Nefsini, Hevâ-Hevesini, Şeytânı, Kulağını Şeytâna Dayayanları Dinleme
Dinle kardeş! Nefsini dinleme, hevâ-hevesini dinleme, şeytânı dinleme. Kulağını şeytâna dayayanları dinleme; kulağını nefsine dayayanları dinleme; kulağını hevâ-hevese dayayanları dinleme. Bu dört kategorideki sesler — nefs, hevâ-heves, şeytân ve şeytâna kulak dayayan insânlar — hep sapma seslerini yayarlar.
Kimi Dinle? Kulağını Kur’ân ve Sünnet’e Dayayanları
Kimi dinle? Kulağını Kur’ân ve Sünnet’e dayayanları dinle. İlmî zemînden konuşanları dinle. Hak ve hakîkati sana teblîğ eden, nasîhat edeni dinle. Nefsine düşenleri değil, Kur’ân’ın tâbîriyle doğru yola çağıranları dinle. İşte hak rehber budur: Kur’ân ve Sünnet’i kendisine kulak veren, oradan aldığı ışıkla insânları yönlendiren kimse.
Kulak Vermek Bir Tercîhtir, Bir Yön Belirlemedir
Kulak vermek, sıradan bir işitme değildir; bir tercîhtir, bir yön belirlemedir. İnsân kulağını hangi yöne çevirirse, kalbi o yöne meyleder. Kulağını dünyâya çevirirsen, kalbin dünyâya meyleder. Kulağını şeytâna çevirirsen, kalbin şeytâna meyleder. Kulağını Kur’ân’a çevirirsen, kalbin Kur’ân’a meyleder. Bu sebeple sûfî, kulağını her zamân ölçer; «şu anda neye kulak veriyorum?» diye kendi içine bakar.
«Şeytâna Kulak Verenleri» Tanıma Alâmetleri
Şeytâna kulak veren kimsenin alâmetleri vardır: Konuştuğu kelâmda Kur’ân’dan ve Sünnet’ten delîl yoktur; sözleri kendi hevâ ve hevesinden çıkar; nefsin arzularını süslü gösterir; harâmları meşrûlaştırmaya çalışır; ümmeti birbirine düşürür; muhabbet yerine fitne yayar. Sûfî, böyle birinin sözüne kulak vermez; ne kadar tatlı konuşsa da, ne kadar etkili konuşsa da. Çünkü o sözlerin altında zehir vardır.
İlmî Zemîn Şart — «Acemi Hocadan Sakının»
İlmî zemînden konuşanları dinle. Çünkü hak rehberin sözünde mutlakâ ilmî bir zemîn vardır: Âyet vardır, hadîs vardır, sahâbe sözü vardır, ulemânın icmâ’ı vardır. Sözü havadan değil, sağlam bir kaynaktan çekmiştir. Hz. Pîr Mevlânâ: «Acemî hocadan sakının» buyurmuştur — çünkü acemî hoca, kendi hevâsından konuşur; doğru olduğunu zanneder, ama yanlış öğretir. Sûfî, hocasını da, dinleyeceği kimseyi de ilim terâzîsinden geçirir.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Nasîhat, Sünnet, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.
- Hucviri, Keşfu’l-Mahcub, velayet, mürşidlik ve tasavvufi terbiye bahisleri.
- Sühreverdi, Avarifü’l-Maarif, sohbet, zikir ve şeyh-mürid adabı bahisleri.
- İbn Ataullah el-İskenderi, el-Hikemü’l-Ataiyye, tevhid, teslimiyet ve kalp hikmetleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi ve tasavvuf adabı bölümleri.
- Kur’an-ı Kerim, Åems 91/7-10; nefsi arındıran ve kirletenin sonucu.
- Kur’an-ı Kerim, Furkan 25/43; hevasını ilah edinme uyarısı.
- Kur’an-ı Kerim, Casiye 45/23; hevasını ilah edinen kimse uyarısı.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, nefsin terbiyesi, riya ve heva bölümleri.
- Kuşeyri, er-Risale, mücahede, riyazet ve istikamet bahisleri.