Hal

Sekir ve sahv halleri

Sekir ve sahv halleri konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Sekir ve sahv halleri hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


Bir şatahat vardır ki. Söyleyen bunu söylerken bakın söyleyen bunu söylerken doğru bir noktada söyler doğrusunu hakikattir. O söyledi. O zaman onun şatiyesi hakikat olmuş olur onu şatiyesi hakikat olduğunda o. Seker hali değildir bakın söylenen. Sözde hakikati var ise o hakikat noktasından konuştuysa bize sekirmiş gibi gelir veyahut da bize öyle gelebilir ama o şatiye. Doğrudur hakikattir buna ölçü buna deliline. Hz. Peygamber sav. Hazretlerinin ben beni ademin demesi gibi şimdi baktığımız zaman buna. Biz bir şathiyeymiş gibi görünebilir bazılarına. Ama bu. Hakikatte doğru mudur. Evet. Hakikatte doğru olduğu zaman o zaman bu bir fikir halinde söylenmiş bir söz olmuyor o zaman bu. Seker hali. Aslında ilahi hakikat noktasında bir sekir hali oluyor bu gelip geçici bir fikir hali.

olmuyor çünkü peygamberlerin üzerindeki. Tekir hali hayretin üzerine dayalıdır. Hani. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin dua edip. Yarabbi bana eşyanın hakikatini bildir benim hayretimi arttır demesi bu manadadır benim hayretimi arttır benim sekir halimi hiç kesme ben öylesine. Ben sekir halinde hakikatinin içerisinde. Yüzmek istiyorum. Senin hakikatinden hiç dışarı çıkmak istemiyorum. Beni öyle bir hale getir ki senin hakikat dairenin dışına hiç çıkmayayım ben hiç. Tabiri caizse ayılmamı ayılmayayım. Bakın ben hiç ayılmayayım o yüzden bu fikir halinin zıttı ne olmuş oluyor bu şekil halinin zıttı da. Allah bizi affetsin sal hali oluyor sau bu sav haline aklı yerinde olmak sav hali aklı yerinde olmak o kimsenin her ne yaparsa aklı yerinde yapması o. Seker halinde de olsa.

Sekir ve sahv halleri Hakkında

aklı yerinde bu kimlere ait bu peygamberlere ait bu kimlere ait bu mürşid-i kamillere ait ancak. Mürşidi. Kamiller o sav haline. Yaşar insanların içerisinde. Çünkü onlar ölçüdür nasıl peygamberler ölçü ise peygamberler ölçü ise. Mürşidi. Kamiller de ölçüdür. Çünkü insanlar onlardan din öğrenirler nasıl insanlar dini peygamberlerden öğrendilerse ve peygamberlerin halleri hakikat söyledikleri her hakikat ise. Mürşidi kâmillerin de halleri peygamberle yarıştırmak değil bu onlarla eşdeğerde tutmak değil din öğrettikleri için onların da sekir halleri. Sağol halidir hakikattir hakikate uymayan sözleri söyleyenler. Henüz daha mürşid-i. Kamil olmamışlar. Kemale ermemiş olanlardır. Çünkü. Kemale ermemiş biz onlara meczup deriz ya. Kemale ermemiş meczuplar bu manada din öğretmen noktasında etkili ve yetkili değillerdir ama toplum bu tip halleri sevdiğinden nefeslerini hoş geldiğinden hevai.

heveslerine. Hoş geldin den böyle sekir hali yaşayan insanları onlara karşı meylederler. Onlar da bu mailin cazibesine kapılıp yalan yanlış şekil hali gösterirler onların. Seker halleri asla ve asla hakikat değildir veyahut da onların şatahatları da hakikat değildir ama onlar bu yaptıkları bu şatahatla ne yaparlar etrafına insanları toplarlar etrafına insanları toplayaraktan onlara şatafat vari sözler söyleyerekten uçuk kaçık sözler söyleyerekten. Etrafındaki insanları kendilerinin çok. Erdemli olduğunu söylerler bu bizim dergahımız da bizim bazı kardeşlerin içerisine de sirayet eder işte o çok seviyor çok sevdiğinden dolayı böyle şah-tahat var sözler söylerler. Sen ne dese yapar mısın yaparsın şunu da yap dese yapar mısın. Ben yaparım sen yapar mısın ve edepsiz. Sen şeyhinin ağzından böyle bir söz duydun mu da sen.

kalkıp da. Şeyh. Efendi böyle dese yapar mısın yaparım deyip de. Şaka hattarı laf söyleyerekten. Etrafındaki insanları yola karşı laf getiriyorsun senin sen şeyhinin ağzından. Duydun mu sen bir de şeyhinin şeyhini de duymuş insansın şeyhinin şeyhini de duydun şeyhinin de sohbetlerine katıldın onun ağzından böyle şatahatvari edepsiz sözler duydun mu ki sen etrafına bunları söylüyorsun işte bu şatahat vari sözler değil bunlar nefsi hayvaninin sözleridir nefsi hayvaniye uyarsa insan haddini aşar hukukunu aşar hududunu aşar şehvetine kurban olur ve şehvetinin peşine düşer ve kendince de bunu dervişlik zanneder ve kendince de bunu sanki önemli bir söylüyormuş gibi atfeder bu doğru değildir yol. Kur’an ve sünnettir her nereye bakarsan bak her ne iş yaparsan yap. Senin sözlerin halin hareketin. Kur’an.

Sekir ve sahv halleri Sohbeti

ve sünnete uymak zorundadır nasıl. Peygamber sav. Hazretleri ümmetine bu tip şatahat vari sözler söylemedi ise bu tip şatahatvari işlerle iştigal etmediyse. Hiçbir ümmet hiç bir sufi hiçbir. Mürşit bu tip edepsiz şatahat varırlar kullanamaz bunları yapamaz yapıyorsa o kimsenin manevi bağı kesilir söylüyorsa onun manevi bağı yoktur. Hakikatte. Çünkü şatahatvari sözler müridan için konuşulmaması gereken sözlerdir ister mürit ol ister. Çavuş ol ister. Zakir ol ister nakir ol ister. Nigar halife ol senin şatahatvari söz söyleme hakkın yoktur sen henüz daha pişmedin olgunlaşmadın senin. Derviş kardeşlerine şatahat var sözler söylemek senin. Derviş kardeşlerine üst seviyeden kendince. Edebiyat yapmak hakkın değildir. Bu yanlıştır bu doğru değildir. Bu. Yolun adabında ve erkanında yoktur sufilik boş konuşma mesleği değildir sufilik boş atma.

mesleği değildir sufilik hal işi de değildir hakikat işidir. Çünkü. Seker hali bir haldir gelip geçicidir. Seker halinde duran bir sufi makbul bir sufi değildir asıl sufinin duracağı yer. Hakikat noktasıdır o zaman hakikat noktasına baktığımızda. Bizim söyleyeceğimiz her. Kur’an ve sünnete bağlı olarak kalmalıdır.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Sekir ve sahv halleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Sekir ve sahv halleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.