Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah
Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn
ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn
Vezirin bu düzen yüzünden ziyana uğraması:
“Vezir de padişah gibi bir şeycik bilmiyordu. Hiçbir şeyden haberi yoktu. Önüne ön olmayan, kendisinden çekinmeye imkan bulunmayan Allah’la pençeleşmeye girişmişti. Öyle her şeye gücü yeten Allah’la pençeleşmeye girişmişti ki alem gibi yüzlercesini bir solukta yoktan var edebiliriz. Gözüne görüş gücü verdi mi gözünde bu alem gibi yüzlerce alem peydahlanır. Sana göre bu dünya pek büyüktür, sonsuzdur ama bil ki Allah gücüne karşı bir zerre bile değildir. Aslında bu dünya sizin canlarınıza bir hapishanedir. Haydin, o yana gidin orasıdır ovanız sizin.”
Vezir de padişah gibi bişeycik bilmiyordu Vezir zaten bu dini ifsad etmek ve dindarları ifsad etmek için padişaha bu hile ve desiseleri anlatandı. Vezir cehaletinden dolayı bilmiyordu. Padişah da bilmiyordu. Padişah da o bilgisizliğinden dolayı vezirin normalde bütün hile ve desiselerini yapmasına göz yummuştu ve her ikisi de Allah’la savaşmaya girişmişti. Bir kimse hak olan dini kabul etmezse, gerçekte Allah’la savaşa tutuşmuştur. Bir kimse hak olan dinin herhangi bir emrini reddederse, inkar ederse, yine Allah’la hiçbir zaman galip gelemeyeceği bir savaşa tutuşmuştur. insanlar dönem dönem kendilerini peygamberlerle savaştıklarını zannederler. Dönem dönem insanlar velilerle savaştıklarını, dervişlerle, müminlerle savaştıklarını zannederler. insanlar kendilerince Allah’ı zikreden bir kimseyi zikrettiğinden dolayı hor hakir görür, onunla savaştığını zanneder. Oysa hak ve hakikat noktasındaki bütün tecelliyat, Allah’ındır. Bir peygamber, kendi nefsinden peygamberim diye çıkmaz. Ona peygamberlik elbisesi giydiren Allah’tır. Ona peygamberlik hukukunu anlatan, ona ilahi kitabı ilham eden, onun
nasıl davranıp nasıl hareket etmesini öğreten Cenabı Hak’tır. O, heva ve hevesinden hiç konuşmadı. Ayet i kerime mucibince, Hz. Muhammed i Mustafa’nın sallallahü ve sellem hazretlerinin üzerinden tecelli eden her ne var ise Cenab ı Hakk’ın tecellisidir. Öyle olunca Peygamberi bir metoda karşı gelen gerçekte Allah’a karşı gelmiş olur. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sünnetleri ile hadisleri ile savaşan gerçekten Allah’la savaşıyordur. Veliler Cenab ı Hakkın yeryüzünde dininin yaşanmasına vesile olan manevi direklerdir. iman eden müminler, Allah’ın hizbindendir. Allah’ın taraftarıdır ve mümin sıfatı Cenab ı Hakk’ın sıfatıdır. Bir kimse iman edip islamı yaşarsa, mümin sıfatıyla sıfatlarnır. Mümin sıfatı, Cenab ı Hakkın kendi zat ı uluhiyetinden kopup gelmiş bir sıfattır. Siz Mümin bir kimse ile mücadele eder, savaşırsanız, mü’minliğinden dolayı gerçekte Allah’la savaşıyorsunuzdur. Siz sakın karşınızda şahıs olarak onu görmeyin. Bir veli ile mücadele eden kimse, gerçekte Allah’la mücadele ediyordur çünkü kim Allah’ın dostlarıyla savaşa tutuşursa, Allah diyor ki onun intikamını ben alırım. Benimle savaşa tutuşmuştur. Çünkü El-Veli ismi şerifi, Cenab ı Hakk’ın ismi şerifidir. Bir Allah dostuyla Allah dostluğundan dolayı mücadele eden bir kimse gerçek manada Allah’la mücadele diyordur. Cahiller, körler, manevi körler, manevi sağırlar, manevi cahiller, Allah ve Resul’ünü kabul etmeyen, Allah ve Resul’ünün yolunu reddeden, Allah ve Resul’ünün çizgisini bozmaya çalışan, dini ve dindarları ifsad etmeye çalışanlar, gerçek manada Allah’la pençeleşiirler ve savaşırlar. Onlar zannederler ki x kimseyle savaşıyor. Zannederler ki x kimseyle mücadele ediyor. Hz. Muhammed i Mustafa’yla dün de bugün de mücadele edenler, gerçekte Allah’la mücadele ederler. Ne zaman dün, dün Hz Muhammed’i Mustafa(s.a.v.)’i müşriklere karşı galip getiren Allah, bu gün de Hz Muhammed Mustafa(s.a.v.)’in peşinden giden Muhammedileri galip getirecektir. Çünkü savaşın bir tarafında Allah vardır bir tarafında ise ne yazık ki Allah’ı tanımaktan uzak, Allah’a iman etmekten uzak ne yazık ki küfür ehli vardır. Savaş, ikisinin arasında geçer ve galip gelecek olan, mutlak galip olan Allah’tır.
işte vezir de Padişah da o günkü inananlara hile ve desise kurarlarken, o günkü inananların inançlarından vazgeçirmek için onların arasında fitne çıkarırken, zannediyorlardı ki biz o inananlarla mücadele ediyoruz. Zannediyorlardı ki işte biz ordaki müslümanlarla mücadele ediyoruz. Kur’an’ı yasaklamakla, kur’an’ı yasaklamakla zannediyorlardı ki müslümanlarla mücadele ediyoruz. imam hatipleri kapatmakla zannediyorlardı ki biz müslümanlarla, müminlerle mücadele ediyoruz. Camilerde dahi kur’an kursunu iptal eden, kapatan bunlarla mücadele edenler, zannediyorlardı ki kendilerince müslümanlarla mücadele ediyorlar. Yirmisekiz şubatta zikir yapılan yerlere, hafızlık yapılan yerlere, camilerin derneklerine, camilerin derneklerine varıncaya
kadar hafızlık kurslarına varıncaya kadar imam hatiplere varıncaya kadar din ve dinden yana olan bütün her şeyle mücadele edenler, savaşanlar, zannediyorlardı ki Türkiye’deki müslümanlarla mücadele ediyoruz. Onların mücadeleleri, mücadeleleri Allah’laydı. Şimdi de var ya şimdi de çıkıyorlar işte hadisleri inkar etmeye çalışıyorlar, öyle değil mi? Sünnet i Resulullah’ı inkar etmeye çalışıyorlar, öyle değil mi? Din ve dindarlarla mücadele etmeye çalışan, ne yazık ki zavallılar hala da var mı? Var. Aslında gerçek manada Allah’la pençeleşiyorlar. Onun intikamını alacak olan Allah. Bir kimse kendince müslüman olan bir kimse ile mücadele ettiğini zannediyor. Ey gafil insan! Senin karşındaki de insan. Gözünü açıp kapatmaktan aciz. Sen onun arkasında duran, önünde duran, Allah’ı gör. Ama Allah’ı görmekten uzak olanlar, kendilerince müslümanlarla, velilerle, evliyalarla, peygamberle, kur’an ve sünnetle savaş halinde duruyorlar. Oysa Cenab ı Hak müminleri korumayı, müminleri hıfz etmeyi, müminlerin kefaletini ve kefaretini kendi üzerine almış. iman edenler ancak Allah’ın dostlarıdır. Müminler ancak Allah’ın dostlarıdır. O zaman bir kimse mü’minin mü’minliğinden dolayı mücadele ediyorsa, bilsin ki Allah’la mücadele ediyor. Cenabı Hak ‘kim benim velilerime savaş açarsa, ben de onlara savaş açarım. Ben onlara savaş açarsam, yırtıcı hayvanın avindan intikamını aldığı gibi ben de ondan intikamımı alırım’ diyor. Bakın, Cenab ı Hak veliyi kendi emanına almış. Kim bir Allah dostuna, bir veliye savaş açarsa, Cenab ı Hak alacak intikamını. Onun intikamı şedittir. Ayet-i kerimede der ki Allah’ın intikamı şedittir. insanların intikamına benzemez. Zalim bir hükümdarın intikamına benzemez onunki. Zalim bir devletin intikamına benzemez onun intikamı. Onun intikamı, yeryüzündeki şeditlerin en şedididir. Aklın hayalin almaz onun intikam alış şekline ve şiddetliğine. Allah muhafaza eylesin.
işte öyle her şeye gücü yeten Allah’la pençeleşmeye girmişti ki alem gibi yüzlercesini bir solukta yoktan var edebilir. Hz. Mevlana tesbih sanatını gösteriyor. Diyor ki Allah bu alemi düşünün, yaşadığınız alemi düşünün. Bunca yaşadığınız âlemler gibi yüz binlerce, trilyonlarca, milyonlarca, milyarlarca alemi Allah her an, her nefeste yok edip her nefeste var eden öyle bir kudretli, öyle bir kuvvetli Allah. Sen kiminle pençeleşiyorsun, savaşıyorsun. Sen kiminle dövüşüyorsun. Sen kiminle mücadele ediyorsun. Tabii insanoğlu öylesine cahil, öylesine gafildir ki kiminle pençeleşip kiminle savaştığının farkında değildir. ‘Gözüne görüş gücü verdi mi gözünde bu alem gibi yüzlerce alem peydahlanır.’ Cenab ı Hak senin gözüne bir görüş gücü verirse yani kim farzları yerine getirir, nafilelerle Allah’a yaklaşır Allah’ı severse, Allah da onu sever. Allah onu sevince gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, konuşan dili olur. O Allah’la görür. Hadis i Kutsi ya, işte Allah sana öyle bir görüş gücü verirse aynı anda senin gözünde yüzbinlerce alem
seyran olur. Sen bir anda yüz binlerce perdede yüz binlerce alemi seyran edersin. Bir anlık bakışta, bir anlık tecelliyatta, bir ömür boyu anlatsan kitaplara sığmayacak ilm ü ledün sana peydah olur. Şimşek gibi kalbine çakar, sen bir ömür boyu değil ebediyyen anlatsan bitiremezsin. Ebediyyen anlatsan bitiremezsin. O senin gözünden tecelli ederse sen bir anda sayısız, milyarlarca alemi seyran edip milyarlarca aleme bir anda aşina olursun. O öyle bir Allah’tır ama benim gibi sizlerin de gözü bu gözlükten uzaksa o zaman hepimiz de körüz demektir. Biz bir bakışta eğer yüzbinlerce alemin bir nebzesini göremiyorsak, o zaman bizden, bizim gözümüzden henüz daha o tecelli etmemiş.
Biz hakkıyla farzları yerine getirememişiz. Nafilelerle ona yaklaşamamışız. Onu seveme mişiz. Onu sevemediğimizden dolayı o da bizi sevmemiş. Bizi sevmeyince gören gözümüz olmamış bizim. Duyan kulağımız olmamış. Eğer duyan kulağımız olmuş olsaydı, yüzbinlerce alemde yüzbinlerce yaşayan, hayat bulan, o varlığın seslerini işitirdik. O her alemde meleklerin zikrine aşina olur. Gözlerimiz görseydi hem gözlerimizde onların zikrullahını seyreder hem de kulaklarımızla onun zikrullahlarını dinlerdik. Bakardık ki her alemde ayrı varlıklar, her alemde ayrı zikirler, her alemde ayrı ibadetler, her alemde ayrı tecelliyatlar, her alemde farklı farklı sıfatların zuhuratları var. işte o eğer senin gözünden bir dem bakarsa senin gözünün önünde yüzbinlerce alemi bir anda seyrettirir. O öylesini gücü kuvveti yerinde Allah’tır. O öylesine güçlü kuvvetlidir. O Hazreti Ömer’ine hutbeden feryat ettirir ve ‘Ya Sare cebele’ der ve savaş estantanesini komple o halifesinin gözünün önüne yayıverir. O Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in gözünün önüne yayar. Şimdi televizyonlarla, canlı kameralarla izlediğiniz savaşları Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.) Mescid-i Nebevi’sinde sahabelere anlatıyordu. Şimdi kılıcı filanca vurdu, şimdi sancağı filanca eline aldı, şimdi filanca yerden müslümanlar filanca yere saldırıya geçti diye Cenab ı Peygamberinin gözünün önüne serivermişti ve aynı Allah yine Hazreti Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’e miraçla alakalı, israill’e alakalı yahudiler ve müşrikler Mescid i Aksa ile alakalı soru sorduğunda, Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri buyurdu ki Allah Mescid i Aksa’yı benim gözümün önüne serdi. Onların sordukları her şeyi Mescid-i Aksa’ya ben gözümün önünde görüp onlara cevap veriyordum dedi. Demek ki gören gözü oldu. Şimdi bunları sufileri inkar etmek isteyenler bunları inkar etmeye çalışıyorlar. inkar ettikleri şey Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin isra ve miraçtaki mucizeleri. Yusuf Aleyhisselam Züleyha’ya bir an gönlü meyledip ona doğru yöneldiğinde Yakup Aleyhisselam’ı delil olarak gözünün önünde gördü. Yakup Aleyhisselam dizlerine vuruyordu ‘Yusufffffff! Kendine gel.’ ve Cenâb-ı Hak ayet-i kerimede, kur’anında buyuruyordu.
Eğer Yusuf delilimizi görmeseydi bir anda o da helak olacaktı. Allah, kadir i mutlaktır. Görendir, gösterendir. Cenab ı Hak hadis i kutsisinde vaat etmiş. Kim Allah’ı severse Allah da onu sever. Allah onu sevince gören gözü olur. Gören gözü olur.
işte gören gözün o olursa binlerce, yüzbinlerce sayısız alemlerin bir anda gözünün önünde serildiğini görürsün. Ey sufi yolunda olanlar! Bu yola girip bu yolda hizmet etmeye çalışanlar! Önünüzde bunlar. Farzlara sımsıkı sarılın. Haramlar işlemeyin. Haramlara dalmayın. Dilinizi muhafaza edin. Nafilelerle Allah’a yaklaşın. Namazların sünnetlerini es geçmeyin. Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’nın ibadetlerindeki sünnetleri, Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in ibadetlerindeki nafileleri es geçmeyin. Onlarla Allah’a yaklaşılır. Mümkün olduğunca namazların sünnetlerini muhakkak kılmaya gayret edin. Muhakkkak! Kıla biliyorsanız iki rekat da olsa evvabin namazına devam edin. Gece namazına devam etmeye çalışın. iki rekatlık da olsa gece namazı kılın. Gücünüz yetiyorsa Pazartesi Perşembeleri oruca devam edin. Gevşemeyin! Gevşemeyin! Zikirlerinize devam edin, gevşemeyin. Sayısız Allah’ı zikredin. Tevhid çekin, ya Allah deyin. Sayısız salât u selâm getirin. Zikir kalbin cilasıdır. Kalp cilalanacak ki o göz görsün. Dilinize dikkat edin. Boş konuşmayın. Boş konuşmayın! Eğer gözünüzün önünde binlerce alem seyran etmiyorsa bir anda, gidilecek çok yolumuz var daha. Yürünecek çok mesafemiz var daha. Çok mesafemiz var. işte Allah öyle gözüne görüş gücü verirse, gözünde bu alem gibi yüzbinlerce alem bir anda tecelli ediverir. Senin iman ettiğin Allah, böylesine kudretli ve kuvvetli Allah. ‘Sana göre bu dünya pek büyüktür sonsuzdur ama bil ki Allah gücüne karşı bir zerre bile değildir.’ Bu dünya sana çok büyük gelebilir. Bu alem sana çok büyük gelebilir. Samanyolu sana çok büyük gelebilir. Bil ki Allah’ın ilminde zerreden bir farkı yoktur. Allah’ın ilminde zerre bile değildir bu alem. Bu alem ve diğer alemler, bütün alemleri toplasan Allah’ın ilminin önünde bir nokta kadar dahi kıymeti yoktur. Sana çok büyük gelir.
‘Aslında bu dünya sizin canlarınızla bir hapishanedir, haydin o yana gidin orasıdır ovanız sizin.’ Hadis-i şerifte buyurdu ki Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri: ‘Dünya mü’minin zindanıdır.’ Dünya mü’minin zindanıdır! Dünya mü’minin zindanıdır! O zaman bu dünya senin için hapishanedir. Bu dünya mü’minler için bir hapishanedir. O zaman bu hapishaneden kurtulmak gerek. Bu hapishaneden mevcut kurtuluştan önce kurtulmak gerek. Bu nedir? Bu hapishaneden biz kurtulacağız. Ölüm bize gelince, bu hapishaneden biz kurtulacağız ama gel sen özgürlüğünü önceden eline al. ‘Ölmeden önce ölünüz’ sırrına vakıf ol. Ölmeden önce ölünüz hali ile hallen. Bu hal ile hallen ki bu hapishaneden kurtul. Bu hapishaneden yoksa mecburi istikametde ölüm gelip çattığında zaten kurtulacaksın.
Bu hapishaneden başka bir hapishaneye düşeyim deme. Bu hapishaneden başka bir hapishaneye gideyim deme. Diğer hapishane ne? Kabir azabı. Be mübarek müslümanlar. Bu dünyada çektiğiniz dünya kabir azabı yetmedi, bir daha ahirette kabir azabı mı çekeceksiniz? Gelin bu dünya ile işinizi bitirin. Ölmeden önce ölün sırrına vakıf olun. Özgürlüğünüzü elinize alın. Özgürlüğünüzü elinize alın. Özgürlüğünüzü elinize alın. Özgürlüğünüzü elinize almanız için sizin dünya ve ahiret meşgalesinden kurtulmanız gerekir.
‘Ey oğul bağı çöz. Ne zamana kadar altına ve gümüşe bağlı kalacaksın’. Gümüş bu dünyadır, altın ise cennet hayatıdır. Bağı çöz, sırf Allah için yaşa. Bağı çöz. Bu hayat denilen yaşadığın bu hayatta, kendini kur’an ve sünnete vakfet. Her halini kur’an ve sünnete uygun yaşa ve Allah’ı gözünün gördüğü görmediği her şeyden fazla sev. Onu herşeyden yüce tut. Allahı öylesine sev ki Allah’ın, istemediği herhangi bir hal, senin üzerinde tecelli etmesin. Allah’ı öylesine sev ki Allah seni kıskansın. Sen harama meyletmeye kalktığında Allah seni çepe çevre sarıversin. Seni başıboş bırakmasın. Seni salma deve gibi seni orta yerde ellemesin. Azatlama eşek gibi seni orta yere sürmesin. Senin çilbirinden tutsun, senin geminden tutsun, seni sımsıkı bağlasın kendine. Öylesine sev ki senin gözünde ondan başka birisini göstermesin. Öylesine sev! Sen harama meyledeceğim desen, o haramı gözünün önünden kaldırıversin senin. Yarabbi! Ali’nin döndüğü yere Hakkı döndür. Bu sır ile sırlanasın. Döndüğün yere Hak dönsün. Öylesine sev ki o seni her şeyden kıskansın. O seni kıskansın! Sen öylesine sev, sen öylesine aşık ol, o seni korusun. Hani Cenab ı Hak hadis-i kutside der ya benim öyle kullarım vardır ki beni zikretmekten dolayı benden bir şey isteyemezler. istemeye zamanları yoktur. Ben onlara benden istemedikleri halde ne ihtiyaçları varsa görürüm. Sen Allah’ı öyle zikret, sen öylesine kul ol, senin ihtiyaçlarını senin önüne getirir o. Diğeri koşar ihtiyaçlarını sağlamak için. Sen Allah’ı öylesine seversin, o senin ne ihtiyacın varsa senin önüne getirir. Sen öylesine sev. Bunun yolu farzları yerine getirmek. Bunun yolu, haramlardan uzak durmak. Bunun yolu, nafilelerle ona yaklaşmak. Sen öylesine sev, Cenab ı Hak önünde ardında dolaşsın, meleklerini sıralasın. Sen öylesine sev, seni meleklerin korumasının altında getirsin götürsün. Senin vekilin, senin sahibin olsun. Allah bizi onlardan eylesin inşaallah. Cenab ı Hak cümlesinin evlatlarına çocuklarına yardım etsin, cümlemizi muhafaza eylesin, cümlemizi korusun inşallah.
El Fatiha maassalavat.
Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 2 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-5-2 • Tasavvuf Vakfı Yayınları
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Sünnet, Tesbîh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı