Şeytânla Ahidleşip, Kur’ân ve Sünnet Diyenlerin Üzerine Firavûnca Yürümek İstiyorlar
Bugün bâzı kimseler harâmın dibini yaşıyor. Harâmı kendisine helâl ettireceğim diye uğraşıyor; ve bizim gibi konuşanları «nasıl sustururum?» diyen derdine düşmüşler. Bizim gibi düşünenleri «nasıl öteleriz, nasıl iteleriz, nasıl sesini keseriz?», «onun önüne sert çıkarsın» derdine düşmüşler. Şeytânla ahidleşip, ahidleşip, Kur’ân ve Sünnet diyenlerin üzerine — tâbîr câizse — kendilerince firavûnca yürümek istiyorlar; Nemrûd’ca yürümek istiyorlar.
«Allâh’ın Helâli Bu, Allâh’ın Harâmı Bu» Dedikçe
Çünkü Kur’ân ve Sünnet’ten dikçe: «Allâh’ın helâli bu; Allâh’ın harâmı bu; Allâh’ın hükmü bu; Allâh’ın hukuku bu; sünneti seniyye bu» dedikçe, Nemrûdlar ve Firavûnlar azdıkça azıyorlar, azdıkça yazıyorlar. Çünkü Kur’ân’ın hükmü onların hevâsına aykırı geliyor; sünnetin emri onların yaşam tarzına aykırı geliyor; bunu duyamıyorlar, bunu kaldıramıyorlar.
Ümmeti Muhammed Suyun Üzerindeki Köpük Misâli — Gücü Yok
Ve ümmeti Muhammed suyun üzerindeki köpük misâli; gücü yok ümmeti Muhammed’in. Dolaptaki etini kaybetmemek için, devlettteki işini kaybetmemek için, «aman benim gemim yürüsün, aman benim işim yürüsün» diyerek başında, gözünün önünde akıp giden — o lâğım deryâsına ya kendisini katıyor, ya da ona sessiz kalıyor. Bu, ümmetin günümüzde içine düştüğü trajedidir: Mâlını, mevkîsini, geçimini korumak için, harâma sessiz kalmak; Kur’ân ve Sünnet’i savunmamak.
Kur’ân ve Sünnet’i Savunmak Şehâdettir
Hâlbuki Kur’ân ve Sünnet’i savunmak, sıradan bir tartışma değildir; mânevî bir şehâdettir. Bir mü’min, Kur’ân’ın bir hükmünü açıkça müdâfaa ettiğinde — meselâ fâizin harâm olduğunu, içkinin harâm olduğunu, gıybetin harâm olduğunu söylediğinde — şeytânın safındakilerin saldırısına uğrar; alay edilir, susturulmaya çalışılır, sosyâl baskıya tâbi tutulur. Buna sabreden ve istikâmetten ayrılmayan, Allâh katında şehîd menzîlinde değerlendirilir.
Sûfînin Tutumu: Susmadan, Yıkılmadan, Sertleşmeden Söylemek
Sûfînin tutumu nettir: Susmadan, yıkılmadan, sertleşmeden hakkı söylemek. Hakkı söylerken hilim ile söylemek; karşıdakine kin beslememek; ama hakkı da gizlemek. Firavûnların azgınlığına aldırış etmeden, Nemrûdların büyüklenmesine kapı vermeden, kendi yolunda yürümek. Çünkü târîh boyunca Firavûnlar, Nemrûdlar, Ebû Cehiller yenildi; mü’minler, sûfîler, hak ehli kazandı. Bu sefer de Allâh’ın izniyle aynı netîce gerçekleşecektir.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Firavûn, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü