Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
İlim ·

Kim olursan ol hakkı tebliğ etmiyor hakkı yaşamıyorsan hüsrandasın

>> Amin. >> Bizim bu konuda bir sıkıntımız yok. Yani böyle böyle de hani onları böyle olumlu yaklaşamıyorum. Bu insanların ciğeri yanarken ben onlara olumlu yaklaşamıyorum. Bu insanlar nor...


Kim Olursan Ol — Hakkı Tebliğ Etmiyor, Hakkı Yaşamıyorsan, Hüsrandasın

Kim olursan ol — âlim, şeyh, zengin, fakîr — hakkı tebliğ etmiyor, hakkı yaşamıyorsan hüsrandasın. Kur’ân Asr sûresinde net konuşur: «Asra yemin olsun ki insan gerçekten hüsrandadır; ancak îmân edip sâlih amel işleyen, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnâ» (Asr 1-3). Bu üç şart bir araya gelmedikçe — îmân, sâlih amel, hakkı tavsiye — insan hüsrandadır. Mevkîn ne olursa olsun, makamın ne kadar yüksek olursa olsun fark etmez. Ölçü budur.

Asr Sûresi — Üç Şart

Asr sûresinin üç şartı: 1) Îmân — kalpte sâbit, sahih akîde. 2) Sâlih amel — îmânı doğrulayan ibâdet ve ahlâk. 3) Hakkı ve sabrı tavsiye — tebliğ ve dayanışma. Bu üç şart ayrılmaz; biri eksik olursa diğerleri yeterli değil. Bu sûre Müslüman hayatının özeti. İmâm Şâfiî «Bu sûre tek başına yeterli bir delîl» derdi.

Sâdece Îmân — Yetersiz

Sâdece îmân yetersizdir. Şeytân da Allâh’a inanır; ama amel etmediği için kâfir oldu. Mü’min sâdece inanmaz; amel eder. Namaz, oruç, zekât, hac, ahlâk — îmânı doğrulayan amellerdir. «Îmân ettim» deyip namaz kılmayan, harâm yiyen kişi — Asr sûresinin şartlarına uymaz; hüsrandadır.

Hakkı Tebliğ — Şahsî Vazîfe

Hakkı tebliğ etmek şahsî vazîfedir. Bu sâdece âlim ve şeyhin işi değil; her mü’minin işi. Bilen — bildiğini başkasına aktarır. Görmüş — gördüğünü paylaşır. Mü’min sessiz değil; hakkı taşır. Eşine, çocuklarına, komşularına, iş arkadaşlarına — bildiği kadarıyla hakkı tebliğ eder.

Yaşamak — Tebliğden Önce

Hakkı yaşamak hakkı tebliğden önce gelir. Kendisi yaşamayanın tebliği etkisizdir; aksine ters etki yapar. «Kendiniz okuyup uyguladığınız hâlde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz?» (Bakara 44). Bu âyet uyarıdır. Mü’min önce kendisi yaşar; sonra tebliğ eder.

Hüsran — Dünyâ ve Âhirette

Asr sûresindeki «hüsran» — hem dünyâda hem âhirette. Dünyâda — huzursuz, mânevî açlık içinde, hakîkatten uzak. Âhirette — cehennem, sonsuz pişmanlık. Mü’min bu hüsrandan kurtulmak için üç şartı uygulamalı. Tek bir şart uygulamak yeterli değil; üçü birlikte.

Makam Fark Etmez — Ölçü Aynı

Makam fark etmez; ölçü aynıdır. Cumhurbaşkanı, profesör, mühendis, esnaf, çiftçi — kim olursanız olun bu üç şartı uygulamak zorundasınız. Yüksek makam ek sorumluluk getirir; ama temel ölçü değişmez. Bu eşitlik İslâm’ın güzelliklerinden biri.

Niyâz — Üç Şartlı Mü’min

Niyâz: «Yâ Rab, beni îmân, sâlih amel, hakkı tavsiye eden üç şartlı mü’minlerden eyle. Hüsrandan beni koru. Makam ne olursa olsun bu üç şartı uygulamamı nasîb et. Önce yaşayan, sonra tebliğ eden; ihlâslı bir mü’min eyle. Asr sûresinin müjdesine erenlerden olayım.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi sahih yolun yolcuları eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Asr Sûresi, Tebliğ, Hakk. → Tasavvuf Sözlüğü