Allah’ı zikredenler diri, Allah’ı zikretmeyenler ölü gibidir
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette Resulüllâh aleyhisselatüvesselamın meşhur hadisi şerîflerinden hareketle bir manevî tarif yapar: «Mesğelu’llezî yezküru rabbehu vellezî lâ yezküru rabbehu mesğelu’lhayyi ve’lmeyyit» (Rabbini zikr eden ile zikr etmeyenin durumu, dirinin ve ölünün durumu gibidir – Sahîhi Buhârî De’avat 66). Manevî canlılık zikrullah ile sağlanır; manevî ölüm ise zikrin terkinden kaynaklanır. Bedeni yürüyen, yiyen, içen, çalışan bir kim, manen ölü olabilir; diriliğin ölçüsü kalbinin Cenabı Hak ile sürekli bir muhabere içinde oluşudur. Karabaşı Velî sohbetlerinin manevî havzasından geçen mürid, bedeni diriliğini yaşatırken kalbinin manevî canlılığını zikrullah ile sürekli kılar.
Sahîhi Buhârî De’avat 66 hadisinin manası
Sahîhi Buhârî’nin De’avat bölümünde Hz. Ebü Musa el-Eşarî radiyallahu anhden naklen Resulüllâh aleyhisselatüvesselam «Mesğelu’llezî yezküru rabbehu vellezî lâ yezküru rabbehu mesğelu’lhayyi ve’lmeyyit» (Rabbini zikr eden ile zikr etmeyenin durumu, dirinin ve ölünün durumu gibidir) buyurmuştur. Bu hadis Sahîhi Müslim’de de Zîkir bölümünde rivayet edilmiştir. Hadisin manası tasavvüf literatüründe çokca tahlil edilmiştir. İmam Nevevî Şerhu’l-Müslim eserinde bu hadisi «manevî ölmeğ ile manevî diriliğin en kuvvetli ölçüsüdür» vechiyle açıklar. İmam İbn Hacer Fethu’l-Barî’de bu hadisin manasını çok yönlü tahlil eder: birincisi kalbin manevî durumunu tarif eder; ikincisi mahşer günündeki ürkek bir akıbeti işaret eder; üçüncüsü gündelik hayatın manevî şüurdaki kaybını ortaya koyar. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride bu hadisin manasını pratik bir şekilde izah eder. Karabaşı Velî hazretleri Risalei Kâşife’de «Zîkir kalbin nefesi gibidir; nefes alamayan kalp, manen ölüdür; nefesini hiç bırakmayan kalp, manen diğridir» vechiyle bu hakikati tarif eder.
Manevî ölme: kalbin sertleşmesi
Manevî ölmeğin tasavvüf literatüründeki tarifği kalbin sertleşmesi (kasvetu’lkalp) olarak ortaya konulur. Allah Teâlâ Hadid suresinin on altıncı ayetinde «Elem yeğni liğllezîne âmenü en tahşeğağ kulübuhum lizikrillah» (İman edenlerin kalplerinin Allahın zikrine karşı huşuğ etmesinin zamanı gelmedi mi?) buyurarak kalbin zikrullah ile yumuşatılması gerektiğini ortaya koyar. Kalp daima zikr edilirse huşuğ eder, yumuşar, manen diğri kalır; zikir terk edilirse kalp sertleşir, hiçbir manevî uyarıcıdan etkğilenmez, manen ölür. Resulüllâh aleyhisselatüvesselam «Bir müslümanın kalbi sertleşti vakit en sağlam tedavîsi zikrullahtır» (Sahîhi Buhârî nakli) buyurmuştur. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride manevî ölmeğin alâmetlerini sıralar: göz yaşı dökmeyen göz, kalbi tatmin etmiyen vaaz, hiç pişmanlık duymayan günahkar, manevî uyarıcıya kapalı bir kalp. Bu alâmetler manevî ölmeğin yöneğnmğesi gerekir; tüm bu alâmetleri silen tek manevî tedavî zikrullahtır.
Manevî dirilik: kalbin gıdası
İbn Teîmiyye rahmetullâhi aleyh el-Vasitiyye eserinde «Zîkir kalbin gıdasıdır; tıpkı bedenin yemek ve içmek olmadan yaşayamayacağı gibi, kalp da zikrullah olmadan manen yaşayamaz» vechiyle bu hakikati tarif eder. İbn Kayyım el-Cevziyye el-Vâbilu’s-Sayyib eserinde zikrın yetmiş faydasını sayar; bu faydaların başında kalbin manevî canlılığı gelir. Zîkir kalbe sevinç, gam defetmek, çeşitli salih amellere hızlandırma, manevî nur, melaikenin ortaklığı, manevî sekîne, şüb’esini def etme, dünya kaygılarından koruma gibi birçok manevî meyveler verir. Bu meyvelerin hepsi kalbin manen diğri kalması ile ilgilidir; manen ölü bir kalp bu meyvelerin hiçbirini tatmadan dünyayı bırakıp gider. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride manevî canlılığın ölçüsünün zikrın çokluğu olduğunu hatırlatır. Karabaşı Velî hazretleri Tarikatname’de «Manevî canlılık bir tezgâhtır; bu tezgâhı işleten zîkrğin çokluğudur; tezgâh durduğunda manevî canlılık son bulur» vechiyle bu ölçüyü tarif eder.
A’raf 179: gafil hayvandan beterdir
Allah Teâlâ A’raf suresinin yüz yetmiş dokuzuncu ayetinde gafil insanı tarif eder: «Lehum kulübun lâ yefkahune bihâ, ve lehum a’yünun lâ yubsırune bihâ, ve lehum âdzânun lâ yesme’une bihâ, ulaike ke’len’âmi bel hum ğadallu, ulaike humu’l-ğafilun» (Onların kalpleri vardır, fakat onunla anlamazlar; gözleri vardır, fakat onunla görmezler; kulakları vardır, fakat onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha sapıtıkıdırlar. İşte onlar gafil olanlardır). Bu âyet manevî ölmeğin bir başka tarifidir: kalbi, gözü, kulağı varken bunları manevî olarak kullanmayan kim, hayvandan da beterdir. Hayvanlar içindğeki Cenabı Hakk’a karşı tabi olan tesbîhi izhar ederken, gafil insan kalbini zikrullaha kapatır ve hayvandan da beter düşer. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride bu âyetin manevî mesajını iletir. Karabaşı Velî hazretleri Risalei Tasavvüf’te «Zîkir gafleti kıran tek manevî alarmdır; bu alarm çalığmığında manevî uykğudan kim manen uğyğanğmğağzağağağa sahip olur» vechiyle bu ölçüyü tarif eder.
Zümer 22: kalbi açık mü’min ile mühürlü kafir
Allah Teâlâ Zümer suresinin yirmi ikinci ayetinde «E-femen şerahağllâhu sadrahu liğl-İslami fehüve ağla nurin min rabbihi» (Allah’ın göğsünü İslam’a açğtığı kim, Rabbinden bir nur üzerinde olabilen kim, kalbi sert olan kiğmden işte o!) buyurarak kalbi açık mü’min ile kalbi mühürlü kafir arasında manevî bir ayırım yapar. Göğsün İslam’a açılışı (şerağhu’ssadr) zikrullah ile sağlanır; kalbi sert oluşu (kasvetu’lkalp) zikrin terkinden oluşur. Mü’minin göğsü manevî bir ferahlık içinde olur; her türlü tahlil-ği ilahi onun kalbinde tezahür eder, her türlü manevî uyarıcı onun kalbinde çığlık atan bir nağmeye dönüşür. Mühürlü kafirin kalbi ise hiçbir manevî uyarıcıdan etkğilenmez; o gizli bir mezarlık gibidir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride bu manevî iki türü tarif eder. Zümer 22 bir müjdedir: göğsü İslam’a açık olan kim, Rabbinden gelen nuru daima üzerinde taşır. Bu nur zikrullah ile sürekli yağdırılır; zikir terk edilirse nur kesilir, kalp mühürlenir.
Gündelik manevî canlılık programı
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin son kısmında müride pratik bir gündelik canlılık programı sunar. Mürid uyandığında ilk olarak «Elhamdülillahi’llezî ehyana bağdğe mâ emâtana ve ileyhi’nnüğur» (Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamd olsun, dönüşümüz onadır) duayı okur; böylece her sabah uykğudan uyanmasının manevî bir diğriliğ oldğuğu şuurunu kor. Sabah namazından sonra mürid yedi yüz «lâ ilahe illallah» tevhidini, beş yüz salavat-ı şerîfeyi, yüz istiğfarı, üç yüz «ya Hayy ya Kayyüm» tesbîhini çeker; böylece kalbi tüm gün manen diğri kalır. Gün boyunca küçük zikir tesbîhleri ile kalbi sürekli açık tutar. Yatıdan sonra Bakara 255 (Ayetel-Kürsî), Bakara 285-286, İhlas, Felak, Nas surelerini okuyarak yatğar; böylece uykğuğ manevî bir korumla geçer. Bu gündelik program Karabaşı Velî’den, Şâbân-ı Velî’den miras gelen bir Halvetîye standartıdır; bu programa sadık kalan mürid kalbinin manen daima diğri kaldığını müşahede eder.
Bibliyografya
- Sahîhi Buhârî, De’avat 66 (zikr eden diridir, zikr etmeyen ölü).
- Sahîhi Müslim, Zîkir 4 (mufredun hadisi).
- Sahîhi Müslim, Zîkir 11 (zikir meclisleri).
- Sahîhi Buhârî, De’avat 65 (subhanallahi ve bihamdîhi).
- Kur’ân-ı Kerîm, Hadid süresi, ayet 16 (kalbin Allahın zikrine huşuğ).
- Kur’ân-ı Kerîm, A’raf süresi, ayet 179 (gafil hayvandan beter).
- Kur’ân-ı Kerîm, Zümer süresi, ayet 22 (göğsün İslam’a açılışı).
- Kur’ân-ı Kerîm, Bakara süresi, ayet 152 (fezkürunî ezkürküm).
- Kur’ân-ı Kerîm, Mutaffıfın süresi, ayet 14 (kalp paslanması).
- Kur’ân-ı Kerîm, Ankebut süresi, ayet 45 (ve lezikrullahi ekber).
- İmam Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim, Zîkir bölümü.
- İmam İbn Hacer, Fethu’l-Barî, De’avat 66 şerhi.
- İmam İbn Teîmiyye, el-Vasitiyye, Zîkir bahsi.
- İmam İbn Kayyım el-Cevziyye, el-Vâbilu’s-Sayyib, Zîkrin yetmiş faydası.
- İmam Gazzâlî, İhyâu Ulümi’d-Dîn, Kitâbu’l-Ezkar.
- İmam Ebü Tâlib el-Mekkî, Kütu’l-Kulüb, Zîkir Mertebeleri.
- İmam Kuşeyrî, er-Risaletu’l-Kuşeyriyye, Bâbu’z-Zıkir.
- İmam Sülemi, Tabakatu’s-Süfiyye.
- İmam Tabarî, Cami’u’l-Beyan, A’raf 179 tefsiri.
- Mevlâna Halid Bağdadi, Mektubat-ı Mevlâna Halid.
- Karabaşı Velî, Risalei Kâşife, Manevî Canlılık bahsi.
- Karabaşı Velî, Tarikatnamei Halvetîye, Gündelik Vird bölümü.
- Karabaşı Velî, Risalei Tasavvüf, Manevî Alarm bahsi.
- Mustafa Özbağ Efendi, Halvetî-Şabânî sohbetleri, «Manevî Canlılık» faslı.
- Mustafa Özbağ Efendi, Karabaşı Velî tahlili sohbetleri (mustafaozbag.com arşivi).
- İrşad Dergisi, Tasavvuf Köşesi, «Manevî Diri ve Ölü» yazısı.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi’nin Zikrullah serisinin manevî canlılık ekseninde işlenmiş bir örneğidir; Allah’ı zikredenler diri, Allah’ı zikretmeyenler ölü gibidir başlığıyla Sahîhi Buhârî De’avat 66 hadisi, Hadid 16’nın huşuğ ayeti, manevî ölmeğin alâmetleri (kasvetu’lkalp), manevî diriliğin gıdası (zikrullah), A’raf 179’un gaflet uyarısı, Zümer 22’nin göğsün açılışı ve gündelik manevî canlılık programı ekseninde işlenmiştir.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbet Kaydı | Video: YouTube | Seri: Zikrullah
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalp, Kasvet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı