Sana bir vazife verilmişken ben buna konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Sana bir vazife verilmişken ben buna hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
Bir kimse bu. Derviş kardeşler için sufiler için eğer sen. Allah’a yakınlığı bulmuşken zati tecelliler. Mazhar olmuşken. Oradan geri dönmek. Oradan geri dönmek onun için büyük bir zuldür ve o hal ile hallenen her nereye yönelirse. Allah’ın yüzü oradadır ayet-i kerimesinin tecelliyat. Mazar olan bir kimsenin. Oradan geri oradan oturup. Hz. Pirin dediği gibi hani tacirliği kalkınması. Oradan geri dönüp sultanın huzurunda huzuray. Ken kapının eşiğine gitmesi. Sultan ona elini uzattığı halde o kendi heva ve hevesine uyup onun ayağını öpmeye kalkması onun ne yazık ki küstah olduğunu gösteriyor ve o ya da. Tabiri caizse derece kaybedenlerden oluyor heva hevesine uyup derecesini makamını yitirenler oluyor. Hani bazen şeyhimi ayrı tutarak. Tan söylüyorum işte bir kısım sufiler ama cahillikler inden ama.
Sana bir vazife verilmişken ben buna Hakkında
kendi kendisine gizli kibirlilik derinden ona bir vazife verilir bir görev verilir ben buna layık değilim de layık olan kardeşlere verin de derler ya o aslında ya cahildir ya da kibirlidir sebep sana bir taltif edilmiş sana bir vazife verilmiş sana bir hizmet kapısı açılmış. Sen kendi kendine ben yapamam diyorsun. Hatta bunu daha ileri götürenler oluyor ya yok işte makam toplanmış ona şeyhlik verelim demişler. O da ben layık değilim demiş. Ondan sonra. Hz. Peygambere demiş bir bunu söylerler ya hal olarak şeyhimi ayırıyorum. Sen kimsin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri sana bir vazife verecek de sen. Ben layık değilim diyeceksin. Hz. Peygamber. Haşa heva. Hevesinden mi. Konuştu kime ne verileceğini bilmedi mi sen layık olup olmayacağını.
bilmedi mi ayet-i kerimede. Peygamber ne verdiyse alın derken senin yaptığın bu küstahlığı dik alası değil mi bu senin yaptığın kendince tevazuyu gibi gösterirken. Muhammed. Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin maddede de manada da sözünü havada bırakmak değil mi sana peygamber elini uzatmış. Sen kimsin de ben. Layık. Değilim deyip de onun elini öpmeyecek veyahut da bir mürşid-i. Kamil sana bir vazife vermiş. Sen kimsin ki ben buna. Layık. Değilim deyip de vazifeyi reddedecek bunlar ya cehaletten kaynaklanır ya da gizli küstahlık kibirlilik kaynaklanır cehaletten kaynaklanır. İsa nasihate ihtiyaç vardır. Hadi bunu bir kimse. Naz niyaz etti şeyhine söyledi. Eyvallah diyelim. Sen manada. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerine. Nasıl böyle bir söylersin. Hiç mi. Yol yordam görmedin.
Sana bir vazife verilmişken ben buna Sohbeti
Hiç mi adap. Erkan görmedin. Bir şeyhe dahi itaat edilmesi gerekirken tabi olunması gerekirken. Seni şeyh. Has odasına alırken sen nasıl böyle bir yaparsın bir şeyhe dahi bir mürşid-i. Kamile dahi yapılması nankörlüğün dik alası kibirlinin sen bunu yapamazsın. Bunu. Söyleyemezsin reddedemez bunu aklından bile geçiremezsin öyle yapıyorsan. Sen direkt o efendiye küstahlık yaptın öyle yapıyorsan eğer. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri sana bir vazife verdi de sen kalkıp da ben layık değilim dediysen ya yalancısın öyle bir hal görmedin kendi kendini havalara katmak için böyle bir söylüyorsun yalancısın ya da algılıyorsun ya da hayalini hal olarak algılıyorsun ikisinden biri. Allah muhafaza eylesin.
İlgili Sohbetler
- Kim Rahman’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytanı musallat ederiz
- Bilgi kibir verirse insana bir mürşidi kamile de bağlanmaz bağlansa dahi ona tepeden bakar kendince
- Kalbinde kin ve kibir olan bir kimsenin Allah’a yakın olması mümkün değildir
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Sana bir vazife verilmişken ben buna konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Sana bir vazife verilmişken ben buna sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.