Münkirler, İnkârcılar, Kâfirler — Kur’ân ve Sünneti Dinlemek İstemezler
Münkirler, inkârcılar, kâfirler — Kur’ân ve sünneti dinlemek istemezler. Çünkü hakkı duymak onları rahatsız eder; pozisyonlarını tehdit eder. «Onlar ‘Kur’ân okunduğunda işitmeyin, onun içine gürültü katın’ dediler» (Fussilet 26). Modern inkârcılar da aynı: Kur’ân okunan ortamlardan kaçar, sünneti tartışmalı yapar, hadîs kaynaklarını zayıflatmaya çalışır. Mü’min bunları bilmeli; aynı stratejiye düşmemeli.
Fussilet 26 — Câhilî Müşrik Tavrı
Fussilet 26 câhilî müşriklerin tavrını anlatır. «Kur’ân okunduğunda gürültü çıkarın; belki üstün gelirsiniz». Yâni Kur’ân’ın etkisini engellemek için ses çıkarma stratejisi. Bu çok eski bir taktiktir; bugün de uygulanıyor. Kur’ân tilâveti olan ortamda gürültü, dikkat dağıtma, alay etme.
Hakkın Etkisi — İnkârcıyı Korkutur
Hakkın etkisi inkârcıyı korkutur. Kur’ân okunduğunda — kalpler titrer; fıtrât uyanır; inkâr zayıflar. İnkârcı bu etkinin gerçekleşmemesi için çaba sarf eder. «Bunu dinleme», «Bilim böyle demiyor», «Bu eski kitap» tarzı sözlerle Kur’ân’ı dinleten kişileri uzaklaştırmaya çalışır.
Modern Hadîs Saldırısı
Modern inkârcılar hadîslere özellikle saldırır. «Hadîslerin çoğu uydurmadır»; «Buhârî bile sahih değildir»; «Sâdece Kur’ân yeterlidir» tarzı söylemler. Niçin hadîslere saldırı? Çünkü hadîsler — sünnetin kaynağı; pratik uygulama. Kur’ân’ın hayata geçişi. Hadîsi kaldırırsanız — sünnet düşer; din kuru bir teoriye dönüşür.
Mü’minin Sahih Tavrı
Mü’minin sahih tavrı — hakkı dinlemektir. Kur’ân okunduğunda — sessizce dinlemek. Sünnet anlatıldığında — saygıyla almak. Bilgilenip öğrenmek. İnkârcılar gibi davranmayıp — açık zihinle ve kalp ile yaklaşmak. Bu mü’minin alâmeti.
Tebliğin Sınırı — Zorlamak Yok
Mü’min hakkı tebliğ eder; ama zorlamaz. «Dînde zorlama yoktur» (Bakara 256). İnkârcı dinlemek istemiyorsa — mü’min ısrar etmez. Sâdece kalbi açık olanlara aktarır. Bu sünnet usûlüdür. Hz. Peygamber de dinlemek istemeyenlerin peşinden koşmadı.
Hidâyet — Allâh’tan
Hidâyet Allâh’tandır; mü’minin elinde değil. «Sen sevdiğine hidâyet veremezsin; Allâh dilediğine hidâyet verir» (Kasas 56). Hz. Peygamber bile amcası Ebû Tâlib’i kurtaramadı. Mü’min duâ eder; gücü yettiğince tebliğ eder; ama sonucu Allâh’a bırakır.
Açık Kalpli Olmak
Mü’min açık kalpli olmalı. Yeni bir hadîs duyduğunda — reddetmeden önce araştır. Bir âyete farklı bir tefsîr önerildiğinde — sahih ulemâya dan. İnkârcı gibi kapalı zihinli olma; ama her şeyi kabûl eden de olma. Sahih bir denge gerekir.
Niyâz — Hakka Açık Kalp
Niyâz: «Yâ Rab, beni Kur’ân ve sünneti dinleyen, sevgiyle alan bir mü’min eyle. Modern hadîs saldırılarına karşı koruyucu ol. Açık kalpli; ama sahih ulemâya dânışan biri olarak yetiştir. İnkârcıların stratejilerinden beni uzak tut. Hidâyetin Senin elinde olduğunu hatırlatan ferâset ver.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi hakka açık mü’minler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: İnkâr, Hadîs, Hidâyet. → Tasavvuf Sözlüğü