İlim

İlahi tecellilere mazhar olan kimseler bu aleme çok kıymet vermezler, dünya onla

İlahi tecellilere mazhar olan kimseler bu konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda İlahi tecellilere mazhar olan kimseler bu hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Akıllılık galip gelirse bir kimsede yani Kur’an’a, sünnete bağlılık, manevi aleme bağlılık galip gelirse o kimsede dünyevi olarak dünyevi duygular, dünyevi düşünceler alçalır, aşağı iner. O bitmez ama aşağı iner. O yüzden burada bizim sufi anlayışımızda dengede götürülmesi gerekir.

Bizim sufilik anlayışımız hem eee maneviyatı hem de dünyayı dengede götürmektir. Dünyayı dengede götürmek dünyayı sevmek, aşık olmak değildir. Biz bu manada dünyayı terk etmeyiz. Neyse işimiz, işimizi yaparız. Çoluğumuzu, çocuğumuzu etrafımıza faydalı olmaya çalışırız. Çünkü sizin en faydalanınız etrafına en fazla faydası dokunanınızdır. Çocuklarınızı harcadığınız sadakadandır. Eşlerinize harcadığınız sadakadandır. Bir kadının kocasına yemek pişirmesi sadakadır.

Bir erkeğin evine bakması, yiyecek içecek getirmesi sadakadır. Bir babanın çoluğuna, çocuğuna harcadığı her şey sadakadır. Hatta bir kimse eee cömertlik yapacağı zaman önce eş ve çocuklarından başlar. Birinci derecede cömertlik bir kimsenin eş ve çocukların ondan sonra yakın akrabalarına ve arkadaşların böyle olunca biz çoluğumuzu, çocuğumuzu, yakın dairemizi cömert davranırız. Cömertlik çünkü eşinden ve çocuklarından başlar. Cömertlik arkadaşlarına, dostlarından başlar.

İlahi tecellilere mazhar olan Hakkında

Nefis insana, eş ve çocuğuna cömertlik yaptırmaz. Gider dışarıdan dığdığımın dığdısına cömertlik yaptırır. Bir de böyle gösterişe de girdiyse o kimse hani bak işte Mustafa filanca yere de yardım ediyor filan. Oo veya sülalede filancede yardım etmiş. tamam Mustafa’yı alkışlayacaklar ya. Sülale, el pençe ona divan duracak. Kim geliyor? Mustafa Özbağa geliyor. Filancaya da yardım etmiş, fişmancaya da yardım etmiş. Biz böyle gösteriş bizde, şata bizde böyle bizim böyle dürtükler bizi.

Adam yazıyor ya filancanın zekatıdır. Kendi köyüne göndermiş. Zekat dağıtıyor ya arkadaş. Bursa’dan tekstilci arkadaş köyden çıkmış çobanlık yaparken çobanlık yaptığı köye zekat gönderiyor. Tırın önüne de yazdırmış. Filancanın zekatıdır. Köye gidiyor Anadolu’ya. Bu yok İslam’da. Sen zekatını dağıtırken hiç kimseye haber vermeden dağıtacaksın. Hazreti Hasan efendimiz gece dağıtırdı. Sadakaları sırtını alır gece dağıtım yapardı. Birisi öyle dedi ya neden gece dağıtıyorsunuz?

İlahi tecellilere mazhar olan ve Önemi

Gündüz dağıtsız da herkes görse olmaz mı dedi bize. Ben dedim Hazreti Hasan efendimiz gece dağıtırmış. Biz onun yaptığı yoldan yoruyoruz dedim. Kimse görmesin yaptığımızı dedim. Yani o yardımı alan ailenin de gururunu düşüneceksin. Onu da düşüneceksin. Etraftaki komşuları aa ona filanca vakıf yardım ediyor dedittirmeyeceksin. Bizim Allah razı olsun kardeşler bu konuda çok titizler. Giderler kapının önüne bırakırlar zili çalarlar giderler. Şimdi bu aslında çok eski bir adet, gelenek, örf, kültürdür.

Bizim medeniyetimiz budur. Biz fukaranın fukaralığını yüzüne çarpmayız. Böyle bir şey yoktur. İslam medeniyeti budur. Ona senin yardım ettiğini hiç kimse bilmez. İslam medeniyetidir bu. E tabii bunları biz kaybettik.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.