar semâ ediyorlar, biz de burada konuşuruz” diye düşünüyor. En çok asabımın bozulduğu durum budur. Kardeşim, onlar içeride semâ ediyorlar — sen de dışarıda edeple otur, Allâh’ı zikret.
Bir bayan kocasının başka bir yere gitmesine izin vermediği için “tekkeye gidiyorum” diye evden kopmuş; eşi ve çocuğunu da almamış, kendini atmış dışarı. Gelmiş burada konuşacak durmadan “kakara kukara”. Kur’ân-ı Kerîm okunuyor, Kur’ân okunurken dinlemek farzdır. Bir şey yenmez-içilmez Kur’ân okunurken. Bu böyle giderse siyâsetçilere döneceğiz.
Siyâsetçilerin Millete Sırt Dönmesi
15 Temmuz gecesi meydana çıkan millet câhıraş nöbet tutuyor, siyâsetçiler ise bir kenarda çay-kahve içiyorlar. Milletvekili oldunsa bu halkın üzerinden oldun. İhâle kaptıysan, bir saygınlık görüyorsan, yönetim kurulundaysan — hepsi halkın üzerinden. Onlar sigara içecek, kahve içecek, hükûmet kurup hükûmet yıkacaklar; millet orada Türkiye-Allâh-vatan için câhıraş nöbet tutacak.
Aynı hastalık bizim içimize de bulaşıyor. Birileri hizmet edeceğim diye câhıraş koşturur, birileri bir kenarda sohbetini yapar. İçeride semâ eden kadar sen de dışarıda ciddî durmazsan suyun taşı yaladığı gibi her şey seni yalar geçer — içine girmez.
Allâh’ın Tasfiyesi: Yıkılmaz Denilen Yıkılıyor
Âyet-i kerîme: “Gece-gündüz Allâh’ın rızâsını gözetip Allâh’ı zikredenler var ya — nefsini onlarla berâber oturt, nefsini onlarla berâber kıl” (Kehf 18:28). Şimdi millet meydanlarda nöbet tutarken, ribât yaparken, o sırada bir kenarda oturan siyâsetçi-bürokrat-ne varsa — tasfiye edilecekler. Göreceksiniz.
Allâh ehil olmayanları tasfiye eder. Dervişlikte ehil değilsen tasfiye olursun — “ben haklıyım” diye diye gidersin. Kim kovdu? Ses yok. Sen kendine kendini uydun gittin. Allâh tasfiye eder. Bak, kocaman bir cemâati Cenâb-ı Hak tasfiye ediyor. Uluslararası kolları-bacakları olan ahtapot gibi bir cemâati yıkılmaz denileni yıkıyor, çözülmez denileni çözüyor.
Allâh’ın gücünün-kudretinin önünde kim duracak? Allâh’ın tuzağının önünde kim duracak? Sivrisineği file gâlip eder. Amerika’dan bir sürü ahmak onu aptal sandı, onun aptal sandığı bu millet onu aptal sınıfına koydu. Sen tankı süreceksin millete — millet bedeniyle tankı durduracak. Sen otomatik tüfekle tarayacaksın — millet kurşunu göğsünde eritecek. Sen saklayacaksın — Allâh fâş edecek.
Kaynakça
Âyet-i Kerîmeler
- “Nefsini gece-gündüz Allâh’ı zikredenlerle berâber tut” — Kehf Sûresi, 18:28
- Evliliğin kolaylaştırılması — Nûr Sûresi, 24:32
Hadîs-i Şerîfler
- “Beş şeyde acele ediniz: evlenme çağına gelen çocukları evlendirmek…” — Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Cenâiz; Hâkim, Müstedrek
- Dilin muhâfazası — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’r-Rikâk, Hadis No: 6475
- “Müslüman dilinden ve elinden başkalarının selâmette olduğu kimsedir” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Îmân, Hadis No: 10
Tasavvufî Kaynaklar
- Sohbet âdâbı ve berber Ahmed kıssası — Sülemî, Âdâbu’s-Suhbe
- Dilin muhâfazasının tasavvufî önemi — İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu Âfâti’l-Lisân
Sohbetin Özeti
Bu Karabaş-i Velî Tekkesi sohbeti, evlenme çağına gelen çocukların evlendirilmesinde anne-babanın sorumluluğunu, sohbet âdâbında yanındakiyle konuşmamanın tasavvufî önemini, “dilini koru” nasîhatının her ibâdetten üstün tutulması gerektiğini, eski dervişlerin üstâd huzurundaki edep hassâsiyetini, semâ esnâsında konuşan insanların hatâlarını, siyâsetçilerin millete sırtını dönmesinin tehlikesini ve Allâh’ın ehil olmayanları tasfiye etmesini — 15 Temmuz darbe girişimi bağlamında — ele almıştır. Sohbetin temel mesajı: dilini koruyan dînini korur; sohbet yerinde konuşmak edepsizliktir; Allâh her ehil olmayanı tasfiye eder, sivrisineği file gâlip kılar.