Cemâle Dalınca Oradan Çıkış Yok — İlâhî Cemâlin Cazibesi ve Vuslat Çukurunun Tatlı Tutsaklığı
Cemâle dalınca oradan çıkış yok. «Cemâl» — Allâh’ın güzelliği. Bir sâlik Allâh’ın cemâline bir defâ daldığında — geri dönmek istemez; dönemez. Çünkü daha büyük bir güzellik yoktur ki kalbi başka yöne çekebilsin. Bu — tatlı bir tutsaklıktır; bir vuslat çukurudur. Cemâle dalan kişi — dünyaya yabancılaşır; insanlar arasında gariptir; çünkü artık bir başka iklimde yaşıyor. Bu hâli yaşayan sûfîler — geri dönmeyi istemez; sâdece daha derine dalmak ister. Bu — tasavvufun en güzel ufuklarındandır.
«Cemâl» — İlâhî Güzellik
«Cemâl» — Allâh’ın güzellik sıfatı. Hadîs: «Allâh güzeldir, güzeli sever.» Allâh’ın cemâli — bütün güzelliklerin kaynağıdır. Bir çiçeğin güzelliği, bir manzaranın güzelliği, bir insanın güzelliği — hepsi Allâh’ın cemâlinden bir yansıma. Asıl cemâl Allâh’ın zâtındadır. Cennette mü’minlere — cemâlullâhı görmek — en büyük nimet olacak. Bu dünyâda da bazı kullar — kalp gözüyle cemâle bakar.
Mûsâ’nın Talebi
Hz. Mûsâ Tûr Dağı’nda Allâh’a «Yâ Rab, bana göster, Sana bakayım» dedi (A’râf 143). Cemâli görmeyi istedi. Allâh «Beni göremezsin; ama dağa bak, dağ yerinde durursa beni de görürsün» buyurdu. Sonra dağa tecellî etti; dağ paramparça oldu; Hz. Mûsâ baygın düştü. Bu — Allâh’ın cemâlinin nasıl bir güç olduğunu gösterir. Bir dağ bile dayanamadı; bir kalb nasıl dayansın?
Sâlikin Tecrübesi
Sâlik, ibâdet ve zikir ile kalbini hazırlayınca — bir anlık cemâl tecrübesi yaşar. Bu, görmek değildir; ama görmenin bir gölgesi. Kalpte bir nûr; bir huzûr; bir sevgi şelâlesi. Bunu yaşayan sâlik — bir daha aynı kişi olamaz. Çünkü bu kadar güzelliği tatmış biri — dünyâ güzelliklerine soğur. Şiir, müzik, sanat, manzara — hepsi onun için artık «cemâlin gölgesi.»
Geri Dönüş Yok
Bir kez cemâle dalan kişi — geri dönmek istemez. Niçin? Çünkü dönünce ne bekliyor? Para mı? Şöhret mi? Lezzet mi? Bunların hepsi sıradanlaşmıştır. Cemâlin tadına vardıktan sonra — başka bir şey çekici değildir. Bu, bir tür «sevgili tutsağı olma» hâlidir. Tutsaklık ama tatlı; çünkü gönüllüdür. Sâlik bu tutsaklıktan kurtulmak istemez; daha derine düşmek ister.
Dünyaya Yabancılaşma
Cemâle dalan kişi — dünyaya yabancılaşır. İnsanların değer verdiği şeyler ona değersiz görünür. Para kovalamayı anlamaz; statü kavgasını anlamaz; gösterişi anlamaz. Bu yüzden çevresi onu «tuhaf» bulur. «Hayattan kopuk», «pratik değil», «idealist» derler. Aslında o — herkesten daha gerçeği görmektedir. Onlar gölgenin peşindedir; o ışığın peşindedir.
Cemâl ve Celâl
Allâh’ın iki tecellî yönü vardır: cemâl ve celâl. Cemâl — güzellik, lütuf, rahmet. Celâl — heybet, kahır, azamet. İkisi de gerçektir. Sûfîler — cemâle dalmayı tercih eder; çünkü kucaklayıcıdır. Ama celâlden de gâfil kalmamalı; çünkü Allâh’ın korkusu da kemâlin bir parçasıdır. Sahih sûfî — hem cemâlin sevgisini hem celâlin korkusunu birlikte yaşar.
Cemâle Dalmanın Yolu
Cemâle dalmak nasıl olur? 1) Allâh’ın güzel isimlerini düşünmek — özellikle el-Cemîl, el-Vedûd, er-Rahmân. 2) Kâinatın güzelliklerine bakıp Allâh’ın güzelliğini hissetmek. 3) Salavâtı sevgiyle okumak — Hz. Peygamber Allâh’ın cemâlinin aynasıdır. 4) Sevgi ile yapılan zikir — kalbi yumuşatır. 5) Aşk ehli sûfîlerin eserlerini okumak — Mevlânâ, Yûnus, İbnü’l-Arabî. Bu pratikler cemâle yaklaştırır.
Niyâz — Cemâle Dalış
Niyâz: «Yâ Rab, beni Sen’in cemâline dalan, bir daha geri dönmek istemeyen bir kul eyle. Mûsâ gibi ‘bana göster’ diye seslenen bir kalp ver. Tûr Dağı gibi yanıp tükenmeyi göze alan bir aşk lütfeyle. Cemâli ilâhî’nin tadından bir an bana ihsân eyle; ki o ândan sonra dünyaya yabancılaşayım. El-Cemîl, el-Vedûd, er-Rahmân isimlerinden istifade etmemi nasîb et. Cemâl ile celâl arasında dengeyi koruyabileyim — sevgi ile birlikte hayâ taşıyabileyim. Vuslat çukurunda tatlı tutsak ol; geri dönüş kapısı kapansın.» Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Cemâl, Celâl, Vuslat. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Rahman 55/26-27; baki olan Rabbin vechi.
- Kur’an-ı Kerim, Kaf 50/16; Allah’ın insana yakınlığı.
- İmam Gazali, Mişkatu’l-Envar, cemal, nur ve marifet bahisleri.
- Kuşeyri, er-Risale, cemal, vecd ve müşahede bahisleri.
- İbn Arabi, Fütuhat-ı Mekkiyye, cemal ve marifet bahisleri.
- Hucviri, Keşfu’l-Mahcub, vecd ve müşahede halleri bahisleri.