Tasavvufi öğretide cehri zikrullah yolunun Hazreti Ali efendimizden geldiği, hafi Zikrullah yolunun Hz. Ebubekir efendilerimizden geldiğinden bahsedilir. Siz de bir sohbetinizde kalbi Zikrullah yolunun Hazreti Osman efendimizden geldiğinden bahsetmiştiniz ama bu zamana kadar sürdürülemediğini söylemiştiniz. Bununla ilgili kalbi zikir yolu nedir? O kalbi zikrullah o kimsenin ne dilinde ne de mimiklerinde zikir yaptığına dair herhangi bir şey yoktur. Mesela örnekliyorum. Şimdi eee Nakşibendiler hafi zikrullah yaparlar. Öyle değil mi? Öyle deniliyor. Hafi zikrullah demek o kimsenin zikrullah yaptığını dışarı hiç beyan etmemesi demek. Yani o normalde tabii ölçü kaçmış orada. O yüzden normalde aslında eee Şahın Nakşibendi Hazretleri de aynı zamanda kadiridir. E son eee merhaleyi Abdülkadir Geylan Hazretlerinin kabri şerifinin başında almıştır.
Kalbi zikir yolu nedir? Hakkında
Öyle olunca normalde aslında Nakşibendilerin bir tarafı da Kadiridir. Zaten normalde genel olarak Halid kulu çok meşhurdur. Alidi kolu da eee normalde Kadirin Nakşidir. Onlar hafi zikrullah yapıyoruz deseler dahi zikrullah yaptıklarını dışarı eee beyan ediyorlar, gösteriyorlar, izhar ediyorlar. Aslında dışarı beyan edilince, ishar edilince onun hafiliği kalmıyor. O da cehri olmuş oluyor. Veyahut da yoldan giderken bir kimse eline tesbih aldı. Tesbih çeke çeke gitti. içinden de zikretse onun aslında zikrullah’ı cehri oldu. Çünkü zikrullah yaptığını gösterdi. Kalbi zikrullah noktasında normalde bütün ehli tasavvuf o zikrullah haline ulaşması gerekir. O nedir? Zikrullah’ın dilden kalbe inmesidir.
Kalbe inmesi nedir? O kimsenin kalbinde zikrullah’tan bir nur oluşur. Bu nur diğer dışarıda tecelli eden nurlar gibi değildir. Onun derecatı, tecelliyatı daha farklıdır. O nur oluşunca o kimsenin kalbinde zikrullah oturur. Artık o dil ile zikretme veya tesbihatla zikretme halinden çıkar. Onun kalbinde devamlı o zikrullah devam eder. Asıl kalbi zikrullah odur. Şimdi kalbi zikrullah odur. Eee bu işin eee öğretisi ve tecelliyatı kalmadığından her nakşibendiği biz kalbi zikrullah yapıyoruz diyorlar. Değil hafi zikrullah diyecekler. Kalbi zikrullah o zikrullah’ın o kimsenin kalbine oturması demek. O kalbine oturacak veya eski kitaplarda zikri veledi der.
Kalpte duran o nura. Aslında o Cenab-ı Hakk’ın nurundan bir nurdur. Yerinde, göğünde nuru Allah’tır. O yüzden o kimsenin kalbine zikrullah yerleştiyse orada nurdan bir eee zikrullah nuru oluşur. O aynı zamanda da feraset nuru gibidir. Ama feraset nuru ayrıdır. Zikrullah nuru oluşunca feraset nuru da oluşur. Bunları ayrı ayrı anlatalım ki eee birbirine karışmış olmasın. Aslında zikrullah nuruyla feraset nurunun arasında çok ince bir perde vardır. Renk eee ayrımı vardır. Renk ayrımı. O renk ayrımı da o kimsenin maneviyatına göre yani nefis meratibine göre değişir. Bir de kalbi meratibine göre de değişir.
Feraset nuruyla zikrullah nuru aynı renge büründüyse onun kemalatı daha çabuk olur. Ardından o zikrullah nuru sırda zikretmeye başlayacak. Kalpten sonra, kalpten sonra sır halinde yani o kimsenin kendi sır mekanizması da göğüs boşluğundadır. Normalde o kalbi de içine alır mekan olarak, yer olarak. O kimse normalde sırda başlayınca mesela o da kalbidir ama yeri kalp halinde değildir. Kalbi de için alır. Ardından o sırdan zikrullah ruha geçecek. ruha geçince de onun durumu farklı olur. O yüzden Hazreti Osman efendimizin o silsilesi evet normalde devam etmemiş burada ama her sufin geçecek olduğu bir haldir o. Her sufinin geçecek olduğu bir hal olduğu için hani o yolun içerisinde kalmış. O iki yolun içinde kalmış. Çünkü Nakşi de olsa hani hafi zikrullah da yapsa sonuçta kalbi zikrullah’a erişmesi lazım. cehri zikrullah da yapsa o kimse kalbi zikrullah’a erişmesi lazım.
Eğer o erişme olmayınca da zaten onu da anlaması mümkün olmuyor.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Silsile, Tesbîh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı