Hadis-i Şerif’te belirtildiği üzere, bir kişinin namazına ve orucuna bakarak onu değerlendirmeyin. Bunun yerine, konuştuğunda doğru söyleyip söylemediğine, kendisine emanet verildiğinde güvenilir olup olmadığına ve dünya onu lütfettiğinde takvayı elden bırakıp bırakmadığına bakarak yargıda bulunun. Bir kişinin dindarlığını anlamak için ibadetlerinin görünüşü değil, söz ve davranışlarının özü önemlidir.
Kişinin namazı orucu sizi aldatmasın Hakkında
Kişinin konuştuğunda hak ve hakikati anlatıp anlatmadığına dikkat edin. Onun hak ve hakikati insanlara tebliğ ettiğini mi yoksa kendi heva ve hevesine göre ayetleri ve hadisleri çarpıtarak sunduğunu mu gözlemleyin. Ne söylediğine, nereye davet ettiğine, kimi çağırdığına ve hangi yöne çağırdığına bakın. İnsanın konuşması, tebliği ve daveti onun asıl niyetini ve çehresi ortaya koymaktadır.
Dünya bir kişiye gülüp zenginlik ve güç verdiğinde, o kişi takvayı elden bırakmayacak mıdır? Sıkıntıya ve zora düştüğünde ne yapacaktır? Çıkarı uğruna adaleti ve dürüstlüğü satacak mıdır? Bunlar hepsi de bir insanın gerçek değerini belirleyen önemli unsurlardır. Birçok kişi ibadetini yapsa da, çıkarlar söz konusu olduğunda güvenilirlikten vazgeçebilir.
Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar, dileyen ibadet eder; ancak güvenilir olmayan kişinin dini de olmaz. Namazı ve orucu çok olmakla din değişmez. Asıl önemli olan, bir kişinin söz ve işlerinde güvenilir olması, hak ve hakikate sadık kalması ve dünya çıkarları karşısında ahlakını korumasıdır. Eğer bir kimsenin güvenilirliği yoksa, ibadetleri ne kadar fazla olursa olsun, onun dinî değeri sorgulanmalıdır.