Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Kibir ·

İnsanlara üstten bakmak, üstenci bir tavır ile davranmak sufi ahlakı değildir

Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez bir adam dedi ki fakat kişi elbisesinin ve pabuçlarının güzel olmasını ister. Allah resulü şöyle buyurdu. Allah güzeldir güzelliği sever senin ...


Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette insânlara üstten bakmak, ve üstenci bir tavırla davranmanın sûfî ahlâkı olmadığını tafsîl eder. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.» Bir adam dedi: «Fakat kişi elbisesinin, ve pabuçlarının güzel olmasını ister.» Allâh Resûlü şöyle buyurdu: «Allâh güzeldir, güzelliği sever» — yâ'nî senin iyi giyinmen Allâh'ın hoşuna gider, Allâh onu sever; ama lükse kaçma. Bir dervîş dilenci gibi olmayacak; Cenâbı Hak verdiği nî'meti kulunun üzerine görmek ister; ama sen kalkıp da marka budalası, gösteriş manyağı olma. 35-40 bin lira takım elbiseye verme; iyi giyinmek, güzel giyinmek câizdir. Kibir Hakk'ı inkâr edip insânlara üstten bakmaktır. Sen insânlara üstten bakarsan sûfî terbiyesi almamışsın; tepeden konuşuyorsan, üstten konuşuyorsan sûfî terbiyesi almamışsın. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Size ehli cenneti göstereyim mi? Bir kimse bir topluluğa girdi, hiç kimse ona özel bir muâmelede bulunmadı; sonra çıktı, gitti, hiç kimse ona özel bir muâmelede bulunmadı — ehli cennet odur.» İnsânlara üstten bakmak, üstenci bir tavırla davranmak, üstenci bir kimliğe bürünmek sûfî ahlâkı değildir.

Kibir: Hakk'ı İnkâr ve İnsânlara Üstten Bakmak

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez» (Müslim, Îmân 147). Bir adam dedi: «Fakat kişi elbisesinin, ve pabuçlarının güzel olmasını ister.» Allâh Resûlü şöyle buyurdu: «Allâh güzeldir, güzelliği sever; kibir Hakk'ı inkâr etmek, ve insânları küçük görmektir.» Demek ki kibir hem hakkı kabûl etmemektir; hem de insânları küçük görmektir.

Allâh Güzeldir, Güzelliği Sever

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: senin iyi giyinmen Allâh'ın hoşuna gider; Allâh onu sever; ama lükse kaçma. Ben derim ya: bir dervîş dilenci gibi olmayacak; Cenâbı Hak verdiği nî'meti kulunun üzerine görmek ister; ama sen kalkıp da marka budalası, gösteriş manyağı olma. Sen gidip de «Ben takım elbise alacağım» deyip 35-40 bin lira takım elbiseye verme; iyi giyinmek, güzel giyinmek Allâh'ın hoşuna gider, ama marka budalalığı, marka sarhoşluğu yok.

Tepeden Bakmak Sûfî Ahlâkı Değildir

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: sen insânlara üstten bakarsan sûfî terbiyesi almamışsın. Sen insânlara tepeden bakıyorsan sûfî terbiyesi almamışsın. Tepeden konuşuyorsan, üstten konuşuyorsan sûfî terbiyesi almamışsın. Sen nefsine dur de; de ki «Bu topluluğun en zayıfı, en ednâsıyım» öyle. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Mü'mînlere tevâzu kanadını ger» (Hicr 15/88) buyurmuştur.

Dergâhta Yer: Gösterilen Yere Otur

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir sûfîlik kâidesini tafsîl eder: dervîşler içeri girer böyle: «Nereye, nereye oturacağım? Hani ona bir yer gösterin». Hemen kardeş, girdin içeri, en yakın, en münâsip yere otur. Veya birisi dedi ki «Şuraya otur» — oraya otur. «Sen kimsin benim yerimi değiştirecek?» — bırak, onun vazîfesi var orada; ona demişler ki «Buraya şunlar otursun, buraya bunlar otursun». Sen gösterilen yere otur, git veyâhut da boş bulduğun bir yer neresi, git, cemâatın en arkasına otur.

Ehli Cennet: Önemsenmeyen Sûfî

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîsi şerîfi tafsîl eder: «Size ehli cenneti göstereyim mi?» — «Bir kimse bir topluluğa girdi, hiç kimse ona özel bir muâmelede bulunmadı; sonra oradan da çıktı, gitti, hiç kimse ona gene özel bir muâmelede bulunmadı — ehli cennet odur, ehli cennet odur» (Beyhakî, Şu'abü'l-Îmân; Hâkim, Müstedrek). Tâm metin aklımda değil, manâ olarak böyle, ama bir kimse bir topluluğa girdi, hiç kimse oralı olmadı — «Mustafâ Beyler hoş geldiniz!» öyle değil. Bunu dedikleri anda sen zâten uçuyorsun; bütün herkes dönüyor bakıyor: «O birisi gelmiş — kim, Mustafâ Bey mi?» E tabii sen başlıyorsun «Mustafâ Bey» diyecekler; öyle Mustafâ Bey oluyor.

Aynı Hâl Dervîşlikte de

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: aynı dervîşlikte de aynı; içeri girdin: «O abimiz, ya filanca» — bırak kardeş, sen kendinde bir şey görme, git otur. Allâh muhâfaza eylesin. İnsânlara üstten bakmak, üstten davranmak, üstenci bir kimliğe bürünmek sûfî ahlâkı değildir. Haklı bile olsan üstenci bir tavırla, üstenci bir söz ile, üstenci bir bakış ile davranırsan sen dervîşlik nasîbini almamışsın daha; yok. Sen o kibri yenmemişsin içindeki.

Zâkir, Çavuş, Şeyh: Üstenci Tavır Yok

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: ister zâkir ol, ister çavuş ol, istersen şeyh ol — üstenci bir tavır, üstenci bir söz, üstenci bir mimik dervîşlik ahlâkı değildir; seni helâk eder; Allâh muhâfaza eylesin, âmîn. Tasavvuf yolunda makam ne olursa olsun, üstenci tavır kibrin tezâhürüdür; bu da sûfîyi helâke götürür.

İbn Ömer'den Eteğini Sürükleyen Hadîsi

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda muazzam bir hadîsi şerîfi tafsîl eder: İbn Ömer radıyallâhu anhümâ'dan rivâyet edilen hadîsi şerîf: «Sizden öncekilerden bir adam böbürlenip eteğini sürükleyerek yürürken birden yere battı; kıyâmet gününe kadar o hâlâ yerin dibine doğru batıp gitmektedir» (Buhârî, Libâs 5; Müslim, Libâs 49). O zamân elbiseni kibir aracı yapma, arabanı kibir aracı yapma, ayakkabını kibir aracı yapma, kılıkkıyâfetini kibir aracı yapma. Böyle yaparsan manen batarsın. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni üstenci tavırdan arınmaya, ve gösterilen yere oturmaya yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.

  • Kur'ânı Kerîm: A'râf 7/13, 199; Hicr 15/88; İsrâ 17/37; Lokmân 31/18; Furkān 25/63.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Libâs 5, Eteğini sürükleyen hadîsi.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Edeb.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân 147, Kibir hadîsi.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Libâs 49.
  • Süneni Ebû Dâvûd.
  • Süneni Tirmizî, Birr 61.
  • Süneni Nesâî.
  • Süneni İbn Mâce.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Beyhakî, Şu'abü'l-Îmân, Ehli cennet hadîsi.
  • İmâm Hâkim, el-Müstedrek.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Kibir ve tevâzu bahsi.
  • İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Kibir ve Tevâzu Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet kibrin Hakk'ı inkâr ve insânlara üstten bakmak olduğunu, Allâh güzeldirgüzelliği sever hadîsini, tepeden bakmanın sûfî ahlâkı olmadığını, dergâhta gösterilen yere oturmayı, ehli cennet hadîsini, dervîşlikte aynı hâli, zâkirçavuşşeyh için üstenci tavır olmayışını, ve İbn Ömer'den eteğini sürükleyen hadîsini tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Kibir ve Tevâzu Sohbetleri