Dergah Sohbetleri Serisi

199. Dergah Sohbeti — Takva, Gariplik, Velayet ve Sırra Erişmek


Sırra: Toplumun Etkisi ve Kendi Doğrularından Taviz Vermemek

İnsanlar bulundukları toplumun içinde yaşarlarken kendi doğrularından taviz vererek yaşarlar. Bu sahabe zamanında dahi olmuş ve sahabeler o yerleşim yerlerini terk ederek köylerde veya mezarlıklarda yaşamışlardır. Ne yazık ki insanlığın yüzde doksan sekizi etrafına uyuyor. Biz Fransa’dan, Çin’den, Mısır’dan etkilenmediğimizi zannediyoruz ama tarih boyunca insanlar birbirlerinin inançlarından, korkularından, kültürlerinden, adetlerinden etkilenmişler. Etkilenmememiz mümkün değil.

Bizim tespit ettiğimiz problemleri sadece kendi problemimiz olarak görmeyin. Bu problemler insanlığın problemidir. İnsanlar kendi dinlerini, kendi inançlarını, kendi kültürlerini kendi elleriyle yok ediyorlar. Biz gelecek nesillerimize temiz bir dünya bırakmıyoruz. Bunu insanlık olarak, toplu olarak yapıyoruz.


Takva: İçsel Gerçeklik ve Dışsal Görünüm

Kur’an-ı Kerim’de üstünlük takvadadır. Hadis-i şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: ‘Arab’ın Acem’e, Acem’in de Arab’a üstünlüğü yoktur. Üstünlük takvadadır.’ Birinci sırada Müslümanlık takvayla alakalıdır. Ama takva insanın içindedir. Takvanın dışarıya tecelliyatı vardır ama o ölçü değildir.

Ben sizin yanınıza çok takvalı davranabilirim, aldatabilirim sizi. Yarım saat, kırk beş dakika kendimi sıkabilirim. Bu sizi aldatmaktır. Etrafınızı aldatmayın. Bir yerde farklı düşünceler savunup başka yerde aynı konuyu farklı bir açıdan bakarak söylediğinizi yalanlamamanız lazım. Takvanın derece derecesini bilenin de Allah’tır.


Hatemu’l-Evliya İddiası: Velayet Kapısı Kıyamete Kadar Açıktır

Kim derse ki ‘bizim üstadımızdan sonra mürşid-i kamil gelmeyecek’ yalan söylüyor, tecdid-i imana ihtiyacı var. Kim derse ki ‘bizim üstadımızdan sonra veli kapısı kapandı’ onun tecdid-i imana ihtiyacı var. Allah’ın El-Veli ismi şerifini rafa mı kaldırdı? Kur’an-ı Kerim’de ‘O Allah’ın velileri ki onlara korku yoktur, mahzunluk yoktur. Onlara dünyada da ahirette de müjdeler vardır’ buyuruluyor.

Kur’an-ı Kerim madem ki ebedi bir kitap, ayetleri de ebediyen geçerlidir. Bundan yirmi yıl sonra bu ayeti okuyan bir mümin ‘Allah’ın velileri neredeymiş, onlarla karşılaşmak isterim’ dese, ‘Allah’ın velileri yok, son veli öldü’ mü diyeceğiz? Bu ayeti boşa mı çıkaracağız? Peygamberlik kapanmış, velilik kapısı devam ediyor. Koca Abdülkadir Geylani hazretleri hatemu’l-evliya olmamış, Mevlana olmamış, Şah-ı Nakşibend ve Hacı Bayram Veli olmamış, Yunus Emre olmamış; bundan otuz yıl önceki bir zat hatemu’l-evliya olmuş? Böyle bir saçmalık olabilir mi?


Kur’an ve Sünnet’e Yeniden Dönüş

Her Gün Farklı Bir Pencereden Bakın

Din sizin bildiğiniz gibi değil, anladığınız gibi değil. Gelin her gün ayrı bir perspektiften bakın dine, imana, insanlara, doğaya, dünyaya. Bugün tanımladığınız şeylerin yarın farklı bir şey olduğunu göreceksiniz. Hep yanılgı içinde kalacaksınız; ancak sırra ulaşıncaya kadar. Musa’nın da, İsa’nın da, Muhammed Mustafa’nın da derdi sırra erişmekti. Sırra erişenler az olduğu gibi, sırra erişmek isteyenler de hep az oldu.

Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine Mekke’de on yıl boyunca yüz elli yedi kişi iman etti. Allah ‘Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım’ demiş ama peygamberinin peşine on yılda yüz elli yedi kişi takılmış. Demek ki sırra bulaşmak öyle kolay bir şey değil.

Üstadlar Yanılır: Tecrübe Budur

Üstad tecrübe demektir. En fazla yanılanlar üstadlardır. Ne kadar çok yanılırsa o kadar çok tecrübe sahibi olur. En fazla deneyenler üstadlardır, ne kadar fazla deney yaparlarsa o kadar çok bilgi biriktirir. Ben de bir insanım, olağanüstü güçlerle donatılmış bir kimse değilim. Böyle bir iddiam, tarzım, tavrım yok. Ben sadece Kur’an ve Sünnet noktasında bildiklerimi sizinle paylaşmaya çalışıyorum.

Doğru bir tek Kur’an-ı Kerim ile hadis-i şeriflerdir benim için. Başka doğru yok. Ve Kur’an’a bugün baktığım anlayışla yarın baktığım anlayış değişecek. Bugünkü anlayışım doğru, yarın doğru değil. Okuyun: evinize bir Riyazü’s-Salihin alın, Buhari-Müslim alın. Allah aşkına, Allah rızası için okuyun. Dinin bakışınızın, takibinizin, inanışınızın genişliğinin ve derinliğinin değiştiğini göreceksiniz.


Nefsini Bilen Rabbini Bilir: Kendini Tanıma

Allah Resulü çok kısa ama derin bir söz söylemiş: ‘Nefsini bilen Rabbini bilir.’ Biz nefisten sadece kötülükler anlamışız. Oysa gel kendini tanımla: Demiri eriten asit mideni eritmiyor. Gel kendini bir sor, ben neyim, ben kimim, ben ne işe yararım? Hiç kendi kendinize tefekkür ettiniz mi? Kendi kalbinizin genişliğini, derinliğini ölçebildiniz mi? Gönül dediğimiz deryaya dalebildiniz mi?

Allah’ın ilmine, kudretine, kuvvetine, yaratmasına sınır koyamazsın. Sınırsızlık düşüncesine nasıl sınır koyarsın? Alemlerin Rabbına hamd ederiz; ‘alemler’ demiş, saysanız sayamazsınız. Dünya yarım alem bile değil. Uzayın içerisinde bir zerre. Samanyolu dediğiniz kainatın içerisinde para kadar bile değil.


İbadet ve Huşu: Nefisten Kalbe Geçiş

İnsanlar ibadetlere değişik amaç ve gayeler katıyorlar. Bu ibadeti ibadet olduğu için yapacaksınız. Allah ‘namazı dosdoğru kılın’ demiş. Siz dosdoğru kılmaya çalışırken muhakkak sizi engelleyecek şeyler olacak; o sizin dosdoğru kıldığınızı işaret ediyor. Siz put değilsiniz, etten kemikten yapılmışsınız; kalp taşıyorsunuz, ruh taşıyorsunuz. Acılarınız, problemleriniz, sevinçleriniz var.

İhlasla, samimiyetle, muhabbetle ibadete devam edin. Bir gün o tadı yakalayacaksınız. O bir andır, şimşek gibi. Belki hayatınız boyunca bir sefer yakalayacaksınız onu ama o yeter size. İlk önce nefsinizle ibadet edeceksiniz, oradan buradan vuracak. Ama bir an gelecek ibadettiniz kalbi olacak. Kalbi olduğunda zaten işin tadını ve lezzetini almış olacaksınız.


Mehdi, İsa’nın İnişi ve Sahte-Gerçek Ayrımı

İsa aleyhisselamın yeryüzüne ineceğini ve Mehdi’nin geleceğini kabul ediyorum. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ne söylediyse sahibi sahih ise kabul edeceğiz. Benim için sadece Kur’an-ı Kerim değil, Sünnet de kaynaktır. Ama gün tayin edenlerden, kıyamete gün biçenlerden değilim. Bizim işimiz Kur’an ve Sünnet’i iyi anlayıp kulluk yapmaktır.

Bir şeyin sahtesi varsa aslı var demektir. Aslı olmayan bir şeyin sahtesi yapılmaz. Sahte peygamberler çıkıyorsa gerçek peygamber var demektir. Sahte Mehdiler çıkıyorsa gerçek Mehdi var demektir. Bir şeyin aslı kıymetli olduğundan sahtesi üretilir. Doğru insan kıymetli olduğu için sahte doğru insanlar çıkar.


Gariplik ve Aykırılık: Müslümanlık Garip Başladı

Garipliğin Manası

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: ‘Müslümanlık garip olarak başladı, başladığı gibi garip olarak avdet edecektir. Ne mutlu gariplere.’ Garipler sayıları az olan salih kişilerdir. Gariplik bizim anladığımız gibi sefil yaşamak değildir. Ben garipliği aykırılığa bağlarım: Garip eşittir aykırıdır. Toplumun çizgisinde gitmeyen, inandığını yapan insanlardır.

Muhammed Mustafa Mekke müşriklerine göre aykırıydı. Aykırı olduğundan garip kaldı, tek başına kaldı. On yılda yüz elli yedi kişi; o garipliği, o aykırılığı herkes kaldıramadı. Ama Medine’de kuvvetlenince herkes rahat geldi Müslüman oldu. Kuvvetlenince Müslüman olmak gariplik olmaktan çıktı.

Ebu Zer el-Gıfari: Dinin Özünden Yaşamak

Ebu Zer el-Gıfari hazretleri Şam’da İslam gençlerine Muhammed Mustafa’nın hayatını anlatıyor, dinin özünden konuşuyordu. Muaviye’nin ziyafet sofrasına gitti, pilavdaki israfı görünce yüzleştirdi: ‘Vallahi Resulullah sizin yaşadığınız gibi yaşamadı.’ Muaviye, Medine’ye Hazreti Osman’a mektup yazdı: ‘Bu adamın ifadesini buradan çekin.’ Çünkü aykırıydı, dinin sırrından anlatıyordu.

Ashab-ı Suffa da aykırıydı: Evleri yok, hanımları yok, paraları yok ama ilmin özüne, dinin sırrına vakıf olmak için Mescid-i Nebevi’de duruyorlardı. Her gün ilim tahsil ediyorlardı. Gariplik doğruluğun peşine düşmektir. Doğruyu yapmakta bütün insanlar size karşı gelebilir ama o doğrudur ve doğruyu icra edersiniz.


Kaynakça

Ayet Referansları

  • Hucurât Suresi, 49:13 — ‘Allah katında en üstün olanınız en takvalı olanınızdır’; üstünlük takvadadır
  • Yunus Suresi, 10:62-64 — ‘O Allah’ın velileri ki onlara korku yoktur, mahzunluk yoktur. Onlara dünyada da ahirette de müjdeler vardır’; velayet kapısının ebediliği
  • Fatiha Suresi, 1:2 — ‘Elhamdülillahi Rabbi’l-Alemin’; alemlerin çoğulluğu ve Allah’ın ilminin sınırsızlığı
  • Ahzâb Suresi, 33:21 — ‘Resulullah’ta sizin için güzel örnekler vardır’; Peygamber’e ittiba emri
  • Haşr Suresi, 59:7 — ‘Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan kaçının’; sünnetin bağlayıcılığı

Hadis-i Şerif Referansları

  • Müslim, Kitabu’l-İman, Hadis No: 2749 — ‘Müslümanlık garip olarak başladı, garip olarak avdet edecektir. Ne mutlu gariplere.’
  • Müslim, Kitabu’l-Birr, Hadis No: 2564 — ‘Arab’ın Acem’e üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takvadadır’; veda hutbesi
  • Tirmizi, Kitabu’z-Zühd, Hadis No: 2272 — Evtadlar (direkler) kırk kişidir; İbrahim aleyhisselam gönüllüdürler
  • Beyhaki, Şuabu’l-İman — ‘Nefsini bilen Rabbini bilir’; kendini tanıma ve tefekkür
  • Buhari, Kitabu’l-Enbiya — ‘Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım’ (rivayetiyle); peygamber sevgisi ve sırra erişme
  • Müslim, Kitabu’z-Zühd, Hadis No: 2965 — Ebu Zer el-Gıfari’nin Muaviye ile yüzleşmesi ve dinin özünden yaşama azmi

Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları

  • İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Cilt 4, Kitabu’r-Riya — Takvanın dışsal görünümü ile içsel gerçekliği arasındaki fark; riyadan korunma
  • İmam Kuşeyri, er-Risaletü’l-Kuşeyriyye, Bab: el-Garibe — Gariplik ve aykırılık; tasavvufta garip kavramı
  • İmam Nevevi, Riyazü’s-Salihin — Her evde bulunması tavsiye edilen muhtasar hadis kitabı
  • İbn Hacer el-Askalani, el-İsabe fi Temyizi’s-Sahabe — Ashab-ı Suffa’nın hayatı ve ilim aşkları
  • Ebu Nuaym el-Isfahani, Hilyetü’l-Evliya — Ebu Zer el-Gıfari’nin zühdü ve Muaviye ile münazarası

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi