Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
Şu anda abone ol. İyi bakalım abone ol. Sağ ol canım bu. Selamünaleyküm. Allah. Allah. Geceniz hayırlı etsin inşallah. Cenâb-ı. Hak. Gündüz denize hayırlı eylesin ayınızı yılınızı gecenizi gününüz. İnşallah bu. Rabbim hayırlı. Allah versin. Hayırlı. Allah inşallah sizi karşılaştırsın bu bu ara. Abi sohbetleri sen beni böyle ve yeniden heyecanlandıran hayata döndüren bir sohbet oluyor mı böyle. Yeniden böyle kitaplarla haşır neşir ediyor beni mi işte. Yeniden böyle bir. Tefekkür ettiriyor beyin zontaş. Darıcı şeyler onlar güzel oluyor hoş oluyor yıllar sonra şeyimin bunu sonra okursun deyip de bu duyduğumuz. Bu kitabı yıllar sonra tekrar. Biz raftan çıkar. Sonra da kendisi bugün geldi çekti aynı yerde oku dedi okuttu. Bana nane. Anladım anlat dedi anlatınca bundan sonra okun demişti.
bana sen bundan sonra okuyacaksan bakmama gerek yok o zaman dedim ben de koydum kafa raftan çıkardık şükür hamdolsun şikayetçi değiliz o. Cenâb-ı. Hak hakkıyla karşılığını verenlerden meyvesini inşallah ya ben bu akşamki dersi yine baştan sona kadar gideceğimiz yere kadar okuyacağım. Ondan sonra tekrar başa dönerek ten yeniden paragraf gitmeye gayret edeceğim inşallah o. Kulum o kendi istidadına şuuru yoktur. Bu ancak bu haline şuuru vardır. Zira. A onu vereni bilir ve o da haldir ve böyle olunca. İstidat dileği gizlemektir ya. Allah’ın kendileri hakkında takdir kıldığı bir kazası. Olduğunu bilmeleri bunları. Dilekten. Men eder bu sebepten dolayı da bu gibi lan. Haktan gelen şeyin kabulü için yer hazırladılar ve kendi nefis ve arzularına. Uzaklaştılar. Allah’ın böyle bir kul.
hakkında bilgisi bütün hallerinde bir yaratılışından önce ayağını sabit e âlemindeki benliğinin sabit bulunduğu hal üzere olduğunu ve hakkın ancak onun. Aynı hesabı then kendisine verdiği ilmi. Bildiğini ve bunu da ancak onun üzerine sabit olan olduğunu anlayan kimse onlardandır ve. Böyle olunca da. Allah’ın ilmi ona nereden hasıl olduğunu bilir. Allah halleri arasında bu sınıftan çok daha üstün ve keşif ehli kimse yoktur ve bu akşamki bu okumaya bu ve ama ben kendi. Nefsim üzerine söylüyorum anlamaya çalışacağımız ders bu kadar. E tabi diyebilirsiniz bu kadar kısa mı. Evet. Ee ne yazık ki. Arabi. Böyle kısa paragraflar da çok büyük hikmetler da anlatmış ve bunun üzerinde insanlar ciltlerde araba işaret etmeye çalışırken bir paragraftan ciltlerde eserler çıkarmışlar. Baran abi.
bir noktada kendine münhasır muhteşem insanlardan birisi kulun kendi istidadına şuuru yoktur. O bir kimsenin. Ne kendisini. Ne yapıp ne yapamayacağını ve kendisini tanımlama bilme açısından. O kendini bilmez ya. Normalde biz kendimizi bilmeyiz o kendi istidadı mızda bilmez bu çünkü ya hani meşhurdur söz ya sonunda söyleyeceğim baştan söyle ve kendisini bilen. Rabbini bildi. Bu bir kimse kendini bildiğin de zaten rabbisin de bilecek o yüzden kulun kendi istidadını bilmesi ve nereye kadar gider nereye kadar gitmez. Neyi kaldırabilir. Neyi kaldıramaz. Ben onun ne verildi ne verilmedi. Ben bunu kul kendisi bilmez bir hadisi. Şerif’te. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretleri buyurdu ya bu imtihan size çarptığı anlarız ama biz bize bir çarptığı an. O bizim istidadı mızın ne.
olduğunu biliriz. Bu öbür türlü. Biz de kendi istidadına bilme şuuru. Biz de yoktur o. Çocuk doğduğunda yürümeyi bilip bilmediğini bilmez bu ama çocuğun istidadın da yürüme vardır ve yürüme çağı geldiğinde çocuk o zaman yürüye bildiğini görür da aynı o çocuk bir müddet sonra bir kızsa bu kadınlık istidadını tanır ve bir müddet sonra bu doğurma istidadını bilir örneği bu ama doğurmak bir haldir ve o. Asıl onun söz bilgisinden hal bilgisine doğurduğunda ulaşır bu doğurmadığı müddetçe ve. OHAL bilgisine ulaşmaktır o zaman bunu bu anlamaya çalışırken bir. Hiçbirimiz neye istidatlı olduğumuzu bilmiyoruz ama biz hem. Doğduğumuzda hem de doğduktan sonra istidad larımızı bilme şansımız yok var ama ancak peygamberler de bu tip istidad lar olur bu mesela. İsa.
Aleyhisselam doğar doğmaz konuşmuştu bir çocukta bu konuşmayı istidadı vardır ama çocuk bir müddet büyüdükten sonra o istidad a kavuşur ama. Cenâb-ı. Hak’kın sebepsiz halk el işleri vardır ya. Oo normal kanunları normal hukuku ve hükmün üstünde tecelli ederse o zaman o kimsenin kendisinde saklı gizli var lan istidad larını. Cenâb-ı. Hak onun üzerinde ne yapar meydana çıkarır ancak haline. O bir kimsenin ancak haline şuuru vardır dediğimizde o kimse kendi o istidadını kendi halinde görünce kendi üzerinde görünce ondan haberi olur. Eğer kendi üzerinde o tecelli etmezse ondan haber olmaz. Örneğin acı çekmek bizim istidadı mızda vardır. Biz acı çekeriz insanoğlu olarak ama hiç acı çekmemiş. Ken acı çekmeyi bilmeyiz kulun kendi istidadın şuuru. Yok hiç acıyla karşılaşmaz sa.
İyi o zaman istidadını tanımlayamadığım daha ne zaman ki acıyla karşılaştığı haldir bu o zaman o kimse acıyı tanımladı. Eğer acıyı tanımlamaları alakalı bir acı ona bulaştığında o buna. Vakıf oldu o bunu öğrendi. Eğer bir acıyla karşılaşmayacağız olsaydı o buna. Vakıf olmayacaktı bizim susadığı mızda su aramamız gibi bize susadığı mızda su içme istidadını. Biz. Doğduğumuzda bilmiyordum. Biz habire süt içerdik süt içtiğinizde bizim bütün gıdalar ımızı alırdı ama bir müddet sonra bizim su istediğimizi anne karar verdi anne dedi ki bu çocuksu istiyor artık buna su verin. Bu bir buna. Suveren denilince çocuğun suya olan müş tatlı çıktı meydana ve. O ancak annenin el yordamıyla. Annenin hissiyle annenin öğretisi ile o çocuğun suya olan. Müştak lı çıktı meydana.
ama her insanın üzerinde. Cenâb-ı. Hak. Bak üç aşağı beş yukarı fıtri olarak onların istidatları vermiştir var ama onu meydana çıkaracak insanlarda haller. Zuhur eder ki işte o zaman o kimse bu hale onu yaşadığında bir. Fiyatta bir olayla onu yaşadığında o artık onu tanımaya başlar şimdi biz suya ihtiyacımız ın. Olduğunda biz su ararız ve suya doğru koşarız. Biz aslında o suya doğru koşarken bunu sözsüz rafsız kelamsız suya doğru koşarız. Şimdi siz oturuyorsunuz burada. Birinizin suya ihtiyacı olmuş olsa. Ama bunu diline dökmem iş olsa burada hiç kimsenin haberi olmaz onun suya ihtiyacı olduğunu bu onun suya ihtiyacı olduğunu ancak. K şehre bilir. Çerkeş ehli ise bir kimse birisinin suya ihtiyacını. Oradaki bir kimsenin suya ihtiyacı olduğunu. Cenâb-ı.
Hak onun kalbine ilham ederse o bilir öbür türlü. Ömür küs özel olarak benim. Suya ihtiyacım var. Bir bardak su getirin demedi müddetçe. Onun bir suya ihtiyacı olduğunu bilmeyiz bu ama. Ooo derse ki ben susuzum o zaman. Deniz ki bunu suya ihtiyacı var o halini ishar etti o halini meydana çıkardı. O meydana hali meydana çıkardığında biz onun istidadını öğrendik eğer o kendi istidadını dinlendirme miş olsaydı biz onun istidadını yeniden. Ne yapacaktık bilemeyecek tik biz onu tanımayacaktır abone ol var ama. Ooo sözel söylemeyin. Örneğin kendisi kendi kendisine benim. Suya ihtiyacım var dediğinde biz onun miktarını bilmeyecek tik hangi su istediğini bilmeyecek tik ne kadar olacağını bilmeyecek tik ama o susuzluğunu beyan ettiği müddetçe kendi içinden. Tabiri caizse.
o hala. Allah’tan istemeye başlayacak tıbbı haliyle bile değil o kendi kendine. Ya. Rabbi susuzum dediğinde o. Cenâb-ı. Hak bakın. Yarabbi. Bana su ver dedin de bakın. Yarabbi. Bana su ver suyun miktarı var mı. Yok bir bardak mı. Onlarda cmmı bir küpe istiyor mm metal kısmı istiyor 5000 metreküpü oğlum e takımı de bilmiyoruz ama ne diyor ya rabbi. Bana su. Yarabbi bana su dediğinde ona ne kadar su lazım istidad noktasından ne kadar su içebilir ne kadar ihtiyacım var onu. Cenâb-ı. Hak biliyor ama bu ayrı bir ama biz yanımdayken biz onu ne kadar ne istediğini biz yoksa bilmiyoruz. Zira onu verebilir. O da haldir. Oo. Normalde haline şu var ya halini biliyor. Çünkü. Halini bildiği için onu.
fenerini de biliyor halini biliyor neye ihtiyacı var suya ihtiyacı var sözel olarak söylemedi ona su geldiğinde onun halini. Bilen kim. Allah böyle olunca böyle olunca. İstidat dileği gizlemektir o bu işin içerisine. Su fi-tower geldi ki istidad dileğini gizlemektir sen isteğini kalbinde gönlünde tutarsın. Sen isteğini meydana çıkarmazsın ana. Hz. Mevlânâ’nın mesnevisinden de bir beyit vardı ya. Eğer sen. Arzu ettiğini istediğini dileğini saklarsan. Allah sana onu daha çabuk verir diyordu. Demek ki. İstidat dileği gizlemektir bir dileğini bir isteğini asıl istidad neymiş gizlemektir. Çünkü o istidad insanın derinliklerindedir oh. İstidat insanın batının dadır ya. Oğuz bir şekilde gizlenir insanlığa da vakti saati dakikası geldiğinde sudur yeter meydana çıkar bu. Vakfı saati dakikası gelmedikçe ve o meydana çıkmaz o.
sudur etmez. Ben bunu bir kısım sufiler. O yüzden ben istememişlerdir kendilerindeki istidadın veya kendilerine verilen istidadın vakti saati geldiğinde meydana çıkacağını düşünmüşlerdir vakti saati geldiğinde meydana çıkacağı kendi üzerinden tecelli edeceğini bilen sufiler. O yüzden istekten de kesilmiş lerdir. Çünkü bir kimse derinliklerini derinliklerindeki istidadını ne olduğunu veya da kendisine verilecek olan istidadın ne olduğuna bakmaksızın bir kısmı kendi hallerini yaşarlar. Bunlar. Tabii burayı. Şimdi ben dağıtırım buraya gidersem inşallah ben konudan kopmadan sohbetine devam bu istiyorum. Bu öyle birşeydir ki dalacağım derken yine de alıyorum bu öyle birşeydir ki insanı da gizli bir şekilde kendine doğru çeker beni çekti gibi. Abi beni çekiyor. Şimdi o tarafa doğru bu öyle bir şeydir gizli bir güç gizli bir kuvvet gibidir.
insanda o tarafa doğru çeker ve insan o tarafa doğru çekildikçe de kendini bilmesi artar kendini bilmesi arttıkça da o meşhur tiktaklar ya onu bilecektir o ise batıldır bilinmekte ister. O bilinmektedir istediği için senin içindeki bilinmek li kendini bilinmekle istemem onun bilinmekte istemesede dersin. Ve benim kendi bilinmek limonun bilinmekte istemesinden sudur etti bip onun içine doğru kendi kendine gömülür gidersin ve insan o zaman kendi istidatları tanımlamaya başladıkça kendi. İstidat larını tanıdıkça onu tanıma yoluna girer ki bu bitmek bu etmeyen bir ilim deryası olduğu gibi bitmek tükenmek bilmeyen bir yoldur. O yüzden bu fakirden ki su filin sonu yoktur buyur sen aç. E tabii abone ol bu insanlar kendi istedi adlarını aradıkları kendi. İstanbul istidatları bulmaya çalıştıkları.
gibi bir kısmı da çok derinlere inme noktasında dururken istemekten de kendini alıkoyamaz yok böyle. Alem istidadını meydana çıkarma noktasında da istemeyi kötü görenlerden değilim. Ya ben istemeyi reddedenler de değilim bu. Ama isteyebilirmi kimse. Eyvallah ister bu konuda da hani istidadını meydana çıkarma noktasında da ben bu birkaç derslerin farkındasınız kabuk değiştiriyorum biraz. Ben bunu da böyle artık. Ayan. Beyan söyleyeyim. Ben kendimce. Hani kinli den itibaren sarılırım ya. Hatta muhasebeden sonra arama muhasebec. İndia. Ondan sonra gaz. Ali. Arabi. Mevlânâ öyle giderim. Bunların hepsi de bir sil ederim ve bunların. Yolları hemen anlayışları bir. Silsile dir. Öyle olunca biraz daha böyle. Arabia. Hz. Mevlânâ’nın mesnevisinden ve hatta divanı’ndan an alıntılar yaparaktan açmayı düşünüyorum çünkü. Tabiri caizse bu. Arabi.
meselenin daha çok böyle ye vurucu bir şekilde bu meseleleri anlatmış. Direkt bekam a. Hz. Mevlânâ bunu biraz daha yumuşatarak tan daha ilerisini söylemiş ya o benim böyle yumuşatarak tan daha iyileri söylemesi benim hoşuma gidiyor. O yüzden biraz daha bu meselede bu meselelerde mesneviye ve. Mesnevi’den alıntılarla bsl açmak istiyorum şüphe yok. Allah. Allah duada ısrar edenleri sever demiştir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri bu çünkü o istek ve isteyen kişinin isteğinde ki ısrar yok mu istediği şeyden daha iyidir istediğinde ulaşmasından da. Hz. Mevlânâ’dan bu mı bir kimse değil istidadı ister ve dua eder boyuna. Allah’tan ister ama o kimse b10a istidatlı olup olmadığına bakmaz ona. İstidat olup olmadığına bakmadan habire ister bu isteyen kimse kendi istidadına.
şuuru olmayan kimsedir bir kendi istidadına şuuru olmadığından dolayı habire ister ama bunu bir çift ilerisi kendi istidadın da olmadığını bilse dahi ister abone ol o kulun kendi istidadına şuuru yoktur o kendi istidadına şuuru olmadığından dolayı ne isteyeceğini bilmez var. Ancak bir hal üzerine. Zuhur ederse ne isteyeceğini öğrenir bu su isteyeceğini bilmiyordu susayınca su isteyebilirdim bir su isteği belirince o su aramaya koyuldu. Bu istidadın da çünkü su istemek vardı o çocuk bu yürümeyi bilmiyordu istidadın da yok zannediyordu yürümeye başlayınca istidadını öğrendi hal olarak öğrendim. İyi o zaman hiç birşeyin bilgisi de haldir hiç bir şeyi öğrendi bir şeyi biliyor. Örneğin. Allah var bir bilgi. Allah var ise be onu aramaya koyuldu ne istiyor ya o yüzden.
bu istemeyi bu manada da reddetmekte fayda var. Evet. Şu halde sende hangi ve eşi dilersen yürü. Onu al. Allah. Allah tamah ol olur mu sıfatlarını o. Nur istersen. Nura istidad kazan. Ama. Allah’tan uzaklık istersen kendini gör uzaklaş e. Okul nuru bilmiyordu o. Nur öğrendi dinur öğrenince. Ya sen. Nur istiyorsan. Nur’a karşı bir istidad kazan. Ya ben. Hz. Mevlânâ Celaleddin. Rumi. Hazretlerinin bir kimsenin cüz’i iradesini kabul etmesini severim ya o yüzden meselelere bakarken düz irade meselesinden bakalım. O bizim. Mademki kul kendi istidadına şuuru yok o zaman okul kendi istidadını da var olup olmadığını bilmediği bir şeyi ister a bu onun istidadın da yoksa bu dünyada vermeyebilir var ya da onun isteğinden dolayı. Cenâb-ı. Hak ona verebilir.
var ama o. Muhittin. Arabi hazretleri der ki bu noktada bu okulun bu kaderinde yok ise. Allah onu ona vermezler. Bu bir çeteleri. Mademki kalem duruyor orada cızırtısı. Davaro o yazan bir daha yazar silen bir daha siler o. Nur. İstersen uğra istidad. Kazan an bu düz iradedir ve insanın. Neyi istediğini ve istediği şeye doğru yönelmesini söyle ley. Okyar bu harap. Zindandan kurtulmaya bir yol istersen sevgiliden baş çekme secde et de yaklaş. O zaman biz kendi istidadı mızda bir şeyin var olup olmadığına bakmaksızın ve bildiğimiz ölçüde bildiğimiz kadarıyla ve istidadı mızda var mı yok mu bakmadan onu isteyebiliriz. Yine. Hz. Mevlânâ’dan da. Topal olsan sakat olsam bile uyuklar gibi halde. Hatta edepsizce. Sinede olsa ona doğru kızımızdan.
onu ara gah lafla burası çok önemli siyah lafla. Agah. Susarak gah şuraya buraya boynunu uzatarak o padişahın kokusunu almaya çalış o. Yakup oğullarına. Yusuf’un kokusunu haddinden fazla arayın dedi. Ama siz de her duygunuzu istidatlı bir hale getirin de. Her yanda adam akıllı onu araştırın. Allah. Allah lütfundan meyus olmayın ümit kesmeyin dedi çocuğunu kaybetmiş. Yakup gibi sen de bucak yürü. Evet biz o istidad adımızdan şuurumuz yok ama. O bizim arama bizim isteme bizim ona doğru koşmamız olmalı. Eğer biz istidadı mızda ne olup olmadığını bilmiyoruz deyip de aramaktan uzak durursak bu bizim istidadı mızda var mı yok mu diye kendimizi bir kenara çekersek bu sufilik değil zaten bu musofirlik değil evet şuurumuz yok. Ancak bir hal ile.
biz de o meydana çıkacak bir hal ile bir fiyat ile bir önümüzde gelen herhangi bir olay ile bizim ne istidadı mızın olup olmadığı meydana çıkacak. Biz acı çeker miyiz çekmez miyiz evlat acısı gördüğümüzde ne hale geliriz eş acısı veya sevdiğimiz bir kimsenin acısını çektiğimizde ne hale geldiğimizi bilmiyoruz ama biz şu anda bilgi olarak. Bu acıların var olduğunu biliyoruz fakat. İstidat olarak bizim bunlara dayanıp dayanamayacağı mız katlanıp katlan amacımız. Bizim bilgidağ elimizde değil biz bunları bir hal ile yaşarsak. O zaman bizim ona istidatlı olup olmadığımızı bilgeys bu hal ile biz aç lıttle toplu bilmiyoruz şimdi yaşamış olsak. Biz. Açılın ne olduğunu bilemeyeceğiz ama açlık olarak bir bilginiz var mı var açlık olarak bilginiz var eğer biz.
bugün aç kaldığımızda. DJ skee açıklayan istidadı mız varmış olunca bizim ismi. Dead olup olmadığımızı bilmiyoruz kulun kendi istidadını şuuru yok bir oruç miktarında aç kalacağına dair ne kadar aç kalacağına buna dayanıp dayanamayacağı dair şu vuruyor varmış. Uğur. Yok hiç oruç tutmayan bir kimse bu şuur algılayabilir mi algılayamaz. Neden hiç oruç tutmadı. Çünkü hiç oruç tutmayan kimse ne ile bakıyor. Hoca şu böyle bakıyor yok ki kendine. Ben dayanabilir miyim ki abone ol bu istidadın olup olmadığını bilmiyor. Çünkü ve hatta da karşılaşırız işte halete karşılaşıyor. Dur şimdi veya. Erdoğan da karşılıyor şudur ve hatta nerede gelip. Bu çocukların bakıyor ders verenler karşılaşır bunlarla. Erdoğan da. Sezen’le karşılaşmışlardı ben çok karşılaşmış ımdır bir kimse ders alacak mesela ders.
alacağı zaman şunu söyle ben bunu yapabilir miyim ki ben bunu yapamam diye korkuyorum. Öyle değil mi. Erdoğan karşılaştım hiç böyle karşılaştın mı karşılaşır insan bununla da bunu yapabilir miyim ki. Ya ben bunu çekemem diye korkuyorum neden onun yapıp yapamayacağına dair istidadını yok çünkü onu bilmiyorum istidadın şuuru yok o şurda değil kendisinin onu götürüp götürmeyecek mi bilmiyor. Bunu hal olarak bu karşı karşıya geldiğinde bunu alınacak. Evlenecek olan genç kızlar ne derler kendilerince de evde götürüp götürmeyecek miyim acaba ödemi evlilik bir haldir o halde karşılaşmadık tane olur o kimse onu yapıp yapamayacağını bilmez bak o kimse onu yapıp yapamayacağını bilmez onunla hal olarak onu yaşadığında bunu anlar bunu idrak eder ama o ana kadar. Onun bir şuuru.
yok mesela çocuğu olmayan bir kadın kendi kendine şunu sola. Ben çocuğa bakabilecek miyim bak almayacak mıyız ben buna benim istidadın olup olmadığını bilmiyor ki o kimse hiç çocuğu olmadı ki hiç çocuğu olmadığı için bunu. Normalde kendince bunun istidadın görmüyor ya ehl-i keşif sene ehl-i keşif kendi istidadını biliyor. Kendi istidadına bile bildiğin yere kadar biliyor tek bilebildiğim yere kadar o da sonunu gördü mü görmedim onu da bilmiyoruz ki sonunu gördün mü hayır sonunu görmedin hiç bir tam değildir. Bu bir şeyin sonunu görüyorsanız tam olur sizin için bu insanoğlunun kendi istidadın sonunu görebilir miyim görmesi mümkün değil iyi bakın görmesi mümkün değil. Neden nasıl. Cenâb-ı. Hak’kın ismi sıfatları sonsuz ise bu burası çok önemli bütün ismi sıfatları.
sonsuz ise bu sizin sufilik temelini olsun felsefe olarak o. Nasıl o sonsuz isimleri ve fiil yatlara sahipse sonsuz isim ve fiil yatlara sahip olan o zaten. Mukaddes ben hiçbir yere sığmadı. Mümin kulumun kalbine sığdım diyoruz ise ve o zaman. Gerçek bir mümin de istidadın son noktasında. Ben demem istidadını son noktasında da mı. Ben bunu hem manevi manada dedim hem zahiri manada derim o yüzden bir kimse kendince ben kendim öyle düşkünlere 5S da aldım buraya kadarmış bu fıtratı açmadı mı kepçe. Bu saatten sonra benim istidadım yok demem çünkü. Sen hiç alet size da vatsız bu kainatı idare eden. Cenâb-ı. Hak o halet size de rahatsız bu kainatı idare eden bu kainatı hükmünde kudretinde yaşatan. Allah sana.
da. Alet edevat gerektirmeden sende de sonsuz istidad lar verebilir. O yüzden bu noktada. Evet kulun kendince istidadına şuuru yoktur ama bu yolun sonu değildir o kimsenin istidadı gelişmeye istidadı artmaya ve derinliklerinden ya ben onu böyle kaynayan bir kazan gibi görüyorum bu derinliklerinden istidadını genişlemesi ve derinleşmesi mümkündür. Tabi bunu destekleyen bugün bu felsefi mi destekleyen ve hatta işte bu noktada kendimce sağlama aldığım ve hatta eşleştirdim yer. Hz. Mevlânâ Topal olsan sakat olsam bile uyuklar bir halde ve hatta dev. Sizce sene de olsa ya ona doğru. Kımıldan onu ara. Ben ona doğru yürü daha önceki beytepeden ediyorduk o. Nur istersen. Nura istidad kazan. İyi o zaman sen bir şeyi iste. Bu istidadın da olup olmadığına bakma çok.
fena bak muhakkak ki senin istidadını değiştirecektir ya da sen de var olanı. Zuhur ettirecektir. Sen çünkü olup olmadığını bilmiyorsun. Onun şuuru. Sende yok ancak o senden sudur ettiğinde sen onu tanıyacaksın o. Halle karşılaştığında o zaman uykudan uyanacaksın diyeceksin ki bu da önde varmış istidadım da ya. Allah’ın kendileri hakkında takdir kıldığı bir kazası. Olduğunu bilmeleri bunları. Dilekten. Men eder ve bu bana istidadını bilenler bu noktada istidadını. Han’ı. Halil’e görenler ve istidadına. Vakıf olana. Allah’ın kendilerine takdir kıldı bir kazası. Olduğunu bilmeleri bunları. Dilekten istemekten. Men eder bu sebepten dolayı da bu gibiler. Haktan gelen şeyin kabulü için yer hazırladılar ve kendi nefis ve arzularına. Uzaklaştılar bir kimse bu kendince. Allah’ın kadarını ve kazasında razı olsun kadar ve.
kazasında razı olunca. Ama bunlar iki kısım bir kısmı ilk okuduğumuz. Neydi bu kısım kendinde şurada olmuyor anlar da bilmiyorlar istidatları na. Bunlar ne zaman istidatları öğreniyorlar kendilerinden birşey. Zuhur edince istidad larının var olduğunu biliyorlar bir kısmında ne. Bunlar da. Normalde. Allah’ın kendileri hakkında takdir kıldığı bir kazası. Olduğunu bilmeleri bunları. Dilekten. Ben eder. Bunlar da kendilerini üzerine bir kaza var kendilerinin üzerine bir. Takdir var. Ama bu sebepten dolayı bunlar bu geleni kabul ediyorlar ve. Bunlar yeni bir istemiyorlar. Ama bunlar istemekten kesilmiş ler ben buna herhangi bir istemiyorlar. Bunlar sadece kendine gelecek olan her ne kadar. Takdir var ise sene takdir ettiyse o ilmi ilahinin ona yer hazırlıyorlar kendilerinde ama onlar gene uğraşıyorlar onlar gidenlere uğraşıyorlar. Onlar.
bu noktada ne yapıyorlar. Allah’ın bizim üzerimizde ne. İstidat koyduysa bizim üzerimize. Neyi mi takdir ettiyse başımıza ne kadar gelecekse. Biz ona razıyız ona da hazırız deyip ne yapıyorlar. Kendi kendilerine kendi kendine bunu adapte edip. Kuponun bu takdirine boyun e yiyorlar biliyorlar ki eğer bizde de hastalık gelecekse bize işte bu noktada hastalık geldiyse bizdende gidecekse gidecek. Ama bunlar kendilerince. Hz. Mevlânâ Seni baştan ölmedi struna katılıyorlar ve hatta ya. Allah’ın takdirinden. Allah’ın takdirine kaçmıyor lar ve hatta. Cenâb-ı. Hak’kın kazasından diğer kazasında doğru yürüyorlar. Şu ana. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretleri yıkılan duvarın önünden kaçıyordu dediler ki ya resulallah senden mi. Hani kaçıyorsun o da dedi ki. Allah’ın kazasından. Allah’ın takdirine kaçıyorum bu kazasından takdirine kaçtı bunlarda.
Ne yapıyorlar onlar. Normalde kendilerince be. Yollar ki üzerimize ve ne gelecekse gelecek ne. Ama bu geleceğiz. O noktaya. Üzerimize ne gelecekse gelecek diyorlar. Allah’ın öyle de. Kullar var. Bunlar okullar bundan kaçmayı bunu değiştirmeyi bununla mücadele etmeyi da kendilerince doğru bulunuyorlar ve mesela tabiinden böyle zatlar var seleften böyle insanlar var bunların başına bir hastalık geldiğinde onlar hastalığına tedavi aramıyorlar. Bunlar aç kaldıklarında. Bunlar açlıklarını geçirmek için doyurmayı düşünmüyorlar. Bunlar kendilerince kendi üzerlerinde. Cenâb-ı. Hak’kın ne takdir ettiyse o bizim üzerimize gelecek deyip. Dilekten istekten ne yapıyorlar uzak tutuyorlar kendilerine mesela evlenmeyi düşünüyorlar çalışmayı düşünmüyorlar gayret etmeyi düşünüyorlar. Bu enteresan. Bunlar miskinlik sağ miskinlik diyorlar bizim üzerimize. Cenâb-ı. Hak’kın koymuş oldu istidad miskinlik. Seçkin bir şekilde yaşarız diyorlar götürün.
altında yaşayacaksın. Köprünün altında yaşadığı diyorlar. Köprünün. Altında yaşıyorlar. Bunlar yalnız insanlara bütün olarak anlatabilecek leri bir yok. Allah’ın da böyle kulları var mı. Eğer cevap var bu. Allah’ın böyle kulları var mı. Eğer cevap var. Bunlar tembellikte tembellik o tembellik yapıyorlar. Biz onlara bakıyoruz. Diyoruz ki böyle bir hayat mı var ama onlar için böyle bir hayat var ama bilinçli ama bilinçsiz bunların bir kısmı birleşti yapıyor bunu. Evet bu da cenab-ı. Hakk’a yaklaşma noktasında belli bir hal onlar. Diyorlar ki kendilerince biz onun kaderini ve kazasına. Teslim. Olduk hepimiz teslim oldu hepimize iman ettik ama biz kazasından taktırarak açıyoruz hastalık mücadele ediyoruz onunla. Bu bir ortaya evde bir bela var mücadele ediyoruz biz onunla bir musibet var mücadele.
ediyoruz biz onunla bir kötülük var biz onunla mücadele ediyoruz bakın bir kötülük var biz mücadele ediyoruz bir yanlışlık var biz onunla savaşıyoruz var ama bu kimseler savaşmıyorlar mücadele etmiyorlar uğraşıyorlar iyi bakın uğraşıyorlar hiçbir tirazlı yok hiçbir şeye. Bunu bir kısım melamiler bunu kendilerini ölçü ederler. Ya ben bunlarla karşılaştım çünkü ben hiçbir şeyle karışmazlar. Bunlar bunların içerisinde bir kısmı sapkınlığa da düşer bu sapkınlığa düşmüş noktaları da vardır aslında bu onların üzerinde gerçek bir hal olmayanlarda sapkınlık olur gerçek bir. Hadi. Oo. Mesela bu tip kimseler. Derler ki. Namaz bize. İstidat olarak verilmiş olsaydı biz namaz kılardık ne derler ki hani bize istidad olarak küfür vermiş pis küfür deyiz bu telefonlar ya bizim an istidad olarak bize verilmiş.
iman ettik işte bu noktada olanlar da var bunlarda. Allah’ın kulu ama bunu sakın da düşmeden. Kur’an sünnet değerinde oy nenen. Biz onları bu noktada kötü yapıyorsunuz diyemeyiz yanlış yapıyorsunuz diye miyiz. Allah. Kur’an sünnet dairesinde olupda bu noktayı tercih edenlere eksik yapıyorsunuz diyemeyiz biz yine bu hz. Pir ve. Hz. Mevlânâ Celaleddin. Rumi. Hazretlerine de atıfta bulunarak. Tan bu işin içinden çıkmaya gayret edeceğiz. Yalnız bu kimseler cenab-ı. Hakk’ın. Esma ve sıfatlarının üzerlerinde ne surette cx10a tabidirler bunların. Bu noktadan farklı bir gayretleri yoktur bunun. Altını çiziyorum bu hal. Kur’an ve. Sünnet içerisinde kaldığı müddetçe. Doğrudur doğru kabul edilir ama. Kur’an ve. Sünnet noktasında kalmaz ise b o zaman burada sapkınlık söz konusu olur. Allah muhafaza eylesin bulunan bu.
noktada serfinaz ederim ben. Allah korusun. Ben burayı çok üzerinde durulması gereken bir nokta olarak görmem insanın burada ayağının kayması mümkündür. O yüzden ben yine burayı telafi edecek. Hz. Mevlânâ’dan beyitlerle devam edeyim. Şu halde yürü şeyhin emrinin gölgesi altına git. Sus. Emre. Uy böyle yapmadın mı. İstidat ve kabiliyet sahibi bile olsan bu kamillik dava davasına kalkıştı ından değişir çarpılır. İstidat ve kabiliyet ini kaybedersin. İyi o zaman. Sakın ha ya ben bu hale eriştim deyip. Ya ben kadere kazaya kendimi teslim ettim işte benim üzerimde her ne gelecekse bu onun takdiriyle olur deyip kendini olmadan bu hale koyarsan da bu hale koyarsan. Hz bir tehdit ediyor de yürü şeyhin emrinin gölgesi altına git. Sus bilmiyorsun. Çünkü. Hadise. Emre.
Uy sana bir söylediler bu haline hallenme din daha sen o. Emre. Uy böyle yapmadın mı. İstidat ve kabiliyet sahibi bile olsan kamillik davasına kalkıştı ından değişir çarpılıp. İstidat ve kabiliyetinin kaybedersin ve o halde olmadığın halde. Bu bir küçücük bir yara çıkarsa bir tarafta of diyeceksen merhem arayacaksan. Biz merhemden geçtik deme abone ol mi. Evet ama bir sıkıntı da. Bangır. Bangır bağıracak san. Bu bir sıkıntıdan geçtik deme de yürü birşeyin. Gölgesine gir onun emrine. Uy dilini kapat sus bir sus mı böyle yapmadın mı böyle yapmazsan senin üzerinde var olan o sufilik o kamillik. İstidat ve kabiliyeti de kaybolursan da ne varsa dediğin bu. Anlatabildim mi yoksa kalırsın vartaya düşersin. Az önce. Halit. Hoca dayanamadı orta değil.
mi dedi evet var da o. Halil aleme bir kimse için var da sır bilen bir sır bile bu ve haberdar olan. Üstada serkeşlik edersen ben istidad anda olursun bu sığabilen bu ve haberdar olan. Üstad da böyle ben bu haldeyim dersen. Sen ne yaparsın istidad olursun. Şimdilik ayakkabı. Dikici iliğine razı ol sabret. Yoksa sabretmez sen. Yamacı eski olur kalırsın eskicilerde sabır ve hellim olsaydı hepside öğrenir yeni ayakkabı. Diker ayakkabıcı olurlardı o zaman. Ayakkabıcılık öğrenince kadar sabret o ustanın yanında çıraklığın a devam et kendince oldum davası gitme. Eğer gidersem on. Eskici olursun var bi derleme toplama insanları topla. Dergah kaçkınlarının topla onlara şeyhlik yapmaya kalkarsın yeni bir insan yetiştiremezsin yeni bir insan ortaya koyamazsın neden. Sen çünkü.
stadının yanında sabret. Medin onun emirlerini dinlemedin kendince bu haldeyim gördün. Çünkü hayvanı ruha sahip olan kişinin kuyularını değiştirmeye nefsiyle savaşa girişme ye aşağılık. Tan kurtulmayan istidadı vardı ama. Ooo istidadı fethetti var kaybetti. Halbuki hayvanda. İstidat yoktur hayvanlık taki. Özgür apaçıktır insandan yol gösteren bu istidad gitti mi ne yerse yesin eşek beyniniz. Demek ki o kimse sufilik dervişlik tamirlik istidadını serkeşlik ederek ten kaybetmeyecek kaybederse. Ne yazıyorsun ne olmuş oluyor eşek beyin oluyor. Allah muhafaza eylesin ya. Allah’ın böyle bir kul hakkında bilgisi bütün hallerinde ve yaradılışından önce ayağını sabit âlemindeki benliğinin sabit bulunduğu hal üzere olduğunu ve hakkın ancak onun aynı sabit’in kendisine verdiği ilmi bildiğini ve bunun da ancak onun üzerine sabit olan olduğunu anlayan kimse.
be onlardandır o zaman. Muhyiddin. İbn. Arabi hazretleri bunların kimler olduğunu söylüyor. Şimdi bunlar kimlermiş bunlar böyle sapkınlığa düşen kendince sertleştiği düşen kimseler değil ya bunlar öyle insanlardır ki öyle bir hale gelmişlerdir ki hic cenab-ı. Hakk’ın ilmi ne ilmi ilahisinde bunların üzerinde bu zatların üzerinde istidad larının ne olduğunu takdir etmiş. Bu zatlar da kendi ayağını sabit ellerinde kendi istidad larına. Vakıf olmuş kimselerdir bir. Cenâb-ı. Hak’kın kendi ayağını sabit esinden bu kulların kendi ayağını sabit test ineğin aktarılır ve bu. Kullar kendi ayağını sabit ellerinden ne olup olmadıklarını. Kendileri bilirler de silebilirim değil mi. Bunu şuna bir değil abi yıkılmasında yıkıyorum ortalığa abone ol ama biz böyle hani işaretlerle yapıyorduk ya bu ne bir ayağını sabit e ve.
bu ayağını sabit t bu. Cenâb-ı. Hak’kın ayağını sabitesi ne ilmi ilahinin kendi zât-ı ulûhiyet inden sudur ettiği ilkk. Tabiri caizse mekan bu ayağını sabit eden konunun ayağını sabit esine. Ah. Biz ha çok fena bakın ayağını sabit esinden kurun ayağını sabit esine tecelli etti kulun kendisine ait istidadı nın kazasının kaderinin ne oldu bu. Eğer bu hale pişmediyse bir kimsenin hindi dikkat edin bir kimse bu hale erişme dediyse kendi ayağını sabit esinde ne olup olmadığını dair kendisinde bir bilgi oluşmadıysa. Save kendi hayatını sabit esini görmekten uzak ise bu kendi ayağımı sabitesi demek bunun kendi. Tabiri caizse kaderini bilmesi gibi buna sakın itiraz etme yok deme ertesi gün olacak olan şeyleri rüyanızda gördüğünüz gibi peygamberlerin rüyaları gecenin karanlığında.
Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi Hakkında
ki. Ay. Işığı gibidir aynı ile tecelli eder ama böyle. Mümin kulları vardır ki onlar da. Müjdeci rüyalar gör görürler bu hadisle sabittir aynı zamanda ayetle sabittir. Yusuf. Aleyhisselam’ın. Örneğin işte kuyudan kurtulmasını göreceğim gördüğü rüya gibi o zaman rüyalar bu noktada o kimsenin ertesi günü ne bir işaretmidir evet mı. Kendi ayağını sabit esinden o kimsenin rüyasında tecelli atıdır ertesi günü görmek. Onun için kadar olmaktan çıkmıştır gizli bir değildir veya üç yıl sonra beş yıl sonra oyun sonu olacak olan bir görmesi. Onun için gizli bir değildir. Bunlar küçük parçacıklar halinde insanların normalde ama rüyayla ama halde bu insanları bildirilirmi bildirilir o insanlar kendileriyle alakalı bir şeyler birler mi. Evet bu ve bu zatlar bu tip. Kerim zatlar.
bir başkasının da ayağını sabit esinde ne olur. Ne olmadığını görebilme keşfedilme istidatları da var mıdır. Evet ve o kimsenin kendisinde bu istidad var ise zaten onu görebilir her kendisinde o istedi at. Yoksa önce kendisini görecek sonra zaten başkalarını görecek ve böylece bir başkasını da istidadını görecek mi. Evet işte bu insanlar. Bakın bu hale gelen kimseler bu örnek vermiş ya bunu halitle karşılaşacağını halitle şunu yaşayacağını bunu yaşayacağını halitle ne yapacağını kendisi biliyor zaten kendisi biliyorsa ve halinde istidadını biliyorsa. Halide. Halide de ona göre yorumlayıp ona göre söylüyor ve istidadı bildiğinden book ilk önce kulun kendi ayağını sabit esini bilmesiyle alakalı. Eğer kul kendi ayağını sabit testine. Vakıf değil ise kendi ayağını sabit esini bilmiyorsa o zaman.
kendi kendisine ben bu haldeyim deme lüksü yok mu o yüzden. Hz. Mevlânâ Cevdet. Durmaz etlerinden beyitler aldım. Eğer o noktaya gelmeden daha sen bu noktaya geldim dersen. Halit hocanın dediği gibi sapkınlığa düşersin vartaya. Düşersin buna düşmemek için yolun izini takip et yok seni bu noktaya götürecek bu noktaya gelmedin müddet o kendi kendine bu noktaya geldim diyenlerden olma ve okul kendi. Cenâb-ı. Hak’kın zat-ı ilahi sinden ayağını sabit esine düşüp ayağını sabit esinden kendi sabitesi ne gelen ilme. Vakıf bu ama oyna. Vakıf olması ona müdahale etmesi gerektirmiyor bu onun müdahalesi de mi daha ile oluyor ona diyorlar ki buna müdahale etmedi hallediyor ona diyorlar ki bunda müdahale etme ona müdahale etmiyor onu diyorlar ki bunu böyle yapacaksın.
onu öyle yapıyor o kendi başına gelen kendisine gelen her şeye razı ol hayır kelimesi. Yok hayır kelimesi yok gelene de razı gidene de razı. Sen neden ayağını sabit esinde görmüş. O gelecek. Geldi. Hoş. Geldi ayağını sabit esinde görmüş geldi. Gidecek. Gidene güle. Neden. Çünkü o kendi ayağını sabit esini. Biliyor ve bir başkasının da ayağını sabit sesini biliyor ayağını sabit esini bildiği için herkesin üzüldüğü şeye o üzülmüyor herkesin sevindiği seviyor ve onun üzüldü veya. Sevindik gibi gördüğünüz aldatmaca. Herkes güldü için gülüyor herkes sevindiği için seviniyorum herkes üzüldüğü için üzülüyor bir değil gerçeği onun kendi derinliklerinde kendi derinlikten de kendi istidadın da biliyor ki onun gerçeği öyle değil kendi derinliklerine kendi israfında biliyor ki o öyle değil.
iyi bakın o öyle dedi nereye gittiniz ne araba. Hazretleri biliyor ki bir başkasının belinden gelse de. Sadrettin. Konevi kendi çocuğunu manada zahirde öyle mi değil. Zahide. Sadreddin. Konevi nin babası aynı ama manada ne. Sadrettin. Konevi. Muhyiddin. İbn. Arabi. Hazretlerinin evladı kendi derinliklerinde istidadın da. Sadrettin. Konevi evladı ama kendi derinliklerinde kendi işsiz adında kendi ayağını sabit esinde manevi bu o zaman manevi olunca. Örneğin. İşte bu yüzden. İbn. Arabi hazretleri kendisine ne kadar mürit olacak ne kadar insan olacak. Bunun kendi işsiz adında biliyor mu diye tini mini araba zetleri kendi istidadına kendi ayağını sabit ötesinde. Allah’ın izniyle bizim burada. Onu konuşacağımız da biliyor. Sen kendini kendince kendi ayağını sabit ötesinde bizim burada onun konuşacağımız bildiğinden kendisine hazır.
duruyor ama kendi ayağına sabit esinde bu kendi ayağını sabitesi öldü mü. Hayır siz onları ölü demeyiniz onlar dilidir neden cenab-ı onların ayağını sabit. Esin’in üzerinden diğer ayağını sabit ellerde ilgilendirir. Ben veliler. Grubu komple bir kavimdir bu peygamberler nasıl bir kavim ise bu veliler de bir kavimdir her şeyde birbirlerini tanırlar hepside birbirlerini gördüler hepsinde ayağını sabit elleri birbirleriyle eş değerdedir iç içedir birbirleriyle li-ion dilidir ve o yüzden. Muhyiddin. İbn. Arabi hazretleri kendi sağlığın da dedi ki kıyamete kadar gelecek olan velilerin ana baba adları ile beraber kendi adlarını size yazdırırım dedi bir. Bu bir rivayette yazdırdı. Ebcet hesabıyla onları bulmaya çalışıyorlar filan. Neden. Çünkü ilm-i ilahi cenab-ı. Hakk’ın ilmi ilahisi nden ayağını sabit ediyor kendi. Allah’ın ayağını.
sabit esinden buhli kullanın ayağını sabit esine gelen elimle ve bu veli kullar. O yüzden kendi istidatları bildiklerinden ve kendi ayağını sabit ellerinde. Vakıf olduklarından dolayı neden niçin nasıl nerede kelimesi yoktur 15n ha 5N 1K dan uzak dur onlar o kendi içlerinde de ama dışlarına bunu aksettirme gayret ederler. Neden. Çünkü bu da. Allah’ın kendi. Sırrı zor. O sırr-ı asla dışarı ifşa etmek istemezler ancak. Allah onları ifşa eder ama onlar kendi kendilerini inşa etmez onlar kendi kendilerini asla iç etmez onlar. Normalde ancak. Cenâb-ı. Hak’kın ifşası ile ifşa olurlar ya hani ve o. Veli’nin ismi aklıma gelmiyor. Gelmedi. Bu bir veli zat kendi kendine söz verir. Bu da ki hiçbir yiyeceğim uzatmayacağım bana bu önerilerin kendi kendine yeminler.
olur hem nefislerini terbiye ederler. Siz nefis terbiyesini sadece video olmayanlar da yok zannedersiniz verilir nefis terbiyesizlik kendilerine göredir bu mesela o belli zaten demiş ki şeyle uzatmayacağım gitmiş oturmuş. Sen bir ara. Ama bir gün iki gün 3000-4000 beş gün yemiyor içme hiçbir elini uzatmıyor oturduğu yerde. Armut ağacının değilmiş işte öyleydi böyledir şöyledir şuydu buydu. Üç. Gün. Beş. Gün geçerken bir rüzgar bir fırtına şu armut. Dalını indiriyor rüzgarla beraber da komple önüne kadar ve o veli zat da dayanamıyorum. Bu arada bir tane koparıyor ki bunun ucuna kadar gelmiş. Allah kucağına düşse elini uzatmış olacak bak kucağına düşmeden elinden koparıyor tabi bunlarda beş n11k. Yok ya orada otururken o bölgenin. Haramileri geliyor ve etrafında oturuyorlar onlar yiyip.
içip böyle işte eğlenirler. Ken bu tip zatlar insanların akıllarının alacağız ve hatta bildiklerin şeyleri yapmazlar bu eleştiride insanlar bunlar. Yok böyle bir zaat bunu yapar mı böyle biz a şunu yaparım böyle bir saat bunu yapar mı. Allah bizim dilimizi korusun. Biz belki de hepimizin dilinden böyle şeyler çıkmıştır. Han ne işi var eşyalarla değil mi demez ki kim. Selam. Belki de. Eşkiya gelip onun yanına oturdu oldu ne işi var bu insan bu adamla. Yahu geldi yanına oturdu ne yapsın. Allah’ın kulu göndersin bunu gibi ya neyse orada otururken tabi şehrin. Ne diyelim bugün için kapısı şeyin o emniyet muamele bu eşkıyalar oluyor bir bakıyor ama bulduk hepsini diyor. Hepsini çeviriyorlar bu zaten ben şunu da demiyor hepsini.
çeviriyorlar hepsini çevirdikten sonra ve onların diyorlar sağ ayaklarıyla sol sağ ayak parmaklarıyla sol ellerini kesin en güzel at yanlarında. Neyse başlıyorlar kesmeye öbürüne hırsız. Eşkiya hak ediyorlar yok abi sıra ona geliyor. O önce eline vuruyorlar ardından şehrin kadısı bağıra geliyor durun yapmayın çok mesaj geliyor diyor. Siz bunu tanımadınız mı ve bu filanca mübarek zattır nasıl yolunun elini kesersiniz. Emniyet. Müdürlüğü yok ki bu sayın kadınefendi bu eşkiyaların içindeydi bu eşyalarla beraber de diyor sen. Körsün köründe körüsün böyle bir zat diyor eşkiyaların içinde bulunduysa rahmettir onlara iyi tanıyor. Sordun mu. Sormadın bu filanca saattır diyor o uzatıyor ki kadınefendi bırak diyor o görevini yerine getirdi. Ben diyor kendi içimde yaptım suçu biliyorum kendi içinde ben yaptım suçu.
Biliyorum ve. Ceza alın nereden geldiğinde. Biliyorum dikkat edin cezanın nereden geldiğinde biliyorum ben o sevgililer sevgilisine verdiğim sözü tutamadım. Evet eminim yerine getiremedim şimdi de diyor ki eğitimi ödedim eyle koluyla. E tabi o diyetini konuyla. Ödemiş yürümüş gitmiş zaman içerisinde o. Şeyh. Efendi ile alakalı millet dedikodu etmeye başlamış demişler ki ya böyle hırsızlıktan kolu kesilmiş bir mi olur böyle bir veli zat ne olur bunun böyle gezi mi olur diye millet dedikodu etmeye başlayınca boş. Efendi de kendi geçimini kendisi sağlayanlar da. Tabiri caizse sepet ararmış ya hani bir sepet deriz ya. Sepet öğrenmiş bir gün kendi hücresinde kendi evinde sepet örerken dervişlerden birisi. Hani siz evlerinize önünden giriniz arkasından girmeniz kapıyı çalınız bu müsaade isteğiniz iyi.
bir insan bir üstadın yanına giderken kapısını çalar müsaade ister izin alırsa girer izin almazsa girmez. Vay izin vermedi deyip kapıda. Durmaz kapıyı çalar izin geldi girer kapıyı çaldı izin gelmedi gider bazen böyle edebi unutan gaflette olan. Dar. Olur dervişlerden olur böyle insanlar. O da kapıyı çalmadan benim gibi. Wonder tak girmiş içeri girince. Bir bakmış ki hani şeyhin evi kesikti ya iki elle sepet oluyor abone ol ya. Hayret kalmış demiş. Efendi ne demiş ilk defa seni böyle iki elle sepet örerken gördüm da ona demiş. Sus sakın hiç kimseye bundan söyleme bundan bahsetme bundan bahsetme. Cenâb-ı. Hak bak istersen size el verir göğsü de gözlerinden size değil verir o hesapsız kitapsız veren ve o neden sizin için.
siz veren bu onun için bizim için maddesel varlık önemli onun için ona değil dervişi ne demiş ki ben maişetini temin etmek için çalışırken. Cenâb-ı. Hak. Bana bir el bahşet demiş manşetini temin ediyor kimseye muhtaç olmayacak var ama. Derler ki adam çok fazla bir zaman geçmemiş. Bugün yine birisi böyle. Pencereden kafasını uzatmış. Bir bakmış ki şeyh efendi gene iki elle sepet oluyor bu iki olmuş 3 olmuş 4 olmuş 5 olmuş bir şair. Other yayılmış ortalığı ya. Şeyh. Efendi’nin halsiz olduğuna bakmayın. Allah kendi işini yerine getirirken ona yeniden bir el inşa ediyor bu el veriyorum işlem yayılınca o. Şeyh. Efendi kendi halinde cenab-ı hakka münacat etmiş demiş ya rabbi. Ben bunu herkesten. Gizledim herkesten sakladığım. Ben senin.
bu sırrını hiç kimseye açıklama yazdım hiç kimse de açıklamadı mama gel köy demiş. Bunu sen ifşa ettin. Hani bu sıvı. Sen inşa ettin. Hani bu ifşa edilmekten rahatsız cana bak kalbine ilham etmiş emiş ki ey verdik. Oğlum onu ifşa ettim çünkü demiş beni bir. Veli kulumu insanlar hor hakir görüyorlar the onlar hor hakir görürler. Seo müminlerin iman dairesinden çıkarlar küfür deryasına batarlar. O yüzden owon kullanımı acıdım da senin bu haline ifşa ettim demiş. Cenâb-ı. Hak bunların hallerini ancak. Allah ifşa. Allah. Allah ifşa etmedikçe. Bunlar kendi o hallerini ifşa etmezler ve bunlar o kendi ayağını sabit ellerine. Vakıf tırlar ki bunlar peygamberlerden sonra gelen en büyük veliler dir abone ol o kendi ayağını sabit esine. Vakıf.
olan ve böyle olunca hani kendi ayağını sabit testine. Vakıf ya. Böyle olunca da. Allah’ın iyi mi ona nereden hasıl olduğunu bilir. Allah. Allah. Allah arasında bu sınıftan daha üstünde keşif 50 kimse yoktur o velilerin bu sınıfı en üst üste içerisinde ve bu hale eu ulaşan bu hale. Eren kimselerin üzerinde daha büyük bir. Veli yoktur. Allah’a cümlemizi o velilerden eylesin cümlemize ve o velilerin yolunda ve yanında eylesin. Ama bunlar. Kader sırlarına da vakıf tırlar bu kimseler ne oluyorlar. Kader sırlarına da vakıf olurlar şimdi yine. Hz. Mevlânâ’ya dönerek ten meseleyi kapatıyoruz bazı veliler. Allah. Hz peynirin sözü ama bazı. Veli lan. Allah hükümlerine razı olurlar ya. Rabbi bu hükmü çevirdi yeni yaz etmezler şimdi dünyada hiç itiraz.
etmeyen yolcuların hallerini eşit velilerden dua edenler. Yah diken daha sökenler var. Bu velilerden dua edenler var mı. Evet da ah diken birşey. Dikiyor ya söken diktiğini söken veya bir başkasının diktiğini söken var mı var ama bunlar. Başka bir de velilerden böylelerini tanırım ki ağızdır yorulmuştur hiç dua etmezler o onlar. Allah hükümden razı olmuşlardır bu takdirin define çalışmak onları haramdır takdirin define çalışmak onları haramdır. Bunlar kaza ve kader de hususi bize zevk bulurlar. Bunlar kaza ve kadardı hususi zevk bulurlar bundan kurtulmayı dilemek onlarca küfürdür. Allah bunların gönlünü öyle bir hüsn-ü zan vermiştir ki derde düşüp hiç. Yaslan mazlar bu. Gök renkli yaz elbisesi giymezler. Ama. Allah’ın takdiri kulun rızası olur kul. Allah takdirine rıza verir onun.
hükmünü diler isterse zorla yahut sevaba girmek için değil de. Nur ağzını kendiliğinden meydana gelir ona hoş görünürse artık okul yaşamayı bu lezzetli hayattan zevk almak için istemez hayatı kendisi için istenen bir olmaktan çıkar barez eli. Emir. Neyse b10aa. Uyar hayatla. Ölüm onun yanında bir olur ne yaşarsa. Allah için yaşar mal mülk ve hazine için değil ömürse. Allah için ölür korkudan hastalıktan değilim anı onun dileği onun rızası içindir. Cennet için ağaçlar. Irmaklar için değil küfürü terk edişi de cehenneme gideceğim diye korkudan değildir. Allah içindir bu ahlak onu. Ezelden verilmiştir gözü ve sevgilinin cemalini güzelliği ile dolmuş. Aydın olmuştur. Bu çeşit kul. Allah rızasını görünce. Güler neşelenir kaza ona şekerle yapılmış helva gibi gelir ve devam edeceğiz.
bu sınıf ikiye ayrılır dan şimdi. Bu sınıfta ne oluyor ikiye ayrılıyor bu hale. Eren insanlarda bu velilerde ne oluyor ikiye ayrılıyorlar. İnşallah önümüzdeki ay bu mu sınıfta ikiye ayrılır dan. Allah izin verirse devam edeceğiz konu başlığımız. Buradan itibaren olacak çünkü burada bu mesela bitti. Allah izin verirse. Buradan itibaren bu sınıf ikiye ayrılır dan itibaren devam edeceğiz. Allah izin verirse inşallah. Şimdi sorularınızı alabilirim inşallah abone ol o bu. Selamünaleyküm. Aleykümselam çok teşekkür ediyoruz güzel açıklayıcı bizim için yararlı bir konferans olduk. Sen bugün kaç tane ben yine soru kaydettim yeni bir keşif ehlinden bahsettiniz ilk sohbetin başkasında. Ya ben keşif ehli olmanın cebri olup olmadığını mı yoksa insan isteğine ulaşma noktasında. Allah’ın şahsın kendi isteğine bina verdiğinin.
bir olduğunu şöyle açıklayayım bunu bir kimse. Allah’ın rızasını kazanmak istiyor veya işte yunus hikayesi ile özetleyeyim şeyhinin yakınlığını istiyor. Yunus. Emre işte ben olamadım diyor. Derya terk ediyor yolda iki kişi görüyor. Bunlar. Allah’tan sofra istiyorlar iniyor o kendi istidadını bilmediğinden diyorlar ki. Sıra sende. Ben diye öyle bir yapamam. Velhasıl ne istiyor. Ona bir sofra geliyor daha büyük daha güçlü işte sonra soruyorlar. Hani dervişleri soruyor. Siz kimin için işte falan dergahtaki. Yunus. Emre için istemiştik onun adına biz de onu ziyarete gidiyorduk deyince hatasını şeyin değerini anlıyor gidiyor işte tövbe ediyor. Efendisi’nin dizinin dibine. Tekrar giriyor burada yaşamış olduğu istidad ana isteği ölçüsüne keyfini seviyordu istiyordu. Onun rızasını kazanmak istiyordu başından bir olay geçti ama sonuçta onayındaki.
geçen hadiseler onun ana isteği olan yine istidadını tekrar yönlendirdi ama doğuşta onu da söylediğiniz velilerin üzerinde haldir dediniz ben. Hale ne istediğini halden bilir dediniz. Allah’ın lütfu bir hal. Mesa insan. Zikrullah alakasına girer birşey görür veya işte iyi gelmeden birşey görür bütün ömrü boyunca bunu. Arar bunu ararken de ona ulaşmanın metodları olarak. Allah onu bazı hediyelerle bazı yönetmenlerle şekillendirir o. Yunus. Emre’nin sofrayı tanımlayamadığım gibi buna. İstidat diyebilir. Bu benim istidadım da varmış ama ben bilmiyordum. Fakat onun en üst istidadı en üst istediği perde. Allah’ın rızasını kazanmak şehrinin sevgisine bu tane olmak bu noktada istidadım da şekillenmesi konunun en üst noktasındaki. Hayal. Perdesi ne ait değil midir bir insan. Allah’ın rızasını kazanıyorsa onun istidadı bu. Pınar.
noktasında nasıl gelişebilir ancak bir kumarcı. Allah yoluna çevirecektir. O noktada. Allah’ına. İstidat verebilir ama kim bu noktada keşfe ehli olmak da çeviriye. TL’en. Allah sen keşfe. Listen demesi bana biraz hani geliyor bir insanın isteği ile ilgili keşfettiği olması sizin en üst perdede bir isteğiniz olmasa bu isteğinizde. Yusuf hocanın bir yere olmasa. Siz. Yusuf hocanın üstündeki düşüncelerinizi geleceğini yönünü yerine nasıl görebilirsiniz ki o zaman bu sizin en üst istidadı mızda. Tabiri caizse cüz iradenize. Tabiri caizse. Ben bunu cüzi iradenin üstünde görüyorum keşfe ile olmak da tamamen iradeyi mutlak olan. Allah’ın iradesinin altında bir adı olan. İnsan iradesi biz biliriz. İnsan. İsterse bütün bunları yönlendire mez mi sınırı neresidir bu burada. Normalde bir kısım. Ama bu işin.
ve felsefesiyle uğraşanlar o kendi akıllarınca bütün. Koymuşlar bir kaide koymuşlar var ama ben o sınır koyan kaydı koyanlardan değilim abone ol ama ben sohbetin başında da istidadın derinliklerde kaynayan bir kazan gibi olduğunu ve o. Kazan kaynadığı müddetçe o kimsenin istidadı nın sonsuz olacağını abone ol bu efal ve sıfatlarının sonsuz olan ve her isim altında sonsuz isimleri bulunan. Bu bir zatın ya. O bir kimsenin istidadını da sonsuz tecelli edeceğine inanıyorum o kendi devirlerinde ki bir kısım kimseler zatlar. Ama bu istidadı bir çerçevede tutarak. Tan. Bu istidadı bir çerçevede belirleyerek ten o. Cenâb-ı. Hak’kın sana olan istidadı ne kadarsa. Hani senin istidadına ne verdiyse. Sen de o. Zuhur eder demişler evet kabul ediyorum bu istidadın sahibi bu.
istidadı derinleştirecek ve genişletecek olan. Allah bu şekli bu örneği vermemin sebebi şuydu çok fena bakın ayağını sabit esine. O bizim anladığımız her an o kendi zatı ilahisinde nilim akmakta ise bütün varlığa ait ama her an. Akbank’ta ise. O da hala da akıyor ise bu ve bu ayağını sabit eden kulun kendi ayağını sabit esine de ama her an akmaya devam ediyorsa bu velilerle alakalı söylemiştim ya her an akmaya devam ediyorsa. Bu nasıl her an genişleyip derinliği ol sağ yeni bir dalga buna geliyor bu yeni ilimlerle ilim leniyor yeni sıfatların ve yeni fiyatlarıyla. Bu fiyatlar bunu tecelli ediyorsa buradan nemalanan buradan bütün her şeyini buraya borçlu olanı bağlı olan bir velin. Veli’nin ayağını sabit ise sabitesi de.
her an. Kaynayan. Kazan gibi yeni fiil yatların yeni. Efelerin. Ay nasıl olacaktır. Ve o yüzden buradaki ayağını sabit inince biri noktada da belli bir sınırın olması cebri bir noktada belli bir miktarının olması düşünülemez. Pen düşünüyorum şöyle ver sonra özür dilerim ve burada da eğer ki kulun ayağını sabit esine ya. Hacım olarak değil gelişme olarak. Çünkü. Cenâb-ı. Hak hiçbir yere sığmadı. Mümin kulumun kalbine sığdım diye sözün başında oyna söyledim. Madem ki. Cenâb-ı. Hak. Yeni. Yeniden ve yeni olarak yeni yeniden yeni olarak her daim okulun kalbine tecelli ediyorsa okulun ayağını sabitesi de her an yeni yeniden ve yeni olarak değişmekte ve o zaten ben o ya o ayağını sabit ellerin hepsinde birbirine bağladım eskisiyle yenisiyle de. Çünkü.
bu ayağını sabit ipi çah bir. Veli’nin ayağını sabit esinden kah başka bir. Veli’nin ayağını sabit esinden. Çak bir. Peygamberin ayağını sabit esinden. Zuhur atlar olur cenab-ı. Hakk’a. Abdulkadir bu. Hazretlerinin üzerinden tecelli ettirir söyleyeceğini tahta bir. Peygamberin üzerinden tecelli ettirir söyleyeceğini bunu. Normalde daha iyi anlayabilmek için. Mesela bir mürit üst adını görür rüyasında ve üstadın rüyasında gördüğümde. Üstad ona şunu şöyle yap bunu böyle yap diyebilir ve hatta üstadın rüyasında görür hiçbir yap yapma demezse dahi üstadın rüyasında görerek ten. Onun kalbi. İnşirah olur ben onu kaybetmeyin olur onu kalbimde bir letafet olur. Onun kalbinde bir nur oluşur o sabah kalktığında o letafeti. Onur’u kaybetmek istemez bunu kalbinde bir muhabbet bir sevgi bir hoşluk olur. Bugün sabah. Onun.
için ayrı bir lezzetler. Aslında. Oo müride. Cenâb-ı. Hak. Bak üstadının ayağını sabit esinden tecelli etmektedir bir üstadın bu noktada ona bir cebri yet yoktur. Ama. Cenâb-ı. Hak bu noktada o kimsenin üzerine üstadının üzerinden üstadının ayağını sabit. Esin’in üzerinden tecelli eder o mürit başlangıçta mesela üstadının hayaliyle konuşur. Üstadı ile hemhal olur ve bir sorunun cevabını üstadının üzerinden alır bu müritlik de yolun başıdır daha o anında bir bakar ki. Gözünden de. Üstadı gidiyor o da üstadın peşinden gider bir bakar ki çarşıya domates almak için gitti dedi çarşıdan çıkmış ben onu farkına varmaz ve hatta domates alacaktır bir bakar ki. Üstadı orada çarşıda bir tezgahta domates satıyor o o üstadından alır gider domatesi ve kendince de yemin eder.
Vallahi de oradaydı billahi de oradaydı. Hatta sarıya sakalıyla oradaydı sordum. Ona da. Efendim ne yapıyorsun burada. Ondan sonra işte o da dedi ki sen domates almaya gelecektin ya ben de sana domates getirdim. Vallahi de üstadından aldım billahi de üstü adımdan aldım der. Bu halk model. Evet yemini de hakkından. Evet. Oh. Cenâb-ı. Hak onu üstadının ayağını sabit esinden onun ayağını sabit esini indirmektedir. Bu mümkün müdür. Evet şimdi. Madem ki. Cenabı. Hakk’ın ayağını sabit. Sesinden o kimsenin veya kimselerin ayağını sabit ellerine bir şeyler akıyorsa. Buna sınır koymak filanca. Zaten ayağını sabitesi şu kadardır demek ve orada. Yolun. Sonu dur orada kalır demek. Biraz cebri oluyor sizin dediğiniz gibi ben ona bu noktada kabullenenler den değil var burada.
bir tam soruyu sırayla soracağım ayağını sabit hususunda da bir sorun var. Bir kimse istediği kadar su içer su için örneği ne dair müsait edatla ilgili dediniz. Hani insan ister susadığını anlar su içer. Bu bir kimse var o kimse ister miktarını söylemez ya ne kadar doğana kadar hadisi. Şerif’ten eder kimi denizin 1/3 ünü suyla doldurun. Ha o zaman kişinin istemesi ve bu varlığı kullanması veya kendi istidadı. Hakikatte ki istidad adıyla tersini düşünüyor veya. Mesela bir kimse istidadı kadar su içerken hakikatin nurunun en büyük perdesi. Hz. Peygamber diyor ki 1/3 istiyor o zaman bizim istidad olarak tanımladığımız. Hakikatte. İstidat değil mi bu. Normalde istidad lar o kimsenin. Allah’a yakınlığına göre değişir bir kul su içmesini ister derken.
30’lu bilmiyor. Sude bilmiyor. Ben sözün başında da söyledim bu kimse susayınca ten. İncesu isteyecektir. O kendince su isterken ne kadar su isteyeceğini söylemeyecek bu miktarsal olarak ne kadar su isteyeceğim belli değil ne kadar su içeceğim deldi sebep o. Çünkü. İstidat noktasında ne kadar su içeceğini bilmiyor ama öğrendi öğrenince dedi ki benim midem üçte biri söyledi olacakmış öğrenince onu yaptı bu ve buradaki. Şuradaki istidad su içme istidadı bunun kendi. Duygu fıkra fıtratıyla alakalı buradaki istidadı var ama istidad. Inca içtiği zaman kendine zarar veriyor bitti kafa lak lak lak bilmiyor. Çünkü. Neden peygamberler geliyor bilmediklerini öğretmek için. Peygamberler niçin geliyor bilmediklerini öğretmek için o zaman istidad bilgiyle şekillenir eski da muhakkak zaten şuuru yoktur. Sonradan da. Ne.
o kendini bilen. Rabbini bildi istidadını bilen. Rabbini bilir o zaman velilere bilgi en baştan verilir ama sonradan verilmez cebri olur o zaman abone ol bu peygamberler gibi olur olmaz. İyi tamam öyle olsa da olmaz vakti saati ile gelince meydana çıkacak like at bir şeyin vakti saati gelince meydana çıkacak o istidad deniyor buna bunun da farkında olmadığı söyleniyor insan bunun farkında değil istidadı vakti gelince meydana çıkacak dedi çocuğun yürümeyi bilmediği halde çocuğun yürümeye vakti var. Yardımcı yürümeye başladı gibi. Allah’ın rızasını kazanmak isteyen bir kişi. Ama bu isteğine binaen bir kimseye ya hani ona bir lütuf verilmesi gerçekleşiyor bakıyor ki kendinde bu istidad var geliyor. Bluetooth kendisine. Ama buradaki gerçek. En üste isteği olan. O Allah’ın rızasına.
kavuşmak olan en büyük istidadın içindeki küçük en büyük bu istidatları fark ediyor abone ol ya. Allah’ın rızasını binaen sebeplere. Gölü göre gelişen haller oluyor. Allah’ın rızasına giderken sebeplerine göre bu halleri geliyor bu insanın bu halleri gelişiyor bu sidak yine aynı yere çıktık insanın en başında fikrine ve düşüncesine verilen hayal değil midir bununla şekillenme zmi onun da payı da. Oh alemi. Bir. Hayal üzerine yürüdü onun da payı var. Hayal cimrimidir onun da payı var de katılıyorum. Hayal cebri nedir bu peygamberlerin hayali cephelidir bu ama aleminde hayali. C biridir bir peygamberler ayırt etmekte fayda var. İnsan kendi hayalin içerisinde mi istidadını verirler öyle sorayım istidadını kendi hayalin içerisinde mi geliştirir bir mesela ferunda. Musa. Aleyhisselamın peygamber olduğunu.
anlamıştı. Hayal noktasında ama kendi hayalini uygulamaya gücü yetmedi veya istemedi işte bu noktada. Allah’ım ve tüm ortak. Herkesin bir hayali cevremidir bir içinde bir kazanan olduğunu düşün. Bu kazan devamlı kaynadığını düşün ve o. Kazan kaynadıkça o. Kazan kaynadıkça o. Kazan kaynamakta tasen kendi aklın ve idrakin cebe o kazanın kaynayan kazandan iyi yönlerini mi aldın kötü yönlerini aldım bu imtihanın. Sırrı burası ve o kazandan ne aldın bu önemli. O zaman kazandan kötü olanları da o. Hayal perdesi açık kimdir bu şöyle bir hal düşün de bir kazan var ve o. Kazan kaynıyor orada ve o. Kazan kaynadı müddetçe ve o kazandan coşansu dur eden bu hem nar var hem nur var. Ya sen. Nur olan. Eyüp aleyhisselamın.
altın kelebekleri topladı gibii. Altın. Kelebek kelebekleri mi topluyorsun yoksa sen o karanlık olan karanlık kelebekleri mi topluyorsun ben onu perde düşün tek bir perde var o ya. Nurdan. Örülmüş bir perde var bir nardan örülmüş. Ama sen kendi içinden gelen. Nurdan perdelere mi. Müştak sın bu nardan gelen perdeleri. Memiş taksın nardan gelen perdelere. Müştak. San senin ara karşı istidadın arttı bıo zaman en güzel içkiyi. Sen içtin mi no zaman en güzel şarkıyı sen yazdın bu nardan gelen her ne var ise bu onun en güzelini yaptım. Ama bir gün gözünü. Nurdan gelen perdelere çevirdiğinde. Ben dedim ki eyvah ben oradan gelenlere aldanmışım asıl. Yar. Burası ymış dedin o zaman bu taraftan gelen perdelerin peşinde koşmaya başladım. Ama.
bu senin kendi içerisinde imtihanın sırrı ve buradaki ye doğru istidad geliştirme ve kötüye doğru istidad geliştirme kulum kendisine ait ve kul kendi içerisinde iyiye doğru istidadını geliştirmeye başladığında. Cenâb-ı. Hak onu niye doğru istidadını arttıracaktır o kul kötüye doğru istidadını artırdığında. Cenâb-ı. Hak do’nun kötüye doğru istidadını arttıracaktır işte burada. Benim demek istediğim iyi diye tabir ettiğiniz hayal mi var. Allah kendi hayalinden bir parça verip ona doğru istidadını arttır anları mesela. Cennet kavramı konum kendi hayalindeki iyilik istidadını tasvir edip kuvvetlendiren bir işte siz. Naim cennetleri desin. Allah kendi yolunda gidecek olanların istidadını kendi yolunda açar yardım eder. Ben her zaman iğnenin adı. Bir. Hayal. Allah her kulun kendi sırrını hayali verdi. Eyvallah denilebilir bu ve insan kendi.
hayaliyle cedelleşme içinde uzaklaştığında olumsuz noktaya döndürüyor. Doğrudur de. Arabi. Hz. Mevlânâ arı halde sende hangi. He eşi dilersen yürü sen onu. Ama. Allah’tan mahvol. Yol onun sıfatlarını kazan o. Nur istersen bu. Nura istidad. Kasap. Nur istersen. Nura istidad. Kazan. Allah’tan uzaklık istersen. Sen kendini gör uzaklaş ya. Ne. Allah’tan uzaklaşırsan uzaklaşmak istersen kendini gör. Kendini gördün mü. Türkçe yarın kendi nefsine takındığı müddet s sen. Allah’tan uzaklaşacaksın. Yok. Kendini görmezden ama. Allah’a yaklaşmak istiyorsan. İyi o zaman. Nura istidad kasa bu şeytanın yolunu tutup da. Ya ben o. Adem’den. Üstün yaratıldım deme. Ne o zaman benim yaratılış akik. Atım hayalimle zıt mı. Allah herkesin yaratılışı hakikat-ı hazır mi. Evet efsane olarak tanımladığımız kendimiz bize verilen hediye olan iyi.
kavramını içine alan hayale tezat mı değil. Yok. Her bu harap. Zindandan kurtulmaya bir yol istersen sevgiliden başlayacak mı secde et de yaklaş 300 lira ama bir sonraki soru sorayım mı. Arabi. Hz. Mevlânâ arasında gördüğünüz keskinlik ye tablet tik sonra yumuşaklık diye bunu davet ettik bu ikisinin farkı aşağı. Mezopotamya din algısıyla. Yusuf yukarı. Mezopotamya dil algısının arasındaki farklı özdeşleşiyor mu üç aşağı beş yukarı. Muhyiddin. İbn. Arabi hazretleri malum yolculuğu da malum ya o yüzden. Kuzey. Afrika’da uzun müddet kalıp aşağı. Mezopotamya. Sufi algısıyla yetişmiştir. Ondan sonra. Türkiye’ye gelmiş sonra. Türkiye’de yukarı. Mezopotamya. Sufi algısını almış. Ondan sonra şaman yerleşmiştir. O yüzden. Muhittin araba hazretlerinde dönemsel olarak dönemsel hastalıklar vardır dönemsel haller vardır. O haline. Renault dönemsel velilerin.
çok farklı bir kendilerinde yüklenirler. Muhiddin. İbni. Arabi hazretleri. İslam’ın 400 yıldır oturduğu yerde ve liği. Hz. Mevlânâ ise daha yeni. İslam’ın oturduğu yerde. Veli ya normalde bir de dönemsel hastalıklar farklı o zaman. İslam’ın yeni oturduğu oturacağı yerlerde. Hz. Mevlânâ dili kullanmak daha mı teknik olur bizim için daha uygun olur tebliğ açısından. Hz. Mevlânâ deli anlayış açısından da. Hz. Mevlânâ deli. Bence daha uygundur derinlik açısından film derinlik açısından derinlik açısından da ben. Hz mevlanayım o derinliği daha. Naif daha böyle anlaşılır hikayelerle anlattığıma. İnanıyorum o zaman. Arabi’nin ilmini ve. İslam’ın bu noktada hakim olduğu noktalarda mı daha çok kullanmamız gerekiyor. Arabi dili. Ben öyle ayrıştırma yorum. Eğer. Arabi dilini. Biz. Hz. Mevlânâ hikayeleri ile özdeştir sekk ve.
bir taşla çok kuş vurulacağını ortaya daha zengin bir eser çıkacağını ben onu olabiliyoruz. Evet kendim de şöyle düşünüyorum. Eğer bir kimse örneğim arabayı konuşacaksa arabaya anlatacak sa ben bunu daha böyle dar dairede bizim hocalarla konuşurken tespit ettiğim birşey vardı ya özür dilerim o zaman. Arabi ile. Mevlânâ seti mevlanayı özdeşleştirmek. İslam’ın temel kilidini anahtarı çözmek gibi bir olduğunu gibi birşey. Evet bu. Sufi. Bir felsefi noktada bu. Arabi’nin bu. Girit ve anlaşılmaz gibi görünen bu halini. Hz. Mevlânâ’nın anlaşılır ve akıcı haliyle özleştirmek. Sufi dünyasında ayrı bir sufi dünyasına ve entellektüel dünyaya ayrı bir pencere açacağına inanıyorum bu çünkü. Sufi entelektüel dünyada bir saplantı görüyorum bu saplantı. Şuara biciler bir tarafta duruyor bu mevlanacılar öyle. Tamir edeyim bir.
tarafta duruyor yine. Haldun cular bir tarafta duruyor ve hatta bir de. Adem. Muhammed. İbn el-arabi vardır bir hamillerinin. TV olarak kabul edilen onlarda ayrıştırıcılar onlar bir tarafta duruyor ne bu böyle tarafları barıştırmak değil. Benim derdim biz bu noktada bir tarafı bir tarafı derken ne. Keskin. Muhittin. Arabi. Cizre’de çok keskin böyle bu ve. İflas noktada. Mevlânâ ceviz öyle söyleyeyim. Biz su fili günün şartlarında algılayıp. Yaşamaya çalışıyoruz ama ben bir yerde değer. Sofilik konuşacak. Sam direkt. Arabi’nin dilinden konuşmayı yeleme bu. Arabi’nin dilini. Hz. Mevlânâ Celaleddin. Rumi. Hazretleri diliyle yumuşatarak. Tan söylerim. Örneğin yan bu iki üç sohbettir daha da oturdu daha da yerleşti. Arabi’nin dilini. Hz. Mevlânâ’nın değil ipleriyle anlattığımda dinleyiciler de algının daha fazla olduğuna inanıyor.
Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi Sohbeti
Çünkü bu toplumun zihnin arkası daha çok. Mevlânâ örtüsü ile gelişmiş düz olarak dava. Bir de şimdi bir toprağın değeri bu toprakların insana. Hz. Mevlânâ ve insanların bu topraklarda. Ama öyle ama böyle daha öyle gah böyle. Allah. Hz. Mevlânâ’nın felsefesi felsefesinde diş sorunu onun o hoşgörüsünü anlayışına onun. Sufi derinin farkında. Hz. Mevlânâ da bunun farkında. Hani. Derya hala cuması bizim söylediklerimizi dinleseydi ilk taşı. O bize atarlar. Ya normalde halacığım asıl bizim söylediklerimizi duysaydı diyor enteresan tespittir ilk taş. O bize atarlı da diyor. Hz. Mevlânâ O yüzden. Hz. Mevlânâ en derin ve. Keskin bir meseleyi. Bu bir tavşan. Aslan hikayesi ile anlatır ve en derin ve. Keskin bir mevsime. Seli bir cariye hikayesini anlatır brander inen. Keskin.
bir meseleyi bu. Örneğin geçmiş peygamberler döneminde. Kur’an’dan kısacık bir kısa olarak anlatılan şeyi derinleştirerek geliştirerek ten anlatır ve böylece de onu okuyan onu dinleyen kimse o kendi köşesini baltayla balyoz’da birisi tarafından kırmadan kendi köşesini kendisi taşlarını. Ayıkla yaraktan kaldırır. Muhyiddin. İbn. Arabi hazretleri. Bütün her şeyle. Gelir. Güldür. Güldür. Güldür. Güldür. Güldür yıkar geçer. Hz. Mevlânâ ise aynı yıkıntı yaptırır ama belki sen yık bu. Belki bu böyle olmaz burayı. Sen. YouTube’da. Sena burun yıkılması lazımmış dar kendini yıkarsın kendin yıktın için kendi kendine bir gün kendinden. İntikam almazsın çok önemli ya o yüzden ben bu kardeşlere geçen ayda bir önceki ayda inceden değil miydin farkındaysanız. Hani burada. Hz. Mevlânâ’ya da artık da bulundum ne diyor. Bir bakalım.
bu meseleyle alakalı diye. Aslında bu bıkkınlık gösterdiğim veya da bundan iltica ettim anlaşılmasın daha fazla beni yoran bir ama bu daha çok zevk aldım hoşlandığım bir çünkü bir meseleyi 6 cilt birden araştırmak altı cildi birden hikayeleri tekrar gözden geçirmek o hikayelerini içerisinden sohbetin konusuna ait birlikleri bulma zaman isteyen bir ve özel. İhtisas isteyen özel mı. O belli bir şeylerin ayrılması istemiş ama benim çok hoşuma gidiyor en azından ben dinleyen kardeşlerim bakışlarından bakıyorum böyle bir fotoğraf paylaşmışsın ya bana. Bunlar ne bizim dediklerinin farkında değil dedim hatırlıyor musun. O bakışı görmüyorum artık şimdi insanlar ne dinlediklerinin farkında ilk etapta zaten o. Belkide bizde stratejik bir hata yaptık. Muhyiddin. İbn. Arabi. İbn. Arabi’den anlatmaya çalıştık sert geldi insanlara.
ara bundan ne konuşuyorlar dediler hiçbir. Belki de. Allah affetsin. Anlaşılmadı bir çünkü. Arabi. Arabi dilinden anlatmak daha da ağır geldi. Ama bu sefer bir insan anlamadığı bir şeyden kaçıyor sıkılıyor mu sana anlamıyor çünkü anlamayınca sıkılıyor dinlemek istemiyor anlamadığını itiraf de demiyor dese ki ben anlamadım bunu anlamak için gayret sarf edeyim ey bizim insanımızı o da az. Öyle olunca biraz böyle bir stratejik kendi kendime yorulmadın. Bunu biz biraz bu konuda anlatım. STA tesisi geliştirelim istedik biraz da benim bu şeyden kaynaklandı an dedim ki açık konuşmak gerekirse üniversite camiası ya üniversiteliler bunu. Özür dilemekten söylüyorum bu potansiyeli kaldırırlar diye düşündüm bu potansiyeli kaldıramam akla alakalı değil ara beni deli ile alakalı. Üç haftadır bazısı. Arabi’nin sözlerine de.
ilk bir. Tabiri caizse açık konuşmak gerekirse. Hz. Mevlânâ’dan bir alıntı yaparaktan bir mesele açıkladım bir baktım mesele daha iyi anlaşıldı bıdaha iyi kavran aldı insanların bakışları böyle daha olur muydu geçen ay bunu biraz daha arttırdım dedim. Bu biraz daha arttırıyorum bu şeye gayret sarf edeyim. Bu meseleye. Hani zaman ayırmaktan dolayı değil ticaretinden değil. Arabi sohbetlerini ayrı önemsiyorum çünkü. Bu açıkça konuşmak gerekirse burada üç kişi de kalsak burada devam etse buna ayrı önemsiyorum öyle söyleyin. Yok arkana bakma. Kalabalık mı değil diye öyle bir derdim yok normal ama ben olarak söyledim. O’na tasfiye olarak söyledim bu. Çünkü şimdi bu akşamdan itibaren. Kalbim daha da unutmayın olduğunu görerek ten ve hatırlıyorsan aynı şeyi. Yunus hocayla da konuştu dumana.
beraberdik. Dedim ki hani. Hz. Mevlânâ bu meseleyi daha böyle yumuşatarak da anlatmış daha derin. Allah ama dedim hani insanlar. Keskin olduğu için. Hz. Muhammed’in evinin. Arabi’nin daha derin olduğunu düşünüyorlar öyle algı var dedim oysa. Hz. Mevlânâ daha derin meseleleri hikâyelerle daha anlaşılır vaziyette ve bizim bu toplumun insanlarına daha hoş gelecek şekilde anlatmış diye düşünüyordum ve fakat. Hz. Mevlânâ da ayağını sabit eğime hususunda bir şeyimiz olmadı da vergi sohbetlerde bütün bu ayağını sabit evarlık dereceleri a. İbn. Arabi ile indik. Ama onların anlatılması ve açıklanması uzunsun da değer dediğinizde ne güzel oldu gene. Arabi’den onlar açıkladık temelini oradan attık zaten bu noktada bir sıkıntı yok ama mesela. Örneğin. Hz. Mevlânâ Celaleddin. Rumi. Hazretleri ayağını sabit de kullanmaz.
dili olarak biraz da var ya her o derin kendi. Zamanında kendi dilini üretmesi vardır kendi dilini üretir zaten istidadına göre. Evet kendi haline göre hayaline göre kendi dilini üretir kendi dilini üretirken mesela ayağını sabit ederek. Hz. Mevlânâ Celaleddin. Rumi. Hazretlerinin dilidir ayağını sabiti ayağının sabitleri kullanan kendisinden önce hiç kimse yoktur terim olarak zaten bir de bir. Arabi. Arabi den önce diyorum ayağını sabit iyi kullanan yoktur dil olarak. Hz. Mevlânâ dediniz özür dilerim aynı sabiti. Hz. Muhiddin. İbni. Arabi hazretleri. Terim üreten odur. Ben de üreten şimdi bu ayağını sabit. Eye ait bir sorum daha var bunu sormak istiyorum ama olur. Bunu daha evvelki sohbetlerimizde bir törenden bahsetmiştik ben buna kendi içinde elektrik devam ediyorum kısaca bir.
filmin birçok fotoğrafın ardı ardına gelip hızlıca birçok fotoğrafı gösterdiğimizde sanki insanlar hareket ediyormuş gibi bir film ortaya çıkıyor şimdi mesela elektrik devresinde de öyle bir söylemiştiniz ki şimdi bunu buradan göstermek istiyorum. Evet şimdi. Elektrikler gitti bütün varlık hiçbir yok. Allah’tan başka hiçbir yok kapalı şimdi bu bir saniye nin dediğiniz çok az bir kısmında oluyor bu mu tekrar. Allah birşey yarattı bir fotoğraf yarattı tekrar yok etti. Tekrar yarattı. Bir saniye de belki bin kere milyon kere. Alem kendi içinde. Allah’ın dışında hiçbir olmaksızın yok olduk ve. Bahar. Oldu. Allah’ın da. Daimi yaratıcılığı da mı. Aslında. Mustafa. Özbağ orada bir fotoğraf kendi kararına göre bir sonraki fotoğrafı yine. Allah yok etti yarattı buradaki. Mustafa. Özkan kararına göre de.
kolumu kaldırmak isterken bütün bu iradesine dayalı olarak sonsuz şekilde yok edip yaratıyor yok edip yaratıyor yok edip yaratıyor her an her karanlık anda yok ediyor ha. Bu balıklar da var ediyor elektrik dönemi. Bunu size anlatmışsınız şimdi bu elektrik dönemine göre. Allah kendi dışında hiçbir şeyi sabit bırakmıyor ve devamlı yeni yaratıyor. Canon isterse bize bir önceki fotoğraftaki bilgilerin tamamını unutturur tamamen de yepyeni bir. Mustafa. Özbağ yükler yepyeni bir hayat yaratır yepyeni bir şekilde ortaya koyar o zaman ayağını sabit. Senin üzerinde de bu yok edicilik ve yaratıcılık gerçekleşmesi lazım ki. Allah kendi zatını. Mukaddes tutsun. Çünkü sabit olan sıfat sal manada gerçek manada. Allahtır o zaman ayağını sabit elim sağ bittiği. Nerede kaldı ayağını sabit enin gerçekliği.
nerede kalıyor. Çünkü. Allah her an ayağını sabit en üstünde de varlıkla yokluğunu tecelli ediyor yaratıcılığını tecelli türü. İyi o zaman ayağını sabit senin sabit diye gitti her an. Herşey. Allah’ım her an her. Allah’ın yaratma kuvvetinde yaratıcılığın da o zaman ayağını sabit senin varlığından bahsetmek ve de demek ki ayağını sabit e var. Allah’ın kendisine bu noktadaki mutlakiyet ineğin kâr olmuyor mu sabit olan bir ilk tecelli varsa bir tecelli sabit s bu. Allah’ın varlığına ve onun yok edip yaratma gücüne ters düşmüyor muydu. Çünkü ayağını sabit ede her an yaratılıp bozulup çiz ilmekte da aldık problem var. Ahmet. Lambaları kapat mı yok mu olduk o bu. As lambaları ama biz yok oldu diye gördük. Allah’ım yaratıcılık sıfatına. Ters.
Düşüyor. Allah yok edendir bunu siz bana söylemişsiniz yok etti bütün alemi yanında yok olur demiştiniz biz onu yok gördük. İyi o zaman. Allah’ın yok edici değil mi. Yok görüyoruz abone ol bu kolunu böyle kaldırdın böyle yaptın böyle yaptın böyle yaptın böyle yaptın böyle yaptın öyle yaptın böyle yaptın böyle yaptın böyle yaptın en son kolun böyle oldu kapandı öyle olmaz kapandı değil bu hepsini bir perde olarak düşün ve bunların aralarında yokluk yok mu. Ne demek istiyorsunuz. Ne var ha ve bu. Normalde her perde o hayali. Allah değil midir. O manada hayal değil uyu sabit giriyor mu. Oo manada hayalde o ayrı. Bir. Hayal. Hayal dedim ayrı. Arabi’nin. Hayal dedi hazır. Tüh. Mevlânâ’nın. Hayal dediğiyle bizim kullandığımız.
Hayat aynı manada aynı tecelliyat da değil ya. O manada değil şimdi ve bu perdeye göre buradaki terk et perde yok hükmünde ve bu perdeye göre buradaki perde yok hükmünde neye göre bunu söyledik bu algı olarak öyle ama konumuzun. Bir önceki hareketi bizim için var küfürlü. O normalde yeni yarattı ya. Bir önceki. Ne oldu gitti ama hafızamızda tutuyor hızlandı tutuyorsun. Bir önceki gitti ama hafızanda tutuyorsun var yok fiyat olarak bitti o zaman yokluğun her araya girdiği her yok ediyor onu. Bak onu. Yok etmiyor boronun. Normalde. Tabiri caizse rafa kaldırıyor. İyi o zaman gösteremiyoruz onu normalde. Normal bir kul onu görmüyor normal bir kul onu görmediğinden dolayı. O diyor ki yok oldu. Bunu gören var mı var.
Ne mutlu hanımı tümünü görebilen var mı görebildiği yere kadar görüyor ama en az sızdırmaya görüyordur. Efendim. En azından kendimi görüyorsunuz. Hz. Muhammed. Mustafa’nın su. Peygamber. Efendimizin veda hutbesini dinlemek istese dinle var bunun isteğiyle mi doğru orantılı ayrı mesela ama dinler ben onu. Savaşı’nı izler mi. Evet izler bu onun başına geçen başından geçen bir hadiseyi bu noktada aynı geçtiği zaman ki gibi görür mü. Evet o zaman o tanış noktaları yokluk dediğimiz önce de hayal perdelerinden aşma ile alakalı bu ve cana bakın ona lütfen etmesiyle alakalı mı bu onun cenab-ı. Hakk’ın lütfuyla onun aşma istidadı nın örtüşmesi. Yağmur ya. Anlamıyorum ya. Ben öyle bir güzel soru sordu ki dedim ben. Ben de içimden ve bu dedi muhteşem.
bir oldu dedim hani sorduğun soru. Aslında muhteşem bir soruydu oldu bu öyle. Biz öylesine bir kendi içerisinde kendi içerisinde öylesine bir ki bu o kimsenin. Tabiri caizse ilmi ilahiye dayanarak. Tan hem geçmişi hem geleceği gözünün önüne gelmesiyle alakalı bu çünkü nasıl geçmiş perde de biz yok hükmünde görüyoruz. Sen resim dedin ya o resim muhteşemdi o ilk resim rafa kalktı bu ama biz onu yok. Gördük o biraz danışın neticesi onu desek ki sen bunu sormasaydın yine yok diyecektim herkese. Ama orası 16 ve o hale gelen bir kimse b. O. Aldanışı idrak edecek. O bir aldanıştan ibaret. Bu sen mi evet. Aslında bu alemde her kartondan resim ve kartondan resimlerin hızla hareket etmesini. Biz hareket etmesi olarak.
görüyoruz her kartondan resim. O yüzden bütün kartondan resimleri sen böyle sıra lasagne ve önüne doğru da bütün kartondan resimleri sıra lasagne ve ardından. Hangi resme bakmak istiyorsan o kartondan resimlerinden resimlerden o estami görmem mümkün ve önüne doğru hangi kartondan resimlere bakarsan gelecekteki. Bir esmoney de görmem mümkün. Ama bu. Az önce bahsettiğimiz bu zatlara ait bir hal. Bu bir kendi içerisinde sır geçmişi kendi içerisinde sır değil var ama. Gelecekle alakalı resimler kendi de kendi içerisinde bir sırf mesela değişmeli mutlu bir değil mi efendim her an resmini değiştirmişsin muktedir geleceği etme. Çünkü bir sonraki ev bir sonrasında ismi. Orası ayrı bir mesele mesela bu mesele anlatmak için bir hadis nakli deyim bir olay nakli değil mesele daha.
iyi anlaşılsın. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretleri miraca anlattı müzikler geldiler ona dediler ki. Mescidi. Aksa’nın filanca direğiyle falan caddelerin arası kaç adım dediler bu çünkü. Müşrikler anında ya bu adam mescid-i aksa’ya gittiğinde söylüyor meksi. Mescidi. Aksa bileniniz varmı dediki falanca lan falanca. Dediler ki biz biliyoruz. Biz gittik. Hatta dediler ki onlar bir tanesi. Biz bende de falanca direkt de falanca dileğin arasına adımladım aşıladım kaç adım olduğunu biliyorum. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretlerine dediler ki sen. Mescidi. Aksa gittiğini söylüyorsun filanca direkt. Sefil incedir en arası kaç adım dedi. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem. Hazretleri dedi ki ben aslında. Oraya görmüştüm. Fakat kaçamadın ben orayı. Mescidi. Aksa gittim ben ama orayı. Hani o iki dileğin.
arasını. Cebrail kardeşim dedi benim gözümün önüne getirdi. Ya ben tekrar oraya gördüm. Kendisi de gördü tekrar kendisini de orada gördü oraya gördü ve oranın kaç adım olduğunu söyledi 1-1 Siz anlık o resimleri görebilirsiniz iki geçmişle alakalı resimlerde görebilirsiniz 13 Gelecekle alakalı resimler de görürsünüz. Zeki. Geçmişe dair bir. Uludağ şuradan işte. Uludağ yerinde geçmişe alakalı bir veliyim kimse geçmişi alakalı bu karanlık. Alem dediğimiz alemin üstünden onu da an yerini örnek olarak. Karacabey’e doğru alsa ve ondan sonra varlığa binecek. Bütün resimlerin zihinlerin akıllarını üstüne de bu böyle tecelli etmiş olsa. Uludağ’ın yeri değişti ama herkes bunu varlığın hakikatı hiç değişmemiş gibi görmesi de mümkün müdür mümkün mü o zaman alemin gidişatına ve geçmişe hala ve yönlendirmeler var.
O kim muhakkak var ama şöyle oluyor. Allah seni özür dilerim geçmişle alakalı o. Veli’nin kendi ayağını sabit esinde o değişmiş olarak görebilir o kimse ve o. Veli kendi ayağına sağlık alemde değiştirebilir mi o kimsenin kendi ayağını sabit de senin kendi hayaliyle. Allah’la olan irtibatı yla o mesele şekillendirmesi aynısıyla. Allahu. Teâlâ bazı ana ayetleri. Kur’ân-ı. Kerim’de ne geliyor onların geçmişlerini tecelli edip onlar orada değiştiremez miydi bu değiştirir. Allah değiştir ne değiştirmez o zaman onun değiştirmemesi de mi. Doğrudur değiştirmek. Vallahi neden değiştirmesi değiştirmem işte bir hikmet nasıl o kimsenin şer işlediklerini hayra çeviriyor değiştirdi o kul günah işledik. Ulu günah işledikten sonra tövbe etti. Allah’tan dedi ki tövbenin kabul ettim geçmiş günahların da hayra çevirsin ayağını sabit.
senin üstüne yokluk tecelli ediyor mu karanlık. Alem tecelli ediyor mu. Yoksa ayağını sabit de. Allah gibi varlığını. Daimi sürdürüyor ayağına sabitinin üzerine bir karanlık tecelli etmez o zaman ikinci. Vallahi ortaya çıkıyor olur mu ayağına sabitlerin üzerine. Cenabı kendi ayağını sabit kendi ilmi ilahisinin oraya sudur ya biz ayağını sabit. İyi. Allah’tan başka ilk tecelli olarak tanımlıyor. Allah’tan başka bir tecelli olarak değil. Allah’tan bir tecelli olarak gör o zaman la ilahe illallah kelimesi. Anlamsız. Kalıyor anlamsız kalmaz. Neden ya. Aynı saatte şöyle düşün ben kendi kendime bir şeyi planladım projeler indirdim gün anladım projelendirdiği. Şehit sana bu gösterdim. Sen de o plan projeyi ama size her an o planı ve projeyi yok edip tekrar yazma kuvvetlerine de sahip.
sahibim. Evet ama o zaman işte ayağını sabit olmuyor ne demek istiyor ben ayağını sabit iyi sabit bir zannediyorsun oradan kaynaklanıyor ismi aldanıyorsun o zaman ayağının sazlar bitirdim varlığı sabit o kendi içindeki yazılımlar değilsen yazılımları sabit olarak görüyorsun. Allah ayağını sabit önün varlığını da sabit bitme noktasında kuvvet sahibi değil mi. Hadi cancağızım benim. Allah ayağını sabit iyi sabit kutu tutmuş. Hz. Mevlânâ Muhittin. İbn arabî Hazretlerinin deyimiyle. O diyor ki ben ona nuru. Muhammed’i diyorum o da ona ayağını sabit ediyor. Bilmiyorum. Cenâb-ı. Hak bütün tecelliyatı. Nur. Muhammed’in üzerinden tecelli ettir. O diyor ki bu ayağını sabit dedir adını öyle diyor o ayağını sabit en üzerinden tecelli zaman bu varlığın ayağını sabit esimi içinde yaşadığımız aleme. Allah’ın ayağını.
sayesinde ayarını sabiti varlıklarla o zaman varlıkla birlikte ayağını sabit. Dede son bulur bir varlık son bulur mu ki varlıkla birlikte doğru orantılıdır ayağını sabit senin varlığın. O da zaten varlık içerisinde varlıkla alakalı konuşuyoruz. Bak. Cenâb-ı. Hak’kın kendi zatıyla onu ilişkisi yoktu. Allah vardı. Ama müsaade yoktuk varlıkla beraber çıktı meydana çıkarsın benim diyoruz ya varlık yok olmayacağına göre. Efendim varlık yok olmayacağını her onu döndürülmesi farklı elektrik programına göre her an her yolunda öldürülmesi farklıdır ona döndürülmesi. Ama siz. Normalde buraya derler toparlar tekrar içinizi alırsınız biz onu döndürülmüş olduğunuz tekrar onun içine aldıktan sonra tekrar sudur ettirirsiniz ya. Ayhan sabit. İyi. Allah’ın ilminin bilgisinin ilk tecelligahı olarak gör bunun olmadığı zamanda vardı. Allah vardı hiçbir yoktu. Evet.
o zaman ayağını var ayağını sabit. E keşiftir. Muhakkak öyledir videonun. Benim için o önemli değil orası bak. Bak orası ben o zaman şöyle de var ben az mıyız halife olarak yaratıldınız için şimdi. Normalde şöyle söyleyeyim ben ayağını sabitinin üzerinde. Varlık ve yokluğu tartışmıyorum. Sen eldeki çekici bakıyorsun. Ben elin sahibine bakıyorum abone ol. Ya ben sana çivinin nasıl takılacağını öğretirken ben sana çekici tarif ediyorum. Sen çünkü diyorsun ki bu çivi nasıl çakılır bu çivi nasıl çakılır deyince ben sana diyorum ki bir tane çivi alırsın elinden tutarsın eline de bir tane diyorum çekiç alırsın o çivi ile diyorum ben çekici. Dodo tivi alırsın çekilişle diyorum çakarsın. Ama sen bunu böyle anlıyorsun. Çünkü ben sana desem ki o.
çivi. Allah çıktı sen diyeceksin ki neyle çaktı nasıl çıktı. Neden çıktın için çıktı bu senin. Hakkı benden. Eylen için nasıl neden çıktığı sana anlatmaya çalışırken. Ben bunların hepsini de şekillendirme mvar lı bir üründür. Mem hepsini şekillendirip de sana anlatmak mecburiyetinde değilim ki. Sen bunu anlayamazsın yoksa ben çok basit söyleyeceğim ya diyeceğim ki çekişte yok çeviriyor keserdi hiçbir oh atacağım. Sen kafayı yiyeceksin dedim ki çekiç neden görüyorum çivi neden görüyorum bir el neden görüyorum diyeceksin gene nedenle de alacak nedenler en içine nasıl ad alanlar için ayağını sabit e var nuru muhammediye var hayal ve o rüya var kitap var peygamber var. Neden niçin nasıl ad alanlar için bunların hepsi de var. Din var dinle var. Neden.
hizmetten. Nasıl. Niçin nerede yanan çıkmadı diyorum ya neden. Nasıl. Niçin anlatmak için bunların hepsi de var. Cennet var. Cehennem var da var bunu anlayacak bunu deneyecek o kimse. Ağa cennette var diyecek var diyeceğiz cehennemde var. Cezalandırıcı var diyeceğiz var mı. Hz. Muhammed. Mustafa. Abi neden. Nasıl. Niçin aleminde mi. Normalde sudur etti. Neden niçin alem-i ne. Çünkü insanları göre insanları görevli insanları. Kur’an ve sünnete anlatacak ne zaman nasıl için aleminin başı da. Muhammed. Mustafa. Bey. Vallahi o da onun başım bundan sıkıntı yok dibine da içiyorsun normal olarak bu da neden. Nasıl. Niçin ne alakalı çok atarlı sabitledi at kulunu ayağını sabit sesini de teferruatlar at o kimse ilm-i ilahide bir bilgi aldı bir bölümü ilmi ilahiden.
bilgi alıncaya kadar arada bir sürü düsen. Normalde cep telefonuna konuştun açtın telefon işte. Neredesin. Ne zaman geliyorsun dedin ne dedin ben kendi kendine dedin. Sen dedin ki görüştüm kendisiyle. Ben de görüşürken o telefonu 3-4 tane kanalda ulaştı mı. O senin sesin telefona gitti telefondan. Normalde uyduya gitti uydudan. Ben bana gelecek olan oyun diye gitti. Oradan benim telefona geldi. Ben sana dedim. Sordun mu senin bu sesin kaç kanal dolaştı bana diye o. Ama sen benim sesimi biliyorsun benim sesimle konuştun öyle değil mi benim sesimi dinledin. Benim sesim değildi o o bir haftan ne olursun ya dan ibarettir bu ve senin beyin gelin de benim sesim hafıza dolduğu için sen. Mustafa. Öz bahsetti olarak onu aldı yolladın.
abone ol bu çünkü hafızada tekrar. Benim sesim sen de tekrar video çalıştı video çalışınca aynı hafızadan aldı benzetti bitti bunları reddetmek mi gerekiyor. Efendim bunları reddetmek mi gerekiyor şimdi reddetmek gerekmiyor. Bir kimse yoldur bunların hepsinde en ince ayrıntısına kadar neden niçin nasıl geldi bunları öğrenmeye çalışırsan ayrı bir ilim meydana çıkarır bu. Mustafa. Özbağ olarak da ben bu ilmini meydana çıkması için bildiğince gayret edip cevaplandı racak mıyım. Evet ama benim beyinlerinde hepsini silmişim ben sen istedin diye benim yerinden ben geriye çıkarıyorum. Bunu öne koyuyorum kartın lütfen çıkartın çıkarıyorum zaten esir gelmiyorum o da cimrilik olur zaten. Yoksa benim nezdimde atmışım ben telefonu da telefonun geldi sesi de cihazı da ya. Ben atamıyorum. Ben atmışım ben o.
yüzden kestirme geliyor bana normalde bu ayağına sabiti anlatmak da ki bana uzun mesafe geliyor. Ben diyorum ki kendi kendime. Ama madem ki bunu yedin arabayı konuşuyoruz. Muhiddin. Arabi. Konuşacaksak. Muhittin. Arabi’nin sufilik temel felsefesinde ayağını sabit vardır o ayağının sabiti anlamazsa. Arabi dinleyenlere ben bu var ya sizin hani ben oturuyorum o arkadan çıkardıklarımız var onları takıyorum bu. Eyvallah. Ben bir sohbetin sonunda bir kulağımızı bir söyleyeceğim. O normalde. Madem ki bu hani burada. Niye konuşuyoruz. Arabi konuşuyorsun arabayı konuşup da ayağını sabit iyi konuşmamak olmaz ayağına sabitini anlatmak gerek o zaman aynı sabiti. O zaman o yüzden giriyorum. Yoksa. Aynı. Sabit de girmem. Ben zaten kendim felsefik olarak kendi. Sufi duruşuma hiçbir yokken o vardı bu tanım aklı.
istedi bir yarattı bu canım aklı istedi benim. Özür dilerim küçüklüğünden beri var. Ben böyle uzayda böyle. Allahu teâlâ’yı bunu böyle kaynana benzeyen böyle. Alaaddin’in lambasından çıkan balık mutlu bir adam şeklinde görüyorum o yüzden buradasın zaten o yüzden hani ben o madde takıyorum bu dediğinize muhtaç kalıyorum o yüzden burada ben onu bir şekle mi insanın servisine yolunu bir şekle görmüş. Hani. Hz. Adem’in dediniz ya. Dört katlı bir bina noktasında konuştuk sohbette size onu insanın nasıl mail varsa insan. Allah’ına hani böyle bir şeyden görüyor. Ben. Allah’ın gördüğünde. Hilal bıyıkları vardı. Böyle mesela. Kadirin önünde benziyordum. Alaaddin’in lambasından çıkan bir gibiydi böyle kollarında kuvvetliydi güçlüydü var o zaman. Mesela benim hani onu reddetme mümkündür anlatabildim mi o yüzden.
ona ben aşinayım tutuyorum o öyle değil. Alo sirat yok sebeplerin içerisinden çıkamıyorum ilk öyle bir görmemiştim demek ben saklanıp kalacakmış. Vallahi sonmezu söyleyeceğim. Zaten söyle. Ne söyleyeyim mi. Söyle söyleyeyim mi sana söylediğiniz için söylüyorum. Bursa’dan zikrullahtan bir şiir yazdım ya ufaktan böyle şimdi bir garip gelebilir bir artık dinleyenler aklarını helal etsinler. Müslüm. Gürses’in. Aldanma. Çocuksu. Mahsun. Yüzüne şarkısı var biraz böyle içim şeyle eve gidiyorum böyle yolda arabayı kullanıyorum bu. Müslüm. Gürses’in şarkısı çalıyor biraz da içim şeyli mi öyle hani bir baktım ki. Bütün ömrüm boyunca seviyorum. Dediklerime gitmişler hep 1 olmuşlar ve bir. Kimi. Kimi seviyoruz ne sevdiysen gitmiş her şeye gitmiş. Bir baktım. Cenabı. Allah 22-23 yaşlarında genç yakışıklı bir çocuk suretinde bir yakışıklılara.
tatlı bir tebessüm ediyor böyle bakıyor. Ama şunu dedi. Bana hepsi gidecek de a. Her geçecek gidecek buradan dedi hani. Hadi daha çok düşeceksin yine dönüş en vefalı dostum benim dedi. Yok ben gitmeyeceğim dedi ama anladım onu dediğini ama dedi sen dedi yine bile dedi seveceksin dedi ama yine her şeye gidecek dedi baktım. Orada. Oh tarif edilmez mi. Aslında insan gibiydi ama ama orada duruyordu dedim ki. Sen gitmeyeceksin ama yine de içimde gideceğine dair hep bir acı vardı hep bir hüzün vardı baktım ki bu dünyada her şeye gidecek her şeye gidecek zaten her gitmeyecek olsa onun bir anlamı kalmayacak bak. Oyun hep vefayla tebessümden orada bakacak bu ve biliyorum ki her acımın sonunda oraya koştuğumda orada.
bekliyor olacak yine en yakın en vefalı dostum olacak. Ben dedim abi ben yine de ona karşı ben yine de biliyorum vefasızlık edeceğim ben yeni unutacağım ben yine ondan başka sevgililere. Uçar olacağım ama ben böyle bir acayip oldum dedim böyle o yüzden maddi sebebi atmam mümkün değil çünkü madde şeklinde gördüm şekle gördüm şekilden insan beyni tanımlıyor bu belki küçüklerin alakalı ilk. İşte o böyle gibi alakalı mesela. Zikrullah da hani bu. Allah affetsin insana şeyhinin üstünden gelen bir zikrullahtan ve acı. Mehmet. Kuyucu ile beraberiz vurdum onu böyle bak. Bak yıldız isterdim o da sonradan yolda anlattı bana bir aklına geliyormuş o sırada benim sizde gülüyorsunuz tam. Zikrullah ta ya. Allah böyle tam o anda bana o yüklendi.
var ya bunlar bir insan bir için kafayı diğer de o anda böyle bir anda geçti elektrik gibi ve elektrik gibi geçince b o bana geçti orada gördüm. Hani kuyuya vurdum. Bana bak dedim. Bak o da baktı bir o da bir acayip oldu. Ondan sonra yolda böyle oldu. Ya ben biliyorum. Hani aslında ama içim içimi yiyor söyleyeyim mi söylemeyeyim mi. Ama bu üstadına karşı söylersem. Hani hiçbir olmaz. Allah’ın izniyle diye yine de. Yok böyle bir o yüzden hani nasıl atayım maddeyi yoklukta. Göremiyorum ki onu soruyorum ya yokluk var mı ki bu nedir. Bu yan nereden çıkacak. Nereye gelecek nasıl bağlanacak anlayamıyorum onu ve o gider. Gözlerinin içine baka o. Gitmez dediğinde gider ya sen kalırsın orada.
buradaki vefasız benim ama. Ama o gider o gözlerin. Gözlerin deyken gider dudakların dudaklarında iken gider bir yanak yanağa. Köyü nefes nefese. Ken gider bu da. Sizin hayaliniz işte. Diz. Dize geldi indir göz göze gelmişsindir ve o gözlerin. Gözlerin deyken çeker gider var ama onun her gibisi binlerce gelişiydi gelişinin habercisidir. Ben onu her uzak görmen binlerce yakından haber. CS der ya o yüzden her gece gittiğini bile severiz bu sabah olduğunda. Bereket gidecektir hep gider mi hep gider o. Sen aşksın. Sen de hep peşinden koşarsın oh hep gider ama burada vefasız. Benmişim giden benmişim gibi geldi bana o. Kim o sevgili vefasızdır gider o o bu ve sen. Gideceğini bile seversin. O resim kanına kacağını bile kanın.
arka tırsın ve sen ciğerinin yanacağını bile diğerini yakarsın o sevgili diğer yakandır kan aktı tandır brow sevgili. Yakup’u gözlerini kör eden deriz. İbrahim’i ateşe atan. Iğdır ve o sevgili. Yusufu kuyuya tandır. Eyyübi hastalığı at andro sevgili. İsmail’i kurban etmek için. Bıçağın altına yatar andır ne gider. Alo. Işık’ın üzerinde. Merhamet etmez bu onun. Merhameti aşık olmayanlar others ben onu vefası. Aşık olmayanlara dır. Allah. Allah. Çünkü aşık olmayanlar vefasızlığını görünce sırtını dönüp giderler o ağzı şık olmayanlar rızkı görmezlerse sırtlarını dönüp giderler. Evet el. Hak olurlar bu okullardan helakını istemez. O yüzden aşık olmayanlara ve fast müthiş aşığın kanının dökülmesinden zevk alır tat alır ondan aşığı. Ağladıkça hoşuna gider tebessüm eder aşığın diğeri yandıkça. Onun diğer yanıklığına ta.
içine doğru çeker. Mademki o diğer yanıklığına sevmekte aşıksa kendi ellerine ateşe ver ciğerinde. Yak. Bütün. Alem senin diğer yanık kokulu duysun bu. Madem ki senin. Gözyaşını sevmekte de iyilerin yanında da. Allah kötülerin yanında da ağla ağla ki o. Madem ki kendisi için. Gözyaşını dökülmesini seviyor. Sen onun için göz yaşanacak. İyi madem ki o gidince. Senin arkasından feryat figan etmeni seviyor arkasından giderken öylesine feryat figan etki. Gökteki melekler başına üşüsün bu feryat figan neden diye o o. Aşık olmayanlara feryat figan ettirmez. Çünkü onlara feryat figan ettirirse. Hepsi de kendi kendine hareketi yapar bir anda insanlık denilen hiçbir şeyin kalmadı görülür. Pro yüzden o. Feryadı figanı. Aşıklar ne yaptır. Aşık olmayanlara değil o yüzden âşıklara sırtını döner.
o. Aşık olmayanlara değil aşıq olmayanlar. Ya. Rabbi dese ve onları. Buyur kulum var söyle ne istiyorsan ben ganim sana istediğini veren benim der. Ama. Aşıklar. Ya. Rabbi dedikçe o göz. Süzer gerdan. Kral kalkülü sarkıtır söyle demez. Oysa. Aşık onun kafasında her dem bekleyen. Dirk. Gelmeyeceğini bile. Ah şeker demonun kapısının önünde durandır açmayacağını bile. Aşık olmayan. Bu otobüs açılmazsa. Durmaz. Aşık olmayan cevap olmazsa. Durmaz bırakır gider terk eder kapıyı. Çünkü aşık olmayan yazlık için bekler. Ya derdine derman için ya sıkıntısının. Defi için ya da mazur atlarının kabul olması için. Çünkü o onun gözlerine. Müştak değildir. Çünkü onu kalbine girip oturmak istemiyordur çünkü onu tanımıyor. Dur onu verdiklerini bilir sadece de 50 tanır kendisinin değil o yüzden.
o aşıktan gider hem giderken yakardı gider yukarıda gider giderken arkasına bakmadan çeker gider görürsün gidişini bilirsin ama o gidiyorsa yine gelir sana bir gün sen. Bülbülüm. Gül. Dalında bir gün kavuşacağız bunu. Gülün tomurcuğunu bekler gibi beklersin. Ama sen kocaman bir. Derya’nın. Onun da oradan bir damla çatlaktan su sızmasını bekleyen suya. Müştak. Bülbüller gibi beklersin sen hep şakır sın hep anlatırsın hep ağlarsın. O yüzden kazanma çocuksu sevdalara motor gün bırakıp gideceksen. Derya bırakıp giderse bu. Eğer gitmiyorsa birisinden hardayım duruyorsa orada. Oo kendi imanına ve aşığı namaz. İyi o da güzel bir şeyler. Ben isterim ki. Bütün herkes gözümün içine baksın. Allah hiç kimseden gözünü çevirmesin ve her birisinden gözünü çevirirse. Çünkü o kimsenin îmânı gider onun.
imanı gitmesin güzel o gözünü bizden çevirsin okullarına bizden çevirsin bizi duymuyormuş gibi görmüyormuş gibi yapsın. Sanki bize cevap vermiyormuş gibi yaz kapısının dayız biz alalım. Allah. Allah şimdi sonra kelam yok istenen. Sözün üstüne kelam yok da. Selamünaleyküm. Aleykümselam bu sorular. Bir dahaki derste kaldı şurada abone ol.
İlgili Sohbetler
- 2. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi
- 16. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi
- 30. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.