İtikaf

Senin gönlünde ne var ise gözünde ve dilinde o vardır

Senin gönlünde ne var ise gözünde ve dilinde o vardır konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.


Sufilerde bir ibare vardır. Testide ne varsa sızan da odur dışarı. Testi o kimsenin gönlüdür. Senin gönlünde ne var ise senin dilinde de o vardır. Kalp dükkandır, dil tüccardır. Senin gönlünde kibir varsa dilinde de kibir vardır. Gözünde de kibir vardır. Senin gönlünde kendini beğenmek varsa gözünde de dilinde de kendini beğenmek vardır. Senin gönlünde çıfırt çarşısı varsa senin dilin de gözünde çıfırt çarşısıdır. Senin gönlünde mal sevgisi varsa senin dilinde de mal sevgisi vardır. Senin gönlünde ne var ise dilinde ve gözünde o vardır. Bu kaçınılmaz bir şeydir. Gönlünde Allah olanın dilinde de Allah olur. gönlünde Allah var ise dilinde de onun Allah vardır. Onun gönlünde ne var ise hangi sevgi gönlünde yüksekse dilinde o vardır. Şimdi benim unutamadığım estantenelerden birisidir.

Bizim Hüseyin Aga’nın kayın pederi Ahmet Duran abi. Sivas’ın çavuşları, nakipleri Ahmet Duran abiyi şikayet ediyorlar. Gözümün önünde olan hadise bu. diyor ki oradaki zevat birisi efendim diyor Ahmet Duran diyor. Aynen böyle Ahmet Duran diyor. Bir kimse bir zakiri için ismiyle Ahmet Duran diyemez. Ahmet Duran abi diyecek ona. Yaşı kaç olursa olsun. Bakın yaşı kaç olursa olsun bir kimse zakir mi? Zakir bayansa abla diyecek ona. Onun ismiyle hitap etmeyecek. Ona erkekse abi diyecek ona. Yaşı önemli değil. Sufiliğin kaidesi budur. Bunu bu kaide çiğnenmez. diyor ki Ahmet Duran içimden dedim eyvah gitti bu adam dedim içimden. Sen yılların zakiri Çorumlu Hacı Musta Efendi’den ve şey efendi intisap edeceği zaman ben size intisap ederim ama benim bir itikafa girmem lazım.

Benim itikafımı idare edebilirseniz ben sizden ders alacağım diyen kimse benim dervişliğimin bu ilk aylarında şahit olduğum bir şey bu. Abdullah Efendi diyor ki aynı derganın insanı. Bakın bunlar Ahmet Duran abinin önünde Hac abi var. Sivas’ın zakiri. O Sivas’ın zakiri Nakib Gabba, Ahmet Duran abi de nakip. Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’den nakip. Ben diyor itikafa girersem, itikafımı idare edersen diyor ben ders alırım senden. Ahmet Duran abi öyle boş bir kimse değil. Allah rahmet eylesin. >> Amin. >> O da diyor ki, “Buyur gir.” O da giriyor. Böyle bir hani maneviyatı açık olan bir kimse itikafa girdiğinde onun itikafını idare etmek öyle normal zahire göre itikafa girmek gibi değil. İtikafta bir sürü haller yaşayacak. İtikafta bir sürü hadiseler yaşanacak.

O şeyh orada Allah’ın izniyle hazır nazır olacak. Öyle itikaf, öyle itikaf değil. Öyle camide 50 kişi girmişler. Herkes layom yapıyor. Orada şarkı türkü söylüyor. Öyle itikaf değil. Şey efendi bu fakiri itikafa katardı. Ne o sıralıyor? Yağlı yemek yok, tuzlu yemek yok, hayvansalgı daha yemek yok, et yemek, şunun yemek. Telefonda durdum. İlk itikafa gireceğim. Ha, hiçbir şey yemeyeceksin dedi. Benim kalbime gelen o oldu. Hiçbir şey yemeyeceksin yani dedi. Tamam Mustafa Efendi. Tamam efendim dedi. Öyle şeyhe bir şeyi iki sefer anlattırmak mümkün değildir. Adapta şeyh sormayacak. Yaptın mı diye. İkinciyi anlatmayacak sana. Bizim öğrendiğimiz edep buydu. Sıraladı, sıraladı, sıraladı. Ben şoktayım zaten. Ben itikafa kim girecek diye sormak için aradım. Sen giriyorsun dedi bana. Ben de orman işletmesinde çalışıyorum ya.

Hani memur gibiyiz. Sen gireceksin dedi. Emredersiniz efendim. Ne yapacağım dedim. Normal günlük dersini çekeceksin. Günlük 3 gün dedi 70.000 70.000 çekeceksin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görürsen 4. gün 10.000 salavat-ı şerife çekeceksin. Sonra 100.000 lafzi celal çekeceksin. Sonra bir tevhit, bir lafzi celal, bir tevhit, lafzi celal 100.000 70.000. Öyle bitireceksin. Başladı sıralama. Yağlı yemeyeceksin, şunu yemeyeceğim, bunu yemeyeceğim. Bir sürü şey aklımda tutmam benim biraz zor oldu. Kalbime gelen hiçbir şey yemeyeceksin dedim. Bitti. Öyle itikaf ediyoruz biz. Ben Allah beni affetsin ilk itikafımda üç dilim ekmek aldım yanıma. Birinci gün bir dilim, ikinci gün bir dilim, 3üncü gün bir dilim. 4üncü gün ekmek yok, su yok hiçbir şey yok. Zeytin aldım yanıma. Bir 3 be tane.

Bir de çay. 4ün gün bir lokma yemek yok. 5 6 7 8 9 10 bir lokma yemek yok. Bir tek çay içiyorum geceleri oruç devam ediyor. Ben 5inci gün geldiğinde bir baktım benim yanaklarım çökmüş, gözlerim çökmüş. Aynaya ilk defa baktım. İtikaf mahalinden dışarı çıkarken kafamı bir tane örtü örtüyorum. Güneşe bakmak yok. Güneşi görmek yok. Aydınlıkta durmak yok. Dışarıda vakit geçirmek yok. Tuvalete gidiyorsun. Tuvalette bir şey çıkmıyorsun zaten. Normalde işte vesvese olmasın diye gidiyorsun çıkıyorsun abdest alıyorsun. Kafamda kocaman örtü var. Direkt itikaf meine giriyorum. Dünya kelamı konuşmak yok. Herhangi bir kimseyle görüşmek, konuşmak yok. Ramazanın son 10 günü. Bizim daireden müdür, müdür yardımcısı, şefler camiye gelmişler. Basmışlar teravide demiş ya ben onun müdürüyüm demişler. Ne iyi olursan ol görüşmek yasak görüştüremeyiz.

Ahmet Duran abi de böyle itikaf yapmış. Tabii itikafta bir sürü haller, rüyalar, onlar bunlar. Ondan sonra ağlaya ağlaya şeye efendiye gidiyor. Ben sana intisap etmeye geldim deyince diyor ki çık seyahate. Gördüklerinin hepsini de diyor seyahatte anlat. Bu işler öyle. İlk geldiği yer Tire. Bize haber gönderdiler. Dediler ki dışarıdan bir misafir var. Bu akşam gelin. Ben gittim Ahmet Duran abiyi o zaman tanıdım. ağlaya ağlaya itikaftaki yaşadığı halleri anlatıyor. Şimdi bir mürşid-i kamilin dergahı böyledir. Ağlaya ağlaya anlatıyor Ahmet Uran abi. Bakıyorum böyle. Ondan sonra daha ben itikafı bilmiyorum ya. Diyorum garibim atmışlar içeri diyorum aç susuz bırakmışlar. Onun ramazanına Mustafa Özbağı garip olan o oldu. Benim ikinci itikta ben bir dilim ekmek götürdüm. Yesen ne oluyor, yemesen ne oluyor dedim.

Birinci gün bir lokma, ikinci gün bir lokma, 3üncü gün bir lokma. Bunu kendimi methetmek için söylemiyorum. O itikaf böyle bizde çatırtılı geçiyor. Öyle. Sonra bizim bir imam vardı. Onu kattık itikafa. Tabii ben gidiyorum. Birinci gün sordum. Hoca bir şey var mı? Yok dedi. İkinci gün sordum bir şey var mı? Yok. Üçüncü gün Oktay da yanımda. Oktay’la beraber girdik odaya tekrar. Hoca bir şey var mı? Yok. Benim içime daraltı girdi. Yani bayındır da birisi itikafa giriyor ve üçüncü gün tevhitleri çekiyor. Daha peygamber efendimizi görmüyor. İmam benden alim. Kur’an’ı her şey çok güzel. Ben bu nasıl olur? Gençlik öyle bir şey. Hemen ayağa kalktım ben. Oktay da ayağa kalktı. O da ayağa kalktı. Başladık tevhide ayakta. La ilahe illallah.

La ilahe illallah. La ilahe illallah. Allah dedi. Attı kendini. İmam bizim içimden dedim ki tamam perde açıldı. Mustafa kardeş gördüm. Elhamdülillah gördüm. Elimi tutmuş benim elime çek. bırak dedim elimi dedim şeyh efendinin himmeti o dedim o adam dahi gitti dergahta şimdi bu manevi şeyler farklı şey Yeah.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi

Senin gönlünde ne var ise gözünde ve dilinde o vardır hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.