Cenâbı Hak celle celâlühû Kıyâmet sûresinin 22. ve 23. âyeti kerîmesinde «O gün bir takım yüzler vardır ki parıl parıl parlar; Rablerine bakar» buyurmuştur. Bu âyeti kerîme kıyâmet günü mü'minlerin Cenâbı Hakk'ı göreceğini açıkça bildirir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette Allâh'ın görülmesi (rüyetullâh) mes'elesinin ehli sünnet inancında nasıl anlaşıldığını, bu görülmenin sıfatî tecellîyât olduğunu, ve Cenâbı Hakk'ın zâtı bakımından idrâk edilemez olmasına rağmen sıfatlarının tecellîsi yoluyla mü'minler tarafından müşâhede edilebileceğini îzâh etmektedir. Bu, ehli sünnetin Mu'tezile ve diğer fırkalardan ayrıldığı en mühim noktalardan biridir. Mu'tezile rüyetullâhı reddederken, ehli sünnet kıyâmet günü mü'minlerin Cenâbı Hakk'ı göreceklerini, ve bu görülmenin nasıl olacağının keyfiyetinin Cenâbı Hak indinde gizli olduğunu kabûl eder.
Rüyetullâhın Mâhiyeti
Rüyetullâh, lugatte «Allâh'ı görmek» demektir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Rüyetullâh ehli sünnetin temel inanç esâslarından biridir. Mü'minler kıyâmet günü Cenâbı Hakk'ı göreceklerdir; bu görülme bir keyfiyetsiz görmedir, lâkin gerçek bir görmedir. Mu'tezile bu görülmeyi inkâr eder; çünki Cenâbı Hak'ı görmek için bir mekân, bir cihet, bir sınır gerekir derler. Halbuki ehli sünnet, Cenâbı Hakk'ın görülmesinin keyfiyeti olmadan, mekân ve cihetsiz görülebileceğini kabûl eder» demektedir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Şüphesiz siz, ayın on dördünde nasıl bir sıkıntı çekmeden ayı görüyorsanız, Rabb'inizi de öyle göreceksiniz» (Buhârî, Müslim) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf görmenin gerçek bir görme olduğunu, lâkin keyfiyetinin Cenâbı Hak indinde olduğunu gösterir.
Sıfatî Tecellî
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mühim bir mefhumu açıklar: sıfatî tecellî. «Cenâbı Hakk'ın zâtı, mahlûklar tarafından idrâk edilemez. Lâkin Cenâbı Hak'ın sıfatları (hayât, ilim, semî, basar, kudret, irâde, kelâm, tekvîn) sıfatî tecellîler yoluyla mü'minler tarafından müşâhede edilebilir.» Bu sıfatî tecellîler kıyâmet günü cennette mü'minler üzerinde tezahür eder. Mü'min Cenâbı Hakk'ın hayât sıfatının tecellîsini görür; ilim sıfatının tecellîsini görür; rahmet sıfatının tecellîsini görür. Bu görmeler bir mahlûk gözüyle değil, manevî bir gözle, kalp gözüyle gerçekleşir. Bu mecâzî bir görmüş değildir; gerçek bir görmedir, lâkin keyfiyeti açıklanamaz. Tasavvufî ehli bu görmenin başlangıcını dünyâda yaşadıklarına işâret ederler; halvete girip esmâ tertîbinde ilerleyen dervîş, sıfatî tecellîlerin bir başlangıcını kalbinde hissedebilir. Bu hâl «keşf» veya «müşâhede» olarak isimlendirilir.
Mu'tezile İtirâzları
Mu'tezile mezhebi rüyetullâhı reddetmiştir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Mu'tezile akıl ile şöyle düşünür: Cenâbı Hak'ı görmek için göz onun üzerinde durmalı, gözden ona bir ışık gitmeli, ve onun bir mekânda olması gerekir. Bunlar Cenâbı Hak'a yakışmaz; bu sebeple Cenâbı Hak görülmez. Lâkin bu akıl yürütme yanlıştır; çünki dünyâdaki görme şartları Cenâbı Hak için geçerli değildir» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Onun benzeri hiçbir şey yoktur» (Şûrâ 42/11) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme Cenâbı Hak'ın hiçbir şeye benzemediğini gösterir; ve onun görülmesi de mahlûklarınkine benzemez. Mahlûklar mekân, cihet, ve şartlarla görülür; lâkin Cenâbı Hak bu şartlardan münezzehtir, ve görülmesi bu şartlara tâbî değildir. Bu, ehli sünnetin akılnakil dengesini koruyan bir görüşüdür; aklın hudûduna takılmadan, naklin haberine bağlı kalır.
Kıyâmet Gününde Görme
Kıyâmet günü mü'minlerin Cenâbı Hakk'ı göreceği bir çok hadîsi şerîfte bildirilmiştir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Cennet'in en büyük nimeti Cenâbı Hak'ı görmektir. Cennette mü'minler her türlü zevki tadarlar; lâkin en büyük lezzet Cenâbı Hak'ın cemâlini müşâhede etmektir. Bu lezzet diğer bütün lezzetlerin üstündedir; ve bu lezzeti tatmayan kişi cennetin asıl tadını alamamış sayılır» demektedir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Cennet ehline bütün cennet nimetleri verildiğinde, Cenâbı Hak onlara ‘Daha bir şey istediniz mi?’ der. Onlar ‘Yâ Rabbî bütün nimetleri bize verdin’ derler. Cenâbı Hak perdeyi açar, ve onlar Rablerini görürler. O an verilen lezzet, bütün diğer lezzetlerden büyük olur» (Müslim, Îmân) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf cennette rüyetullâhın asıl nimet olduğunu açıkça gösterir.
Dünyâda Müşâhede
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette dünyâdaki müşâhede mes'elesine de değinir. «Cenâbı Hakk'ın zâtı dünyâda görülemez; bu Hz. Mûsâ aleyhisselâm'ın talebine verilen cevâb ile sâbittir. Cenâbı Hak Hz. Mûsâ'ya ‘Sen beni asla göremezsin’ (A'râf 7/143) buyurmuştur. Lâkin sıfatî tecellîlerin müşâhedesi dünyâda da mümkündür; bu, manevî bir hâldir, ve fenâ fillâh mertebesine ermiş olan velîlerin tatdığı bir nimettir.» Bu sıfatî müşâhede dünyâda kalp gözü ile gerçekleşir. Halvete girip esmâ tertîbinde ilerleyen dervîş, esmâ-yı ilâhînin tecellîsini kalbinde hisseder; ve bu his bir başlangıçtır. Velîlerin makâmı bu müşâhededeki derinlikle ölçülür. Bâzı velîler «ben Cenâbı Hak'tan başka bir şey görmüyorum» demişlerdir; bu, sıfatî müşâhedenin bir tezâhürüdür. Ne yana baksa, Cenâbı Hak'ın esmâ ve sıfat tecellîlerini görür; mahlûkât ona bir ayna gibi olmuş, ve aynalarda Cenâbı Hak'ın esmâsı tecellî etmektedir.
Halvetiyye Yolunun Tecellî Mîrâsı
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolu sıfatî tecellîye büyük önem verir. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında, «Bu yolda dervîş esmâ tertîbinde ilerleyerek sıfatî tecellîlere kavuşur. Yedi esmâ (lâ ilâhe illâllâh, Allâh, Hû, Hak, Hayy, Kayyûm, Kahhâr) sırasıyla zikredildiğinde, dervîşin kalbinde sıfatî tecellîler yaşanır. Bu tecellîler dünyâda bir başlangıçtır; tam müşâhede ise âhirette gerçekleşecektir» demektedir. Pîr Şâbânı Velî hazretleri bu yolun pîridir; ve dervîşlerini sıfatî tecellîye götüren bir terbiye sunmuştur. Mustafa Özbağ Efendi de aynı yolu sürdürmüştür. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen esmâ tertîbinde ilerle, sıfatî tecellîlere kavuş, ve bu hâlin sana cennetteki rüyetullâhın bir başlangıcı olduğunu bil. Cenâbı Hak burada başlangıcı verir; orada kemâle erdirir» diye nasîhat eder. Bu öğreti Halvetiyye yolunun tecellî mîrâsıdır.
- Kur'ânı Kerîm: Kıyâmet 75/22-23; A'râf 7/143; Şûrâ 42/11; Yûnus 10/26; Mutaffifîn 83/15.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü't-Tevhîd, rüyetullâh hadîsleri.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân, rüyetullâh hadîsleri.
- İmâm Eş'arî, el-İbâne an Usûli'd-Diyâne.
- İmâm Mâturîdî, Kitâbü't-Tevhîd.
- İmâm Gazzâlî, el-İktisâd fi'l-İ'tikâd.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 1, akâ'id bahsi.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Râzî, el-Metâlibü'l-Âliye.
- İmâm Beyzâvî, Envâru't-Tenzîl.
- İmâm Nesefî, el-Akâ'idü'n-Nesefiyye.
- İmâm Teftâzânî, Şerhü'l-Akâ'idi'n-Nesefiyye.
- İmâm Beyhakî, el-Esmâ ve's-Sıfât.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Hâdi'l-Ervâh.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Pîr Şâbânı Velî, Sohbet Mecmûası.
- İbn Acîbe el-Hasenî, el-Bahru'l-Medîd.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Allâh'ın Görülmesi Rüyetullâh Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet rüyetullâhın mâhiyetini, sıfatî tecellînin ne olduğunu, Mu'tezile itirâzlarını, kıyâmet gününde görme nimetini, dünyâda müşâhede mes'elesini, ve Halvetiyye yolunun tecellî mîrâsını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Seri: Allâh'ın Görülmesi – Rüyetullâh