İlim

Müslümanları maneviyattan, manadan uzaklaştırdılar

Efendim Kur’an tam olarak anlaşılamadı ifade buyurdunuz. Biz de iman ediyoruz. Eee sureyi hatırlamıyorum. Kur’an-ı Kerim’deki tabiri fil ilimde rasih olanlar ilim ledine sahip olanlar mı bunları anlayabilenler sadece? >> Onlardı tamamı değil. Gerektiği kadar. >> Aktıldığı kadar mı? Vahyedildiği kadar mı? >> Gerektiği kadar. Ne kadar gerekiyorsa o kadar. Faydasız ilimden Allah’a sığınırız. Hadis-i şerif gerektiği kadar daha ileri seviyede Asshap bunu söylerdi.

Onlara da gerekmedi. Tabiin, teba tabiin. Bakıyoruz onlara da gerektiği kadar verilmiş. Çünkü o Kur’an bu manada başlı başına bir sır gerektiği kadar >> o zaman kıyamete kadar anlaşılamayacak. Kesinlikle mi? >> Ya zaten Allah Resulü diyor ki sallallahu aleyhi ve sellem benden önce dinin yarısı yaşandı. Benim zamanımda %25’i yaşandı. Ahir zamanda da kalan %25’i yaşanacak diyor. Ama ben şuna inanıyorum. Kıyamet kopuncaya kadar dahi Kur’an-ı Kerim tam olarak anlaşılabilmiş olmayacak.

Bu benim kendi inancım. Biz anlayamayacağız. Yani insanlar onu tam olarak anlayamayacaklar. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ben hani en yüksek derecede anladığına inanıyorum. Bak en yüksek derecede onun anladığına inanıyorum. O da aktarmadı. İfade buyurdunuz. Peki gerek gereklilik zamansal >> gereklilik toplumsal zamansal hepsi de var işin içinde. Şimdi ben burada oturayım size. Muhyiddin İbn Arhabi’den melekutla melekut alemindeki ruhaniyetlerin normal zahiri görünebileceğini anlatayım.

zahiren görünen, şehadetteki görünen varlıkların da melekut aleminde farklı bir şekilde görünebileceğinden anlatayım. Hadislerle ben bunu donatayım burada. Şimdi çok özür dilerim burada kardeşleri küçümsemek için değil. Kaç tanesi içimizdekilerin kaç tanesi böyle bir hali yaşadı? bunu anlayabilmesi için ben bunu edebiyat olarak anlatılması olarak değil anlayabilmesi için kaç tanesi böyle bir hal yaşadı? Bunlar böyle hani dinin kendi içerisinde geçen şeyler.

Şimdi anlatıyoruz değil mi? Hadis-i şerifte diyoruz ki geldi birisi bak dinin temel sorusu. Geldi bir kimse dedi ki iman nedir? İslam nedir? İhsan nedir? Kıyamet ne zaman kopar? Alametleri nelerdir? Bunları sordu mu? Allah Resulü o gittikten sonra dedi ki, “Bu soruyu soran kimdi? Bildiniz mi?” Sahabe dediler ki, “Dıhyeydi.” Allah Resulü de dedi ki, “Sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, “O dıhye değildi. Cebrail kardeşimdi. Bir de kardeşim sözü var.

Cebrail kardeşimdi. Size dininizi öğretmeye geldi. Şimdi oradaki sahabeler derinlemesine bütün her şeylerini dine Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin indirmiş olduğu dine vakfetmişler her şeylerini. Hani tabiin diyor ya tebay tabini diyor. 3üncü kuşağı diyor. İkinci kuşak 3üncü kuşağı diyor. Birinci kuşak için diyor ki siz onları görseydiniz bunlar deli derdiniz. Onlar da sizi görseydi bunlar dinden dönmüşler sizi kılıçtan geçirirdi diyor.

Şimdi böyle bir sahabe onu dıhye olarak gördü. Onu Cebrail Aleyhisselam olarak görmedi. Onun Cebrail Aleyhisselam olduğunu Hazreti Peygamber efendimiz söyledi. E şimdi demek ki melekut alemindeki ruhaniyetler insan suretinde görünebiliyor mu? Yani biz onları insan suretinde görüyoruz ama biz onun gerçek hakikatini görüyor muyuz? Aynı şekilde zahirde gördüğünüz kimseler, şehadet aleminde bir kimse melekut aleminde farklı bir şeyde görünebilir mi? El cevap görünebilinir.

Müslümanları maneviyattan, manadan uzaklaştırdılar Hakkında

Peki bunu anlattık. Yaşayan kim? Benim ifade etmeye çalıştığım şey bu. Yani biz Kur’an’ı bu noktada anlamaktan uzağız. E şimdi bütün İslam dünyasına bangır bangır bağırdılar mı rüyayla amel olmaz diye? İlahiyatlarda, diyanetlerde bangır bangır bağırıyorlar, değil mi? Rüyayla amel olmaz. E ezan neyle amel ediliyor? Rüyayla desene. Rüya ile amel olmaz de. Hadi ezanı değiştir veya kapat. Bang bağırıyorlar değil mi? Rüyayla amel olmaz. Peki Bedirle alakalı ayet-i kerimede size kafirlere az gösterdik.

Kafirlere de size az gösterdik. Ayette sabit mi? Az gösterdik diyor ya. Az gördüler yürüdüler savaşmak için. E rüyayla amel ettiler. Yusuf’un kıssasında rüyayla amel edildi. Bu insanları hani maneviyattan manadan uzaklaştırma. Hazreti peygamber de peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür. Sahih rüya dedi. Bizim ilahiyatçılar da diyanetçiler de bangır bangır bağırıyor. Rüyayla amel olmaz. E hadis-i şerif var. Peygamberliğin 46 cüzünden bir cüz. Ne yapacağız şimdi o zaman?

Burada büyük bir oyun var çünkü. Yani buna artık böyle bağırasım geliyor. Bir kısım çevreler insanların dinle bağlarını, maneviyatla bağlarını kesmek için yetiştirilmişler. Perdelemek için yetiştirilmişler. Ben artık ne ilahiyata ne Diyanete inanmak istemiyorum. İnanmak istemiyorum. Acı şeyler bunlar. Yani dıhye suretinde gördüğü iyi. Ya ben dıhye suretinde görmek istemiyorum. Bunun bana yolunu kim gösterecek? Ben o göz tembelliğini, o mana tembelliğini yaşamak istemiyorum.

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ashabı cinni taifesini görüyordu bazıları. İyi kardeş kim görüyor şimdi? Cinni tayfesini görsek biz böyle zahiren kafayı oynatır bizim insanlarımız. Cinni tayfesi deyince aman o üç harflilerden bahsetme. Kur’an bahsediyor. Cin suresinde hususi var. İyi görünür kardeşim. görünür, konuşulur da görünür de. Ama normalde şimdi insanlar öyle bir haleti ruhiye kattılar ki yani cin deyince cin çarpımışa dönüyorlar.

Sadece gördüğümüz bu bu alem yok ki. Elhamdülillahi rabbil alemin. Alemlerin rabbine hamdediyoruz. Kaç alem gördük kardeş? Kaç alem dolaştık? Geldiğimiz alemi gördük mü ya? Geldiğimiz alemi gördük mü? Ruhlar alemini gördük mü? E yürü geriye doğru. Hadi sorguyu orada ben sizin rabbiniz değil miyim hitabını aldık mı? O estanteneyi yaşadık mı? Senin ruhun orada. Sen benim rabbimsin dedi. Secde etti. Onu gördük mü? O ruh bizde. Şimdi o ruh bizde. Oradaki ruh ayrı, buradaki ruh ayrı değil.

E ne zaman yaratıldı onu da bilmiyoruz. E şimdi ne diyor ilahiyatçılar? Bir kısmı anne karnına düşünce diyor Cenabı Hak yeni ruh ona üfler. İlahiyatçılar böyle demiyor mu? E Cenabı Hak o zaman çok özür dilerim. Kime dedi ben sizin rabbiniz değil miyim diye. Madem anne karnına düşünce yaratıyor yeni ruhlar alemindi. Yok o zaman ama ayet-i kerimede diyor ki oradaki misakınız var, sözünüz var diyor. E şimdi o anne karnına düştüğü anda ona Cenabı Hak ruhu yeni yarattı.

Müslümanları maneviyattan, manadan uzaklaştırdılar ve Önemi

ona üfledi deyince ruhlar aleminde o zaman Cenabı Hak çok özür dilerim ama havaya mı sordu? Ben sizin rabbiniz değil miyim diye. Birçok ayet-i kerime var orada söz verdiniz diye. Bunlar işi akılsallaştırmak için çığrından çıkarıyorlar. Dini akılsallaştıracaklar. Sen ruhun varlığını kabul ettiğin anda din akılsallaşmaz. Sen iman kalb ile tasdik dediğin anda akılsallaşmaz. Sen ahiret dediğin anda akılsallaşmazdın. Ama amaç akılsallaştırıp bu akıl dışı deyip ayet-i kerimelerin büyük bir kısmını yok edecekler.

Akıl dışı çünkü. Ama çok o yüzden masum bir ilim olarak görmüyorum veya masum bir ilim fantezisi olarak da görmüyorum. tasarlanmış, ayarlanmış, cımbızla çekilmiş insanların ahiret inancını, ahiret inancını yok ediyorlar. Yani birisi de çıkıyor kabir azabı yok diyor. Öbürkü çıkıyor hani Paulos vari bir İslam getirmek istiyorlar. Buna zaten siyaset yatkın, iş çevreleri yatkın, dünya çevresi yatkın. Buna hepsi de yatkın yani. Çünkü hani Kur’an ve sünnet deyince farklı bir ideoloji çıkıyor ortaya ara.

Bakın inançla alakalı değil. Sadece bir ideoloji çıkıyor. Kur’an sünnet deyince ekonomisi, sosyal hayatı, ondan sonra askeri hayatı, devlet eee çalışması sistemi komple hayatı içine alan bir ideoloji çıkıyor. Bildiğiniz ideoloji çıkıyor. Yani bundan sıyrılmak istiyor. İslam dünyası da bundan sıyrılmak istiyor. Yani Müslümanların başındaki hükümetler, krallar, kraliçeler, ne bileyim devlet başkanları, işin siyasetinde olanlar İslam’ın bu ideolojik yönünü görmek istemiyorlar.

Yani sadece namazı kılacaksın, orucu tutacaksın, hatta namazı da vaktin olursa kılacaksın. Hatta namaz da salat demektir. Salat da övmek demektir. Sen översen namazda kılmış olursun. Sıkıntı değil. Gece gündüz sen Allah’ı öv. Namaz o namaz değil. Muhteşem bir savaş var. Ve bizim içimizdeki satılmış alim müsvetteleri, satılmış şeyh müsvetteleri, satılmış siyaset müsvetteleri, satılmış bürokrat müsvetteleri bunlara çanak tutuyor. Yani böyle otur bir ilahiyatçıyı dinle tabiri caizse bam tellerine basıyor olumsuz olarak.

Yani o gençler de tabii bir bakıyor, bir onu söylüyor, bir onu söylüyor ortasını bulmuyor veyahut da onun normalde gerçeğini, hakikatini söylemiyor. İnsanlar dinden soğuyorlar. E bizim gibi 3 be konuşanı da bir iki mahkemeye veriyor zaten. Onu da susturmaya çalışıyor. Uydur kaydır bir yerden bir şey bulacak. Yani Mehmet Emin uğraşıyor sonra. Y çok basit yani. Koca Bursa müftüsü adam çıktı. Benim hakkımda vaazı nasihat etti. Allahlık iddia ettiğime dair. Adamlar mahkemeye verdi.

Bakın mahkemeye verdi. Ben Allahlık iddia etmişim. Bizim Hacı Arkan’ın rüyasından dolayı.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.