1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’e hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip hakça yaşayan, hakkı savunan, batılı, batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet-i Seniye sımsık yapışanlardan eylesin. Cenâb-ı Hak ümmet-i Muhammed’i kurtarsın. Ümmet-i Muhammed’i ve çocuklarını her türlü haramdan korusun. İçkiden, uyuşturucudan, kumardan, her türlü melanetten uzak eylesin. Cenâb-ı Hak ülkemizi ve bütün ümmet-i Muhammed’i, bütün bulunan melanetlerden uzak eylesin. Her türlü kötü alışkanlıklardan uzak eylesin.
Rabbim cümle ümmet-i Muhammed’i korusun ve muhafaza eylesin. İsrail’i ve destekçilerini batırsın. Helak eylesin. Cenâb-ı Hak bütün batıyı helak eylesin. Cenâb-ı Hak bütün ümmet-i Muhammed’i de dirilsin, yücelsin. Cenâb-ı Hak Doğu Türkistan’a özgürlük nasip eylesin. Nerede ümmet-i Muhammed’e zulüm var ise zulmedenlerden Cenâb-ı Hak intikamımızı alsın. Ejmeyin. Haftalardır yapamıyoruz ya ders. İnşâAllah bu hafta yapacağız Allâh’tan bir şey gelmezse. Haftalardır dedim tabi iki hafta. Bilgisayarın azizliğine uğradık. Allâh’ın izniyle problem şimdilik çözüldü. Bir dahaki probleme kadar devam edeceğiz inşâAllah. 36. nasihate gelmişiz. Ali İmran Suresi âyet 135 Allâh’ın izniyle problem şimdilik çözüldü.
Ali İmran Suresi âyet 135 Allâh’ın izniyle problem şimdilik çözüldü. Ali İmran Suresi âyet 135 Ali İmran âyet 135 Onlar bir hayasızlık yaptıkları veya nefislerini zulmettikleri zaman Allâh’ı zikrederler. Ve hemen günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allâh’tan başka kim bağışlar? Yaptıkları kötülükte bile bile ısrar, yaptıkları kötülükte bile bile ısrar etmezler. Bu âyet-i kerimenin 134. bu surenin 134. âyet-i kerimesi var. daha öncesi ve sonrası. Cenâb-ı Hak bu âyet-i kerimelerde müminlerin vasıflarını bize söylüyor. Bununla alakalı ayrı etmen böyle bir sıra ders yapmayı inşâAllah düşünüyorum. Cenâb-ı Hak nasip ederse. Bu müminlerin vasıflarını söylüyor. Bu müminlerin vasıflarından bizim topluluğumuz için bütün vasıflar önemli.
Ama zikirle alakalı nasihatlere devam ettiğimiz için bu âyet-i kerime Allâh’ı zikredenlerle alakalı. Onlar bir hayasızlık yaptıkları zaman veya nefislerini zulmettikleri zaman Allâh’ı zikrederler. Burada şimdi iki durum var. Birisi bir başkasına bir edepsizlik bir terbiyesizlik oldu. Bu dışarı karşı bir şey. Bir de insanın kendi nefsine karşı oldu. Bu içeri olan bir şey. İçeri ve dışarı. hem sizin kendi özel alanınız. bir de kendi iç aleminiz. Bunu veyahut da dışarı karşı veyahut da kendi iç aleminiz. Öyle nitelendirelim. O zaman bunlar ne yapıyorlar? Nefislerine zulmettikleri veyahut da bir hayasızlık yaptıkları zaman Allâh’ı zikrederler. Bu kimsenin birinci özelliği Allâh’ı zikretmesi. Önce şunu bir orta yere koyalım.
2. Bölüm
İnsan fıtratı, bakın insan fıtratı hata yapmaya, günah işlemeye, yanlışlık yapmaya, zulmetmeye meyillidir. Uygundur bu. Tekrar söylüyorum meyillidir. Fıtratımızda bizim günah işlemek, hata işlemek, yanlışlık yapmak vardır. Bazen ehli sufiye şöyle derler. siz de mi böyle yapıyorsunuz? Ya ehli sufiye şeytan daha fazla yüklenir, daha fazla onunla uğraşır. Onlar da hata yaparlar. sonuç itibariyle bir tek peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hariç, peygamberler, diğer peygamberler küçük zeleller işlemişler, hatalar yapmışlar ki biz haydi haydi yaparız. Ama dışarıdan bakan bir kimse bir dervişin hata yapmayacağını, kusur işlemeyeceğini düşünür. Öyle bir elbise giydirir. Bazen dervişler de kendileri hata yapar, hata şeyhler de bu hatayı düşerler.
Sanki kendileri günahsızmış gibi düşünürler. Sanki günahsız bir elbise onları bürümüş gibi düşünürler. Bu da doğru değildir. O zaman insan nefsi hata yapmaya, günah işlemeye, yanlışlık yapmaya meyillidir. Böyle olunca insan ne kadar iman sahibi olursa olsun, ne kadar takva sahibi olursa olsun, ne kadar ince düşünürse düşünsün, o kimsede hata, kusur, yanlışlık, günah görülebilir. Bunu bakın aşağıdan yukarı doğru götürdüm. Ama bu kimse için, o zaman herkes için geçerli mi? Evet. bazen zaman zaman sohbetlerde derim ya, benim amacım günahsız bir topluluk oluşturmak değil. Bu insan fıtratıyla savaşmaktır. Siz kendinizi de günahsız bir kimse oluşturamazsınız. Fıtratınıza aykırı. Kendinizi de günahsız gösteremezsiniz.
Bu da fıtrat aykırı. Biz şuna inanırız. Topluca Allâh’ı zikrettik, tövbe ettik. Biz burada annemizin doğduğundaki gün gibi tertemiz olduk. Bütün hata ve kusurlarımız hayra çevrildi, hadisle sabit. Bu konuda imanımda zerrece şüphe yok. Buna inanırım. Bak zerrece şüphem yok. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bir şey söylediyse heva hevesinden söylememiştir. Ayeti kerime ile sabittir. Vahiydir o. Ben onu vahiy olarak algılarım. Öyle iman ederim. Ve söylediyse kendimce derim, bu benim kendi şahsi duruş noktam. O hiçbir şeyi madem ki heva ve hevesinden yapmadı ve söylemedi, yaptığı her şey, söylediği her şey vahiyyat ağabeydir. Kur’ân değildir ama Kur’ân’ın tefsiridir. Kur’ân değildir ama Kur’ân’ın tefsiridir.
Sonuç itibariyle size iki şey bıraktım. Birisi Allâh’ın kitabı, birisi de benim sünnetlerim. Diğer başka bir rivayete ehli beytim. Kim bunlara sımsıkı yapışırsa o asla sapıtmaz. Doğru yoldadır. O zaman öyleyse ölçüm benim Kur’ân ve sünnet. Ölçüm Kur’ân ve sünnet olunca ben peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu konuda ben hatta zayıf olmayan hadisi onlara da takılmıyorum. Çünkü bir hadîs herif bunu bize söylemiyorlar. Bütün ulemanın ittifakı vardır. Ümmetim yanlış yerde toplanmaz. Hadîs-i şerifin tecelliyatıdır. Bir kimse zayıf amelle de o kimse ibadet edebilir. Zayıf, özür dilerim, zayıf hadîs ile ibadet edebilir. Onunla amel edebilir. Zayıf hadisin üzerine hüküm kurulmaz. Ceza hükmü.
3. Bölüm
Zayıf hadisin üzerine okurulmaz. Öbür türlü bir kimse zayıf hadîs ile amel edebilir mi el cevap edebilir. El cevap edebilir bakın. kalkıp da bilmem hangi profesörün sözüne bakacağına zayıf hadîs o sözden daha hayırlıdır. Taslamamın sözünden zayıf hadîs daha hayırlıdır. İsim de söyleyeyim. Veyahut da bayraktar bayraktarın sözünden daha hayırlıdır zayıf hadîs. Veyahut da öldü gitti ya. Söyleyin ismini. Yaşar Nuri. Onun sözünden daha hayırlıdır zayıf hadîs. Veyahut da ne o, soy ismi İslamoğlu olan. Kaderi inkar eden. Evet, onun sözünden daha hayırlıdır zayıf hadîs ile amel etmek. İsim vererek söylüyorum. Veyahut televizyonlara çıkıp hadislerin üzerinde tartışan kalbi bozuk, aklı bozuk, beyni bozuk, sütü bozuk, kanı bozuklar var ya onların sözünden daha hayırlıdır zayıf hadîs.
Her ne kadar bütün âlimi, ulemayı toplasanız bugünkü piyasada televizyon televizyon dolaşanlardan veyahut da böyle laf gezdiren hadislerin üzerinde şüphe yandıran kimselerden daha hayırlıdır zayıf hadisle amel etmek. Öyle olunca hadisler benim için ölçü, Kur’ân ölçü. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuş ki zikrullah halakasından af olmuş olarak kalkınız. İmam Hambel’in rivayetinde de demiş ki geçmiş günahları da hayra çevrilmiş olarak kalkınız. Af olmuş olarak kalkınız, çok hadîs-i şerif var ama birkaç tane de böyle geçmiş günahları af olmuş olarak kalkınız hadisleri de var. Ben iman ediyorum, af olmuş olarak kalkıyoruz, eyvallâh. Ama burada mümin vasfını söylüyor, o kimse diyor eğer ki ama nefsine zulmetti, ama bir hayasızlık yaptı o hemen Allâh’ı zikreder.
Ardından devam ediyor, sonra tövbe eder. Zikrullah’ı öne alıyor. Çünkü zikrullah en büyük iştir Âyet-i Kerime. Zikrullah’tan daha insanı temizleyici, zikrullah’tan daha yükselteci, zikrullah’tan daha hayırlı bir amel, zikrullah’tan daha yüksek bir amel yok. Hadîs-i şerifte bir kimse kılıcını alsa, kırılıncaya kadar savaşsa, ikinciyi alsa, yine kırılıncaya kadar savaşsa, üçüncü kılıcı alsa, yine kırılıncaya kadar cihâd etse, savaşsa ancak diyor zikrullah yapanla muadil olur, üstün olmaz yine. Oruç tutanların hangisi hayırlıdır Allâh’ı zikreden? Namaz kılanlarının en faziletlisi hangisidir Allâh’ı zikreden? Cihâd edenlerin en faziletlisi hangisidir Allâh’ı zikreden? Hz. Ömer Efendimiz, Hz. Ebû Bekir Efendimiz’e diyor Ya Ebu Havz, Allâh’ı zikredenler her şeyi götürdü.
Allâh Resul bunu diyor. Niam evet, Allâh’ı zikredenler diyor, hepsini de aldı götürdü. O zaman burada normalde Allâh’ı zikredenler ifadesi hatanın, yanlışlığın, eksikliğin hemen arkasından Allâh’ı zikretmek, Allâh’ı hatırlamak ve neydi? Lâ ilâhe illâllah. Hemen o kimsenin tevhide devam etmesi, hemen la ilaha illallah’a devam etmesi, hemen zikrullah’a devam etmesi, hem zikrullah ile arasını düzeltmesi, zikrullah ile arasına giren günah perdesini kaldırması, zikrullah ile arana perde girdi, günah perdesi Allâh ile arana perde girdi. Bir günah işledin, perdelendin. O perdeyi yırtıp atacak olan, o perdeyi ortadan kaldıracak olan Allâh’ı zikir. Hemen zikrullah’a dön, hemen Allâh’ı zikretmeye başla, hemen tevbeye başla, hemen ilk önce zikrullah’a başla.
4. Bölüm
Zikrullah yapmıyorsan, bil ki şeytanla kol kola girdin, geldi senin kalbinin içine oturdu. Zikrullah yapıyorsan, etrafına baktın, etrafındaki her şeyin vahşi olduğunu gördün. Zikrullah’a devam ediyorsun, bakıyorsun yoldaki insanlar, etrafındaki insanlar vahşi birer sırtlan gibi. Ve Allâh’a hamd ediyorsun. Ya Rabbi ben de bunlardan olabilirdim. Sana hamd ediyorum ki, beni zikrullah cemaatı ile tanıştırmışsın, zikrullah alakası ile tanıştırmışsın. Bir kulun üzerine verebileceği en büyük lütuf, Allâh’ı zikir anlayışı ve inancı. Yaşım geçtikçe, olayları gördükçe, insanları tanıdıkça, artık Allâh’ı zikreden bir kimsenin gerçekten dünya üzerinde, tertemiz bir nur üzerinde yürüdüğüne inanıyorum. Ve Allâh’ı zikredenlerin üzerinde hususi bir nur var.
Bu namaz kılanın nurundan değil, bu oruç tutanın nurundan değil, bu hacca gidenin nurundan değil. Bakın bu zikrullah nuru, hususi bir nur. Ve zikrullah alakasına oturan, bir üstada intisap etmiş, ondan ders alıp, Adaf ve Erkan’a riayet eden bir kimse, yemin ediyorum bu zamanda evliya. Hele gençleri, çocukları görüyorum böyle, bu zamanda zikrullah alakasındalar, zikrullahla hemhal oluyorlar, yeminle bunu söyleyebilirim. Vallahi de billahi de zamanın evliyası. Yeminle söylüyorum bunu. Bunu yeminle söylüyorum. Bugün genç bir çocuk, Allâh’ı zikir alakasına oturduysa, intisap ettiyse, günlük virtlerini çekiyorsa, zikrullah alakasına oturuyorsa, yemin ediyorum size, zamanın evliyası, zamanın evliyası o.
Biz zikrullah alakasında oturduğumuzdan, tabiri caizse, denizdeki balık misali, farkında değiliz, balık denizden dışarı çıkınca o zaman denizin kıymetini bilir. Biz nefes alamasak, nefesin kıymetini o zaman biliriz. Biz suyu içemesek, suyun kıymetini o zaman biliriz. Biz tuvalete çıkamasak, tuvalete çıkmanın kıymetini o zaman biliriz. Bizim gözümüzde bir hasar olsa, görmenin nimetini o zaman anlayabiliriz. Midemizde bir hasar olsa, gençlerimizde, pankrasımızda bir hasar olsa, onun kıymetini o zaman biliriz biz. sağlığın kıymetini bilmek var ya, sağlıklıyken, hadîs-i şerifte Allâh Resulü diyor ya, bazı şeyler geçmeden onun kıymetini bilin. Ne? Boş zaman. İkincisi ne? Sağlık. Üçüncüsü gençlik.
O gençken ibadet etmek var ya, gençken zikrullah’a oturmak, yürümek, bu büyük kıymet. Gelmiş benim gibi 70 yaşına, ders alacağım da yol yürüyeceğim de uğraşıyor. Onu ona da kabul. Ama gençken o kimsenin yürümesi, yemin ediyorum evliya, başka bir şey değil. Hatta bir arkadaş öyle dedi bana, baktım dedi, cemaatiniz çok genç, dedim gençler, vallahi gençlerin böyle bir cemaatle olması senin için keramet olarak yeter görmek isteyene. Biz bu keramet peşinde değiliz. Ama dedim cemaatin yaşlısı da var, genci de var, hepsi de var. Elhamdülillah bu çirkinlikte, bu pislikte, bu necasette, evet, bu acı bir şey. Necasetin oluk oluk, pisliğin oluk oluk aktığı, yağmur gibi yağdığı, bu zamanda bir kimse zikrullah alakasına oturduysa, bir kimse bir Allâh dostuna biat ettiyse, ve orada muhim duruyorsa, yemin ediyorum Allâh dostu o kimse.
5. Bölüm
Cenâb-ı Hak müminleri tarif ediyor, onlar diyor bir hata, yanlışlık yaptıklarında Allâh’ı zikrederler. Çünkü Allâh’ı zikreden bir kimsenin kalbi parlar. Hadîs-i şerifte Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ki, kelime-i tevhid ve istiğfara sarılın ve bunları çokça yapın. İnsanları günahlarla helak ettim. Bakın, iblis ne diyormuş? İnsanları günahlarla helak ettim. Lâ ilâhe illâllah ve istiğfar da beni helak etti. İblis insanları günahlarla helak ediyor. İblisi helak eden ne? Lâ ilâhe illâllah ile istiğfar etmek. Tövbe etmek. Tövbenin en küçücü, kısası, estağfirullâh el azim. Ama derviş olan kardeşler, dergahın dersini çekecekler. Neydi? Subhanallah ve bi hamdihi Subhanallah el azim ve bi hamdihi estağfirullâh el azim.
Kim bunu günde 100 sefer söylerse, deniz köpükleri kadar günahı olsa, Allâh onu affeder. Hadîs-i şerif. Estağfirullâh beni helak etti. Bunu görünce ben de onları heva ve hevesleriyle helak ettim. O zaman bir dervişi helak eden neymiş bu noktada? Heva ve hevesi. Sakın heva ve hevese düşmeyin. Heva ve heves ne? Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’nin dışındaki eylemler, faaliyetler, düşünceler, hükümler. Kendi kafandan bir şey hükmetme. Heva ve hevesine uyma. Peygamberlik yapma. Heva ve hevesine uyma. Şeyhlik yapma. Heva ve hevesine uyma. Kendi kendine ben zakir olsam şöyle yapardım deme. Heva ve hevesine uyma. Helalı haramlaştırma. Heva ve hevesine uyma. Haramı da helallaştırma. Uyma. Sıkı bir şekilde, Kur’ân ve Sünnet sana ne emrediyorsa onu söyle.
Söyleyemeyeceksen sus. Birine söyleyemeyeceksin. Öyle ya patronundu, yok amirindi, yok memurundu, yok babandı, yok annendi, yok şuydu, yok buydu. Doğru değil ama söyleyemeyeceksen sus hiç olmazsa. Yamulma. Eğilme. Ağabey tavırla kıvırma. Yapma. E sen rüzgara göre davranma. Rüzgar ne zaman nereden eski ha belli değil. Sen sabit tut. Savrulursan hep savrulur gidersin. Taviz verirsen hep taviz verir gidersin. Sen Kur’ân Sünnet çizgisinde sımsıkı dur. Bırak savrulan savrulsun. Bırak yıkılan yıkılsın. Bırak giden gitsin. Sen Kur’ân Sünnet dairesinde dimdik ve sımsıkı dur. Sımsıkı durduğun müddetçe Allâh seninle, Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem seninle, büyük veliler, pirler, şeyhler, mürşidler seninle, gökteki melekler seninle, merak etme.
Sen yalnız değilsin. Savrulursan şeytan seninle. Savrulursan kafirler seninle. Savrulursan münafıklar seninle. Savrulursan mürtetler seninle. Savrulursan gevşekler seninle. Savrulursan heva bebesini ilah edinenler seninle. Savrulduğun anda savrulma. Sımsıkı dur. Hata işledin diye savrulma. Günah işledin diye savrulma. Yanlışlık yaptın diye savrulma. Savrulma. İçki içtin, içtin. Savrulma. De ki ben bir yanlışlık yaptım. Tövbe ediyorum ya Rabbi. Döndüm geri. Savrulma. Ne yaptıysan yaptın. Savrulma canım kardeşim. Savrulma. Allâh’ı zikret, tövbe. Allâh’ın tövbe kapısı açık. Tövbe kapısı bir umuma kapanmadığı, kapanmadıkça. Sen kendi tövbe kapını kapatmadığın müddetçe tövbe edeni Cenâb-ı Hak affeder.
6. Bölüm
Hadi umumu anladık kıyamette. İnsan kendi tövbe kapısını nasıl kapatır? Şeytanın peşine düşer. Tövbe kapısını kapatır. Şeytanlaşır. Tövbe kapısı kapanır o kimsenin. Çünkü Allâh’ı unutur. Allâh’la irtibatı kesilir. Allâh’la bağı kesilir. Öyle olunca da, öyle olunca da o kendi tövbe kapısını kapatmış olur. O gider bir tarafta öyle bir şey yapar Cenâb-ı Hak’ın gadabını çeker. Öyle bir şey yapar Hz. Muhammed Mustafa’nın ona olan muhabbeti kesilir. Öyle bir şey yapar. velilere böyle taş atıyorlar ya öyle bir şey yapar. Cenâb-ı Hak’ın haldis-i kudüsü tecelli eder. Allâh diyor yırtıcı hayvanın avından intikam aldığı gibi ondan intikam alır. Böyle tövbe kapısının bir insanın kendi kendisine kapattığı yerler vardır.
Şirk. Tövbe kapın kapalıdır. Önce şirkten sonra Tövbe kapın kapalıdır. Önce şirkten geri dön. Rabbi muhafaza eylesin. Âmîn. O tövbe kapın kapanmadan tövbe et. Ve umi olarak tövbe kapası kapanmadan da tövbe et. Ve Allâh’ı zikret. Muhyiddin İbn Arabi Hazretlerinin sözü çok hoşuma gider. Ölçüdür benim. Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri der ki günah işlediğiniz yerde Allâh’ı zikrettiniz anda Allâh’ı zikrettiniz. Orada diyor Cenâb-ı Hak sizin tövbenizi kabul eder ve sizi affeder. Zikredeceksin oradan. Kendi kendime sakın ha bu meyaneye gideyim ben burada meyane de çok içtim. Ya gideyim de şurada bir tövbe edeyim. Böyle bir şey sakın yapmaya kalkmayın. Girmeyin içeri. Ha tebliğ edecekseniz girin. Ha böyle kafadan da.
Ya gideyim nasıl olsa dansözler oynuyor. Çengiler orada şakkadak şukkadak dönüyor. Ben gideyim bir onlara tebliğ edeyim. Böyle heva vesnen değil. O yüzden tövbe ve zikrullah sizin ayrılmaz parçanız olsun. Yine her kim harflerinin hakkını vererek ve çekerek Lâ ilâhe illâllah derse büyük günahlardan 4000 günahı silinir. Bir hadîs-i şerif daha var. La’yı 3.000 miktarında uzatıp da kim üç sefer bunu söylerse 4000 günahı affolur diye. Biz bazen derler ki La’yı neden uzatıyorsunuz? Hadîs-i şerif var. Biz La’yı 3 sefer 3.000 miktarında uzatırız. Uzatırktan 3 sefer de tevhid çekeriz. Bu tevhidi çektiğimizde en az 4000 günahımız affolur. Ama hadîs-i şerifte ne diyor? Oradan affolmuş olarak kalksın diyor.
Biz o 3 sefer onu öyle çektiğimizde affolacağımıza inanırız hadîs-i şeriften dolayı. Rabbim bizi onlardan eylesin. Yine İmam-ı Hanbel’den hadîs-i şerif Allâh’ın rızasından başka bir şeyi gözetmek ve beklemek sizin. Allâh’ı zikreden bir topluluğu gördüğünde göklerden bir münadı şöyle seslenir. Kalkın hepiniz bağışlandınız. Kötülükleriniz iyiliklere çevrildi. Elhamdülillah. Bu büyük müjde. Bu çok büyük bir müjde. Bu muhteşem bir müjde. Toplandı. Allâh beni affetsin. Bazen böyle hatırlatmakta fayda görüyorum. Böyle bir şey yaptığımız için değil. başka bir hadîs-i kudside de diyor ya Allâh’ın gölgesinde gölgelenecek olanları. Onlar birbirleriyle akraba değillerdir. Birbirlerinden menfaatleri de yoktur.
7. Bölüm
Aynı kavimden de değillerdir. Ama birbirlerini Allâh için severler. Toplandıklarında diyor Allâh’ı zikrederler. Ben hep beyan ederim. Bu topluluk sizden bir para pul istemeyecek. Siz de topluluktan istemeyin. Bizim topluluk öyle çok zengin değil. İstemek yok bizde. Sizden bir şey istenmeyecek burada. Hiç istenmedi. Hiç istenmedi. Burada ticaret alışverişi olmayacak. Biz ticaret için toplanmadık. Alışveriş için toplanmadık. Menfaat için de toplanmadık. Maddi bir menfaatimiz de yok. Ya biz Allâh için birbirlerimizi sevdik. Allâh için sevdik. Ve toplandığımızda hiçbir şey beklemeksizin Allâh’ı zikrettik. Bizim topluluğumuzun temel karakteristik özelliklerinden birisi bu. Ya bunu ikide birde beyan ediyor bu dışarıdan söylüyor.
Evet beyan ediyorum. Hatırlatmakta fayda vardır diyor hem ayette hem hadiste. Hatırlatmakta fayda var. O yüzden bir şey isteyen de bizden değil. İstemeyin. Andırmayın. İster andırırsanız bir gün kendinizi dışarıda görürsünüz. Topluluğun kurallarına ihanet etmiş olursunuz. Zorluğu çekecek olan, göğsüyecek olan burada dursun. Çekemeyecek olan, göğsülemeyecek olan lütfen bırakıp gitsin. Bu kaidelere uyuyacak olan kardeşler ders yaptırsınlar, çavuşluk yapsınlar, zakirlik yapsınlar. Uyuyamayacaklarsa edepleriyle müsaade istesinler. Bu kadar. Veya derviş kardeşler andırmayın, umdurmayın, istemeyin. Dergahı kullanarak istemeyin. Yapmayın. Yapamayacaksanız size hiçbir zorunluluk koşmuyorum. Yer tutmak zorunda değilsiniz, yer kirası ödemek zorunda değilsiniz.
Hiçbir şeye zorunlu ve sorunlu değilsiniz. Ben sokakta da ders yaparım. Ben bahçede de ders yaparım. Ben karın altında da ders yaparım. Yağmurda da ders yaparım. Ben beş kişiyle de ders yaparım. On kişiyle de ders yaparım. Yük sünmem. Gücüm yettiği müddetçe iki kişi de olsa gider ders yaparım ben. Sıkıntı değil benim için. Kendi kendime böyle, aa yük sünmem ben. Giderim. Yeter ki, Cenâb-ı Hak sağlık afiyet versin, yeter ki zamanım olsun. Sıkıntım olmaz benim. Ben de dervişler ağır gelmez. Bu yolun çilesi bana ağır gelmez. Hepsi de bana rahmettir, berektir, lütuftur. Evet o yüzden andırıyorum. Çünkü bu Hadisi Kutsi’de hiçbir şey gözetmeksizin, hiçbir şey beklemeksizin Allâh’ı zikreden bir topluluk olacağız.
Bizim temel kaidemiz olacak bu. Öyle olunca çünkü oradan af olmuş olarak kalkıyorsun. Öyle olunca çünkü hiçbir gölgenin bulunmadığı o mahşer yerinde Allâh’ın gölgesinde gölgeleniyorsun. Bakın hiçbir. Arkadaşlar, kardeşler, zannetmeyin ki Allâh size yardım etmeyecek. Zannetmeyin ki Cenâb-ı Hak sizi yolda bırakacak. Siz kaidelere uyduğunuz müddetçe rüzgar da esecek, fırtınada esecek, kar da yağacak, yağmur da yağacak, kah kışı yaşayacaksın, kah sonbaharı yaşayacaksın, kah yazı yaşayacaksın, kah ilkbaharı yaşayacaksın. Bazen an gelecek, bir anda dört mevsim yaşayacaksın. Bazen an gelecek, an gelecek, öyle bir kuvvetli rüzgar esecek. Sen bendenmiş gibi görünenlerin savrulup gittiğini göreceksin.
8. Bölüm
Bunlar hepsi de insan için. Hepsi de. Sen kendini sabit tutacaksın. Nereden eserse etsin, sen sabitliğini kaybetmeyeceksin. Nereden eserse etsin, esecek o, seni dinlemeyecek zaten. Esek, esek o. Sen kendini sabitleyeceksin. O nereden olduğu belli değil, yağacak, yağsın. Nereden geliyorsa gelecek, gelecek canım kardeşim benim. Yanındaki kimseden de gelir. Dönüp ona da kızmayacaksın. Gelecek çünkü. Sen kendini sabitleyeceksin. Kaidelere sabitleyeceksin, sabitleyeceksin. Ben Kur’ân ve Sünnet dairesinde kalacağım. Ben Kur’ân, Sünnet imamların iştahı dairesinde kalacağım. Ben sufiliğin olmazsa olmaz kuralları içerisinde kalacağım. Ben hiçbir şeyi gözetmeksizin ve beklemeksizin Allâh’ı zikredenlerden olacağım.
Hiçbir şey gözetmeyeceğim. Bana yemek verirler, bana su verirler, bana yatacak yer verirler. Bana hürmet ederler, bana hizmet ederler. Bana çavuşluk verirler, bana zakirlik verirler. Bana nakiplik verirler, nükabalık verirler, su kabahatlığı verirler. Şeyhlik verirler, üstadlık verirler. Beklemeyeceksin bunu. Hiçbir şey beklemeksizin. Sırf Allâh’ı Allâh için zikredeceksin. Özellikimiz bizim bu. Kaidemiz bizim bu. Biz Allâh için severiz, Allâh için severiz. Biz Allâh için Allâh’ı zikrederiz. Biz Allâh için, Allâh’ı zikrettiğimiz için hiç kimseden bir şey beklemeyiz. Ummayız da. Andırmayız da. Biz buraya sırf Allâh’ı zikretmek için toplandık. Hiçbirimizin birbirimizden bir beklentisi yok. Birbirimizden herhangi bir şeyimiz yok.
Hamdolsun. bunun için biz buradan af olmuş olarak kalkıyoruz. Buna inanıyorum ben. Hepinizin de buna inandığına inanıyorum. Çünkü beklentisizlik en büyük özgürlüktür. Ummamak en büyük özgürlüktür. En büyük özgürlüktür. Özgür olun, ummayın. Eşinizden, çocuklarınızdan, annenizden, babanızdan, etrafınızdan, kardeşlerinizden. Hiç kimseden hiçbir şey ummayın. Ancak ona ibadet eder, ancak ondan yardım dileriz. Ancak ondan isteriz. Ancak ona boynumuzu bükeriz. Ancak ona eğiliriz. Ancak ona yalvarırız. Ondan başka vekilimiz yoktur. Ondan başka elimizden tutacak olan yoktur. Ondan başka yaslanacağımız yoktur. Ondan başka yaslanacağımız yoktur. Ondan başka dayanacağımız yoktur. Ondan başka ümidimiz ve umudumuz yoktur.
Ondan başka ayağımızı sabitleyecek başka bir güç yoktur. Fırtına da onundur. Sana fırtınaya karşı dayanma gücü veren de odur. Yağmur da onundur. Sele karşı tek vücut durduracak olan da senin odur. Sen kara tufana da tutulabilirsin. Onu gönderen, onu yaratan da odur. Ama ona karşı sana dayanma gücü veren de odur. Hastalığı veren odur. Hastalığa karşı mücadele azmini veren de odur. Hastalığa karşı direnme gücünü veren de odur. Hastalığı senin üzerinden tesiri kaldıracak olan da odur. Başka hiçbir şey değildir. Hapıydı, doktoruydu, ilacı da sebebidir, vesilesidir. Ama seni ayakta tutacak olan odur. Kötülüğü yaratan odur. Sufiler böyle düşünmezler. Ama kötülüğü de yaratan odur. Onun karşılığında iyiliği severek, isteyerekten fazla bir enerjiyle yaratan da odur.
9. Bölüm
Sen iyilik tarafını seç. Bil ki kendindeki kötülükler yenilecek. Sen iyilik tarafını seç. Bil ki kötülük yenilecek. Sana kötülük yapanlar da yenilecek. O zaman sufice duruş, sufice duruş. Biz hata işleriz. Biz yanlışlık da yaparız. Biz eksiklik de yaparız. Ama hemen Allâh’ı zikrederiz. Ve hemen deriz ki Ya Rabbi bizi affeyle. Ya Rabbi bizleri katından muhafaza eyle. Katından koruduklarından eyle. Katından lütfettiklerinden eyle. Katından ikram ettiklerinden eyle. Katından tövbesini kabul ettiklerinden eyle. Katından zikrullahını kabul ettiklerinden eyle. Kapından bizlerin hepimizi de kendini dost eyle. Hepimizi de Habibine dost eyle. Hepimizi de dostlarına dost eyle. Beytullah’a dost eyle. Ya Rabbi bize zarar veren kafirlere düşman eyle.
Bize zarar veren münafıklara düşman eyle. Ya Rabbi şeytanın peşinden gidip şeytanın aklıyla hareket edenleri bizleri düşman eyle. Ya Rabbi bizleri dostlarına dost, düşmanlarına düşman eyle. Bizleri hayır bildiğin, hayır gördüğün, hayırla sonuçlandıracağın yollarda ve işlerde istihdam eyle. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Âmîn. Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş Peygamber efendilerimizin ruhlarına. Âmîn. Cihariyari Güzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman-ı Zinnur Reyn, Ali el-Murtaza radiyallahu an Hazretlerinin ruhlarına. Âmîn. Aşere-i Mübeşşere’nin evladı Resûlullâh, zevce-i Resûlullâh, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, yetmiş iki şüphedanın şehid-i kerbelanın tüm ashabı Resûlullâh hazretlerinin ruhlarına.
Âmîn. İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam-ı Alik İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediye edip vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Âmîn. Haberdar eyle ya Rabbi. Âmîn. Üstadlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Âmîn. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Âmîn. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı pirimiz, Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmed el-Rifai, Seyyid Ahmed el-Bedevi, Seyyid İbrahim Durski, Şeyh Ebul Hasan el-Şazeli, Şah-ı Nakşibendi Muhammed-i Bahaddiin, Şah-ı Mevlânâ Celaleddin Rûmî, Şah-ı Hacı Bektaş veli, Şah-ı Hacı Bayram veli, Mehmet Muhittin Üftade veli, Şah-ı Hacı Bektaş veli, Şah-ı Hacı Bayram veli, Mehmet Muhittin Üftade veli, Veysali Karani Muhittin Arabi Niyazi Mısri, Ve bütün pir ve firan efenlerimizin ruhlarında ayrı ayrı hediyeledik.
Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Âmîn. Haberdar eyle ya Rabbi. Âmîn. Veysatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Âmîn. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Âmîn. Âmîn. Lanet olsun. Âmîn. Âmîn. Eyyâ Rabbi. Hasıl olan sevabı geçmiş üstadlarımızdan Abdurrahîm’e Tântavî, Abdurrahîm’e Nişavî, el-Hâcel’e hafız-e bubeoysiz, el-Hâcel’e hafız-e bubeosiz, el-Hâcel’e hafız-e bubeosiz, el-Hâcel’e hafız-e bubeosiz, el-Hâcel’e hafız-e bubeosiz, el-Hacel’e hafız-e bubeosiz, el-Hacel’e hafız-e bubeosiz, El-Haç El-Hafız Ebu Bekri Sıddıki Çorumi, Hacı Alaydar Efendi, El-Haç Çorumlu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi’nin, Kaçuni Dergahı’nın, Kabbaşı Dergahı’nın ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına.
Âmîn. Ya Rabbi bilhassa üstadımız Bayındırlı Hacı Mustafa Özba Beyefendi Hazretleri’nin ruhaniyetlerine. Cet ve dadalarının ruhaniyetlerine. Âmîn. Yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed’in ruhaniyetlerine. Âmîn. Turu kaliyeden, akrabahı talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarında hediye ettik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik. Eyleme ya Rabbi. Âmîn. Ve selamun alel mursalin. Ve aleyhim vel hamdülillahi rabbi’l-i alemin. Lâ ilâhe illâllah. el-Fâtiha. el-Fâtiha. Âmîn. Ejme. Destûr.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı