Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 734-739. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 734-739. Beyitler Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 2 • 48/53

Mesnevî-i Şerîf 734-739. Beyitler Şerhi Hakkında

734-739. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Hıristiyanlardan Ahmet adını hor tutan diğer fırka”

Bir fırka vardı. Ondan Hristiyanlardandı yine. Ahmet adını hor tutmuyorlardı.incili okudukları eserlerin, kitapların içerisinde Ahmet adını duyduklarında, gördüklerinde hemen gerekli olan hürmeti gösteriyor, böylece dc Cenab ı Hak onlara merhamet ediyordu. Şimdi konu başlığı ‘Hristiyanlardan Ahmet adını hor tutan diğer fırka’yı anlatıyor.

“Fitnelerden ve o tedbiri de şom fitnesi de şom vezir yüzünden hor ve kıymetsiz bir hale geldi. Manaları ters, sözleri aykırı tomarlara uymalarından dolayı dinleri de müşevveş bir hale geldi, hükümleri de.”

Biraz hatırlamanız için geriye doğru gideceğim. Hani bir vezir vardı. O vezirle padişah anlaşmışlardı. O padişah bütün Hristiyanlara savaş açacaktı. Vezir dedi ki böyle nereye kadar öldüreceksin. Hepsini öldüremezsin. Bir oyun tezgahladılar. Ne yaptılar. Sanki vezir Hristiyan mış gibi o hale büründü ve işte padişahının elinden cezadan zor kurtulur gibi yaptı. Hristiyanların içine sığındı. Hristiyanların içine sığınaraktan Hristiyanmış gibi davranmaya başladı. Hristiyanların içerisinde öyle Hristiyan olduğuna, öyle takva olduğuna, öyle inandığına öylesine büyük inanç sahibi olduğunu inandırdı ki Hristiyanlar onu tabiri caizse bir aktap, bir kutup gibi gördüler. Öyle görünce o vezir başladı bütün o topluluğun içerisindeki kavim kavim insanlara farklı farklı din algısı oluşturmaya çalıştı. Farklı din algısı. Biri bir topluluğa gidince dedi ki muhakkak oruç tutun, nefsinizi tezkiye edin, öbür topluluğa gitti Allah’ın verdiği nimetleri neden yemiyorsunuz, yiyin için dedi. Öbür tarafa gitti Muhakkak bir usta bulun, bir üstad

bulun, o üstadın dizinin dibinde oturun dedi, öbür tarafa gitti usta da sensin üstat da sensin çırak da sensin dedi. Öbür tarafa gitti muhakkak işte cömert olun dedi sahaveti onlar anlattı, öbür tarafa başka bir tomarada gitti, tomara yazdı dedi ki bu fakir fukara seninle beraber mi kazandı, bırak cömertlik yapma dedi. Bir topluluğa gitti, onlara da bir risale yazdı. O risalesinde muhakkak geceleri kalktın, ibadet edin, namaz kılın dedi, öbürkünlere dedi ki namaz kılmanızı gerek yok, kalbiniz temizse mesele yok dedi. Siz ihlaslı, samimi olun dedi.

Bunun gibi değişik değişik oniki kavme oniki farklı din anlattı onlara ve ölmezden önce de ne yaptı? Son fasıl, ölmezden önce o oniki kavmin onikisine de birer icazet yazdı. Onikisine de dedi ki benden sonra halife sensin. Bu topluluğa sen bakacaksın. Eğer diğerleri sana itaat etmezlerse onları öldüreceksin dedi. Hepsine de aynı şeyi söyledi ve hepsinden de söz aldı. Dedi ki ben öldükten sonra bu tomarları açacaksınız dedi. (Sağlı sollu yanaşın. Sağlı sollu, doldurun boşlukları) Son fasıl, kendini aç bıraktı, intihar etti. Bundan sonra dedi ben dedi hiç kimseyle görüşmeyeceğim. Ben söyleyeceklerimi söyledim, ben vazifemi yerine getirdim dedi. Ondan sonra kendisini aç bıraktı intihar etti ama onun peşinden gidenler, onu intihar olarak görmediler. Onu mübarek bir zat olarak gördüler ve isa’nın katına çıktı olarak bildiler onu. işte bunların içerisinde bir grup vardı. Bu grup o vezirin fitnelerinden uzak durdu. Tabii bu Hz. Mevlana Celâlettin Rumi hazretlerinin bu anlattığı Yahudi ve vezir hikayesindeki veziri bir kısmı Pavlos’u işaret ettiğini söyler. Hristiyanlardan Pavlos’u işaret ettiğini söyler, der ki işte Hz. Pir burda Pavlos’u işaret etti der. Ben bunu kabul edenlerden değilim. Şöyle değilim, bu tip insanlar, bütün dini inanışların içerisinde çıkabilecek olan bütün dini inanışların içerisinde olabilecek olan hadiseler. Sebep? Din, duygunun üzerine gidiyor, aklın üzerine gitmez. Dini akıllaştırırlarsa insanlar makinamsı bir şey çıkar. Din, tabiri caizse tamamiyetle duygu ile alakalıdır. Şimdi Türkiye’de duygunun dışına çıkarmaya çalışıyorlar dini. Duygunun dışına çıkardıklarında asıl facia çıkacak zaten o zaman. Allah muhafaza eylesin.

Tamamen duyguya bağlamak hukuku yok etmek, bu da tehlikeli. Yani dinin çünkü kendi içerisinde bir hukuku var. O hukuku yok hükmünde görmek, o hukuku bertaraf etmeye çalışmak, bu da büyük facia. O zaman hani çift kanatlı derler ya, bir tarafta hukuk, bir tarafta duygu, duygunun aslında sağlaması hukuktur. Hani duyguyu bir dairede tutan, duyguyu bu noktada serseri mayın gibi ortada bırakmayan şey hukuktur. Burda hukuk derken hani kesmek biçmek anlamında değil, ölçüdür. ‘Allah’ı zikredenler için peygamberde güzel örnekler vardır.’ Bu güzel örnekler meselenin hukukudur,

ölçüsüdür. Yoksa herkes Allah’ı seviyorum diyor. Eyvallah. Ama Hz. Allah sevgi dediğimiz soyut kavramı somutlaştırıyor. ‘Ey Habibim de ki eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun.’ Bakın, ‘eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun.’ Allah’ı sevmenin tecelliyatı, Muhammed-i Mustafa’ya sallallahü ve sellem hazretlerine uymak olmuş oldu. Bunun tecelliyatı, fiiliyat olarak tecelliyatı yoksa bütün herkes Allah’ı seviyorum der mi, der. Hakkı mı, hakkı. Bizi ilgilendirmez ama biz ölçü koyacaksak, o kimse Allah sevgisinden bahsediyorsa, o Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin ölçüsüne uyacak. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin ölçüsüne uymuyorsa, onun Allah’ı seviyorum dediğine biz sevmiyorsun deme noktasında değiliz ama o sevgiyi o heva ve hevesten görüyor Seviyorsan namaz kıl kardeşim. Seviyorsan oruç tut. Seviyorsan haramlara gitme. Seviyorum dedin mi? Evet. Bu haram ne! Seviyorum dedin mi? Evet. Bu Allah’a isyan ne! Seviyorum dedin mi? Dedin. Eee? Allah’ın istemediği, sevmediği, haram ettiği işlerle iştigal ediyorsun, bu ne? Hz. Mevlana der ya ‘âşıklık delil ister.’ Aşıklık delil ister. Seviyor musun? Evet. Delilin ne? Kulluk yap. Allah’ı seven kimse kulluk yapar. Kulluğun birinci şartı, farzları yerine getirmek. Birinci şartı, Allah’ın yasaklarından uzak durmak. ikinci şartı, nafilelerle Allah’a yaklaşmak. Üçüncü şartı Allah’ı sevmek. Gel kardeş, Allah’ı seviyorsan o zaman kulluk yapalım. Kulumuzu orta yere koyalım. Nefsimizi değil, Allah muhafaza eylesin.

işte bu normalde bir kısmı bu fitnelere maruz kaldı, bir kısmı da fitnelere maruz kalmadı. Ne yaptı onlar, fitnelere maruz kalmayanlar? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem in ismi geçerken hürmet ettiler, kendilerini bozmadılar. Bu vezirin fitnelerine düşmediler. Vezirin fitnelerine düşmediler. O zaman bu vezir gibi bu vezir anlayışında şahıslar, kurum kuruluşlar,islam dünyasının içerisinde de çıkması mümkün mü? Evet. Bunlar da dini farklı yorumluyoruz yeni yorum katıyoruz diyerekten Kur’an ve sünnetin dışındaki ölçüleri bize ölçü olarak önümüze koymaya çalışıyorlar mı? Evet. Ne yapıyor? Birisi kaderi inkar ediyor. Kadere imanı inkar ediyor. Ne yapıyor? Birisi kabir azabını inkar ediyor. Ne yapıyor? Birisi hadisleri inkar ediyor. Ne yapıyor? Bir kısmı hadislerin büyük bir kısmını inkar ediyor. Ne yapıyor? Bir kısmı tesettürü inkar ediyor. Ne yapıyor? Bir kısmı diyor ki bu yasaklar Kur’anın indiği döneme aittir. Bu dönemleri bağlamaz, o gün için insanların içerisinde böyle bir hadiseler varmış, o döneme ait bu yasaklar, bu dönemde bu yasakların olmaması lazım. Ne yapıyor, kimisi diyor ki bakın bunlar yumuşak yumuşak anlatıyorlar. Faiz haram. Eee? Ayeti kerimede kat kat olanı dendi? Eee? işte o yüzde yedi olursa faiz haram olmaz. Yok yüzde altı olursa olmaz! Hoş geldin 23 Nisan! Bu kat kat değilmiş. Bu kat kat olmadığından dolayı, bu faiz caizmiş. Örneğin neymiş? islamın hukuku

indiği dönemde geçerliymiş! Şimdi islam hukukunu savunmak gericilik, yobazlıkmış. Tarihsel süreçte böyle bir şey yaşanmış. Şimdi evrensel süreçte böyle bir şey olması mümkün değil. Evrensel hukuk neyse geçerli hukuk o olmalıymış. Yani müftülerde de şimdi nikah kıyma salahiyeti var, iki eşcinsel gelince müftü efendi nikahını kıyacak! Neden? Evrensel hukuka göre bir kimse kendince, kendi cinsel yolunu seçebilir mi? Evet! Eşcinsel olabilir mi evrensel anlayışa göre? Evet. O zaman iki tane bayan geldi, birisi erkek rolünde, birisi bayan rolünde. Bizim nikahımızı kıy dediğinde nikahı kıyacak evrensel hukuka göre veya birisi erkek, iki erkek birisi kadın rolünde, birisi erkek. Onlar da geldiklerinde bizim nikahımızı kıy deyince onlar da nikahı kıyacaklar evrensel hukuka göre.

Zaten Türkiye Cumhuriyeti Devleti hukukuna göre eşcinsellik yasak değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti hukukuna göre fuhuş da yasak değil. Fuhuştan para almak yasak. Devlet diyor ki böyle kendi kafanıza göre fuhuş yapamazsınız. Paralı fuhuş yapacaksanız benim belli evlerim var, o evlere gelip yazılacaksınız. O evlerde fuhuşunuzu yapacaksınız. Ben de sizin başınıza bir tane polis dikeceğim, iki tane bekçi dikeceğim, vergi dairesine de göndereceğim, hepinizi vergiye bağlayacağım, sağlık ocağından da birisini görevlendireceğim, sağlık olarak da sizi kontrol edecek devlet olarak, siz orda rahat rahat fuhuşunuzu yapacaksınız. Dışarda parayla yaparsanız vergi vermediğinizden dolayı yasak.

Hani şimdi süflilere kızıyor ya herkes, medyumluk serbest. Adam tabela asmış oraya. Medyum bilmem kim, kahve falı bakılır, tarot falı bakılır, bilmem ne falı bakılır! Benim büronun arkasında oradan gördüm ben, adam kocaman tabela asmış oraya. Medyum bilmem kim. Ordaki komşulara sordum, ne yapıyor dedim. Sorma hocam dedi sorma! Ya sordum artık bir sefer dedim, ne oluyor? Ah hocam dedi! Ne kadınlar, kızlar geliyor. Namusları burda dedi perişan oluyor dedi. Bu şerefsiz, namussuz, bu devlet bunlara nasıl izin veriyor! Bir sor, bin ah işit. Ondan sonra hocam vuracağız biz onu dedi. Dedim sakın ha! Dedim cezaevini boylarsınız. Adam dedim oraya tabelayı asmış, vergiye kayıtlı. Tarot falı bakıyor, işte ne o, kahve falı bakıyor. Fal dinen haram mı? Haram. Hukuken bakılabilir mi? Adam vergi levhasını asmış mı oraya asmış, adam iş yeri açmış. Tarot falı, kahve falı, ne o, nasip açılır, evlenemeyenler gidecekler, nasip açtıracaklar! Adam iş yeri açmış. Falı islam yasaklamış. Kur’an-ı Kerim’de fal okları şeytanın işidir diyor. Onun peşinden gitmeyin diyor ama orda tabelası asılmış.

Evrensel hukuk sistemi içerisinde adama bir şey diyemiyorsun. Bu evrenselcilere ben bunları söyleyince, haklısın haklısın… Ya dedim koca profesörsün, haklısın diyorsun dedim. Evladının dedim eşcinsel olmasını ister

misin? Kaldı. Yaygınlaşacak, hastalık gibi olacak dedim, ister misin? Ses yok. Kendi nefsine gelince istemiyor ama evrensel hukuk içerisinde olabilir mi? Olabilir. O zaman evrensel hukuku, islam hukuku yerine koyuyorlar şimdi. Bundan binbeşyüz, ikibin, ikibinbeşyüz yıl önce ne zamansa bir Yahudi vezirin değişik tomarlar halinde, değişik kavimlere anlatmış olduğu din ile şimdi islamız, Müslümanız diyenlerin içerisinde Kur’an ve sünnete aykırı din anlatanlar, Kur’an ve sünnete aykırı dini hukuk koyanlar, din algısı oluşturanlar, bu vezirden farkı var mı şimdi? Yok. Bakın bu vezirden farkı yok.

Kardeş, hakkında ayet var. Tarihsel hocam o. Kardeş, hakkında hadis var.A hocam sen hadislerin sahih olduğuna inanıyor musun? Evet, inanıyorum. Ya hocam olur mu öyle şey ya! Bu bilimin mantığına aykırı. Ya diyorum bilimin mantığına aykırı diyorsun, dedim isa Aleyhisselam’ın yaşadığına dair dedim bilimsel bir kanıt yok. Ona nasıl inanıyorsun? incil adında kitabın olduğuna dair bilimsel bir kanıt yok. Kur’an bize emrediyor. Biz iman ettik. Var diyoruz biz. Tevrat adında kitabın olduğuna dair bilimsel bir kanıt yok. Musa adında bir peygamberin yaşadığına dair bilimsel bir kanıt yok. Biz onun peygamberliğine iman ettik biz. Bu noktada bir sıkıntımız yok. Kur’an tasdik ettiği için var dediği için biz de iman ediyoruz, var ama bilimsel olarak bir kanıt yok. Diyorum hocam, bunların bilimsel kanıtı yok, bunları kabul ediyorsun? Diyor ki bak diyor Hristiyanlar evrensel hukuku uyguluyorlar. E diyorum bak tornistan ediyorlar? Kürtajla alakalı meselede tornistan ettiler, vatikan yasakladı kürtajı. Neden? Baktı Hristiyan azınlık doğurmuyor, Hristiyan azınlıkda kalıyor. Avrupa ihtiyarlar ülkesi oldu. Yaşlılar ülkesi oldu. Aynı şeyi bize de yapmak istediler. Korunun, çok çocuk yapmayın. E şimdi Avrupa çöpünü atacak insan bulamıyor. Bulamıyor! Etrafta çalışacak insan bulamıyor.

Onlar Ortadoğu’dan işçi almak istemiyorlar. Ortadoğu müslümanı, Avrupalılara karşı kinli. Tankın, topun, tüfeğin arasında, yokluğun, sıkıntının altında ezilmiş vaziyette. Ortadoğu Müslümanı oraya gidince cihat şuuru oluşuyor. Müslüman burda dinini yaşamasa dahi, orda cihat şuuru oluşuyor. Afrika müslümanı öyle değil. Afrika, burda mezhepsel anlayışlar çıkar. Afrika Müslümanları eş’ari zihniyetlidir. Eş’ari zihniyetli olunca, ya bu düştü, e kaderi öyleymiş, düşmüş! Ya, Fransızlar işgal etmiş burayı, bunla uğraş? Yani kaderi böyleymiş! Eş’ari zihniyetidir bu. Bu zihniyet Avrupalıların hoşuna gider. Avrupalıların hoşuna gitmeyen, yukarı Mezopotamya din anlayışıdır. imam Maturidi anlayışıdır. Cüzzi irade. Avrupalıların hoşuna gitmeyen din anlayışı, Türklerde, Anadoludadır. Arabistan yarımadası, Mekke, Medine, ondan sonra Ürdün, aşağı doğru Yemen…O bölgenin islam anlayışı ile Anadolu ve Türki Cumhuriyetleri, onların islam anlayışları aynı

değildir. Hele Anadolununki hiç aynı değildir. Anadolu’da yoğrulmuştur, bu böyle iç içine girmiştir. işte nedir? Anadolu’da ilahi Kelimetullah uğruna savaşmak vardır. Anadolu islamında işte tevhid sancağını Londra’ya dikmek vardır. Anadolu Müslümanlığında tevhid sancağını Waşington’a dikmek vardır. Anadolu Müslüman anlayışında, tevhid bayrağını Moskova’nın göbeğine dikmek vardır. Anadolu islam anlayışında, Pekin’in göbeğine Tevhid sancağını dikmek vardır. Bu anlayışla büyür çocuklarımız bizim, gençlerimiz ve bu anlayıştan geri dönmez. Bu anlayışa sahip olmayanlar yetişmemiştir, onlara tebliğ ulaşmamıştır, o yüzdendir.

Hani gündem oldu ya, asker gidiyor, nereye gidiyorsunuz diyor, kızılelmaya diyor. Ya yirmi yaşındaki çocuk kızılelmayı nerden bilecek? Kızılelma deyince biz emsal olması lazım. O çocuğun Kızılelmadan haberi olması için ama yirmi yaşındaki çocukta, Kızılelma duygusu var. Kızılelma hayalden başka bir şey değildir, ütopyadır. Hiç bir zaman Müslüman Türk Kızılelmaya ulaşamamıştır. Yani şu anda bir Anadolu Müslümanının Kızılelması Viyana’dır. Ordan geri dönülmüş ya. Önce istanbul’du sonra Viyana oldu. Viyana olsaydı, Londra olacaktı. Londra olsaydı, Washington olacaktı. Portakal değil yalnız, Amerika! Bu olacaktı, bu anlayış var. Bu anlayış olunca da asıl tehlike Anadolu müslümanlığı. Anadolu islam’ı, Anadolu Müslümanları ayağa kalkarsa sıkıntı var. Neden? Her ne kadar Anadolu Müslümanlarının içerisinde bozucu, tefrikacı böyle vezirler var olsa da insanlar bunlara paye vermiyorlar ve Cenâb-ı Hakk’ın hikmeti hüdası, bir müddet sonra Allah eğer Kur’an sünnet bu insanların inanışının dışında bir inanışa sahipse, Cenab-ı Hak bir manevi tokat indiriyor onlara. Dağılıyorlar, Allah dağıtıyor. Sebebi yok bunun. Benim Allah affetsin, söylerim ya, siz bireysel hata yaparsınız, Allah onun intikamını almaz, affeder. Bireysel hatadır. Namazı geciktirmiştir, namazı kılmamıştır, nefsine uymuştur gidip içki içmiştir, nefsine uymuştur gidip bir haram işlemiştir. Bireysel hata. Nefsine uymuştur, zina yapmıştır. Bireysel hata. Gençlik, dayanamamıştır, yapmıştır bir hata! Yapmıştır. Bakın, bunların hepsi de bireysel hatadır. O kimsenin bir anlık şeytanın o kimsenin nefsine baskın çıkmasıyla yapmış olduğu iştir. ‘Kim nefsine zulmedip de Allah’a tövbe eder geri dönerse (ayeti kerime) karşısında affedici bir Allah bulur.’ Eyvallah! Kim tövbe eder, dönerse Allah onu affeder. Eyvallah! Kim tövbe edip geri dönerse yaptığından, Allah onu affeder. Bu konuda sen affetmezsin, Allah affeder. Sen kendi kendine kurarsın Allah onu affeder. Bireysel hatası o kimsenin. Kim tövbe ederse de annesinden doğduğu gün gibi günahsız kalır. Kim tövbe ederse! Sen çırpın dur. Ya nasıl affedecek der. Var ya öyle insanlar. Hocam ahveder mi? Ya affeder. Tövbe etmiş, geri dönmüş. Affeder. Eyvallah ama dinde, dini algıda

sen bir fitne çıkarıyorsan, burası önemli, sen tokadı yersin. Tokatı yersin! Allah bizi affetsin inşallah. Muhafaza eylesin.

O yüzden normalde o vezirler hiçbir zaman, hiçbir inanışın içerisinde eksik olmaz. Uyanık olmakta fayda var. işte bu hor tutan fırka, fitnelerden ve o tedbiri şom, fitnesi de şom vezir yüzünden hor ve kıymetsiz bir hale geldi. Bunlar bu normalde fitnelerden dolayı iyice bunlar yoldan çıktılar, sapıttılar, azıttılar. O zaman gelecekte, gelecekte gelecek olan peygamber Muhammed i Mustafa’ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, hürmetsiz davranmaya başladılar. Hürmet etmediler. Peygamberlere hürmeti attılar. Zaten ben i israillilerin en büyük sıkıntılarından birisi, peygamberlere hürmet etmemeleri ve peygamberleri katletmeleri, şehit etmeleri. Ben i israil’in tarih boyunca en büyük sıkıntısı bu. Hala daha ben i israil bütün dinleri ifsad etmek için uğraşır. Dini ifsad etmeye çalışan bir kimse, gerçekte peygamber katilidir. Tekrar söylüyorum bunu. Bile bile dini ifsad etmeye, bozmaya çalışan bir kimse, mana noktasında peygamber katilidir. Bir kimse bile bile sünnet i Resulullah’a savaş açtıysa, reddediyorsa, mana olarak o ben i israillilerden farkı yoktur, peygamber katilidir o direkt. işte bunlar da peygamber katiliydi. Bu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin adını hor tutan bu Hristiyanlar, peygamber katiliydi. Bakın, burdan bir işaret daha var. Hz. Muhammed i Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kendisini ve sünnetlerini hor tutan, adı müslüman olanlar var mı? Var. Adı Müslüman olsa dahi o da bir peygamber katilidir. O hem bir de Muhammed i Mustafa’nın katilidir sallallahu aleyhi ve sellem .

‘Manaları ters, sözleri aykırı tomarlara uymalarından dolayı dinleri de müşevveş bir hale geldi, hükümleri de’. O zaman dikkat et, Müslüman kardeşim, dikkat et, manaları ters, sözleri aykırı bir kimse sana din anlatıyorsa, o anlattığı din değil, seni ifsad etmeye çalışıyor. Kur’an ve sünnetin dışında sana bir din anlatıyorsa, Kur’an ve sünnetin dışında sana bir ahkam koyuyorsa bir kimse, Kur’an ve sünnetin dışında bir mana koyuyorsa sana, dikkat et. O seni, senin inancını ifsad etmeye çalışıyor. Bu ifsattan kendini koru, bu ifsattan kendini muhafaza et. Kur’an ve sünnete bağlı kal. Böyle de olabilir deme.

“Ahmet’in adı böyle yardım ederse acaba nuru nasıl korur.”

Hristiyanların içerisinde Ahmet adına hürmet eden kimseler böyle korunduysa, onun iman nuru ile nurlanan nasıl korunur acaba? Sırf ismine hürmet ettiler diye sapıklıktan, fitneden, deccaliyetten kendisini muhafaza eden insanlar, Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin nurunun şemsiyesinin altına girse nasıl korunurlar? Sen aklet. Onun ismine hürmet

etti diye her türlü fitneden korunan kimseler, onun Sünneti Resulullah’ına sımsıkı yapışanlar, bugünkü fitnelerden nasıl korunmaz? Daha iyi korunur.

‘Ahmet adı sağlam bir kapı olunca, o emin ruhun zatı ne olur?’

Ahmet adı, sağlam bir kapı olunca, o emin ruhun zatı nasıl olur? Adı dahi, sağlam bir kapı iken kendisi ne kadar büyük, sağlam bir derya olmuş olur?

‘Vezirin belası yüzünden yoldan çıkmış olan o nasihat kabul etmez

padişahtan sonra’

Yani o vezirin belası yüzünden herkes sapkınlığa düştü, sapıklığa düştü göründü. Yani o belayı gördükten sonra sen, o Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in nuruna sıkı yapış. Sıkı yapış ki ondan sonra seni de o nur Allah’ın izniyle korusun, muhafaza eylesin. Önümüzdeki hafta yine konu başlığı isa dinini mahvetmeye çalışan diğer bir Yahudi padişahın hikayesine geçeceğiz inşallah, Allah ömür verirse, nefes verirse. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Selamünaleyküm.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 2 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-5-2 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Sünnet, İcâzet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı