Hastalığınıza isyan etmeyin konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Hastalığınıza isyan etmeyin hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Bu kökümüzü söken gamlar ömrümüzün ora. Yani bu kökümüzü söken gamlar yani bu yaşadığımız gam, yaşadığımız hicran, yaşadığımız dert, yaşadığımız olumlu olumsuz bütün hadiseler nedir? Ömrümüzün ora. Yani bizim ömür törpümüz gibidir. Bir hastalık sebep olur ölürsün. Bir gam sebep olur ölürsün.
Yani o ne yaparsan yap ölüm size yetişecektir. Çünkü ölümün size yetişmemesi söz konusu değildir. Ne yaparsan yap her nefis ölümü tadacaktır. Çünkü Ali İmran ayet 185. Cenâb-ı Hak bir kimseye bir nefes üflediyse, kime üflediyse üfledi, o ölümü tadacaktır. Herkes ölümle yüzleşecektir. Herkes melekler dahi ölümle yüzleşecektir. Cebrail dahil buna. Dört büyük melek dahil buna. Her varlık eceli geldiğinde, eceli geldiğinde ölümle yüzleşecektir. Ve nerede olursanız olun ölüm size yetişir.
Nisa ayet 78. Nerede olursanız olun ölüm size yetişecektir. Hiçbir canlının ölümden kaçışı yoktur. Hiçbir canlının. Cenâb-ı Hak neyi var ettiyse bu normalde varlığın tamamı da dahil buna. Varlığın tamamı dahil buna. O ölümle yüzleşecektir ve ölümden hiçbir şey için, hiçbir kimse için kaçış söz konusu değildir. O yüzden ama bu hastalıklar, bu gamlar, bu dertler, bu problemler adım adım, parça parça sizin ölüme yaklaşmanızdır. Ölüm insana çok yakındır. Ama normalde o insanın üzerindeki hastalıklar, sıkıntılar, problemler onun ölüme adım adım yaklaştığına işarettir.
O yüzden hastalığa baktığınızda bir nebze de sizi ölüme yaklaştıran bir sebeptir. Mesela bir ölüm sebebi nedir? hastalıktır. Örneğin o hastalığa bakarken bu beni ecele yaklaştıran, Allah’a kavuşmayı yaklaştıran bir olgu. Hastalığa küfretmeyin. Hastalığa isyan etmeyin. Hastalığa öf bile demeyin. Öf bile demeyin. Tedavisi neyse tedavisini aramak bize bu noktada şart kılındı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tedavi olunuz dedi. Emir var burada.
Biz tedavi olma yolunda ilerleriz. Eşimize, çocuğumuza, kendimize bir hastalık bulaştıysa mümkün olduğu kadar biz ama kendimizi ama eş ve çocuklarımızı tedavi etme ve ettirmek için mücadele ederiz. Hani nasıl olsa ölüm gelecek, kapımıza dayanacak, tedaviye ihtiyaç yok diyenlerden değilim ben. Bunu bir kısım selef alimleri bunu söylemişler. Tedavi olmamışlar hiç tedavi tarafına da yönelmemişler. Bu bir içtihattır. O içtihada katılanlardan değilim. O yüzden Hazreti Pir’in dediği gibi seli baştan önne sözü mucibince başımıza bir hastalık geldiyse tedavisi için onunla uğraşırız.
Hastalığınıza isyan etmeyin Hakkında
Hatta ölüm sebebinin olacağını bile bile ben kimseden sözümü esirgemedim bugüne kadar. Yakın dostlarımdan, arkadaşlarımdan mesela Seyit Taş’ın yüzüne söyledim. Hacı ölümün buradan senin dedim. Ama dedim dimdik ölmeni istiyorum senin dedi. Öf bile demeyeceksin dedim. Tedaviyle alakalı ne yapılması gerekiyorsa yaptık. Vicdanen rahatız. Bizim Hacı Oktay’ın yüzüne söyledim yalnız kaldığımızda. Bacı ölüm sebebim bu. Dedim ama dimdik yaşayacaksın dedim. Moralini bozma.
Ecel ne zaman gelecekse gelecek dedim. Moralimi bozmuyorum dedim. Dedim dimdik öleceksin. Öf bile demeyeceksin. Kim sorarsa çok iyiyim diyeceksin dedi. Bu kadar sufiyi ölüm yıkmamalı. Gerçek bir sufi ölüm korkusuyla yıkılmaz. Hastalıktan, gamdan, kasevetten, sıkıntıdan, dertten. Sufi yıkılmaz. Bir sufi Uludağ gibi metin durur. Kadın erkek o Uludağ gibi metin durur. Dertler, problemler onun göğsüne vurur, dökülür. Sıkıntılar onun göğsüne vurur, dökülür. O yüzden sufi dertten, gaman, sıkıntıdan, problemden yıkılmaz.
Onun için başına gelen her ne var ise, dert, gam, kasavet, hastalık, iflas, işsizlik, ne olduysa hepsi de onun faydasınadır. O seni olgunluğa eriştirir. O senin üzerindeki kirpası atar. O seni temizler. Sen öf bile deme. Sen hastalıkların içerisinde yaşasan dahi şuram ağrıyor deme. Hamdolsun çok iyiyim de. Böyle şeyhçilik oynayanlar vardır. Zakircilik oynayanlar vardır. Öf öf öf öf öf. Hasta hiç unutmuyorum. Bir zakir hasta olmuş. Herkes ziyarete gidiyor filan.
Yatıyor orada. Hacı Oktay da dedi ki ya abi dedi herkes ziyarete gidiyor. Hani ne yapacağız? Gitmeyeceğiz mi dedi. Hacı Oktay o zakir hastalığı o dedim. Abi o nasıl oluyor dedi. Oğlum dedim zakir böyle dedim naz eder kendini öf öf öf hastayım der dedim. Dervişler de etrafında döner onun dedim. Burada kim var dedim? Şeyhimiz var dedi. Dervişler nerede? Kimin etrafında lazım dedim. Şey efendim dedi. Nerede dönüyorlar şimdi dedim. Ha o abinin etrafında dönüyorlar dedi.
Sen nerede dönüyorsun dedim. Ben şeyhimin yanındayım dedi işte dedim herkes dedim şeyhinin yanında dönecek. Bir de şeyh hastalığı vardır dedim. Onu da söyleyeyim sana dedim. Abi o nasıl dedi? Şey efendi dedim naza çekecekse kendisini öhü öhü der dedim. Dervişler dedim etrafında pervane dolar. Aman şeyhimiz hasta der Bu da şeyh hastalığıdı. İlave değil mi? biraz daha hastalanın. Baba hastalığı vardır. Baba eve gelir, hastadır, yorgundur. O gün o neler yapmıştır, neler yapmıştır.
Hastalığınıza isyan etmeyin ve Önemi
O yüzden eş ve çocuklarına ayıracak zamanı ve sağlığı yoktur. Öf öf öf öf öf. Baba hasta. Yarın yarın da hasta. Ertesi gün ertesi gün çok yorgun. Ertesi gün ya bir müşteri geldi veyahut da iş yerinde bir müdür veyahut da iş yerinde şef veya iş yerinde patron problem yaşadı. Psikolojisi iyi değil. Lan bir gün de iyi ol ya. Nasıl yani? Bir günde neşeli ol ya. Bir günde neşeli ol. Bu da baba hastalığıdır. Bir de ne var? Anne hastalığı var. Hep hasta çocuklarına karşı.
Eskiler yaşmak bağladılardı ya. Kadının kafasından yaşmak eksik olmuyor. Ya başı ağrıyor ya beli arıyor ya bu çocuklar ona problem çıkarıyor. Sorma dığdının dığdının dığdısı hasta olmuş bugün. ondan hasta oluyor. Her gün bir kaos var evde. Hasta kadın hasta hep anne hasta veyahut da kadın kocası var. Aa nasıl basaya? Anne hastalığı veya kadın hastalığı. Hastalar hep. Çocuk geliyor. Anne hasta bir gün aşırı. Her gün hasta. Problem adam geliyor eve. Kadın hasta çekmiş eşafmanları var ya hani bizim günlerimiz var.
Hasta bunu Hazreti Pir söyler. Bir kimse yalandan hasta olursa Cenabı Hak ona hastalığın hakikatini, gerçeğini verir. Sen yalandan başım ağrıyor dedin. Allah sana baş ağrısını verir. Sen yalandan benim vücudum ağrıyor dedin. Yattın ya Allah sana vücut ağrısını da verir. O yüzden hamdedin, şükredin. Kendinizi hasta görmeyin. Hastalık yoktur. Hasta vardır. Hastalık yoktur. Hasta vardır. Bir kimse kendini hastayım dediyse hastadır o. Hatta öyle hastadır tedavisi yoktur onun.
Sorma bir hastalık var. E tedavisi yokmuş. Şimdi öyle diyene diyorum ki Allah diyorum dermanını yaratmadığı hiçbir dert yoktur diyor. Sen bulamamışsındır, biz bulamamışızdır. Allah muhafaza eylesin.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.