«Onun gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı» (Necm 53/11) âyeti kerîmesi, peygamberin miraç gecesi gördüğü manevi tezahürlerin kalp tasdiki ile bir bütün olduğunu beyan eder. Bu sohbette âyetin tefsîri, kalp ile göz arasındaki tezahüri mutabîk, peygamberin manevi şahit'liği ve mü'minin idrâk yönü ele alınmaktadır.
Âyetin Manası
Necm sûresi 11. âyetinde Cenâbı Hak, «Mâ-kezebe'lfu'adu mâ re'â» (Onun gördüğünü kalbi yalanlamadı) buyurur. Bu âyette «fu'ad» (kalp) kelimesi, peygamberin manevi olarak idrâk merkezini ifade eder. Miraç gecesinde peygamberin gözü ile gördüğü manevi tezahürler ile kalbinin tasdiği bir bütün haline gelmiştir; aralarında bir çelişki olmamıştır. Bu âyet, peygamberin gördüklerinin sahih bir manevi tezahür olduğunu ve hiçbir manevi yanîltî'ya konu olmadığını beyan eder. Müfessirler bu âyetin, «peygamberin gördüğünü akıl yapışı ile sınîrl'andırm'ak isteyenlere» bir cevap olduğunu belirtmişlerdir.
Kalp ve Göz Mütabîklığı
İnsan'ın manevi var'lîğ'ında göz ve kalp ayrı tezahürler arzeder; ancak peygamberin manevi mertebesinde bunlar bir bütün haline gelmiştir. Bir mü'min gözüyle bir şeyi görebilir, ama kalbi onu farklı bir mertebede idrâk edebilir; bu mertebede kalp ile göz arasında bir çelişki olabilir. Hz. Resulullah'ın miraç gecesindeki manevi tezahürlerinde ise kalp ile göz arasında tâm bir mütabîklık vardı. Gördüğü her şey kalbi tarafından tâm olarak tasdik edildi. Bu mertebe, peygambere mahsus bir manevi tezahürdür ve onun idrâkinin sa'limliğini gösterir.
Müşrîklerin İti'razı
Bu âyet, miraç gecesi sonrası müşrîklerin peygamberin gördüklerini yalanl'amak istemelerine karşı bir cevâp olarak inmiştir. Mekke'deki müşrîkler, peygamberin bir gece içinde Mescidi Haram'dan Mescidi Aksa'ya gittiğini ve oradan göklere yükseldiğini duyduklarında bunu yalanlamış, alay etmişlerdir. Bazı zayıf müslümanlar bile imanları şüpheye düşüş yaşamışlardır. Hz. Ebû Bekir Sıddîk ise «O ne söylemişse doğrudur» diye Sıddîklığîn'ı sergil'emiş, bu sebeple es-Sıddîk lâkabını almıştır. Bu âyet, peygamberin gördüklerinin gerçek olduğunu ve kalp ile göz arasında bir mütabîklık olduğunu beyan ederek müslümanlara teselli, müşrîklere ihtar mahiyet'inde olmuştur.
Manevi Tasdik ve İdrâk
Manevi tezahürlerin sahihliği, kalp tasdiği ile sâbittir. Kalp Cenâbı Hakk'ın inayetinde olan bir manevi merkezdir; ilâhi tezahürler kalbe akar ve kalp bunları tasdik eder. Bu tasdik, sıradan bir mantîkî tasdik değildir; manevi bir tezahürdür. Mü'min de manevi seyrinde kalbinin tasdiği ile bir manevi tezahürde bulunabilir; ancak bu peygamberin miraç gecesindeki tezahürüne ulaşmaz. Peygamberin tasdiği, hiçbir hat'a ihtimâli olmayan, tâm bir manevi tasdiktir. Mü'min bu mertebeyi idrâk edemese de, manevi seyrinde kalbi'ni Hakk'a yön'eltm'eli; manevi tezahürleri kalp tasdiği ile yaşamayı ümit etmelidir.
Sufi Yönü
Sufi büyükleri kalbin manevi merkez olduğunu, tüm manevi tezahürlerin oradan geçtiğini vurgulamışlardır. İmâm Gâzalî, «Kalp Allah'ın yer'yüzündeki ar'şıdır» manasındaki rivayeti zikr eder. Kalp temiz olursa ilâhi tezahürler aynı temîzliği aynalar. Mü'min kalbini manevi olarak temîze indirmeli, dunya muhabbeti ve nefs arzularından arındîrmalı; böylece ilâhi tezahürlere açık hale getirmelidir. Hz. Resulullah'ın kalbi tüm mü'minlerin kalbinden daha temîz, daha derin bir manevi merkezdi; bu sebeple Cenâbı Hak ile arasında en yüksek manevi tezahürler ya'şanmıştır. Mü'min peygamberin bu mertebesini idrâk edemese de, kendi mertebesinde manevi seyirini gestirebilir.
Gönül Şahit'liği
«Kalp yalanlamadı» ifadesi, manevi tezahürlerde kalbin nasıl şahit olduğunu gösterir. Kalp manevi tezahürlerin gerçekliğine şahit'lik yapan bir merkezdir. Bir mü'min manevi tezahürler ya'şarken kalbi'nin tasdiği önemlidir; eğer kalp tasdik etmiyor ise tezahür şüpheli olabilir. Bu sebeple sufi büyükleri, «Kalbi'ne sor; eğer huzur veriyorsa hak'tır, eğer huzur vermiyorsa şüphelidir» demişlerdir. Hz. Resulullah'ın kalbi miraç gecesinde her şeye huzur ile şahit'lik etti; tezahürlere tâm bir mütabîklık ile cevap verdi. Bu manevi mertebe, peygamberin manevi sa'limliğinin en yüksek tezahürüdür ve mü'mine, kendi manevi seyrinde kalbinin tasdiğine kıymet vermesi gerektiğini hatırlatır.
Bibliyografya
- Kur'ânı Kerîm, Necm 53/11; İsrâ 17/1; Tek'vîr 81/19-23.
- En'am 6/103; Bakara 2/253; A'raf 7/143.
- Buhârî, Tevhid, 24; Tefsir, Necm.
- Müslim, İmân, 282-291 (miraç rivayetleri).
- Tirmizî, Tefsir, Necm; Ebû Dâvûd, Sünne, 19.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, Necm 11 tefsiri.
- Râzî, Mefâtihu'l-Gayb, kalpgöz mütabîklığı tefsiri.
- Kurtubî, el-Câmi', peygamber şühudu babları.
- Kâdî İyâd, eş-Şifâ, peygamberi mertebeler.
- İmâm Gâzalî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, kalp ve manevi tezahürler bahisleri.
- İbn Arabî, Futûhâtı Mekkiyye, miraç ve kalp şühudu babları.
- Mevlânâ, Mesnevii Şerîf, c. III-V (kalp şühudu türevî konuları).
- Sülâmî, Tabakâtu's-Sufiyye, kalp şühudu bahisleri.
- Küşeyrî, Risâlei Küşeyriyye, kalp babı.
- İbn Atailah, Hikemi Ataiyye, kalp tasdiği hikmetleri.
- İmâm R&abbacirc;nî, Mektûbâtı Şerîfe, peygamber şühudu mektupları.
- Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtu'l-Kulûb, kalp tezahürleri bahisleri.
- Mahmud Sami Ramazanoğlu, Peygamber Sohbetleri, miraç bahsi.
- Mehmet Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk, kalp temizliği faslı.
- Mustafa Özbâğ, Sohbetler, Peygamber-Muhammedîye serisi.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, «Onun gördüğünü kalbi yalanlamadı» âyeti kerîmesi üzerinden peygamberin miraç gecesindeki manevi tezahürlerinin kalp tasdiği ile mütabîklığını, müşrîklerin iti'razına karşı âyetin manası ve sufi terbiyesinde kalp şahit'liğinin yerini bütünlük içinde sunmaktadır. Peygamber-Muhammedîye serisinde kalp şühudu boyutunu vurgulayan ana sohbet niteliğindedir.
Kaynak: Mustafa Özbâğ Sohbeti | Seri: Peygamber-Muhammedîye