Genel

Mesnevi Okuması (2305. Beyitten) 06.12.2025

Mesnevi Okuması (2305. Beyitten) 06.12.2025 konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Okuması (2305. Beyitten) 06.12.2025 hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Benim babamına da asanya. Bu devrela asanda. Babamın Türküsü Allah’ım etelimiz. O yüzden onun çok sevardı babam. Biz de de böyle bir baba duygu su arayetem yaşanmamış. O yüzden şimdi devrela asana olunca, amin benim kanım kabarıyor. Düğüm patlatın bir devrela asa şimdi de.

Ama esme annen de gözüm görmede. Esme annen de devrela asana bir çözü annemiyormuş. O neden olsun? Ben fark etmedim o zaman. Neyse, Bahrem’a inşâallah. An fark etmemişim asana. Tabii o devreli nikâh esişiyor. Zenginlerden toplar, fukar alabilirsiniz. Öyle mi iştironlu? Bir de drama köprü tümle kendisi yaptırıyor. Kendi akistinden yaptırıyor. Zenginlerden toplar, de arayla. Söyle işte fabrikat çalıştırmıyor. Ama zalim zenginlerden. Toblu, ondan sonra şey yaptırıyor.

Dramak öpresini. Yani, eklenin. Zenginlerden. Zeebek version’un. Maka’dan yan bölgesinin. Verciyorum. Aynen kültür. Yani, egete de Zeebekden tıkış noktası. Zalimlere karşı zalim zengin. Zalim kaymakam. Yani zalim orada tütün zamanı şeyler. İngilizler falan. Tütün şirketleri. Ve, ellerin çıktıkış noktası da. Vahar kestabı onu normalde. O normalde aslan. Ama, dramak öpresini yaptıran. Müziği olarak girmeyelim bu gece. Ses mantık sopete edecek. Talet reklamış. Öyle yiğit insanlar.

Mesnevi Okuması (2305. Beyitten) 06.12.2025 Hakkında

O bunlar yiğit insanlar. Bunlar böyle zalime boyunayın. Fakir fukara ya. Sünmetmeyen. Dana hak ve hakikaten yanında duranlar bunlar. Bunlar tarihi şahsiyet. Bunlar devletin Osmanlı Ali’nin. Osmanlı Ali’ye devletinim. Artık böyle. Yöneteme, sâle geldiği zamanlar. Yani vatandaşın kuruya mıdır? Zâlimine de karşı halkın yanında. Fukara’lın yanında duranma da zamanlar. Normalde tabii. Senlar şimdi farklı bakıyorlardı. Allah iyi esine şah. Ben dıramalı Hasan Favarimiz.

Sela keremu o bölgenin Favar’ı esidir. Keremu orada. Orada tütü işirketinden başkaldır. Sonra ona çok affedersiniz. Kocar abdeye bir zaptı. Bunun pusiye düşür, uyurken. Ondan yanında ki kızanın birisi satar. Hep satanlar kızanlar bir yanda. Sela iyi zahle selamı. Havare sisa da. Şeyh Şah’ı bile yanında ki halefesi satar. Açış elamlar. Hane var ya orada bir şey. Oyun’u ulan. Kocar abım. Sana oyun’a. Senden başka iyi etk almadı. Yani iyi etk sen. Senden başka iyi etk almadı.

Yani sen iyi etk bozdum. Hani o şey. Kerem oğlumu. Oyun’a getirdim. Oyun’un karşısına çıcak bir kimse değildi. Bunun gibi. İki bin üç yüz beşinci bey. Yani son gece geçti. Sabah olduğu. Sen ne baktık kadar bu altın masallığına yeniden başlayıp duracaksın diyordu. Hanımına nasihat ediyordu. Bediye otun. Nasılyata devam ediyor. Gençken daha kanat değil. Şimdi altın istiyorsun. Halbuki sen önceden altındın. Üzümlerle dolu bir asmaydın. Nasıl oldu da kesada uğradın. Üzümün tam olacakken bozulup gittin.

Meyvanın günden güne daha tatlı olması lazım. İp eğlenler gibi gerisin gereği gitmen, lüzum yok. Sen bizim eşimesin işlerin başarılması için eşlerin aynı, aynı, huyda olması lazımdır. Eşlerin birbirine benzemesi lazım. Hayakkabı ve mestiğin çiftlerine bir bak. Gençken daha kıymetli daha kanat değil. Şimdi altın istiyorsun. Halbuki sen önceden altındın. Yani daha kanat değil. Malum kanat. Bitmeyen mihazine derde, hadeşerte. Allah Resil’u salılalım. Ben olunca gençken insan daha en dünyası eserini tatmamıştır.

Ona hattu 18-20 yaşında bir delikanlı yalan. Dünya eserini tatmamıştır o. Dünyanın eğlence sindedir. O böyle dünya eserine deyiz. Dünya onun hoşuna gider. Güzel gelsin. Şimdi ki gençlerde son model telefon olsun. İşte kafelerle gitsinler telefonu koysunlar. Masanın üzerine bugün de böyle oldu. Dessinler, sen fiyavsınlar. Bunlar normal şey. Dünya eserine başka bir şeyler. Bir taraftan dünyası, iyi bir insan dünyayı hırslayapar. Bir taraftan da sıkıntıdır. Dünya, dünyaya köle olur.

Allah muhafaza elisin. Gençken, insan, göndü de verraktır. Daha eğer, saramlarla tanışmamıştır. Haramlar, içerisinde düşük kalkmamıştır. Onun, göndü temizler. Kötürük bir bilmez, alevere, alevere bilmez. İnsanları aldatmaya kandırmayayım. O yüzden, normalde gençler. Bir de, henüz daha dünyalık endişeği yoktur. Tabiricayızı anne parası yöldür. Dünya alık endişeği yoktur onu. Mezaman dünyalık endişeği sahip olur. İnsan, işte eş, çoluk, çocuk, oldum, ondan dünyaya endişeği olur.

Eş çoluk, çocuk, yoksa, ondan dünyaya endişeği olmaz. An çok fazla olmaz. Böyle olunca insan, işte, gençlikten, çıkıp artık, orta yaşlı ve doğru giderken, onun ihtiyaçları değişir. İhtiyaçları değişince de, o berra kalini terketme başlar, her terbiye olması. Ve hani, fıtriği olan o güzellerini, o temizlerini, o berra kalını kaybeder. Andı, gençken, daha kanat dedi. Şimdi altın istiyorsun. Önce, sen altınlım diyor. Önce, sen altınlım, değil mi? Önce, ben şuraya yoruyorum.

Yani, tinsur esinde, ayet dörtten, biz insanın aseni takvim üzerine yarattıkıyor. Aseni takvim üzerine yarattık. Fizi koldarak her şeyi yerli yerinde olması, aseni takvim olarak yarattım, nasıl? Onun mağına viyo olarak da her şeyinin bitamam olması. Yani, henüz daha o çirlenmedi. Bakın, çirlenmedi. Aseni takvim üzerine. Sonra, çirlenmeye başladı. Fıtri atından uzaklaştı. O yüzden asıl değerinin, asıl değerini kaybetmeye başladı. Yani altındı, içine bakır karışmaya başladı.

Altında, içine bakır karışmaya başladı. Bakır karışmaya başlaması demek. Onun, haramla, tanışması, haramları, işler hale gelmesi ve dünyanın onu cezbetmesi. Artık o dünyaya doğru, meylediyor. Hani, yaşlılar için en korkulacak şey, yaşlılar için. Bakın, bakın, bakın. Yaşlanınca otim senin dünyası, güzelim ve dünyahıırsının artmasıdır. Hadise sabitleri, hani yaşlanın dükçe dünyası, bir sevgisi ve dünyası aşayın, çibisinde dünyası, bir sevgisi ve dünyası artar yaşlanınca.

Bu kötü bir yaşlanırtır. Bir adişirte, lanet olsun o erkeklere ki, yaşlanlıklarında, gençliği özelerler. Yani yaşlandığında, gençliği özeler. Hani görürsünüz ya, gelmiş benim gibi, atmış beş yaşına, saçı sakalı armış. Bu yatayım, daha mı geçtirler, ara bakçan diye uğraşır ya. Bu lanetlik bir ihtiyan. Ve, görürsünüz, elli atmış yaşında, genç delikanlar gibi, geyncem diyorraşıyor. Üzerine, likralı bir tanesi şort gemiş, daracık, altından likralı bir tanesi, pantomun denilen, tait gemiş.

Her tarafım, ey’dan da, ben de yaşlı, o gençliği özelerler. O, lanetlik ihtiyarlarda. O kimse, yaşına göre, cihin mühr, yaşına göre yaşamıyor. Erkek olarak. Bir kimse, Türkiye sıktan da, artmış, geçti mi? Yaşlı kataköresinde der. O bitmiştir onun için o artık, tabii, ametöz, bayyanı bir bombat, önümüze, o yüzden bununla o sana atmış her gelenler, ortaya şükür, bunu görebim. Öyle mi atırla, atmış, ort. Değiştirdinize anne. Değiştirmişler, ne olayışın, ne atmış esinde olan, ortaya şükür, ortaya şükür.

Ben bunun turçesini çöyliymişseda. Dünya en periyalist, kulebol sistem diyor ki, siz diyor ki, yetmiş yaşına kadar, ortaya şükür, bunda sanız, yetmişe kadar çalışacaksınız diyor. Sizci şükürce zannediyor. Ben sizi şükürme devam edecek. Ama şükürür kendi size aldacak. Sen gelcan, atmış, beş yaşına, bana, orada yaşkırmından, düzelt, kendi kendini aldatca ya. Şimdi, hadi şerit eder. İhtiya’nın kötüsü, lanetlik olanını yaşlandığında, gençliy özenenler. Ve korkunç olanı, bir kimsenin yaşlandıkça, dünyaya tamay etmesi, dünyayı sevmesi, Allah muhafızelese.

Tef, ayet, kırk altı, mal ve oğullar dünyaya tanın geçeceğiz, zinet eder. Geri de kalasali, ameller ise, sevap olarak da, ünüt kaynağı olarak da, Rabbinin nezinle sizin için, daha hayal ederdadır. O zaman bu dünyanın serveti, dünyanın serveti geçeceğiz. Dünyada ki, çoluk çocuk geçeceğiz. Kadın erkek geçeceğiz. Çocuğu, bu dünyanın her şeyi geçeceğiz. Burdan bizim götürecek olduğumuz şey, ya iyilikler, ya da kötülükler. Götürdüğümüz kötülükler ise, biz, canını mı baybaya yapacağız?

Otara fotoğrafa doğru gideceğiz. Yung iyilikler ise, canet ise lambınıceğiz. Canete gideceğiz. İkisinden mi? Ama insan bu dünyanın, derdle besine şatatına şatafatına aldanıyor. Rabbim mafaza elese. Yine adişe, Resulullah salullar ve selam buyurdu ki, dünyamel on dur. İçindekiler de mel on dur. Ancak zikrullah ve zikrullah hayatıncı olanlarla, halim ve amete, halim haric. Temiz ile ve immâcede geçen bir adişe. O zaman dünyâ ve içindekiler mel on dur. Dünyâ ve içindekiler Allah ve Allah yoluna hizmet ediyorsa, dünyâ ve içindekiler helanda evde, eş ve çocuklarına hizmet ediyorsa, dünyâ ve içindekiler kurabın içindekiler, kurabın içindete hizmet ediyorsa, bunda bir beyniş yoktur.

Bu güzeldır. Bu ahsendir. Bu hârika bir şeydir. Bu muhteşem bir şeydir. Bu muhteşem bir şeydir. Ama senin dünyâlığın, senin dünyâlığın yani araban katın yatın, aranın ennibarkın eşin, çoluğun, çözün. Allah yolunda koşturmuyorsa, oraya hizmet etmiyorsa, onlar senin cehennemleğini oluyor. Onlar dünyâlıkların ve dünyâlığı Cenabı-ı Hak’ın sanan lütvetlikleri. Allah yolunda hizmetler, senin cehennemleğini oldu. Yok, Allah yolunda değilser, senin cehennemleğini oldu.

Allah’ım hafaza el-e seni. Değille mi de geçen ades? Sizin hayırlısınız, ahireti için dünyasına, dünyası için ahiretiğini terketmeyen ve insanlara yük olmayanır. O zaman biz ne dünyayı için ahireti bizi terketleriz. Bakın de bu dengede tutmak bir şey. Dünya ve ahireti dengede tutmak. Neymiş ahireti için dünyasına, dünyası için ahiretiğini terketmeyen. Dünya ve ahireti çizgisini dengede götüren. Bu hadi işleri bizim ölçümümüzdür. Biz normalde başkasından yük olmayan sevmeyiz.

Hani geldi, gencim birisi ya, böyle ibadet ediyordum. Mesitte azletemere fennemiz dedi. Hani sen ne yapıyorsun burada? Bende onun ibadet halimde imbur. Peki dedi senin iyi aleykümseliyor. Ona kalk dedi camiden. Dedik abinsenden hayırlıktır. Ne de o bir başkasına yük olmuyor. Şeyhmiş, dermişmiş, alimmiş, eskidermişmiş, ne dermişmiş? Yok, başkasına yük olmayacak. Bizim dergavımızın ölçüsü dur. Ağadavudur. Biz başkasına yük olmayacak. Biz hiç gibi senden hiç bir şey istemeyiz.

Yük olmayacak. Şeyh el-nilla demeyiz. Bizim ölçümürsür. Ve biz ayır etimiz için dünyayı dünyayı için de ayır eti tırketmeyiz. Allah’ın en, Allah’ın en olmak istemeyiz. Biz verenel olmak isteriz. Biz zekat toplayan değil. Zekat veren olmak isteriz. Çalışın demiş, ayetik yerim eder. Biz çalışırız. Bizim bu noktada din geçin kaynağımız değildir. Adamden itibaren dinlerlerin en büyük kandı kapı, dini geçin kaynağı yapanlardan olmuştur. Bu kim olur musun olsun? Biz dinimizi yolumuzu, inancımızı, imanımızı, geçin kaynağı yapmaya, Allah muhafaza el-e sen.

O yüzden sizin ayırlınız, ayri eti için dünyasına, dünyası için ahiretini tırketmeyen ve insanlara yük olmaya kimsedir. Biz en ayırlısı olmaya Cenâb-ı Hak, bizlerim hafak eylesin. O yüzden insan dışarıda etrafta orada burada altın aramayoluna girerken, kendi iç dünyasında ki cevherliğe unutur. Oysa Allah bütün insanları, aseni takıyım üzerine yâ Rabbim, ve bütün insanların kalbine, nuruarmış, onur, harekete geçtiği anda, o kimse insanı tahmin olur. İnsan kendi üzerinde bulunan, hali felik, nurunu, veya hali felik, düvesini unutmuş, dışardan Müslürü şey aram.

Allah muhafaza el-e sen. Üzümlerle dolu bir asmaydın. Nasıl oldu da kesada uğradın? Üzümün tam olacakken, bozulup gitti. Hazreti bir Allah’a ile, buradaki asmayı insan abenzetmiş. İnsanın potansıya ile insanın yapabilirlerleri yapamaması. O yüzden asmayı şimdi genel olarak insanlar şehirler de büyüyorlar. Ancak köyde veya tanılası olanlar asmayı bilir. Üzüm, şimdi asmayı normalde ekersin, küçük, küçük bir fide gibi, ondan sonra o büyüğüm ve başlar, sen onun üzerinde işçilik yaparsın, bakarsın, edersin, çatarsın, sonra ilaçlarsın, sonra o koruk olur.

Koruktan sonra üzüm olur. Önce ne olur, koruk olur. Üzümün olgunlaşma bir şahâldirine koruktiler. Biz de onu koruktilerin yok. Buradan ediyoruz. Koruktiyonuz değil mi? Ya demir taş da, bayindir, arasında bir fark yok zaten. Ademir taşıdan bayindir. Muhtar, sizden koruktiyonuz. Sizden bu koruk. Üzümün olgunlaşıp koruk biraz ekşim trak olur. Hatta bazı asmalar vardır. Biz ona hani asmalarız. Onlar mesela ekşiyi yapmak için ver. Çok ekşilir o, onun üzüm yenden, onu da koruktan toplarlar, suyunu sıkarlar, bildiğiniz koruk ekşisi yaparlar.

Bayindirde yapar da anlayam onu. Bizim bahçenin içerisinde korumuz vardı. Şimdi koruda geleceğim. Normalde asmaya geleceğim. Burada ki bu asma metopor benzetmesi çok hoşuma gitti benim. Asma imillimden için Eğer o asma yedi veren ise bir de yedi veren asmalar vardır. Adı yedi veren olarak kalmıştır. On bir başlar, Maharda koruk vermeye ta son bağırakı da hep koruk verir o. Yedi veren asma darlat bizim orada. Ekişidir onun tadı. Ama bütün üzümler bir tererse bir tererse bir terer o hala da ilişil koruk verir.

Yedi veren asması diyoruz biz ona. Bilmiyorum burada var. Var nismel yedi veren. Evet, çekirdekli durur. Yiyim o oşte ilir. Ama ve laket yedi verendir. Boyuna mevavir. Şimdi Hazret-i İnsanın burada yani normalde bedevinin ağzından eşine söylediyor. Sen diyor üzümlerle dolu bir asma inim. Bu muhteşem bir şey. Yani sen böyle üzümeren üreten devamlı türü taze kendini tutan. Kendini sağlam tutan bir asma inim. Ama sen senin diyor üzümlerin yenileceğiz ama oğlunlaşmayı bekledik.

Yani koruk üzümen dönecekken sen kendi kendini kötüleştirdim. Kendini kendini hebah ettim. Ve o koruklar biz olgun nasızlığın biraz daha kemalar sın. Yiyim oşte olsun. Azı tatlarsın diye beklerken sen çürüdün. Bu meyvan oğlunlaşması gerekirken meyvayı çürüdün sen oğlunlaşmada. Bu ne demek? Sen düyevilleyşmemem gerekiyordu. Sen ne güzel normalde öyle bir şeydinki sen rüyallar görürdün. Halar yaşardın. Namazını kılardın. Dersini çekerdin. Güldür güldür zikirlere giderdin.

Ama sen kalktın nefsin oydun. Çibre düştün. Kendini kendini bir şey zannettin. Sen’den üzüm yemeği beklerken biz sen kendini çürüdün. Sen kendini işe yaramaz ale getirdin. Dışın çok güzel için çürü kokuya ama. Dışın ne güzel nefas ettik görünüyor. Ermiş oğlunlaşmış gibi görünüyor. Ama sen tendi özünü bozdün. Yolunu bozdün çizgini bozdün. Geriye doğru gittin. Sen oğlunlaşıp Kemal’a herif. İnsanlara faydalı olman gerekirken. Sen o olduğunulaşma sürecini geri çevirdin.

Bu neyle oldu? Bu dünya’ya aldanman ne oldu? Hiva evesi üman ne oldu? Nefsini ilahlaştırman ne oldu? Sen şimardan şimaranca kaybettin Allah’ın fazlasın. O dünya senin yakandan tuttu. Dünya senin kalbini çevirdi. O isadişet, Allah’ın resubu salgınlar ve selam azetleri buyurmuştaki adem olunun iki vadi dolusu altına olsa, malo olsa üçüncü bir vadi daha arz eder. Adem olun, karnını ancak toprak doldurur. Allah tövbeden kimselin, tövbesini kabul eder dedi. Bu harim üstüm.

Bunun ne zaman söyledi biliyor musunuz? Bu adişeri feb. Bir yoldan geldi bir kimse çok temiz giymeni. Buranın emir kimden de, bunun emir kimdenince, Peygamberi gösterdiler salılalım. Dediler ki, o dedi ki o kimse sana hediyeler geldi. Medin’in elin filan cevadiysen de seni bekliyordun. Allah Resulü salılalım ve selamazetleri kalktı. O hediyelleri almak için. Dedik onların buraya gelmesimin gündeyi çok büyük hediyeler. Katar Katar dediler. Hazreti abbasledeki en yiyelim, en muhammet.

Dedeki yükse ben yıklar getiririm. Bir şey seyarlıncı olurum. Hazreti abbasını içerisinde öyle bir dünyası yok ki. Müsaade ben seninle geleyim dedi. O da olur amcadı. Gitiler vahadinin başına. Vahadinin başına gittiler bir katar, işte zemercet, bir katar, mercan, bir katar işte şu, bir kaltın, ne ararsanız var, katar katar. Tabii o hediyeleri getiren kimse, Hazreti Peygamberi salılalım ve selamazetlerine gelen katarları o gelen hazinelerin tanıtıyor. Diyor ki, şunda, mercan yüklü, şunda altın yüklü, şunda gümüş yüklü, şunda şunda, şunda yüklü, bunlar bunlar yüklü, bunları söyledi ki, Hazreti abbas diyor ki, heyma abbet bunlar nefsiz senin mi benim amcadıyor.

O bir daha söylüyor, bunlar nefsiz senin mi benim amcadıyor. Tam o gelen hediyeleri getiren tanıtıyor, o her seferine benim amcadıyor. Ondan sonra en sonunda diyor ki, hepsi de senin mi, hepsi de benim diyor. Allah Resul-ı Sallullahu aleyhi ve Salaqun. Bakıyor ki, Peygamber Sallullahu aleyhi ve Sallullahu aleyhi ve Sallumazetler ondu dünyası gibi saçları, son hizret edendir Hazreti abbas. Mecgede ki işi, koltuğu çevirmektir. Fajzilikdir. İlk mekge fethedilince bugün fajz arakların altınladır, ilk kaldırdım fajzda, amcam abbasın fajzdırdır.

Gelir, diliti tırh etmişe geliden, enma ammin, ben paranın aslında ne namalıyımdır. Yok aslında ne aldar ama fajzlarını bıraktarım. İlk kaldırdım fajz odurdan. O mekge deneminde Hazret abbasın fajz cilini yasaklamaz. Çünkü mekge o zaman için müşrik bir devlettir. Müşrik bir devlet de müminine kafirlen arasında fajz yoktur. Hükmün hükmün çıkış noktalarından birisi de bu dur. Müşrik bir devlet de müminine kafirlen arasında fajz yoktur. O Hazreti mekulatisi de bunun destekler.

Velasıl Hazreti abbas efendimiz, radya Allah o an Hazretleri, Normade görüşünü bir sıkar böyle kuyacaklar onu. Sıkınca Hazreti abbas efendimizin ağzından simsi yap bir duman çıkar. Çince yap bir duman çıkar. O zaman bu hadi şeref ve hadi sıkıntısı söylen. Adem oranın iki vadi dolusu altını olsa üçüncü yiyizler. Adem olunun kanını ancak toprak diyorlar. Yani sen ne kadar çok mal biriktirize, haybirde mal biriktirmek istersin. Yaşlanırsın, yaşlandığında bile mal biriktirmenin derdine düşersin.

Gelmiş adam atmış herçine hale daha kaç tezgahacam, kaç tezgahatacağım, kaç mümmetrem alıyabacağım. Ne kadar şunu yapacağım ne kadar bunu yapacağım. Onu hesablıyor. Atmış yaşına gelmişsin, yaşacağın o yılda azın. Adı yaşa yetmiş, beşe kadar yaşa. On beş yıl yaşa atmış yaşına kadar yapmış en yampçağını. Daha ne yapacağım diyor ulaşıyorum. Bırak can parayı sen yese, on beş yıl yiyemezsin zaten. En fazla çoluğun çocuğun torunundar ki, dedem biraz daha fazla çalışıp biraz daha fazla bıraksaydı.

Ama o dünyasıya gisi, dünyası, adam yetmiş yaşına de gelse bırakmaz. Dünya sevgisi var ise, dünyası var ise, yetmiş yaşında fabrik akuracağım diyor ulaşırıyorsan. Adam gelmiş, yetmiş beş yaşına, daha fabrik hanım başında. Mişe diyemez. Var kezim kendi hayatı Allah’ım hafıs eylesin. O yüzden dünyaya şeytanın şarabı gibidir. Seni onunla zar hücceden, seni onunla perişan eder. Allah’ım hafıs eylesin. Ve insan olduğu, gerçekten enteresan varlık, o dünyası hücisine, kaç yaşında olursa olsun.

O sün bir kaptırırsa kendini kaybolur gider. Meyvanın günden yine daha tatlı olması lazım. İp eğrenler gibi gelişin gereği gitmenin lüzum yok. Siz ilk eğrenler de bilmezsin asyindi. Urogancalık mesleği kalmadı çünkü. Trede urogancalık mesleği vardı. Bizim bayindirda da kalmadı. O kendirden, İplik yaparlardı. Urogan şimdi karşında bir mekanizma vardır. Böyle dayarense kendilerin çuvalını çindedir. Heybesinde, onun böyle geri gelir. O mekanizma döner, dönerce eğirdeği, ip eğirmel makinesinin değişik bir şeyse.

Bildeniz ipmeyi de ona gelir. Kalının sonra üç veya 4 ipi bir daha birleştiririz. Biz meslegisizine giderken görürdük onları. O kendirden ip alat urogan yaparlardı. Şimdi nylonun çıktı, bilmemesi çıktı. Şimdi onları hamre geri geri gelirler. Ipi heri, lirlerken. Sonra ipi dolar, başa gider, tekrar geri geri gelir. Hazreti bir diyor ki, senin meyvan günden güne tatlanması gerekirken senin meyvan bozuluyor. Ve ip eğirlerler gibi geri singeri gitmenin lüzum yok diyor.

İpeği eğirlerler gibi. Hazreti peygamber, sallallahu alu ve selamazeteri hani iki günü müsaavi olan eşit olan zarardadır diyor ya. Müslüman her an bilasa su fila, manevi, halerini arttırmalar lazım. Bunun için ne zikirlenini arttıracaklar. Bunun için ne, ahlaklarını arttıracaklar, ince ahlakı sahibi olacaklar. Bunun için ne, sabırlarını genişe çekler, derinleştiracaklar. Bunun için ne yaparlar lazım. Merhametli, toileranslı olmalar lazım. Kur’an ve şunetten tabi zvarmemeler lazım.

Yollarının adabından, erkanından tabi zvarmemeler lazım. Ama yok böyle olmazsa yani senin bu günün dünden iyi olmasına hazır. Bu günün dünden dahil arılmasına hazır. Yani er bugünün dünden dahilir, olmuyorsa senin meyvan olduğunlaşmıyor. Sen geriye geriye gidiyorsun. Hep böyle, dermişlerden gelen mesajlar şöyledır. Ben dermiştiğimin ilk zamanlarından ne güzel rüyalar görüyordum. Şimdi göremiyorum. Dermişlerinin bir hik zamanlarında aşkla muhabbetle dörtelle sarıldaydı.

Şimdi kendi kendine bir benlik geldi sana. Bir dermiştik, mela elbisesi giydin kendi kendine, geriye doğru gidiyorsun. Önceden sabah namazı vaktinde, aman namazı kaçırmayın dersiminde kaçırmayın diyordun. Şimdi sabah namazı vaktinde kaçırıyordun dersin de kaçırıyordun. Dersinin sıkı sıkı bağlayın, çekerden şimdi dersini de çekmiyorsun. Geriye doğru gidiyorsun. Onun sona da aradan bir yıl geçiyor iki yıl geçiyor. Diyorsın ki, ya bu adam nasıl peygamber Efendimiz’i gör.

Ben daha görmedim. Sen daha görmezsin. Neden geri geri gidiyorsun? Yolda durduğuna amde çüklet. Bir de geri geri ya gittiğini görmez. Yolda hata görür. Geri geri gittiğini görmez. Şeyh’ta takıyoruz. Geri geri gittiğini görmez. Zakir’da takıyoruz. Geri geri gittiğini görmez. Dervişler’da takıyoruz. Geri geri gittiğini görmez. Evde hanımakizler. Çoluğa çöcekizler. Beyini kızlar. Çoluğa çöcekizler. Onan hart harbuna hurt dur. Onat ekme, onan yumruk. Onat küfür. Onan sana bir de peygamberi görmek istiyor.

Onun tibirlenir, öbür gün ötekirleştirir. Onan tepeden bakar. Onan sanki çok mataf bir şey yapıyormuş gibi. Sonum bir de peygamber Efendimiz’i görmek istiyor. İşine en ilginç yanımı. Dedi kodi yapar, gıybet eder. Onun binun özelleyatını karıştırır. Burgaların inceler. Sona benden fazla peygamber Efendimiz’i görmek ister. Nasılsın sen? Ne yapıyor, geri geri gidiyor. Ne yapıyor, mevah olgunlaşmadan, bizi muorduk, gökyü edinderdadır. Gökyen yedin. Yani olgunlaşmadın.

Olgunlaşmadan sabırsızlık yaptın. Sen daha kanatların çıkmadan oçuma yeden edin. Kedi köpeye yemol. Yani yuvada duruyor. Yuvada iyice kanat ancak serbilecek. Ondan sonra uçacak. Anne kuş veya babakuş. Onun yuvadan uçuma zaman bilir. Yuvadan uçuma zamanı geldiğinde yuvadan kendisi kovaralım. Atar, aç ağlamam. Bu anne babaya tabi de kendi kendinin oldunlaştığım abasında. Yuvadan atıyor kendini. Yuvadan atınca zaten aşağıda kendiler bekliyor. Yukardam artılar bekliyor.

Bir tane bir kuş daha var, burası da gördüm. O ne diyorsunuz siz ona? Saksa ama evet o da birböyle yavurları iyi o değil mi? Böyle değişik bir kuşu alacak gibi. Şimdi o normalde ne yapar? Kadeler bekler ordu bir kuş yuvası var bekler onu. Oradan çünkü ahman geli saat çakken de ben uçuyor mu diye? Atar atmaz kapar onu. Ve hatta marti dolaşıyor mu artık kapıyor. Diceksin ben ilk önce diliyorum bu marti. Ne dolaşıyorlar? Şehirin içinde dolaşıyorlar. Yavurlarını dolaşıyorlar.

Şimdi dervişinden çok hafe derseniz aptal olur. Kendi kendini olduğum davası gider. Kendi kendini olduğum davası güldünce atar kendini yuadan dışarı uçan diye. Uçar uçmaz onu şeytan kapar. Ne uçuyor mu derken? Yuvadan da dışarı uçuyor mu derken? Onu şeytan kapar kurtlar kapar onu. Yaller bitiriler çatır çatır. İşte normalde o kimse geri geri gidiyor. Ziyanda ziyanda olduğunun da farkında ama kendisini altatmasını seviyor. Allah muhafızı eylesin. Ne hiltüreyse ayet doksan iki ibliğini sağlam eğripte sonra onu söküp bozan şaşkın kadın gibi olmayın.

Sen ibliğini sağlam ör. Sen ibliğini sağlam ör. Sen bir yola söz vermişin. Sözünde ahdinde dur. Eşine söz vermişin. Sözünde ahdinde dur. Çoluğuna çocuğuna söz vermişin. Çoluğuna çocuğuna sözünde ahdinde dur. Büyüklerine söz vermişin. O ahdinde dur. Ahdini bozma. Ahdini bozan bir kimse. Bu ibliğini sağlam eğripte sonra onu söküp bozan şaşkın kadınla benza. Ahid de sahip bu ahidlerinin bozanlarla alakala ahidler bu. Aseti bir de diyor. Sendi o organcılar gibi geri geri gitme.

İplini sağlam örmüşün. O ibliğini sağlam ördüyü sen onu çözme. Hiçbir zaman ahdinizi çözmeyin. Hiçbir zaman verdiğini sözü unutmayın. Biz söz vermişiniz. Kimse söz verdiyseniz. Söz verirken yüzonesek issefer düşünün. Ama söz verdiyseniz de o sözünüzden dönmeyin. Sufi sözünden dönmez. Söz verdi mi? Orada kalır. Ne yaşarsayarsın? Senin söz verdiğin kimse bozulsun sen bozulma. Senin ahidleştiğin kimse bozulsun. Sen bozulma. Sen bozulma. Sen liman babası gibi durdurdun yerde.

Elleme bozulan senden deyiz zaten. O bozulduysa senin bırakıp gidecek. O bozulduysa yolun bırakıp gidecek. O bozulduysa o kadınsa evi bırakıp gidecek. O bozulduysa adamca o bırakacak gidecek. O ahdini bozulma. Sana ahdini bozma. Derviş ahdini bozmaz. Etrafında günler ahidlerinin bozulular dağıyı bozmaz. Bak etrafında her kim var ise eştir evlattır. Ne bilenler, miştir kardeştir arkadaşlar. Bir çönen de o ahdini bozmaz. Ahdini durur. Rabbim bize ahidlerinde duranlardan elisin.

O yüzden namazdan zikirden tövbeden iyilik yapmaktan. Kötülerden ve kötülüklerden sakınmaktan geri dönme. Ahdinde dur sabit dur. Ve fasızlardan olmam. Düğünü unutup, dününü unutup. Bugün ve fasızlık bayranın çekenlerden olmam. Öncekini unutup, bugün ve fasızlık bayranın çekenlerden olmam. Sen sabit dur. Sen günden günden bozulanlardan olmam. Günden güne geriye doğru dönenlerden olmam. Sen öyle ol ki, öyle ol ki, etrafı muzlusun. Sen bozulma. Allah muhafaza elisin.

Sonra işte ben eski halinde deyisin. Kendin bir nikennin çözdün. Deyisin, kendin geriye döndün. Deyisin, sen kendin gebi şeyden. Ben kendine vüsümez söyleyim. İssis mar ediyorsun. Sen sabit kadın duramıyorsun. Allah muhafaza elisin. Sen bizim eşimizsin. İşlerin başarılması için eşlerin aynı huydolmalar lazımdır. Eşlerin birbirine benzemesi lazım. Hayakkabı ve mezdin, tümlerle bir bak. Ey sufi kardeş, ey insanlar. Cenabı Hak hepiniz ağaçlarını taktıyım üzerine yarattın.

Sen önce altın edin, altın. Sen Allah altın olarak yarattı. Ama sen dünyası evgisiyle bozuldun, dışarıda altın arama yokuyordun. Sen asıl cevherin unuttun. Sen cevherine dönmeyon unuttun. Cevherine dönmüş o sen öyle olmayacaktı. Sen meyvanın bozdurdun. Ey, ibn’i çözdürdün. Senin meyvan tatlanacağına. E, sen zahir ve batının birleştirip öyle yüricene. Sen zahir ve batının birleştiremedin. Hadis şerit deki gibi dünyası için ahireteni. Ahirete için dünyasını terkeden nereden olmayacaktın.

E, öyle oldu. İstikametini bozdun. Şurada ne taballıldığını bozdun? Kur’an’a bağlılığını bozdun. Farslara olan bağlılığını bozdun. Sen bozdun. Böyle olunca sen bizim eşimiz olmaktan çıktın. Birbirinin aynı sıdır. Bir şeyin eşi demek aynı sıdeme. Bunu karıkoca olarak azan kadın da herkeste bir iki ayakkabı gibidir. İkâ’ya aynı ölçüde ayakkabı olmazsa yolda düzgün yürüyemez. Mürritmürş’in iki ayakkabı gibidir. Bir insan gibiydi şimdi ömüzde bir tanesin bozdunursa yürüyemez okum ise.

Hadis işe yarık azeti peygamber buyuruyor ki hakkımız zelal edin ben bu Hadisleri hep böyle işin manevi tarafından alıyorum. Ne diyor bir kimsenin bir ayakkabı sıkkaybolursa öbürkünde çıkarsın. Öyle şey öğretsin diyor. Dengesiz olur çünkü. Denge önemli der İslam’da. Siz daha her batın dengesini kurmak zorundasınız. Siz dünya ailette dengesini kurmak zorundasınız. Denge bozulursa yolunuz bozulur. Hayatınız bozulur o yüzden normalde hiçbir zaman dengey bozmayacaksın.

Ve eşler ne diyor Hazreti bir. Ben böyle karıştırıyorum kararmasın diye. Eşlerin birbirine benzemesi lazımdır diyor. Nedir su fili kul, müyürik, Cenâb-ı Hak’ın sıfatlarını üzerinde tecelletir. Sıfatlar onun üzerinde tecelledersen Allah kendisi fatını sever çünkü. Bu sefer benzeşme başlar. Her Cenâb-ı Hak’ın sıfatları senin üzerinde tecelletmezse sen onunla dost olamazsın. Allah muhafaza eylesin. Ölü olunca o zaman sen normalde birbirilerinize benzemem. İki dervi iş birbirine benzemesi lazım.

İyilikte güzellikte hoşluktama. Allah muhafaza eylesin. Rabbim cumremizi istikameti düzgün olanlardan eylesin. Kur’an ve sünneti seni yasım sık yapışanlardan eylesin. Geriye doğru giden nereden değil. Her dahi mileri doğru giden nereden eylesin. Elfatı Allah’ın sılamadın. İki bin üç yüz ondan devam etçezi inşâallah Allah izin verirse. Bir kaç arkadaş kitapladı sordu. Onu da değiniv vereyim. Kitapların bütün hemen basılacak olanlar basıldı. Bir tek Mesnevî kaldı.

O da yaklaşık 9. Cil falan oluyor. Allah izin verirse doyar elde önümüzde kaptı hafta sonuna yetişecek inşâallah. İki kitaplarla alakalı bir de o tüm pururum. Ona göre bir plan pururamda ailesinde kitapların da tümına başlayacağız. O yüzden buradan kitaplarla ben sohbetleri yazıya çeviren. Kardeşlerden hem de basımında tanziminde bu noktada derlenin toparlanmasında faydası olan çalışan bütün kardeşlere huzurumuzda teşekkür ediyorum. Allah hepsinden deraz olsun.

Rabbim eclenine arttırsın. İnşallah hedefimiz şu böyle kitapların böyle tabirice ailese değer verecek o kucak olan kimsele de inşâallah dörtım yapacağız. Bunun da buradan ilan ediyiz. Bizim kitaplar ücresiz. Herhangi bir ücrete tabi değil. Bunların satanlardan daha hakkımız helalde. O ku mucag olan gidip de bu böyle ucuz kitap alın’ta satanlar var ya. Yazık yapmayın. O kumuyosanız iyi ad edin. Biz onun bir ücret karşılığında da atmıyoruz. Onları o yüzden onu böyle değer siz değiştirmek götürüp o ikiincel kitap satanlara onu ucuz bir paraya satmak hoş bir şey değil.

Bunun bütün erkeze söylüyorum. O kumuyosunuz, dörtım kitaplarınızda bir okuyan çıkar. Bunun da düşünmüyorlar. Ama gidip de o kitapçılar o kimsele de işte kilo yola satıncak bir kitap değil. Ben kendi eme imnan geçtim. Benim böyle bir derdim yok. Onun basın parasından da geçtim. Böyle bir derdim diyor. Onun fee ize bilirler. Allah için yazıya dökenlerin bir emekleri var. Onlar da bunu ücretsiz yapıyorlar. Onların emeklerini yazık. Allah bizi affesin. Rabbim inşâallah amel eden derden ailesin.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 06.12.2025 tarihli sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını ziyaret edebilirsiniz.