Mirac

Allah, kulu Muhammed’i aklın, ruhun ve sırrın ötesinde kendine yaklaştırdıkça yaklaştırdı

Allah, kulu Muhammed’i aklın, ruhun ve konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Allah, kulu Muhammed’i aklın, ruhun ve hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


İsra ve. Miraç hem ruhen oldu hem de bedenleen oldu. Ve. Allah kulun. Muhammed’ini akıldan uzak, ruhtan uzak, sırdan uzak, bizim binti dağırcılığıdan uzak kendi karşısına aldı ve iki da miktara kadarlaştı ve ona sandı. Ona kıymet verdi. Ona seğer verdi. Onu yüceler yücesine çıkardı. O da sattı. Habiri cisim lütfetti, ikram etti, ihsan etti. Hz. Muhammed. Mustafa’ya varlığın bütün derecelerini gösterdi. Her şeyi ona, her şeyi. Cebrail. Aleyhisselam’a anlattırdı ve varlık dediğimiz sonuldu. Varlığın kokusu kanun olmazdı. Sol buahrın kokusu. Hzreti. Cebrail değil. Sol vahrın kokusu oydu. Yaratılmış varlıkların içerisini de son meraleyle ve. Cebrail. Aleyhisselam dedi ki, “Ey. Muhammed, benim vazifem buraya kadardı. Hiçbir peygamberin varlık aleminde hiçbir şeyin ulaşılamayacağı noktaydı. Cebrail. Aleyhisselam’ın geldiği o nokta. Benim vazifem.

bitti.” dedi. “Bundan sonra sen yalnız yürüyeceksin” dedi. Onun vazifesi bilen bildiklerini anlamaktı. Hz. Muhammed. Mustafa bilmiyor değildi onları ve varlık kokusu kalmadı. Hz. Muhammed. Mustafa’nın da üzerinde. Allahu ale varlık korusu kalmadı. Onu hiçlikle anlatamayacağım. O hiçlikte de değil. Çünkü hiçin bir ismi var. Bunun ismi yok. Hiçin bir ismi var. Derler ya hiçliğe ulaşacaksın diye. Ah yavrum sen daha hiçliğin heinden haberin yok. Hiçbirin ismi var. Sen isimsiz, mekansız, aksız bir hale ulaşan day diyemiyorum. Muhammed. Mustafa’nın ümmeti ise hiçten bahsetme bize. Biz hiçliği çakmak cebimize bile koymadık. Yürü. Hiçlik dediğin ne ki? Hiçini de geç. Hiçlik de senin önünde para. Ama o garibi bir mürşid-i kamil bulamamış. Bir seybi sülük eden bir kimse bulamamış. Hiç büyük makam.

Allah, kulu Muhammed’i aklın, ruhun ve Hakkında

zannetmiş. Büyük bir yer zannetmiş. Hiç bulacaksın demiş. Geç mekansındığı makam sındığı bul. İşte ben o hali. Cenâb-ı. Hak’a o yaklaşma halini, o yakınlaşma halini, Hz. Muhammed. Mustafa’nın halini anlatmak bize düşmez. Ben onu hiçle dahi tarif edemiyorum. O varlığın kokusuyla dahi tarif edemiyorum. Orada varlığın kokusu da yok, varlığın tesi de yok. Hiçbir yok. Veya hiçbir değilim biz. Hiçbir değilim. O dai anlatmaz. İşte. Cenâb-ı. Hak onu öylesine yaklaştırdı. Kendine. Öylesine yaklaştırdı. Öylesine yaklaştırdı ki hiçbir kalmadı. Aslında dilimin ucuna kadar da söyleyemiyorum. Aslında kendisinden başka hiçbir kalmadı. O kadar yaklaştırdı onu. O kadar yaklaştırdı. O kadar yaklaştırdı belki de aynanın en saf hali geldi. O da anlatmak mümkün değil. Onu da öyle tarif edemeyin. Mümkün değil. Neyle tarif.

edersem edeyim her tarifimden geri döneceğim. Ben sabaha kadar burada o yakınlaşmayı neyle tarif edersem vede hakkınızı helal edin. Hepsinden ben geri dökeceğim. Onu tarif edemiyor çünkü kocaklaşm hani bazen böyle ders çekerken dua ederken içinizde bir sıcaklık olur böyle hissedersin bir ateş yanar böyle bir sıcaklık olur yaklaştığınızı hissedersiniz bir şeye yaklaşırsınız hani onu tarif edemez insan bakın biz onun küçücüğünü yaşıyoruz küçücü yaşarken tarif edemiyoruz artık bunun tarifin mümkün değil bazı der seülde bu yaklaşmayın böyle daha derimlemesine yaşarlar. Mesela şeyhine yaklaşıyorlar. Hani bu fenafi şeyhin ötesindedir aslında. Hani fenafi şeh olur. Eline bakar şeyhin yüzüne bakar şeyhini yüzü. Bu olan illerindir. Böyle şeyhinde fani olmak alem böyle e şeyh olmak da değil de o bu yakinı derinlemesine.

yaşamaktır. Ve bir an öyle olurun. Sen misin şeyh? Bu musun şeyh böyle sen karıştırırsın bir tarafta birin felesen ne olur bir de diyemezsin. Bir de yapamazsın o mu yapmadı bu mu yapmadı dersi. O yakınlık böyle ilerledikçe ilerler ilerledikçe ne şeyh kalır ne sen kalırsın. Bir bakarsın ki. Hz. Muhammed. Mustafa oradan. Hz. Muhammed. Mustafa dayanamaz o da yakınlaşma devam ederse yaklaştıkça yaklaşırsın yaklaşırça yaklaşırsın bunu anlatamazsın anlayamazsın kelimeye dökemezsin cümlelere dökemezsin bunu vallah kimse yoktur kimse kendi kendine yaşarsın da anlatırsın olmaz taşa anlatırsın olmaz ağaç. Ç adamsın olmaz. Bir kalp şekilde olursun yalnızlık derda kula çatmaya başlarsın keselim ben bunlar çek onu dönersin ki nasıl yaşıyorlar bunlar. O zaman. Hz. Muhammed. Mustafa kesin de yılsın. O zaman.

Allah, kulu Muhammed’i aklın, ruhun ve Sohbeti

İsrail anlarsın az bir. O zaman az bir mi anlarsın o yalnızlığını çünkü senin götürecek. O yalnızlığını senin bilecek. Canınlardan hiç kimse yoktur etrafında. İşte yaklaştıkça yaklaştı. Yaklaştıkça. Daha doğrusu yaklaştırdım. Onu kendine çektikçe çekti. Orada çünkü bir aklın olduğuna inanmıyorum. Orada bir kalbin olduğuna inanmıyorum. Orada bir ruhun olduğuna inanmıyorum. Orada bir sırrın olduğuna. Orada herhangi bir şeyin olduğuna inanmıyorum. Bir idrakin olduğuna inanmıyorum. O yaklaştırılmadan. Hz. Muhammed. Mustafa’nın da bir dahye olduğuna inanıyorum ben. Onu yaklaştırdığı için yaklaştırdı. Yaklaştırdıkça yaklaştırdık. Biz anlayalım diyor. Dedi ki iki yay mesafesi kadar dedik. Yakinin de yakini, yakinin de yakini. Biz anlayalım diyeyin ki yaydan örnek verdi bize. Ne kadar yaklaştırdı bilmiyoruz ama ilki yay dediğine göre demek ki bir sınır yok.

burada. Ve o kadar yaklaştı ve ona kendini gösterdi. Nasıl gösterdiyse ve o gördüm ve gördüğün gönlü yalanlamadı. Çünkü tanıdıydı çünkü bildiydi. Çünkü aşinal olduydu. Tanımadığı, bilmediği olsaydı ahirette kalırdı zaten.” demiş. Şaşırırdı, şaşkınlaşırdı. O bizim gibi zay kullar içindir. Hayrette kalmak. Hz. Muhammed. Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem için hayrett kalmak yoktur. O hangi perdeye geçerse geçsin, hangi yunu, Yunus’un, onun hayreti yoktur. O tanır, o bilir. Allah’ın izniyle. Ve yaklaşınca yaklaş ve yaklaşınca yaklaştı. Ve o onu tanıdığı, bildiği talibi de buna yalanlamadığı, gönlü yanaı.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Allah, kulu Muhammed’i aklın, ruhun ve konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Allah, kulu Muhammed’i aklın, ruhun ve sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.