Sabır

Sizi biraz korku biraz açlık ve biraz mal can ve mahsul eksikliğiyle imtihan ederiz


Sabrın manası nefsi emredilen şeylerde tutmak, hapsetmektir. Sabır nefsi emredilen meselelerde tutmak, hapsetmek onu. Namaz emredilmiş, namazda nefsimizi hapsetmek. Oruç emredilmiş, oruçta nefsimizi hapsetmek. Zekat emredilmiş, zekatta normalde nefsimizi hapsetmek. Cihat emredilmiş. Orada hapsetmek. Allah’ı zikir emredilmiş. Orada hapsetmek. O zaman sabır dediğimizde ibadetlerde sabır. Sabır dediğimizde haramlardan uzakta durmakta sabır. Sabır dediğimizde. Cenabı. Hakk’ın sana vermiş olduğu dert, gam, kasevet, varlık, yokluk bunlarla mücadele ederken sabır. Bakın bunlarla mücadele etmeme değil. O zaman bu sabır bize bütün hayatımız boyunca lazım olacak olan en önemli olgulardan birisi. Bakara 155. Sizi biraz korku, biraz açlık ve biraz mal, can ve mahsul eksikliğiyle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele. O zaman korku. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, “Korkaklığın şerrinden. Allah’a sığınırım dedi.

O zaman korku üzerinde kendince telaşa düşme. Bu düşman korkusu, bu açlık korkusu, bu eşim beni terk eder” korkusu. Eşsiz kalırım, işsiz kalırım, çocuksuz kalırım, evlatsız kalırım, şu olur, bu olur. Gelecek korkusu, geçmiş korkusu, yandan korku, soldan korku, ondan korku, bundan korku. Biz korkuyla yaşayan bir ümmetiz. Biz korkuyla büyüyen nesilleriz. Biz korkuyla büyümüşüz. Ve öyle bizi korku bizi zaptı rapt altına almış ki biz korkumuzdan hakkımızı da savunamayız. Korkarız biz. Ve bu korku bizim her yerimizi. Her şeyimizi sarmıştır. Biz ne hakkımızı savunabiliriz, ne hukukumuzu savunabiliriz. Biz ne hiçbir şeyi savunamayız. Biz dinimizi de savunamayız. Biz. Kur’an ve sünneti de savunamayız. Korkarız biz. Başımıza bir gelir diye korkarız. Biz ilkokulda korkuyu bize öğretirler. Daha evde annemiz babamız öğretir.

bize korkuyu. Sonra ilkokulda korkuyu öğretirler bize. Sonra ortaokulda öğretirler. Sonra lisede öğretirler. Sonra üniversitede öğretirler. Sonra askerde öğretirler. Ondan sonra sen esnaf olursun. Esnaflıkta öğrenirsin. Hiç unutmam ben. Adam vergi dairesinden emekli olur. Şak büronun kapısını açar veya dükkana gelir. Koltuğun altında bir sürü dergidir, evraklar. Ben maliyeden yapar. Sen dergiye abone olursun. Bir yıllık abone parasını da verirsin. Baştan sadece maliyeyi duyurur. O demez. Biz maliyeden emekli olan memurlarız. Bir dergi çıkarıyoruz. Tane konuşmaz. Ben maliyeden yapar. Sen zaten esas duruşta geçersin. Korku. Sen o abone olursun bir yıllık derginin kapağını bile açmazsın. Aman dersin ya şeytan görsün bunların yüzünü. Ben görmeyeyim dersin. Biz karakoldan korkarız. Hatta şöyle övünürüz. Daha karakol yüzü görmedim ben. Pısırığın tekisin o zaman.

sen hakkını hiç savunmamışsın o zaman. Sen hakikati konuşmamışsın hiç. O zaman sen. Kur’an ve sünneti hiç konuşmamışsın. Sen. Kur’an ve sünneti haykırmamışsın. Sen hakkını savunmayan pısırıklardan birisin. Sebep karakol yüzü görmemişsin ya sen. Sen hakkı konuşsaydın karakol yüzü görürdün. Sen. Allah ve resulünü haykırsaydın karakol yüzü görürdün. Sen. Allah ve resulüne da sen tam olarak aşık olup anlatmamışsın. Sen karakol yüzü görmemişsin. Sen korkarız biz. Çünkü biz aç kalmaktan korkarız. Evimizde yiyecekler vardır. Biz ertesi gün ne yiyeceğiz diye korkarız. Hatta bizim hanımlarımız oturur. Yarın. Yarın ne pişireceğim der. Kafasında bir yemek oluştuysa, o yemeğin bir şeesi, bir malzemesi eksikse evde hiçbir yok der. Aç kaldık der. Korkarız biz. Açlıktan da korkarız, yokluktan da korkarız. Biz her şeyden korkarız.

Sizi biraz korku biraz açlık ve Hakkında

Çağ at diye bir ses çıksa yine korkarız. Biz korkuyla büyümüşüz çünkü. Korkuyla büyütülmüşüz. Her yerde korku hakimdir. Nasıl. Mısır firavunlarından bütün. Mısır halkı korkuyordu kıptiler. Nasıl. Nemrut’tan korkuyordu bütün teba? Korkuyordu. Kimse karşı çıkmıyordu. Kim karşı çıktı? Musa’ karşı çıktı. Kim karşı çıktı? İbrahim karşı çıktı. E kim çıktı? O 33 yaşında ölen peygamber ismini söyleyin. Yahya. Aleyhisselam. Yahya korkmadı. Padişah vardı. Putperest bir devlet başkanı vardı. O putperest devlet başkanı. Yahudiydi aynı zamanda. Yahudi putperest devlet başkanı her yerlere kendi putunu diktirdiydi ve kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girmişti. Etrafındaki tabiri caizse din adamlarını topladı. Dedi ki bunun fetvasını verin bana. Onlar dediler ki bu fetvayı veririz. Genç olan. Yahya. Aleyhisselam dedi ki olmaz. O genç o olmaz.

dedi. Olmaz deyince onu ateşe attı. Korkmadı ama ateşe atılmaktan. Hatta. Mesnevide bu hikaye vardır. Bu hikayede. Mesnevide şöyle bunu mizan sen eder, anlatır. O genç atılınca ateşe, ateşin dışındakınlara der ki, “Gelin vallahi de ateş sizin bildiğiniz gibi değil.” Bu sefer inananlar teker kendilerini ateşe atmaya başlayınca o şerefsiz, namussuz, o putperest. Yahudi südü bozuk, kanı bozuk, o pitparest. Yahudi ne yüdüğü belirsiz. O bu sefer de aman benim kölelerim gitmesin diye ateşe atılmasını da yasakladı. Dedi ki, “Durdun şunları kimse ateşe atılmasın, atlamasın. Sebep çünkü kölelerini kaybedecek. O yüzden putperest rejimler kölelerini kaybetmek istemez. Ateşe atılmasına da müsaade etmez. Ona köle lazımdır. Çünkü o köleler bütün her şeylerle o putperest rejime çalışırlar. Çünkü bütün vergileriyle, algılarıyla, cezalarıyla, her.

şeyiyle o putperest rejimi ayakta tutmaya çalışır. Bütün köleler, köleler olmazsa putberest rejimler ayakta durmaz. Çünkü bütün dünya insanlığı bu yüzden köledir. 2000 tane şirkete veya aileye çalışır bütün dünya. Bütün dünya halklarının 320 trilyon dolar borçları vardır. Devletler dahil bu 2000 şirketedir. Ve o korku hakimdir bütün dünyaya ve bütün dünya o korkuyla yaşar. Aç kalma korkusu, yoksulluk korkusu, elindeki iki kuruşu kaybetme korkusuyla baş kaldıramaz. Zaten baş kaldırırlarsa başlarını alanlar çıkar. Çünkü o dünya putperest sistemi her yerde askeriyesiyle, polisiyle, kanunuyla, siyasetçileriyle, her şeyiyle hakimiyet altında tutar her şeyi. Koca. Amerika. İsrail’le bütün parayı yatırır. Kendi vatandaşları aç sefil sokaklarda yaşıyordur. Izler, barksızlar, parasızlar, sağlık problemi yaşayanlar, uyuşturucunun pençesinde olanlar sokakta yaşar ama. ABD milyon dolarları, milyar dolarları.

İsrail’e akıtır. Sizler asgari ücrette çalışırsınız veya 3 kuruş emekli parasıyla geçinirsiniz. Milyon dolarlarınız faize gider. Siz sesinizi çıkaramazsınız. Korkarsınız. Evet. Ben 64 yaşındayım. 14 yaşında siyasetle tanıştım. 50 yıldan beri faizler dursun diye bir miting olmadı. Hiç bir yürüyüş. Bu ülkede eşcinseller yürür. Eşcinsellik hakkı için. Ama. Müslümanlar yürüyemez. Biz faiz ödemek istemiyoruz. Faize hayır diye. Bu ülkede eşcinseller yürür. Eşcinsellik hakları için dernek kurarlar. Neredeyse parti kurarlar. Koca siyasetçiler, koca parti başkan yardımcıları, genel başkan yardımcıları. Onlar da insan. Onları da madem böyle. Allah yaratmış der, küfre girer. Ama. Müslümanlar fuhuş dursun. Müslümanlar uyuşturucu dursun, Müslümanlar kumar dursun, Müslümanlar faiz dursun, Müslümanlar çıplaklık dursun. Müslümanlar adaletsizlik dursun, Müslümanlar hukuksuzluk dursun diye kıllarını kımıldatamazlar. Korkudan şunu yaparlar böyle haber.

Sizi biraz korku biraz açlık ve Sohbeti

gönderirler. Onun sesi çok sık çıkıyor. Yakında keseceğiz diye. O putperest rejimler böyle yaparlar. İşte sabır normalde o biraz korku diyor ya. Biraz diyor ama biz o birazı çokaltıyoruz biz. Çok yapıyoruz. Açlık biraz mal kaybetme korkusu. Canı kaybetme korkusu. Can tatlı ve mahsul eksikliği korkusu. Bir yağmur yağmazsa kendi kendimize tövbeler ediyoruz. Haydi nereye gidiyoruz? Yağmur duasına çıkıyoruz. Demiyoruz ki bu yağmur neden yağmaz? Hadis-i şerifte var. Zekatlarını vermezseniz, fuhuş ilerlerse, kumar uyuşturucu, günah keballer ilerlerse. Cenâb-ı. Hak yağmuru keser, rızıksızlık verir, bereketsizlik olur. Hatta başka bir hadis-i şerifte diyor ki, “Yağmur yağsa dahi” diyor, “Taprak ürün vermez. Biz ona bakmayız ki. Tabii biz hep beraber camilerde yağmur duası yaparız. Yağmur neden yağmaz? Onun sebebini araştırır mıyız? Hayır. Garip.

uçaklar uçar ülkenin üzerinde. Garip dumanlar bırakır. Bütün sosyal medyaya yayılır. Bir devletten bir açıklama olmaz. Bu uçaklar neden dolaşıyor? Bu garip gazlar nedir? Bu gazlar yağmuru mu kesiyor? Bitkilerim mi bizim öldürüyor? Bu gazlar ne yapıyor? Yangınları mı arttırıyor? Bu gazlar ne yapıyor? Bizi kanser mi yapıyor? Çocuklarımız yarın öbür gün neyle karşı karşıya gelecek? Gelecek nesiller neyle karşı karşıya gelecek? Bakın bir. Covid aşısı çıktı. Şimdi. Almanya. Covid’i üretenleri yargılıyor. E şimdi camilerden fetva veren imamlar, Diyanet, Sağlık. Bakanlığı, e bu işle ilgilenenler, bu meselede illaki herkesi mecbur aşı vurunacaksın diyenler. Bunları kim yargılayacak ülkede? Şimdi öyle bir savcı var mı? Öyle bir hakim var mı? İyi. Almanya mahkeme açtı bu şirkete. İyi. Burada kim mahkeme açacak bu.

şirkete? Ondan sonra bu şirketin payandası olanlara. Hadi kalkın. Diyanet fetva verdi. Fetvayı veren mercileri mahkemeye verin. Hadi. Hadi o günkü sağlık bakanını mahkemeye verin. O günkü bu aşılara evet diyen altına imza atanlara mahkemeye verin. Hadi. Hadi. DSÖ’yü mahkemeye verin. Evet. Böyle bir örgütlenmemiz de yok ki bizim.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Sizi biraz korku biraz açlık ve konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Sizi biraz korku biraz açlık ve sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.