Mustafa Özbağ Efendi bu uzun sohbette «Yol uzun, asla methedenlerin methine kanmayacaksın; kanarsan kibre düşersin» nasîhatini tafsîl eder. İnsânlar metheder; bundan kurtuluşun yolu şudur: sûfîler için söylüyorum; üstâdımız bu konuda bizim ölçüyü koydu — «Bana bir hitâb geldi mi, gelmedi mi? Sen kendini cennete girdiğini, ve bir hitâba nâil olduğunu gördün mü, görmedin mi? Seni huzûra dâvet ettiler mi, etmediler mi? Sen huzûra çıktın mı, çıkmadın mı? O zamân birisi sana halîfe dese ne olacak, demese ne olacak? Birisi sana nakîbgabb dese ne olacak, demese ne olacak?» Yol uzun olduğu için aslâ methedenlerin methine kanmayacağım; methedenlerin methine bakmayacağım; bu yolda hava atma yolu değil; bu yol nefsi tezkiye yolu. Bu yolda «Ben haklıyım» diye çırpınmak değil; tevâzulu ol, yumuşak ol, toleranslı ol, güzel ahlâklı ol. Methedenlerin methine kanma; kınayanların da kınamasına bakma; kötüleyenlerin de kötülemesine bakma. Hiç unutmam: şeyhimin tavsiyesi: «Bir ayağına gül yağı dökecekler; bir ayağına ateş dökecekler; ikisini bir görmezsen kemâle eremezsin». Methedilenin methine bakarsan kibirliliğe düşersin.
Methedenlerin Methine Karşı Ölçü
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: insânlar metheder; bundan kurtuluşun yolu şudur — sûfîler için söylüyorum: üstâdımız bu konuda bizim ölçüyü koydu. «Bana bir hitâb geldi mi, gelmedi mi? Sen kendini cennete girip cennete girdiğini, ve bir hitâba nâil olduğunu gördün mü, görmedin mi? Seni huzûra dâvet ettiler mi, etmediler mi? Sen huzûra çıktın mı, çıkmadın mı?» O zamân birisi sana halîfe dese ne olacak, demese ne olacak? Birisi sana nakîbgabb dese ne olacak, demese ne olacak?
Bu Yol Nefs Tezkiyesi Yoludur
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: yol uzun olduğu için aslâ methedenlerin methine kanmayacağım; methedenlerin methine bakmayacağım. Bu yolda hava atma yolu değil; bu yol nefsi tezkiye etme yolu. Bu yol onabuna ahkâm kesmek, onabuna bağırıpçağırmak yolu değil. Bu yolda «Ben haklıyım» diye çırpınmak değil; tevâzulu ol, yumuşak ol, toleranslı ol, güzel ahlâklı ol.
Met-Kınama-Kötüleme: Üçüne de Bakma
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: methedenlerin methine kanma; kınayanların da kınamasına bakma; kötüleyenlerin de kötülemesine bakma. Cenâbı Hak âyeti kerîmede mü'mînin sıfatlarını sayarken «Hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar» (Mâide 5/54) buyurmuştur. Mü'mîn ne methe kanar, ne kınamaya üzülür, ne de kötülemeye aldırır.
Şeyh Efendinin Gül Yağı ile Ateş Tavsiyesi
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî tavsiyeyi tafsîl eder: hiç unutmam şeyhimin tavsiyesini. Böyle koltuğun ucuna oturdu, «Otur şuraya» dedi; oturdum ben önüne; «Bundan sonra dedi: bir ayağına gül yağı dökecekler; bir ayağına dedi ateş dökecekler; ikisini bir görmezsen kemâle eremezsin Mustafâ Efendi» dedi. Bursa'ya yeni geldim; yıl 91'di bunu söylediğinde. «Bir ayağına gül yağı dökenler olacak, methedecekler, seni sevecekler; bir ayağına da ateş dökecekler, seni yakacaklar, seni kötüleyecekler — ikisini bir tutmazsan kemâle eremezsin» dedi.
Methe Bakarsan Kibre Düşersin
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: demek ki ne olacak: methedilenin methine bakarsan kibirliliğe düşersin. «Sen eski dervîşin canım; sen daha iyi biliyorsun; sen kaç tâne şeyh gördün» — mâşâallâh kardeş; eskiyeyeniye bakmıyor burası. Kim hulûsi kalp ile Allâh dedi, o yol yürür. Kim hizmet etti, o yol yürür. Eski olmuşun önemli değil ki — denizin dibindeki taş da eski; su almadıktan sonra ne anlamı var? Su alacak içine; ne olacak ki? Su almayınca okyanusun dibinde dursun, önemli değil.
Tirmizî'den Kibirlilerin Mahşeri
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîsi şerîfi tafsîl eder: bu methler neticesinde kibre düşen kimse için Tirmizî'de nasıl bir hadîsi şerîf var: «Kıyâmet gününde kibirli kişiler zerre kadar küçük adamlar şeklinde haşrolunacaktır; her tarafından zillet, ve miskînlik akacaktır. Cehennemdeki Bûlas adında bir zindana sürüleceklerdir; üzerlerine alev alev ateş yükselecek; ayrıca tînetü'lhabâl denilen cehennem ehlinin irinlerinden içirileceklerdir» (Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâmâ 47).
Tînetü'l-Habâl Nedir?
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akâidî hakîkati tafsîl eder: tînetü'lhabâl ne biliyor musunuz? Bir kimsenin cehennemde içeceği bir özel irindir; sarhoş edici, insânın aklını gideren içki gibi — bütün türleri dâhil, uyuşturucu gibi bütün türleri dâhil. Aklı giderici bu tip maddeleri kullananlara, bu tip içkileri içen kimselere cehennemde içirilecek olan özel bir irindir. Yalnız burada şunu dikkatinizi çekmek istiyorum: hadîsi şerîfte methedilen de sarhoş oluyor; içki içen de sarhoş oluyor — ikisi de sarhoş; o zamân ikisi de aynı tînetü'lhabâl irininden içirilecek.
Dünyâ Sarhoşlukları
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî tahlîli tafsîl eder: dünyâ sarhoşu olabilirsin; ondan içirilecek. Bir kimsenin 3 beş kuruşu var, sarhoş olmuş; dünyâyı o yarattı sanki — Allâh muhâfaza eylesin. Adam parasının zenginliğine sarhoş olmuş; veyâhut da siyâsetçi geldiği makâmın sarhoşu olmuş; veyâhut da belediye başkanı, müdür, âmir, bürokrat — adam bulunduğu makâmın sarhoşu olmuş. Sarhoş olunca ne oluyor: adam harâm tanımıyor, helâl tanımıyor, zayıf tanımıyor, kuvvetli tanımıyor, fakîr tanımıyor, zengin tanımıyor — o oranın sarhoşu olmuş.
Sûfînin Hâl-Rüyâ Sarhoşluğu
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî îkâzı tafsîl eder: aynı sûfîlerde de vardır: bir rüyâ görür, sarhoş olur; kendini oldum zanneder. Bir hâl görür, sarhoş olur; kendini oldum zanneder. Ona bir vazîfe verirsin, o bütün vazîfeyi aldı ya, sarhoş olur, her tarafa asıpkesmeye çalışır; ahkâm keser. Kardeş, sûfîlikte vazîfe demek hizmet edeceksin demek. Hizmet edeceksin; bağırıpçağırmayacaksın; kızmayacaksın kimseye; tepeden bakmayacaksın kimseye; «Sen kalk buradan» demeyeceksin. Hürmet edeceksin — çocuğa dahi hürmet edeceksin.
Devri Veled: Çömez Dervîşin Önünde Eğilmek
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî misâli tafsîl eder: hani devri veled var ya Mevlevîlik'te. Devri veledin en sonundaki sûfî en çömez sûfî, en çömez dervişin önünde boyun büker; en çömez dervîşe boyun büker. Çünki o en çömez dervîş geleceğin mürşîdi kâmilidir; o üstâdı geçecektir. Sebep çünki âhir zamandır; her gelecek zamân geçmiş zamânı aratacaktır; her gelecek zamân daha kötü bir zamân olacaktır.
Geleceğin Zorluğu
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: o daha kötü bir zamânda üstâdlık yapacaktır; o daha çirkef, daha çirkin bir zamânda üstâdlık yapacaktır; onun işi geçmişten daha zordur. O yüzden üstâd onun önünde eğilir, der ki: «Sen benden daha fazla zorluk çekeceksin; sen benden daha fazla çile çekeceksin; sen benden daha fazla sıkıntı çekeceksin; çünki senin zamânında daha da bozulacak ortalık».
Mustafa Efendi-Hacı Alâyâr-Ebû Bekir Baba
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî târihi tafsîl eder: şimdi eski dervîşleri dinlerdim ben: «Ah Mustafâ Efendi şöyleydi; Mustafâ Efendi böyleydi». Doğru, öyleydi; ama Mûsâ Efendi'nin imtihânıyla Abdullâh Efendi'nin imtihânı aynı olmadı, aynı olmadı. Bunu küçümsemek için söylemiyorum. Mustafâ Efendi kurulu bir düzenin üzerine oturdu — kurulu düzen, dergâh var, devâm ediyor. Ondan önce Hâcı Alâyâr Efendi de kurulu bir düzenin üzerine oturdu. Ondan önce Çorumlu Ebû Bekir Baba — onun da rüyâsında annesi görüyor; dergâhı, tekkeyi yapıyor. Daha o seyâhatte 7 yıl seyâhat yapıyor; çünki oradan geliyor pâyitahta, İstanbul'a icâzetini mühürletmeye, Çorum'a geliyor; Çorum'da dergâh hâzır.
Kim Şeyhlik Yaparsa Yapsın
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî hakîkati tafsîl eder: ben efendim vefât ettiğinde dedim ya: «Kim gelip şeyhlik yapacaksa yapsın» — gelsin yapsın. Hâlâ daha diyorum: «Kim ben bu şeyhliği yaparım, bu topluluğu ben götürürüm diyorsa gelsin». Sebep: daha da zorlaşıyor; çünki daha da zorlaşacak. O yüzden üstâd ne yapar: orada o geleceğin mürşîdini simgeliyor o küçücük çocuk. Onun önünde eğilir; burada kibir yapmaz; burada sarhoşluk yapmaz; makam sarhoşluğu yapmaz.
Makam Vermek: Sorumluluk Vermek
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: bir kimseye makam verilmesi demek sorumluluk verilmesi demektir. Tevâzu gösterecek; mücâdele edecek; alçak gönüllü yürüyecek; taş atan da olacak, gül atan da olacak; küfreden de olacak, methedeyim de olacak. Şeyh Efendi öyle dedi: «Söveni de sevenimiz de eksik olmaz Mustafâ Efendi» dedi.
Kemâle Erme Yolundaysan Sabredeceksin
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: söven de olacak, seven de olacak; seviyorum diyen de taş atacak sana; seviyorum diyen de nazlanacak sana; hepsini yaşayacaksın. Kemâle erme yolundaysan sabredeceksin; kemâle erme yolundaysan diyeceksin ki: «Bunların hepsi de geçici; hepsi de dünyâ üzerinde kalacak. Şeyh de deseler dünyâda kalacaksın; halîfe de deseler dünyâda kalacak; nakîbgabb da deseler, halîfe de deseler, zâkir de deseler, dünyâda kalacak. Öldüğünde Allâh'la başbaşasın; amellerinle başbaşasın». O zamân sen burada amelini temiz tut, ve o sarhoş olma. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni metkınamakötülemeye eşit bakmaya, ve sarhoşluktan arınmaya yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Mâide 5/54; A'râf 7/199; Lokmân 31/18; Furkān 25/63; İsrâ 17/37; Hicr 15/88.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Edeb.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân 147.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâmâ 47, Bûlas zindanı ve tînetü'lhabâl hadîsi.
- Süneni Tirmizî, Birr 61.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Beyhakî, Şu'abü'l-Îmân.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Metzem ve sarhoşluk bahsi.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- Hz. Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî, Devri Veled bahsi.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- Hâcı Alâyâr Efendi, Çorumlu Ebû Bekir Baba — Halvetiyye silsilesi.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Kibir ve Tevâzu Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu uzun sohbet methedenlerin methine karşı ölçüyü, bu yolun nefs tezkiyesi yolu olduğunu, metkınamakötülemeye bakmamayı, şeyh efendinin gül yağı ile ateş tavsiyesini, methe bakarsan kibre düşmeyi, Tirmizî'den kibirlilerin mahşerini, tînetü'lhabâl içkisini, dünyâ sarhoşluklarını, sûfînin hâlrüyâ sarhoşluğunu, devri veledde çömez dervîşin önünde eğilmeyi, geleceğin zorluğunu, Mustafa Efendi-Hâcı Alâyâr-Ebû Bekir Baba silsilesini, kim şeyhlik yapsın çağrısını, makam vermenin sorumluluk olduğunu, ve kemâle erme yolunda sabretmeyi tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Kibir ve Tevâzu Sohbetleri