Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette «fenâ fi'şşeyh» oldu mu hayâtın biraz zorlaşacağını tafsîl eder. Fenâ fi'şşeyh sufînin şeyhinde fânî olması demektir. Bu hâl olunca dervişe yüklenen imtihânlar ağırlaşır. Eşi ile, çoluk çocuğu ile, işiyle, dünyâ ile imtihânları çoğalır. Çünki Cenâbı Hak ona ahirette ayrı bir terbiye sistemi koyamayacağı için bu dünyâda onu olgunlaştırmak ister. Sabah namâzına yakın rüyâsında şeyhi ona «Ben falânca yerdeyim» der; «Hadi gitme», «Hadi gitme» deyiverir; bir insân işinden, aşından, eşinden, çocuğundan, zamânından, rahatından geçmeli midir? Fenâ fi'şşeyh olacaksa «at» dediğinde atacak, «tut» dediğinde tutacak; şerh bile düşmeyecek. O yüzden bunlar ne dervişler tarafından istenilecek bir şeydir, ne de Mustafa Özbağ Efendi kendi nefsi için isteyeceği bir şeydir. Birisinin böyle bu noktaya gelmesi için ona âhiretten ayrı bir terbiye sistemi konulacak bir şey değildir. Herkes kendi yolunda, kendi renginde yürüsün.
Fenâ Fi'ş-Şeyh: Hayâtın Zorlaşması
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: fenâ fi'şşeyh oldu mu hayât biraz zorlaşır. Fenâ fi'şşeyh sufînin şeyhinde fânî olması demektir; yâni iradesini, isteğini, hevesini şeyhinin iradesinde eritmesidir. Bu hâl olunca dervişe yüklenen imtihânlar ağırlaşır. Eşi ile, çoluk çocuğu ile, işiyle, dünyâ ile imtihânları çoğalır. Çünki bu mertebede dervişin nefsi tamâmen terbiye edilmek üzeredir; ve Cenâbı Hak ona ağır imtihânlarla bu terbiyeyi ikmâl eder.
İmtihânların Çoğalması
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî hakîkati tafsîl eder: fenâ fi'şşeyhe ulaşan dervişe imtihânlar yağar. Eşi ile imtihân olur, çoluk çocuğu ile imtihân olur, işi ile imtihân olur, dünyâ ile imtihân olur. Cenâbı Hakk'a yaklaşma yolundaki bu manevî mertebede her şey ağırlaşır. Sabah namâzına yakın rüyâsında şeyhi ona «Ben falânca yerdeyim» der; «Hadi gitme», «Hadi gitme» deyiverir. Bu arada hepinize de selâmı var lâfı gelmişken — «Hadi git».
Atmak ve Tutmak: Şerh Düşmeyecek
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî kıvâmı tafsîl eder: fenâ fi'şşeyh olacaksa «at» dediğinde atacak, «tut» dediğinde tutacak; şerh bile düşmeyecek. Şeyhi ne emrederse derviş hemen yerine getirir; mâzeret aramaz, hesâb sormaz, içine sıkıntı düşmez. «Adam geldi senden mal istedi, sen vermeyeceksin, ama tak şeyh efendi oldu — hadi ver miyim». Bunları kaldıramazsınız — herkesin kaldıracağı şey değildir. Bu işler öyle, zikrullâhta Geylânî hazretlerini görmek gibi değildir; fenâ fi'şşeyhin imtihânı çetindir.
Ahiretten Ayrı Terbiye Sistemi Yok
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî hakîkati tafsîl eder: birisinin böyle bu noktaya gelmesi için ona âhiretten ayrı bir terbiye sistemi konulacak bir şey değildir. Cenâbı Hak âhirette ona ayrı bir terbiye uygulamayacağı için, bu dünyâda imtihânlarla onu olgunlaştırır. Bu işler hâl ile hâllenmektir; kitaplardan anlatıldığı gibi edebiyât kolay değildir. «Edebiyâtı güzel bana anlatıyorlar — fenâ fi'şşeyhi kitaplarda, fenâ fi'r-Resûl'ü kitaplarda, fenâ fi'llâh'ı Allâh Allâh.» Yâ arkadaşlar, bunlar öyle kitaplardan anlatıldığı gibi kolay değildir.
Herkes Kendi Yolunda
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mühim bir nasîhati tafsîl eder: herkes kendi yolunda, kendi renginde yürüsün. Biz öğretiriz; bizim işimiz odur. Ama o hâlde bu işler hafîfe alınacak şeyler değildir. Sen sabahleyin kimseye haber vermeden «Gel» diyecek, sen gideceksin; sen, eş, çolukçocuk, patronun, borçalacak — herkes arkandan davul çalacak, sen Allâh selâmetle. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni fenâ fi'şşeyh, fenâ fi'r-Resûl, fenâ fi'llâh mertebelerine kademeli olarak yöneltir; lâkin bu mertebeler yalnızca isteyenlere değil Cenâbı Hakk'ın seçtiği kullara nasîb olur; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Kehf 18/65-82; Furkan 25/63-77; Mücâdele 58/22.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-İlim.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, fenâ bahsi.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, fenâ ve bekâ bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- Hz. Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf, fenâ ve aşk bahsi.
- İbnü'l-Arabî, Fütûhâtı Mekkiyye, fenâ bahsi.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Nefis Mertebeleri Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet fenâ fi'şşeyhin hayâtı zorlaştırmasını, imtihânların çoğalmasını, atmak ve tutmakta şerh düşmemesini, âhiretten ayrı terbiye sisteminin olmadığını, ve herkesin kendi yolunda kendi renginde yürümesini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Nefis Mertebeleri Sohbetleri