Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Aşk ·

Sıfat-ı aşkta olana bazen aşıklığı önünde perde olur 4.2.23

A şıkkı sıfatta olana bazen. Burası ince perde burayı gelecek nesiller iyi anlasınlar gelecek nesillere. Bir nasihat gibi kimi bu sıfattır aşkta kalanlara. Aşk ayrı bir perde olur. Onda aşıklık ayrı b...


Sıfat-ı Aşkta Olana Bazen Âşıklığı Önünde Perde Olur

Sıfat-ı aşkta olan kimseye bazen âşıklığı bir perde olur. Bu, gelecek nesillerin iyi anlaması gereken ince bir makâmdır. Aşk ayrı bir perdedir; âşıklık ayrı bir perdedir. Diyeceksiniz ki «âşıklık insâna perde olur mu?» Olur. Çünkü âşıklığı bir kimlik olarak benimseyen, gerçek aşkı kaçırır. «Ben âşığım» demek, aşkın önüne perde çekmektir.

Aşk ve Âşıklık — İki Ayrı Perde

Aşk ve âşıklık tasavvufta iki ayrı kavramdır. Aşk — hakîkat; âşıklık — hâl. Aşk objektif bir gerçekliktir; âşıklık ise sübjektif bir tezâhürdür. Sıradan dilde ikisi karıştırılır; ama tasavvuf bunları ayırır. Aşk Allâh’tandır; âşıklık ise insânın o aşka tezâhürüdür. Mertebe ilerledikçe, sâlik kendi âşıklığından bile vazgeçer; sâdece aşk kalır.

Âşıklık Kimliği — Bir Tehlike

«Ben âşığım» demek tehlikelidir. Çünkü bu söz bir kimlik iddiâsıdır; ve kimlikler nefse aittir. Nefisten arınmış olan, kendisi için «âşığım» demez. «Aşk var, ben yokum» der. Bu fark mühimdir. Âşıklık kimliği bir gurûr olabilir; bir benlik olabilir. Hâlbuki aşkın asıl tezâhürü, benliğin yok olduğu hâldir. Bu yüzden gerçek âşık «ben âşığım» bile demez.

İnce Makâm — Gelecek Nesillere Önemli

Bu makâm gelecek nesillerin iyi anlaması gereken bir makâmdır. Çünkü modern çağda «ben âşığım» diyenler çoğalmıştır. Sosyâl medyada her gün «ben Allâh âşığıyım» yazıları görüyoruz. Bunların büyük kısmı kimlik iddiâsıdır; ve aşkın önünde perde olur. Gerçek aşk sessizdir; iddiâsızdır. «Ben âşığım» dememekle başlar. Bu inceliği anlatmak, gelecek nesillere düşen bir vazîfedir.

Hâl Ehlinin Sessizliği — Aşkın Asıl Belirtisi

Hâl ehlinin sessizliği, aşkın asıl belirtisidir. Onlar aşklarını söze dökmezler; çünkü söz aşkı küçültür. Aşk büyüktür; söz küçüktür. Aşkı söze döken, aşkı küçültmüş olur. Bu yüzden gerçek velîler aşklarını anlatmazlar; sâdece yaşarlar. Mevlânâ Mesnevî’nin başında «Beni anlamak isteyen, benim sustuğumu anlasın» der. Bu, hâl ehlinin paradoksudur.

Mürşidin Vazîfesi — Perdeyi Açmak

Mürşidin vazîfesi, mürîdin önündeki perdeyi açmaktır. Mürîd «ben âşığım» derken, mürşid onu sessizliğe götürür. Mürîd «ben bilirim» derken, mürşid ona bilmediğini gösterir. Mürîd «ben yaparım» derken, mürşid ona Allâh’ın yaptığını öğretir. Bu eğitim mürîdi kimlik perdesinden kurtarır; ve aşkın asıl hakîkatine ulaştırır. Allâh muhâfaza eylesin; bizi perde açan mürşidlerin yanına ulaştırsın.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Aşk, Âşıklık, Perde. → Tasavvuf Sözlüğü