MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 2 • 37/53
703-705. Beyitler Şerhi
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah
Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn
ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn
“O vezirin ektiği fitne tohumları, onların başlarına afet kesilmişti. Cevizler kırıldı; içi sağlam olan kırıldıktan sonra temiz ve latif ruha malik oldu. Ancak ten nakşına ait olan öldürmek ve ölmek, nar ve elmayı kırmak, kesmek gibidir. Tatlı olan nardenk şerbeti olur, çürümüş olanın ise bir sesten başka bir şeyi kalmaz. Esasen manası olan meydana çıkar, çürümüş olan rüsvay olur gider.”
Hani o meşhur vezir vardı ya o vezir bütün o topluluğun içerisine fitne tohumları ekmişti. Hatırlayalım, bir topluluğa örneğin cömert olun dedi, öbür topluluğa dedi ki sizle beraber mi kazandılar. Sakın ha yarını düşün, harcama dedi. Bir toplumda ya dedi ki aman, oruçtan daha kıymetli bir şey yoktur, öbür topluluğa dedi ki Allah sana bir sürü nimet vermiş, ye iç keyfine bak, bu nimetleri sana niçin verdi ki dedi. Bir topluluğa dedi ki başınızdaki köle bir kimse de olsa itaat edin. Öbür topluluğa dedi ki yani başındaki kimseye neden itaat edesin? O senden daha mı değerli dedi. Bir topluluğa dedi ki aman ha dinin olmazsa olmazlarına tabi ol. Öbür topluluğa dedi ki ya din dediğin şey ne ki, akıllı bir kimse gelmiş, işte bak böyle bir din öğretmiş. Senin dinin sana senin kalbinden ne çıkıyorsa sen o dine bak dedi. Bir topluluğa dedi ki aman ha dinin haramlarına helallerine dikkat et. Öbür topluluğu dedi ki ya haram işlersen de tövbe edersin. O da affeder. Onun tevvap ismi şerifi kimin üzerinde tecelli edecek? Sen günah işleyicilerden ol dedi. Bir topluluğa dedi ki başörtüsü farzdır. Bütün kadınların örtünmesi lazım. Öbür topluluğa dedi ki ne alakası var, örtünmek olsa da olur olmasa da olur. Bir topluluğa dedi ki sizin bir yere gelmeniz için her
şey mübahtır, içki de içebilirsiniz, kumar da oynayabilirsiniz. Öbür topluluğa dedi ki sakın ha böyle şeyler yapmayın. Ben bunları söylüyorum ama aslında böyle değil. Bir topluluğa dedi ki kendince Hristiyanları da Yahudileri de kendinize dost edinin. Başka türlü dünya üzerinde sesiniz soluğunuz çıkmaz dedi. Öbür topluluğa dedi ki ya ben dedi onlara böyle söylüyorum ama hiç öyle şey olur mu? Kendi aramızda böyle demeyiz dedi gibi bu tip bu tip her topluluğa farklı bir din algısı anlattı.
Her topluluğa akçakavak yaprağı gibi esen rüzgara karşı konuştu. Siyasetçilere ayrı din anlattı, bürokratlara ayrı din anlattı, köylülere ayrı din anlattı, esnaflara ayrı din anlattı, öğretmenlere ayrı din anlattı, doktorlara ayrı din anlattı. Çok paralı olanlara ayrı din anlattı, az paralı olanlara ayrı din anlattı. Herkese farklı farklı, farklı farklı din anlattı ve fikri tohumlarını ekti. Birine dedi ki bütün hadisleri inkar et, öbürküne dedi ki hadisleri inkar eden kafirdir, onu vur. O hadisleri inkar edene dedi ki sen muhakkak hadisleri inkar et, sana karşı gelecekler. Sana karşı gelen o hadislere bağlı olanları da sen onları küfürle itham et dedi. Bir taraftan dedi ki yani bu kur’an’ı kendi kafana göre tevil etme. Öbür topluluğa dedi ki bu aklı neden verdi sana, kur’anı kendi kafana göre tevil et. Öbürküne dedi ki sakın ha kur’an’ı kendi kafandan heva ve hevesinden yorma. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin izinden git dedi. Öbür topluluğa dedi ki ya kur’an apaçık meydanda, bunu anlamak için peygambere ihtiyaç yok. Sen kendi kafana göre tevil et dedi. Anlıyor sunuz değil mi. Herkes bu vezir önüne gelen her topluluğun nabzına göre şerbet verdi. Birisi bir şeyden korkuyordu, o korkana korkusunun üzerinden gitti. Birisi bir şey ümit ediyordu, ümid edene ümit ettiği şeyin üzerinden gitti. Birisine bir şey hoş geliyordu, hoş gelenin üzerinden gitti. Dedi ki sen namaz kılmasan da olur. Birisi dedi ki ya Muhammedun Resulullah dememiz şartmı, değil dedi ya, gerek yok senin Muhammeden Resulullah demene. Öbürkü dedi ki ya bu mezheplere uyumamız lazım mı. Ne alakası var dedi ya, mezhep neymiş ki, mezhep mi varmış önceden, sen kur’an’a bak dedi.
Öbürkü dedi ki ya bu hadislerden dedi bazıları kur’an’a aykırı. Sanki kur’an hafızı, sanki kuran’ı tam anlamış, tam bilmiş gibi, geldi bilgiçlik tasladı ona. Doğru söylüyorsun dedi, sen dedi bu kur’an’a aykırı olan hadisleri at içinden dedi ve bu vezir her topluluğa bir fitne tohumu attı gitti. Her topluluğun din anlayışı farklı oldu. Oysa, bütün dinler Adem’den itibaren islam idi. Bütün peygamberler Cenabı Hakk’ın peygamberiydi. Hiçbir peygamberi, insanlar peygamber tayin etmemişti. Hiçbir veliyi, insanlar veli olarak tayin etmez. Hiçbir peygamberi insanlar peygamber olarak tayin etmez. Hiçbir kitabı insanlar tayin etmez. Kitabın şurası şöyle olsun, burası
da böyle olsun ya bu ayet i kerime fazla ya hiçbir insanlık tarihi boyunca böyle bir din olgusu olmaz. Bir kimse peygamberlerin sözlerinin üzerinden oynuyorsa, bir kimse Allah’ın kitabının üzerinden oynuyorsa kafirdir, cahildir. Bu mesnevide beyan edilen vezir gibidir. Fitne tohumu dikiyor. Bu vezir sadece iseviler zamanında yaşamış değil, bu vezirler hep var ve hadisler var bu konuda. Ahir zamanda öyle kimseler gelir ki onlar sizin dilinizden konuşurlar. Sizin gibi konuşuyorlar ama onların arkasına takılıp gidenler cehenneme gider. Bizim gibi, bizim gibi bizim dilimizden konuşuyor. Biz dinlerken onu aa evet ya kur’andan bahsetti ya, ne kadar güzel bahsetti. Ne kadar güzel bir söz, öyle değil mi? Kur’an’a tabi olun, geri kalanına karışmayın, atın kenara hadisleri koyun kenara. Söz gayet hak gibi görünüyor değil mi? Ya bundan daha güzel bir söz olur mu? Tabi ya, bak ayet i kerimede var. Kur’an’ı ben size apaçık gönderdim, anlayasınız diye, kur’an anlaşılsın diye gönderildi. Sen anlamıyor musun, aklın mı kıt senin, bak kur’an meydanda. He olur, tamam. Peygamber hadislerini bırak. O hadislerin hangisi sahih zaten. Hepsi de mi sahih değil? Hepsi de sahih değil. Olur, kur’an’ı nasıl anlayacağız? Herkes kendi kafasına göre anlayacak ya da taslamanın kafasına göre anlayacak. Ya Taslaman’ın kafasına göre anlayacaksın ya kendi kafana göre anlayacaksın. Kendi kafana güvenmiyorsan, Taslamanın kafasına güven. He, televizyonlarda da çıkıyor adam, kimse de dur demiyor. Yani diyanet kalkıp da bu adamın konuştukları kardeşim doğru şeyler değil. Hadisler olmadan dini yaşamak mümkün değil diye bir açıklama da yapmıyor. Eee? Demek Taslaman doğru. Vezirden farkı var mı? Yok. Şu vezir muhabbeti böyle bir yıl boyunca gitse iyi olacak. Ya birtirmesek şu vezirin hikayesini, uyuyor böyle cuk diye oturuyor böyle. Dönüp dönüp temcit pilavı gibi veziri anlatmak lazım aslında. Nasıl olsa TCK’ya da çarpmayız. Neden? Veziri anlatıyoruz ya bize ne! isim de kullanmıyoruz!
işte bu vezir her yere fitne tohumu attı. Öldü gitti. Ölüp gidince o fitre tohumları, o toplulukların başına afet kesildi, bela oldu. insanlara ne yaptı? Birbirlerinin kanını dökmesine sebep oldu. ‘Cevizler kırıldı’ diyor ‘içi sağlam olan kırıldıktan sonra temiz ve latif ruh, malik oldu.’ insanlar birbirlerini öldürmeye başladılar ama öldürmeye başlamazdan önce biraz fitneden bahsedelim. Öyle değil mi, hep fitne fitne fitne fitne… Fitness çıkarma. Bu fitne kardeşim, bu fitne, bu fitne, şu fitne, fitne! Hadi bakalım fitneden bahsedelim. Fitne, imtihan demek, anarşi, bozgunculuk, günah, şirk, bela ve daha çok manalara geliyor. Genel itibari olarak kullanılmış olan cümlenin içerisinde, cümlenin mânâsına göre kendisi de cümlenin konumuna göre mana ifade ediyor. Bununla alakalı aslında geniş bir şekilde şeyde izmit’te bir sohbet etmiştik ama biz bunu tabii burda da tekrarını söyleyeceğiz
şimdi, anlatacağız. Fitnenin bir manası var: Şirk ve küfür. ‘Fitne tamamen yok oluncaya kadar kafirlerle savaşın.’ Harika bir ayet i kerime. Bu hadisleri inkar edenlere de cevap şimdi. Ey hadisleri inkâr edenler. Biz, kur’anın yüzüne bakarız ona göre amel ederiz diyenler. Kur’an size emretti. Bize de emretti. Fitne tamamen yok oluncaya kadar kafirlerle savaşın dedi. Haydi bütün televizyonunuzla, basınınızla, medyanızla bütün Ümmet i Muhammed ve bunu duyanlar topyekün halinde kâfirlerle savaşa girsinler. Çünkü bunu Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri hangi manada anladı bu ayeti kerime niçin inzal edildi, niçin indi, sebebi nüzülü neydi? Bu ayet i kerime inince, bu ayet i kerime inince peygamber ve ashab-ı bunu nasıl anladı ama bunların hiçbirisinin de bir anlamı yok.
Sebep? Bunların hiç birisi de sahih değil. Çünkü e hiç birisi de sahip değilse, biz kur’anla sadece amel edeceksek yani hadislere bakmayacaksak hiç, ayet i kerime çıplak, meydanda. ‘Fitne tamamen yok oluncaya kadar, kâfirlerle savaşın.’ Gelin, haydi şu hadisleri inkâr edenler. Ashab ı Resulullah’ın ayet-i kerimeleri nasıl anlayıp yaşadığını inkâr edenler, mezheplerin bir meselenin nasıl olması gerektiğine iştihadlarını reddedenler. Bu ayeti kerime hepimize yeter. Fitne tamamen yok oluncaya kadar kafirlerle savaşın. Bizim işimizi gücümüzü her şeyimizi bırakıp kâfirlerle savaş için yola çıkmamız lazım. Başka bir şey yapmamız lazım. Öyle namazdan kaçmak için oruçtan kaçmak için tesettürden kaçmak için ne bileyim belli ibadetlerde gevşemek için ayet i kerimeleri anlamaya çalışmayalım. Evet, ya kardeşim, fitne tamamen yok oluncaya kadar kafirlerle savaşın. Emir sigası var hem bir de, çok basit Taslaman’a sormak lazım, bu ayet i kerimeyle nasıl hareket edeceğiz ve hadisleri inkar edenlere sormak lazım. Böyle bir ayet i kerime var ya hepimize farz değil mi bu? Farz. Yürüyelim, çekelim, kılıçları, tabancaları, tüfekleri, tankımızı, kâfirlerle savaşa yola koyulalım. Taslamana da önden bir tane sancak verelim, en önde o gitsin, hadisleri inkâr edenler. Biz de ardından gideriz. Demek ki fitne kullanıldığı yere göre şirk ve küfür mânâsına geldi.
ikinci günah manasında. ‘Bizi fitneye düşürme diyenlerin kendileri fitneye düşmüştür.’ Tevbe 49. Demek ki aynı zamanda da fitne günah mânâsına denk geldi. Günah manası aldı. Bozgunculuk, kavga, ihtilal hainlik, isyan, anarşi ve kargaşa, bölücülük, fesat manasında fitne. Ayet i kerime: ‘Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür.’ Bakara ayet 191. Yine Enfal, ayet 73: ‘Kafirler birbirlerinin dostları, yardımcılarıdır. Eğer Allahu Teala’nın emirlerini yerine getirmez, kendi aranızda dost olmazsanız, yeryüzünde kargaşa, fitne ve büyük fesat çıkar’ Enfal 73. Kafirler birbirlerinin dostları, kafirler birbirlerinin dostları. Sen diyorsan ki Allah bilmiyor,
Allah yolunu açık etsin. Ne tarafa doğru gidiyorsan, o tarafa doğru git.Kafirler birbirinin dostları. Sana dost olmazlar. Senin devletine dost olmazlar. Ya senin devletin de kafirdir. O zaman devletine dost olurlar ya senin yaşadığın ülkede kafirdir. O zaman sana dost olurlar. Sen başka bir ayet i kerimede de peygamberine diyor ya sallallahü ve sellem e: ‘Sen onların dinine dönmedikçe, onlar seninle savaşmayı bırakmazlar.’ Siz Hristiyan ve Yahudi olmadığınız müddetçe, Yahudi demeyelim, Musevi diyelim. Yahudi olamazsınız çünkü. Yahudi olabilmeniz için Yahudi ırkına sahip olmanız lazım. Aslında Musevi de olamazsınız, Musevi olabilmeniz için de Yahudi ırkına sahip olmamız lazım. Ben Musevi olacağım diyorsanız senin bütün secereni dökmeleri lazım. Gideceksin bir havraya, havranın ordaki yetkilisine müracaat edeceksin. Diyeceksin ki ben Yahudi olabilirim, sülale olarak ondan sonra diyeceksin, bakacaklar kayıtlarda var mı yok mu. Hoş mossadın elinde şimdi hepsi de bütün kayıtlar. Bütün Yahudiler kayıtlıdır dünya üzerinde. Kayıtlı olmayan hiçbir Yahudi yoktur. Bütün secereleri ile beraber, bütün secereleri ile beraber, sülaleleri ile beraber, akrabaları ile beraber. Onlar zaten kendi secerelerini de normalde takip ederler. Yani içinizde birisinin mesela sülalesi Yahudiliğe dayanıyorsa, bulurlar onu. Barzani ne dedi? Biz aslında Yahudiyiz dedi, buldular onu. Şimdi mesela doğu ve güneydoğudaki kürtlerin üzerinde müthiş çalışmalar yapıyorlar. Doğu ve Güneydoğu’daki kürtlere diyecekler ki sizler Yahudisiniz. Kuzay Iraktakilere dediler mesela. içlerinde Yahudi olanlar var mı, var. Nasıl şu anda Türkiye’de Yahudiler var, adı işte aslında Yahudi ismi ama biz onu ismail biliyoruz, isa biliyoruz. isa koymazlar da onlar, Davut koyarlar. Aslında Davut değildir, Yaseftir, Yusuf derler. Var, Türkiye’de çok Yahudi var ve biz onlara bir de Selamünaleyküm dersin onlar Aleykümselam derler veya senin yanına da geldiğinde Selamünaleyküm derler. ilk kendilerini meydana çıkarmazlar. Sen onu Müslüman zannedersin, öldüğünde bilirsin ki havradan kalkar cenazesi. Öldüğünde anlaşılır.
Mesela onlar evlenirlerken asla kızlarını Yahudi olmayan bir kimse ile evlendirmezler, asla, asla! Son anda devreye girerler. Erol Evcille evlenemediği gibi. Gelinlikleri almışlardı. Öyle değil mi? Kimle evleniyordu? Gülben Ergenle Son anda devreye girildi, gelinlikleri dahi alınmıştı. Birileri devreye girdi, iş bozuldu. Kiminle evlendi sonra? Efendim? Mustafa Erdoğanla. Değil mi? Bir incelemek lazım soy kütüğünü. Neden Türkiye’de soykütükleri kaldırıldı cumhuriyetle beraber? Soykütükleri kaldırırken, kiliselerdeki soykütükleri kaldırıldı mı? Hayır. Havralardaki soykütükleri kaldırıldı mı? Hayır. Kiliseler ve havralar soykütüklerine devam ediyorlar mı hala da? Evet. Siz dört soy kütüğünüze ulaşabiliyor musun? Dört şeye? Çok enderdir. Kulaktan
dolma ulaşılıyordur. Benim dedemin dedesi falanca yerden gelme, soykütüğü var mı? Yok. Yazılı bir şey var mı? Yok. Yok! Havrada var, kilisede de var. Havradakini sen biliyor musun? Hayır. Devlet biliyor mu? Hayır. Kilisedekini sen biliyor musun? Hayır. Devlet biliyor mu? Hayır. Mossad biliyor mu havradakileri? Evet. O zaman kafirler birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdır. Eğer Allahu Teala’nın emirlerini yerine getirmez, kendi aranızda dost olmazsanız yeryüzünde, dikkat edin yeryüzünde kargaşa, fitne ve büyük fesat çıkar. Enfal 73. Burda bozgunculuk, kavga, ihtilal, isyan manasında fitne. imtihan manasında.
‘Sana Miraç’ta gösterdiğimiz temaşayı halk için bir fitne, imtihan yaptık.’ isra 60. Cımbızdan çekilmiş ayetler bunlar. Miraç’ta Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve sellem hazretlerine gösterilen enstantaneler var. işte zina yapanların halleri, içki içenlerin halleri, faizcilik yapanların halleri, bunlar gösteriliyor. Bunların hepsi de gösteriliyor Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine. Bunlar gösterildiğinden manada tabii son nokta, bir tartışma daha kopuyor ya, Cenab ı Hakkı gördü mü görmedi mi? Bakın, ayet i kerimede diyor ki ‘sana Miraç’ta gösterdiğimiz temaşayı halk için bir fitne, imtihan yaptık.’ Aslında Allah her şeyi açık beyan ediyor. Ardından başka ayet i kerime, Tegabun 15: ‘Mallarınız, çocuklarınız sizin için fitnedir yani imtihandır. Yine Ankebut 3: ‘Biz onlardan öncekileri de fitneden geçirdik yani imtihandan geçirdik.’ Ha demek ki bir imtihan da adı fitne olarak geçiyor. Devam edelim, sıkılmadınız değil mi? Bela, müsibet, manasında. ‘Bir fitne olmayacak sandılar da kör ve sağır kesildiler.’ Yani başlarına bir bela, başlarına bir sıkıntı gelmeyecek zannettiler. Haramlarda yüzmeye devam ettiler. Allah’a isyanda devam ettiler. Allah’a tuğyanda devam ettiler. Allah’ın gözünün içine baka baka, Cenab ı Hak’kın sınırlarını, haddini aştılar, topluluk olarak. Allah da onları kör ve sağır etti. Manevi kör ve sağırlık bu. Sen harama devam edersen, manevi kör ve sağır olursun. Hak ve hakikati görmekten uzak olursun. Tövbe et.
Sen bir günah ı kebairin pençesinde durduğun yetmiyormuş gibi ikinciye üçüncüye dördüncüye beşinciye dalarsan, sen kör ve sağırlardan olursun. Ondan sonra bir derste bir kimse Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerini rüyamda gördüm, rüyada gördüm dediğinde dersin ki sen hadi ya yalan söylüyor. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve sellem bu zamanda rüyada mı görülmüştür. Sen haramların içerisinde yüzersin, öbürküsü gece kalkar Allah’ı Zikreder, haram der, uzak durur haramlardan, kimsenin kalbini kırmayayım, incitmeyeyim diye düşünür. Bu dünyada yolcu gibi yaşar. O Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.) ile görüşür, konuşur. Sen de oturursun orda bunlar yalan söylüyorlar. Bunlar kafayı yemişler. Bunlar böyle şey mi
olurmuş dersin. Neden? Senin kulağın sağır çünkü. Sen hakikati duymaktan uzaksın. Sen aklını ilahlaştırmışsın. Sen bilgini ilahlaştırmışsın. Kendince kendi aklının öngördüğünü hak görüyorsun, farkında değilsin. Kendince kendi okuduğun kitabı ilahlaştırmışsın. Kur’an’ı kendine rehber etmemişsin. Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.) ‘in izinden gitmiyorsun. Zikirle alakan yok, namazla alakan yok, tesbihatla alakan yok, hayır hasenatla alakan yok, güzel ahlakla alakan yok.
Birisi Zikrullah’da Abdülkadir Geylani hazretlerini gördüm dediğinde bıyık burup yalan söylüyorsunuz, siz sufiniz canım, üçtu kaçtı muhabbeti yapıyorsunuz diyorsunuz. Haramlardan uzak durmadıklarından dolayı, kör ve sağır kesildiler. Allah’ın hududunu çiğnediklerinden dolayı, kör ve sağır kesildiler. Allah’a isyan ettiklerinden dolayı, kör ve sağır kesildiler. Hazreti Muhammed i Mustafa’nın sallallahü ve sellem hazretlerinin izinden gitmediklerinden dolayı, kör ve sağır kesildiler. Allah’ın yap dediğini yapmayıp, yapma dediğini yaptıklarından dolayı, kör ve sağır kesildiler. Duymaz oldular. işitmez oldular. Aslında onlara baktığınızda, yanıbaşımızda kur’an’da okuyorlar onlar. Onlar konuşurken de bizdenmiş gibi konuşuyorlar. ‘Allah’ı zikretmek en büyük iştir’ deyince ne tarafa kaçacağız diye bakıyorlar. Ya bu manada mı? Bu manada kardeşim. Oturacaksın. Allah’ı sen zikredeceksin. Zikrin efdali de la ilahe illallah. En az günde beşbin sefer la ilahe illallah diyeceksin. Ashab günde yetmişbin kez la ilahe illallah diyordu. Ashabın içerisinde öyle kimseler vardı ki günlük yetmişbin tevhid çekmeden, evlerinden dışarı çıkmıyorlardı. O yüzden Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretleri hutbeye çıktığında, ‘Ya Sare Cebele’ dediğinde, bütün ordu duydu. Çünkü Cenab ı Hak vaad etmişti: ‘O benimle konuşur. Ben onun söyleyen dili olurum.’ Söyleyen dili olmuştu. iran seferine çıkan ordu ve komutanı Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretlerinin hutbede ‘Ya Sare Cebele’ sözünü hepsi de duymuşlardır. Çünkü o ashab da Cenab ı Hak kın ‘duyan kulağı olurum’ ashabıydı. Duyan kulağı oldu. Benimle duyarlar. Onunla duymuşlardı çünkü onlar Allah’ı zikrediyorlardı çünkü onlar Allah yolunda deliler gibi koşuyorlardı çünkü onlar sizi dışardan görenler deli olmuş bunlar desinler. Allah’ı böyle zikredin diyen Hazreti Peygamber’e uyup öyle zikrediyorlardı. Ama birisi de çıkacak şimdi siz kafayı yemişsiniz diyecek. Yalan söylüyorsunuz. Neden? Ya peygamberle konuşulur mu bu zamanda? Öyle diyecek. Neden? Kör ve sağır kesildiler. Kör ve sağır kesildiler. Cenab ı Hak hadis-i kutside: ‘kul farzları yerine getirmekte bana en sevgili işi yapar, fiili yapar, nafilelerle bana yaklaşır. Beni sever. Bende onu severim. Ben onu sevince gören gözü olurum, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benimle görür, benimle işitir, benimle söyler, benimle yürür, benimle tutar’ hadis-i kutsisini
attılar kenara. Atınca da ayet i kerime tecelli etti. Dedi ki onlar kör ve sağır olurlar. Allah bizleri kör ve sağır olmaktan muhafaza eyledin.
Demek ki haramları işlersek ve haramın içerisinde hiç canımız acımadan, hiç üzülmeden ya haram işliyoruz ya demeden haram işlemeye devam ediyorsak, kör ve sağırlardan oluruz manevi olarak. Bu da ne? Fitne. Evet o fitneden sakının ki o sadece zalimlere dokunmakla kalmaz. Enfal 25. Böyle haramlara, Allah’a isyana, Cenab ı Hakk’ın emirlerinin dışında bir hayata eğer ses çıkarmaz, rıza gösterirseniz bu fitne, bu bela, musibet, bu kör ve sağır olma size de bulaşır. Ya kapının önünde eşcinseller eşcinselliklerine devam edecek. Sen buna karışmazsan, devlet olarak karışmazsan, hükümet olarak karışmazsan, millet olarak karışmazsan, sen de kör ve sağır olursun. Halkı ifsad eden, halkı kur’an ve sünnetin dışına iten her ne var ise sen bunlarla mücadele etmezsen, sen de kör ve sağırlardan olursun. Sen dinsizlikle, imansızlıkla, fuhuşla, içki ile, kumarla, zinayla, eşcinsellikle, kur’an ve sünnetin hakim olması için bunlarla mücadele etmezsen, sen de kör ve sağırlardan olursun. Sen de oturursun evde, ondan sonra dersin ya yalan söylüyorlar bunlar. Ben sizin içinizde bir sene kadar durdum. Ben hiç görmedim ama. Ha, doğrudur, görmemişsindir sen ama ben de namazımı kılıyorum, orucumu tutuyorum? Kardeş ne yapayım. Ben senin oturup da hayatınımı inceleyeceğim? Nerde haram işliyorsun diye, bana ne. Biz Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin hadisine iman ettik: ‘Kim kırk gün sabah namazına kalkarsa, Cenab ı Hak onun kalbine hikmet pınarlarını doldurur, coşturur, kalbinde hikmet pınarları akar senin. Kırk gün sabah namazına kalkarsa. Hatta bir hadis i şeriftr, cemaatle kılarsa diyor. Aha Hadis i Şerif, kırk gün cemaate git sabah namazına. Gittin mi hiç? Hayır. E sabah namazını kılıyor musun? Ya işte şöyle yoruluyorum da böyle yoruluyorum da böyle geç kalıyorum da…
Kalkınca bari kıl ya. Hem benim gibi kalkınca kılacaksın, hem de peygamber efendimizi göreceğim! Var mı öyle bir şey. Hem benim gibi alacaksın televizyonun kumandasının karşına, hatun bir çay da demle bakayım ya. Oh ne güzel ya! Vay, bak. Görüyor musun ya! Ha hanım koş ya, Adriana Lima bak kimle dost olmuş şimdi! Bilmem hangi sanatçı kimle oturuyor. Bak boşanmışlar ya! Yok ya, bunlar böyleler ya. Bunlara tuu, Allah bunları kahretsin ya, bunlar şöyleler ya. Ya ne yapıyorsun oğlum ya. Oturup Allah’ı zikretsene. Madem evdesin. Hiç olmazsa otur evde, Allah’ı zikret. Hiç olmazsa otur evdekilere kur’an sünnetten bahset. Hiç olmazsa otur, iki tane hadis oku ya. E derse gitmedin, zikrullaha gitmedin, dersini de çekmedin. Evde oturdun, hanımını da otutturdun, hanımını da alıp derse gitmedin. Hanımını da alıp zikrullaha gitmedin. Çoluğu çocuğu da zikrullaha
götürmedin, e çocuk o zikir halakasında sohbet halakasında büyümedi, e büyüdü çocuk, büyüyünce ne olacak? Çocuk gitti. Hocam bana yardım et. Hayırdır kardeş? Benim kızım onbeş yaşında. Eee? Ben sadece otuz tanesini biliyorum sevgilisinin dedi. Şu çocuk parkının önünde. Eee dedim buyurun? Dedi kaç tane sevgilisinin olduğunu hala da bilmiyorum. Kız da yanında. Benim kızımı kurtarın. Ne yapabilirim dedim. Bunu özel okula yazdırın dedi. Böyle baktım. Benim çocuklarım özel okulda okumuyorlar ki dedim. Böyle baktı. Dedim senin çocuğunun kurtulması için illa ki özel okula mı yazdırmamız lazım? Çocuk da orda. Bütün müslümanlar sorumlu bak dedi bundan. Bütün müslümanlar sorumlu olunca birinci derecede benim sorunlu. Dedim kardeş, sen bu çocuğa hiç din, iman, kur’an, ahlak bir şeyden bahsettin mi? Ses yok. Sen dedim ayrıldın mı eşinden? Evet dedi. Sevgilini evine getirdin mi hiç dedim ben. Böyle baktı, hayır diyemiyor. E dedim sen evine getirdin, o da sevgili olmanın normal olduğunu zannetti. Öyle düşündü dedim. O yüzden o da annesinin yolunda gidiyor dedim. Sen eve sevgili getirmeseydin, o kız da sevgili olduğunu bilmeyecekdi. Ondan sonra kurtar bizi. Nasıl kurtaracağız ya? Sen o çocuğu kur’an ve sünnetin yaşandığı yerlere götüreceksin.
Bazen derim ya anneler, burdasınız, çocuklarınız nerde? Babalar, burdasınız, çocuklarınız nerde? Nerde? Çocuk evde televizyon izliyor. Nerde? Çocuk evde sosyal medyada. Nerde? Çocuk evde, ınstagramda, ondan sonra oyun oynuyor çocuk. Anneler, siz burdasınız. Çocuklar nerde? Yetişkin kızlarınız nerde, oniki yaşında, onüç yaşında, on beş yaşındaki kızlarınız nerde, neyapıyor? Sen burda sohbettesin, zikirdesin, harika, duadan duaya koşuyorsun, harika ya! Harika, on numara iş ya! Çocuğun nerde? Çocukla iletişim bozuk. Hocam dinlemiyor. Neden dinlemiyor? Annesi değil misin, babası değil misin? Neden götüremiyorsun yanında? Neden iletişimin bozuldu? Senin de hoşuna gitti. Çocuğun eline verdin telefonu, baktın keyfine. Çocuk ikide bir de soru soruyor, anne, Allah nerde? Sus! Çocuk soruyor, anne, Allah babam mı? Sus! ondan sonra telefon açıyor. Hocam selamünaleyküm aleykümselam. Benim çocuğum rahatsız mı? Ne oldu? Anne Allah nerde diye soruyor. Aaa, ne kadar güzel soru sormuş, ne kadar güzel! Nasıl hocam? E cevap ver. Hocam biliyorum. E öğren? Onunla uğraşacak zamanı yok. Azap olarak fitne! Onlara fitnenizi yani azabınızı tadın denecektir. Azap da ne oldu? Cehennemde bir fitne oldu. Eziyet, işkence. ‘Fitneye, eziyet ve işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edip ardından da sabrederek cihad edenlerin yardımcısı, elbette Rabbimdir.’ Burda da fitne ne oldu? Eziyet, işkence oldu. Deli manasında. ‘Fitneye düşeni yakında sen de onlar da görecek.’ Kalem ayet 56. Hani müşrikler dediler ya bu deli oldu. Bakın, unutmayın. Eğer
siz gerçekten kur’an ve sünneti yaşarsanız, müşrikler derler ki bunlar deli. Eğer sizin hayat standardınızı, kur’an ve sünnete olan bağlılığınızı, kur’an ve sünneti yaşamanızı gören bir kimse siz delisiniz diyorsa, kalbinizin bir köşesinden şunu söyleyeyin. Bu müşriklerden. Ancak müşrikler, müminleri deli zanneder. Bunlar deli der. Ancak müşrikler, mümine ancak müşrikler deli der. Mümini ancak müşrikler deli der, kötüler. Mümin’in dostu ancak müminlerdir. Müminin üzerinde imanından dolayı birisi bir laf söylüyorsa ya müşriktir, ya isevilir, ya Musevidir, ya ateisttir, ya deisttir, ya münafıktır.
Zarar verme: ‘Seferdeyken kafirlerin sizi fitneye düşürmelerinden, yani zarar vermelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda bir vebal yoktur. Sapıklığa düşürme: ‘Siz ve taptıklarınız cehenneme girecek olanlardan başkasını fitneye düşüremez yani saptıramaz. Saffat, ayet 161- 163. Uydurma, mazeret: ‘Onların sadece vallahi biz müşrik değildik sözlerinden başka fitneleri olmayacaktır.’ Bu müşrikler de öyle diyecekler mahşerde vallahi biz müşrik değildik yani şirke düşmemiştik. Delalet manasında: ‘Allah birini fitneye yani delalete, şaşkınlığa düşürmek isterse, Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. Maide, ayet 41. Yine insana sıkıntı zarar veren şey manasında, hani hadis-i şeriflerde geçiyor bu, işte amaz kıldıran imama diyor ki arkanızdaki ihtiyarları düşünün, ondan sonra küçük çocuk annelerini düşünün, hastaları düşünün, hamileleri düşünün diyor ya, onları fitneye düşürmeyin bu noktada. Allah bizi fitnelerden uzak eylesin inşallah. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Allah’a emanet olun inşallah. Selamünaleyküm.
Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 2 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-5-2 • Tasavvuf Vakfı Yayınları