Sen Her Cemâlde O’nu Seyret, Her Kelâmda O’nu Dinle — Aslâ ve Aslâ Kulağını Verme
Cenâbı Hak Dâvûd aleyhisselâm’a şöyle vahyetti: «Günâhkârlara benim affedici olduğumun müjdesini ver; özüsözü doğru kullarıma da benim kıskanç olduğumu hatırlat.» Bu vahiy, iki zıt gerçeği bir arada tutar: Allâh günâhkâra karşı sonsuz affedici, doğru kullara karşı ise kıskanç ve gayyûrdur.
Tevbe Edersen Hiç Günâh İşlememiş Gibi Olursun
Kim Allâh’a ihlâslı bir şekilde tövbe ederse, hiç günâh işlememiş gibi olur. Bin kere tövbe edip bozsa, bin birincide yine tövbe etse, Allâh yine affeder. Sen tövbe etmekten bıkarsın; Allâh seni affetmekten bıkmaz. Sen zikretmekten yorulsan, Allâh’ın seni kabûl etmekten bıkması söz konusu değildir.
Her Cemâlde O’nu Seyret — Tevhîdi Şuhûd
Her cemâlde O’nu seyret, her kelâmda O’nu dinle; kulağını ve kalbini O’na ver. Bu, sûfîlerin «tevhîdi şuhûd» dediği makâmdır: Bütün güzelliklerde Allâh’ın cemâlinin yansımasını görmek; bütün kelimelerde Allâh’ın mesajının izini sürmek. Sûfî, çevresindeki her şeyde Hakk’ın âyetlerini okur; «O’ndan başka bir şey görmemek, O’ndan başka bir şey duymamak» hâlini yaşar.
Aslâ ve Aslâ Kulağını-Kalbini Başka Yere Verme
Aslâ ve aslâ kulağını başka yere verme. Aslâ ve aslâ kalbini başka yere verme. Kulağını Hakk’tan başkasına verirsen — şeytân vesvese verir; nefs konuşur; hevâ-heves çağırır; dünyâ dâvet eder. Kalbini Hakk’tan başkasına verirsen — sevgi nefse karışır; muhabbet dünyâya iner; aşk mecâzî bir surete bürünür. Sûfî, kulağını ve kalbini sımsıkı tutar; «her cemâl, her kelâm» onun için Hakk’tan bir levhadır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Tevhîd, Cemâl, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü