Pazartesi, 29 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
İlim ·

Memlekette haramlar oluk oluk akıyor devletin sesi çıkmıyor ama bir aşure için o

kötülük ve iyilik İki zıt kavram fakat birbirini kıymetlendirmek giren kötülük kötülüğün yayılımı bulaşıcılığı noktasında iyilikle kıyasladığımızda kendi üzerimizden de örnek verirsek kötülüğü çok çab...


Memlekette Haramlar Oluk Oluk Akıyor — Asıl Tehlikeye Sessizlik, Geleneğe Düşmanlık

Memlekette haramlar oluk oluk akıyor — devletin sesi çıkmıyor; ama bir aşure için o kadar gürültü kopuyor. Bu çelişki — toplumumuzun zihninin sapmasını gösterir. Asıl haramlara — fâiz, zinâ, alkol, kumar, yalan, hırsızlık, rüşvet — sessiz kalınıyor; ama mâsum geleneklere — aşure pişirmek, mevlid okumak, Mevlânâ semâ etmek, dergâhta zikretmek — büyük muhâlefet ediliyor. Bu, modernistselefî zihniyetin tipik tutumudur: kendi anlamadığı her geleneği «bid’at» ilan ederken, gerçek haramları görmezden gelir. Sahih mü’min — bu çarpıtmayı görmeli; asıl tehlikeleri tanımalı; geleneğin sahih unsurlarını korumalı.

Asıl Haramlar — Kur’ânî Liste

Kur’ân’da açıkça yasaklanmış olanlar: fâiz (Bakara 275-278), zinâ (İsrâ 32), alkolkumar (Mâide 90), yalan (Hac 30), hırsızlık (Mâide 38), rüşvet (Bakara 188), gıybet (Hucurât 12). Bunlar — büyük günâhlar; üzerinde ittifak var. Modern toplumumuzda bu haramlar oluk oluk akıyor: bankalar fâizli; eğlence sektörü zinâya teşvik; içkili lokantalar yaygın; kumar oyunları televizyonda. Ama bunlara ses çıkaran az. Asıl ses çıkarılması gereken bu haramlardır.

Aşure — Sahih Bir Gelenek

Aşure — Muharrem ayının 10. günü pişirilen tatlı; Hz. Nûh’un gemiden inişini, Hz. Mûsâ’nın Firavun’dan kurtuluşunu, Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’sını hatırlatan sembolik bir yemek. Pişirilip komşulara dağıtmak — bir hayır, bir paylaşım, bir muhabbet ifâdesi. Ne Kur’ân’da yasak, ne Sünnet’te yerme. Hz. Peygamber Muharremin 10’unda oruç tutardı (Buhârî). Aşure pişirmek — bu mübârek günü hatırlatan masum bir gelenek. Buna «şirk», «bid’at» demek — büyük cehâlettir.

Çarpık Zihniyet

Bu çarpık zihniyet — bir grup modernistselefî düşünce tarafından yayılıyor. Mantığı şu: «Klasik geleneği reddedelim; yeni başlayalım.» Bu mantık — sözde «saflık» adı altında — aslında bütün İslâmî mîrâsı yıkmaya çalışıyor. Bin yıllık âlim, sûfî, ümmet uygulaması — bir kalem darbesi ile bid’at ilan ediliyor. Ama Kur’ân-Sünnet karşıtı modern haramlar — görmezden geliniyor. Bu, hem ilmî olmayan hem de seçici bir tutum.

Devlet Sorumluluğu

Devletin görevi — ümmetin ahlâkını korumaktır. Hz. Ömer dönemi devleti — fâize, zinâya, alkole tâviz vermezdi. Modern devlet — bunları görmezden geliyor; bazen teşvik bile ediyor. Aynı zamanda — sahih gelenek olan tarîkatları, dergâhları, sohbet meclislerini kısıtlamaya çalışıyor. Bu, ters dönmüş bir öncelik sıralaması. Sahih devlet — asıl haramlara karşı tedbir alır; sahih geleneği destekler.

Bid’at Tanımı

«Bid’at» — dînî mesele üzerinde, sahih delilsiz yeni bir hüküm uydurmaktır. Ama her yeni uygulama bid’at değildir. Klasik fıkıh «bid’ati hasene» ve «bid’ati seyyie» ayrımı yapmıştır. Hz. Ömer terâvih namazını cemâatle kıldırdığında «nimet bir bid’at» dedi — hayırlı yenilik. Aşure dağıtmak, mevlid okumak, zikir halkası — Sünnet’e uygun; yasak değil. Modern selefîlerin «her yeni bid’attir» mantığı — klasik İslâm anlayışından sapma.

Mü’minin Tepkisi

Mü’min — bu çarpıklığa nasıl tepki vermeli? 1) İlimle donanmalı — sahih kaynakları okumalı; «hangisi gerçek bid’at?» sorusunu cevaplayabilmeli. 2) Asıl haramları öne çıkarmalı — fâiz, zinâ, alkol vs. 3) Sahih geleneği savunmalı — aşure, mevlid, sahih tarîkat. 4) Modernistselefî propagandaya karşı uyanık olmalı. 5) Klasik fıkıh ve tasavvuf eserlerini okumalı. 6) Sahih âlimlere yaklaşmalı. Bu adımlar — fikrî mücâdele için zarûri.

Tarihî Mîrâsa Saygı

Anadolu’da bin yıl boyunca aşure pişirildi, mevlid okundu, zikir yapıldı, dergâhlar açıldı. Bu uygulamalar — Yûnus Emre, Mevlânâ, Hâcı Bektâş, Sümbül Efendi, Şâbânı Velî, Karabaş-ı Velî, İsmâil Hakkı Bursevî — büyük zatlar tarafından sürdürüldü. Bunlara «bid’at» demek — bu büyük âlimleri reddetmektir. Modern selefî söylem — fiili olarak tüm Anadolu mîrâsını reddediyor. Mü’min bu mîrâsa saygı göstermeli; geleneği korumalı.

Niyâz — Doğru Öncelikler

Niyâz: «Yâ Rab, asıl haramları görüp asıl tehlikelere karşı duran bir mü’min eyle. Fâiz, zinâ, alkol, kumar, yalan, rüşvet, gıybet — bu büyük günahlardan beni koru. Modernistselefî propagandanın çarpık önceliklerinden beni uzak tut. Sahih bir gelenek olan aşure, mevlid, zikir halkası, dergâh sohbeti gibi mîrâsı savunan bir kul eyle. Klasik İslâm anlayışını — Hz. Peygamber, sahâbe, tâbiîn, dört imâm, sahih sûfîler — koruyan bir mü’min olarak yetiştir. Geleneği bid’at ilan eden seçici zihniyetten beni koru. Bin yıllık Anadolu mîrâsına saygı duyan; o mîrâsı sürdüren bir nesil yetiştirmemi nasîb et.» Allâh muhâfaza eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Aşure, Bid’at, Gelenek. → Tasavvuf Sözlüğü