Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Farzlar ·

Dinin olmazsa olmaz farzlarından sünnetlerinden bir şeye itiraz edersen alay edersen küfre düşersin

Dinin olmazsa olmaz farzlarından sünnetlerinden bir şeye itiraz edersen alay edersen küfre düşersin. Mustafa Özbağ Efendi sohbetlerinden — Farzlar.


Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette dînin olmazsa olmaz farzlarından, sünnetlerinden bir şeye veyâ Kur'ân ve Sünnet'ten çıkarılan bir hükme itiraz etmenin, alay etmenin küfre düşmek olduğunu tafsîl eder. Bedir savaşında meleklerin başlarında sarıkla geldiği, Resûli Ekrem efendimizin meleklerin sarıkla geldiğini görünce sahâbeye sarık sarmalarını emrettiği muazzam hâdise zikredilir. Sarık dînin şi'ârından, sakal sünnet, gusül abdesti farz, nikâh dînin temel rüknüdür. Bunlardan birine itiraz, alay, veyâ küçümseme küfre düşmektir; ve evli ise nikâhın yenilenmesi (tecdîdi nikâh) gerekir. Sohbette aynı zamanda Ödemiş'teki gusül abdestini inkâr eden eşinden boşanan kız hâdisesi de tafsîl edilmektedir.

Sarık Sünneti ve Bedir Hâdisesi

Mustafa Özbağ Efendi sohbete muazzam bir hâdiseyi nakleder: televizyonda birisi başına bir sarık sarmış olan kimseyle alay ederek «Tuhaf bir sarmış» diyor. Halbuki sarık dînî bir ritüeldir; Cenâbı Hakk'ın koyduğu bir şi'ârdır. Bedir savaşında bütün melekler başlarında sarıkla geldiler. Resûli Ekrem efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri meleklerin sarıkla geldiğini görünce sahâbeye emretti: «Herkes kafasına sarık sarsın, meleklerin sardığı gibi.» Sarığın sünnet olmasının yeri burasıdır. Bedir'den sonra sarık hiç durmadı, ve İslâm'ın şi'ârı hükmüne girdi. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Sarık Müslümanların tâcıdır» (Beyhakî, Şu'abü'l-Îmân) buyurmuştur.

İtiraz ve Alay Küfre Düşürür

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hükmü ortaya koyar: dînin olmazsa olmaz farzlarından, sünnetlerinden bir şeyi, hattâ imâmların Kur'ân ve Sünnet'ten çıkardığı bir hükmü itiraz edersen küfre düşersin. Alay edersen îmân tecdîdi gerekti sana; tecdîdi nikâh gerekli sana. Sen sakal ile alay edemezsin, sakal hakkında küçümseyici söz söyleyemezsin; sarık ile alay edemezsin, sarığı küçümseyici söz söyleyemezsin; nikâhı hafife alamazsın. «Bu zamanda nikâh mı olurmuş?» diyemezsin; dediğin anda kâfir olursun. «Gusül diye bir şey yok, yıkanır geçersin» dediğin anda kâfir olursun. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh'ın âyetleri ile alay etmeyin» (Bakara 2/231) ve «De ki: Allâh, âyetleri ve Resûlü ile mi alay ediyorsunuz? Hiçbir özür beyân etmeyin; siz îmân ettikten sonra kâfir oldunuz» (Tevbe 9/65-66) buyurmuştur.

Tecdîdi Îmân ve Tecdîdi Nikâh

Mustafa Özbağ Efendi bu mes'elenin amelî netîcesini de tafsîl eder: bir kimse dînî bir hükümle alay ederse veyâ onu inkâr ederse küfre düşer. Bu durumda evli ise nikâhı düşer; çünki Müslüman olmayan ile Müslüman kadın arasında nikâh akdi devâm etmez. Bu sebeple tecdîdi îmân (îmânın yenilenmesi) ve tecdîdi nikâh (nikâhın yenilenmesi) gerekir. Tecdîdi îmân kelimei şehâdeti tekrar etmek; tecdîdi nikâh ise iki şâhid huzûrunda yeni bir nikâh akdi yapmaktır. Bu mes'ele İmâmı A'zâm hazretlerinin fıkhında ve Hanefî mezhebinde tafsîlen îzâh edilmiştir. Mü'mîn diline çok dikkat etmeli; ve dînî bir hüküm hakkında konuşurken edebli olmalıdır.

Ödemiş'teki Gusül Abdesti Hâdisesi

Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir gerçek hâdiseyi nakleder: Ödemiş'in en zengin âilesinin kızı evleniyor; ertesi gün boşanmak istiyor. Sebep: eşi gusül abdestini inkâr ediyor. Birkaç gün anlatmaya çalışmış, anlamamış. «Ben bir dînsizle evlendirdiniz beni» demiş. Eşinin «Gusül diye bir şey yok» demesi küfür hükmündedir; ve nikâh düşer. Boşanma hak ile gerçekleşir. Bu hâdise dînin hassâsiyetini, ve âile kurarken eşin dînî yeterliliğinin sorulmasının ehemmiyetini ortaya koyar. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Mü'mîn kadınlar müşrik kadınlardan iyidir; mü'mîn köleler müşrik erkeklerden iyidir» (Bakara 2/221) buyurmuştur. Mü'mîn kadın gusül abdestini inkâr eden bir erkek ile evli kalamaz.

Soruyor mu Millet Dînini?

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir teşhîs koyar: millet kızını veriyor karşıdaki kimseye soruyor mu, «Guslün farzı kaç, abdestin farzı kaç, namâzın farzı ne?» Hayır, soruyor neyi? Dâiresi var mı, arabası var mı, arabasının modeli ne, dâiresinin mahallesi ne? Sen onun dînini sorsana! 54 farz vardır. İmâmlar bunları indire indire öğretirler. Lâkin günümüzde 54 farzdan birinin bile sorulmadığı evlilikler yapılmaktadır. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Kadın dört şey için nikâh edilir: malı için, soyu için, güzelliği için, ve dîni için. Sen dîn ehline tutun; aksi halde elin kuruyasıca» (Buhârî, Nikâh 16; Müslim, Radâ 53) buyurmuştur. Mü'mînin tercîhi dîn olmalıdır; ve eşin dînini bilmeden evlenmek dînî bir gaflettir.

İlâhiyat Profesörü ve Hadîsi İnkâr

Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir teşhîsi de tafsîl eder: dîn câhillerinin içinde dîn anlatırken kendi kendimize hesap etmek zorunda kalıyorsun: niçin adam çok rahat hadîsi inkâr ediyor? Çünki ülkede ilâhiyat fakültesi profesörü olan kimse âyeti inkâr etti; onun yetiştirdiği öğrenciler düşünebiliyor musunuz? O yüzden insanlar ne yazık ki hızla dînden uzaklaşıyorlar. Bu da uluslararası emperyalistlerin işine geliyor; insanların câhil olması, dînen câhil olması, okumaması, kendini yetiştirmemesi onlar için harikadır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh'ın âyetleri size okunduğu halde, içinizden Resûlü olduğu halde nasıl küfredersiniz?» (Âli İmrân 3/101) buyurmuştur. Mü'mîn dînini Kur'ân, Sünnet, ve mezheb imâmlarının içtihâdı dâiresinde öğrenir; profesör eşliğinde değil.

Cep Telefonu Çağında Dîn İhmâli

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda sosyal teşhîsi de yapar: herkesin cebinde bir cep telefonu var; herkes kaydırıyor ekran. 5 yaşındaki, 3 yaşındaki, 2 yaşındaki çocuğun elinde telefon; yemek yesin diye annesi koyuyor telefonu önüne. Bu hâl bütün âile efrâdında aynıdır — anneler de, babalar da, çocuklar da. Herkes evin bir köşesinde elinde telefon kaydırıyor. Bu manevî bir tükenişin alâmetidir; ve dînî gafletin temel sebeplerinden biridir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Çoğalma yarışı sizi oyaladı, mezarları ziyâret edinceye kadar» (Tekâsür 102/1-2) buyurmuştur. Cep telefonu çağında bu çoğalma yarışı dijital bir tüketim çılgınlığına dönüşmüştür; ve mü'mîn bu çağın fitnesinden Cenâbı Hakk'a sığınır. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi mü'mîni dîn ile ictimâî hayât arasında muvâzene kurmaya yöneltir.

  • Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/221; Bakara 2/231; Tevbe 9/65-66; Âli İmrân 3/101; Tekâsür 102/1-2.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'n-Nikâh 16, dört vasıf hadîsi.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'r-Radâ 53.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Cihâd, melekler ve Bedir.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Cihâd, melekler hadîsi.
  • Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Libâs.
  • Süneni Tirmizî, Kitâbü'ş-Şemâ'il.
  • Süneni Nesâî, Kitâbü'n-Nikâh.
  • Süneni İbn Mâce, Kitâbü'n-Nikâh.
  • İmâm Beyhakî, Şu'abü'l-Îmân, sarık tâcı hadîsi.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâmı A'zâm Ebû Hanîfe, Fıkhı Ekber.
  • İmâm es-Serahsî, el-Mebsût.
  • İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, tecdîdi nikâh bahsi.
  • Fetâvâyı Hindiyye.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
  • İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Farzlar Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet sarık sünneti ve Bedir'deki melekler hâdisesini, dînin olmazsa olmaz hükümleri ile alay etmenin küfre düşürdüğünü, tecdîdi îmân ve tecdîdi nikâh meselesini, Ödemiş'teki gusül abdesti hâdisesini, evlilikte dînî yeterliliğin sorulmamasının yanlışlığını, ilâhiyat profesörlerinin hadîsi inkâr etmesinin acı vakıasını, ve cep telefonu çağında dînin ihmâl edilmesini tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Farzlar Sohbetleri