Peygamber: Peygamber Sevgisi: Sevmenin Kapıları ve Yolları
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: ‘Beni evladından, annenizden, eşinizden, çocuklarınızdan, mallarınızdan ve canlarınızdan fazla sevmedikçe gerçek kamil imana eremezsiniz.’ Müslümanların en büyük eksik noktası burada. Onu severek Hakk’a ulaşmak var.
İnsanda Sevmenin Kapıları
Sevmenin insanın üzerinde çok değişik kapıları vardır: Göz kapısı vardır, bir kimse görür, fiziksel olarak sever. Kulak kapısı vardır, konuştuğu ve sohbet ettiği şey lezzetli gelir, sever. Nefis kapısı vardır. El kapısı vardır, dokunur, tokalaşır, sever. İnsanların duygu kapıları nasıl sevmeye sebep ise, bir kimse dokunmadığı, görmediği, duymadığı, elleyemediği bir varlık var karşımızda: Allah ve Resulü. Dokunmamız mümkün değil, görmemiz mümkün değil, işitmemiz mümkün değil. Ama Allah diyor ki beni her şeyden fazla sevmedikçe imanınız kemale ermez.
İlim Yoluyla Sevmek
Bize burada bir sevme kapısı açılıyor ki bu sevme kapısı ilimdir, okumaktır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini anlatan kitapları dinlemek ve okumaktır. Tabiin’den birisi Hz. Hasan Efendimize demiş ki: ‘Bana Resulullah’ın cemalini anlat ki ben onu seveyim, ben onu düşüneyim.’ Demek ki işin bir de hayal boyutu var. Biz Resulullah’ın fizikini de hayal edip, düşünüp oraya doğru bir sevme kapısı açacağız. Ama ilk önce biz onu ilim olarak tanıyacağız: Ne yapmış, ne getirmiş, nasıl yaşamış, neyi nasıl emretmiş. Bunları öğrenerek onu en ileri derecede sevme noktasına getireceğiz.
Ehli tasavvuf der ki bir kimse tanımadığını sevmesi zordur. Bir kimse bir şeyi tanırsa daha iyi sever. Benim burada izlediğim yol budur: İnsanlar tanıdıkça sevsinler. Bir kimse saman alevi gibi sever, saman alevi gibi söner. Benim yolum o değildir. Ben isterim ki insanlar tanıdıkça sevsinler, sevdikçe derinleşsinler, sevdikçe teslim olsunlar.
Kur’an ve Sünnet’e Sımsıkı Yapışmak: Fırka-yı Naciye
Bugünkü Müslümanların yapacağı en önemli şeylerden birisi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini iyi tanımaktır. Hangi tarikata, hangi cemaate, hangi topluluğa gidiyorsanız gidin, bir şeye dikkat edeceksiniz: Kur’an ve Sünnet. Resulullah diyor ki: ‘Ümmetim ahir zamanda yetmiş üç fırkaya bölünecek. Bunun birisi fırka-yı naciye.’ Ya Resulallah, biz o fırka-yı naciyeyi nasıl tanıyacağız? ‘Kim Kur’an ve Sünnet’e sımsıkı yapışırsa o fırka-yı naciyedir.’
Karşınızdaki kimse, ister şeyh olsun ister cemaat olsun, Kur’an ve Sünnet anlatıyorsa, bunu kendi nefsinde yaşamaya çalışıyorsa ve yaşatma mücadelesini veriyorsa o kim olursa olsun doğru yoldadır. Kur’an bizim için rafta duran bir anayasa gibidir. Bunu hayata indirgeyen, günlük yaşantısına taşıyan tek örnek Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleridir. Biz Kur’an’ı peygambersiz anlamamız mümkün değil; bu insanı sapıklığa götürür.
Sünneti Bypass Etmek Sapıklıktır
Karşımızdaki kimse peygamberi kabul ediyor olabilir, peygamberliğini reddetmiyor, ama sünnetlerini uygulamıyor, bir şekilde bypass ediyor. Bu sıkıntı buradadır. Üstad seviyesinde, şeyh seviyesinde, alim seviyesinde olan insanlar sünneti bypass edince sapıklığa düşmüş oluyorlar. Biz ‘Kur’an’ın yolundayız’ diyenlerden değiliz. Biz ‘Kur’an ve Sünnet’in yolundayız’ diyenlerdeniz.
Muhakkak okuyun. Evinizde hiç olmazsa bir Riyazü’s-Salihin olsun, bir İslam ilmihali olsun, bir Kur’an meali olsun, hatta tefsiri olsun. Neden okuyun diye diretiyorum? Herkes ölümlü bu dünyada. Bir kimse haftada bir gün oradan hadis okumuş olsa ben ona bir hayırlı kapı açmış oluyorum.
Dört Mezhep ve Fıkhi Farklılıklar
İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin Metodu
İmam-ı Azam hazretleri diyor ki: ‘Biz önce Kur’an’a bakarız, varsa onunla hükmederiz. Orada bulamazsak Sünnet’e bakarız, onunla hükmederiz. Orada bulamazsak ashaba bakarız, onunla hükmederiz. Onlardan da bulamazsak Ahmet şunu demiş Mehmet bunu demiş demeyiz, biz deriz.’ İmam-ı Azam hazretlerinin enteresan bir duruşu vardır: Hiçbir yerden fetva nakletmemiştir, kendisi hükmetmiştir.
Mezheplerin Karşılaştırılması
İmam-ı Şafi fıkhi meselelere Kur’an ve Sünnet’e yüzde elli yüzde elli bakar. İmam-ı Malik ve İmam-ı Hanbel fıkhi meselelere direkt hadislerden bakarlar. İmam-ı Azam hazretleri direkt Kur’an gözlüğüyle bakar, ondan sonra hadise bakar. Bu mezheplerin içerisinde en kolaylaştırıcı ve genişletici olanı İmam-ı Malik ve İmam-ı Hanbel’in mezhebidir.
İmam-ı Şafi demiş ki: ‘Fıkhın babası İmam-ı Azam’dır.’ Saygıyla eğilmiş. İmam-ı Malik yazmış, İmam-ı Hanbel yazmış, bütün imamlar İmam-ı Azam’ı meta olarak kabul etmişler. Biz onların arkasından gidiyoruz. Bu İmam-ı Şafi’yi, İmam-ı Malik’i, İmam-ı Hanbel’i sevmediğimiz veya küçük gösterdiğimiz anlamına gelmez.
Fıkhi Örnekler: Abdest ve Kan Meselesi
İmam-ı Şafi Uhud savaşını örnek alıyor: Resulullah’ın dişi kırıldı, dudağı kanadı ama abdest tazelemeden namazını kıldı. Bu delille İmam-ı Şafi kan çıksa da abdest bozulmaz diyor. İmam-ı Azam ise Hz. Ayşe hadisini naklediyor: Kan çıkınca Resulullah gidip abdest tazeledi. Hanefiler ‘Uhud özel bir meseleydi, orada darlık vardı’ deyip Hz. Ayşe hadisini esas almışlar.
Mezhep değişikliği nasıl oluyor? İki rekat namaz kılıyorsun, niyet ediyorsun: ‘Bundan sonra ben Hanefi mezhebine göre amel edeceğim’ diyorsun. Dua ediyorsun, bu kadar.
Mevlit Geleneği ve Kültürel Karışımlar
İslam’ı yaşayan insanlar gittikleri her bölgede o bölgenin kültürlerinden etkilenmişler. Toplumumuzda ölenin arkasından 3’ü, 5’i, 7’si, 40’ı, 52’si var. Hocalara bakarsan 92’sini de çıkarırlar. Bunlar Kur’an ve Sünnet’in dışında sonradan girmiş şeyler. Iskat çevirmek meselesi: İslam’da yok. Ne ayette var, ne hadiste var, ne İmam-ı Azam’ın fetvasında var, ne Şafi’nin, ne Malik’in, ne Hanbel’in fetvasında var. Bu son üç-dört yüz yılda çıkmış.
Mevlit geleneği 1945’lerin, 50’lerin baskısından doğmuştur. Ne yapsın insanlar? Dini toplantıları mevlit adında yapmışlar. Mevlit okumaya izin var, zikir yapmaya izin yok. Kadınlar toplanıyor mevlit okuyorlar problem yok, zikir yapıyorlar problem var. Mevlidin adı altında güzel şeyler de yapmışlar, insanların dinlerini unutturmamışlar. Bunların da hakkını yedirmemek lazım.
Darül Harp ve Darül İslam Meselesi
İmam-ı Şafi hazretleri demiş ki: ‘Daha önce İslam hukukunun icra edildiği bir yerde İslam hukuku kaldırılırsa orada son Müslüman şehit oluncaya kadar savaşmak farz-ı ayndır.’ Darül Harp’te her Müslümanın Darül İslam’a çevrilmesi için mücadele etmesi farzdır.
Bireysel olarak yaşantıya Darül Harp hukuku kapı açıyor. İslam her yerde yaşanabilmeli: Kutuplara da gitse, Ekvatora da gitse, Darül Harp’te de gitse, Darül İslam’da da gitse insan dinini yaşayabilmeli ve tebliğ edebilmeli. Ben ‘Darül Harp’ten Darül İslam’a hicret edilir’ fetvasına katılmıyorum. Biz bulunduğumuz yerde İslam’ı yaşama ve yaşatma mücadelesi vereceğiz: Ahlaken, sosyal olarak, aile olarak, ekonomik olarak, siyasi olarak ve askeri olarak.
Şia ve Fırka Farklılıkları
Ehli Sünnet olarak biz 12 imam meselesinde onlarla anlaşamadığımız bir şey yok, biz de 12 imama saygı duyarız. Ama onların gibi 12. imam gayiptir, göğe kaldırıldı, tekrar indirilecek demiyoruz. Bu bir sapıklıktır. Şia’nın içerisinde Kur’an’ı Kur’an gibi tanıyan, peygamberi peygamber gibi tanıyan, ashabı ashab gibi tanıyan ama Hz. Ali’yi daha fazla sevenler var. Bunlar haklı olanlardır, normal ibadetlerini yapıyorlar, problem yok. Ama içlerinde bundan sonra gelenler hep problemli.
Zikrullah: Cehri ve Hafi Zikrin Sünnetteki Yeri
Zikrullahın İki Şekli
Allah’ı zikredin, tamam. Peki Allah’ı nasıl zikredeceğiz? Ne diyor ayet-i kerime? ‘Siz Allah’ı cehri de zikredin, hafi de zikredin.’ Hz. Abbas’ın oğlu Abdullah diyor ki: ‘Biz namazın bittiğini mescidden gelen zikir sesinden tanırdık. Sahabeler Allah’ı zikretmeye başladığında biz derdik ki namaz bitmiş.’ Hz. Ömer’in oğlu Abdullah da aynı şekilde cehri zikri nakletmiştir. Demek ki bir cehri zikrullah yapılmış, bir de sessiz zikir yapılmış.
Zikir Halkası ve Hadis
Hadis-i kudsîde buyurulur: ‘Zikir halkasının etrafında melekler kuşatır, semaya çıkarlar.’ Allah Resulü buyurdu: Üç kişi geldi; birisi halkayı yarıp içine oturdu, birisi halkanın dışına oturdu, birisi döndü gitti. ‘Halkaya oturanı Allah zatında barındırdı. Dışına oturanı mağfiret etti. Döneni ise Allah ve Resulü lanetledi.’ Demek ki halka halinde zikir yapılırmış.
Bizde Hem Cehri Hem Hafi Zikir Var
Topluluk halinde cehri zikir yaparız, yolda giderken gizli yaparız, kendi halimizde yaparız. İki sünneti birden işlemiş oluruz. Cehri zikrullah erbabı coşkulu olur, Fırat nehri gibi olur, aşklı olur, muhabbetli olur. Hafi zikir ise tenhalarda, gecenin yarısında kalben Allah’ı zikretmektir. İkisi de sünnettir, ikisi de yoldur. Birini diğerinden üstün tutmaya gerek yoktur.
Meşrep Kavgasından Kaçınmak ve Hizmet Anlayışı
Hiçbir Meşrebi Üstün Tutmayın
Sohbetlerinizde meşrebinizi önde tutmayın, Kur’an ve Sünnet’i önde tutun. Meşrepler Sünnet-i Resulullah’ı yaşamak içindir, anlatmak içindir, hayata geçirmek içindir. Hiçbir zaman meşrebiniz Kur’an ve Sünnet’in önüne geçmesin. Hiçbir zaman şeyhiniz Resulullah’ın önüne geçmesin. Bizim üstadımız Kur’an ve Sünnet’ten yüce değildir. Üstad Kur’an ve Sünnet’e hizmet ettiği müddetçe üstaddır.
Biz zikrullahın faziletini anlatalım, kendi meşrebimizin değil. Ben desem ki ‘benim meşrebim seninkinden üstün’, öbürkü de kendi meşrebinin faziletini anlatacak, meşrepler çatışması olacak. Bu bizim işimiz değil. Tasavvuf tevazu demektir, incelik demektir. Kendini öbür kimselerden fakir görmek, ilimsiz görmek, günahkar görmektir.
Hizmetin Gerçek Anlamı
Üstada hizmet, stratejiye hizmettir, Kur’an ve Sünnet’e hizmettir. Ben bir strateji çiziyorum: Buraya bir kişi daha getirelim, insanlara Kur’an ve Sünnet’i anlatalım, Resulullah’ı anlatalım. Bugün için strateji budur, yapılması gereken budur. Ben yol parası istemiyorum, benzin parası istemiyorum, araba istemiyorum, yatacak yer istemiyorum. Hizmet zamanı, şatafat zamanı değil.
Kaynakça
Ayet Referansları
- Âl-i İmrân Suresi, 3:31 — ‘De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin’; Peygamber sevgisi ve ittiba
- A’râf Suresi, 7:205 — ‘Rabbini sabah akşam, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle zikret’; hafi zikrin delili
- Bakara Suresi, 2:200 — ‘Allah’ı, atalarınızı andığınız gibi hatta daha kuvvetli anın’; cehri zikrin delili
- Kehf Suresi, 18:28 — ‘Sabah akşam Rablerine dua edenlerle birlikte ol, nefsini onlarla beraber tut’; zikir ehliyle beraberlik
- Hucurât Suresi, 49:13 — ‘Allah katında en üstün olanınız en takvalı olanınızdır’; meşrep değil takva yüceltir
Hadis-i Şerif Referansları
- Buhari, Kitabu’l-İman, Hadis No: 15; Müslim, Kitabu’l-İman, Hadis No: 44 — ‘Hiçbiriniz beni anasından, babasından, evladından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz.’
- Tirmizi, Kitabu’l-Fiten, Hadis No: 2641 — ‘Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, birisi fırka-yı naciye; onlar Kur’an ve Sünnet’e sımsıkı yapışanlardır.’
- Müslim, Kitabu’z-Zikr, Hadis No: 2689 — ‘Allah’ın yeryüzünde dolaşan melekleri vardır, zikir halkalarını ararlar’; zikir halkasının fazileti
- Buhari, Kitabu’s-Salat, Hadis No: 66 — Üç kişi hadisi: Halkaya oturanı Allah barındırdı, dışına oturanı mağfiret etti, döneni lanetledi
- Buhari, Kitabu’l-Ezan, Hadis No: 841 — İbn Abbas: ‘Biz namazın bittiğini zikir sesinden tanırdık’; cehri zikrin sahabe uygulaması
- Tirmizi, Şemail-i Şerife — Resulullah’ın fiziksel tasvirini sahabe ve tabiin birbirlerine nakletmişlerdir; Peygamber sevgisinin hayal boyutu
Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları
- İmam-ı Azam Ebu Hanife, el-Fıkhu’l-Ekber — İmam-ı Azam’ın fıkıh metodolojisi: Önce Kur’an, sonra Sünnet, sonra ashab fetvası, sonra kendi içtihadı
- İmam Malik, el-Muvatta — Zamanın sultanının talebiyle yazılan, kolaylaştırıcı ve genişletici hadis derlemesi
- İmam Şafi, er-Risale — Fıkıh usulünün temel eseri; Kur’an ve Sünnet’e bakış metodolojisi
- İmam Nevevi, Riyazü’s-Salihin — Her evde bulunması tavsiye edilen muhtasar hadis kitabı
- İmam Kuşeyri, er-Risaletü’l-Kuşeyriyye — Ehli tasavvufta tanıdıkça sevmek ilkesi ve zikir adabı
- Şah-ı Nakşibend, Menakıb — Üstadının emriyle yollardaki çöpleri temizlemesi ve tevazu eğitimi
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
Ek kaynaklar:
- Kur’an-i Kerim: Al-i Imran 3/31; Ahzab 33/21, 56: Peygamber sevgisi, ittiba ve salavat.
- Kur’an-i Kerim: Nisa 4/59; Nahl 16/43: ilim ehline başvurma, mezhep ve fıkhi ihtilaf zemini.
- Kur’an-i Kerim: Ra’d 13/28; Ahzab 33/41-42: zikrullahın fazileti ve kalp huzuru.
- Buhari, Iman; Muslim, Iman: Hz. Peygamber’i sevme ve imanın tadı rivayetleri.
- Muslim, Salat; Tirmizi, Vitr: salavat ve Peygamber’e selam rivayetleri.
- Muslim, Zikir; Tirmizi, Daavat: zikir ve dua meclislerinin fazileti rivayetleri.
- Sah Veliyyullah ed-Dihlevi, el-Insaf fi Beyani Sebebi’l-Ihtilaf, mezhep farkları ve ihtilaf adabı.
- Nevevi, Riyazu’s-Salihin, Sünnete Bağlılık, Salavat, Zikir ve Sevgi bölümleri.
- Gazzali, Ihyau Ulumi’d-Din, Muhabbet, Zikir ve Dua, İlim Adabı bahisleri.
- Diyanet İslam Ansiklopedisi, Mezhep, Salavat, Zikir ve Muhabbet maddeleri.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Sünnet, Şeyh, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı