Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Edep Adap ·

Tevazudan uzaksın, edepten uzaksın, hoşgörüden uzaksın, şeytan içine oturmuş sen

Ayağındaki bu dikeni çıkarmadıkça gözün. Görmez. Nasıl dönüp dolaşabilirsiniz. Sen heva hevesini ilah edinince. Sen yemeye içmeye. Şana şöhrete düşmüşsün senin manevi gözün açılmaz bu haldeyken sen ha...


Tevâzudan, Edebden, Hoşgörüden Uzaksın — Şeytân İçine Yerleşmiş

«Ayağındaki bu dikeni çıkarmadıkça gözün görmez. Nasıl dönüp dolaşabilirsin?» Sen hevâ–hevesini ilâh edinince — yemeye, içmeye, şâna, şöhrete düşmüşsün — senin ma’nevî gözün açılmaz. Bu hâldeyken sen harâm dinlemiyorsun, helâl dinlemiyorsun. Sen ne önünü biliyorsun ne ardını; ne büyüğünü biliyorsun ne küçüğünü; ne sağını biliyorsun ne solunu.

Allâh’ın Gözünün İçine Bakıp Hâinlik Etmek

Sen bile Allâh’ın gözünün içine baka baka hâinlik yapıyorsun, vefâsızlık yapıyorsun. Senin gözün nereden açılacak? Açılmaz. Şeytân oturmuş senin içine; şeytân senin içine oturmuş, senin kalbini kendine yurt edinmiş, yediriyor, içiriyor. Şâna, şöhrete düşürüyor; makâma, mevkîye düşürüyor. İçinde şeytân var.

Sen onu beğenmiyorsun, bunu beğenmiyorsun; ona laf atıyorsun, buna laf atıyorsun; ona çemkiriyorsun, buna çemkiriyorsun. Şeytân içine oturmuş senin: Tevâzudan uzaksın, edebden uzaksın, hoşgörüden uzaksın. Büyüğünü, küçüğünü bilmekten uzaksın. Anne tanımıyorsun, baba tanımıyorsun, koca tanımıyorsun, eş tanımıyorsun, şeyh tanımıyorsun, zâkir tanımıyorsun.

Peygamberi Bile Geçmek — Küfür Noktası

Sen Peygamberi bile geçmişsin kendince: «Peygamber bunu burada böyle yapmamalıydı» diyorsun. Böyle bir küstah, böyle bir küfür noktasında. E senin gözün açılmaz; ma’nevî gözün de açılmaz. Sen ben senin gibisin: Paso yatıp uyuyorsun, paso yiyorsun; içinden günlük dersini de çekmiyorsun benim gibi; virdini de çekmiyorsun, zikrini de çekmiyorsun. Ondan sonra da laf sırası gelince «Efendim, ben dersi çekemedim; hakkını helâl et» diyorsun. Helâl olsun. Ne olacak ki benim helâl etmem? Senin gözün açılacaksa, helâl olsun. Gözün açılmaz.

Sûfîlik Disiplinden Geçer — Dersi Çek, Tövbeyi Yap

Böyle dervîşlik olmaz; böyle sûfîlik olmaz. Disiplinli olmak ister. E dersini çek, tövbeni yap, salavâtı şerîfeyi çek. Sen Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemin yolunu tâkip et. Sen Allâh’a yakın olmaya çalış ki senin gözün açılsın, Allâh’ı tanıyabilesin.

İçin söylüyorum: Sen «Geylânî hazretlerini göreceğim» diye uğraşma; bu boş. Sen «Allâh’ı tanıyacağım, Allâh’ı bileceğim, Allâh’a yakın olacağım» diye uğraş. Sen istiyorsun ki ilk zikrullâha gideyim, «Allâh, Allâh, Allâh» — Geylânî hazretleri çattak gelsin, «Ben Geylânî’yim» desin bir de. Allâh değme keyfine!

«Sen Burnunun Ucundakini Görmüyorsun»

Sen artık böyle bir tavırla zikre giriyorsun. «Allâh, Allâh» — bir de esmâ verilmiş ya, meselâ «Allâh, Allâh». Esmâ böyle yok; sen Geylânî hazretlerini gördün ya «Allâh, Allâh, Allâh, Allâh». Sen ayrı bir havadaki artık; ne diyorsun yâ? Sen bitirdin her şeyi; sen zâkirin senin hâlinden haberi yok. Zâkir de zavallım yırtıyor kendini «Esmâ güzel vurulsun» diyor. Bizimki olur mu yâ?

Sen burnunun ucundakini görmüyorsun. Sen burnunun ucundakini görsen, burnunun ucundakinin esmâsını alsan, asıl gözün o zaman açılacak. Yok o baba dervîş, eski dervîş, yeni dervîş — önemli değil; o babaların babası — açılmaz senin gözün.

Hz. Pîr’in Edebi: Kalbteki En Büyük Diken — Kibir

O dikeni — Hz. Pîr edeb etmiş — ayağında demiş o diken. Senin kalbinde kibir vâr — en büyük diken o. Gösteriş vâr — en büyük diken o. «Ben biliyorum» vâr — en büyük diken o. Sen «hâl dervîşin» — en büyük diken o. Sen gözünü yumduğunda görüyorsun.

Bakın, dikkat edin: En büyük diken o. Sana kibir veriyor; bunlar sana kibir veriyor; senin tevâzunu yok ediyor; senin alçak gönüllülüğünü yok ediyor. Sen çocuğa bile hizmet et — hizmet bu dergâha gelmiş bir çocuk dahi olsa; o çocuğu yala yut, hizmet et.

Dergâha Gelene Hizmet — Kanatlarını İndir

Bu dergâha gelmiş — ben bu çocukken ben dergâhta değilim; bu yaşta o kız gelmiş dergâha, oturmuş, «Allâh’ı zikredeyim» diye oturmuş. O gencecik erkek çocuk gelmiş; «Semâ edeceğim, zikrullâh yapacağım» diye uğraşıyor; senin hâlini görmeden onun gelmesi 100.000 kat iyi.

Sen kanatlarını indir aşağı; hattâ ki bu kanatlardan «Bana kibir geliyor» de, kendi kanadını kendin yol. Oranın en fukarasına hizmet et; kibirlenme; büyüklenme; birisine tepeden bakma. Tepeden baktığın o dergâhın evliyâsıdır, da çarpılır gidersin. Nereye gideceğin belli olmaz.

«Benim Hakkımı Yediler» Şikâyetinin Kibir Damarı

Ondan sonra başlarsın: «Artık ben — benim hakkımı yediler; ben böyle değildim.» Bunları da duydum ben. Kardeş, burada senin kelleni 100 bin sefer keserler de bir de derler ki: «Sen bizim kolumuzu yordun; kolumuzu yorduğun için ayriyetten bir diyet vermen lâzım.» Burası öyle bir yer — dinlemezler. «Sen yakışıklımışsın, sen güzelmişsin, poy posun yerindeymiş, sen zenginmişsin, fakirmişsin, senin makâmın varmış, sen o musun, bu musun?» — dinlemezler.

Bir bakmışsın, bir kılıç vurduğunu dahi görmezsin. Bir bakmışsın, bir kelle düşmüş — kimin kellesi gitti? Filancanın. Eyvâh!

40 Gün İhlâs ve Hikmet Pınarları

Gözün görmezse zor. Neden görmez gözün? Şeytân senin kalbine oturursa gözün görmez. Zikrullâhı bırakırsan gözün görmez. Aslında çok basittir hadîsi şerîfte ne diyor: «40 gün ihlâsla Allâh’a kulluk ederse, kalbinden diline hikmet pınarları akar.» Câmiü’s-Sağîr’de geçiyor; 40 gün başka — Tirmizî’de de geçer bu hadîsi şerîf, diğer hadîs kitaplarında da geçer. 40 gün — sen kendini topla.

Dervîşlik İnsana Kibir Yapabilir

Öyle Allâh affetsin; dışarıdan dervîş olmayan bir kimsede bu hâller yoktur. «Dervîş olur, benim» diyen dervîşi geçer; bâzen dervîşlik insanda kibir yapar. Çünkü bâzen hâl görmek, rüyâ görmek insanda kibir yapar. Bâzen şeyhin yanında durmak kibir yapar insanda; veyâ Şeyh Efendi onunla görüşür–konuşur, bir şey yapıyordur — o kendini kibir dünyâsına atar. Allâh muhâfaza eylesin. Âmîn. Yıkılır gider.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Edep, Kibir, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü