Cenâbı Hak’tan Bir Lütfa, İkrâma Mazhar Olan Kimsenin Şükrü — Bu Lütfu Tanıması, Sâhibini Bilmesi ve Hayır Yolda Kullanmasıdır
Cenâbı Hak’tan bir lütfa, ikrâma mazhar olan kimse — ne yapmalı? Şükür etmeli. Şükür nedir? 1) Lütfu tanımak — Allâh’tan geldiğini bilmek. 2) Sâhibini bilmek — kendinden değil; O’ndan. 3) Hayır yolda kullanmak — nimeti Allâh için harcamak. Bu üç adım birlikte şükrün özüdür. Bir nimete mazhar olup da bunu kendinden bilen — kibirlenir. Sâhibini biliyor ama hayır yolda kullanmayan — emaneti israf eder. Mü’min üç adımı birlikte yaşamalıdır.
Şükrün İlk Adımı — Tanımak
Şükrün ilk adımı — nimeti tanımak. Etrafımızda sayısız nimet var; ama farkında değiliz. Sağlık, gözler, kulaklar, akıl, âile, ev, iş — hepsi nimet. Sürekli yaşadığımız için sıradanlaşıyor. Mü’min bilinçli olarak nimetleri saymalı; her birini takdîr etmeli. «Allâh’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız» (İbrâhîm 34). Saymaya bile çalışmak — şükrün başlangıcı.
İkinci Adım — Sâhibini Bilmek
İkinci adım — sâhibini bilmek. Yâni «Bu nimet Allâh’tan geldi» bilinci. «Ben kazandım», «şansım vardı», «zekâm sayesinde oldu» — bunlar şükrü bozan düşünceler. Mü’min başarıyı bile Allâh’tan bilmeli. Hz. Süleymân — kraliçenin tahtını göz açıp kapayıncaya kadar yanına getiren mucizeyi gördüğünde «Bu Rabbimin lütfundandır; beni denemek için» (Neml 40) dedi. Kendinden bilmedi.
Üçüncü Adım — Hayır Yolda Kullanmak
Üçüncü adım — nimeti hayır yolda kullanmak. Para verildiyse — Allâh yolunda harcamak. İlim verildiyse — yaymak. Sağlık verildiyse — ibâdet ve hizmet ile kullanmak. Mevki verildiyse — adaletle hükmetmek. Aksi hâlde — nimet zarara döner. «Eğer şükrederseniz size daha çok veririm; eğer nankörlük ederseniz — azabım şiddetlidir» (İbrâhîm 7).
Karûn’un Düşüşü
Karûn — büyük zenginlik verilmişti; ama şükür etmedi. «Bu ilmim sayesinde bana verildi» dedi (Kasas 78). Allâh ona zenginliği vermişti; ama o kendinden bildi. Sonu — yerin altına gömülmek oldu. Bu — şükürsüzlüğün cezâsıdır. Modern Karûn’lar da var: zenginliklerini kendi gayretlerinden bilen, Allâh’a şükretmeyenler. Onların sonu da hayırlı olmayacaktır.
Şükrün Tezâhürü — Davranış
Şükür — sâdece dil ile değil; davranışla tezâhür eder. «Elhamdülillâh» demek bir başlangıç; ama yetmez. Tam şükür — zekât vermek, sadaka, ümmete hizmet, ilim yaymak, sosyal yardım, helal kazanç. Davranışla tezâhür etmeyen şükür — sözde kalır. Mü’min hâliyle şükretmelidir.
Sıkıntıda da Şükür
Şükür sâdece nimet zamanında değil; sıkıntıda da gereklidir. Çünkü her sıkıntıda da bir nimet vardır. Hastalandığında — sağlıklı geçen onca yılı düşün, şükret. Para kaybınca — hâlâ sahip olduğun nimetleri saçtık, şükret. Hz. Peygamber «Mü’minin işine hayret edin: her hâli kendisi için hayırdır» buyurmuştur. Nimet — şükür; sıkıntı — sabır. İkisinde de mü’min kazançlıdır.
Niyâz — Şükür Ehli
Niyâz: «Yâ Rab, beni şükür ehli kullarından eyle. Her nimeti tanıyabilen bir farkındalık ver. Her başarıyı Sen’den bilen bir tevâzu ver. Nimetleri hayır yolunda kullanan bir hayır anlayışı ver. Karûn gibi ‘kendi ilmimle kazandım’ diyenlerden olmaktan beni koru. Şükrümün dil ile değil; davranışla tezâhür etmesini nasîb et. Sıkıntıda da şükrümü kaybetmeyen bir mü’min eyle. ‘Eğer şükrederseniz size daha çok veririm’ müjdesine eren bir kul olarak yaşat.» Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Şükür, Nimet, Lütf. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Enfal 8/2; Allah anıldığında kalplerin ürpermesi.
- Kur’an-ı Kerim, Hac 22/35; Allah anıldığında kalpleri ürperenler.
- Kuşeyri, er-Risale, vecd, cezbe ve sema bahisleri.
- Hucviri, Keşfu’l-Mahcub, vecd ve hal bahisleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, vecd, sema ve kalp halleri bölümleri.
- Sühreverdi, Avarifü’l-Maarif, vecd, cezbe ve zikir adabı bahisleri.