Içinizden mücahede edenler, sabır gösterenler belli oluncaya kadar elbette sizi imtihan ederiz. Bu musibetler, bu sıkıntılar, bu belalar, bu zalimlikler, bu haksızlıklar, bu hukuksuzluklar, bunlara karşı mücadele edenler belli olsun diye kim bunlarla mücadele ediyorsa bunlar normalde belli olması için bunlar var. E sen o mücahede noktasında mısın? Hangi noktadasın? Allah bizi sabredenlerden eylesin. >> O yüzden musibetlere karşı sabır, bir hastalık vermiş. İsyan etme. İbadetlere karşı sabır. Farzları yerine getir. Nafilelerle. Allah’a yaklaş. Ardından ne? O zaman günah işlememekte sabır. Senin günah önüne gelecek. Günah önüne gelecek. Sen o günaha karşı sabredeceksin. Sen neysin? Siyasetçisin değil mi? Birisi gelecek diyecek ki ya şu parayı aldı benim şu işimi halledi. Ver rüşvet. Sen rüşvet almayacaksın. Sabredeceksin. Sen bir yerde memursun,.
bürokratsın, neysen paketi hazırlamış, getirmiş sana. Aman şu işimi hallediver diye. Sen o rüşveti almayacaksın. Sabredeceksin. E sen böyle bir partinin bir yerindesin. Bir makam sahibisin. Milletvekilisin. İşte il başkanısın, ilçe başkanısın. Bir şeysin. Bir bayan gelmiş iş istiyor. Bayan gelmiş iş istiyor. Ne yapsın? O iş için de kırıtıyor sana. Tabiri caizse halk diliyle yavuşuyor sana. Sen onun normalde işini görmek için önce onun işini bitirmeyeceksin. Diyeceksin ki hani ben. Allah’tan korkarım. Yapmam. Hani vardı ya geçmiş ümmetlerden üç kişi böyle bir mağarada kaldılar. Bir taş yuvarlandı geldi mağaranın önüne. Üçüncüsü neydi? Dedi ki şöyle dua etti. Ya. Rabbi kıtlık olmuştu. Benim bir akrabımın kızı vardı. Benim gönlüm ondaydı. Ben onu çok elde etmek için uğraştım. O kıtlık zamanında.
Farzları yerine getirmede sabır göstermek ve Hakkında
geldi. Benden bir teneke buğday istedi. Ben de derim ki, dedim ki, “Eğer sen bana evet dersen, benim nefsimi köreltirsen ben sana bir teneke buğday veririm.” O da kabul etti. Tam ben onun işini bitireceğim zaman benden yüzünü çevirdi. Dedim ki ona sen neden yüzünü benden çevirdin? O da dedi ki. Allah’tan korkarım. Allah’tan utanırım. O zaman dedi. Ben kalktım üstünden. Kalk geyin dedim. Dedi. Kalk. Ben ona dedi bir teneke değil iki teneke buğday verdim. Ya. Rabbi sen bundan memnun olduysan bu kaya bizim gözümüzün önünden, bizim önümüzden çekilsin dedim diyor. Kaya gacır gacır açıldı diyor. Bir tanesi neydi? Anne babaydı. Dedi ki ben her gün anneme babama süt götürürdüm. Bir akşam götürdüm ikisi duymuş kalmış. İkisi duyup kalınca.
ben sabah oldu güneş doğdu elimde süt. Ben onların uyanmasını bekledim. Onlar uyandılar. Baktılar ki ben başlarında elimde süt bekliyorum. Onlar çok memnun kaldılar. Ya. Rabbi sen bundan memnun olduysan, razı olduysan bu önümüzden kaya çekilsin dedi. Kaya biraz daha gacırdı. Üçüncüsü kimdi? Dedi ki, “Ben yanıma bir tane çoban almıştım. Geldi dedi. Bir gün benim yanımda çalıştı gitti. Ben onun bir günlük. YÖMY’siyle bir tane koyun aldım. O koyun doğurdu, doğurdu. Çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar. Yıllar sonra bu adam çıktı geldi. Dedi ki, “Ben hacca gidiyorum. Benim senden bir günlük yövmiyem vardı. O bir günlük yövmiyemi almaya geldim. O kimsenin elinden tuttum. O vadiye götürdüm. Dedim ki dedi. Dedim ki işte bu vadide olan bütün hayvanlar senindir. Senin bir.
Farzları yerine getirmede sabır göstermek ve Sohbeti
günlük yömenden bir tane koyun oldum. Onlar büyüdü de çoğaldı da işte bu develer, bu atlar, bu koyunlar, bu keçiler, bu sığırlar hepsi de senin. Dedim ona verdim. Ya. Rabbi razı olduysan bu müşkilatımızı hal eyle dedi. Kaya komple açıldı. Tabii ben bunu tersinden söyledim. Şimdi birincisi o çoban. İkincisi anne babaya hürmet hizmet eden. Şimdi annesine babasına küfrediyor millet. Ne hizmeti? Annesini babasını dinlemiyor şimdi. Ne hizmeti? Annesini babasına neredeyse dövecek şimdi. Dövecek. Annesini babasını dövecek neredeyse insanlar. Hizmeti hürmeti bıraktık. Dövecek dövenler de var. Dövenler de var. Annesini döven erkekler ve kadınlar var. Babasını döven erkek ve kadınlar var. Tokatlayan onları, böyle laf söyleyen, onları kere gören, iktiren, kalktıran, “Ölmedin, gebermedin, senden kurtulamadık.” diyen asla ne dünyada ne.
de mahşerde iki yakaları bir araya gelmez. Annesine babasına. Kur’an ve sünnet dairesinde dost doğru davranmayan bir çocuğun dünyada da ahirette de iki yakası bir araya gelmez. Çünkü ayet-i kerimede öh bile demeyiniz diyor. Bu kadar. Allah bizi affetsin.
İlgili Sohbetler
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Farzları yerine getirmede sabır göstermek ve konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Farzları yerine getirmede sabır göstermek ve sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.