Aşk

İnsan aşık olduğu dünyada vurulduğu bir genç kız için (canan) çok uğraşmış fakat


Bak güzel bir soru. İnsan aşık olduğu, dünyada vurulduğu bir genç kız için. Canan parantez içinde çok uğraşmış fakat fakir olduğu için kızıl cananı ona vermediler. Eğer o aşık sabrederse aşkını güclü tutarsa. Allah ona parantez içinde. Ahmet’e onu verirler mi? O her gün için onu cananı bir türlü kafamdan gönlümden çıkaram. İslam ne olacak? Bizim halimiz hala bekar. Aslında bunun üzerinden başka bir söyleyecek. Sevgide hakikate ulaşırsa onun için sevdiğine ulaşmama kaygısı yoktur. Sevgisinden şüphe edenler sevdiğine ulaşamayacaklarına inanırlar. Eğer sevgisinden şüphesi yok ise o kimse sevdiğine ulaşacağına şu duvarı görüp inandığı gibi görüp inanır. Çünkü hakiki manada, hakikat noktasında seven kimsenin gözünden sevdiği için eksik olmaz. O yüzden. Hz. Mevlânâ Mesnevi içinde der ki, “Gerçek seven. Yemen’de olsa.

canımızdadır” der. Ama bir kimse sevmediyse yanımızda da dursa. Yemend’dedir der. O yüzden ben sevgi noktasında bir kimsenin hakiki manada, hakikat noktasında gerçekten her şeyini feda ederekten severse sevdiğine kavuşacağına inananlardandır. Ve kavuşamıyorsa, o kimsenin kendi evli eksikliğinden ona sebep çoktur orta ona engel çoktur orta yerde onun için o kadar çok sebep, o kadar çok engel, o kadar çok hain, o kadar çok düşman, onun için o kadar çok ayağına çelme takan, boynuna ip takan, onun için o kadar çok engelleyen vardır ki bahanesi çoktur. Aynı sufiler için de geçerlidir. Onun üstadına ulaşması için o kadar çok engel var ki onun derse gelmesi için onun önünde o kadar çok engel var ki anası kızıyor, babası kızıyor, kocası kızıyor, karısı.

kızıyor, çocuğu kızıyor, dedesi kızıyor, nesi kızıyor, patronu kızıyor. Hava kıştı, yağmurdu, kardı, soğuktu, çok sıcaktı. Aşırı derece burası oluyordu. Adamın işi vardı, gücü vardı, gece vardı yası vardı. Her vardı. Ha bir başkası onun hiçbir şeyi yok ya. O geliyor saplardan. O gerçek sevenin önünde engel yoktur. Neyi severse sevsin o. Bakın neyi severse sevece ağacı sevse ağaç yürür gelir ona. Kışın ortasında gülü sevse gül domurcu kaçar. Gül tomurcuk açar kışın ortasında. Kışın ortasında üzümü sevse üzüm verir. Olgunlaşmış ol. Inanmanlar. Benim inandığım felsefe olarak bir tek bir vardır. Bu manada sevmek. Sevmek. Geri kalan boştı. Yok çok sevdim vermedi. Çok istedim çok sevdim vermediler de sen fakirsin dediler. Y işin araç bir edebiyatı. Allah. Teala kendisini seven.

kuluna diyor ki ben de onu severim. Allah kendisini seven kuluna diyor ki ben de onu severim. Ben onu sevdim mi? Gören gözü, duyan kuluğı, söyleyen dili, tutan eli, yürüyen ayağı olur. Bir kimse bir şeyi öylesine sevecek ki ona ulaşmasın. Öyle değil. Mecnun öylesine sevdi ki. Leyla tıpış ayağına geldi. Züleyha öylesine sevdi ki. Yusuf tıpış ayağına geldi. Ferhat öylesine sevdi ki dağları açtı geldi ulaştı. Şirinine. Sahabe öylesine sevdi ki. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki kişi sevdiğim. Öylesine sevdi. Dedi ki kişi sevdiğiyleş. Demek ki bir kimse severse sevdiğidir. Aşık maşukuyladır. Başka bir şeyle değildir. Hz. Mevlânâ o yüzden der aşıkı alacaksa maşukunun sokağında. Sevgilisinin sokağında al. Aşığın başka bir yerde yeri yoktur. O.

İnsan aşık olduğu dünyada vurulduğu bir Hakkında

zaman kavuşamamak, ulaşamamak, buluşamamak, halleşememek bizim kendi eksikliğimizdir. Sevemeyişimizdendir. Sevginin hakikatine eremeyişimizendir. Sevgiye gerçek değeri veremeyişimizdendir. Sevgiliye gerçek değeri veremeyişimizendir. Sevgiye değer vermek farklı bir şeydir. Sevgili değer vermek farklı bir şeydir. Eğer bir kimse sevgiye değer veriyorsa sevgiliye değer verir. Sevgiye değer vermiyorsa o kimse sevgiliye de değer veremez. O zaman önce sevgiye değer vermek gerekir. Sevgiye değer veremiyorsak o sevda kuşunu dalımızdan uçurduysak, o sevda kuşunu yüreğimizden ürküttüysek, o sevda kuşunu kovduysak, kendi nefsimizden, kendi sözümüzden, kendi hamlığımızdan, kendi yanlışlığımızdan, kendi eksikliğimizden sakın başkalarına bahane bulmayalım. Sakın maşukumuza bahane bulmayalamaz. Sakın sevdiğimize bahane bulmayamaz. Bu sahte aşıklıktır. Sevdiğine bahane bulmak. Bu orta yerde sebepleri sıralamak. Orta yerdeki o işte sevdiğine ulaşamama engellerini sıralamak sahbe aşıklıktır. Aşıkların sahbesi olur.

mu? Her şeyin sahtesi olduğu gibi onun da sahtesi olur. Allah bizi onlardan ve öyle olmaktan uzak eylesin. Amin. O yüzden sevmek öyle her zaman söylediğim şeyi söyleyeceğim. Küçük insanların işi değil. Sevmek büyük insanların işidir. Gönül vermek, koşmak, yürümek büyük insanların işidir. O sevgisi uğruna bir şeyler feda etmek büyük insanların işidir. Bütün insanların işi değildir. Vefalı olmak, istikametli olmak, istikrarlı olmak, sımsıkı tutunmak büyük insanların işidir. Hani. Cenâb-ı. Hak der. Ali. İmran suresinde. Allah’ın sımsıkı yapışın. Bu sevenin halidir. Seven sevdiğine giden sebeplere sımsıkı yapışır. Bu işin başlangıcıdır aslında. Sevmenin avamıdır. Sufinin avamıdır. Aşığın avamıdır. Allah’ın ipine sımsıkı yapışır. Allah’a değil bakın. Allah’ın ipine. Zahiri manada. Kur’an ve sünnettir. Bu kimse. Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışır. Aşıklığa başlıyor.

Bu kimse yola giriyor. Allah’ın ipine sımsıkı yapışın. Kur’an ve sünnet. Bu hem avama hem de avamın üstü hasadır. Bu hitap o kimse. Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışaraktan sebepler. Çünkü sebep bu ilk sebep. Kur’an. Allah’a ulaştıran sebep. Peygamberler. Allah’a ulaştıran. Veliler. Allah’a ulaştıran sebep. Tarikatlar. Allah’a ulaştıran sebep. Ehli tasavvufun kuruluş. Bu toplantılar, zikirler. Allah’a ulaştıran sebep. Sebebe sımsıkı tutunmaz. Bu avanla hasıl işidir. Onlar sımsıkı tutarlar ve arkasından ayet-i kerime gelir. Allah’tan hakkıyla korklarsa diyor. Allah’tan hakkıyla korkun ve. Müslüman olarak ölün. Ve bunlar ikinci sınıf işte o hak dedikleri. Allah’tan hakkıyla korkup. Müslüman olarak ölürler. Ayeti kerimenin başlangıcında ne var? Allah’ın sımsık sarılar. Ondan sonra ayeti kerimede diyor ki siz. Allah’tan hakkıyla korkaraktan. Müslüman olarak ölün. Bunlar.

kimler? Nefs-i mutmain. Bunlar nefs-i mutmain ermiş olanlar. Allah’tan hakkıyla korkup. Müslüman olarak ölecek olanlar. Bunlar cennetteki makamlarını görerek ölecekler. O kimse. Kur’an ve sünnete sımsıkı yapıştı. Şeriat dairesine girdi. Ava sevmeye yeni alışıyor. Aşıklığa yeni alışıyor. O kapıya girdi. O yola girdi. Sevdiğinin çizgilerine tabi oluyor. Sevdiğinin çizgilerine tabi ol. Sevdiğinin yörüngesinde gitmek, sevdiğinin çizgilerine tabi olmak. Onun açtığı yolda yürümek. Onun dediklerini yerine getirmek, onun söylemlerini yerine getirmek. Bu. Müslüman için. Kur’an ve sünnet ve haddi açma. Kur’an ve sünnetin dışına çıkma. Haramı işleme. Haddi açma. Allah’ın sınırlarına riayet et. Haddi açma. Muhammed. Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetlerine uy. Haddiı açma. İkinci haline. Allah’tan hakkıyla korkma. Bu hasların işi. Onlar. Allah’tan hakkıyla korkarlar. Asla. Kur’an’dan taviz.

İnsan aşık olduğu dünyada vurulduğu bir Sohbeti

vermezler. Asla sünnetten taviz vermezler. Asla yolun adabından ve erkanından taviz vermezler. Asla sevdiklerinin yolundan taviz vermezler. Surik-i alienyein adap ve erkanına riayet ederler. Hakların işi. Allah’tan hakkıyla korktukları için. Müslüman olarak görürler. Burada ben bu ayet-i kerimelerin sıralamasına tasavvufi yönden yaklaşıyorum diye öbürkü ardından gelen ayeti kerimede diyor ki inanılmaktan. Allah’a sığınırımı inşallah karıştırmıyorum. Ardından ayeti kerimede der ki topluca. Allah’ın dinine sarılın. Bakın burada. Allah’ın ipi yoktur. Topluca. Allah’ın dini vardır. Artık onlar topluca dedikleri o hastların işidir. Velilerin işi. Onlar. Allah’ın dinine tabidirler. Onlar. Allah’tan alırlar. Allah’tan verirler. İşte o hadis-i kutsi tecelli eder. Konuşan dili olurmuş. Söyleyen dili oldu, gören gözü oldu. Tutan eli oldu, yürüyen ayağı oldu. Allah’ın dinine sarıldı. Artık o. Allah’ın dinine erdi.

O haksül haklardan olur. O velilerden oldu. O Allah’ın dinine tabir. O Allah’ın dinine sımsıkı sarıldı. O kalbe ilham gelenlerden oldu. Ondan sonraki ayeti kerimede der ki, “İçinizden bir grup kavim, bir grup insanlar tebliğ etsinler, anlatsınlar. Onlar mürşid-i kamillerden olsun. Hasül has mürşidi kamilleri olacak. Onlar nasihat edecek. Onlar insanlara doğru yolu gösterecek. Onlar insanlara hakikati anlatacak. Onlar insanlara o aldıkları temiz. Kur’an ve sünnet bilgisini, temiz. Kur’an ve sünnet hakikatını insanlara tebli edip anlatacaklar. Doğru yolu gösterdikler. Onlara. Allah’ın hükmünü, Allah’ın kitabını. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin edebini, ahlakını, halini insanlara anlatacaklar. Insanlara tebliğ edecekler. Kıymetli kardeşler, o yüzden bir kimse yolun başlangıcında, sevmenin başlangıcında uyacak olduğu. Kur’an ve sünnete tabi olmaktır. Buradaki aşıklıktan kastım. Allah’a aşıklıktır.

Buradaki aşıklıktan kastım hakikat noktasında ilahi aşktır. Ama ilahi aşk olmasa dahi eğer bir kimseyi seviyorsa o kimse yine sevdiğinin üzerinde giderken izleyecek olduğu yol budur. Sevdiğinin yolunu, sevdiğinin izini takip etmek, onun sınırını açmamak, onun sınırını gözetmek, onun sınırında durmak, onun sınırında hareket etmek. Bu sevmenin başlangıcıdır. Aşıklığın başlangıcıdır. O yüzden eğer bir kimse her neyi seviyorsa, ister bu dünyevi olsun isterlevi olsun her neyi seviyorsa, sevmenin kurallarını yerine getirirse, sevmenin izini takip ederse, sevmenin haliyle hallenirse o sevdiğine kavuşacaktır. O sevdine kavuşacaktır. Kavuşamamış. Yulamamış kendi eksikliğindendir. Yürüyememiş kendi eksikliğindendir. E biz bir üstada bağlandık. Ondan sonra bağlanamadık. Ha iyi. Çok güzel üstat kalmadı. Biz bir işte o ne zikirler yapardık, ne korktuğunuk. Şimdi üstadımız vefat etti. Ee, e.

bekliyorsan sahibimiz gelir bizim. Olur, beklesen. Bir de onlar böyle ağır derviş modlarındadır. Baba modlarında böyle onlar bekliyorlar. Onlar zamanın kıtını bekliyor. Onlar gelecek ilahi bir yer onları alıp götürecek. Onlar dermiş çünkü. Veya o öylesine seven ki oturuyor. Oturduğu yerde. Aur taş yerine yakıştırmış. Öylesine bu bir kibirlilik. Allah muhafaza eylesin. Bu bir körlük. Allah. Yoksa başka bir değil. O yüzden eğer seviyorsa bir kimse sevdiğine ulaşmak istiyorsa, sevdiğine kavuşmak istiyorsa, Allah diyor ki yolumuzda mühade edenlere yollarımızı açarız. Sen sevdiysen. Allah senin yolunu açacak. Sevdiysen eğer. Allah’ı sevdiysen. Allah kendisine gelen yolu seve açacak. Zaten kendisinden başkasını seviyorsun. Allah sana o yolunu da açacak. Neden? Diyecek ki kulum sen onu sevdin ona doğru yol. Hani meşhur kısa var.

ya derviş demiş ki efendim ben. Ayşe’yi çok seviyorum. Olur oğlum demiş. Gir itikafa çiliğe girmiş. Ne çekem üstadım ya? Ayşe oğlum demiş. Gelmiş başlamış ya. Ayşe demeye. Sabah namazı olmuş. Ayşe kapıda kapıyı çalıyor. Hücre kapısının önünde bir açıyor ki hücrenin kapısını. Ayşe karşısında dermişim. Hemen bak üstadı da geliyor. Evladım. Ayşe’yi istedin. Ayşe geldi. Ayşe’yi istedin. Ayşe geldi. Derviş diyor ki efendim ben. Allah’ı istiyorum. Yolc devam et. Ne çekeceğim efendim? Ya. Allah kişi sevdiğini gitmiş. Başka hiçbir değil.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

İnsan aşık olduğu dünyada vurulduğu bir konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla İnsan aşık olduğu dünyada vurulduğu bir sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.