Mesnevi Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 705-709. Beyitler Şerhi

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 2 • 38/53

705-709. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Cevizler kırıldı. İçi sağlam olan kırıldıktan sonra temiz ve latif bir ruha malik oldu. Ancak ten nakşına ait olan öldürmek ve ölmek, nar ve elmayı kırmak kesmek gibidir.”

Cevizler kırıldı yani cevizi kırarsınız içinden ne çıkar? Cevizin içi çıkar. Kırılan meyve ne var başka muhtar? Ne var kırılan meyva? Ceviz var, fındık var. Fındığı kırdınız kabuğunu, ne çıktı içinden? Fındık çıktı. insanın da cesedi, vücudu, ceviz hükmünde. Bu kırıldı ise, kırıldı, öldü, ölümle karşılaştı. içi sağlam olan kırıldıktan sonra temiz ve latif ruha malik oldu yani sen Allah’a dost olduysan, Allah’a iyi bir kul olduysan, cesetten kurtuldun, hür oldun. Bitti senin bu dünya ile olan işin. Veleddalin amin. Ama yok, temiz değil ise, temiz değil. Örneğin dışardan baktın, işte ceviz sağlam duruyor. Kırdın, içi çürük ama dışardan sağlam. içi çürük. Örnek, kim? Tam bir kimse ölecek, tam öleceği zaman savaş meydanında Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine diyorlar ki filanca da şehit oldu. Olmadı dedi. O şehit olmadı. Koştular, yaralıların içinde buldular onu. Dediler ki sen niçin savaştın? O dedi ki bunlar gelirler, hurma bahçelerine dalarlar, hurma bahçelerine konarlar diye savaştım dedi. Tak öldü. Saddak Ya Resulallah dediler. Evet! Bu, hurma bahçeleri için savaşmış. içi çürük, dışı sağlam ama başka birisi yine savaş meydanında yine o şehid oldu dediler. Allah Resulü olmadı dedi Sallallahü ve sellem . Koştular o adamın yanına. O kendisine bahadır desinler, kuvvetli desinler, savaşçı desinler diye savaşıyordu. Ne yaptı en sonunda, kılıcının üzerine yüklendi, yani intihar etti. Ceviz kırıldı. içi çürük, çıktı meydana.

Demek ki imanı kemale erecek. Demek ki kalbi harekete geçecek. Bugün kalbi harekete geçmekten bahsettik ya imanı olgunlaştıysa temiz bir ruha sahip oldu, Allah katına çıktı. Cennette hurilerin yanına gitti.Gılmanların yanına gitti. Canı cennete uçtu. Temiz bu ruha sahip değil. Kabz edildi. Nereye? Cehenneme doğru yol aldı. Bu ne zaman belli oldu? Ceviz kırıldığında belli oldu. Bir imtihanla karşılaştığında belli oldu. Bunu o kimse bilmiyorsa, son nefesinde belli oldu. Hani dışı adamın yeşil türbe, içerisi estağfurullah tövbe. Dışı sağlam ama içi çürük adamın. Ne zaman belli olacak? Ceviz kırıldığında, o beden işi bittiğinde belli olacak. Eğer o beden işi bitmediyse belli değil daha, sağlam duruyor, o harika, atıyor coşuyor. On numara. Son nefes! imtihan ona çarptığında, bir hastalık onu bulduğunda, bir sıkıntı onu bulduğunda, bir problemle karşı karşıya kaldığında, bir zorlukla imtihan olduğunda, onun ne olduğunu o zaman göreceğiz. Ceviz kırıldığında eğer içi sağlamsa, elhamdülillah. Hz. Ömer Radıyallahu Anh Hazretleri gibi yakalayacak, yakasından. içi sağlam değilse, yandı keten helva.

‘Ancak ten nakışına ait olan öldürmek ve ölmek nar ve elmayı kırmak kesmek gibidir.’ Yani normalde ölmek ve öldürmek bir elmayı kesmek gibidir. Bir narı kesmek gibidir. Sebep? Çünkü bedenle alakalıdır bu, vücutla alakalıdır. Ruhla alakalı değildir. Devam ediyor: ‘Tatlı olan nardeng şerbeti olur. Çürümüş olanın ise bir sesten başka bir şeyi kalmaz.’ Eğer sen tatlıysan, yani sen olgunlaştıysan, sen kemale erdiysen, senden her şey yapılır. Sen tatlandıysan, kendini erdirdiysen, harika şeyler olur senden, ölünce de senin tadın devam eder. Bak, Abdulkadir Geylani’den bahsediyoruz. Bak işte filanca şeyh efendimiz diyoruz, bak Bediüzzaman Saidi Nursi den bahsettik, bak peygamberlerden bahsettik az önce. Demek ki onlar Hz. Pir’in dediği gibi nardeng şerbeti olmuş. içtikçe içesi geliyor insanın. Ne yapmışlar? Nar suyu ile şekeri karıştırmışlar. Olmuş nardeng şerbeti. Eğer yok senin için çürükse, meyveler çürüdüyse, bu deccal, kapitalist dünya çürümüş meyveden meyve suyu yapar ama sufiler çürümüş, kokuşmuş hiçbir şey yiyip içmezler. Sufilerin yediği içtiği, helal olması yetmez, sufiler helalin yanında temizlik ararlar. Helal olması yetmez. Sufiler için temiz olması gerekir bir de. Yiyeceğinizin, içeceğinizin, kullanacağınız her şeyin temiz olması. Temiz! Ya meyve suyu temiz mi kardeş içinde çürük meyve kullandın mı kullanmadın mı? Yazıyor musun orda meyveler çürük değildir diye? Yazmıyorsun. Piyasada ne kadar döküntü, çürük varsa, nereye gidiyor, meyve suyu üreticilerine gidiyor, değil mi muhtar? Hep çürükler mi gidiyor? Ne yapıyor mu meyve suyu fabrikaları? Hep çürük meyvaları mı alıyorlar? Sağlam almazlar hiç. Bakın ilan ediyorum burdan, adam meyvacı, 650 yıllık Osmanlı köyünün muhtarı, iğdir köyü, adres de veriyorum muhtar, yanacan

bak ha. Gelecekler, kapına dayanacaklar. Ne yapıyormuş meyve suyu fabrikaları? En çürük meyveleri alıyorlarmış. Meyve suyu helal! Kardeş temiz olacak temiz, temiz! Ya işte dana eti helal. Temiz olacak. Yediği temiz mi dananın? içtiği temiz mi? Temiz yerde mi duruyor? Temiz olacak. Aldığın hayvan temiz mi yedi, temiz mi beslendi? Temiz olacak.

Ekmek helal. Temiz mi kardeş? Buğdayı temiz mi? içinde hangi katkı maddeleri var? O katkı maddelerinden ne var? Kimyasalların içerisinde ne var? Temiz mi? Temiz olacak. Helal olması yetmez sufiler için. Yiyeceklerinizin, içeceklerinizin temiz olması lazım. Az yeyiverin. Çok çeşitli yemeyiverin. Hazır gıda yemeyiverin, temiz, temiz! Temizliğe özen gösterin. Temizliğe özen gösterin. Bir şey rafa gidiyor mu? Gidiyor. Şüphe edin ondan. Rafta duruyor mu o yiyecek? Duruyor. Şüphe edin ondan. Yeme. Ahlakını bozar, fikrini bozar, düşünceni bozar, kalbini bozar, vücudunuzu bozar, bozar! Aaaa burdan bir tane barbunya pilaki, burdan bir tane türlü… Yeme kardeşim! Yok burdan bir tane ton balığı, yok burdan bir tane sardalya, yeme kardeşim ya, yeme ya! Hazır gıda yeme! Temiz, temiz olacak, temiz! Günlük yiyeceksin. Günlük, günlük, günlük, günlük. Kadınlar kocaman bir tencere kuru fasulye yapıp bir haftada adama kuru fasulye yedirme. Isıt ısıt koy adamının önüne. Isıt ısıt koy adamın önüne. Yok böyle bir şey. Temiz, günlük. Az pişir. Yetmesin hatta. Hamd edin. Şişiyor boyna insanlar, yiyor boyna! Kadınlar yiyor, adamlar yiyor, herkes paso yiyor. Orangutan gibi yiyor herkes. Yeme, az ye! Çok yeme, temiz ye, temiz, temiz! Allah muhafaza eylesin.

‘Çürümüş olanın ise bir sesten başka bir şeyi kalmaz.’Çürükse bir ses, ah dedi gitti, of dedi gitti. Gitti, bir sesi kaldı. Çürümüş insanlardan olmayın. ‘Ey ashabım, ölü ile diri arasındaki farkı söyleyeyim mi? Söyle Ya Resulallah. Allah’ı zikredenler diri, zikr etmeyenler ölü gibidir. Ey ashabım size mamur bir ev ile mamur olmayan bir evin arasındaki farkı söyleyeyim mi? Söyle Ya Resulallah. içinde zikrullah yapılan evler mamur, içinde zikrullah yapılmayan evler güzel olsa da viranedir.’ Vücudunu ev gibi düşün. Eğer içinde zikrullah var ise sen mamursun, harikasın. Eğer senin kalbinde zikrullah yok ise batsın senin güzelliğin de yakışıklılığın da! Viranesin, virane! Kalbinde zikrullahtan nasibi olmayan bir kimse viranedir, çürümüştür o, kokuşmuştur o. Onun nefesi kokar, gözü kokar, kulağı kokar, vücudu kokar. Necaset kokar o. Kalbinde Allah’ın zikrullahı olmayan, olmayan bir kimse, kalbinde Allah’ın zikri yok. Necistir o kimse. Ölse de necistir, sağ kalsa da necistir. Kokar o kimse ama millet parfümleniyor ya. Onunla kokmayacağını zannediyor. Hani diyor ya senin burnun koku almıyorsa, burnu koku almayan kimse, onun parfüm kokusuna kanar. Ama

sende manevi burun varsa, kalbin harekete geçtiyse, o parfüm kokusunun içerisinden necaset kokusunu alırsın.

Hani Hz.Pir diyor ya senin diyor aynan neden haber vermez biliyor musun? Tozlu da ondan. Senin aynan, yani kalbin tozlanmış, kirlenmiş, paslanmış. ‘Ey ashabım! Kalplerin pasını silin. Neyle Ya Resulallah? Allah’ın zikriyle. Ancak kalpler Allah’ı zikredince mutmainne olur. Kalbi harekete geçiren, zikrullahtır. Sen zikrullahı yaparsan, kokuşmuşluktan kurtulursun. Eğer sen zikrullahı yapmazsan, sen koku fıçısına girsen, çıksan sende yine necis kokacak. O manevi bir koku. Allah muhafaza eylesin. iman etmeyenler domuza kokar. Domuza kokarlar. Hatta bilmezsin domuz kokusunu, dersin ya bu koku ne böyle, kalbine gümmm iner. Bu domuz kokusu der. O zaman anlarsın domuz kokusu olduğunu. Haaa! Beklersin, ardından bir gümbürtü daha. Kafirler buna kokar der. Sen dıştan mü’min görürsün onu. Kalbin harekete geçmezse aldanırsın. Kalbin harekete geçmezse aldanmazsın. Kalbin harekete geçerse kokuyu alırsın. Kalbin harekete geçmezse, kokuyu alamazsın. Kalbin harekete geçerse, görürsün onun suretini. Kalbin harekete geçmezse, suretini görmezsin.

‘Esasen manası olan meydana çıkar. Çürümüş olan da rüsvay olur gider.’ O bedenle ruh ayrışma olunca ne oluyormuş? Manası olanla olmayan meydana çıkıyor. Çürümüş olanla çürümeyen ne oluyor? Meydana çıkıyor. Çürümüş olanlar ne oluyor? Rüsvay olup gidiyor. Çürümeyenler de ne oluyor? Arş ı alanın gölgesinde toplanıyor. Sen arş ı alanın gölgesinde toplanacak olanların yanından ayrılma. Onların yanından ayrılma ki onlardan sayılasın. iyilerin yanında durdu, iyilerden sayılır. Kötülerin yanında duran nerden sayılır? Kötülerden sayılır. Sen iyilerin yanında durmaya ne yap? Devam et. Ne dedi peygamberine Cenab ı Hak: ‘O sabah akşam Allah’ın rızasını dileyip zikredenler var ya. Evet? Nefsini onlarla beraber oturtmaya razı et. Zorla. Peygamberine öyle demiş. Bizler kim oluyoruz ki! Biz de ne yapacağız? iyilerden olmak için, nardeng şerbeti olmak için Allah’ı zikredenlerle beraber olmaya gayret edeceğiz.

El Fatiha maassalavat.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 2 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-5-2 • Tasavvuf Vakfı Yayınları