Hz. Muhammed Mustafa'nın Cenâbı Hakk'ı müşâhede etmesi, miraç gecesi tezahür ettiği gibi manevi olarak da hayatın boyunca devam etmiştir. Bu müşâhedeye sınır koymak, peygamberin hususi mertebesini idrâk etmemekten kaynaklanır. Bu sohbette ru'yeti ilâhiyye meselesi, peygamberin manevi mertebesi, miraç müşâhedesi ve günümüz mü'mininin idrâki ele alınmaktadır.
Miraç Gecesi Ru'yeti İlâhiyye
Hz. Resulullah'ın miraç gecesi Cenâbı Hakk'ı gördüğü rivayetlerle sâbittir. Necm sûresi 8-18'de bu manevi tezahür tasvir edilir: «Sonra (gerekenle) yaklaştı ve sarktı. (Ar'asında müşâhede ile) iki yay aralığı kadar, ya da daha az kaldı. Sonra (Allah) kuluna vahyettiğini vahyetti. (Gördüğünü) kalbi yalanlamadı. Onun gerçekten gördüğü şeyi siz onunla çekiştiriyor musunuz? Andolsun ki, onu Sidretü'l-Müntehâ'da bir kez daha gördü». Bu âyetler peygamberin Hakk'ı müşâhede ettiğini, kalbinin gördüğünü yalanlam'adığını sergiler. Müfessirler arasında bu müşâhedenin kalp ile mi, baş gözü ile mi olduğu üzerine ihtilaf vardır; ancak hepsinin ittifâk ettiği nokta, bu müşâhedenin gerçek bir tezahür olduğudur.
Hz. Âişe ile Hz. İbn Abbâs'ın Görüşleri
Sahabei kirâm arasında peygamberin baş gözü ile Allah'ı görmesi konusunda iki temel görüş tezahür etmiştir. Hz. Âişe (radîyallahu anhâ) baş gözü ile görmediğini, Allah'ın bu dünyada baş gözü ile görülmediğini ifade etmiştir; deliline En'am sûresi 103'teki «Hiçbir göz O'nu idrâk edemez» âyetini getirmiştir. Hz. İbn Abbâs ise, «Muhammed, Rabbı Celîli Muteâli kalbiyle iki kere gördü» rivayetiyle, kalp müşâhedesinin baş gözü müşâhedesi gibi gerçek olduğunu ifade etmiştir. Diğer rivayetlerinde ise «Muhammed, Rabbini gördü» demiştir. Bu görüş ayrîlîğı, müşâhedenin mahiyetinden ziyade, müşâhede vasıtası üzerinedir; şüphesiz peygamber Hakk'ı müşâhede etmiştir.
Peygamberin Manevi Mertebesi
Hz. Muhammed Mustafa'nın manevi mertebesi, tüm peygamberlerin üzerindedir. O Hatemen-Nebiyyîn, peygamberlerin sonuncusu ve onların efendisidir. Bakara sûresi 253'te «O peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık» buyrulurken, Hz. Resulullah'ın bu üstünlüğün zir'vesinde olduğu rivayet ve icma ile sâbittir. Sahabei kirâm, «İbrâhim'in halilliği ve Mûsâ'nın kelîmliği, Muhammed'de bir bütün olarak tezahür etmiştir; ayrıca Muhammed'e mahsus mertebeler vardır» demiştir. Miraç gecesi yapılan ilâhi müşâhede, peygamberin bu hususi mertebesinin en açık tezahürüdür. Bu mertebe diğer peygamberlere bile veril'memiş bir manevi sarayetdir. Mü'min peygamberi sevip ona bu hususi mertebede saygı duymalıdır.
Müşâhedeye Sınır Koymanın Hat'ası
Bazı müslümanlar, «peygamber sadece o gece Hakk'ı müşâhede etti» diye bir sınır koymak ister; bazıları ise «hiç görmedi» demek isteyebilir. Bu iki tutum da peygamberin manevi mertebesini idrâk etmemektir. Hz. Resulullah, hayatı boyunca Hakk'ın huzurunda manevi olarak müşâhede haldedir; bu müşâhede sadece bir gece veya iki kez ile sınırlı değildir. Tâ-hâ sûresi 14'te «Beni anmak için namaz kıl» emrindeki «lizikrî» ifadesi, gerçek bir mü'minin namazda Allah ile huzurunda olduğunu gösterir. Peygamber bu manada her namazında Hakk'ın huzurunda idi; namaz ona «miraçu'lmu'mineen» (mü'minin miraçı) olarak tarif edilirken, peygamberin namaz miraçı diğer tüm mü'minlerden üstündedir. Onun manevi müşâhedesi, sınırlanamaz bir tezahürdür.
Sufi Yönü ve Müşahede Mertebeleri
Tasavvuf büyükleri müşâhedeyi mertebelere ayırmışlardır: Müşâhedei küllî (bütün ilâhî mârifetin huzûrda olması), müşâhedei cuz'î (cuz'î bir manevi tezahür), şühudi hakikat (hakikatin manevi müşâhedesi), şühudi temsilî (sembolü manada manevi müşâhede). Hz. Resulullah'ın miraç gecesindeki müşâhedesi bütün bu mertebelerin üzerinde, kendine has bir mertebededir. Mü'min sufi terbiyesinde manevi tezahürler ya'şayabilir; ancak peygamber mertebesine ulaşmaz. Mü'min'in en büyük manevi müşâhedesi, peygamberin sünnetini ya'şamasıyla onun manevi gölgesinde Hakk'ı müşâhede etmesidir. Bu manada büyük sufiler, «Bizim müşâhedemiz peygamberin manevi gölgesinin tâbî'sidir» demişlerdir.
Sınır Koymanın Manevi Tezahürleri
Peygamberin Hakk'ı görmesine sınır koymak, sadece akıl yapışıyla idrâk etmeye çalışmaktan kaynaklanır; ancak ilâhi mertebeler aklın sınîrlarını aş'ar. Aklın sahası mahduttur; ilâhi mertebeler ise hudutsuzdur. Bir mü'min, peygamberin manevi tezahürlerini ye'tigili akıl ölçeğine indirmeye çalışırsa, manevi olarak hata eder. Aksine peygamberin Hakk'ı görmesine i'tikat etmek ve bunun sınîrlanamayacak bir mertebe olduğunu kabul etmek, manevi olarak doğrudur. Bu konuda i'tikadın sa'limliği, mü'minin manevi seyrinde temel bir önemde olur. Peygamber sevgisinin temeli, onun hususi mertebesinin idrâkindendir; manevi olarak da peygamberin gölgesinde, onun sünnetini hayata uygulayarak Hakk'ın muhabbetine kavuşma ümidi'dir. Bu yönüyle peygamberin müşâhedesini sınîrl'andırmak, peygamber sevgisini de sınîrl'andırmaktır; mü'min bunu kabul etmeyip, peygamberi bütün manevi mertebeleri ile sevmelidir.
Bibliyografya
- Kur'ânı Kerîm, Necm 53/8-18; En'am 6/103; Tâ-hâ 20/14.
- İsrâ 17/1; Tek'vîr 81/19-23; Bakara 2/253.
- Buhârî, Tevhid, 24; Tefsir, Necm.
- Müslim, İmân, 282-291 (miraç ve müşâhede rivayetleri).
- Tirmizî, Tefsir, Necm; Ebû Dâvûd, Sünne, 19.
- Nesâ'î, Salât, 1; İbn Mâce, İmân, 13.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, Necm sûresi tefsiri.
- Râzî, Mefâtihu'l-Gayb, ru'yet bahisleri.
- Kurtubî, el-Câmi', peygamberin manevi mertebesi babları.
- Kâdî İyâd, eş-Şifâ bi-Tarîfi Hukuki'l-Mustafa.
- İbn Hacâr el-Heytâmî, ed-Durru'l-Munazzam.
- İmâm Gâzalî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, peygamber şühudi bahisleri.
- İbn Arabî, Futûhâtı Mekkiyye, miraç ve müşâhede babları.
- Mevlânâ, Mesnevii Şerîf, c. III-V (peygamber sevgisi türevî konuları).
- Sülâmî, Tabakâtu's-Sufiyye, manevi müşâhede bahisleri.
- Küşeyrî, Risâlei Küşeyriyye, müşâhede babı.
- İmâm R&abbacirc;nî, Mektûbâtı Şerîfe, peygamber şühudu mektupları.
- Mahmud Sami Ramazanoğlu, Peygamber Sohbetleri.
- Mehmet Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk, peygamber muhabbeti faslı.
- Mustafa Özbâğ, Sohbetler, Peygamber-Muhammedîye serisi.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, Hz. Muhammed Mustafa'nın Cenâbı Hakk'ı müşâhede etmesi meselesini Necm sûresi üzerinden, sahabei kirâmın görüşlerinde, peygamberin manevi mertebesinde ve müşâhedeye sınîr koymanın hat'asında bütünlük içinde sunmaktadır. Peygamber-Muhammedîye serisinde manevi mertebenin sınır'sızlîğını vurgulayan ana sohbet niteliğindedir.
Kaynak: Mustafa Özbâğ Sohbeti | Video: YouTube | Seri: Peygamber-Muhammedîye