Dost

Her hasta, her başında sıkıntı musibet olan Allaha dostluk kapısındadır

Her hasta, her başında sıkıntı musibet konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Her hasta, her başında sıkıntı musibet hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


Bu ne zaman. Ya. Rabbi derin. Allah. Buyur kulum demedi demişsiniz bir konuda çok dua edin ama yine de sıkıntıya düşen bir kimse. Allah’a tekrardan nasıl dayanabilir ve başımıza gelecek sıkıntıları bile müsaade eden bir. Allah’a nasıl dost diyebiliriz. Ben her daim dost görürüm. Onun senin. Bela ve musibet gördüm. Bize rahmet ve berekettir senin sıkıntı gördüğün bizim için gönlümüzü. Bahar bahçesi açan açtıran şeydir. O yüzden sana gelen şeyi asla ve asla sıkıntı olarak görme. Sana gelen bela musibet olarak görme bir hediye gör o görmek. Yusuf olarak görme hesabı kimsenin başına bir hastalık var ise. Hasta. Ben kendim de şöyle düşünüyorum. Bu. Allah’a. Lütfen bu. Allah’ın lütfettiği bir kul olarak görürüm ben hasta ya da bakarken öyle bakarım.

Her hasta, her başında sıkıntı musibet Hakkında

ne kimse hastadır inch’allah buna lütfetmiş oh. Çok yakında değilse isyana gider. Allah muhafaza eylesin. Ben bunun farkındalığı. Davet ederim dedim ki namazını kılar orucunu tut. Allah’ı zikret. Allah’a sabret sebep bu bir lütuf gelmiş sana çünkü hastalığın bilincine varır da hastalıkla bilinçli bir şekilde mücadele edeceğim yine ama hastalığın. Allah’tan geldiğini bir lütuf olarak ikram olarak görürsen. Tabiri caizse şapkayı kaptım. Allah’a dostluk kapısında sın her hasta. Allah’a dostluk kapısında dır her başında. Bela müsibet sıkıntı olan. Allah’a dostluk kapısında dır. Yeter ki sen onu teslim ol ona dua et ona isyan etme sen ona sırtını dönme ona küsme. Sen nereden. Ben böyle. Hasta oldum deme insanlar iyileşiyor. Ben iyileşemiyorum deme nereden. Bu hastalık bana geldi deme ya. Allah’a.

sabret. Allah’ı zikret. Allah’ın mi. Evet namazını asla bırakma şimdi. İnsanlar biraz gibi bir hasta oluyor namazı bırakıyor. Kıl. Kardeşim namazını bugün biraz hasta oluyor. Allah’ın. Zikri bırakıyor çeksene sıkılıyorum. Zikrullah. Allah’ı zikret sene bu. Kalk ayak abdestini al namazını kıl secdeye git. Allah’a yalvar gelen hastalıkta müsibet de sıkıntıda dertte gamda kasette. Her onun sana lütfu ama her lütfu bu dünyaya kazık çakacak değilsin ya ve hatta devasız hastalık geldiğinde şehir hükmünde. Sinha. Demir türlü baş ağrısı da dökümünde karın ağrısı da. Şehit hükmünde ama. Hastalık ne kadar şedit sevap o kadar büyük. Bu hastalık ne kadar şedit ikramı o kadar büyük ikram o kadar büyük bu dünya geçmiş zaten bu kazık çakacak değilsin ya dünyaya ya o yüzden.

Her hasta, her başında sıkıntı musibet Sohbeti

gelen hastalık tabelayı müsibeti sıkıntıdır bunları rahmet gözüyle bakın bunları. Bereket gözüyle bakın bunlara lütuf gözüyle bakın da. Geçenlerde korodan ölen kardeşlerimiz oldu dedim ki. Cenâb-ı. Hak temizledi huzurunu aldı bu şehir hükmünde da o kimse namazında abdestinde orucunda zikrinde bir hastalığa duçar olarak vefat etti. Şehit hükmünde. Canım. Kardeşim bu ahir zaman ümmetinden siz asla. Şehit olma durumunuz yok o. Cihad edip böyle. Şehit olma durumunuz yok. Evet. Ee. Ama hastalık gelecek bela gelecek mi. Şubat gelecek sıkıntı gelecek. Birisi bir bıçak. Haksız yere de sallayacak birisi. Kör. Kurşun atacak bir başka bir yere veya bize atacak. Akşehir dökün deyiz bu şehir hükmünde yiz.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Her hasta, her başında sıkıntı musibet konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Her hasta, her başında sıkıntı musibet sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.