Mücâdele 58/19 Girişi — «Şeytân Onlara Allâh’ı Zikretmeyi Unutturmuştur»
İyi bilinmelidir ki şeytanın taraftarları mutlaka hüsrandadır. Şeytan sonuç itibarıyla genel olarak insanları etkileyen bir varlık. Şeytanın insan üzerinde değişik tecelliyatları var. Etki gösteren etki alanları var. Bu tabi normalde bazı âyet-i kerîmeler aldım. Şeytanın ne yaptığıyla alakalı ama bir çok âyet-i kerîme var Kur’ân-ı Kerîm’de. Şeytanın insan üzerindeki yaptıklarıyla alakalı. Bakara 2/168. Şeytanın adımları ardınca gitmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Cenâb-ı Hak şeytanı takip etmeyin. Şeytanın adımlarını da takip etmeyin. Çünkü şeytanı takip ederseniz Kur’ân ve Sünnet’in hükümlerini, Kur’ân ve Sünnet’in ahkamını, ahlakını, Kur’ân ve Sünnet’in bizim üzerimizde istediklerini bırakırsanız şeytanın adımlarını takip edeceksiniz.
O zaman da diyor ki o sizin için apaçık bir düşmandır. Yine Bakara 2/238’de şeytanın adımları ardınca gitmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bakın ardı ardına Cenâb-ı Hak Bakara Suresinde şeytanın adımlarının takip edilmemesini söylüyor. o kimse Kur’ân ve Sünnet’i takip etmiyorsa şeytanı takip ediyor. Ortası yok. Bir hareketinizde, bir fiiliyatınızda bu söz, davranış her ne olursa olsun ya Hak’tan yanasınız ya da şeytandan yanasınız. Ortası yok.
Bakara 2/168, 238 ve Nisâ 4/38, 117, 120 — Şeytânın Adımlarını Takip Etmeme
Nisâ 4/38 bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa o fena bir arkadaştır. O zaman bir müddet sonra o şeytanın yolunu takip etmeye başlayınca artık o şeytanla dost oluyor, şeytanla arkadaş oluyor. Nisâ 4/117, onlar Allâh’ı bırakıp kendilerine dişi isimler verdikleri putlara taparlar. Böyle yapmakla aslında başkasına değil ancak hayırsız ve azgın şeytana tapmış olurlar. O zaman o kimse şeytanın adımlarını takip etti. Şeytanın adımlarını takip ettikten sonra şeytanla arkadaş oldu, dost oldu. Ve şeytanla arkadaş dost olduktan sonra o dişi putları ilahlaştırdı. Buradan dişilikten kasıt sakın cinsiyet olarak algılamayın. Benim buradan anladığım şey ilâhe, dişil. o kimsenin tapındıklarının ilah olarak kabul ettiğinin ve hatta Kuran ve Sünnet’in hükmünün dışında bir şey kabul ettiyse o eril değil o kalıcı değil o devamlı değil.
Böyle o ilâhe gelip geçici, o böyle kalıcı bir ilâhe değil. Nisâ 4/120, şeytan onlara birtakım vaatlerde bulunur ve onları boş ümitlerle oyalar. Zaten şeytanın onlar olan vaadi boş bir aldatmadan başka bir şey değildir. Ve şeytan o kimsenin üzerinde artık boş vaatlerle onu ne yapıyor? Kandırıyor, aldatıyor. Bununla alakalı zikrullâh sohbetleri bitince şeytanla alakalı inşâallâh birkaç ders böyle geniş bir ders yapmaya Cenâb-ı Hak nasip etsin inşâallâh. Bunları söyledikten sonra son âyet-i kerîme bununla alakalı şeytanla alakalı diyor ki Hicr 15/40 ancak içlerinde ihlasa erdirilmiş kulların müstesna onları azdırmaya gücüm yetmez.
Hicr 15/40 — «İhlâsa Erdirilen Kullara Şeytân’ın Gücü Yetmez»
Yani şeytan ihlasa erdirilmiş olanları gücü yetmiyor. İhlasa ermiş olan değil. İhlasa erdirilmiş kul burada kendi çabası muhakkak var ama onu ihlasa erdiren Cenâb-ı Hak. Ancak ihlasa erdirilmiş olan kulları bunlar müstesna ya onları azdırmaya gücüm yetmez. bir kimse ihlasa erdirilirse peygamberler, feyliler, evliyâlar bunlar sufîler ihlasa erdirilmiş. O zaman o şeytan ona ne diyor? Şeytan onları azdırmaya benim gücüm yetmez onları ben azdıramayayım. O zaman bu şeytanın adımlarını takip edenler, şeytanın izinden gidenler bir müddet sonra Allâh’ı zikretmeyi unutuyorlar. Ve onlar Allâh’ı zikretmemeye başlıyorlar. Allâh’ı zikretmiyorlar. Allâh’ı zikretmeyince de onlar şeytanın taraftarı oluyor. Bir kimse ya Allâh’ı zikrediyor ya da zikretmiyor.
Zikrediyorsa Allâh’ın taraftarı, zikretmiyorsa şeytanın taraftarı. Ortası yok ve o şeytanın taraftarları da onlar mutlaka da hüsrana uğrayacaklar. onlar normalde hem ahiretleri hem de dünyaları felakete uğrayacak. Çünkü onlar şeytan taraftarı oldu. Allâh’ı zikretmeyi unuttu. Şimdi böyle bir kendi kendinize analiz edin. Böyle bir tefekkür edin. Toplumu da tefekkür edin. Kendinizi de tefekkür edin. O kimse Allâh’ı zikretmeyi unuttu. Unutunca şeytanın taraftarı oldu. Bu eşiniz, bu çocuğunuz, bu anne babanız, bu akrabanız, bu patronunuz, bu işçiniz, bu mahalledeki komşunuz bu önemli değildi. o kimse Allâh’ı zikretmeyi unuttu. Bırak unutmayın şimdi insanlar zikrullâh’a düşman. Bakın zikrullâh’a düşman.
Bıraktık unutmayı düşman. Allâh muhafaza eylesin. Zuhruf 43/36’da da kim Rahman’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz.
Zuhruf 43/36 — «Şeytân Musâllât Olur»; Vücud Şehri Şeytânın Otağı Olur
Artık o onun yakını olur. sen Allâh’ı zikretmekten yüz çevirirsen sana bir tane şeytan musallat oluyor. Musallat oluyor. Musallatın üzerinde duralım biraz. Ben böyle Allâh beni affetsin. musallatın üzerinde biraz durdum. Fazlasıyla üzerine düşen, aşırı derecede taciz eden, sık sık rahatsızlık veren, sataşan, çevreleyen, kuşatan anlamlarına geliyor musallat. O zaman ona bir şeytan musallat ederiz deyince şeytan seni kuşattı. Şeytan seni çevreledi. Şeytan seni tâbiri câizse elinin altına aldı. Artık senin üzerinde hükümran olan şeytan oldu. Çünkü sen Allâh’ı zikretmeyi unuttun. Allâh’ın zikrinden de yüz çevirdin. Ve Cenâb-ı Hak da sen Allâh’ın zikrine yüz çevirdiğin için sana bir tane şeytanın musallat olmasına müsaade etti.
Ve o müsaade edince de şeytan seni çepet çevre çevreledi. Seni kuşattı. Bu noktada seni tâbiri câizse elinin altına aldı. Sen şeytanın hükmünün altına girdin. Artık sana hükmeden şeytan oldu. Artık siz nefsin, heva ve hevesin ve şeytan oh ne güzel böyle bir birliktelik kurdunuz. Böyle kol kula girdiniz hepsine de. Ve şeytan senin her tarafını ne yaptı? Kuşattı seni. normalde o zaman sen zikrullâhı bırakınca senin vücut şehrin şeytanın otağı oldu. Senin kalbin şeytanın otağı oldu. Geldi çadırını senin kalbine kurdu. Geldi senin kalbinin içerisine oturdu yerleşti. Tahtını da yerleştirdi. Ve bütün kendi yavrularına kendi efratatını senin kalbinden yönetmeye başladı. Senin üzerinden yönetmeye başladı.
Öyle kuşattı seni öyle kuşattı. Senin aklın fikrin düşüncen komple şeytanın emrine girdi. bazen bu fakir der ya şeytandaşmış beyinlerin diye o beyin şeytanlaştı. Çünkü o şeytan senin her şeyini kuşattı. Çünkü sen Allâh’ı zikretmekten yüz çevirdin. Sen Allâh’ı unuttun, abdestini unuttun, namazı unuttun, orucu unuttun, bıraktın. Abdest, namaz, oruç, zikir yok. İbadet yok. Allâh’tan korkmak yok. Allâh’a saygı yok. Kur’ân ve sünnet ölçülerini terk ettin. Böyle olunca da ne yaptı? Şeytan otağını senin gönlüne kurdu. Senin vücuduna kurdu. Artık her şey, her şey, sendeki her şey şeytanileşti. Senin beynin şeytanileşti, kalbin şeytanileşti, vücudun şeytanileşti. Artık senin bütün her şeyin şeytana çalışır oldu.
Sen şeytanla dost oldun. Şeytana vuslât oldun. Allâh’a vuslât olacağına sen şeytana vuslât oldun. Allâh muhafaza eylesin. Böyle olunca o normalde artık sen Allâh’ı da unuttun, Resûlullâh’ı da unuttun, dini de unuttun. şeyhmiş, üstadmış, dervişmiş, sufîmiş, derviş kardeşlermiş. Bunları da unuttun. Sen câmîmiş, medreseymiş bunları da unuttun. Kur’ân ve sünnet tarihinde yürüyenleri de unuttun. Sen bütün her şeye sırtını döndün, yürüdün gidiyorsun cehenneme doğru. Ve unutunca Allâh da seni unutacak. Ayeti kerimede Allâh’ı zikretmeyi unutturmuştur diyor ya. Evet o şeytan ne yaptı? Seni Allâh’ı zikretmeyi unutturdu. Öyle olunca ne dilinde ne kalbinde hiçbir yerinde senin zikrullâh kalmadı. Ve kalmayınca zikir unutulunca kalpte Allâh’ı unuttu.
Zikrullâh’ı sen unuttun, o zaman senin beynin, kalbin, vücudun Allâh’ı unuttu. Allâh’ı unutunca normalde Allâh’ı unuttun, Allâh da seni unuttu. Allâh seni unutur mu? Unutmaz. Bu akis sedâ gibi sen unuttun, o da seni unuttu. Ayeti kerime Allâh’ı unutan ve bu yüzden Allâh’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. sen Allâh’ı unutunca kalbin de seni unuttu. Sen seni unuttun, sen seni bulamıyorsun. Sen senlik olmaktan çıktın. Sen kendinde değilsin. Sen sen değilsin artık. Sen şeytanın bir kolu gibi oldun. Şeytanın elinde bir alet gibi oldun.
«Allâh’ı Unutan Kendini Unutur» — İnsân Helâka Doğru; Kendi Cephenden Gedik Açma
Oysa Cenâb-ı Hak seni kendisine halife yarattı. Oysa seni zikrullâh ile tanıştırmıştı, zikir ile tanıştırmıştı. Zikrullâh cemaatini oturtmuştu seni. Ama sen ne yaptın? Her şeye sırtını döndün. Heva hevesini ilah edindin, şeytanla dost oldun, nefsine uydun ve Allâh’ı unuttun. Allâh’ı unuttunca da Cenâb-ı Hak senin kalbinde, senin kendini de unutturdun. Artık ne yönün belli, ne dakikan belli, ne de yaptığın iş belli. Sen o noktada kendini helaka doğru götürüyorsun. Allâh muhafaza eylesin. Ve Allâh’ı zikrullâhı unutanlar onlar için ne diyor Âyet-i Kerîme’de? Onlar şeytanın taraftarlarıdırlar. O kimse zikrullâhı unuttu, zikrullâh yapmıyor. Bakın zikrullâha karşı, zikrullâha düşman, zikrullâhı unuttu, Allâh’ı unuttu.
Bunlar ne diyor? Onlar şeytanın taraftarıdır. Âyet-i Kerîme çok keskin. Bir kimse zikrullâhı unuttu, Allâh’ı unuttu, zikrullâha düşman, zikrullâhı da yapmıyor. O kimse şeytanın taraftarı. Fâtır 35/6, doğrusu şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman belirleyin. O kendi taraftarlarını cehennemin yoldaşları olsunlar diye Allâh’a isyana çağırır. normalde o şeytanın taraftarısın artık. Şeytan seni cehenneme götürüyor ve senin etrafındakileri de sana yoldaş ediyor. bir kimse normalde tek başına ben şeytanı uydum demiyor. Onun etrafındakileri de kendisine yoldaş ediniyor. hiç kimse tek başına cehennemlik olmuyor. Hiç kimse tek başına şeytana uydum, ben şeytanla dost olmuyor. Ya o kimse etrafındaki insanları da ne yapıyor?
Şeytana götürüyor, şeytana yoldaş ediyor. Hadi gel ya bu akşam bir felekten gece çalalım ne yapalım. Ya Rabbim affeder bir tek atalım. Attın bir tek, bir tekin arkasından bir tek daha geldi. Ne yaptı? Seni şeytanın taraftarı etti. Seni şeytana yoldaş etti. Sen zikrullâha geleceğim diyorsun. Bu ister eşin olsun, ister çocuğun olsun, ister annen olsun, ister baban olsun. Senin zikrullahını engelliyor. Seni zikrullâha gitmeni engelliyor, yasaklıyor. Zikrullaha gitmeni istemiyor. Şeytanın taraftarı. Sen ona uyunca sen de şeytana yoldaş oldun. Kim zikrullâha düşman? Sen ona uydun, sen de şeytana yoldaş oldun. Kim zikrullâh istemiyor? Sen ona uydun, sen de ona yoldaş oldun. Kim gaflete düştü? Zikrullaha gitmiyor, yanındakileri de götürmek istemiyor.
O ne oldu? Şeytana yoldaş oldu. Çünkü şeytan kendisine yoldaş topluyor. Kiminle? Şeytanlaşmış beyinlerle. Şeytanlaşmış insanlarla. Şeytana uyan kimselerle. Bu bir lider olabilir, bu bir bürokrat olabilir, bu ilahiyatçı olabilir, bu Diyânetçi olabilir, bu şeyh olabilir, bu âlim olabilir. Ne olursa olsun her taraftan şeytan kendisine yoldaş bulur. Senin zikrullâh yapmanı engelleyen, senin zikrullahına engel olan, defans yapan, senin zikrullahına düşman olan, senin Allâh’ı zikretmene, karşı çıkan her kimin var ise, hepsi de şeytanın yoldaşı, şeytanın arkadaşı. Şeytanın yoldaşı, şeytanın arkadaşı. O yüzden normalde bunlar çünkü hepsi de ittifak halindedir. Bakın bunlar birbirlerinden kopuk değildir.
Şeytan, senin heva ve hevesin, senin nefsin birinci derecede ittifak halindedir. Bunların üçü de sende ittifak eder. Tabarica-i Süyü Kümeti kurarlar senin nefsinde. Çünkü sen nefsin, heva, hevesin ve şeytan, üçü ittifak halindedir. Üçlü ittifak bu. Bu normalde etrafına da ittifaklar kurarlar. Bu sefer bir kimsenin üzerinde bu ittifakı kurdu değil mi? Bu ittifakın üzerine şeytan ittifakı bu. Bunun üzerine etrafından o kimsenin arkadaşı, dostu, eşi, çoluğu, çocuğu, etrafı her ne var ise o ittifak başlar yanına taraftar toplamaya. O yalnız değildir. Cehennem yolunda yapayalnız yürüyemezsiniz.
Şeytân-Nefs-Hevâ Üçlü İttifâkı; Etrâftaki Avâne — Eş, Çocuk, Anne-Baba
Cehennem yolu kalabalık bir yoldur. Tenha değildir cehennem yolu. Kalabalık bir yoldur. İttifakı boldur. Bir sürü ittifaklar kurar şeytan senin karşında, senin etrafında. Sen, ben ona uymayacağım. Ben Kur’ân ve Sünnet’e uyacağım. Ben Allâh’ı zikredeceğim. Ben Allâh’ı seveceğim dedikçe onun ittifakını güçlendirir o. Dervişlerin imtihanı o yüzden ağırdır. Ben o yüzden derim bizim yol sıkıntılıdır, kolay değildir. ders alacağınız zaman bir daha düşünün, bir daha kendi kendinize karar verin derim. Neden? Şeytan çünkü uğraşır bu yolda yürüyen kimseyle. Layl-ı ullum yaparsan uğraşmaz seninle. Sen ayetleri eğer bükersen uğraşmaz. Dervişliği eğer bükersen uğraşmaz. Ama sen haramı haram bilir, helalı helal bilir.
Allâh’ın farzlarını yerine getireceğim. Ben Allâh’ı çokça zikredeceğim. Dediğinde şeytan, nefis, heva, heves ayağa kalkar savaş ilan eder sana. Ve sen o çok kanlı o savaşın içerisinden çıkmak zorundasındır. Onlar bir de tek başına da değil, onların avanesi de vardır. Bu böyle etrafındandır avane, çok uzaktan da değil. Bazen başındandır. Allâh bizi affetsin, eşin olur çocuğun olur, annen baban olabilir, kardeşin olabilir, komşun olabilir, en yakın arkadaşın olabilir. İttifak kurar şeytan çünkü. Ve o ittifakını güçlendirir. Sen o güne kadar dost bildiğinin düşman olduğunu görürsün. O güne kadar arkadaş bildiğinin şeytanın dost olduğunu görürsün. Sen onu eş görürsün, şeytanın dostudur. Sen onu evlat görürsün, şeytanın dostudur.
Sen onu anne baba görürsün, şeytanın dostudur. Ve sen küçük bir taviz vereyim diye düşündüğünde o tavizi büyüttür. Öyle bir ittifak kurar çünkü o. Sen duygusal davranırsın, ne yapayım şimdi annem babamdır, ne yapayım eşimdir, ne yapayım çocuğumdur, ne yapayım arkadaşımdır, dostumdur dersin. Sen kendi cephenden gedi kaçarsın. Kendi cephenden gedi kaçtın. Kime? Şeytana. Aslında sen onu şeytan olarak görmediğinden o gediyi açtın. Sen onu şeytan olarak görsen gediyi açmayacaksın. Maneviyatın eksik perdelerin kalkmamışta karşında konuşan kimsenin suretini insan suretinde görüyorsun. Onun insan suretinde ama fiiliyatı insan değil. İnsan suretinde ama fiiliyatı şeytani. İnsan suretinde ama konuşması şeytani.
İnsan suretinde ama sana nasihati şeytani. Bakın şeytani. Onu ayırt edebilmesi için bir kimsenin bir zahiri ilmi olması lazım. İki manevi ilmi olması lazım. Zahiri ilmi yoksa manevi ilmi de yoksa şeytanın konuştuğunu fark edemez. Şeytanın ona nasîhat ettiğini fark edemez. Evladım bak bu işlere siz gidiyorsunuz bir yerlere ama bu işler öyle değildir bak dikkatli olun. Otur evinde sen kendince ibadetini et nereden çıktı bu zikir? Ne kadar güzel nasîhat kim ne diyor baba veya anne diyor değil mi? Bak nasîhat ne kadar güzel ne kadar tatlı değil mi? Otur bu işlere girişme evinde otur. Ya evinde okuna kadar zikrullâh yapıyor muydun sen? Hayır. O seni vesvese ile başka bir cenaha götürüyor. Ne diyor şimdi bir kimse Hacı Ömrü’ye gidecek Araplara para yedirmem gidiyorsunuz.
Bir düşünüyor şimdi o kimse evet Araplara para yedirsek. Burada yedirmiyorsun %70 faizde. Öyle ya. Öyle ya. Onu göstermez şeytan sana. O yüzden böyle değişik böyle logo isimler vardır sözler cümleler vardır. O cümleler bakarsın yaldızlı pırıltılı böyle evet ya sanki hakikate yakınmış gibi doğru ya evet. Öyle gelir şeytan öyle vesvesi yapar çünkü o normalde hatta öyle bir noktaya gelir o kimse böyle Zahiren ibadet hükmünde olan ibadet eden bir kimse de olur. Adam namazda kılıyor. Adam oruçta tutuyor. Mahallenin ak sakallı acısı.
«Müftü Câmilerde Zikir Yasak Diyor» — Bakara 2/114 İhtârı; «Bilmediğinden Aldanma»
Ama zikrullâh düşmanı. Evet. Aa adam hoca imam camide. Ama zikrullâh düşmanı. Böyle bir şey olmaz diyor. Adam diyanet işlerinde müftü. Adam diyor ki camiler zikir yeri değildir. Müftü. Aa müftü söylüyor ya camiler zikir yeri değilmiş. Ayeti kerime var. Allâh’ın mescidlerinde Allâh’ın zikrini yasaklayandan daha zâlim kim olabilir diye. Sen o ayeti kerimeyi bilmiyorsun ya zahiren. Bilmeyince koca müftü yanlış mı bilecek. Bak nereden girdi sana. Mühtüden girdi. Nereden girdi ilahiyatçıdan girdi. Bu zamanda şeyh mi olurmuş ya. Hepsi de sahte bunların. Evet ilahiyat adam koca profesör ya. Bu ne bu böyle zikir. Şimdi eskisi gibi zikir yapanlar mı kaldı. Ha kalmadı. Ee gitmeyin zikrullâh. Ne bu? Oturun evinizde zikredin.
Aa Hazret-i Peygamber öyle yapmamış. sallallâhu aleyhi ve sellem. Namazdan sonra ashabına zikrullâh yaptırmış. O o zamandı. Bakın nereden girdi sana. O zaman o zaman. Bakın nereden girdi sana. Sana normal makulmüş gibi geldi. Ya bir de otorit adam ya. İlahiyatçı koca profesör. bana öyle dedi. Kafanızı mı sallıyorsunuz dedi. Her yanımızı sallıyoruz dedim. Bu durdu şimdi kenayesine konuştu mu anladı. Ama sen illaki kafa görmek istiyorsan hocam. Kafada var sallanan dedim. Nereye çekersen çek. Anladı. Benim neyini kina ettiğimi. Nasıl yani. Basbaya hocam dedim sıkıntı değil. Problem değil dedim. Canı sıkıldı. kendince alay edecek. Zikrullahla. Şimdi kibirlenene kibirleniniz. Alay eden ne alay edilir.
O zannetti ki ben usbusturacağım. Siz ne yapıyorsunuz hocam. Nerenizi sallıyorsunuz dedim. Nasıl dedi. Basbaya hocam dedim. Yoksa siz dedim asene gibi kıvırtıyor musunuz dedim. Tık yok bunda. Sen zikrullahla alay edersen. Zikrullahla böyle konuşursan. Sana da birisi böyle konuşur. O zannetti ki ben böyle söylemeyeceğim. Böyle baktım hocam sen de iyi kıvırtırsın yalnız dedim. Ya Mustafâ bey dedi. Dedim hocam. Dedim alay ver nasıl söylersin. Böyle siz de kafanızı mı sallıyorsunuz diye dedim. Tık yok. Dedim hümezeye lümezeye girdin sen dedim.
Şeytânlaşmış Profesör Hâdisesi — «Hümeze 104/1»; Tecdîd-i Îmân-Tecdîd-i Nikâh
Neden alay ediyorsun. Allâh’ı zikredenlerle dedim. Adam profesör alay edecek Allâh’ı zikredenlerle. Oysa küfre düştü o esnada. Durdum tövbe edecek mi diye. Hocam tövbe et. Teclid îmân teclid nikâh lazım sana dedim. Şimdi benden böyle bir şey beklemiyor hiç o. o profesör ya herkes onların önünde el pençe duracak. Şeytanın profesör olmuşsun. Şeytanın profesörüsün. Teclid îmân teclid nikâh getir hocam. Getiririm dedim. Bak şimdi ölürsen imansız olacaksın dedim. Kibir yapma dedim. Kibir yapma dedim. Şimdi o kendince ben câhil cühella takımıyım. Onu teclid îmân teclid nikâh nasîhat edemem yani. Öyle düşünüyor. Şeytan böyledir ama insana. Şimdi bir kimse diyelim ki sana dedi teclid îmân teclid nikâh getir.
Eşhedü en la ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu deriz biz. Kibir yapmayız. Ama o kalbe şeytan otağını kurduysa bütün vücut şeytana çalışır. Akıl da şeytana çalışır. Göz de şeytana çalışır. Kulak el ayak bütün vücut şeytana çalışır. Ve kendi taraftarlarını toplar o vücut. O sokakta yürürken şeytan taraftarlarına hoş gelir. Ama mü’mine boş gelir. Şeytan o kimsenin içine oturduysa şeytanın avanesine âlim gelir, hakim gelir, kuvvet gelir, kudret gelir, bilgili gelir. O büyük önderdir, büyük liderdir. Öyle gelir şeytanın avanesine. Ama îmân edene bomboş tam takır teneke gelir. Şeytanın yoldacı budur. O kimse mü’min ise ve ihlasa erdirilmiş ise o der ki bu şeytanın askeri.
Sen ne olursan ol. O yüzden şeytan o kimsenin üzerine oturur yerleşir. Ve normalde sen onu ibadet eden bir kimse olarak da görebilirsin. Evet o böyle senin dilinden de konuşabilir. O seninle beraber namaz da kılabilir sıkıntı değil. Şeytan onun otağına oturduysa onun namazı doğurucu da boşdadır. Şeytan onun otağına oturmuş çünkü. Kalbine yerleşmiş onun. Bakın Eyyübül Ensariden size bir kıssa. Ebû Eyyûb el-Ensârî normalde insanlara imamlık için böyle etrafındaki sahâbeler imamlık için öne geçmiş. Anlattığı hadiseye bakın. Namazı bittikten sonra şöyle diyor. Az önce şeytan bana musallat oldu.
Ebû Eyyûb el-Ensârî Hâdisesi — Kibir Vesvesesi; «Sufî Kardeşini Kendinden Faziletli Gör»
Ve o kadar vesvese verdi ki nihayet benim kalbime arkamdaki insanlardan daha faziletli olduğum düşüncesini getirdi. Bundan sonra artık ebediyen imamlık yapmayacağım. Buyurun. sufilere deriz ya terbiye olarak. Kardeş sen başındaki insandan kendini faziletli görme. O kimseden bu kimseden kendini faziletli iyi görme. Böyle görmen şeytanın vesvesesidir. Sen bir derviş kardeşini bu benden daha faziletlidir diye düşün. Bu benden daha günahı azdır. Bu daha faziletlidir. Bu günahı azdır. Bu daha günahsızdır. Bu daha aşıktır. Bu daha iyi derviştir. Bu daha kalitelidir diye gör. Öyle düşün. Eğer sen bir başka derviş kardeşinden kendini faziletli görüyorsan şeytan seni aldattı. Şeytan seni kandırdı. Şeytan seni alaşağı etti.
Dervişlik kibirlilik değildir. O yüzden bir başkasından kendini faziletli görüyorsan bir başkasından kendini iyi görüyorsan bir başkasından kendini daha faydalı görüyorsan şeytan senin kalbine yerleşmiş oturmuş. Otağını kurmuş sağdan girmiş sana bir de. En tehlikelidir sağdan girişi. Şeytan sağdan girmiş oturmuş senin kalbine seni daha faziletli gösteriyor. Seni daha iyi gösteriyor. Seni daha fazla kemal ehli gösteriyor. O senden iyi derviş yok. Oranın çavuş olacaksa sen olmalısın. Zakir olacaksa sen olmalısın. Sen bir şeyh olsan sen böyle de yönetmezsin. Daha iyi bir şeyhlik yaparsın. Evet. Şeytan senin kalbine oturmuş. Şeytan kalbine oturunca dervişi beğenmezsin. Anneni beğenmezsin. Babanı beğenmezsin.
Eşini beğenmezsin. Çocuklarını beğenmezsin. Çavuşu beğenmezsin. Zakiri beğenmezsin. Şeyhi beğenmezsin. Etrafındaki insanları beğenmezsin. Sen muhteşemsin. ben derim ya en güzel şarkıyı sen yaptın. Evet. En güzel sensin. Çünkü sen fazilettir salisin. Sen onunla görüşmeksin. Bununla görüşmezsin. O kim oluyor ki? Bu kim oluyor ki? O sana selam mı verebilir? Selam veremez. Kim ki o? Sen bu kim ya? Sen bundan konuşmaman lazım. Ne ki o? Aa tabii ya. Hatta böyle seninle seni rahatsız ediyorsa böyle onun böyle telefonları filan mesajları engelle geç.
Hz. Pîr — «Şeytân Secdeye Giderken Bile Yaklaşır»; Kibir Deryâsından Kaçınma
Ne yapacaksın ya sen? Sen muhteşem insansın sen. Muhteşem Süleymân Hâlid’miş senin yanında. Sen neredesin. Sultân Süleymân’ı bile küçük göreceksin. peygamber olan Süleyman’ı bile küçük göreceksin. Ne olmuş o kuşlarla konuşuyormuş, hayvanlarla konuşuyormuş. Neymiş yani? Neymiş yani? Ya sen illiyyîndesin ya. Sen Arş-ı Âlâ’nın üstündesin sen. Sen Levh-i Mahfûz bile senin takılacağın yer değil yani. Sen ilm-i İlâhî de takılıyorsun ya. İşin ne senin? Tabii şeytan seni sağdan girdi mi böyle yapar. Seni kibir deryasına atar. Bir de seni haklı gösterir. Sen haklısın ya. Kim ki o? Evet o kim ki ya? Ne ki o? Sen kaç yıllık dervissin? Sen kaç yıllık şeyhsin? Sen kaç yıllık zakirsin? Sen kaç yıllık çavuşsun?
Sen neler görmüşsün neler? Kimleri görmüşsün sen? O yüzden senin eline su dökemez hiç kimse. Sen evde haklısın, iş yerinde haklısın, dergahta haklısın. Senden başka haklı kimse yok. Senden başka bu işi bilen de yok. Sen böyle tereyağından kıl çekilir gibi çekilmişsin, tertemizsin. Oysa peygamberlerin dilinden Kur’ân-ı Kerîm diyor ki, Peygamberin dilinden. Ben nefsimi temize çıkaranlardan değilim. Ama o nefsini temize çıkarıyor. Allâh muhafaza eylesin. Hazret-i Pîr’in sözü. Şeytanın sana secdeye giderken bile yaklaşması mümkündür. Eğer niyetin nefse yönelmişse o secde seni yüceltmez. şeytan sana her an musallat olabilir. Sen eğer hidayete erdirilmiş olanlardan değil isen, sen kemale erdirilmiş olanlardan değil isen, şeytan seni her an aldatır.
O yüzden uyanık olman lazım.
Tâhâ 20/124 — «Allâh’ın Zikrinden Yüz Çevirenin Hayâtı Meşakkatli»; Hüsrân Tâbiri
Yani normalde şeytanın taraftarı olmamak lazım. Onun yancısı olmamak lazım. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden zikirsizlik, isyan, şatahat, şatâfat, bilgisizlik, cehâlet, erdemsizlik, edebsizlik, kibir, riyâ, öfke, hırs, gösteriş gibi Şeytani ahlaklara sahip olan kimse, şeytanın yandaşı, şeytanın arkadaşıdır. Başka kimsenin değil. Şeytan onun kalbine otağını kurmuş, şeytan bütün vücudu zapt etmiş, tâbiri câizse kalbinin burçlarına kendi bayrağını dikmiştir. O kimse şeytanın askeri olur. Buradan kurtulmanın en kısa yolu Allâh’ı çokça zikretmektir. Tevhide, tövbeye, tesbihye, tenzihe, tahlile devam etmektir. Allâh’ı yüceltmek, Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye sık sık yapışıp günlük vürtülerimizin haricinde Allâh’ı çokça zikretmektir.
Âyet-i Kerîme’nin sonunda şeytanın taraftarları mutlaka hüsrandadır der. O yüzden hüsran sadece zarar değildir. Hüsran hem dünyada pişmanlıktır hem de âhirette pişmanlıktır. Onun pişmanlığı hem dünyada devam eder hem de âhirette devam eder. Hüsranla alakalı da çokça âyet-i kerîme var. geçtiği yerlere göre manası değişiyor. Ama genel olarak dünya ve ahiretinin harap olmasıyla alakalı, zararda olmasıyla alakalı. Çünkü bir kimse Allâh’ı zikrederse, Tâhâ 20/124, kim de benim zikrimden yüz çevirirse şüphesiz ki onun için meşakkatli zor bir hayat vardır. Kıyamet günü de biz onu kör olarak haşledeceğiz. O kimse Allâh’ın zikrinden yüz çevirirse ona dünyada meşakkatli, ondan sonra zor bir hayat vardır.
Sadece dünya kalmaz ya onun âhireti de hüsrana uğrar, dünyası da hüsrana uğrar. Onun için zor, meşakkatli, sıkıntılı bir hayat vardır. Derseniz ki kafirler, evet kafirlerin dünyaları mamur olur. Münafıkların dünyaları mamur olur. Sen onları Cenâb-ı Hak iyice açsınlar sapsınlar diye onların dünyalarını mamur eder. Ama normalde mü’min isen, mü’min isen sende sıkıntı olacak canım kardeşim. Allâh’ı zikretmeyi terk etmek, Allâh’ın zikrinden yüz çevirmek senin için çok meşakkatli, çok zor bir hayat yolu seni bekler. Allâh muhafaza eylesin.
Topluca Zikrullâh Fazileti — «Bütün Tarîkatlar Câizdir, Hangi Meclis Olursa Olsun Otur Zikret»
Bir topluluk Allâh’ı zikretmek üzere bir araya gelirse melekler onların etrafını sarar, Allâh’ın rahmeti onları kaplar, üzerlerine sekîne diner ve Allâh’ı Teala onları yanında bulunanlara över. Müslüm Ebû Dâvûd Tirmizî İbn Mâce. O yüzden Allâh’ı zikretmek üzere insanlar bir araya geldi, orada Allâh’ı zikrederlerse melekler onların etraflarını sarar, onların üzerine bir sekîne iner, onların üzerine bir mutluluk iner, bir rahmet iner, bir bereket iner, bir lütuf iner ve Cenâb-ı Hak onların günahlarını affeder ve bir hadîs-i şerîfe göre de onların günahlarını hayra çevirir. Günahlarını hayra çevirir. O yüzden topluca zikrullâh yapmak, zikrullâhı cemâat ile yapmak fazileti sonsuzdur, sayısızdır.
O yüzden cemâat ile zikrullâh yapmaya devam, Allâh’ı zikretmeye devam. O yüzden Rabb’im bizlerin gönlümüzü zikirsiz, evimizi zikirsiz, topluluğumuzu zikirsiz olanlardan eylemesin. Bir kimsenin gönlü zikirsizse, evi zikirsizse, topluluğu zikirsizse o kimse karanlık bir hücrede yaşayan insan gibidir. Onun gönlü kararmıştır, onun evi kararmıştır, onun dünyası kararmıştır. O bir bu dünyada karanlıkta kalmış bir hücre hayatı yaşar. Onun etrafı ne kadar kalabalık olursa olsun o karanlığın içinde kalmıştır. O bu dünyada da gözü kör, öbür dünyada da mahşerde de kör olarak haşr olacak. Burada Allâh’ı tanımayan, Allâh’ı bilmeyen, Allâh’ı zikretmeyen, Allâh’a itaat etmeyenler mahşer yerinde de kör olarak halk olacaklar.
Ve diyecekler ki, Ya Rabbi biz dünyadayken görür idik. Ama onlar bu dünyada Allâh’ı tanımadılar, Allâh’ı bilmediler, Allâh’ı zikretmediler, hatta zikre düşman oldular. Zikirle alay ettiler, zikri hafif gördüler ve kafir olarak bu dünyadan göçüp gittiler. Kim Allâh’ın zikrine defans yaparsa, karşı gelirse, alaya alırsa, hafife alırsa ve Allâh’ın zikrini inkar ederse bu dünyadan kafir olarak göçer gider. Velev ki namaz kılsın, velev ki oruç tutsun, velev ki hacrını yapmış olsun. O kimse zikrullâh’a düşman, zikrullâh’a karşı ise, tövbe etmeden bu şekilde ölür giderse o kimse kafir olarak ölür. Bir kimse Allâh’ı zikretti gitti, günâh işledi ama Allâh’ı zikretti. O kimse imanı muhafaza olur, bu dünyadan göçüp giderken de imanla göçer.
O yüzden bu fakir der ki, ne günâh işlediysen işledin, gel Allâh’ı zikret. Ne günâh işlediysen işledin, günlük birine devam et. Ne günâh işlediysen işledin, yok ben oraya gelmeye utanıyorum, yok ben üstadın yüzüne bakmaya utanıyorum. Günahlarımızdan dolayı utanacaksak, önce ben utanacağım, Cenâb-ı Hak’ın huzuruna nasıl çıkarım diye. O yüzden bu meydan günahlardan kurtulma, günâhları hayra çevirme meydanı. Şeytan senin nefsine vurup aldatıp seni bu meydandan geri döndürmesin. Zikrullâh meydanından seni geri döndürmesin. Bu konuda sana gaflet vermesin. Şeytanın vesvesesine, desîsesine, şeytanın senin heva ve hevesine ayağına kaldır, ayağa kaldırıp seni zikrullâh meclisinden uzak eylemesin. O yüzden şeytanla dost olmayın.
Allâh’la dost olun, Resûlullâh’la dost olun, Allâh’ın dostlarıyla dost olun, Zikrullâh ehliyle dost olun, Zikrullâh meclisleriyle dost olun. Hangi Zikrullâh meclisi olursa olsun. Bakın hangi Zikrullâh meclisi olursa olsun. Üç kişi de olsa, beş kişi de olsa o Zikrullâh meclisine devam edin. İster Kâdirî olun, ister Rifâî olun, ister Bedevî olun, ister Dusûkî olun, ister Şâzelî olun, ister Nakşibendî olun, ister Mevlevî olun. Hangi tarîkatta müntesip olursanız olun. Hangi Şeyh Efendi’ye intisâb ederseniz edin. Şeyhiniz kim olursa olsun. Zikrullâh meclisi var ise, oturun orada Allâh’ı zikredin. Oturun orada Allâh’ı zikredin. Hadîs-i Şerîfte buyruldu ki o kimsenin âhirette pişman olacağı en fazla şeylerden birisi Zikrullâh meclislerini takip etmemesi.
Cennette bile pişmanlık duyacak. Hadîs-i Şerîfte diyor ki cennet ehli pişmanlık duyar. Allâh’ı zikredilen meclislerde daha fazla bulunmadığı için. Cennet ehli, o kimse cennetlik olmuş Zikrullâh meclislerinde daha fazla bulunmadığı için pişmanlık duyar. O yüzden şeytanın vesvesesine, nefsimizin vesvesesine, desîsesine şeytanlaşmış insanların şeytanla olan dostluklarından dolayı bizim önümüze koydukları engellere aldanmayalım.
28 Şubat Hâtırâtı — Bayındır Mezarlığında Zikir; «Zikrullâh Halakası Asla Terk Edilmez»; Hâtime
Allâh’ı zikretmeye devam edelim. Meclislere devam edelim. Bakın bende böyle enteresan tespitler vardır. 28 Şubatta Zikrullâh meclislerini kapatanlar bir daha iki yakaları bir araya gelmedi dağıldılar manev olarak. Çünkü Zikrullâh meclisi terk edilmez, Zikrullâh meclisi kapatılmaz. Zikrullâh meclisi tatil edilmez. Biz minibüslerde Allâh’ı zikrettik, arkası açık Anadol pikabının arkasında zikrettik, mezarlıklarda zikrettik. Basılıyorduk çünkü. Biz Bayındır’da güllük mezarlığında zikrederdik. Musallanın etrafında, oradan yol geçiyor, millet korkarmış. İkide birde basılıyoruz çünkü. İkide birde basılıyoruz ama asla biz Zikrullâh halakasını terk etmedik. Hiç. Ben bazen derim ya bir perşembe benim Zikrullâh’a gitmediğimi hatırlamam.
Bayramdır, tatil olmuştur. Bayramdan dolayıdır. Ben hala da nasîhat ediyorum, beni ölüm yatağında görseniz dahi koyun battaniyenin arasına getirin biz burada ölelim. Vasiyetim olsun size. Zikrullâh meclisinden uzakta bir ölüm tehlikelidir. Allâh’a duâ edin. Rabbim cümlemizin nefesini Zikrullâh ile alsın. Âmîn. O Zikrullâh bu kadar kıymetli bu kadar önemlidir. Bu kadar kıymetli bu kadar önemlidir. Zikrullâh meclisini terk edenin iki yakası bir araya gelmez dağılır. O meclise sırtını dönen dağılır. Senin şeyhinin kim olduğu önemli değildir. Benim tarîkat hayatım boyunca 3-4 kişi zikir halakasını yasaklamışımdır. 38 yıllık hayatımda. Demişimdir ki sen sen gelme başka bir şey arayın. Bakın şeysiz kalmasınlar diye.
Başka bir dergâh arayın. Gidin başka bir yere intisâb edin. Buraya gelmeyin. Bunu söylerken dahi benim kalbim acır içim acır benim. Onu mecbur kaldığımdan yaparım. Mecbur kalmazsam ben hiç kimseye halakayı Zikrullâh’ı yasaklamam. Hiç kimseye buradan sen dışarı çık demem. Allâh beni bundan muhafaza eylesin. Ama öyle haller olur buranın hukuku şahsın hukukundan üstündür. Buranın böyle ahkamını hukukunu bozuyorsa, buranın adabını erkanını bozuyorsa mecbur kalırsak o zaman deriz. Sen buraya bir daha gelme deriz. Öbür türlü Zikrullâh halakasından birisini men etmek. bazı dergahlarda tarikatlarda duyuyoruz. Sen bizden dersli değilsin. Sen dışarı çık. Bu hiçbir hadîs-i şerifle sabit olan bir şey değildir.
Bunu yapanlar gerçekten ve gerçekten büyük cehâlet işindedirler. Allâh muhafaza eylesin. Rabbim cümlemizi Zikrullâh meclislerinde dâim olanlardan eylesin. Dilimizi Zikrullâh ile ıslak eylesin. Gönlümüzü Zikrullâh ile süslesin. Sırrımızı Zikrullâh ile mamur eylesin. Ruhumuzu Zikrullâh ile beslesin.
Kaynakça ve Referanslar
- Mücâdele 58/19 — «Şeytân Onlara Allâh’ı Zikretmeyi Unutturmuştur»: «İstahveze aleyhimüş-şeytânu fe-ensâhüm zikrallâh, ülâike hizbüş-şeytân, elâ inne hizbeş-şeytâni hümü’l-hâsirûn» (Şeytân onları kuşatmış ve Allâh’ı zikretmeyi unutturmuştur; işte onlar şeytânın taraftarlarıdır; iyi bilin ki şeytânın taraftarları mutlaka hüsrândadır) — Mücâdele 58/19; Tâhâ 20/124 (kim zikrimden yüz çevirirse meşakkatli bir hayât vardır); Zuhruf 43/36 (şeytân musâllât olur); Taberî, Câmiu’l-Beyân 28/41; modern tedrîs — Bediüzzamân, Lemalar 13. Lema (deccâl/şeytân risâlesi).
- Bakara 2/168, 208, 268 ve Nisâ 4/38, 117, 120 — Şeytân’ın Adımları: «Velâ tettebiû hutuvâti’ş-şeytân, innehû leküm aduvvun mübîn» (Şeytân’ın adımlarını takip etmeyin; o sizin için apaçık bir düşmandır) — Bakara 2/168, 208; «şeytân fakirlikle korkutur» — Bakara 2/268; Nûr 24/21 (yâ eyyühe’llezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâti’ş-şeytân); «şeytân arkadaş olunca fenâ arkadaştır» — Nisâ 4/38; «dişi isimler verilen ilâhların hakîkati» — Nisâ 4/117; «şeytân boş ümitlerle aldatır» — Nisâ 4/120; modern okuma — Bediüzzamân, Sözler 23. Söz.
- Hicr 15/40 — «İhlâsa Erdirilen Kullara Şeytân’ın Gücü Yetmez»: «İllâ ibâdeke minhümü’l-muhlasîn» (Ancak senin ihlâsa erdirilen kulların müstesnâ; onları azdırmaya gücüm yetmez) — Hicr 15/40; Sâd 38/82-83; «el-muhlasîn = ihlâsa erdirilmiş kullar» tedrîsi — Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât «h-l-s» mad.; Bursevî, Rûhu’l-Beyân; «peygamberler-velîler-evliyâlar» — modern tedrîs — Bediüzzamân, Mektubat 26. Mektub.
- Tâhâ 20/124 — «Allâh’ın Zikrinden Yüz Çevirenin Hayâtı Meşakkatli»: «Ve men a’rada an zikrî fe-inne lehû maîşeten danken ve nahşurühû yevme’l-kıyâmeti a’mâ» (Kim benim zikrimden yüz çevirirse onun için meşakkatli zor bir hayât vardır; kıyâmet günü de onu kör olarak haşrederiz) — Tâhâ 20/124-127; «zikirsiz hayâtın darlığı» — Müşrik-münâfıkın dünyâsı mâmûr olabilir — Mü’min 40/4; A’lâ 87/16-17; modern tedrîs — Bediüzzamân, Sözler 23. Söz.
- Bakara 2/114 — «Allâh’ın Mescidlerinde Zikrini Yasaklayandan Daha Zâlim Kim Olabilir»: «Ve men ezlemu mim men menea mesâcidellâhi en yüzkere fîhe’smuhû ve seâ fî harâbihâ» (Allâh’ın mescidlerinde Allâh’ın isminin zikredilmesini yasaklayandan ve onların harâb olmasına çalışandan daha zâlim kim olabilir) — Bakara 2/114; «mescid Allâh’ındır, Allâh’tan başkasına çağrılmaz» — Cin 72/18; «Hz. Peygamber’in mescidde zikrullâh halaması» — Müslim, Zikr 40 (2701); Tirmizî, Zühd 51 (2417); modern fıkıh — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri.
- Ebû Eyyûb el-Ensârî Hâdisesi — Kibir Vesvesesi: Hz. Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallâhu anh — namazda kibir vesvesesi rivâyeti — Ebû Dâvûd, Salât 45 (652); Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ 2/241; Hâkim, Müstedrek 1/360; «sufî kardeşini kendinden faziletli gör» tedrîsi — Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb; «şeytân sağdan girer» — A’râf 7/17 (sümme le-âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim); modern okuma — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
- «Şeytân Secdeye Giderken Bile Yaklaşır» Hz. Pîr Sözü: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Maʼnevî 1. Defter, beyt 320–340; Tahirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî c. 1, s. 79; «niyetin nefse yönelmesi-secdenin yüceltmemesi» — Bursevî, Rûhu’l-Beyân; «riyâ-ucub-kibir» — İbn Atâullah, el-Hikem hikmet 18; modern okuma — Mahmud Erol Kılıç, Sûfî ve Şiir.
- Topluca Zikrullâh Fazileti ve «Hangi Tarîkat Olursa Olsun» Hadîsi: «Mâ ce’lese kavmun yezkurûnallâhe illâ haffethümü’l-melâiketu ve ğaşiyethümü’r-rahmetu ve nezelet aleyhimü’s-sekînetu ve zekerahümullâhu fîmen indehû» (Allâh’ı zikretmek için bir araya gelen topluluğu melekler kuşatır, rahmet onları kaplar, sekîne iner ve Allâh onları yanındakilere över) — Müslim, Zikr 38 (2700); Ebû Dâvûd, Vitr 14 (1455); Tirmizî, Daavât 7 (3378); İbn Mâce, Mukaddime 17 (225); «Kâdirî-Rifâî-Bedevî-Düssûkî-Şâzelî-Nakşibendî-Mevlevî» tarîkatları — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; modern tedrîs — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
- «Cennette Pişmanlık Duyma» Hadîsi ve 28 Şubat Hâtırâsı: «Mâ teesserehu ehlu’l-cenneti illâ alâ sâ’atin meddethum lem yezkurullâhe fîhâ» (Cennet ehli, Allâh’ı zikretmedikleri vakitlerden başka hiçbir şeye pişmanlık duymazlar) — Beyhakî, Şuʻabuʼl-Îmân 1/394; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid 10/74; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 2/289; «28 Şubat 1997 post-modern darbe» dini cemâatlere etkisi — Hülya Küçük, Sûfî ve İktidar; «zikir halakası terk edilmez» — modern Karabaş geleneği.
- Karabaş Silsilesi ve «Mücâdele 58/19 — Şeytân Zikrullâhı Unutturur» Tedrîsi: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hâcı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hâcı Haydar → Hâcı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi — İrşâd Dergisi hâtırâtı; modern Karabaş «şeytân-zikrullâh» tedrîsi — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe.
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Rad 13/28; kalplerin Allah’ı zikirle huzur bulması.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/41-42; Allah’ı çok zikretme emri.
- Kur’an-ı Kerim, Zuhruf 43/36; Rahman’ın zikrinden yüz çevirene şeytanın arkadaş kılınması.
- Nevevi, el-Ezkar, zikir ve dua adabı bölümleri.
- Kuşeyri, er-Risale, zikir, murakabe ve kalp hayatı bahisleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, zikir ve dua adabı bölümleri.
İlgili Sözlük Terimleri: Fenâ, Tarîkat, Hakîkat, Zikir, Nefs, Ruh, Kalb, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı