Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Şeytan ·

Heva ve hevesine zebun olanlar nefsin ve şeytanın oyununa çabuk gelirler

Tavşan aslana hile ve tuzak kurdu hile ve tuzak kurarak. Tan aslanı kendi hilesine çekti. Öyle söyleyelim. Her ikisi de takip ediyorlar ya tavşanı. Aslan takip ediyor neydi mesele tavşan dedi ki yolda...


Hevâ ve Hevesine Zebûn Olanlar Nefsin ve Şeytânın Oyununa Çabuk Düşer

Hevâ ve hevesine zebûn olan kimseler, nefsin ve şeytânın oyununa çabuk düşerler. Zîrâ hevâ ve heves, nefsin gıdâsıdır; nefs, hevâ ve hevesle beslendikçe büyür; büyüdükçe sâhibini esîr alır. Şeytân da bu zayıf noktayı bilir; oradan vurur. İnsân önce küçük bir hevese yenik düşer; sonra orta büyüklükte bir hevese; sonra büyük bir hevese; en sonunda hayâtını bütünüyle hevâ-hevesi belirler hâle gelir.

«Hevâsını İlâh Edineni Gördün Mü?» — Câsiye 23

Câsiye sûresi 23. âyeti kerîme: «Hevâsını ilâh edineni gördün mü?» Bu âyet, hevâ-hevesin nasıl ilâhlaştığını, nefsin nasıl mâbûd hâline geldiğini izâh eder. Bir insânın hevâsı onun için bir ilâh olur; ne emrederse onu yapar; neyi yasaklarsa ondan kaçar. Kur’ân’ın hükmü değil, Sünnet’in hükmü değil, üstâdın sözü değil — hevâ-hevesin hükmü geçer artık o insânda. Allâh muhâfaza eylesin; bu, mânevî bir helâktir.

Nefs ve Şeytân İttifâkı: Onları Birbirinden Ayırmak Zor

Sûfîler nefs ile şeytânı zaman zamân birbirinden ayırmakta zorlanırlar. Çünkü ikisi bir cephededir; ikisi de insânı Allâh’tan uzaklaştırmak için çalışır. Nefs içeriden vurur — kendi hâlinden, kendi mîzâcından, kendi tabîatından. Şeytân dışarıdan vurur — vesvese verir, süsler, aldatır. İkisinin arasındaki bağlantıyı kurmak, sûfînin keskin ferâsetiyle olur. Bu ferâseti kazanmak için: Sohbet, zikir, mücâhede ve mürşid himâyesi şarttır.

Zebûn Olmamak İçin: Riyâzet ve Mücâhede

Hevâ-hevesine zebûn olmamanın yolu, riyâzet ve mücâhededir. Sûfî, nefsine az yedirir, az içirir, az uyutur. Lükse alıştırmaz; rahata alıştırmaz; nefsin bütün isteklerini hemen karşılamaz. Aksîne, nefsin meşrû isteklerini bile zaman zamân geciktirir; meşrû olmayanlarını ise sürekli engeller. Bu mücâhede, nefsin terbiye olmasını sağlar; nefs terbiye olunca, hevâ-hevese teslîm olmaz; şeytânın oyununa düşmez.

«En Büyük Cihâd Nefisle Yapılan Cihâddır» — Hadîsi Şerîf

Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Tebûk seferinden dönüşte buyurmuştur: «Küçük cihâddan büyük cihâda dönüyoruz.» Sahâbe: «Büyük cihâd nedir yâ Resûlallâh?» diye sorduklarında, buyurdu: «Nefs ile yapılan cihâddır.» Bu hadîsi şerîf, nefsin ne kadar büyük bir düşmân olduğunu gösterir. Düşmânla yapılan savaş biriki ay sürer; nefisle yapılan cihâd ömür boyu sürer. Sûfî bu cihâdı bırakmaz; çünkü bıraktığı anda hevâ-heves devreye girer; şeytân yanı başına çöker; nefs ilâhlaşmaya başlar.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Nefs, Hevâ-Heves, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü