Hakikat perdeleri kelama gelecek şeyler değildir konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Hakikat perdeleri kelama gelecek şeyler değildir hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
İhtiyar çalgıcının hikayesi buraya varınca ihtiyar da yüzünü perde arkasına çekti. Ahvali de ihtiyar eteğini dedikodudan silkti. Ona ait bizim ağzımızda ancak yarım bir söz kaldı. Ey aysü işreti düzüp koşma uğrunda yüz binlerce can feda edilse değer. Can ormanındaki avcılıkta doğan ol. Cihan güneşi gidip canla oyna. varınca ihtiyarı yüzünü perde arkasına çekti. Aslında hep böyle arada söylüyorum ya ihtiyardan kasıt bir mürşit, bir veli eee ve zahiren de bize rehberlik yapıyor o eee çalgıcı. Ona bu açıdan da bakabiliriz. Veyahut da ihtiyarı biz Cenabı Hakk’ın bir tecelliyatı olarak da görebiliriz veya biz ihtiyarı Muhammed Mustafa’nın nuru olarak da görebiliriz. Görme açısından. Bunların hepsi de ikiliktir. Nasıl görürsen gör ikiliktir. Ama biz onun diyelim ki bir mürşit olarak görelim.
Hakikat perdeleri kelama gelecek şeyler değildir Hakkında
Ve o bu hali yaşayınca yani o ihtiyar çalgıcı habre gönlü varidata açılıp zuhurata açılıp perdeden perdeye geçmeye başlayınca artık o sözü bıraktı. Nasıl sözü bıraktı? Hani önceden kemanını yere vurduydu. Ben yıllardır şöyle yaptım, yıllardır böyle yaptım dediydi. Tövbe ettiydi ve bir sürü kelam, pişmanlık hikayesi okuduydu bize hatırlarsanız. Artık bu zuhurat onun gönlünde tecelli edince, o hayretten hayrete geçince gönül Cenabı Hakk’ın sıfatsal tecelliyatlarına, esmanın tecelliyatlarına daha irileri zati tecellilere mazar olunca artık sözü bıraktı.
Söz yerine ne geçti? Hal geçti. Ve bundan sonrası artık dedi anlatılmaz bunlar. konuşulmaz. Ya bu ancak yaşamak lazım. Bu hayreti idrak etmek, o hayreti yaşamak gerekir. O sıfatsal tecelliyatlara mazar olmaya devam etmek gerekir. O yüzden artık o hayret makamını anlatmak, o kalbe gelen sıfatsal tecelliyatları anlatmak için Türkçe yetmez.
Ona kelimeler yetmez. O çünkü normalde burada o hakikati, o kalbine gelen o hakikati kendisi ifade etmesi mümkün değildir. Çünkü o hakikat perdeleri, o hayret perdeleri dile, kelama gelecek gibi değildir. Ancak Hazreti Pir gibi değişik menkıbelerle anlatmak gerekir. onu direkt anlatmak, onu normalde kelimelere sığdırmak mümkün değildir. O yüzden peygamberler de Kur’an-ı Kerim’de değişik menkıbeler anlatır. Ama ne yazık ki çok özür dilerim cahil kafalılar, ham kafalılar, işin hakikatinden uzak, maneviyatından uzak olan kimseler o eee menkıbeleri küçümserler.
Oysa her menkıbe olmasa dahi büyüklerin anlatmış olduğu menkıbeler kendi içinde hakikat gizler. Bir şeyi direkt konuşsanız karşınızdaki kimse onu algılamayabilir, anlayamayabilir. Ama onu bir menkıbeyle anlatırsanız bunu anlatmak ve karşıdaki kimsenin bunu anlaması daha rahat olur. O yüzden artık o, eee, mürşit, o ihtiyar çalgıcı kendi faniliğini de görür ve, eee, artık kendisini ortadan çıkarır.
Hakikat perdeleri kelama gelecek şeyler değildir Sohbeti
Kendisini ortadan çıkarıp meydanı hakka bırakır. Çünkü eğer sen meydanı hakka bırakmaz isen hala daha hiçliği yakalamamışsındır. kendi benliğinden geçmemişsindir. Artık söyleyen dil var ise, gören göz var ise, tutan el var ise senin bir hükmün kalmamıştır. Sen hala daha kendi hükmünü gütmen senin o hale gelmediğini gösterir. O hale geldiysen gören de odur, söyleyen de odur. Hatta ileri dinleyen de odur.
İlgili Sohbetler
- Gerçek korku yalnız Allah’tandır, diğer korkular benlikten doğar
- Kur’an ve sünnete göre hükmetmeyen yönetici Müslümanların emiri sayılmaz
- Allah tövbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin kötülüklerini iyiye çevirir
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Hakikat perdeleri kelama gelecek şeyler değildir konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Hakikat perdeleri kelama gelecek şeyler değildir sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.