Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Şüphesiz vücudda bir et parçası vardır; o sâlih olduğunda bütün vücud sâlih olur, o fâsid olduğunda bütün vücud fâsid olur; dikkat edin, o kalpdir» (Buhârî, Müslim) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf kalbin insânın merkezi olduğunu, ve kalbin hâlinin bütün hayâta yansıdığını açıkça gösterir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette gönlünde ne varsa gözünde ve dilinde de o olduğunu, yâni iç âlemin dış âlemde tezâhür ettiğini, ve i'tikâf gibi manevî terbiye yöntemlerinin gönlü temizleyerek dış davranışları da güzelleştirdiğini îzâh etmektedir. İnsân iç ile dış arasında ayrılmaz bir bütündür; iç temiz olduğunda dış da temiz olur, iç kirli olduğunda dış da kirli olur. Bu sebeple manevî terbiye sadece dış davranışları düzeltmekle yetinmez; öncelikle iç âlemi yâni gönlü terbiye etmeyi hedefler.
Gönlün Merkezîliği
Gönül, insânın iç âleminin merkezidir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Gönül vücudun bir parçası gibi anlatılır; lâkin aslında manevî bir mertebedir. Gönül, sevginin, niyetin, fikrin, irâdenin yer aldığı manevî merkezdir. Bu merkezin temizliği bütün hayâtın temizliğini sağlar; bu merkezin kirliliği ise bütün hayâta sirâyet eder» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «O gün ne mâl ne evlât fayda verir; ancak Allâh'a selîm bir kalp ile gelen müstesnâ» (Şu'arâ 26/88-89) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme kıyâmet günü kurtuluşun selîm bir kalp ile mümkün olduğunu gösterir. Selîm kalp, şirkten, kibirden, hasedden, gıybetten, ve diğer manevî hastalıklardan temizlenmiş kalptir. Bu kalbe sâhip olan mü'min Cenâbı Hak indinde makbûl olur; ve hayâtının her ânında bu kalbin etkisi tezâhür eder.
İç ile Dışın Birliği
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette iç ile dış arasındaki bağı vurgular. «Gönlünde ne varsa gözünde ve dilinde de o vardır. Bu, manevî psikolojinin temel bir prensibidir. Eğer gönülde sevgi varsa, gözde merhamet, dilde güzel söz olur. Eğer gönülde kibir varsa, gözde tahkîr, dilde aşağılayıcı söz olur. Eğer gönülde hasedlik varsa, gözde rahatsızlık, dilde gıybet olur» demektedir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Allâh sizin sûretlerinize ve mâllarınıza bakmaz; ancak kalplerinize ve amellerinize bakar» (Müslim, Birr) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf Cenâbı Hak indinde değerli olanın kalp olduğunu gösterir. Sûret güzel olabilir, mâl çok olabilir; lâkin kalp kirli ise bunlar Cenâbı Hak indinde fayda etmez. Lâkin kalp temiz ise, sûret zayıf, mâl az olsa bile Cenâbı Hak indinde değerli olur. Bu sebeple mü'minin asıl gayreti kalbi temiz tutmaktır; çünki kalp temiz olduğunda diğer her şey kendiliğinden düzelir.
İ'tikâfın Kalbe Etkisi
İ'tikâf, gönlü terbiye etmenin en güçlü yöntemlerinden biridir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «İ'tikâf, mescidde belirli bir süre kalmak, dünyâdan uzaklaşmak, ve sadece Cenâbı Hak ile baş başa olmaktır. Bu süreçte mü'minin gönlü dünyâlık meşgâlelerden temizlenir, ve Cenâbı Hak ile manevî bir bağlantı kurar» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Sizler mescidlerde i'tikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın» (Bakara 2/187) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme i'tikâfı meşrû kılar, ve şartlarını belirler. Resûli Ekrem efendimiz Ramazan ayının son on gününde i'tikâfa girerdi; ve bu sünneti hayâtının sonuna kadar sürdürdü. İ'tikâf süreci mü'mini dünyâdan koparır; ve sadece Cenâbı Hak ile baş başa kaldığında, kalbinin gerçek hâli ortaya çıkar. Bu hâli görmek mü'mine kendi nefsini tanıma fırsatı verir; ve bu tanımadan sonra kalbi temizlemek için adımlar atılabilir.
Kalbin Hastalıkları
Kalbin çeşitli hastalıkları vardır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Kalbin en yaygın hastalıkları şunlardır: kibir, ucub (kendini beğenme), riyâ (gösteriş), haset, gıybet eğilimi, kin, dünyâ sevgisi, mâl hırsı, ve makâm hırsı. Bu hastalıkların her biri kalbi kirletir, ve kalbin kirliği gözde ve dilde tezâhür eder» demektedir. Bu hastalıklar tasavvuf kitaplarında tafsîlatlı bir şekilde anlatılır. İmâm Gazzâlî hazretleri İhyâ'sının üçüncü cildinde bu hastalıkların tedâvîsini bir bir anlatmıştır. Mü'min bu kitapları okumalı, kendi kalbinde hangi hastalıkların olduğunu fark etmeli, ve uygun tedâvîlere başlamalıdır. Bu tedâvîler manevî terbiye sürecinin bir parçasıdır; ve bu süreç mü'minin hayâtının her ânında devâm eder. Asla «ben kalbimi temizledim, artık temizlemeye gerek yok» denmemelidir; çünki kalp her gün yeni izlerle kirlenebilir.
Tedâvî Yolları
Kalbin tedâvîsi için bâzı yollar vardır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Kalbin tedâvîsi zikir ile, sohbet ile, halvet ile, ve sünnete ittibâ ile yapılır. Zikir kalbin pasını siler, sohbet kalbin gıdâsıdır, halvet kalbin yüzleşme zamanıdır, ve sünnet kalbin yön gösterici prensibidir» demektedir. Bu dört yöntem bir araya geldiğinde, mü'minin kalbi temizlenir, ve hayâtının her alanına bu temizlik yansır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Şüphesiz kalpler ancak Allâh'ın zikriyle huzûra kavuşur» (Ra'd 13/28) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme kalbin asıl gıdâsının zikir olduğunu gösterir. Zikirsiz kalp aç kalır, ve açlığını dünyâlık meşgâlelerle doldurmaya çalışır; lâkin bu meşgâleler kalbi tatmin etmez, sadece daha çok kirletirler. Lâkin zikir kalbin asıl gıdâsıdır; ve zikirle beslenen kalp sağlıklı, temiz, ve huzûrlu olur.
Halvetiyye Yolunun Kalp Mîrâsı
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolu kalp terbiyesine büyük önem verir. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında, «Bu yol bir kalp yoludur. Dervîşin asıl gayesi kalbini temizlemek, ve onu Cenâbı Hak'a yöneltmektir. Bu temizlik halvet ile, esmâ ile, sohbet ile, ve sünnet ile gerçekleşir; ve sonunda dervîşin kalbi selîm bir kalp olur» demektedir. Halvetiyye dervîşi günlük zikrini çekerken kalbinin pasını siler; sohbete giderken kalbinin gıdâsını alır; halvete girerken kalbinin gerçek hâli ile yüzleşir; ve sünnete ittibâ ederken kalbinin yönünü Cenâbı Hak'a doğru sabitler. Pîr Şâbânı Velî hazretleri bu yolun pîridir; ve dervîşlerini kalp terbiyesi yolunda terbiye etmiştir. Mustafa Özbağ Efendi de aynı yolu sürdürmüştür. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen kalbini her gün biraz daha temizle. Zikret, sohbete gel, sünneti yaşa, ve fırsat bulduğunda halvete gir. Bu süreçte kalbin temizlenir, ve hayâtın da temizlenir. Çünki gönlünde olan, gözünde ve dilinde tezâhür eder; ve sen Cenâbı Hak indinde makbûl olursun» diye nasîhat eder.
- Kur'ânı Kerîm: Şu'arâ 26/88-89; Ra'd 13/28; Bakara 2/187; Hac 22/32; Hadîd 57/16; Kâf 50/33.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Îmân, kalp hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr ve's-Sıla, kalp hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-İ'tikâf.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-İ'tikâf.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 3, kalbin acâibi.
- İmâm Gazzâlî, Mîzânü'l-Amel.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Tıbbü'n-Nebevî.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle.
- Hâris Muhâsibî, er-Riâye li-Hukûkillâh.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Pîr Şâbânı Velî, Sohbet Mecmûası.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, İ'tikâf Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet gönlün merkezîliğini, iç ile dışın birliğini, i'tikâfın kalbe etkisini, kalbin hastalıklarını, tedâvî yollarını, ve Halvetiyye yolunun kalp mîrâsını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: İ'tikâf Sohbetleri