Mesnevi Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 971-974. Beyitler Şerhi

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 3 • 40/46

971-974. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

Malum, biz bugün yine mesnevi okumaya da yine de devam edeceğiz. inşallah kaldığımız yerden, 971. beyitte, yani konu başlığında kalmıştık. Yine aslanın çalışmayı tevekküle tercih etmesi ve çalışmanın faydalarını bildirmesi. Hz. Mevlana Celaleddin i Rumi hazretleri, cebriye ekolü ile cebriye düşüncesi ile ehl-i sünnet düşüncesini birbiriyle, aslan ve yırtıcı hayvanlar ve av hayvanları olarak, onları konuşturaraktan meseleyi bizi anlatıyor. Hani biz hayvanları, ormandaki hayvanları konuşturan sadece La Fontaini biliyor ya bizim çocuklarımız. La Fontaine’den başka kimseyi bilmiyorlardı. Oysa Hz. Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri mesnevisinde La Fontaine’den önce av hayvanlarını konuşturmuş, aslan ve hayvanları konuşturmuş. işte kuşu konuşturmuş veyahut da fili konuşturmuş, değişik hayvanları mesnevinin içerisinde değişik bir şekilde konuşturmuş. Bu normalde aslında değişik bir sanattır. Öyle söyleyelim. Farklı bir kültürdür. Avrupa bu kültürü ne yazık ki islam dünyasından almış. Onlar istemiyorlar böyle bir şey. O yüzden onlar için ne yazık ki dedim ve bu kültür bizde var ama biz bu kültüre tam sahip değiliz. Mesela eskiler o yüzden mesela bir ağacı konuştururlar, bir kuşu konuştururlar, eskiler bir karıncayı konuştururlar, bir cırcır böceğini konuşturdular, eskiler bir kapıyı konuştururlar, eskiler ölmüş bir kimseyi konuştururlar örneğin veyahut da eskiler kinaye yaparlar, birisini konuştururlar. Sanki o konuşuyormuş gibi, onun dilinden konuşuluyormuş gibi onun dilinden konuşurlar, böyle mesajlarını verirlerdi veyahut da eski sufiler mesela bu benim düşüncem demezlerdi, onu sanki şeyhleri söylemiş veyahut da onu başka bir zat söylemiş gibi veya bir misafir söylemiş veya yoldan geçen bir kimse söylemiş gibi söylerler, konuşurlardı. Bu da

ayrı bir üsluptu. işte Hz. Mevlana Celaleddin i Rumi hazretleri de mesnevide aslanla av hayvanlarını konuşturuyor. Cebriye düşüncesi ile ehl i sünnetin pak, temiz düşüncesini bir şekilde bizlere aktarıyor.Bizim nasıl düşünmemiz gerektiğini bize yol çiziyor ve cebriyeye karşı cebriyecilerin sunmuş olduğu donelere, cebriyecilerin sunmuş olduğu ölçüleri, aslanı konuşturaraktan cevap veriyor ve aslan:

Yine aslanın çalışmayı tevekküle tercih etmesini ve çalışmanın fayda-

larını açıklıyor:

‘Aslan dedi ki: “Doğru ama peygamberlerin, müminlerin çalışmalarını da gör. Cefadan, kahırdan ne gördülerse, mükafata nail oldular. Allah onların mücahedesini zai etmedi.’

Hani ondan önce, bundan önce av hayvanları demişlerdi ya, hani işte çalışma, sen ne çalışacaksın ki bu çalışanların hepsi de işte boşa çalıştılar veyahut da işte aslında çalışmasalardı olurdu. Aslan’a da onu diyorlardı ya, sen avlanma biz her gün senin rızkını önüne getirelim. işte aslan da onlara cevap vermeye devam ediyor. Diyor, siz bunu doğru söyleyebilirsiniz ama peygamberler, müminlerin çalışmalarını gör. O peygamberler, o mümünler çalıştılar. O yüzden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri olsun daha önceki peygamberler olsun ve sahabeler, veliler, evliyalar hep bu noktada çalışmışlar ve çalışırken de insanlığa örnek olmaya gayret etmişler. Mesela Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri hiçbir peygamber yoktur ki çobanlık yapmamış olsun diyor. Demek ki onlar çobanlık yapmışlar. Davut Aleyhisselam demircilik yapmış veyahut da işte idris aleyhisselam terzilik yapmış.

Her peygamberin kendince bir mesleği, sanatı olmuş. O yüzden o mesleklerini, o sanatlarını icra etmişler, o mesleklerini, o sanatlarını icra ederekten geçinmişler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Hz. Hatice annemizin yanında çalışmış, onun mallarını idare etmiş, ticaretini idare etmiş. Ondan sonra da Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, cihattan elde ettiği ganimetlerle geçinmiş. Sahabenin bir kısmı ticaret yapmış, bir kısmı ziraatle ilgilenmiş. Bir kısmı hayvancılık yapmış ama büyük bir kısmı da cihat ederekten, cihat ganimetleri ile geçinmişler. Yani büyük velilerin hepsinin de kendince bir işleri olmuş ve kendince o işlerin işlerine devam etmişler ve çalışmışlar, gayret etmişler, hiç kimseden bir şey istememişler, kendi masraflarını kendileri karşılamışlardır. Gerçek manada sufilik, çalışıp kendi emeğini kendin yemendir, alın terini yemendir. O yüzden hiç kimseden hiçbir şey istememek, bizim sufi disturumuzdur ve çalışıp gayret etmek, çalıştığının emeğini yemek, alın terini yemek, rızkın en eftallerinden birisidir. O yüzden bir kimse çalıştığının karşılığını almalıdır. Bu

konuda da hani meşhur ya ayet-i kerimede Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’ de örnek var. Çünkü Ahzap ayet yirmibirde diyor ki: ‘Muhakkak Allah’ın resulünde sizin için Allah’ın Rahmetini ve nimetlerini arzulayanlar için ve Allahı çok zikredenler için, çok güzel örnekler, numuneler vardır.’ diyor. O zaman biz dini hayatımızı şekillendirirken, dünya hayatımızı şekillendirirken, hem kur’an’a, hem Hz. Muhammed i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine bakarız. Benim yolum kendimce kur’an ve sünnettir. Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmayı ben din olarak kabul ettim. Hadisleri inkar eden münafıklardan değilimm ben.

Hz. Muhammed i Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin temiz, pak sünneti seniyyesi inkar eden münafıklardan değilim. Allah muhafaza etsin ve bu inkarcılara kanmayın. Bu hadisçilerin komplesini inkar eden, Hz. Muhammed i Mustafa’nın sallallahü ve sellem hazretlerinin sünneti seniyyesini inkar eden münafıklardan olmayın ve onlara asla ve asla taviz vermeyin ve onlara karşı da mücadelenizi fikri planda devam ettirin. Çünkü bu Ümmet i Muhammed’in içerisine atılmış çok büyük bir sapkınlık, Ümmet i Muhammed’in içerisine atılmış çok büyük bir delalet. Allah muhafaza eylesin ve dini yaşamaktan uzak olanlar, dini yaşamayı nefislerine yediremeyenler, bir peygamberin izini takip etmeyi nefislerine yediremeyenler, peygambersiz bir kur’an, peygambersiz bir din oluşturmaya çalışıyorlar ve islam dünyasının kalbi ve aklı hükmündeki Türkiye’mizde bunu başarmaya çalışıyorlar ve ne yazık ki bunlara alkış tutan, bunları destekleyen ilahiyattan, diyanetten ne yazık ki hain insanlar var. Bu hain insanlar, bu hadis inkarcılarına, bu sünnet-i seniye inkarcılarına, bu peygamber inkarcılarına ne yazıkki müsaade ediyorlar ve onlarla beraber hareket ediyorlar. işte Allah’ı zikredenler için ve Allah’ın Rahmetini, ahiretin nimetlerini arzulayanlar için Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’ de güzel örnekler vardır. Bu güzel örnekler, onun temiz pak sünnet-i seniyyesidir. O yüzden Hz. Muhammed Mustafa’nın sallallahü ve sellem hazretlerinin hemen hemen bizim bütün din hayatımızda ve dünyevi hayatımızda nerede nasıl hareket edeceğimize dair sayısız örnekler vardır. O sayısız örneklerden kendimize birisini yol olarak seçebilir, birisini yol olarak kendinize distur edinebilirsiniz.

işte çalışmak gayret etmek mücadele etmek konusunda da Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin çokça sözlü, hadisi şerifleri olduğu gibi fiili sünnetleri de hadis-i şerifleri de vardır ve o yüzden hatta diyebiliriz ki Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin fiili sünnetleri belki de sözlü sünnetlerinden daha fazladır. Çünkü görenler, görmeyenler birbirlerine ne kadar aktarmışlardır, bu ayrı bir tartışma konusudur ama sallallahü ve sellem hazretleri kur’an’ın emriyle yapmadıklarını tavsiye edicilerden

değildi. Öyle olunca yapmadıklarını tavsiye etmedi. Yapmadıklarını söylemedi. Kur’an’ı yaşayaraktan, insanlara öğretti. Onun öğretisi boş bir lafızdan ibaret değildi. O bir postacı değildi. Ayet i kerimeyi tebliğ edip başıboş bırakmadı. O ayeti kerimeyi kendi nefsinde yaşadı. Etrafındaki ashaba da yaşattı ama bugünün hadis inkarcısı, bugünün sünnet inkarcısı, ham kafalı, cahil kafalı müşrik kafalı, münafık kafalılar, bunu görmekten uzaklar ya da gördükleri ve bildikleri halde inkar ediyorlar. işte Hz Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri de çalışırdı, gayret ederdi, mücadele ederdi. Asla dilenenleri sevmezdi. Asla!

Kıymetli dostlar! Hz Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, dinlenenleri sevmezdi. O yüzden veren eli, alan elden üstün tutmuştu. Bunu özellikle söylüyorum. Ey dünya üzerindeki şeyh efendiler, hoca efendiler, müftü efendiler, din adına dilenmeyiniz. Kendi adınıza dilenmeyiniz. Kalkıp da insanlardan para istemeyiniz. Makam mevki istemeyiniz. Dilenmeyi, Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri uygun görmedi. Hatta bir gün Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinden yardım istemek için bir kimse geldi. Ona dedi ki adama baktı, adamın fiziği düzgün, gücü kuvveti yerinde yani herhangi bir vücudi arızası yok, herhangi bir akli arızası yok. Akli ve vücudi arızası olmadığı halde dileniyordu. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri ona dedi ki çalışsana. Adam dedi ki nasıl çalışacağım. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri dedi ki: ‘Sizden birinizin ipini alıp da dağa gitmesi ve arkasında odun demeti yüklenip getirerekten onu satması ve Cenâb-ı Hakk’ın bu suretle o kimsenin onurunu koruması, şerefini, haysiyetini koruması, istediği verilse de verilmese de halktan dilenmesinden daha hayırlıdır.’ (Tırmizi)

Türkiye’de şeyhlik yapıyorum diyenler! Türkiye’de hocalık yapıyorum diyenler! Türkiye’de vaizlik yapıyorum diyenler! Türkiye’de dervişlik yapıyorum, zakirlik yapıyorum, şunu yapıyorum, bunu yapıyorum diyenler, Hz. Muhammed i Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolunu tutun. Dilenmeyin, istemeyin. Bunu din adına da yapmayın. Kendi nefsinizin adına da yapmayın. Hiç kimseden hiçbir şey istemeyin. Hz. Muhammed i Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri, Hz. Ebubekir radiyallahu anh hazretlerine buyurdu ki: ‘Hiç kimseden hiçbir şey isteme.’ Hz. Ebubekir radiyallahu anh hazretleri halife idi ve halife olduğu zaman, devenin üzerinden kırbacı düştü. Kırbacı düşünce deveyi ıhıldattı, otutturdu indi devesinden, kırbacını aldı. Etrafındaki ashap dediler ki: ‘Ey Emire’l Mü’minin, bakın Emire’l Mü’minin, dediler ki bize söyleseydin, biz kırbacını verseydik. O dedi ki hem Peygamberim olan, hem dostum olan, hem arkadaşım olan, hem en çok sevdiğim kimse olan Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v.)’e

söz verdim. Bana buyurdu ki ey Ebu Bekir! Hiç kimseden hiçbir şey isteme. Hatta elinden düşen kırbacı bile.’ dedi. O yüzden kıymetli dostlar hiç kimseden hiçbir şey istememek şiarımız olsun.

Sufiler, şeyh efendiler, kendilerince kendilerini vaiz görenler, müftü görenler, hoca görenler, cemaatin önünde veya cemaatin arkasında gizli de tenhada ve açıkta, hiç kimseden hiçbir şey istemeyin. Alnınızın terini yiyin, gidin çalışın. Din satmayın. Din satmayın. Gidin çalışın. Gidin çalışın, dinden geçirmeyin .Sözlerim acı geliyor size, sözlerim ağır geliyor size amma velakin bugün ne yazık ki dinden geçiniyorlar, dini istismar ediyorlar. Yolları istismar ediyorlar. Tasavvufu istismar ediyorlar. Sufiliği istismar ediyorlar. Tarikat düşüncesini istismar ediyorlar. Şeyh efendiler, dervişlerinden isteyerekten istismar ediyorlar. Dervişlerinden bir lokma umaraktan, istismar ediyorlar. Tarikat, tasavvuf yolcuları, din yolcuları, Allah yolcuları, kendinizi öyle gösteriyorsanız asla ve asla hiç kimseden hiçbir şey istemeyin. Çalışın, gayret edin. Atın omzunuza ipinizi, gidin hamallık yapın, gidin çarşıda limon satın, demeyin ki ben bu sakalımla bunu mu yapacağım. Demeyin ki bu sarığımla ben bunu mu yapacağım. Git kardeşim, çalışmamak ayıp. Git kardeşim, sizin adınıza istemek ayıp. Siz bir davayı temsil ediyorsunuz. Siz bir yolu temsil ediyorsunuz. isteyerekten, dilenerekten, bir lokmaya, bir lokmaya yan gözünüzde bakaraktan ne yazık ki yola laf getiriyorsunuz. Allah muhafaza eylesin.

O yüzden Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’ de güzel örnekler var. O çalıştı, o kimseye şeyenlillah demedi. O gayret etti. O hiç kimseden bir şey beklemedi. Hiç kimseden bir şey ummadı. Ummayın. Allah yolcusuyuz diyorsanız, kullardan bir şey ummayın. Allah yolcusuyuz diyorsanız, kullara yüzünüzü döndürmeyin. Allah’a yüzünüzü döndürün. Eğer kullara olan yüzünüzün dönüktü, hizmet için olsun. Vermek için olsun. Tasadduk etmek için olsun. ilim için olsun. Kur’an ve sünnetin yaşanması ve yaşatılması için olsun. Onlardan para istemek için olmasın. Onlardan makam istemek için, mevki istemek için olmasın. Onlardan menfaatlenmek için olmasın. Yolunu, dinini, imanını, ucuza ve küçük paralara satanlardan olmayın. Yine Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sözlerine dikkat edin. Sizin en hayırlınız, etrafına en fazla faydası dokunanınızdır buyurdu. O yüzden en hayırlınız, etrafınıza faydası dokunan. Faydalı olun etrafınıza. Etrafınızdan faydalı olmaya çalışmayın. Siz faydalı olun. Benim bu sözlerim, kur’an ve sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesi veriyorum diyenlere, benim bu sözlerim alimlere, benim bu sözlerim kendilerini şeyh görünenlere. Benim bu sözlerim kendilerini, sufi, zakir, çavuş, derviş, görenlere. Benim bu sözlerim, müftülere, hocalara, imamlara. Benim bu sözlerim, cemaatin

başında, cemaatlerin başında olan kimselere. Evet! Sizin en hayırlınız, etrafına en fazla faydası dokunanınız. Bakın, dikkat edin. Yine Hz. Muhammed i Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem hazretleri: ‘iki günü müsavi olan, iki günü denk olan, yani iki günü aynı olan zarardadır.’ dedi. O yüzden zararda olanlardan olmayın. Hem maddi manada, hem de manevi manada. Kıymetli dostlar, şunu unutmayın. Zekat vermek farz. Bir veli olarak önce sen zekat vereceksin. Bir şeyh efendi olarak önce sen zekat vereceksin. Bir müftü olarak önce sen zekat vereceksin. Bir hoca olarak önce sen zekat vereceksin. Kendini din alimi olarak görüyorsan, önce sen zekat vereceksin. Sen para toplamayacaksın. Sen para toplayarakdan, islam dinini böyle zayıf göstermeye, müslümanların önünde rezil zebil etmeye hakkın yok.

Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.) ilk umreye geldiğinde, müşrikler ne kadar zayıflamışlar, bir deri bir kemik kalmışlar diye söylenti çıkarınca, remel yaptı, remel! Bu ne demek? Kendini güçlü gösterdi, kendini kuvvetli gösterdi. Müşriklere karşı kendini güçlü ve kuvvetli gösterdi. Ey şeyh efendiler, ey mürşid efendiler, ey hacılar, hocalar, dervişler, sufiler. Siz kendinizi küçültmekle kalmıyorsunuz. Yolunuzu da küçültüyorsunuz. Siz kendinizi küçültmekle kalmıyorsunuz, içinizde bulunduğunuz tarikatı, sufiliği, yolu onu da küçültüyorsunuz. O yüzden sözlerim size. Alimler bozulmadan çünkü amirler bozulmaz. Amirler bozulmadan, halk bozulmaz. Alimler bozulduğu için, amirler bozuldu. Şeyhler bozulduğu için amirler bozuldu. Alimler bozuldu, mürşidim diyenler, mürşit olmadıkları halde bozuk bozuk hareket ettikleri için bütün herkes bozuldu. O yüzden önce şeyh efendiler kendilerini toparlayacaklar. Önce dervişim diyenler kendilerini toparlacaklar. Önce vaizim diyenler kendilerini toparlayacaklar. Önce imamın diyenler kendilerini toparlacaklar. Önce diyanet kendini toparlayacak. Her cuma hutbesinden sonra para dilenmeyi terk edecek, her cuma hutbesinden sonra, her cuma hutbesinde, her camide para mı dilenilir? Bu din, dilencilik dini mi? Bu dini dilencilik haline getirmeye hiç kimsenin hakkı yok. Başta diyanetin hakkı yok. Ondan sonra tarikatım diyen, ondan sonra mürşidim, şeyhim diyenlerin hakkı yok. Ondan sonra ben vaizim, ben dervişim, ben sufiyim, ben zakirim diyenlerin hakkı yok. Yoksa paran isteme. Senden bir şey isteyen yok. Bırakın caminin elektriği ödenmiyorsa ödenmesinin. Bırakın cami ısıtılmıyorsa ısıtılmasın. Dilenmeyin. Allah size kaç tane tekke yaptınız diye sormayacak. Bırakın tekkeniz olmayıversin. Arz size ibadethane, mescit olarak verildi. Tekkesiz islam olmayacak mı? Camisiz islam olmayacak mı?

Bütün evlerinizi tekke yapın. Bütün evlerini zikirhane yapın. Bütün evlerinizi bizim dergahtan olsun olmasın dinleyen bütün sufilere söylüyorum. Hepiniz de birer zakir olun, birer çavuş olun. Evlerinizi zikir bahçesine

döndürün. Cennet bahçesine döndürün. Hiçbir şeye ihtiyacınız yok. Tekke olmasa zikir mi olmayacak? Cami olmazsa namaz mı olmayacak? Cami olmazsa cuma mı olmayacak? Cami soğuk olursa namazımız eksik mi olacak? Kabul olmayacak mı camide halınız eski olursa namazımız kabul mü olmayacak! Allah bizi muhafaza eylesin. Her yeri kur’an kursu yapın. illaki kur’an kursu için bir bina mı lazım? Sokakta öğretin! Sokakta öğrenin, dükkanlarda öğrenin, dükkanlarda öğretin. Her yeri kur’an kursu yapın. O yüzden dilenmeyin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tembellikten Allah’a sığınırdı ve derdi ki ‘Allah’ım tembellikten, borçlu olmaktan, sana sığınırım. Yalancı Deccal’in fitnesinden sana sığınırım. Cehennem azabından sana sığınırım.’ Amin. Bakın, borçlu olmaktan Allah’a sığınırım. Borçlanmayın canım kardeşim. Borçlanmayın! Borçlanaraktan kendinizi rezil rüsva etmeyin. Ben onu ettim daha önce kendimde, tecrübeliyim bu konuda. O yüzden borçlanmayın. Paranız varsa, malınızı alın. Paranız yoksa almayın. Paranız varsa yiyin. Paranız yoksa yemeyin. O kredi kartlarından habire geç, ondan sonra kredi kartı mağduru! Yeme kardeşim, alma veyahut da gidecek illa alacak, alma canım kardeşim ya alma, borçlanma ve tembellik yapma. işine sabahleyin hep erkenden git. işini sımsıkı tut. Sımsıkı tut, işinden taviz verme. Allah’ın dininden taviz verme. Tembellik sadece dünyevi değil. Ya? Ahiret olarak da. Namazın vakti girmiş, kalk kıl namazını. Dersini kalk çek. Tembellik yapma. Dünyasında tembel olan, ahiretin de tembel olur. Ahiretin de tembel olan, dünyasında da tembel olur. Allah muhafaza eylesin.

Yalancı Deccal’in fitnesinden sana sığınırım. Yalancı Deccal ne? Kur’an ve sünnetin dışında her şey yalancı Deccal’dir. Kur’an ve sünnetin emirlerinin dışındaki her şey, yalancı Deccaldir. Allah muhafaza eylesin. ‘Cehennem azabından da sana sığınırım’ demiş Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri. Burada bizim için ölçü ne? Tembellik, Tembellik! Demek ki çalışacağız, gayret edeceğiz. Tembellik yapmayacağız. Allah muhafaza eylesin. Yine Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri: ‘Ahireti için dünyasını, dünya için de ahiretini terk edende hayır yoktur.’ buyurmuş. Bakın ahiret için dünyasını, dünya için de ahiretini terk edende hayır yoktur. Bizim ölçümüzdür bu. Biz ne dünya için ahireti terk ederiz, ne de ahiret için dünyayı terk ederiz. Bizim sufilik anlayışımız, bizim din anlayışımız böyledir. Şeyh efendinin tabiriyle bir elimiz karda, bir elimiz yarda olacak. Biz ne yardan, ne kardan geçeriz. O yüzden her ikisi de lazımdır müslümana. Her ikisi de ve insanı ahirete ulaştıran dünyadır. Hadis-i şerifte devam ediyor: ‘Başkalarına yük olmayınız.’ Dikkat edin, başkalarına yük olmayınız.

Kıymetli Kardeşler! Din bu, sufilik bu. Başkalarına yük olmayacaksın. Kendi işini kendin göreceksin. Hani Hz. Aişe annemize sordular ya peygamber evde ne yapardı, diyordu ki kendi söküğünü kendisi dikerdi, yamalardı. Kendi ayakkabısını kendi temizlerdi. Bakın kendi söküğünü diken bir peygamberin ümmetiyiz biz. Kendi ayakkabısını tamir eden, kendi ayakkabısını temizleyen bir peygamberin ümmetiyiz biz. Mescit yapılırken kerpiç yapan, çamur karan ve mescit yapılırken bilfiil mescidin yapımında bedenen çalışan peygamberin ümmetiyiz biz. Hendek kazasında bilfiil hendek kazan, taşkıran kayakıran peygamberin ümmetiyiz biz. Hendek kazasında ashabına su dağıtan peygamberin ümmetiyiz biz. Yine Hendek kazasında bütün ashap açlıktan kırılırken, bütün ashab açlıktan kırılırken ve Ebu Hureyre veya bir kısım sahabeler karnına bir tane taş bağlarken, karnına üç tane taş bağlayan yani üç günden beri ağzına lokma girmediğini beyan eden peygamberin ümmetiyiz biz. Ashabı açken o tok yatmayan peygamberin ümmetiyiz biz ve sahabeden bir kimse gelip: ‘Ey Muhammed, bir tane sütten kesilen, sütten kesilen yavru lamaktan kesilen bir hayvanın vardı, keçi, onu kestim, onun yemeğini yaptım. Kimseye haber vermedi. Dedi ki buyurursanız gelseniz bir lokma ağzınıza girse. Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.) ilan etti. Hendek savaşında. Ey ashab ı Resulullah. Filanca kardeşiniz bizi yemeğe davet ediyor dedi ve Hendek kazasında çalışan bütün ashap o bir tane keçinin etini yiyerekten doydu. O kendi başına gidip de kenarda köşede o yemeği yemedi.

Biz o peygamberin ümmetiyiz. Biz o peygamberin ümmetiyiz, peygamberimizi örnek alalım ve yine hendek kazasında bir tas süt getiren, bir tas süt getiren ashaba bir yudum içtikten sonra bütün ashaba içeren ve bu manada hem mucizevi bir şeyi ashabın gözünün önünde yaşayan ama ashap doymadan kendisini doyurmayan bir peygamberin ümmetiyiz biz. Oyüzden istemek, insanlardan şey’enlillah demek, insanlardan ummak peygamberin sünneti değildir. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: ‘helal rızık aramak, her müslümana vaciptir’ dedi ve bütün peygamberler ve Hz. Muhammed i Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem helalinden kazanmayı ve başkalarına yük olmamayı kendilerine şiar edindiler. Hiç kimseye yük olmamak için gayret gösterdiler ve yine Hz. Peygamber sallallahü ve sellem Hazretleri: ‘kim bizzat çalışarak yorgun akşamlarsa, o mağfiret olunmuş olarak akşama erer’ buyurdu.

Evet, kıymetli dostlar! Çalışmıyorlar insanlar, tembellik yapıyorlar. Bu sefer şeytan onlara vesvese veriyor. Kafir cinliler ona vesvese veriyor. Tembellikten dolayı çalışmadıklarından dolayı. Ne dedi ayet-i kerimede Cenab ı Hak: ‘Bir işi bitirdiğinizde diğer işe niyet edin, diğer işe girişin.’ dedi. O

yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hem maddi manada, hem manevi manada çalıştı, gayret etti, mücadele etti. Ashaba örnek oldu, bizlere örnek oldu. Tembellikten Allah’a sığındı. Tembellikten Allah’a sığınırız. Dünyayı terk etmedi. Biz de dünyayı terk etmeyiz. Ahireti terk etmedi. Biz de ahireti terk etmeyiz ama dünya için ahiretin den, terk edenlerden olmayız. Ahiret için de dünyayı terk edenlerden olmayız. Ara ara Medine çarşısına gider, çarşıyı denetlerdi. Ortaki alışverişleri denetlerdi. Ordaki insanların ticaretlerini ve alışverişlerinin helal olmasını denetlerdi. O denetleme esnasında birgün baktı, buğday üstü kuru. Oysa yağmur çiselemişti. Yağmur çiselediğinden haberi vardı. Buğdaya elini uzattı, altı ıslaktı ve baktı. Dedi ki aldatan bizden değildir. Bu müthiş bişey. Arkadaşlar, insanları din ile aldatmayın. insanları yol ile aldatmayın. insanları mahremleri ile aldatmayın. insanları duygularıyla aldatmayın. Çalışın! Kendinize sufi süsü verip, derviş süsü verip, şeyh süsü verip, hoca süsü verip, vaiz süsü verip, müftü süsü verip, biliyor süsü verip, insanların parasını, pulunu, evini, tarlasını, malını, mülkünü iç etmeyin. Allah muhafaza eylesin inşallah. Aslan devam etti:

“Onların başvurdukları çareler, her hususta latif oldu çünkü zariften

ne gelirse zariftir.”

O Peygamberler, o veliler, o gerçek Allah dostları, o Adem aleyhisselam’dan Muhammed-i Mustafa’ya gelen bütün peygamberler, onlar ne çarelere başvurdularsa yani ne işler yaptılarsa, nelerle iştigal ettilerse ve o iştigal ettikleri şeylerde neler içtihat ettilerse, neler fetvalar verdilerse, hepsi de her husus da latif oldu, güzel oldu, tatlı oldu. Çünkü neden? Onlar güzel insanlar. Onlar Allah’ın peygamberleri ve Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.), son peygamber. Ondan sudur eden her şey güzel oldu, zarif oldu. Ondan çalışmak sudur etti. Ondan gayret etmek sudur etti. Ondan güzellikler, iyilikler sudur etti. Ondan cömertlik sudur etti. Hz. Muhammed i Mustafa Sallallahu aleyhi ve sellem hazreti cimri değildi. Onun izinden gidenler, cimri olamazlar. Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in sofrası açıktı, gönlü açıktı, evi açıktı. Onun izinden gidenler asla böyle yapamazlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz Allah’a itaat ederiz. Resulüne itaat ederiz ve bizden olan idarecilere de itaat ederiz ve ayet-i kerimede diyor ki Allah ve ahiret gününe iman ediyorsanız, aranızda herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düştüğünüz zaman, onun hükmünü Allah’a ve peygambere havale edin. Bu daha hayırlıdır ve netice bakımından daha güzeldir. Nisa, ayet 59: ‘O yüzden biz onların çalışmakla alakalı fetvalarına bakarız. Onların çalışmakta olan gayretlerine ve çalışmakla ilgili olan sözlerine bakarız. Biz Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’e itaat ederiz. O çalışmayı emretti. O yüzden biz,

o çalışmayı emrettiyse, biz çalışırız, gayret ederiz. O yüzden Muhammedi veliler hepsi de çalıştılar, gayret ettiler. imamlar da, imam ı Azam tüccardı kendisi. imam ı Azam, dinden geçinmedi. imamı Azam fetva vererekten dinden geçinmedi. Abdülkadir Geylani hazretleri zikir yaptıraraktan geçinmedi. Abdülkadir Geylani Hazretleri benim elimi öpen cennetlik olur demedi. Abdülkadir Geylani hazretleri getirin bakalım canım parayı, tekke yapalım demedi. Ahmet Er Rufai hazretleri demedi, Ahmet el Bedevi demedi, ibrahim Dusuki demedi, Hacı Bayramı Veli demedi, Üftade hazretleri demedi! Hacı Bektaş Veli demedi, demedi!

Onlar böyle bir şey söylemediler. Onlar çalıştılar, gayret ettiler. Her birinin bir sanatı vardı, ticareti vardı. Onunla ilgileniyorlardı. Bir iş yapıyorlardı. Bir işle iştigal ediyorlardı. işsiz değillerdi. Dervişlerinden geçirmiyorlardı. Bakın dervişlerinden geçinmiyorlardı. Dervişlerinden bir şey istemiyorlardı. Sonradan çıktı bu bidatlar. Allah muhafaza eylesin,öyle. Yine Şura, ayet 10: ‘ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah’a mahsustur.’ Canım kardeşim, sen kendi kafana, kendi kendine hüküm verme. Sen hüküm verirsen, Allah ve Resulüne dön. Sen kendi kafandan hüküm çıkarma. Tembelliğine hüküm çıkarma sen. Kendi kendine bu da böyle olur deyip de hüküm çıkarma. Sufilikte kendi kendine hüküm çıkarma. Kur’an’a, sünnete imanların iştihadına, ilk sufilerin yoluna dön, sapkınların yoluna değil. Neden? Çünkü ayet-i kerimede Allah’a ve ahiret gününe inanmışsanız diyor, sen böyle davranmazsan, Allah’a ve ahiret gününe inanmayanlardan olursun. Ayet i kerime çok tehditvari. Allah muhafaza eylesin. Kendi kendine de hayır koyma. Kur’an ve sünnettedir hayır. Kur’an, sünnet, imamların içtihadındadır hayır. Senin görüşünde değil. Seni gidi hadis inkarcısı seni! Senin görüşünde mi hayır var. Hayır, kur’an ve sünnette. Hayır, ashabın davranış biçiminde. Hayır, imamların içtihadında. Hayır, hadis inkarcılarında değil. Hayır, sünnet inkarcılarında değil. Hayır, kur’an ve sünnetin yolunu istismar eden, istismar eden menfaat münafıkların da değil. Allah muhafaza eylesin inşallah.

“Tuzakları Felek kuşunu tuttu. Noksanları, tastamam sayıldı.”

Bu peygamberlerin, bu velilerin işi dindi, Allah yoluydu. Onlar insanları Allah yoluna davet ettiler. Onları Allah’a davet ettiler. Allah’a onun için gayret gösterdiler. Onun için çaba sarf ettiler. Kendi nefislerine insan toplamadılar. Kendi ceplerine para toplamadılar. Her şeyini, her şeylerini Allah için yaptılar. O yüzden onların noksanlıklarını Allah tamam etti. Hem de tastamam etti. Sen onların noksanlıklarına bakaraktan, kendine yol çıkarma. Onlar Allah adına yaptılar her şeyi. O yüzden onların noksanlıkları da hayra çevrildi. O yüzden onların eksiklikleri de sevaba çevrildi. Sen

onu kendinle kıyaslama. Ahmak hadis inkarcısı! Sen kendini onunla kıyaslama. Ahmak sünnet inkarcısı! Sen kendini onlarla kıyaslama. Kendini veli gören, kendini şeyh gören gerçek veliler, gerçek şeyhlerle kendini kıyaslama. Sen deme, senin para toplaman da bize caiz oldu diye. Sen deme, insanların namusuna şerefine, haysiyetini dokunmayı böyle Allah dokundurdu deyip de küfre düşme. Sen onu yapma, sen onlardan değilsin çünkü. Allah muhafaza eylesin.O yüzden bir peygamber geçmiş peygamberlerin hatalarını, Cenab ı Hak hayra çevirdi. Tövbe edip geri dönen ve o yolda kurtulanların Cenabı Hak yapmış olduğu yanlışlıkları hayra çevirdi. Ey şerde ısrar eden, ey insanların paralarını ütmekte ısrar eden! Ey insanların din duygularını üterekten kendine mevki, makam, madde elde etmeye çalışan ahmak kafalılar! Kendinizi o sınıftan görmeyin. Rabbim bizleri muhafaza eylesin. Cenabı Hak cümlemizi korusun inşallah. Sözümüz kimsenin şeyhine, kimsenin mehdisine şusuna, busuna değil. Sözümüz kime olduğunu baştan söyledim onlara. Yoksa tertemiz şeyhlik yapan, tertemiz mürşitlik yapan, tertemiz imamlık yapan kimselerle işimiz yok. Rabbim onları da bizleri de muhafaza eylesin inşallah. Allah izin verirse dokuzyüzyetmişbeşinci beyitten önümüzdeki hafta devam edeceğiz inşallah, Allah’tan bir şey gelmezse, Cenab ı Hak bizleri önümüzdeki haftaya sağ salim çıkarır, burda istihdam ederse başımıza bir iş gelmeden, o zaman burda olacağız inşallah. Cenab ı Hak, tüm şerlerin şerrinden ve şerlerinden Ümmet i Muhammedi muhafaza eylesin inşallah.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 3 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-6-9 • Tasavvuf Vakfı Yayınları